Konusunu Oylayın.: Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri
  1. 22.Haziran.2011, 05:34
    1
    Misafir

    Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri






    Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri Mumsema Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri hakkında bir kaç tane örnek paylaşabilir misiniz ?


  2. 22.Haziran.2011, 05:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Temmuz.2011, 13:23
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri




    İbn Teymiyye Ölü İşitir Diyor:
    İbn Teymiyye, sorulan bir soruya “Ölünün Kur’ân okumak zikir ve duâ seslerini işitebildiği doğrudur.” demekte¬dir.
    İbn Teymiyye, Ölülerin kabirlerde konuştuğunu ve ken¬disine yapılan konuşmaları işittiklerini, söylüyor.
    İbn Teymiyye; ölülerin görebilmesi ile alakalı Âişe (r.anhâ) ve diğer sahâbelerden birçok rivâyet gelmektedir. Allah’ın dilediği zamanlarda da ruh bedenle bir araya geldi¬ğinde, tıpkı bir meleğin yeryüzüne inmesi, birden bir ışı¬ğın parlaması ya da uyuyan bir kimsenin bir anda uyan¬ması gibi bir anlık bir olaydır. Bu mana birçok rivâyette nakledilmektedir. Mücahid şöyle demektedir: “Bazen ruh¬lar defnedildikten itibaren yedi gün kabir içinde oda¬larda tutulurlar.” Mâlik İbn Enes şöyle demektedir: “Bana ruhla¬rın istediği her yere gidebileceği rivâyeti ulaşmıştır” de¬mekte¬dir.
    İbn Teymiyye: Peygamberlerin ve örnek davranış¬ları ile tanınmış salih kişilerin mezarlarında zaman zaman görüldüğü söylenen diğer bazı kerâmetler ve olağanüstü tezahürler de böyledir. Mesela bu mezarlara gökten ışık veya melek inmesi, şeytanların veya hayvanla¬rın buralara yanaşmaktan kaçınmaları, bu mezar¬lar¬dan veya çevrelerindeki diğer mezarlardan ateş fışkırması, bu mezarlarda yatanların bazı komşu ölülere şefaâtçi olmaları, bazı kimselerin ölünce on¬ların yanıbaşında gömülmeyi istemeleri, bazı me¬zarların yanında insanın içinde huzur ve sükun his¬setmesi ve bazı ölülere dil uzatanların çeşitli ce¬zalara çarptırılmaları gibi önemli tezahür¬ler, ko¬numuzun kapsamına girmeyen gerçeklerdir.
    Başka bir deyimle gerek Peygamberlerin ve ge¬rekse yaşarken iyi davranışları ile tanınmış salih şahsiyetlerin mezarlarında belirebilecek Allah’ın kerâmetleri ile buraların Allah (Celle Celalühü) ka¬tında taşıdıkları saygınlık ve değer, çoğu kimsele¬rin tasavvurunun üzerindedir. Fakat ısrarla söylediği¬miz şudur ki, bütün bu tezahürler söz konusu mezarları, namaz yeri edinmeyi veya tercihli duâ ve ziyaret yeri ola¬rak seçmeyi gerektirmez, diyor İbn Teymiyye.
    İbn Kayyım el Cevziyye (Ruh kitabının sayfa 19’)da Ha¬san b. Sabbah Zaferani der ki: İmâm Şafi’ye sor¬dum. O da: “Kabirde Kur’ân okumanın hiçbir sakın¬cası yoktur”, sözünü naklediyor. ………………………………………………… TEVESSÜL
    kaynağı İbn Teymiyye’dir. Talebesi İbn Kesîr (ö.774/1372):
