Konusunu Oylayın.: Şeriatın kestiği parmak acımaz atasözü dört halifeden hangisinin sözdür?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Şeriatın kestiği parmak acımaz atasözü dört halifeden hangisinin sözdür?
  1. 20.Ocak.2011, 12:28
    1
    bana bak
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ekim.2008
    Üye No: 35892
    Mesaj Sayısı: 238
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Şeriatın kestiği parmak acımaz atasözü dört halifeden hangisinin sözdür?






    Şeriatın kestiği parmak acımaz atasözü dört halifeden hangisinin sözdür? Mumsema şeriatın kestiği parmak acımaz atasözü dört halifeden hangisinin sözdür?


  2. 20.Ocak.2011, 12:28
    1
    Devamlı Üye



  3. 20.Ocak.2011, 14:05
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Yanıt: şeriatın kestiği parmak acımaz atasözü dört halifeden hangisinin sözdür?




    Şeriatın Kestiği Parmak…
    Acır mı Acımaz mı?


    “Şeriatın kestiği parmak acımaz…” Bu atasözünü hangi güzel atanın söylediğini maalesef bilemiyorum.
    Güzel ata deyince, şiddeti onaylıyormuş gibi gözükmüş olabilirim. Nitekim bu atasözünün türlü türlü yorumları vardır. Bu yorumların 1001 çeşidine ulaşmak ve aynı zamanda da biraz eğlenmek isterseniz Ekşi Sözlük, Uludağ sözlük ve İTÜ sözlüklerine girebilirsiniz. Eğlenmek derken küçümsemiyorum, bazen sınır çizgilerini aşmadıkları sürece, oldukça doğal, gerçekçi ve eğlenceli olabiliyorlar. İşte sizlere o sözlüklerden “Şeriatın kestiği parmak acımaz” yorumları…
    • <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal> “Adalet karşısında boynumuz kıldan ince" deyişinin oradaki versiyonu. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Yasaların uygun gördüğü cezaya katlanmak gerektiğini ifade etmek için kullanılan bir söz. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Burada şeriat bir simgedir, bu cumhuriyet, diktatörlük veya herhangi bir düzen de olabilir. Toplumun düzenini koruyup kollayan kanunların şahsi değerlerden üstün olduğunu belirtir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Adalete vurgu yapmak için söylenmiş bir vecizedir. Şeriatla, parmakla veyahut acımak duygusuyla alakası yoktur. Bunların hepsi mecazidir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>İşlenen suça hitaben verilen cezanın, işlenen suçtan daha ağır olması bu durumu meşrulaştırıyor. Asmak, kesmek çözüm oluyor. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Parmağı kesilenin değil, parmağı kesenin söylemi. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Zaten parmak kesildikten sonra parmak acıyamaz, o yüzden de doğru bir önermedir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Mantıklı olmayan bir önerme. "Eğer acımıyorsa nasıl bir ceza ki bu?" <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Şeriatın, bireylerin sinir sistemlerine onulmaz zararlar verdiğinin kanıtı sayılabilecek bir söylemdir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Şeriat parmak kesmediği, kafa kestiği veya kafa taşladığı için yanlış olan önerme. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Kim keserse kessin, o parmak acır...
