+ Yorum Gönder
Sohbet Konuları ve Sohbet & Muhabbet Kategorisinden Komşu Hakkı Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. mumsema
    Administrator
    Reklam

    Komşu Hakkı

    Reklam





    Komşu Hakkı Mumsema KOMŞU HAKKI



    Dinimiz İslâm, komşu haklarına büyük önem vermiştir. İslâm’ın komşu hakları hususunda koyduğu emir ve yasaklara, başka hiçbir sistemde rastlamak mümkün değildir. Öyle ki İslâm, tencereden çıkan yemek kokusuyla dahi komşunun rahatsız edilmesine razı olmamıştır. (Serderoğlu, A., İhya Terc., c.2, s.539) Bu sebeple kalbi İslâm’la yoğrulmuş, gönlüne İslâm’ın inceliğini yerleştirmiş her Müslüman, yakından uzağa doğru komşularına iyilik etmek ve onlara iyi komşu olmak mecburiyetindedir.

    Müslüman, komşusuyla güzel geçinen, seven, sevilen, aranan ve etrafa güven veren insandır. Çevresine güven veremeyen bir insan, olgun mü’min olamaz. Peygamberimiz (s.a.v);

    “Vallahi mü’min olamaz, vallahi mü’min olamaz, vallahi mü’min olamaz!” buyurunca, sahâbeleri sorar:

    “Kim mü’min olamaz yâ Rasûlallah!?” Efendimiz şöyle cevap verir:

    “Şerrinden, komşusu emin olmayan kimse.” (Buhârî)

    O halde komşuları, şerrinden ve kötülüklerinden emin olmayan, onlara kin ve nefretle bakan kimse kâmil mü’min olamamıştır. Gerçek mü’min olamayan kimse ise âhiretini mahvetmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v):

    “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin.” (Buhârî)
    “Allah katında dostların en iyisi arkadaşına iyi davranan; komşuların en iyisi de komşusuna en iyi davranandır.” (Tirmizî, Birr 28)

    “Cebrail (a.s) bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki onu mirasçı yapacak zannettim.” (Buhârî, Edeb 28) buyurmuşlardır.

    Bu itibarla, komşularımıza iyilik ve ikramda bulunmak, onlarla selamlaşmak, ziyaretlerine gitmek, yardımlarına koşmak, sevinçli ve kederli anlarını paylaşmak, güler yüzlü davranmak, İslâm’a uygun olan düğünlerine katılmak, cenazelerine iştirak edip başsağlığı dilemek, zarar ve kötülüğü dokunacak hareketlerden sakınıp kusurlarını araştırmamak, ırz ve namuslarına göz dikmemek, dinî ve dünyevî işlerinde yol göstermek komşularımıza karşı başlıca görevlerimizdendir.

    Kapı komşumuzdan başlamak suretiyle evimizin ve işyerimizin etrafında bulunan herkes komşuluk haklarına sahiptir. Bir hadîs-i şerifte; “Bilmiş olun ki kırk ev komşudur.” buyrulmuştur. Buradaki ‘komşu’ ifadesi, inansın inanmasın bütün komşuları içine almaktadır. Hz. Âişe validemiz ve diğer Sahâbeler evin sağından, solundan, önünden ve arkasından kırk evin komşu olduğunu bildirmiştir. Bu açıklama Müslüman’ın, evine daha uzak komşusuyla ilgilenmesine mani değildir. Unutmayalım ki olgun Müslüman, çevresine güven veren ve daima iyilik eden Müslüman’dır.

    “Allah'a ibadet edin, ona hiç bir şeyi şirk koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, sağ ellerinizin malik olduğu kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenen ve daima böbürlenen kimseyi sevmez.” (en-Nisâ, 4/36)







  2. suara
    Devamlı Üye

    --->: KomŞu Hakki


    Reklam


    Yüce dinimiz İslamiyet'e göre komşunun komşu üzerinde hakları vardır. Buna komşuluk hakkı diyoruz. Dinimiz komşuluk hakkı üzerinde çok durmuştur. Hz. Aişe R. Anha'dan rivayet edilen hadis-i şerifte Rasülullah (S.A.V.):
    "Cibril bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim."