    “İbn Teymiyye’nin devlet ve ulemânın huzu¬runda teves¬sü¬lün haram olduğu görüşünden kendi iste¬ğiyle vazgeçip, mübah olduğunu kabul ettiğini, fa¬kat istigâse’nin haram olduğu görüşü üzere de¬vam ettiği sözünü bizlere” nakletmiştir.
    İbn Teymiyye (ö.728/1328)’yi görüşlerinin kaynağı ola¬rak kabul eden¬ler, İbn Teymiyye’nin bu sözü korkusun¬dan dolayı söylemiş olabilir derlerse; biz de deriz ki: Siz insanların sözleri¬nin zâhirine göre hüküm vermiyor muydu¬nuz? Ayrıca İbn Teymiyye korksaydı istiğase’nin haram oldu¬ğunu söylemez ve görüşünde ısrar etmezdi. ……………………………………………. Muhammed bin Abdulvahhâb’ın zat ile tevessülü kabul ediş şekli
    . Bizim inkâr et¬tiğimiz şey, bir mahlûka hem de Allah’a edildiğinden daha fazla duâ ediliyor olması, şeyh Abdulkadîr ya da bir başkasının kabrine yönelip sıkıntıla¬rın giderilmesi ve istekleri¬nin verilmesi için saygı ile ondan istekte bulu¬nulması¬dır. Burada nerededir sırf Allah’a duâ etmek? Nerededir Allah’la beraber hiç kimseye duâ etmemek? Ama birisi çıkar duâ ederken “Allah’ım! Ben senden Peygamberlerin ya da Salih kullarının vesilesi ile şunu şunu istiyorum” diye duâ etse, sadece Allah’a duâ ettikten sonra, herhangi bir kabrin ya¬nında duâ edi¬yor olsa bile, bu bizim reddettiğimiz bir şey değildir. diyor. ………………………………………………………Hanbelî:
    Tevessülü kabul etmeyen müslümanlardan bazıları Hanbelî, bazıları da tüm mezheblerden faydalandıklarını söylüyorlar. Mezheb imâmlarından Ahmed b. Hanbelî (ö.241/855) tevessülü kabul ediyor; Elbânî’nin Tevesseül adlı eserinin 62. sayfasında Ahmet b. Hanbel’in tevessülü kabul ettiğini yazıyor.
    Ebu’l Ferec İbnu’l Cevzî’nin Tevessülü Ka¬bulü
    Ebu’l Ferec İbnu’l Cevzî: Nefsimi terbiye edeme¬dim bazı salih kişilerin kabrine gidip onları aracı yapıp düzelmem için duâ ettim.
    İbn Teymiyye, İzzuddîn b. Abdusselâm’ın (ö.660/1262) sadece Peygamber ile teves¬sülü kabul ettiğini söylüyor.
    ……………………………………………………………………………..İbn Teymiyye’nin Kerâmetler ile İlgili Görüşleri
    Allah dostlarının yaptıkları kerâmeti şeytandan sayanla¬rın âlimlerinden İbn Teymiyye şöyle diyor:
    Allah dostu zannedilen bazı kişiler kendilerinden mukaşefe sadır olur veya çoğunun yapmadığı harikuladelik¬ler gösterirler. Mesela: İşâretle bir şahsı öldürü¬vermesi, vasıtasız bir şekilde havalarda uçması, olduğu yerde görülmesine rağmen aynı zamanda Mekke’de ve benzeri yerlerde görülmesi, su üstünde yürü¬mesi, tasını boşlukta tutarak içine su doldurması, bilinme¬yen yerler¬den gıda alması, zaman zaman insanların gözleri¬nin önün¬den yok olması, uzaklardan kendisini yardıma çağıranın yardımına, bulunduğu yerden yardım etmesi, çalınan bir malın nereye saklandığını hiç arama¬dan haber vermesi gibi harikulade şeyler.
    Bütün bu saydığımız şeyleri yapmakta olmaları veli oldu¬ğunu göstermez, ispatlamaz. Gerçek evliyanın kanaati odur ki; bir kimse havada uçsa su, üstünde yürüse gene de al¬datıcı olabilir. Ve arkasından kayıtsız şartsız gidilmez.
