Konusunu Oylayın.: İslamda verilen sözü tutmanın önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
İslamda verilen sözü tutmanın önemi
  1. 15.Şubat.2011, 20:25
    1
    Misafir

    İslamda verilen sözü tutmanın önemi






    İslamda verilen sözü tutmanın önemi Mumsema islamda verilen sözü tutmanın önemi hakkında kısa bir yazı örneği yazar mısınız ?


  2. 15.Şubat.2011, 20:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 18.Aralık.2011, 16:47
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: İslamda verilen sözü tutmanın önemi




    Söz verdiğinizde onu yerine getirin

    Verilen sözü yerine getirmek ve ahde vefa etmek de İslam açısından bir müminde bulunması gereken en önemli sıfatlardan birisidir. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de bir çok ayet ve Resulullah (s.a.a) ve Ehl-i Beyti'nden (a.s) nakledilen bir çok hadis vardır ki biz bunlardan sadece bir kaçına değinmekle yetineceğiz:

    İsra suresinde şöyle buyrulmaktadır: "Ahde (verilen söze) vefa edin; hiç şüphesiz ahitten (verilen sözlerden dolayı) hesap sorulacaktır."(İsra, 34)

    Mu'minun suresinde ise müminlerin özelliklerinden bahsederken şöyle buyurmuştur:

    "Onlar ki emanetlerine ve verdikleri sözlere sahip çıkarlar." (Mu'minun, 8)

    Saf Suresindeki ayet ise şöyledir:

    "Yapmayacağınız sözü söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır." (Saf, 3)

    Şimdi de hadislerden bazı örnekler:

    Merhum Şeyh Saduk, Ebu Malik isminde bir raviden şöyle nakletmektedir; dedi ki: İmam Zeyn-ül Abidin (a.s)'a dedim ki: "Dinin bütün kurallarını bana anlat." İmam (a.s) şöyle buyurdu: "(O kurallar şu üç şeyde özetlenmiştir) Hakkı söylemek, adaletle hükmetmek ve ahde (verilen söze) vefa etmek, yerine getirmek."[1]

    İmam Sadık (a.s)'dan ise şöyle nakletmektedir: "Üç şey vardır ki onları ihmal etmekte kimsenin bir mazereti olamaz: Emaneti sahibine iade etmek, ister iyi olsun isterse kötü; verilen sözü yerine getirmek, ister (söz verdiğin adam) iyi olsun, isterse kötü; anne babaya iyilik etmek ister iyi olsunlar, isterse kötü." [2]

    Merhum Tabersi, Mekarim-ul Ahlak kitabında Ebu-l Humeysa isimli bir şahıstan şöyle nakletmiştir: "Ben, Resulullah peygamberliğe seçilmeden önce onunla bir anlaşma yaptım ve belli bir mekanda onunla buluşmak için sözleştim. Fakat daha sonra iki gün peş peşe verdiğim sözü unuttum ve üçüncü gün hatırlayıp söz verdiğim yere geldim. Hz. Muhammed (s.a.a) beni gördüğünde şöyle buyurdu: "Ey genç beni zor durumda bıraktın. Üç gündür ben burada (seni bekliyorum)!"[3]

    Şu hadisler de Allah Resulü (s.a.a)'den nakledilmiştir: "Sözünde durmayan kimsenin dini olmaz."[4]

    "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse, mutlaka verdiği sözü yerine getirsin."[5]

    Kur'n-ı Kerim'de Allah-u Teala İsmail isminde bir peygamberden bahsederken onu "Sadık-ül Va'd" (sözüne, vaadine sadık kimse) olarak övüyor. (Meryem suresi, ayet 54) Elbette bu İsmail'den maksat Hz. İbrahim'in oğlu İsmail değil, Hızkıl Peygamberin oğlu İsmail'dir ki peygamber olarak gönderildiği kavim tarafından şehid edilmiştir.