    Demek ki, komşu hakkı o kadar büyük ki, Cebrâil (a.s.) defalarca Peygamber Efendimiz'e gelip komşu hakkının öneminden bahsetmiştir.

    Hadisteki, "Komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim" ifadesi komşunun komşusu üzerindeki hakkını açıklamak için getirilmiştir. Çünkü İslam'ın ilk yıllarında kardeşlik ahdi de mirasçı olmayı gerektiriyordu. Sonraları bu kaldırılarak mirasın sebepleri olarak, soy yakınlığı, nikâhtan dolayı yakınlık ve velâ akdi yürürlükte bırakılmıştır.

    Hadis, komşu hakkının yüceliğine, onunla yardımlaşma ve güzelce ikramda bulunmanın gerekliliğine, komşuya zarar vermemeye, hastalanınca ziyaret etmeye, sevinçli ve kederli günlerinde yanlarında bulunmaya işaret etmektedir.

    "Komşunun komşularıyla geçiminin edep ve erkânı kırktır" demişlerdir.

    1. Kişinin kendi evine bitişik olanlarla, karşısında bulunup da kapıları görünenlerden kırk eve kadar oturanlar, -zımmî (hıristiyan vatandaş) da olsalar- komşularıdır. Bunlara, iyilik etmek ve gerçekten akrabalarmış gibi güzel davranmaktır.
    2. Komşunun ev halkına, kötülük etmeyip, onların namusunu korumaktır.
    3. Komşuya gelip gidene uzun uzun bakıp, rahatsız etmemektir.
    4. Komşusu açken, kendi tok yatmamaktır.
    5. Komşuyu el veya diliyle incitmekten sakınmaktır.
    6. Komşunun evine, penceresinden, duvarından izinsiz bakmamaktır.
    7. Komşularına azdan çoktan -zımmî de olsa- hediye vermekti...
    8. "Komşu çanağı" göndermektir. Yani kokusu duyulacak bir yemek pişirildiğinde, bitişik komşuya hediye etmektir.
    9. Satın aldığı meyveden, rastladığı komşusuna hediye etmektir.
    10. Komşuları borç isterse, vermektir.
    11. Komşuları muhtaç kaldıysa, ihtiyaçlarını gidermektir.
    12. Komşusunu bayramlarda ziyaret etmektir.
    13. Komşunun hayvanlarına taş atmamaktır.
    14. Komşunun çocuklarını, kendininkilere dövdürüp sövdürmemektir.
    15. Komşuların izni olmadan, kendi binasını, onlarınkinden yüksek ve önlerini kapayacak şekilde yaptırmamaktır.
    16. Komşularını, kendi taraflarından, duvara ağaç kakmaktan menetmektir.
    17. Komşularına, kendi oluklarının akıntısıyla veya yolunun toprak kazıntısı ve kar kürün tüsüyle rahatsız vermemektir.
    18. Komşuların sırlarını ve ayıplarını soruşturmamaktır.
    19. Komşuların hallerini ve işlerini başkalarına söylemektir.
    20. Komşularına yolda rastladıkça ilk önce selâm vermektir.
    21. Komşularla konuşurken lâfı uzatmayıp, lüzumu kadar konuşmaktır.
    22. Komşularından su, tuz ve ateş gibi zarurî maddeleri esirgemeyip vermektir.
    23. Komşuların hediyesini, az da olsa kabul edip, çok bilmektir.
    24. Komşuların ayıplarını örtmektir.
    25. Komşularına dert ortağı olmaktır.
    26. Komşularından izin almadan evini yabancıya satmamaktır.
    27. Komşusu bir yerden dönünce ziyaret etmektir.
    28. Komşularını kederli günlerinde teselli etmektir.
    29. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir.
    30. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir.
    31. Komşusu bir şey isteyince memnuniyetle vermektir.
    32. Komşusu bir kusur işleyince, af ederek, sevgi uyandırmaktır.
    33. Komşuları hasta olunca ziyaret etmektir.
    34. Komşulardan biri vefat edince, cenazesinde hazır bulunmaktır.
    35. Komşuların yetimlerini himâye etmektir.
    36. Komşularıyla buluşunca, güleç yüzlü olup, tatlı söz söylemektir.
    37. Komşuların kendisine nasıl davranmasını istiyorsa, onlara öyle muamele etmektir.
    38. Başkalarından gelse tahammül edemeyeceği eziyete, komşusundan gelince tahammül etmektir.
    39. Komşulardan kabalık edenlere aldırmamaktır.
    40. Komşulardan sert söyleyenlere, mülâyim davranmaktır.