    Fakat bu fevkalâdelikleri göstermenin yanında Allah (Celle Celalühü) Resülüne itaat ettiği de açıkça görünüyorsa, onun yasak ve emirlerini olduğu gibi yerine getiriyorsa böylesinin bir veli olduğuna inanılabilir ve sözleri yerine getirmeye değer bulunabilir. Gerçekte velinin kerâmet¬leri yukarıda saydıklarımızdan daha büyük¬tür. (Ha¬vada uçması, bir anda başka yerde gözükmesi, su üstünde yürümesi, yardım isteyenlerin yardımına uzaktanda olsa yetiş¬mesi gibi.)
    Yaptıkları ve söyledikleri Kur’ân ve sünnete uygun düşü¬yorsa ne kadar güzel. Zira veliler, imânlarının nuruyla bâ¬tınî gerçeklerin yüze vurmasıyla, İslâm şeriatına sımsıkı sa¬rılmalarıyla bilinir ve tanınırlar.
    Allahu Teâla şöyle buyuruyor:
    “Onlar, O’nun velileri değildir. Onun velileri sa¬dece müttakilerdir. Çokları bilmezler.” (Enfal 8/34)
    İbn Teymiyye aynı eseri sayfa 96’da şöyle diyor: Ki¬tap ve sünnet ehlinin büyükleri ayân beyân ortadadır. Ve onları hiç kimse inkar edemez. Onlardan bir kısmı şunlar¬dır:
    Fudayl bin İyad, (ö.189/804) İbrahim bin Ethem (ö.161/777), Ebû Süleyman Dârânî, Marufu El-Kerhi, Cüneyd bin Muhammed Bağ¬dâdî (ö.297/909), Sehl bin Abdullah El-Tüsteri (ö.273/886) ve benzeri büyükler. Yüce Allah bunların hepsinden razı olsun. Diyor ibn teymiyye…………………… ÖLÜDEN BİR ŞEY İSTEMEK
    İbn Teymiyye dedi ki: Bazı kimselerin Peygamber Efendi¬miz¬den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) veya ümmetine mensup salih bir şahsiyetten bir şey dilemeleri ve bu dilekleri¬nin yerine getirilmesi çok görülen bir olaydır.
    İbn Teymiyye; Böyle bir dileğin yerine gelmesi yanı ba¬şında duâ edilen mezarda yatan ölünün kerâ¬meti ola¬rak sayılabilir.” demiştir.
    İbn Teymiyye böyle bir dilekte bulunmayı doğru bul¬mamakla beraber, böyle dileklerin Allah’ın (Celle Celalühü) izniyle kabul olunduğunu, itiraf etmiştir. Şeytandan¬dır, demi¬yor, Ölünün kerâmetindendir, diyor. İbn Teymiyye’ye tabi olanlar şeytandandır, diyorlar. ………………………………………………………………… Zât ile tevessülü kabul etmeyenlerin itibar ettikleri âlim¬lerinden İbn Teymiyye şunları anlatır:
    Esvedül-Ansî, peygamberlik iddiasında bulunduğu za¬man Ebû Müslim’i çağırtmış ve ona “benim pey¬gamberli¬ğimi tasdik ediyor musun?” diye sormuş. “Ha¬yır tasdik etmiyo¬rum” diye cevaplamış. Bunun üze¬rine Esved “Peki Muhammed’in Allah (Celle Celalühü)’ın Rasulü olduğunu kabul ediyor musun?” Elbette kabul ediyorum cevabını alan Esved gazaba gelmiş, bir ateş yakıl¬masını ve Müslimin ateşin içine atılarak yakılmasını emretmiş adamla¬rına. Bu emri yerine getiren adamları, Müslimi ateşin içinde namaz kılarken gördüler, hiçbir şey olmuyor¬muş gibi Ebû Müslim, Allah (Celle Celalühü) Rasulunun vefa¬tından sonra Medine’ye gelmişti. Hz. Ömer (Radıyallahu Anh) onu kendisiyle Hz. Ebû Bekir ara¬sına oturt¬muştu.
    Hz. Ebû Bekir (ö.13/634) (Radıyallahu Anh) hazır bulu¬nanlara “Allah (Celle Celalühü)’a hamd olsun ömrüm sona ermeden Allah (Celle Celalühü)’ın Rasulu Muhammedin ümmetinde İbrahim Halilullah gibi ateşe atılıp da kurtulan birini görmeyi bana nasip etti.”