    Bu peygambere bu lakabın veriliş sebebi hadislerde şöyle açıklanmıştır: İmam Rıza (a.s) birisine şöyle buyurdu: "Biliyor musun neden İsmail "Sadık-ül Va'd" olarak adlandırılmıştır? Zira o, bir kişiye (bir yerde buluşma) sözü verdi ve (o kişi gelmediği için) bir yıl orada onu bekledi!"[6]

    Allah Resulü (s.a.a)'in şu hadisi de bu konuda çok önemlidir; şöyle buyurmaktadır: "Yarın Kıyamet gününde içinizden bana en yakın olanınız, konuşurken en doğru konuşanınız, emaneti en iyi eda edeniniz, verdiği söze ve ahde en çok sadık kalanınız, ahlakı en güzel olanınız, ve halka en yakın olanınız (onların dertleriyle en çok ilgileneniniz)."[7]

    İmam Muhammed Bakır'dan şöyle nakledilmiştir; buyurdu: "Dört şey vardır ki onların cezası her şeyden çabuk (yapan kimseye) ulaşır: "Kendisine iyilik edildiği halde bu iyiliğine kötülükle karşılık veren kimse, sen haksızlık ve zulüm etmediğin halde, sana zulmeden kimse, bir işte sözleştiğin kimseye sen vefa ettiğin halde sana hile yapıp sözünde durmayan kimse ve akrabalarına sılay-ı rahim yaptığı halde onunla ilişkisini kesen akrabalar."[8]

    [1]- El-Hisal, C.1, 113.

    [2]- El-Hisal, C.1, 113.

    [3]- Mekarim-ül Ahlak, S.21.

    [4]- Bihar-ül Envar, C.75, S.96.

    [5]- El-Kafi, C.2, S.364.

    [6]- İlel-üş Şerayi (Şeyh Saduk), S.37.

    [7]- El-Emali (Şeyh Tusi), C.1, S.233.

    [8]- El-Hisal (Şeyh Saduk), C.1, S.230.


  4. 18.Aralık.2011, 16:47
    2
    Özel Üye



    Söz verdiğinizde onu yerine getirin

    Verilen sözü yerine getirmek ve ahde vefa etmek de İslam açısından bir müminde bulunması gereken en önemli sıfatlardan birisidir. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de bir çok ayet ve Resulullah (s.a.a) ve Ehl-i Beyti'nden (a.s) nakledilen bir çok hadis vardır ki biz bunlardan sadece bir kaçına değinmekle yetineceğiz:

    İsra suresinde şöyle buyrulmaktadır: "Ahde (verilen söze) vefa edin; hiç şüphesiz ahitten (verilen sözlerden dolayı) hesap sorulacaktır."(İsra, 34)

    Mu'minun suresinde ise müminlerin özelliklerinden bahsederken şöyle buyurmuştur:

    "Onlar ki emanetlerine ve verdikleri sözlere sahip çıkarlar." (Mu'minun, 8)

    Saf Suresindeki ayet ise şöyledir:

    "Yapmayacağınız sözü söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır." (Saf, 3)

    Şimdi de hadislerden bazı örnekler:

    Merhum Şeyh Saduk, Ebu Malik isminde bir raviden şöyle nakletmektedir; dedi ki: İmam Zeyn-ül Abidin (a.s)'a dedim ki: "Dinin bütün kurallarını bana anlat." İmam (a.s) şöyle buyurdu: "(O kurallar şu üç şeyde özetlenmiştir) Hakkı söylemek, adaletle hükmetmek ve ahde (verilen söze) vefa etmek, yerine getirmek."[1]

    İmam Sadık (a.s)'dan ise şöyle nakletmektedir: "Üç şey vardır ki onları ihmal etmekte kimsenin bir mazereti olamaz: Emaneti sahibine iade etmek, ister iyi olsun isterse kötü; verilen sözü yerine getirmek, ister (söz verdiğin adam) iyi olsun, isterse kötü; anne babaya iyilik etmek ister iyi olsunlar, isterse kötü." [2]