    Yolda kalmışların hakı ise, onların muhtaç olduğu kadar, yardımcı olmaya çalışmaktır.

  3. mumsema
    Administrator
    Komşunun komşularıyla geçiminin edep ve erkânı
    Allah cc razı olsun tavsiyelerin için

  4. sahra
    Kıdemli Üye
    Allah razı olsun Yüce dinimizin bu kadar ehemmiyet verdiği komşuluk konusunda inşaallah daha dikkatli oluruz.

  5. neva
    Devamlı Üye
    KOMŞU HAKKI Komşu hakkı nedir? Komşuya küsmek ne zaman câiz olur.
    Islâm dini, hem dünya hem de âhiret mutluluğunu sağlamak için gönderilmiştir. Insanların birbirlerini sevmeleri ve dayanışma içerisinde olmaları, dünya mutluluğunun başta gelen şartlarındandır. Kişinin Allah'ı ânıp (zikir) kendi içinde yalnızlığını gidermesi, kendisiyle olan dayanışması, sonra İslamın belirlediği görev ve haklarla aile içerisinde dayanışma, sonra yakın ve uzak komşularla dayanışma, sonra mahalle, köy ve bölge halkıyla dayanışma ve bütün bir Islâm ümmeti olarak dayanışma... Işte bunlar sosyal huzuru, sosyal adâleti, hattâ sosyal güvenliği sağlayan en önemli etkenlerdir. Komşularla dayanışma, yani komşu hakkını gözetme de bu dayanışma birimlerinin başta gelenlerindendir. Allah (c.c.) kendisine şirk koşulmamasını istediği âyette yakın ve uzak komşuya da iyilikle bulunulmasını istemiş (Nisâ 4/36) ve komşuyu mü'min, kâfir diye ayırmamıştır. Bu yüzden tefsirciler bu âyetle, kâfir komşuya da iyilikte bulunma emredilmiştir, görüşündedirler. (Kurtubî V/184; Davudoğlu X/591). Rasûlullah Efendimiz: "Cebrail komşuyu bana o denli tavsiye etti ki, komşuyu komşuya mirasçı ilân edeceğini sandım" (Buhârî, edep 28; Müslim, birr 140,141; Ebû Dâvûd, edep 123; Tirmizî, birr 28; ibn Mâce, edep 4; Müsned N/85,160...) "Vallahi mü'min olamaz! (üç defa) Kim, ey Allah'ın Rasûlü? Şerrinden komşusu emin olmayan kişi" (Tirmizi, ahkam;18; Müsned I/235, 303, 313) buyurmuşlardır. Bunlarda da komşu mü'min -kâfir diye ayrılmaz. Diğer bir hadîs-i şerîfte ise kâfir komşunun da hakkı olduğu açıkça söylenir: "Üç türlü komşu vardır: Üç hakkı olan komşu, iki hakkıolan komşu ve bir hakkı olan komşu. Akraba olan Müslüman komşunun, komşuluk hakkı, akrabalık hakkı ve Müslümanlık hakkı olmak üzere, üç, akraba olmayan Müslüman komşunun, Müslümanlık hakkı ve komşuluk hakkı olmak üzere iki; gayr-i müslim olan komşusunda komşuluk hakkı olmak üzere bir hakkı vardır." (Kurtubî V/184) "Kapısı en yakın olan komşu iyilikte bulunmaya, diğerlerinden daha lâyıktır"(Buhârî, edep 32, suf'a 3)
    Komşu kimdir? Bu konuda meseleyi dar ve geniş tutanlar, iç içe değişik tariflerde bûlunmuşlardır: En yakın kırk ev, her yönden kırk ev, bağırılınca sesin ulasacâğı kadar ev, sabah namazına aynı mescide gelenler, mesciddeki ikamet sesini duyan evler... (Kurtubî V/185 vd.) diye belirleyenler olmuştur. Bunların bir kısmı hadîslere dayanmakta oIsa da anlaşılacağı üzere komşuluk sınırı zamana ve zemine göre esnek bırakılmıştır. Elbette şehirle köy, komşuluk sınırında aynı değildir. O halde bunda en güzel belirleyici örftür. Köy ve şehri ayrı ayrı düşünerek, âdeten komşu denen evleri komşu diye bilmek, komşu tariflerinin ortalamasıdır.