  4. 16.Temmuz.2011, 13:23
    2
    Devamlı Üye



    İbn Teymiyye Ölü İşitir Diyor:
    İbn Teymiyye, sorulan bir soruya “Ölünün Kur’ân okumak zikir ve duâ seslerini işitebildiği doğrudur.” demekte¬dir.
    İbn Teymiyye, Ölülerin kabirlerde konuştuğunu ve ken¬disine yapılan konuşmaları işittiklerini, söylüyor.
    İbn Teymiyye; ölülerin görebilmesi ile alakalı Âişe (r.anhâ) ve diğer sahâbelerden birçok rivâyet gelmektedir. Allah’ın dilediği zamanlarda da ruh bedenle bir araya geldi¬ğinde, tıpkı bir meleğin yeryüzüne inmesi, birden bir ışı¬ğın parlaması ya da uyuyan bir kimsenin bir anda uyan¬ması gibi bir anlık bir olaydır. Bu mana birçok rivâyette nakledilmektedir. Mücahid şöyle demektedir: “Bazen ruh¬lar defnedildikten itibaren yedi gün kabir içinde oda¬larda tutulurlar.” Mâlik İbn Enes şöyle demektedir: “Bana ruhla¬rın istediği her yere gidebileceği rivâyeti ulaşmıştır” de¬mekte¬dir.
    İbn Teymiyye: Peygamberlerin ve örnek davranış¬ları ile tanınmış salih kişilerin mezarlarında zaman zaman görüldüğü söylenen diğer bazı kerâmetler ve olağanüstü tezahürler de böyledir. Mesela bu mezarlara gökten ışık veya melek inmesi, şeytanların veya hayvanla¬rın buralara yanaşmaktan kaçınmaları, bu mezar¬lar¬dan veya çevrelerindeki diğer mezarlardan ateş fışkırması, bu mezarlarda yatanların bazı komşu ölülere şefaâtçi olmaları, bazı kimselerin ölünce on¬ların yanıbaşında gömülmeyi istemeleri, bazı me¬zarların yanında insanın içinde huzur ve sükun his¬setmesi ve bazı ölülere dil uzatanların çeşitli ce¬zalara çarptırılmaları gibi önemli tezahür¬ler, ko¬numuzun kapsamına girmeyen gerçeklerdir.
    Başka bir deyimle gerek Peygamberlerin ve ge¬rekse yaşarken iyi davranışları ile tanınmış salih şahsiyetlerin mezarlarında belirebilecek Allah’ın kerâmetleri ile buraların Allah (Celle Celalühü) ka¬tında taşıdıkları saygınlık ve değer, çoğu kimsele¬rin tasavvurunun üzerindedir. Fakat ısrarla söylediği¬miz şudur ki, bütün bu tezahürler söz konusu mezarları, namaz yeri edinmeyi veya tercihli duâ ve ziyaret yeri ola¬rak seçmeyi gerektirmez, diyor İbn Teymiyye.
    İbn Kayyım el Cevziyye (Ruh kitabının sayfa 19’)da Ha¬san b. Sabbah Zaferani der ki: İmâm Şafi’ye sor¬dum. O da: “Kabirde Kur’ân okumanın hiçbir sakın¬cası yoktur”, sözünü naklediyor. ………………………………………………… TEVESSÜL
    kaynağı İbn Teymiyye’dir. Talebesi İbn Kesîr (ö.774/1372):
    “İbn Teymiyye’nin devlet ve ulemânın huzu¬runda teves¬sü¬lün haram olduğu görüşünden kendi iste¬ğiyle vazgeçip, mübah olduğunu kabul ettiğini, fa¬kat istigâse’nin haram olduğu görüşü üzere de¬vam ettiği sözünü bizlere” nakletmiştir.
