Konusunu Oylayın.: Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak
  1. 26.Haziran.2011, 00:33
    1
    Misafir

    Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak






    Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak Mumsema Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak hakkında eğitici bilgiler verir misiniz ?


  2. 26.Haziran.2011, 00:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 26.Haziran.2011, 13:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak




    Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak

    'Habib'in yolunda yüreği sürçenlere... evvel göğe bakardık güneş çalkalanırdı içimizde bin debdebeyle mühr-ü nebi müjdesi taşıyan kervanlar ipil ipil geçerdi alnımızdan

    çoktan unutulmuş bir yeminin nefti kelimeleriyle ve senin ham meyvaları olgunlaştıran sesin kutsal neşidelerle soluyan bir kubbe gibi kapanırdı soylu yetimliğimiz üstüne mor bir çöl gecesi susuzluğunda ezelden memnu öykülerin hülyasıyla biz böyle değildik tufan kalıntıları başucumuzda her gece en diriltici öpüşleriyle toprak kokusu her sabah yıldızlar semaha kalkardı damarlarımızda çünkü bizi menekşelerin ahı tuttu ten hummasıyla yoğrulan bir leke sağ yanımızda güya aşk suretinde tebdil-i kıyafet çünkü her tanrı muzdarip bir kavistir ruhun selamlığında yalınız ölüm uzatır defne dalı ve ne çare biliyorum artık: bozarsa kan bozar ancak KAN! bu simsiyah rüyayı



  4. 26.Haziran.2011, 13:32
    2
    Silent and lonely rains



    Mağaradan Çıkınca Dili Tutulan Adamın Son Sözleri / Fatma Çolak

    'Habib'in yolunda yüreği sürçenlere... evvel göğe bakardık güneş çalkalanırdı içimizde bin debdebeyle mühr-ü nebi müjdesi taşıyan kervanlar ipil ipil geçerdi alnımızdan

    çoktan unutulmuş bir yeminin nefti kelimeleriyle ve senin ham meyvaları olgunlaştıran sesin kutsal neşidelerle soluyan bir kubbe gibi kapanırdı soylu yetimliğimiz üstüne mor bir çöl gecesi susuzluğunda ezelden memnu öykülerin hülyasıyla biz böyle değildik tufan kalıntıları başucumuzda her gece en diriltici öpüşleriyle toprak kokusu her sabah yıldızlar semaha kalkardı damarlarımızda çünkü bizi menekşelerin ahı tuttu ten hummasıyla yoğrulan bir leke sağ yanımızda güya aşk suretinde tebdil-i kıyafet çünkü her tanrı muzdarip bir kavistir ruhun selamlığında yalınız ölüm uzatır defne dalı ve ne çare biliyorum artık: bozarsa kan bozar ancak KAN! bu simsiyah rüyayı






+ Yorum Gönder