    Komşunun hakkı nedir? Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) bunu detayıyla anlatan hadisleri vardır: "Ebû Zer! Çorba pişirdiğinde suyunu bol koy ve komşunu da gözet (Müslim, birr 142,143; Dârimî, at'ime 37 .) Âlimler, bu hadisde fakire olduğu gibi, komşuyu düşünmekte cimriye de bir kolaylık sağlanmıştır, demişlerdir. Çünkü, yağını, etini bol kat değil de, suyunu bol kat denmiştir. (Kurtubî V/186) Yani yağından, etinden veremeyen cimriler de hiç olmazsa bolca koydukları suyundan versinler demektir. Aslında Rasûlullah Efendimiz komşuya çok basit şeylerin değil, âdeten vermeye değer şeylerin verilmesini tenbihlemiştir. (Müslim, birr 143) Ama alan açısından da "bir koyun bacağı bile olsa küçümsemeyin" (Buhârî, hibe 1, edep 30; Müslim, zekât 91; Tirmizî, velâ 6) buyurmuştur.
    Komşu hakkı bunlardan ibaret değildir. Rasûlullah Efendimiz bir hadislerinde de: "Komşu komşusunun duvarına bir ihtiyaç için sopa çakmasına engel olmasın." (Buhâri, mezâlim 20, esribe 24; Müslim, müsâkât/36; Timizî, ahkâm 18) Ebu Hurayra sonraları: "Ne oluyor? Bakıyorum bunu terketmişsiniz. Vallahi bunu tekrar omuzlarınıza yükleyeceğim." (Kurtubî, V/186) diyecektir. Rasûlullah Efendimizin başka bir hadisleri komşuluk hukukunu oldukça geniş anlatır.
    "Borç istediğinde verirsin, yardım istediğinde yardım edersin, muhtaç ise verirsin, hasta ise ziyaret edersin, ölürse cenazesine gidersin, bir nimete kavuşursa sevinirsin ve onu kutlarsın, bir musîbete uğrarsa üzülürsün ve ona ta'ziyet edersin,'tencerinin kokusuyla onu rahatsız etmezsin, ona pişirdiğinden verirsin, binanın üzerine çıkmazsın, onun izni olmadan ferahlatıcı rüzgârını kesmezsin, meyva aldığında ona da hediye edersin, hiç olmazsa evine getirirsin; çocuğun onun çocuğunun gıpta edeceği birşeyle çıkmâz. Ne dediğimi anlıyor musunuz? Komşunun hakkını ancak Allah'ın çok az şanslı kulu gözetebilir." Bir defasında Efendimiz Aişe annemize hitaben: "kurban etini dağıtmaya önce komşumuz yahudiden başla" buyurmuşlardır. (Kurtubî V/188)
    Komşunun çok önemli haklarından biri de, "kevser" sûresinden önceki sûreye ad olan "Mâ'ün" hakkıdır. "Mâ'ûnu tefsirciler çok olmasa da farklı kapsamda açıklamalarına rağmen, hemen hemen birleşilen anlam: Evlerin günlük ihtiyaçlarında kullanılan iğneden baltaya kadar her türlü araç ve gereçlerdir. Bazılarına göre binek bile "Mâ'ûn" kapsamına girer. Allah (c.c.) "Mâ'ûn"u vermeyenleri lânetlediğine göre, komşunun geçici olarak istediği bu tür gereçleri vermemek de yasaklanmıştır.
    Komşu ile konuşmamaya gelince: Rasûlüllah Efendimiz: "Müslümanın kardeşiyle üç günden fazla konuşmaması helâl değildir" (Buhârî edep 57, 62, isti'zân 9; Müslim, birr, 23, 25, 26; Eb0 Dâvûd, edep 47; Tirmizî, birr 21, 24), buyurduğundan, Müslüman komşu, üç günden çok dargın terkedilmez. Ancak dîne ve ırza karşı kötü bir tavrı var ve sözle de bunu terketmiyorsa, kendisiyle konuşmamak da onu sıkıyor, yalnızlığa itiyor ve hatâsından caydırıcı bir özellik taşıyorsa, konuşmamakla ta'zir edilebilir. Bunu özellikle birçok kişinin yapması da etkili olur. Saadet asrından da Tebük seferinden geri kalan Kâ'b b. Malik'e bu tür bir boykot uygulanmış ve iyi sonuç âlınmıştır. (Aynî XXI/44; Ayrıca Kur'ân-ı Kerîm, Tevbe 9/120 âyetinin tefsirleri ) Aksi halde konuşmamak câiz görülemez.
    Alevî Komşu
    Alevî bir komşumuz var: Yalnız çok lâf taşıyan, küçük çocukların Iâfını dinleyen birisi. Onunla komşuluk yapabilir miyiz?
    Mahremlik ölçülerine riayet ediyorsanız, ona Islâmî hayatı gösterdiğinizi ve onun yaptığı tahribatı hesaba katarak, kârınız zararınızdan çok ise, ya da zararınız hiç yok ise meşru ilişkilerde bulunabilirsiniz, bulunmalısınız. Müslüman olmayan komşunun da üzerinizde hakkı vardır.