    İbn Teymiyye (ö.728/1328)’yi görüşlerinin kaynağı ola¬rak kabul eden¬ler, İbn Teymiyye’nin bu sözü korkusun¬dan dolayı söylemiş olabilir derlerse; biz de deriz ki: Siz insanların sözleri¬nin zâhirine göre hüküm vermiyor muydu¬nuz? Ayrıca İbn Teymiyye korksaydı istiğase’nin haram oldu¬ğunu söylemez ve görüşünde ısrar etmezdi. ……………………………………………. Muhammed bin Abdulvahhâb’ın zat ile tevessülü kabul ediş şekli
    . Bizim inkâr et¬tiğimiz şey, bir mahlûka hem de Allah’a edildiğinden daha fazla duâ ediliyor olması, şeyh Abdulkadîr ya da bir başkasının kabrine yönelip sıkıntıla¬rın giderilmesi ve istekleri¬nin verilmesi için saygı ile ondan istekte bulu¬nulması¬dır. Burada nerededir sırf Allah’a duâ etmek? Nerededir Allah’la beraber hiç kimseye duâ etmemek? Ama birisi çıkar duâ ederken “Allah’ım! Ben senden Peygamberlerin ya da Salih kullarının vesilesi ile şunu şunu istiyorum” diye duâ etse, sadece Allah’a duâ ettikten sonra, herhangi bir kabrin ya¬nında duâ edi¬yor olsa bile, bu bizim reddettiğimiz bir şey değildir. diyor. ………………………………………………………Hanbelî:
    Tevessülü kabul etmeyen müslümanlardan bazıları Hanbelî, bazıları da tüm mezheblerden faydalandıklarını söylüyorlar. Mezheb imâmlarından Ahmed b. Hanbelî (ö.241/855) tevessülü kabul ediyor; Elbânî’nin Tevesseül adlı eserinin 62. sayfasında Ahmet b. Hanbel’in tevessülü kabul ettiğini yazıyor.
    Ebu’l Ferec İbnu’l Cevzî’nin Tevessülü Ka¬bulü
    Ebu’l Ferec İbnu’l Cevzî: Nefsimi terbiye edeme¬dim bazı salih kişilerin kabrine gidip onları aracı yapıp düzelmem için duâ ettim.
    İbn Teymiyye, İzzuddîn b. Abdusselâm’ın (ö.660/1262) sadece Peygamber ile teves¬sülü kabul ettiğini söylüyor.
    ……………………………………………………………………………..İbn Teymiyye’nin Kerâmetler ile İlgili Görüşleri
    Allah dostlarının yaptıkları kerâmeti şeytandan sayanla¬rın âlimlerinden İbn Teymiyye şöyle diyor:
    Allah dostu zannedilen bazı kişiler kendilerinden mukaşefe sadır olur veya çoğunun yapmadığı harikuladelik¬ler gösterirler. Mesela: İşâretle bir şahsı öldürü¬vermesi, vasıtasız bir şekilde havalarda uçması, olduğu yerde görülmesine rağmen aynı zamanda Mekke’de ve benzeri yerlerde görülmesi, su üstünde yürü¬mesi, tasını boşlukta tutarak içine su doldurması, bilinme¬yen yerler¬den gıda alması, zaman zaman insanların gözleri¬nin önün¬den yok olması, uzaklardan kendisini yardıma çağıranın yardımına, bulunduğu yerden yardım etmesi, çalınan bir malın nereye saklandığını hiç arama¬dan haber vermesi gibi harikulade şeyler.
    Bütün bu saydığımız şeyleri yapmakta olmaları veli oldu¬ğunu göstermez, ispatlamaz. Gerçek evliyanın kanaati odur ki; bir kimse havada uçsa su, üstünde yürüse gene de al¬datıcı olabilir. Ve arkasından kayıtsız şartsız gidilmez.
    Fakat bu fevkalâdelikleri göstermenin yanında Allah (Celle Celalühü) Resülüne itaat ettiği de açıkça görünüyorsa, onun yasak ve emirlerini olduğu gibi yerine getiriyorsa böylesinin bir veli olduğuna inanılabilir ve sözleri yerine getirmeye değer bulunabilir. Gerçekte velinin kerâmet¬leri yukarıda saydıklarımızdan daha büyük¬tür. (Ha¬vada uçması, bir anda başka yerde gözükmesi, su üstünde yürümesi, yardım isteyenlerin yardımına uzaktanda olsa yetiş¬mesi gibi.)
