Konusunu Oylayın.: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?
  1. 27.Ekim.2010, 19:38
    25
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    reklam


    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin? isimli konu Mumsema.com --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?
    internet üzerinde kopy paste yapıp saçma sapan yorum yapacağıma gidip sağlam kaynaklardan bilgi elde ettim.

    Önemli bir Alimimizdir.Hakkındakiler çekememezlik ve iftiradır.



  2. 27.Ekim.2010, 19:38
    25
    Devamlı Üye
    reklam


    internet üzerinde kopy paste yapıp saçma sapan yorum yapacağıma gidip sağlam kaynaklardan bilgi elde ettim.

    Önemli bir Alimimizdir.Hakkındakiler çekememezlik ve iftiradır.



  3. 27.Ekim.2010, 20:32
    26
    egeli2040
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ekim.2010
    Üye No: 79735
    Mesaj Sayısı: 63
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    reklam


    VANLI
    Sen ingiliz ve yunan askerleri halifenin askerleridir diyen iSTANBUL FETVASI tarafindamisin.?
    yoksa
    Vatan isgal edilmistir ingiliz ve yunan askerleri isgalcidir Topraklarimizdan defolup gitsinler diyen ANKARA FETVASI tarafindamisin.?


  4. 27.Ekim.2010, 20:32
    26
    egeli2040 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    VANLI
    Sen ingiliz ve yunan askerleri halifenin askerleridir diyen iSTANBUL FETVASI tarafindamisin.?
    yoksa
    Vatan isgal edilmistir ingiliz ve yunan askerleri isgalcidir Topraklarimizdan defolup gitsinler diyen ANKARA FETVASI tarafindamisin.?


  5. 28.Ekim.2010, 12:29
    27
    GÖKHÜKÜMDAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2009
    Üye No: 64293
    Mesaj Sayısı: 226
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: antalya

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    egeli2040 kardeş ALLAH RAZI OLSUN egeli2040 söyledikleri doğrudur habertürk de murat bardakçı nın iskipli atıf hocanın idam nedenin islam teali cemiyeti olduğunu söylemiştir
    http://www.youtube.com/watch?v=n5lEnmHlaMc


  6. 28.Ekim.2010, 12:29
    27
    Devamlı Üye
    egeli2040 kardeş ALLAH RAZI OLSUN egeli2040 söyledikleri doğrudur habertürk de murat bardakçı nın iskipli atıf hocanın idam nedenin islam teali cemiyeti olduğunu söylemiştir
    http://www.youtube.com/watch?v=n5lEnmHlaMc


  7. 28.Ekim.2010, 13:31
    28
    egeli2040
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ekim.2010
    Üye No: 79735
    Mesaj Sayısı: 63
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    11 Nisan 1920 günü Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın işgalcilere karşı savaşan,
    başta Mustafa Kemal olmak üzere bütün Kuvay-ı Milliyeciler’in ve askerlerin öldürülmesinin farz olduğuna dair
    Şeyhülislâm Dürri Zade Abdullâh es-Said’e yayınlattıkları fetvanın bulunduğu gazete.
    .
    Ayrica iskilipli ATIF hoca nin baskani oldugu Tealli islam cemiyeti yayinladigi,
    Yunan ve ingiliz askelerine karsi gelmeyin yardim edin denilen bildiri
    60.000 adet Yunan ve ingiliz ucaklari ile basta ege olmak üzere tüm anadoluya dagitildi.
    .


  8. 28.Ekim.2010, 13:31
    28
    egeli2040 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    11 Nisan 1920 günü Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın işgalcilere karşı savaşan,
    başta Mustafa Kemal olmak üzere bütün Kuvay-ı Milliyeciler’in ve askerlerin öldürülmesinin farz olduğuna dair
    Şeyhülislâm Dürri Zade Abdullâh es-Said’e yayınlattıkları fetvanın bulunduğu gazete.
    .
    Ayrica iskilipli ATIF hoca nin baskani oldugu Tealli islam cemiyeti yayinladigi,
    Yunan ve ingiliz askelerine karsi gelmeyin yardim edin denilen bildiri
    60.000 adet Yunan ve ingiliz ucaklari ile basta ege olmak üzere tüm anadoluya dagitildi.
    .


  9. 29.Ekim.2010, 16:52
    29
    Eşrefoğlu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2010
    Üye No: 78342
    Mesaj Sayısı: 196
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: Kahramanmaraş

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    Hak ile batılın kavgası kıyamete kadar sürüp gidecek..

    Büyük alim, büyük şehid Atıf hocaya, Allah rahmet diliyoruz...






  10. 29.Ekim.2010, 16:52
    29
    Eşrefoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Hak ile batılın kavgası kıyamete kadar sürüp gidecek..

    Büyük alim, büyük şehid Atıf hocaya, Allah rahmet diliyoruz...






