Konusunu Oylayın.: Hz Alin,in dilinden peygamber efendimizin suretini anlatan sözler var mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz Alin,in dilinden peygamber efendimizin suretini anlatan sözler var mı?
  1. 21.Ocak.2012, 20:21
    1
    Misafir

    Hz Alin,in dilinden peygamber efendimizin suretini anlatan sözler var mı?






    Hz Alin,in dilinden peygamber efendimizin suretini anlatan sözler var mı? Mumsema hz alinin dilinden peygamber efendimizin suretini anlatan dua varmı


  2. 21.Ocak.2012, 20:21
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 31.Ocak.2012, 04:53
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hz Alin,in dilinden peygamber efendimizin suretini anlatan sözler var mı?




    İmam-ı Ali'nin Peygamberimizi (s.a.a) Anlatan Hutbesi



    Resûl-i Ekrem Dünyaya Gönül Vermedi

    Mü’minlerin Emiri Hz. İmam-ı Ali'nin bir hutbesinden Hazret-i Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve âlihi ve selem) ‘i anlatan sözleri..

    Hamd Allah'a (c.c) ki evveldir, ondan evvel bir var yok; âhirdir, ondan sonra kalan yok. Zâhirdir, fevkinde bir varlık bulunamaz; bâtındır, ondan başka bâtına erişen olamaz.

    Hz. Muhammed'in, (s.a.a) karar ettiği yer, karar edilecek yerlerin en hayırlısıdır; yetiştiği yer, yetişilen yerin en yücesidir. Kerâmet mâdenlerinde yetişmiş, selâmet yaygısının yayıldığı yerlerde gelişmiştir. İyi kişilerin gönülleri ona yönelmiştir; inananların gözleri, ona meyletmiştir. Allah, eski kinleri onunla gömmüştür; gönüllerdeki düşmanlıkları, onunla söndürmüştür. Onunla, inananları uzlaştırmıştır, kardeş etmiştir. O'nunla şirki îmandan ayırmıştır. O'nunla, alçalışı yüceltmiştir; onunla yüceliği alçaltmıştır. Sözü anlatıştır O'nun; susması, söz söyleyişidir.

    Sen de tertemiz olan Peygamberinin (s.a.a) huylarıyla huylan; çünkü O'nda uyulacak huylar, yaslanacak kişiye yaslanacak şeyler vardır. Kulların Allah'a en sevgilisi, Peygamberine (s.a.a) benzemeye çalışan, O'nun izini izleyen kişidir.

    O, dünyada ağız dolusu bir lokma yemedi, dünyaya gözünün ucuyla bile bakmadı. Dünya ehlinin en zayıfıydı bedence; karnı en açıydı yemek bakımından. Dünya ona sunuldu, O kabûl etmedi bile. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ın buğz (nefret) ettiği şeyi bildi, ona buğz etti; horladığı şeyi bildi, horladı; küçük gördüğü şeyi küçük gördü, küçülttü. Bizde hiç bir ayıp olmasa da, yalnız Allah'ın Rasûlünün buğz ettiğini sevsek, Allah'ın ve Resûlü’nün küçülttüğünü büyültsek, Allah'a karşı durmak, Allah'ın emrinden çıkmak için bu yeter bize.

    Yeryüzünde yemek yerdi; kul gibi otururdu; ayakkabısını kendi tâmir ederdi; elbisesini kendi yamardı; eğersiz merkebe binerdi; (yanında) biri daha varsa ardına bindirirdi. Evinin kapısına, üstünde resimler bulunan bir perde asılmıştı; zevcelerinden birine, şunu kaldır buyurmuştu; baktıkça dünya ziynetlerini hatırlıyorum. Dünyayı gönlünden çıkarmıştı; onu anmayı hatırından geçirmezdi; ziynetini gönlünden yitirmişti; dünyayı o kadar gözden çıkarmıştı ki ne gönül bağlayacağı güzel bir elbisesi vardı, ne üstünde oturacağı beğenilecek bir yaygısı.