    Yaptıkları ve söyledikleri Kur’ân ve sünnete uygun düşü¬yorsa ne kadar güzel. Zira veliler, imânlarının nuruyla bâ¬tınî gerçeklerin yüze vurmasıyla, İslâm şeriatına sımsıkı sa¬rılmalarıyla bilinir ve tanınırlar.
    Allahu Teâla şöyle buyuruyor:
    “Onlar, O’nun velileri değildir. Onun velileri sa¬dece müttakilerdir. Çokları bilmezler.” (Enfal 8/34)
    İbn Teymiyye aynı eseri sayfa 96’da şöyle diyor: Ki¬tap ve sünnet ehlinin büyükleri ayân beyân ortadadır. Ve onları hiç kimse inkar edemez. Onlardan bir kısmı şunlar¬dır:
    Fudayl bin İyad, (ö.189/804) İbrahim bin Ethem (ö.161/777), Ebû Süleyman Dârânî, Marufu El-Kerhi, Cüneyd bin Muhammed Bağ¬dâdî (ö.297/909), Sehl bin Abdullah El-Tüsteri (ö.273/886) ve benzeri büyükler. Yüce Allah bunların hepsinden razı olsun. Diyor ibn teymiyye…………………… ÖLÜDEN BİR ŞEY İSTEMEK
    İbn Teymiyye dedi ki: Bazı kimselerin Peygamber Efendi¬miz¬den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) veya ümmetine mensup salih bir şahsiyetten bir şey dilemeleri ve bu dilekleri¬nin yerine getirilmesi çok görülen bir olaydır.
    İbn Teymiyye; Böyle bir dileğin yerine gelmesi yanı ba¬şında duâ edilen mezarda yatan ölünün kerâ¬meti ola¬rak sayılabilir.” demiştir.
    İbn Teymiyye böyle bir dilekte bulunmayı doğru bul¬mamakla beraber, böyle dileklerin Allah’ın (Celle Celalühü) izniyle kabul olunduğunu, itiraf etmiştir. Şeytandan¬dır, demi¬yor, Ölünün kerâmetindendir, diyor. İbn Teymiyye’ye tabi olanlar şeytandandır, diyorlar. ………………………………………………………………… Zât ile tevessülü kabul etmeyenlerin itibar ettikleri âlim¬lerinden İbn Teymiyye şunları anlatır:
    Esvedül-Ansî, peygamberlik iddiasında bulunduğu za¬man Ebû Müslim’i çağırtmış ve ona “benim pey¬gamberli¬ğimi tasdik ediyor musun?” diye sormuş. “Ha¬yır tasdik etmiyo¬rum” diye cevaplamış. Bunun üze¬rine Esved “Peki Muhammed’in Allah (Celle Celalühü)’ın Rasulü olduğunu kabul ediyor musun?” Elbette kabul ediyorum cevabını alan Esved gazaba gelmiş, bir ateş yakıl¬masını ve Müslimin ateşin içine atılarak yakılmasını emretmiş adamla¬rına. Bu emri yerine getiren adamları, Müslimi ateşin içinde namaz kılarken gördüler, hiçbir şey olmuyor¬muş gibi Ebû Müslim, Allah (Celle Celalühü) Rasulunun vefa¬tından sonra Medine’ye gelmişti. Hz. Ömer (Radıyallahu Anh) onu kendisiyle Hz. Ebû Bekir ara¬sına oturt¬muştu.
    Hz. Ebû Bekir (ö.13/634) (Radıyallahu Anh) hazır bulu¬nanlara “Allah (Celle Celalühü)’a hamd olsun ömrüm sona ermeden Allah (Celle Celalühü)’ın Rasulu Muhammedin ümmetinde İbrahim Halilullah gibi ateşe atılıp da kurtulan birini görmeyi bana nasip etti.”