  11. 29.Ekim.2010, 16:58
    30
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,017
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    Alıntı
    Hak ile batılın kavgası kıyamete kadar sürüp gidecek..

    Büyük alim, büyük şehid Atıf hocaya, Allah rahmet diliyoruz...

    Hz Adem babamızdan beri böyledir

    HAK gelir BATIL zail oLur

    Ne diyor İsra:81

    Ve de ki: "Hak geldi, batıl yok oldu; gerçekten batıl pek zavallıdır!"

    Allah-u Teàlâ Hazretleri Atıf efendiyi ve cümlemizi tefvîkını refîk eylesin... Cennetiyle cemâliyle ,cümlemizi müşerref eylesin


  12. 29.Ekim.2010, 16:58
    30
    Feseyekfikehumullah
    Alıntı
    Hak ile batılın kavgası kıyamete kadar sürüp gidecek..

    Büyük alim, büyük şehid Atıf hocaya, Allah rahmet diliyoruz...

    Hz Adem babamızdan beri böyledir

    HAK gelir BATIL zail oLur

    Ne diyor İsra:81

    Ve de ki: "Hak geldi, batıl yok oldu; gerçekten batıl pek zavallıdır!"

    Allah-u Teàlâ Hazretleri Atıf efendiyi ve cümlemizi tefvîkını refîk eylesin... Cennetiyle cemâliyle ,cümlemizi müşerref eylesin


  13. 29.Ekim.2010, 20:29
    31
    egeli2040
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ekim.2010
    Üye No: 79735
    Mesaj Sayısı: 63
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    11 Nisan 1920 günü Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın işgalcilere karşı savaşan,
    başta Mustafa Kemal olmak üzere bütün Kuvay-ı Milliyeciler’in ve askerlerin öldürülmesinin farz olduğuna dair
    Şeyhülislâm Dürri Zade Abdullâh es-Said’e yayınlattıkları fetvanın bulunduğu gazete.
    .
    Ayrica iskilipli ATIF hoca nin baskani oldugu Tealli islam cemiyeti yayinladigi,
    Yunan ve ingiliz askelerine karsi gelmeyin yardim edin denilen bildiri
    60.000 adet Yunan ve ingiliz ucaklari ile basta ege olmak üzere tüm anadoluya dagitildi.


  14. 29.Ekim.2010, 20:29
    31
    egeli2040 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    11 Nisan 1920 günü Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın işgalcilere karşı savaşan,
    başta Mustafa Kemal olmak üzere bütün Kuvay-ı Milliyeciler’in ve askerlerin öldürülmesinin farz olduğuna dair
    Şeyhülislâm Dürri Zade Abdullâh es-Said’e yayınlattıkları fetvanın bulunduğu gazete.
    .
    Ayrica iskilipli ATIF hoca nin baskani oldugu Tealli islam cemiyeti yayinladigi,
    Yunan ve ingiliz askelerine karsi gelmeyin yardim edin denilen bildiri
    60.000 adet Yunan ve ingiliz ucaklari ile basta ege olmak üzere tüm anadoluya dagitildi.


  15. 30.Ekim.2010, 00:18
    32
    Eşrefoğlu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2010
    Üye No: 78342
    Mesaj Sayısı: 196
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: Kahramanmaraş

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    İskilipli Atıf Hoca


    FERT çerçevesinde ilk din mazlumluğunu, İnkılâp tarihine göz atar atmaz, İskilipli Atıf Hocada görüyoruz. Bu muazzam şehit, hiçbir alâkası bulunmayan şapka tepkisinin ruhu farz edilmek veya bu mevzuda şeriat ölçüsünü temsil edici şahsiyet kabul edilmek gibi bir anlayışa kurban gitmiştir. Dâvamız kanun ve hükümete herhangi bir isyan tavrı almadıkları halde mazlumlaştırılan masumlar olduğu için, Atıf Hocayı, işte bu soydan bir zulmün baş kurbanlarından biri olarak, esasen zaman sırasına göre de icap ettiği gibi, başa alıyoruz.

    Atıf Hocanın hayatı baştan başa macera ve çile doludur
    . Temsil ettiği parlak dinî şahsiyet her devrin din (alerji)si belirten hareketlerini Atıf Hocaya yönelttiği için ilk tutuklanışı Meşrutiyetin başında ve Mahmut Şevket Paşa suikastının şüpheliler kadrosu içindedir. İttihatçılara, hususiyle «Donanma Cemiyeti» faaliyetleri bakımından büyük yardımları dokunan ve bu is için «Nazar-ı Şeriatte Kuvve-i Bahriye ve Derriye» isimli bir eser kaleme alan Atıf Hoca «Zâlime yardım edene Allah aynı zâlimi musallat eder» mealindeki hadîs gereğince aynı İtti hatçıların zulmüne uğramış ve Komite kendisini Mahmut Şevket Paşanın Öldürülmesi üzerine harman ettiği din adamları arasında «Eser-i Cedid» isimli bir vapura bindirerek Sinop Kalesine sürmüştür.
    Oradan Çorum'a, arkasından Boğazlıyan'a ve peşinden Sungurlu'ya sürgün ve derken:

    — Affedersiniz; bir yanlışlık oldu! Hitabiyle serbest bırakılış
    ...
    Bir de üstelik teselli mükâfatı: Atıf Hoca, İptidaî Dahil Medresesi Umum Müdürü...
    Medreseyi kısa zamanda öyle ıslah ediyor ki, ismi her tarafa yayılıyor ve hem madde, hem de mâna cepheleriyle örnek medresenin ne demek olduğu görülüyor.
    Ecnebiler bile bu örnek medresenin manzarasına hayran... Bir gün Amerikan elçiliğinden bir grup Atıf Hocayı ziyarete geliyor, ona İslâmiyet hakkında sualler yöneltiyor ve ayrılırken ihtiramların en taşkınını gösteriyor. Gruptan yaşlı bir Amerikalı Atıf Hocaya şöyle hitap ediyor:

    — Keşke genç olsaydım da talebeniz sıfatiyle yanınızda kalsaydım
    . Sizden feyz alsaydım...
    Dünyaca meşhur bir İtalyan müsteşriki de Şeyhülislâmlık kapısına baş vurarak bazı suallerine cevap istiyor. Onu Atıf Hocaya gönderiyorlar. Atıf Hocayla saatlerce görüşüp ilmine hayran kalan müsteşrikin sözleri:

    — Ben Arap ve Hind illerini gezdim ve bir çok din âlimiyle görüştüm. Hiçbiri beni sizin kadar doyuramadı. Yıllardır fikrimi harmanlayan en karışık ve girift meseleleri siz çözdünüz. Her tarafa yayılan şöhretinizin ne kadar haklı olduğunu şimdi anlıyorum.
    Atıf Hoca, İslâm âleminin her tarafından mektuplar alıyor, birçok dergide çıkan yazıları ve bazı risaleleriyle Fas'tan Hindistan'a kadar adını ulaştırmış bulunuyordu. Hattâ Fransa'da müsteşriklerin yayınladığı bir dergi, kendisinden yüksek bir telif ücreti karşılığında İslâmiyete ait yazılar istemişti.
    Bazı ecnebi idareler altında bulunan İslâm toplulukları, Türkiye’ye heyetler göndererek Atıf Hocayı ziyaret ettirirler ve başta medreseler bulunmak üzere girişilecek ıslah hareketlerini Atıf Hocadan öğrenmek isterlerdi.
    Atıf Hocadan faydalanmak isteyen İslâm âleminin başında Kırım vardı.
    Atıf Hocaya belki makamların en üstünü olan üç ayaklı sehpanın hazırlanmakta olduğu günlerde Kırım Müslümanlarının reisi İstanbul'a gelmiş, Atıf Hocayı Kırım'a davet etmiş ve kendisine Evkaf Nezaretiyle beraber Kırım'daki bütün dinî müesseselerin ıslahı işini sunmuştu. Fakat Atıf Hoca, bu teklife, benzerlerine verdiği cevapla mukabele etmişti:

    — Vatanımdan ayrılamam! İslâmî kalkınma dâvasının iş merkezi Türkiye'dir. Başka bir yer olamaz!
    Atıf Hoca, yalnız ezberleme bir ilimle değil, o ilmin tefekkür hassası ve en ince hikmetleriyle de doluydu. Yani gerçek ve derin mümin...
    Hoca, bir akşam Yıldız Sarayında Vahidüddin'in iftar sofrasında... Tam bir Avrupalı edasiyle yemek yiyor ve çatal - bıçağını bir diplomat itinasiyle kullanıyor. Beyaz sarık altında bu zarafet edası Sultanın gözünden kaçmadı:

    — Sizi tebrik ederim Hoca Efendi Hazretleri; çatal-bıçak kullanmaktaki zarif ve hâkim edanızı pek beğendim. Halbuki çatal - bıçakla yemek yemeyi günah sayanlar bile var...
    Hoca, güzel yüzünü parıldatan bir tebessümle cevap
    verdi:

    — Hayır, Şevketmaab; bu işde hiç bir günah yoktur! Peygamber Efendimiz, çatalın prensibini ortaya koyan ucu tırtıllı bir dal parcasiyle de yemek yedikleri gibi, kendilerinden sonra icat edilen temizlik vasıtaları ve faydalı âletlerin kullanılmasında da hiçbir dinî engel düşünülemez!
    Bundan sonra Atıf Hoca, bazı yeniliklere karşı «bid'at» iddiasiyle karşı duranların halini ve «bid'at» sınırlarının ince noktalarını izah ediyor ve bütün iftar sofrasını kuşatanlarla beraber Padişahın hayranlığını kazanıyor.