    Dünyayı gönlünden sürüp atmış, gözünden yitirip gitmişti. Bir şeyi sevmeyen kişi böyledir; ne onu görmek ister, ne adının anılmasını diler. Allah'ın salâtı ona ve soyuna olsun, Allah katında bu kadar yüce mertebesi varken, dünya ve dünyadakiler, onun yüzü suyu hürmetine yaratılmışken; Rasûlullah (s.a.a), ashabıyla (dostlarıyla) beraber dünyada aç yaşardı; bu da dünyanın kötülüklerine, ayıplarına delâlet (işaret) eder sence.

    Bakıp görenin, aklıyla düşünmesi, can gözüyle görmesi gerek: Allah (c.c) Hz. Muhammed'e (s.a.a) bu çekinmeyi vermekle onun kadrini mi yüceltti, yoksa onu alçalttı mı? Alçalttı diyen, andolsun ulular ulusu Allah'a; iftira eder, yalan söyler. Kadrini yüceltti denirse bilinmesi gerektir ki dünyayı O'nun için yayıp döşediği halde O'na ve O'na en yakın olanlara, dünyayı hor hakir göstermiştir. Şu halde Peygamberin yolunu tutan kişinin de O'nun sünnetini (izini) izlemesi, O'nun konduğu yere konması gerekir, yoksa helâk olmaktan kurtulamaz.

    Gerçekten de Allah, Hz Muhammed'i, Allah'ın salâtı O'na ve soyuna olsun, kıyâmete bir delil, Cennete müjdeci, azaptan korkutucu olarak gönderdi; O'ysa dünyadan karnı boş olarak çıkıp gitti; âhirete ayıplardan, suçlardan esen olarak vardı; bir taşı bir taş üstüne koymadan yolunu tuttu, Rabbinin dâvetine icâbet etti. Allah bize ne büyük bir lütufta bulunmuştur ki O’nu bize muktedâ (uyulacak İmam) olarak göndermiştir; O'nun izini izlemekteyiz; yolundan gitmekteyiz.

    Andolsun Allah'a ki şu yünden dokunmuş abamı kendim yamadım; yamattığım kişiden utandım artık; çünkü bana “bu kadar yamadan sonra hâlâ mı giyeceksin, atmayacak mısın artık bunu?” dedi. Ben de, uzaklaş benden dedim ona; sabah olup gün ışıyınca halk, gece yol alanları över..


    Hz Ali'nin Hutbelerini, Mektuplarını ve Sözlerini içeren Nehc'ül Belaga isimli kitaptan..


  4. 31.Ocak.2012, 04:53
    2
    Özel Üye



    İmam-ı Ali'nin Peygamberimizi (s.a.a) Anlatan Hutbesi



    Resûl-i Ekrem Dünyaya Gönül Vermedi

    Mü’minlerin Emiri Hz. İmam-ı Ali'nin bir hutbesinden Hazret-i Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve âlihi ve selem) ‘i anlatan sözleri..

    Hamd Allah'a (c.c) ki evveldir, ondan evvel bir var yok; âhirdir, ondan sonra kalan yok. Zâhirdir, fevkinde bir varlık bulunamaz; bâtındır, ondan başka bâtına erişen olamaz.

    Hz. Muhammed'in, (s.a.a) karar ettiği yer, karar edilecek yerlerin en hayırlısıdır; yetiştiği yer, yetişilen yerin en yücesidir. Kerâmet mâdenlerinde yetişmiş, selâmet yaygısının yayıldığı yerlerde gelişmiştir. İyi kişilerin gönülleri ona yönelmiştir; inananların gözleri, ona meyletmiştir. Allah, eski kinleri onunla gömmüştür; gönüllerdeki düşmanlıkları, onunla söndürmüştür. Onunla, inananları uzlaştırmıştır, kardeş etmiştir. O'nunla şirki îmandan ayırmıştır. O'nunla, alçalışı yüceltmiştir; onunla yüceliği alçaltmıştır. Sözü anlatıştır O'nun; susması, söz söyleyişidir.

    Sen de tertemiz olan Peygamberinin (s.a.a) huylarıyla huylan; çünkü O'nda uyulacak huylar, yaslanacak kişiye yaslanacak şeyler vardır. Kulların Allah'a en sevgilisi, Peygamberine (s.a.a) benzemeye çalışan, O'nun izini izleyen kişidir.