  5. 16.Temmuz.2011, 13:33
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri

    Hizmetkar kardeş Ehli sünnet görüşlerini yayınlamışsın . ama Vahabbiler zaten. Kuran okunmaz o yapılmaz diye diye kafaları yemiş durumdalar.


  6. 16.Temmuz.2011, 13:33
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Hizmetkar kardeş Ehli sünnet görüşlerini yayınlamışsın . ama Vahabbiler zaten. Kuran okunmaz o yapılmaz diye diye kafaları yemiş durumdalar.


  7. 16.Temmuz.2011, 13:45
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri

    Alıntı
    Hizmetkar kardeş Ehli sünnet görüşlerini yayınlamışsın . ama Vahabbiler zaten. Kuran okunmaz o yapılmaz diye diye kafaları yemiş durumdalar.
    Kur'an okunmaz derken.....Kabristanımı kasteddin?
    Ölülerin arkasından özelliklede 40. gece 52. gece
    Kur'an larını hadis ve ayetlerle ispatını getir.
    Ehli sünnetle vehhabilerin düşüncelerini
    birbirine karıştırıp aynı kefeye koymayınız.
    İbni Teyyimeye vahhabi diyen kendisi vahhabidir.


  8. 16.Temmuz.2011, 13:45
    4
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    Hizmetkar kardeş Ehli sünnet görüşlerini yayınlamışsın . ama Vahabbiler zaten. Kuran okunmaz o yapılmaz diye diye kafaları yemiş durumdalar.
    Kur'an okunmaz derken.....Kabristanımı kasteddin?
    Ölülerin arkasından özelliklede 40. gece 52. gece
    Kur'an larını hadis ve ayetlerle ispatını getir.
    Ehli sünnetle vehhabilerin düşüncelerini
    birbirine karıştırıp aynı kefeye koymayınız.
    İbni Teyyimeye vahhabi diyen kendisi vahhabidir.


  9. 16.Temmuz.2011, 13:58
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri

    SORU: Hocam İbni Teymiyye ile ilgili sohbetinizi dinledim ve çok istifade ettim. Fakat bir konuda onunla ilgili soru işaretim hala duruyor. Sohbette bu konuya girmemişsiniz. O da istiva konusu. Bildiğimiz kadarıyla İbn-i teymiyye Allah’ın göklerde olduğunu ve orada oturduğuna inanıyor (tabi iftira değilse). Fakat biz onu müteşabih ayetlerin tevil edilmemesi gerektiğini savunduğunu okuyoruz. Bu durumda bu bir çelişki olmuyor mu hocam? Bu soruya bir açıklık getirirseniz sevinirim.

    CEVAP: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife’nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin. İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet’in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye’yi hatasız görmek sadece aptallık olur. İbni Teymiye’nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet’ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye’nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır. Eğer İbni Teymiye’yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye’yi de ‘bizim’ ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik’ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim:
    Biz Ümmet’imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah’a emanet olunuz.