    • Nasıl acımaz? Parmak gidiyor parmak!
    Bazılarını doğal ve gerçekçi bulduğumu söylemiştim. Haksız değiller bence… Bu yorumlarda farkındaysanız “ceza” var. Ceza acı mıdır? Acıdır… Zorlanılarak katlanılan bir durum acı mıdır, acıdır. Bu durumda “parmak gidiyor, parmak!” diye feryat etmek öyle doğal ki. Ve bu cümleyi parmağı kesilenin değil de kesenin söylediğini düşünmek…
    Peki ya bizzat parmağı kesilen söylüyorsa? Bu ihtimali hiç düşünemez miyiz? Hatta kesenin de kesilenin de aynı kişi olabileceğini…
    Çok şükür düşünebiliriz. Şeriatın ne demek olduğunu bilenler, kendi nefslerini kesenler düşünebilirler… Ve bunu yaparken de büyüklerinden “mutluluğa giden yol, mutsuzluktan geçmiyor” diye ders alanlar… Keserler, keserler ama hiç acımaz, aksine bu onlara mutluluk verir…
    Bir kere şeriat parmak kesmez, hem reel olarak hem de mecazi olarak… Şeriat kafa taşlamaz. Şeriat zor kullanarak kimsenin Allah’a kul edilemeyeceğini en iyi bilendir. Çünkü şeriat bizzat bu kuralın ta kendisi, bu kuralın aksinin de tam aksidir. Şeriatın kestiği hiçbir şey acımaz. Çünkü şeriat parmağı parmak yapandır… Aynı Hz. Mevlana’nın söylediği gibi; “Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer.”
    Şeriat bizi yaparken yıkar, nefsimizin krallığını, kumdan kalelerini yıkar… Sadece bizi bize göstererek… Bakarsınız ki, hiç ummadığınız anlarda haklı değil haksızsınız, doğrunun yanında değil karşısındasınız, aynadaki yansımanızda mutsuz olan da sizsiniz, mutsuzluğu yansıtan da... İşte o zaman elinize bir bıçak alır, kesersiniz… Kestiğiniz parmağınız değil, mutsuzluğunuzdur. Kesen başkası değil, sizsinizdir. Çünkü şeriat serbest iradenin “şer’i” atmasıdır… Başkasının bizim şer’imizi zorla atması veya bizim başkasının şer’ini zorla atmamız değil…
    İşte böyle, mutluluğa giderken nefslerini kesenler mutsuz olmazlar. Bir parmak ise nefsin yanında, göklerdeki yıldızların yanında uçan kuş gibidir.
    Bana şeriatı öğreten mübarek insan… Yıllar yılı “başkalarından yana olun” dedi de anlamadım. Bir lütuf gibi düşündüm bunu. Evet, ben haklı olacağım ama karşı taraftan yana olacağım, lütfedeceğim yani, işte o zaman bana haklı olduğumu söyleyen parmak acırdı… Ne zaman ki gördüm, başkalarından yana olunca, gerçekten başkaları haklı… Bunu düşünmeyi başardığımda bu tarafın değil karşı tarafın yanındayım, kendimin değil karşı tarafın avukatıyım. Bana geri dönen her olumsuz davranışta benim payım var. Yıkanıyorum… Temizleniyorum… Yüklerimden kurtuluyorum… İblis tepeme binip sırtıma kin yüklemeye çalıştığında benim şeriatım var. Görüyorum ki, heybemde ne kin kalacak, ne öfke, ne zan, ne yalan, ne korkularım, ne de umutsuzluklarım… Çünkü benim şeriatım var. Kuran-ı Kerim’im, mürşidim ve Allah’a uzanan yolum… Ve bütün bunlar o parmağı kestiğim için var. Acımıyor, çünkü hayatımın en güzel kesintisi o… Hani sözlükten biri, “mantıklı olmayan bir önerme, acımıyorsa nasıl bir ceza ki bu?” demiş ya… Hangi ceza?…
    Sıkça yaptığım gibi Necip Fazıl’dan bir alıntı yaparak yazımı bitireceğim…
    “Mukaddes falaka; sen ne güzelsin… Acı görünüyorsun ama tat sensin…”


