Konusunu Oylayın.: Ateistin Cevabı Ve Sorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ateistin Cevabı Ve Sorum
  1. 17.Ekim.2009, 18:47
    1
    reyna89
    Es Rahmet Rüzgarı

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2009
    Üye No: 49643
    Mesaj Sayısı: 329
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 28

    Ateistin Cevabı Ve Sorum






    Ateistin Cevabı Ve Sorum Mumsema Arkadaşlar Allah'a inanmayan bir arkadaşım var ona dedim ki Madem Allah'a inanmıyorsun bana aklını gösterebilir misin ?
    - Aklımı gösteremem ama kullanabilirim..! dedi... birşey diyemedim
    sonra şunu söyledim sen şurdan çıkıp gitsen ve 1 saat sonra kafana birşey düşse ya da araba çarpsa ölsen bu bir kaderdir dedim dedi ki dikkatli olursam birşey olmaz..Her insan ölür kalbi durur ölür hastalanır ölür dedi
    Ölürsem de toprağım bol olsun dedi.

    Çook üzülüyorum ona ama yapacak birşey yok ne desem boş Rabbim hidayet versin

    Öbür dünyada ki halini çok merak ediyorum acaba hiç mi cennete girmeyecek tabi ki Rabbimizin merhametine bağlı ama o da biz müminler gibi cennete girse Allah'a inansa ne yapma lazım bimiyorum


  2. 17.Ekim.2009, 18:47
    1
    Es Rahmet Rüzgarı



    Arkadaşlar Allah'a inanmayan bir arkadaşım var ona dedim ki Madem Allah'a inanmıyorsun bana aklını gösterebilir misin ?
    - Aklımı gösteremem ama kullanabilirim..! dedi... birşey diyemedim
    sonra şunu söyledim sen şurdan çıkıp gitsen ve 1 saat sonra kafana birşey düşse ya da araba çarpsa ölsen bu bir kaderdir dedim dedi ki dikkatli olursam birşey olmaz..Her insan ölür kalbi durur ölür hastalanır ölür dedi
    Ölürsem de toprağım bol olsun dedi.

    Çook üzülüyorum ona ama yapacak birşey yok ne desem boş Rabbim hidayet versin

    Öbür dünyada ki halini çok merak ediyorum acaba hiç mi cennete girmeyecek tabi ki Rabbimizin merhametine bağlı ama o da biz müminler gibi cennete girse Allah'a inansa ne yapma lazım bimiyorum


    Benzer Konular

    - Ateistin yanıtı

    - Genç Ateistin sorularına Cevaplar (Herkez Baksın)

    - Ateistin Sorduğu Soru

    - Bir Ateistin Soruları

    - Ateistin biri bana, o kadar namaz kıldın ibadet ettin de tanrından ne fayda gördün, dedi. Hayatımıza

  3. 17.Ekim.2009, 18:58
    2
    abdullah biri
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2009
    Üye No: 52197
    Mesaj Sayısı: 215
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 49

    --->: Ateistin Cevabı Ve Sorum




    Alıntı
    Arkadaşlar Allah'a inanmayan bir arkadaşım var ona dedim ki Madem Allah'a inanmıyorsun bana aklını gösterebilir misin ?
    - Aklımı gösteremem ama kullanabilirim..! dedi... birşey diyemedim
    şeytanın kuralıdır. hep mantıklı vesveseler verir..

    Alıntı
    Çook üzülüyorum ona ama yapacak birşey yok ne desem boş Rabbim hidayet versin
    amin

    Alıntı
    Öbür dünyada ki halini çok merak ediyorum acaba hiç mi cennete girmeyecek tabi ki Rabbimizin merhametine bağlı ama o da biz müminler gibi cennete girse Allah'a inansa ne yapma lazım bimiyorum
    bu şekilde ölürse ki (inşallah ölmez) cennete giremeyeceği kesin Rabbimizin rahmeti Kendisine ve Gönderdiği Rasul'une (SAV) iman ederek ölmüş insanlar içindir.

    Merak ediyorum kısmına gelince güzel kardeşim kendi halimizi merak etsek daha isabetli bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum..


    selam ve dua ile

    sende Allah 'ı sana gösteremem ama yarattıklarını gösterebilirim dese idin.