    — Kulunuzu ihsan almaya alıştırmamanızı niyaz ederim, Efendimiz!
    Padişah büsbütün hayran...
    Atıf Hocada, maddî menfaat tiksintisi ve hediye kabul etmemek prensibi o kadar kökleşmişti ki, bir gün evine, karısının iyi baklava yaptığı ifadesiyle bir tepsi getiren eski ve emektar bir odacısının masum ricasını da reddetmiş; ve ertesi günü, adamın kalbini almak arzusiyle şöyle demişti:

    — Hediyeni kabul edemediğim için beni affet evlâdım! Öyle bir meslek ve dâva üzerindeyim ki, maddî menfaatin miskal kadarına bile tahammül edemez.
    Atıf Hoca, aynı zamanda İslâmî ruhun büyük hamle ve hareket (aksiyon) mizacına da sahip...
    Kendisine, ayrılırken bir hediye vermek isteyen Hünkâra da, eşine az rastlanır bir faziletin şu sözleriyle karşılık veriyor:

    «Teali-i islâm : İslâmın Yükselişi» isimli bir cemiyet kurmuş ve İzmir'in Yunanlılarca işgalinde ilk protesto sesi bu dernekten yükselmiştir.
    Atıf Hoca, bu derneğin kurucusu ve reisi sıfatiyle, yanına o devrin din âlimlerinden bir heyet alarak, işgal altındaki İstanbul'da bulunan İtilâf kuvvetleri mümessillerine gidiyor. Yunanlıların İzmir'i işgal etmelerini şiddetle protesto ediyor ve istilâcıların çehrelerini hayret ve dehşet çizgileriyle dolduran şu sözleri söylüyor:
    Kötü politika yüzünden zebun düşmüş bir milletin zaafını bu dereceye kadar istismar etmek, hiçbir din ve insaf ölçüsüne sığdırılamaz! Gayeniz, Türk milletinin şahsında İslam’a darbe vurmaksa bunu açıkça bildiriniz ki, biz de ona göre başımızın çaresine bakalım.

    ESERLERİ:
    Japonya Büyük Elçisi Baron Uşida, İstanbul'a ayak basar basmaz, ilk iş olarak, resmî ziyaretlerinin peşinden, şöhreti Japonya'ya kadar erişen Atıf Hocayı ziyaret etmiş, onunla başbaşa saatler geçirmiş, ayrılırken de şöyle demişti:

    — Sizin gibi birkaç hoca daha olsaydı İslâmiyet bütün Doğuyu, bu arada da Japonya’yı fethederdi.
    İşte bu tesir ve mânanın sahibi Atıf Hoca, din yolundaki gayretlerinin fikir zemini olarak «Atıf Efendi Kütüphanesi» ismiyle bir yayın çerçevesi kurmuş ve şu eserleri kaleme alıp neşretmişti:


    Mir'at-ül-lslâm (İslâmın Aynası)

    İslâm Yolu
    İslâm Çığın
    Din-i Islâmda Müskirat
    Nazar-ı Şeriatte Kuvay-ı Berrüye ve Bahriye ;
    Tesettür-ü Şer'î (Şer'î Örtünme)
    Muayyene-tüt-Talebe (Öğrenci Ölçüleri)
    Medeniyet-i Şer'iye (Şeriat Terakkileri)
    Ve bu 8 eserden sonra, kendisini darağacına göndermekte âmil olan veya kendisi gibi bir adamın yaşatılmaması fikrini ilham eden meşhur eseri:
    « FRENK MUKALLİTLİĞİ»

    Cumhuriyetin birinci yılını tamamlamaya doğru gittiği bir zamanda (1340 -1924) ve henüz Islâmi ölçüler hor görülmeye başlamamışken, hususiyle Şapka Kanunundan mevsimlerce evvel çıkan bu eser, şahsiyet ve asliyet müdafaacısı ve İslâm ruhuna tam uygun bir fikir yapısı arzeder ve sahibini mimletmekten ve ilk fırsatta yok etmek fırsatını aşılamaktan başka bir suç belirtmez
    . Zira Atıf Hoca, herhangi ezberci bir şeriat adamı değil,, din öfke ve hamlesine sahip, som bir şahsiyettir ve böylelerinin yaşatılması, girişilecek bazı işler bakımından çok korkulu...

    N.F.Kısakürek



  16. 30.Ekim.2010, 00:18
    32
    Eşrefoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İskilipli Atıf Hoca


    FERT çerçevesinde ilk din mazlumluğunu, İnkılâp tarihine göz atar atmaz, İskilipli Atıf Hocada görüyoruz. Bu muazzam şehit, hiçbir alâkası bulunmayan şapka tepkisinin ruhu farz edilmek veya bu mevzuda şeriat ölçüsünü temsil edici şahsiyet kabul edilmek gibi bir anlayışa kurban gitmiştir. Dâvamız kanun ve hükümete herhangi bir isyan tavrı almadıkları halde mazlumlaştırılan masumlar olduğu için, Atıf Hocayı, işte bu soydan bir zulmün baş kurbanlarından biri olarak, esasen zaman sırasına göre de icap ettiği gibi, başa alıyoruz.