    O, dünyada ağız dolusu bir lokma yemedi, dünyaya gözünün ucuyla bile bakmadı. Dünya ehlinin en zayıfıydı bedence; karnı en açıydı yemek bakımından. Dünya ona sunuldu, O kabûl etmedi bile. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ın buğz (nefret) ettiği şeyi bildi, ona buğz etti; horladığı şeyi bildi, horladı; küçük gördüğü şeyi küçük gördü, küçülttü. Bizde hiç bir ayıp olmasa da, yalnız Allah'ın Rasûlünün buğz ettiğini sevsek, Allah'ın ve Resûlü’nün küçülttüğünü büyültsek, Allah'a karşı durmak, Allah'ın emrinden çıkmak için bu yeter bize.

    Yeryüzünde yemek yerdi; kul gibi otururdu; ayakkabısını kendi tâmir ederdi; elbisesini kendi yamardı; eğersiz merkebe binerdi; (yanında) biri daha varsa ardına bindirirdi. Evinin kapısına, üstünde resimler bulunan bir perde asılmıştı; zevcelerinden birine, şunu kaldır buyurmuştu; baktıkça dünya ziynetlerini hatırlıyorum. Dünyayı gönlünden çıkarmıştı; onu anmayı hatırından geçirmezdi; ziynetini gönlünden yitirmişti; dünyayı o kadar gözden çıkarmıştı ki ne gönül bağlayacağı güzel bir elbisesi vardı, ne üstünde oturacağı beğenilecek bir yaygısı.

    Dünyayı gönlünden sürüp atmış, gözünden yitirip gitmişti. Bir şeyi sevmeyen kişi böyledir; ne onu görmek ister, ne adının anılmasını diler. Allah'ın salâtı ona ve soyuna olsun, Allah katında bu kadar yüce mertebesi varken, dünya ve dünyadakiler, onun yüzü suyu hürmetine yaratılmışken; Rasûlullah (s.a.a), ashabıyla (dostlarıyla) beraber dünyada aç yaşardı; bu da dünyanın kötülüklerine, ayıplarına delâlet (işaret) eder sence.

    Bakıp görenin, aklıyla düşünmesi, can gözüyle görmesi gerek: Allah (c.c) Hz. Muhammed'e (s.a.a) bu çekinmeyi vermekle onun kadrini mi yüceltti, yoksa onu alçalttı mı? Alçalttı diyen, andolsun ulular ulusu Allah'a; iftira eder, yalan söyler. Kadrini yüceltti denirse bilinmesi gerektir ki dünyayı O'nun için yayıp döşediği halde O'na ve O'na en yakın olanlara, dünyayı hor hakir göstermiştir. Şu halde Peygamberin yolunu tutan kişinin de O'nun sünnetini (izini) izlemesi, O'nun konduğu yere konması gerekir, yoksa helâk olmaktan kurtulamaz.

    Gerçekten de Allah, Hz Muhammed'i, Allah'ın salâtı O'na ve soyuna olsun, kıyâmete bir delil, Cennete müjdeci, azaptan korkutucu olarak gönderdi; O'ysa dünyadan karnı boş olarak çıkıp gitti; âhirete ayıplardan, suçlardan esen olarak vardı; bir taşı bir taş üstüne koymadan yolunu tuttu, Rabbinin dâvetine icâbet etti. Allah bize ne büyük bir lütufta bulunmuştur ki O’nu bize muktedâ (uyulacak İmam) olarak göndermiştir; O'nun izini izlemekteyiz; yolundan gitmekteyiz.

    Andolsun Allah'a ki şu yünden dokunmuş abamı kendim yamadım; yamattığım kişiden utandım artık; çünkü bana “bu kadar yamadan sonra hâlâ mı giyeceksin, atmayacak mısın artık bunu?” dedi. Ben de, uzaklaş benden dedim ona; sabah olup gün ışıyınca halk, gece yol alanları över..


    Hz Ali'nin Hutbelerini, Mektuplarını ve Sözlerini içeren Nehc'ül Belaga isimli kitaptan..





+ Yorum Gönder