    Alıntı
    sonra şunu söyledim sen şurdan çıkıp gitsen ve 1 saat sonra kafana birşey düşse ya da araba çarpsa ölsen bu bir kaderdir dedim dedi ki dikkatli olursam birşey olmaz..Her insan ölür kalbi durur ölür hastalanır ölür dedi
    Ölürsem de toprağım bol olsun dedi.
    sende nice dikkatli araba kullananlar var ama dengesizin biri şerit atlayıp dikkat edenin üstüne çıkıp kendisine bir şey olmadığı halde dikkatli kullananın ölümüne sebeb olabiliyor dese idin.. toprağı az mı olur çok mu olur şu an için bilmiyoruz.


  4. 17.Ekim.2009, 18:58
    2



    Alıntı
    Arkadaşlar Allah'a inanmayan bir arkadaşım var ona dedim ki Madem Allah'a inanmıyorsun bana aklını gösterebilir misin ?
    - Aklımı gösteremem ama kullanabilirim..! dedi... birşey diyemedim
    şeytanın kuralıdır. hep mantıklı vesveseler verir..

    Alıntı
    Çook üzülüyorum ona ama yapacak birşey yok ne desem boş Rabbim hidayet versin
    amin

    Alıntı
    Öbür dünyada ki halini çok merak ediyorum acaba hiç mi cennete girmeyecek tabi ki Rabbimizin merhametine bağlı ama o da biz müminler gibi cennete girse Allah'a inansa ne yapma lazım bimiyorum
    bu şekilde ölürse ki (inşallah ölmez) cennete giremeyeceği kesin Rabbimizin rahmeti Kendisine ve Gönderdiği Rasul'une (SAV) iman ederek ölmüş insanlar içindir.

    Merak ediyorum kısmına gelince güzel kardeşim kendi halimizi merak etsek daha isabetli bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum..


    selam ve dua ile

    sende Allah 'ı sana gösteremem ama yarattıklarını gösterebilirim dese idin.

    Alıntı
    sonra şunu söyledim sen şurdan çıkıp gitsen ve 1 saat sonra kafana birşey düşse ya da araba çarpsa ölsen bu bir kaderdir dedim dedi ki dikkatli olursam birşey olmaz..Her insan ölür kalbi durur ölür hastalanır ölür dedi
    Ölürsem de toprağım bol olsun dedi.
    sende nice dikkatli araba kullananlar var ama dengesizin biri şerit atlayıp dikkat edenin üstüne çıkıp kendisine bir şey olmadığı halde dikkatli kullananın ölümüne sebeb olabiliyor dese idin.. toprağı az mı olur çok mu olur şu an için bilmiyoruz.


  5. 17.Ekim.2009, 19:15
    3
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: Ateistin Cevabı Ve Sorum

    Kardeşim aşağıdaki alıntıyı okumanızı ve okutmanızı tavsiye ediyorum.
    ----------------------------------ALINTI---------------------------------------

    İmkân Delili: İmkân, birşeyin olması ile olmamasının eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da mümkün derken olabilir de olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olan her varlık bize şu gerçeği haykırır: Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu an ben varsam, var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise ancak Allahtır.
    Hudus delili: Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa, bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta iken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre bu var oluş Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kainatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi hadiseler, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor.

    San'at: Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kainatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kainattaki her eser şu özelliklere sahiptir:
    • Büyük sanat değeri taşır.
    • Çok kıymetlidir.
    • Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır.
    • Çok sayıda olmaktadır.
    • Karışık ve çeşit çeşittir.
    • Devamlıdır.

    Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san'at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah (c.c.) olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..
    Devir ve Teselsülün Muhal olması: Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise bir şeyin silsile halinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allah’ın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz : Bunu kim yarattı diye .

    Kur'an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. Yumurtayı kim yaptı? Yahut meyveyi kim yaptı? sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, “Allah yarattı” diye cevap verilir. İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin (tavuğun ve ağacın) sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz.

    Hikmet ve gaye delili: Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde, ne bitki ve hayvanat dünyasında, ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kainattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allaha isnat etmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz.
    Yardımlaşma delili: Yağmurun toprağın imdadına, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir.
    Temizlik: Kainattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı (c.c.) anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; gezegenimizde atmosfer, uzayda kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes'i göstermektedir.
    Simalar: Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine birebir benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk'ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır.

    Fıtrat ve Vicdan Delili: Allahı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek: İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allaha yapar. Aksi halde batıl mâbutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir. Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır.