    Atıf Hocanın hayatı baştan başa macera ve çile doludur
    . Temsil ettiği parlak dinî şahsiyet her devrin din (alerji)si belirten hareketlerini Atıf Hocaya yönelttiği için ilk tutuklanışı Meşrutiyetin başında ve Mahmut Şevket Paşa suikastının şüpheliler kadrosu içindedir. İttihatçılara, hususiyle «Donanma Cemiyeti» faaliyetleri bakımından büyük yardımları dokunan ve bu is için «Nazar-ı Şeriatte Kuvve-i Bahriye ve Derriye» isimli bir eser kaleme alan Atıf Hoca «Zâlime yardım edene Allah aynı zâlimi musallat eder» mealindeki hadîs gereğince aynı İtti hatçıların zulmüne uğramış ve Komite kendisini Mahmut Şevket Paşanın Öldürülmesi üzerine harman ettiği din adamları arasında «Eser-i Cedid» isimli bir vapura bindirerek Sinop Kalesine sürmüştür.
    Oradan Çorum'a, arkasından Boğazlıyan'a ve peşinden Sungurlu'ya sürgün ve derken:

    — Affedersiniz; bir yanlışlık oldu! Hitabiyle serbest bırakılış
    ...
    Bir de üstelik teselli mükâfatı: Atıf Hoca, İptidaî Dahil Medresesi Umum Müdürü...
    Medreseyi kısa zamanda öyle ıslah ediyor ki, ismi her tarafa yayılıyor ve hem madde, hem de mâna cepheleriyle örnek medresenin ne demek olduğu görülüyor.
    Ecnebiler bile bu örnek medresenin manzarasına hayran... Bir gün Amerikan elçiliğinden bir grup Atıf Hocayı ziyarete geliyor, ona İslâmiyet hakkında sualler yöneltiyor ve ayrılırken ihtiramların en taşkınını gösteriyor. Gruptan yaşlı bir Amerikalı Atıf Hocaya şöyle hitap ediyor:

    — Keşke genç olsaydım da talebeniz sıfatiyle yanınızda kalsaydım
    . Sizden feyz alsaydım...
    Dünyaca meşhur bir İtalyan müsteşriki de Şeyhülislâmlık kapısına baş vurarak bazı suallerine cevap istiyor. Onu Atıf Hocaya gönderiyorlar. Atıf Hocayla saatlerce görüşüp ilmine hayran kalan müsteşrikin sözleri:

    — Ben Arap ve Hind illerini gezdim ve bir çok din âlimiyle görüştüm. Hiçbiri beni sizin kadar doyuramadı. Yıllardır fikrimi harmanlayan en karışık ve girift meseleleri siz çözdünüz. Her tarafa yayılan şöhretinizin ne kadar haklı olduğunu şimdi anlıyorum.
    Atıf Hoca, İslâm âleminin her tarafından mektuplar alıyor, birçok dergide çıkan yazıları ve bazı risaleleriyle Fas'tan Hindistan'a kadar adını ulaştırmış bulunuyordu. Hattâ Fransa'da müsteşriklerin yayınladığı bir dergi, kendisinden yüksek bir telif ücreti karşılığında İslâmiyete ait yazılar istemişti.
    Bazı ecnebi idareler altında bulunan İslâm toplulukları, Türkiye’ye heyetler göndererek Atıf Hocayı ziyaret ettirirler ve başta medreseler bulunmak üzere girişilecek ıslah hareketlerini Atıf Hocadan öğrenmek isterlerdi.
    Atıf Hocadan faydalanmak isteyen İslâm âleminin başında Kırım vardı.
    Atıf Hocaya belki makamların en üstünü olan üç ayaklı sehpanın hazırlanmakta olduğu günlerde Kırım Müslümanlarının reisi İstanbul'a gelmiş, Atıf Hocayı Kırım'a davet etmiş ve kendisine Evkaf Nezaretiyle beraber Kırım'daki bütün dinî müesseselerin ıslahı işini sunmuştu. Fakat Atıf Hoca, bu teklife, benzerlerine verdiği cevapla mukabele etmişti:

    — Vatanımdan ayrılamam! İslâmî kalkınma dâvasının iş merkezi Türkiye'dir. Başka bir yer olamaz!
    Atıf Hoca, yalnız ezberleme bir ilimle değil, o ilmin tefekkür hassası ve en ince hikmetleriyle de doluydu. Yani gerçek ve derin mümin...
    Hoca, bir akşam Yıldız Sarayında Vahidüddin'in iftar sofrasında... Tam bir Avrupalı edasiyle yemek yiyor ve çatal - bıçağını bir diplomat itinasiyle kullanıyor. Beyaz sarık altında bu zarafet edası Sultanın gözünden kaçmadı:

    — Sizi tebrik ederim Hoca Efendi Hazretleri; çatal-bıçak kullanmaktaki zarif ve hâkim edanızı pek beğendim. Halbuki çatal - bıçakla yemek yemeyi günah sayanlar bile var...
    Hoca, güzel yüzünü parıldatan bir tebessümle cevap
    verdi:

    — Hayır, Şevketmaab; bu işde hiç bir günah yoktur! Peygamber Efendimiz, çatalın prensibini ortaya koyan ucu tırtıllı bir dal parcasiyle de yemek yedikleri gibi, kendilerinden sonra icat edilen temizlik vasıtaları ve faydalı âletlerin kullanılmasında da hiçbir dinî engel düşünülemez!
    Bundan sonra Atıf Hoca, bazı yeniliklere karşı «bid'at» iddiasiyle karşı duranların halini ve «bid'at» sınırlarının ince noktalarını izah ediyor ve bütün iftar sofrasını kuşatanlarla beraber Padişahın hayranlığını kazanıyor.

    — Kulunuzu ihsan almaya alıştırmamanızı niyaz ederim, Efendimiz!
    Padişah büsbütün hayran...
    Atıf Hocada, maddî menfaat tiksintisi ve hediye kabul etmemek prensibi o kadar kökleşmişti ki, bir gün evine, karısının iyi baklava yaptığı ifadesiyle bir tepsi getiren eski ve emektar bir odacısının masum ricasını da reddetmiş; ve ertesi günü, adamın kalbini almak arzusiyle şöyle demişti:

    — Hediyeni kabul edemediğim için beni affet evlâdım! Öyle bir meslek ve dâva üzerindeyim ki, maddî menfaatin miskal kadarına bile tahammül edemez.
    Atıf Hoca, aynı zamanda İslâmî ruhun büyük hamle ve hareket (aksiyon) mizacına da sahip...
    Kendisine, ayrılırken bir hediye vermek isteyen Hünkâra da, eşine az rastlanır bir faziletin şu sözleriyle karşılık veriyor:

    «Teali-i islâm : İslâmın Yükselişi» isimli bir cemiyet kurmuş ve İzmir'in Yunanlılarca işgalinde ilk protesto sesi bu dernekten yükselmiştir.
    Atıf Hoca, bu derneğin kurucusu ve reisi sıfatiyle, yanına o devrin din âlimlerinden bir heyet alarak, işgal altındaki İstanbul'da bulunan İtilâf kuvvetleri mümessillerine gidiyor. Yunanlıların İzmir'i işgal etmelerini şiddetle protesto ediyor ve istilâcıların çehrelerini hayret ve dehşet çizgileriyle dolduran şu sözleri söylüyor:
    Kötü politika yüzünden zebun düşmüş bir milletin zaafını bu dereceye kadar istismar etmek, hiçbir din ve insaf ölçüsüne sığdırılamaz! Gayeniz, Türk milletinin şahsında İslam’a darbe vurmaksa bunu açıkça bildiriniz ki, biz de ona göre başımızın çaresine bakalım.

    ESERLERİ:
    Japonya Büyük Elçisi Baron Uşida, İstanbul'a ayak basar basmaz, ilk iş olarak, resmî ziyaretlerinin peşinden, şöhreti Japonya'ya kadar erişen Atıf Hocayı ziyaret etmiş, onunla başbaşa saatler geçirmiş, ayrılırken de şöyle demişti:

    — Sizin gibi birkaç hoca daha olsaydı İslâmiyet bütün Doğuyu, bu arada da Japonya’yı fethederdi.
    İşte bu tesir ve mânanın sahibi Atıf Hoca, din yolundaki gayretlerinin fikir zemini olarak «Atıf Efendi Kütüphanesi» ismiyle bir yayın çerçevesi kurmuş ve şu eserleri kaleme alıp neşretmişti:


    Mir'at-ül-lslâm (İslâmın Aynası)

    İslâm Yolu
    İslâm Çığın
    Din-i Islâmda Müskirat
    Nazar-ı Şeriatte Kuvay-ı Berrüye ve Bahriye ;
    Tesettür-ü Şer'î (Şer'î Örtünme)
    Muayyene-tüt-Talebe (Öğrenci Ölçüleri)
    Medeniyet-i Şer'iye (Şeriat Terakkileri)
    Ve bu 8 eserden sonra, kendisini darağacına göndermekte âmil olan veya kendisi gibi bir adamın yaşatılmaması fikrini ilham eden meşhur eseri:
    « FRENK MUKALLİTLİĞİ»

    Cumhuriyetin birinci yılını tamamlamaya doğru gittiği bir zamanda (1340 -1924) ve henüz Islâmi ölçüler hor görülmeye başlamamışken, hususiyle Şapka Kanunundan mevsimlerce evvel çıkan bu eser, şahsiyet ve asliyet müdafaacısı ve İslâm ruhuna tam uygun bir fikir yapısı arzeder ve sahibini mimletmekten ve ilk fırsatta yok etmek fırsatını aşılamaktan başka bir suç belirtmez
    . Zira Atıf Hoca, herhangi ezberci bir şeriat adamı değil,, din öfke ve hamlesine sahip, som bir şahsiyettir ve böylelerinin yaşatılması, girişilecek bazı işler bakımından çok korkulu...

