Konusunu Oylayın.: Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözü yorumu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözü yorumu?
  1. 08.Ocak.2012, 11:53
    1
    Misafir

    Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözü yorumu?






    Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözü yorumu? Mumsema Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözünü yorumlayabilir misiniz?


  2. 08.Ocak.2012, 11:53
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözünü yorumlayabilir misiniz?


    Benzer Konular

    - Mevlana Celaleddin (K.S.)'in Dilinden Bir Dua

    - Bu dünyada cezası ödenen günahın, ahrette cezası olur mu?

    - Mevlana’nın “namazda iken namazda olmak gerekir” diye bir sözü vardır.

    - Mevlana Celaleddin Rumi Siiri

    - Mademki... (Mevlana Celaleddin Rumi )

  3. 08.Ocak.2012, 23:50
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mevlana Celaleddin’in, sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise ibadetin karşılığıdır, sözü y




    Kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını görür.”(Nisa, 4/123),

    “Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.”
    (Şura, 42/30)

    Meallerini verdiğimiz ayetlerde ifade edildiği gibi, yapılan her kötülüğün -hatta her işin- bir karşılığı vardır. Bu ümmetin yaptığı kötülüklerin karşılığı -genellikle- bu dünyada -çeşitli sıkıntılar, ağır imtihanlar, musibetler şeklinde- verilir. Genel kural budur, ancak bazıları da ahirette cezalarını çekecekler.

    “Ümmetim, merhamete uğramış bir ümmettir. Ahirette azap görmeyecektir. Onun azabı/cezası, dünyada başına gelen fitneler/ağır imtihanlar, depremler, masum yere öldürülmeler gibi felaketler şeklinde verilir.”
    (Ebu Davud, Fiten, 7) mealindeki hadis-i şerife göre “sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası”dır.

    Alimlerin bildirdiğine göre, hadiste yer alan “Onlar için ahirette azap yoktur” sözünde gizli bir benzetme ve bir kıyaslama vardır. Yani: “Onlar için ahirette -diğer ümmetlerin azabı gibi ağır- bir azap yoktur.” demektir. Yoksa bu ümmetten de cehenneme gidip azap çekecek kimselerin olduğu bilinmektedir.

    Hadiste asıl verilmek istenen mesaj, bu ümmetin diğer ümmetlerden daha fazla Allah’ın lütuflarına mahzar olduğu, dünyada başlarına gelen her musibetin, hatta ayaklarına bir diken bile batsa onun da günahlarına kefaret olacağı hususudur. Buna göre, eğer bir kimse bu dünyada -günahlarına karşılık- sıkıntılar çeker, musibetlere uğrarsa, artık ahirette ceza çekmez.

    Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:

    “Bir Müslümana herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52)

    Özetlersek; Allah’a itaat etmekte kalbin ve ruhun huzuru vardır. Bu huzur, itaatin mükâfatı olan cennetten haber vermektedir. Allah’a isyan edip günah işlemek ise kalbin ve ruhun sıkıntı çekmesine sebeptir. Bu sıkıntı ise, Allah’a karşı gelmenin cezası olan cehennemden haber vermektedir.

    “İman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor. Demek selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyette ve imandadır.” (Nursi, Sözler, İkinci Söz)



  4. 08.Ocak.2012, 23:50
    2
    Editör



    Kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını görür.”(Nisa, 4/123),

    “Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.”
    (Şura, 42/30)

    Meallerini verdiğimiz ayetlerde ifade edildiği gibi, yapılan her kötülüğün -hatta her işin- bir karşılığı vardır. Bu ümmetin yaptığı kötülüklerin karşılığı -genellikle- bu dünyada -çeşitli sıkıntılar, ağır imtihanlar, musibetler şeklinde- verilir. Genel kural budur, ancak bazıları da ahirette cezalarını çekecekler.

    “Ümmetim, merhamete uğramış bir ümmettir. Ahirette azap görmeyecektir. Onun azabı/cezası, dünyada başına gelen fitneler/ağır imtihanlar, depremler, masum yere öldürülmeler gibi felaketler şeklinde verilir.”
    (Ebu Davud, Fiten, 7) mealindeki hadis-i şerife göre “sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası”dır.

    Alimlerin bildirdiğine göre, hadiste yer alan “Onlar için ahirette azap yoktur” sözünde gizli bir benzetme ve bir kıyaslama vardır. Yani: “Onlar için ahirette -diğer ümmetlerin azabı gibi ağır- bir azap yoktur.” demektir. Yoksa bu ümmetten de cehenneme gidip azap çekecek kimselerin olduğu bilinmektedir.

    Hadiste asıl verilmek istenen mesaj, bu ümmetin diğer ümmetlerden daha fazla Allah’ın lütuflarına mahzar olduğu, dünyada başlarına gelen her musibetin, hatta ayaklarına bir diken bile batsa onun da günahlarına kefaret olacağı hususudur. Buna göre, eğer bir kimse bu dünyada -günahlarına karşılık- sıkıntılar çeker, musibetlere uğrarsa, artık ahirette ceza çekmez.

    Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:

    “Bir Müslümana herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52)

    Özetlersek; Allah’a itaat etmekte kalbin ve ruhun huzuru vardır. Bu huzur, itaatin mükâfatı olan cennetten haber vermektedir. Allah’a isyan edip günah işlemek ise kalbin ve ruhun sıkıntı çekmesine sebeptir. Bu sıkıntı ise, Allah’a karşı gelmenin cezası olan cehennemden haber vermektedir.

    “İman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor. Demek selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyette ve imandadır.” (Nursi, Sözler, İkinci Söz)






+ Yorum Gönder