    Nureddin Yıldız


  10. 16.Temmuz.2011, 13:58
    5
    Silent and lonely rains
    SORU: Hocam İbni Teymiyye ile ilgili sohbetinizi dinledim ve çok istifade ettim. Fakat bir konuda onunla ilgili soru işaretim hala duruyor. Sohbette bu konuya girmemişsiniz. O da istiva konusu. Bildiğimiz kadarıyla İbn-i teymiyye Allah’ın göklerde olduğunu ve orada oturduğuna inanıyor (tabi iftira değilse). Fakat biz onu müteşabih ayetlerin tevil edilmemesi gerektiğini savunduğunu okuyoruz. Bu durumda bu bir çelişki olmuyor mu hocam? Bu soruya bir açıklık getirirseniz sevinirim.

    CEVAP: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife’nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin. İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet’in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye’yi hatasız görmek sadece aptallık olur. İbni Teymiye’nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet’ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye’nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır. Eğer İbni Teymiye’yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye’yi de ‘bizim’ ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik’ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim:
    Biz Ümmet’imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah’a emanet olunuz.

    Nureddin Yıldız


  11. 16.Temmuz.2011, 15:30
    6
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Vahhabileri şok eden kendi alimlerin sözleri

    ibni teyyimeye vahabbi demedimki. Desert rose onu nerden çıkarıyorsun. ibni temiyye Cennet cehennemin sonu var gibi hatalı görüşleri var. . Desert Rose daha yeter valla sende iyice deli edecen beni. Ne demek kabristanda Kuran okunmaz. ve ben bu 40 ı 52 sini ne zaman kastetdim. demedigim kelimelerle bana iftira atma. Kabristanda yasinde okunur Fatihada okunur. ya baksana ibni temiyye Ne demiş yukarda. okumadınmı

    Alıntı
    İbn Teymiyye, sorulan bir soruya “Ölünün Kur’ân okumak zikir ve duâ seslerini işitebildiği doğrudur.” demekte¬dir.
    Alıntı
    bak buradaki sözde ibni temiyyeye aittir. ama ben 50 sidir 42 sidir diye birşey dememişim. sen benim yazılarımın hepsine muhalefet oluyorsun. ben sana bir soru sorabilirmiyim. Vahabilerle - Ehli sünnetin arasındaki farkları bana söylermisin. onlar neden ehli sünnete dinden çıkmış diyorlar. bir bunu araştırman yeter zaten.

    ben 2 cümle konustum. sen o cümleleri nerelere çektin.


  12. 16.Temmuz.2011, 15:30
    6
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    ibni teyyimeye vahabbi demedimki. Desert rose onu nerden çıkarıyorsun. ibni temiyye Cennet cehennemin sonu var gibi hatalı görüşleri var. . Desert Rose daha yeter valla sende iyice deli edecen beni. Ne demek kabristanda Kuran okunmaz. ve ben bu 40 ı 52 sini ne zaman kastetdim. demedigim kelimelerle bana iftira atma. Kabristanda yasinde okunur Fatihada okunur. ya baksana ibni temiyye Ne demiş yukarda. okumadınmı

    Alıntı
    İbn Teymiyye, sorulan bir soruya “Ölünün Kur’ân okumak zikir ve duâ seslerini işitebildiği doğrudur.” demekte¬dir.
    Alıntı
    bak buradaki sözde ibni temiyyeye aittir. ama ben 50 sidir 42 sidir diye birşey dememişim. sen benim yazılarımın hepsine muhalefet oluyorsun. ben sana bir soru sorabilirmiyim. Vahabilerle - Ehli sünnetin arasındaki farkları bana söylermisin. onlar neden ehli sünnete dinden çıkmış diyorlar. bir bunu araştırman yeter zaten.

    ben 2 cümle konustum. sen o cümleleri nerelere çektin.





+ Yorum Gönder