    N.F.Kısakürek



  17. 30.Ekim.2010, 02:15
    33
    t.yılmaz
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2010
    Üye No: 79724
    Mesaj Sayısı: 15
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 27

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    Yok artık.yunan işgaline karşı ilk ses teali-i islam cemiyetinden yükselmiş.palavranın bu kadarı.teali-i islam cemiyeti Kuvayı milliyecilere karşı işgal güçlerini desteklemiş bir cemiyettir.


  18. 30.Ekim.2010, 02:15
    33
    t.yılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Yok artık.yunan işgaline karşı ilk ses teali-i islam cemiyetinden yükselmiş.palavranın bu kadarı.teali-i islam cemiyeti Kuvayı milliyecilere karşı işgal güçlerini desteklemiş bir cemiyettir.


  19. 30.Ekim.2010, 03:32
    34
    egeli2040
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ekim.2010
    Üye No: 79735
    Mesaj Sayısı: 63
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

    buyrun
    Kaynak:
    Diyanetten
    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy...Sayfa=12&ID=27

    Türk milletinin ruhunda ve benliğinde mevcut olan direnme gücünü ateşleyen hocalar ve müftüler Milli Mücadele fikrinin doğuşunda önemli bir faktör olmuşlardır. Ölüm-kalım mücadelesinin ilk günlerinde halk, Mustafa Kemal Paşa'nın da belirttiği gibi "Hakiki vaziyeti anlamamışlardı. Fikirlerde karışıklık vardı. Dimağlar âdeta durgun bir haldeydi?" Pek çok din adamı yine Mustafa Kemal Paşa'nın ifadesiyle "hakikatı halka izah ettiler? doğru yolu gösteren vaaz ve nasihatlerden sonra herkes çalışmaya başladı." Bu cümleden olarak, İzmir'in işgalinden sadece dört saat gibi kısa bir süre sonra düzenlediği mitingte; " İşgal edilen memleket halkının silaha sarılması dinî bir görevdir."diyen Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin etrafında Denizlililer hemen birleşmişlerdir. Din adamları, Milli Mücadele kıvılcımını ateşlemekle kalmadılar. Kimileri ellerinde silahla beldelerini korumuşlardır. Örneğin, Isparta'da Hafız İbrahim Efendi, "DEMİRALAY"; Afyonkarahisar'da da Hoca İsmail Şükrü, "ÇELİKALAY" adlarında gönüllülerden alaylar teşkil etmişlerdir. Bu arada hiçbir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yoktur ki, onun içinde veya başında bir din adamı bulunmasın. Bilindiği üzere TBMM, bu kuruluşların üzerine bina edilmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa , 19 Mayıs 1919'da Anadolu topraklarına ayak bastığında, O'nu karşılayanların başında din adamları ön saflarda yer almışlardır.

    Kısacailk direniş fetvasını veren ve örgütünü kuran Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi'den , İzmir Valisi İzzet Bey'in Yunan işgaline karşı çıkılmaması emri üzerine; "Vali Bey!? Bu sakalım kanımla kızarabilir, ama bu alına Yunan alçağını sükûnetle selamlamış olmanın karasını sürerek huzur-u İlâhiye çıkamam" diye haykıran İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi'ye, Mustafa Kemal Paşa'ya "Paşam!? Bütün Amasya emrinizdedir" diyen Müftü Hacı Tevfik Efendi' den Ankara Müftüsü M.Rifat Efendi'ye ve daha niceleri, Mustafa Kemal Paşa'nın " Ya İstiklâl ya ölüm" parolası etrafında birleşmişlerdir (1).

    İşte bu birlik ve beraberliği parçalamak isteyen düşman kuvvetleri, halkın dinî duygularına hitabeden bir vesika elde etmek arzusuna kapıldılar. Sonunda Şeyhülislam Dürrizâde Abdullah Efendi'den "Anadolu harekatına girişenlerin katli vacip olduğuna" dair bir fetva aldılar. Metinde de belirtildiği gibi bu kolay olmamıştır. Dürrizâde'nin selefi olan Haydarizâde İbrahim Efendi istenilen bu fetvayı vermemek için Şeyhülislamlık makamını terke mecbur kalmıştır. Bu yüzden Dördüncü Damat Ferit Hükümeti'nin kuruluşu iki gün gecikmiştir. Başka bir ifadeyle, ancak Dürrizâde'nin Şeyhülislamlık görevini kabul etmesiyle Dördüncü Damat Ferit Hükümeti kurulabilmiştir.