  6. sultans
    Devamlı Üye
    yıllarca aynı sokakta oturduğun komşunun bahçesine 10-yaşındaki oğlunuzun topu düşerde evsahibide küfür ederek topu bıçaklamış bir halde sana teslim ederse,topu patlatmasına değilde ,ettiği küfre üzülüpte ayıp değilmi diye kendini savunmaya çalıştığında içerden kocasıda çıkıp ,karısını aratmayacak şekilde küfürlerin en ağırı en iğrencini yaparsa siz ne yapardınız bilmem ama ben kendimi savunamayacak kadar aciz hissettiğimden dolayı küstüm ve 2 ay konuşmadım. mahalle arası sokakta oturduğumuz için soba boruları hep dışarıya uzatılırdı onların dumanına hep şahitoludukbirgün soalarının yanmadığını gördüm ertesi günde yanmayınca kapılarının önüne büyük bir çuval odun koymaya karar verdim ,babaları olmadığı için her konuyu çocuklarımla paylaşırım ve böyle birşey yapacağımı söyledim ne yazıkki hepside karşı çıktı ben çocukların uyumasını bekledim ve çuvalı odunlarla doldurup sürükleyerek onların kapısı önüne bıraktım ve güzel bir iş yapmış olmanın sevinciyle eve döndüm sözü fazla uzatmayım benim bıraktığımı bir başka komşudan öğrenince o odunları karı koca öyle bir hışımla o muhteşem kelimelerini sarfederek öylesine evimin duvarlarına fırlattılarki keşke ölseydim dedim yer yarılsında içine girseydim dedim şimdi düşünüyorumda belkide kendilerine göre bir sorunları veya bir dertleri vardı keşke o zaman onlarla tartışmayıp dertlerine ortak olsaydım neyse şimdiki komşularımı çok çok ama çok seviyorum ve tabi sizleride üç aylarınız kutlu olsun

  7. Hafsa23
    Üye
    Allah razı olsun kardeşim

  8. Hoca
    erimeye devam...
    HADİS-İ ŞERİFLERDE KOMŞULUK

    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Ebu Hureyre (R.A.)'den rivayet edilen bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

    "-Vallâhi mü'min değildir, vallâhi mü'min değildir, vallâhi mü'min değildir."