    Merhum Tabersi, Mekarim-ul Ahlak kitabında Ebu-l Humeysa isimli bir şahıstan şöyle nakletmiştir: "Ben, Resulullah peygamberliğe seçilmeden önce onunla bir anlaşma yaptım ve belli bir mekanda onunla buluşmak için sözleştim. Fakat daha sonra iki gün peş peşe verdiğim sözü unuttum ve üçüncü gün hatırlayıp söz verdiğim yere geldim. Hz. Muhammed (s.a.a) beni gördüğünde şöyle buyurdu: "Ey genç beni zor durumda bıraktın. Üç gündür ben burada (seni bekliyorum)!"[3]

    Şu hadisler de Allah Resulü (s.a.a)'den nakledilmiştir: "Sözünde durmayan kimsenin dini olmaz."[4]

    "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse, mutlaka verdiği sözü yerine getirsin."[5]

    Kur'n-ı Kerim'de Allah-u Teala İsmail isminde bir peygamberden bahsederken onu "Sadık-ül Va'd" (sözüne, vaadine sadık kimse) olarak övüyor. (Meryem suresi, ayet 54) Elbette bu İsmail'den maksat Hz. İbrahim'in oğlu İsmail değil, Hızkıl Peygamberin oğlu İsmail'dir ki peygamber olarak gönderildiği kavim tarafından şehid edilmiştir.

    Bu peygambere bu lakabın veriliş sebebi hadislerde şöyle açıklanmıştır: İmam Rıza (a.s) birisine şöyle buyurdu: "Biliyor musun neden İsmail "Sadık-ül Va'd" olarak adlandırılmıştır? Zira o, bir kişiye (bir yerde buluşma) sözü verdi ve (o kişi gelmediği için) bir yıl orada onu bekledi!"[6]

    Allah Resulü (s.a.a)'in şu hadisi de bu konuda çok önemlidir; şöyle buyurmaktadır: "Yarın Kıyamet gününde içinizden bana en yakın olanınız, konuşurken en doğru konuşanınız, emaneti en iyi eda edeniniz, verdiği söze ve ahde en çok sadık kalanınız, ahlakı en güzel olanınız, ve halka en yakın olanınız (onların dertleriyle en çok ilgileneniniz)."[7]

    İmam Muhammed Bakır'dan şöyle nakledilmiştir; buyurdu: "Dört şey vardır ki onların cezası her şeyden çabuk (yapan kimseye) ulaşır: "Kendisine iyilik edildiği halde bu iyiliğine kötülükle karşılık veren kimse, sen haksızlık ve zulüm etmediğin halde, sana zulmeden kimse, bir işte sözleştiğin kimseye sen vefa ettiğin halde sana hile yapıp sözünde durmayan kimse ve akrabalarına sılay-ı rahim yaptığı halde onunla ilişkisini kesen akrabalar."[8]

    [1]- El-Hisal, C.1, 113.

    [2]- El-Hisal, C.1, 113.

    [3]- Mekarim-ül Ahlak, S.21.

    [4]- Bihar-ül Envar, C.75, S.96.

    [5]- El-Kafi, C.2, S.364.

    [6]- İlel-üş Şerayi (Şeyh Saduk), S.37.

    [7]- El-Emali (Şeyh Tusi), C.1, S.233.

    [8]- El-Hisal (Şeyh Saduk), C.1, S.230.


  5. 08.Aralık.2013, 20:07
    3
    Misafir

    Cevap: İslamda verilen sözü tutmanın önemi

    Çok faydalandım verdiğiniz bilgiler çok ama çok işime yaradı


  6. 08.Aralık.2013, 20:07
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Çok faydalandım verdiğiniz bilgiler çok ama çok işime yaradı





+ Yorum Gönder