    Dürrizâde'nin fetvasını eline geçiren düşman kuvvetleri, bunu teksir ederek Anadolu'nun her tarafına çeşitli vasıtalarla (postayla, Anadolu'ya geçen kimseler aracılığıyla, vs.) hatta Yunan ve İngiliz uçaklarıyla dağıttılar.


  20. 30.Ekim.2010, 03:32
    34
    egeli2040 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    buyrun
    Kaynak:
    Diyanetten
    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy...Sayfa=12&ID=27

    Türk milletinin ruhunda ve benliğinde mevcut olan direnme gücünü ateşleyen hocalar ve müftüler Milli Mücadele fikrinin doğuşunda önemli bir faktör olmuşlardır. Ölüm-kalım mücadelesinin ilk günlerinde halk, Mustafa Kemal Paşa'nın da belirttiği gibi "Hakiki vaziyeti anlamamışlardı. Fikirlerde karışıklık vardı. Dimağlar âdeta durgun bir haldeydi?" Pek çok din adamı yine Mustafa Kemal Paşa'nın ifadesiyle "hakikatı halka izah ettiler? doğru yolu gösteren vaaz ve nasihatlerden sonra herkes çalışmaya başladı." Bu cümleden olarak, İzmir'in işgalinden sadece dört saat gibi kısa bir süre sonra düzenlediği mitingte; " İşgal edilen memleket halkının silaha sarılması dinî bir görevdir."diyen Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin etrafında Denizlililer hemen birleşmişlerdir. Din adamları, Milli Mücadele kıvılcımını ateşlemekle kalmadılar. Kimileri ellerinde silahla beldelerini korumuşlardır. Örneğin, Isparta'da Hafız İbrahim Efendi, "DEMİRALAY"; Afyonkarahisar'da da Hoca İsmail Şükrü, "ÇELİKALAY" adlarında gönüllülerden alaylar teşkil etmişlerdir. Bu arada hiçbir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yoktur ki, onun içinde veya başında bir din adamı bulunmasın. Bilindiği üzere TBMM, bu kuruluşların üzerine bina edilmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa , 19 Mayıs 1919'da Anadolu topraklarına ayak bastığında, O'nu karşılayanların başında din adamları ön saflarda yer almışlardır.

    Kısacailk direniş fetvasını veren ve örgütünü kuran Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi'den , İzmir Valisi İzzet Bey'in Yunan işgaline karşı çıkılmaması emri üzerine; "Vali Bey!? Bu sakalım kanımla kızarabilir, ama bu alına Yunan alçağını sükûnetle selamlamış olmanın karasını sürerek huzur-u İlâhiye çıkamam" diye haykıran İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi'ye, Mustafa Kemal Paşa'ya "Paşam!? Bütün Amasya emrinizdedir" diyen Müftü Hacı Tevfik Efendi' den Ankara Müftüsü M.Rifat Efendi'ye ve daha niceleri, Mustafa Kemal Paşa'nın " Ya İstiklâl ya ölüm" parolası etrafında birleşmişlerdir (1).

    İşte bu birlik ve beraberliği parçalamak isteyen düşman kuvvetleri, halkın dinî duygularına hitabeden bir vesika elde etmek arzusuna kapıldılar. Sonunda Şeyhülislam Dürrizâde Abdullah Efendi'den "Anadolu harekatına girişenlerin katli vacip olduğuna" dair bir fetva aldılar. Metinde de belirtildiği gibi bu kolay olmamıştır. Dürrizâde'nin selefi olan Haydarizâde İbrahim Efendi istenilen bu fetvayı vermemek için Şeyhülislamlık makamını terke mecbur kalmıştır. Bu yüzden Dördüncü Damat Ferit Hükümeti'nin kuruluşu iki gün gecikmiştir. Başka bir ifadeyle, ancak Dürrizâde'nin Şeyhülislamlık görevini kabul etmesiyle Dördüncü Damat Ferit Hükümeti kurulabilmiştir.

    Dürrizâde'nin fetvasını eline geçiren düşman kuvvetleri, bunu teksir ederek Anadolu'nun her tarafına çeşitli vasıtalarla (postayla, Anadolu'ya geçen kimseler aracılığıyla, vs.) hatta Yunan ve İngiliz uçaklarıyla dağıttılar.


  21. 30.Ekim.2010, 10:51
    35
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,017
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?

  22. 30.Ekim.2010, 11:39
    36
    Eşrefoğlu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2010
    Üye No: 78342
    Mesaj Sayısı: 196
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: Kahramanmaraş

    --->: İskilipli Atıf Hoca kim tarafından öldürüldü ve niçin?




  23. 30.Ekim.2010, 11:39
    36
    Eşrefoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli






+ Yorum Gönder
Git İlk 234 Son