    - Kim Ya Rasulallah? diye sorduklarında, Peygamberimiz şöyle buyurdu:

    - Komşusu, belâlarından emin olmayan kimse (mü'min değildir)."[9>

    Hadiste, "mü'min değildir" sözü olgun, kâmil mü'min değildir" anlamındadır. Zira bu hareket ebedî cehennemde bırakacak imansızlık hareketi değildir. Diğer bir ifade ile bu hareket olgun mü'min olmak için gerekli, fakat iman etmiş olmak için şart değildir.

    Müslim'in naklettiği diğer bir rivayette hadis şöyledir:

    "Komşusu, zararından emin olmayan kimse cennete giremez."[10>

    Hadiste geçen "Cennete giremez" ifadesinden de "Kıyamette ilk önce kurtulmuşlar içinde cennete giremez" şeklinde anlaşılmalıdır. Yani bu hareketinin cezasını çeker, sonra cennete girer. Şayet komşuya eza etmenin günah olmadığı görüşünde ise, durumu cehenneme girmeyi zaruri kılmış olur.

    Hadisimiz, komşuya eziyetten sakınmayı, onlara kötü hareketlerden kaçınanın imanının kemâle erdiğini, komşuya verilen zararın Allah'a isyana, onun da cehennem azabına götüreceğini ifade etmektedir.[11>
    İyi Komşularla Beraber Olmak

    Allah'ın iyi kullarına ölüm anında şöyle hitap edilir:

    "Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Sâlih) kullarımın arasına katıl ve (onlarla birlikte) cennetime gir."[12>

    Hz. Ali (R.A.)'den şöyle rivayet edilmiştir:

    "Resülullah (S.A.V.) bize ölülerimizi sâlih kimselerin içerisine defnetmememizi emretti ve kötü komşudan diriler incindiği gibi ölüler de incinir" buyurdu.[13>

    İnsan için hem bu dünyada hem de ahirette iyi kimselerle beraber olmak mutluluk ve huzur vesilesi olur. Dünyada iyi kimselerle beraber olmak, iyi komşularla beraber olmak demektir. İyi komşularla beraber olmak, hiç şüphesiz ki Cenab-ı Hakk'ın insana büyük bir lütfudur. Bu sebeple iyi komşulara sahip olan kimseler bundan dolayı ayrıca Allah'a hamd etmelidirler. Çünkü huzur ve saadetimizi sağlayan bir çok şey vardır. Bunlardan biri de iyi komşulardır. İyi komşularla beraber olan kimse mutlu ve huzurlu olur. Onun içindir ki, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde:

    "Ev almadan önce komşunuzu, yola çıkmadan önce arkadaşınızı araştırınız." buyurmuştur.[14>

    Bir atasözümüzde bu hadis-i şerif, "Ev alma, komşu al" şeklinde ifade edilmiştir. Çünkü komşu evden daha önemlidir. Komşular kötü ise en güzel evde bile insan rahat edemez, huzuru kaçar. Bu nedenle Peygamber Efendimiz, kötü komşudan Allah'a sığınmamızı emrederek şöyle buyurmuştur:

    "Devamlı ikamet ettiğiniz yerdeki kötü komşudan Allah'a sığınınız. Çünkü göçebelik anındaki kötü komşu geçicidir" buyurmuştur.[15>

    Peygamberimiz, başka bir hadis-i şeriflerinde, insanı mutlu ve huzurlu kılan üç şeye temas ederek şöyle buyurmuştur:

    "İyi komşu, uysal bir binek ve geniş ev, kişinin saadetini sağlayan unsurlardandır.[16>

    Peki, hadis-i şeriflerde methedilerek huzur ve saadetimizin kaynağı olduğu belirtilen iyi komşu kimdir? İster istemez insanın aklına böyle bir soru gelmektedir. Buna şöyle cevap verebiliriz:

    "Komşuların birbiri üzerinde komşuluk hak ve hukuku vardır. İyi komşu, bu hak ve hukuka riayet eden ve komşularına karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirendir. Peygamber Efendimiz bu hususa temas eden hadis-i şeriflerinde de:

    "Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşı için en hayırlı olandır. Allah katında komşuların en hayırlısı da komşusu için en hayırlı olanıdır." buyurmuştur.[17>
    Komşu Hakkı

    Yüce dinimiz İslamiyet'e göre komşunun komşu üzerinde hakları vardır. Buna komşuluk hakkı diyoruz. Dinimiz komşuluk hakkı üzerinde çok durmuştur. Hz. Aişe R. Anha'dan rivayet edilen hadis-i şerifte Rasülullah (S.A.V.):

    "Cibril bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim."[18>

  9. Şema
    el-âsa limen âsa
    komşuluk hakları nelerdir?
    Peygamberimiz (s.a.v);

    “Vallahi mü’min olamaz, vallahi mü’min olamaz, vallahi mü’min olamaz!” buyurunca, sahâbeleri sorar:

    “Kim mü’min olamaz yâ Rasûlallah!?” Efendimiz şöyle cevap verir:

    “Şerrinden, komşusu emin olmayan kimse.” (Buhârî)
    Komşuluk hakkını anlatan en güzel en kısa hadis

  10. yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Komşular bazan bir akraba gibi birbiriyle içli dışlı oldukları için güzel geçinmeleri, birbiri hakkında iyi şeyler düşünüp mutlu olmalarını istemeleri, mallarının ve canlarının zarar görmemesi için gayret etmeleri, komşusu hatalı bir iş yapmaya kalktığında veya bir konuda komşusunun görüşünü almak istediğinde ona doğru yolu göstermeleri başlıca komşuluk haklarıdır. Buna ilave olarak zaman zaman birbirlerine hediye göndermeleri, karşılaştıkları zaman birbirinin yüzüne gülüp selamlaşmaları, yardıma çağırdıkları zaman hemen gitmeleri gibi iyi komşuluk esaslarını saymak mümkündür.

    Komşunun gayri müslim olması, bir müslümana, ona karşı komşuluk hakkını gözetmeme yetkisini vermez. Komşunun yahudi, hıristiyan veya hiçbir dine inanmayan bir müşrik olması bu prensibi değiştirmez. Taberânî’nin rivayet ettiği bir hadîse göre Peygamber Efendimiz, üzerimizdeki haklarına göre komşuları üçe ayırmıştır:

    Bir hakkı olan komşular: Müşrikler gibi ki, bunların sadece komşuluk hakkı vardır.

    İki hakkı olan komşular: Müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır.

    Üç hakkı olan komşular: Akraba olan müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabalık hakkı vardır (İbni Hacer, Fethü’l-bârî, X, 456).

  11. Misafir
    Mrb benim sıkıntıda olan misafirlerim var,, ve çok meraklı bir komşum var sürekli bana ve onlara sorular sorup rahatsız ediyor ve öğrenebilirim herşeyi bir başkasına anlatiyorsurekli takipte onunla konuşmak istiyorum ama komşu hakkı da var ne yapmali yıl beni çok huzursuz ediyor

+ Yorum Gönder
komşu hakkı nedir,  komşu hakları nelerdir,  komşuluk hakları nelerdir,  dinimize göre komşu hakki ve akraba ziyaretinin önemi,  dinimize göre komşu hakkı ve akraba ziyaretinin önemi,  dinimize göre komşu hakkı,  komşuluk hakkı nedir