  4. 20.Ocak.2011, 14:05
    2
    Editör



    Şeriatın Kestiği Parmak…
    Acır mı Acımaz mı?


    “Şeriatın kestiği parmak acımaz…” Bu atasözünü hangi güzel atanın söylediğini maalesef bilemiyorum.
    Güzel ata deyince, şiddeti onaylıyormuş gibi gözükmüş olabilirim. Nitekim bu atasözünün türlü türlü yorumları vardır. Bu yorumların 1001 çeşidine ulaşmak ve aynı zamanda da biraz eğlenmek isterseniz Ekşi Sözlük, Uludağ sözlük ve İTÜ sözlüklerine girebilirsiniz. Eğlenmek derken küçümsemiyorum, bazen sınır çizgilerini aşmadıkları sürece, oldukça doğal, gerçekçi ve eğlenceli olabiliyorlar. İşte sizlere o sözlüklerden “Şeriatın kestiği parmak acımaz” yorumları…
    • <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal> “Adalet karşısında boynumuz kıldan ince" deyişinin oradaki versiyonu. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Yasaların uygun gördüğü cezaya katlanmak gerektiğini ifade etmek için kullanılan bir söz. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Burada şeriat bir simgedir, bu cumhuriyet, diktatörlük veya herhangi bir düzen de olabilir. Toplumun düzenini koruyup kollayan kanunların şahsi değerlerden üstün olduğunu belirtir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Adalete vurgu yapmak için söylenmiş bir vecizedir. Şeriatla, parmakla veyahut acımak duygusuyla alakası yoktur. Bunların hepsi mecazidir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>İşlenen suça hitaben verilen cezanın, işlenen suçtan daha ağır olması bu durumu meşrulaştırıyor. Asmak, kesmek çözüm oluyor. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Parmağı kesilenin değil, parmağı kesenin söylemi. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Zaten parmak kesildikten sonra parmak acıyamaz, o yüzden de doğru bir önermedir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Mantıklı olmayan bir önerme. "Eğer acımıyorsa nasıl bir ceza ki bu?" <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Şeriatın, bireylerin sinir sistemlerine onulmaz zararlar verdiğinin kanıtı sayılabilecek bir söylemdir. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Şeriat parmak kesmediği, kafa kestiği veya kafa taşladığı için yanlış olan önerme. <LI style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class=MsoNormal>Kim keserse kessin, o parmak acır...
    • Nasıl acımaz? Parmak gidiyor parmak!
    Bazılarını doğal ve gerçekçi bulduğumu söylemiştim. Haksız değiller bence… Bu yorumlarda farkındaysanız “ceza” var. Ceza acı mıdır? Acıdır… Zorlanılarak katlanılan bir durum acı mıdır, acıdır. Bu durumda “parmak gidiyor, parmak!” diye feryat etmek öyle doğal ki. Ve bu cümleyi parmağı kesilenin değil de kesenin söylediğini düşünmek…
    Peki ya bizzat parmağı kesilen söylüyorsa? Bu ihtimali hiç düşünemez miyiz? Hatta kesenin de kesilenin de aynı kişi olabileceğini…
    Çok şükür düşünebiliriz. Şeriatın ne demek olduğunu bilenler, kendi nefslerini kesenler düşünebilirler… Ve bunu yaparken de büyüklerinden “mutluluğa giden yol, mutsuzluktan geçmiyor” diye ders alanlar… Keserler, keserler ama hiç acımaz, aksine bu onlara mutluluk verir…
    Bir kere şeriat parmak kesmez, hem reel olarak hem de mecazi olarak… Şeriat kafa taşlamaz. Şeriat zor kullanarak kimsenin Allah’a kul edilemeyeceğini en iyi bilendir. Çünkü şeriat bizzat bu kuralın ta kendisi, bu kuralın aksinin de tam aksidir. Şeriatın kestiği hiçbir şey acımaz. Çünkü şeriat parmağı parmak yapandır… Aynı Hz. Mevlana’nın söylediği gibi; “Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer.”
    Şeriat bizi yaparken yıkar, nefsimizin krallığını, kumdan kalelerini yıkar… Sadece bizi bize göstererek… Bakarsınız ki, hiç ummadığınız anlarda haklı değil haksızsınız, doğrunun yanında değil karşısındasınız, aynadaki yansımanızda mutsuz olan da sizsiniz, mutsuzluğu yansıtan da... İşte o zaman elinize bir bıçak alır, kesersiniz… Kestiğiniz parmağınız değil, mutsuzluğunuzdur. Kesen başkası değil, sizsinizdir. Çünkü şeriat serbest iradenin “şer’i” atmasıdır… Başkasının bizim şer’imizi zorla atması veya bizim başkasının şer’ini zorla atmamız değil…
    İşte böyle, mutluluğa giderken nefslerini kesenler mutsuz olmazlar. Bir parmak ise nefsin yanında, göklerdeki yıldızların yanında uçan kuş gibidir.
    Bana şeriatı öğreten mübarek insan… Yıllar yılı “başkalarından yana olun” dedi de anlamadım. Bir lütuf gibi düşündüm bunu. Evet, ben haklı olacağım ama karşı taraftan yana olacağım, lütfedeceğim yani, işte o zaman bana haklı olduğumu söyleyen parmak acırdı… Ne zaman ki gördüm, başkalarından yana olunca, gerçekten başkaları haklı… Bunu düşünmeyi başardığımda bu tarafın değil karşı tarafın yanındayım, kendimin değil karşı tarafın avukatıyım. Bana geri dönen her olumsuz davranışta benim payım var. Yıkanıyorum… Temizleniyorum… Yüklerimden kurtuluyorum… İblis tepeme binip sırtıma kin yüklemeye çalıştığında benim şeriatım var. Görüyorum ki, heybemde ne kin kalacak, ne öfke, ne zan, ne yalan, ne korkularım, ne de umutsuzluklarım… Çünkü benim şeriatım var. Kuran-ı Kerim’im, mürşidim ve Allah’a uzanan yolum… Ve bütün bunlar o parmağı kestiğim için var. Acımıyor, çünkü hayatımın en güzel kesintisi o… Hani sözlükten biri, “mantıklı olmayan bir önerme, acımıyorsa nasıl bir ceza ki bu?” demiş ya… Hangi ceza?…
    Sıkça yaptığım gibi Necip Fazıl’dan bir alıntı yaparak yazımı bitireceğim…
    “Mukaddes falaka; sen ne güzelsin… Acı görünüyorsun ama tat sensin…”





+ Yorum Gönder