    Tarih: Dinler tarihi şahittir ki, insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına inanma duygusunu Allah koymuştur ve insan O’na (Allah’a) inanmakla mükelleftir.

    Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır. Bunlar, Kur’an ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" derler.

    Peygamberler: Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri'nin (a.s.m) peygamberliğini ispat eden bütün deliller de, yine Cenab-ı Hakk'ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira Peygamberlerin varlıklarının gayesi, Tevhid; yani Allah'ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk'ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir" demektedir.

    -------------------------------------ALINTI--------------------------------------


  6. 17.Ekim.2009, 19:15
    3
    seyyah
    Kardeşim aşağıdaki alıntıyı okumanızı ve okutmanızı tavsiye ediyorum.
    ----------------------------------ALINTI---------------------------------------

    İmkân Delili: İmkân, birşeyin olması ile olmamasının eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da mümkün derken olabilir de olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olan her varlık bize şu gerçeği haykırır: Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu an ben varsam, var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise ancak Allahtır.
    Hudus delili: Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa, bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta iken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre bu var oluş Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kainatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi hadiseler, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor.

    San'at: Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kainatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kainattaki her eser şu özelliklere sahiptir:
    • Büyük sanat değeri taşır.
    • Çok kıymetlidir.
    • Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır.
    • Çok sayıda olmaktadır.
    • Karışık ve çeşit çeşittir.
    • Devamlıdır.

    Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san'at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah (c.c.) olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..
    Devir ve Teselsülün Muhal olması: Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise bir şeyin silsile halinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allah’ın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz : Bunu kim yarattı diye .

    Kur'an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. Yumurtayı kim yaptı? Yahut meyveyi kim yaptı? sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, “Allah yarattı” diye cevap verilir. İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin (tavuğun ve ağacın) sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz.

    Hikmet ve gaye delili: Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde, ne bitki ve hayvanat dünyasında, ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kainattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allaha isnat etmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz.
    Yardımlaşma delili: Yağmurun toprağın imdadına, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir.
    Temizlik: Kainattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı (c.c.) anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; gezegenimizde atmosfer, uzayda kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes'i göstermektedir.
    Simalar: Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine birebir benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk'ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır.

    Fıtrat ve Vicdan Delili: Allahı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek: İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allaha yapar. Aksi halde batıl mâbutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir. Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır.

    Tarih: Dinler tarihi şahittir ki, insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına inanma duygusunu Allah koymuştur ve insan O’na (Allah’a) inanmakla mükelleftir.

    Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır. Bunlar, Kur’an ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" derler.

    Peygamberler: Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri'nin (a.s.m) peygamberliğini ispat eden bütün deliller de, yine Cenab-ı Hakk'ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira Peygamberlerin varlıklarının gayesi, Tevhid; yani Allah'ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk'ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir" demektedir.

    -------------------------------------ALINTI--------------------------------------


  7. 17.Ekim.2009, 19:19
    4
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Ateistin Cevabı Ve Sorum

    Alıntı
    Arkadaşlar Allah'a inanmayan bir arkadaşım var
    ilk öne şunu söylemek isterim.Ateistten arkadaş olmaz, o kişiyle aranızda bir mesafe olsun.Sonra siz bir konuda yanıltabilir Allah (c.c.) muhafaza.
    Aklın nerde diye sormuşsunuz.Sanırım ima azam hazretlerinin hikayesinden etkilenmişiniz.Aama tam olarak olayı ateist kişye aktaramamışsınız.Buyrun size o hikaye:

    http://www.mumsema.com/arap-islam-al...artismasi.html

    bunlarda belki işinize yarar:

    http://www.mumsema.com/iman-etmeyenl...ez-baksin.html
    http://www.mumsema.com/sohbet-muhabb...igi-cevap.html

    cennet meselesine gelince eğer bu düşüncelerinde ısrar eder ve böyle ölürse asla cennete giremezİnşaAlah yanlışının farkına varır


  8. 17.Ekim.2009, 19:19
    4
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    Alıntı
    Arkadaşlar Allah'a inanmayan bir arkadaşım var
    ilk öne şunu söylemek isterim.Ateistten arkadaş olmaz, o kişiyle aranızda bir mesafe olsun.Sonra siz bir konuda yanıltabilir Allah (c.c.) muhafaza.
    Aklın nerde diye sormuşsunuz.Sanırım ima azam hazretlerinin hikayesinden etkilenmişiniz.Aama tam olarak olayı ateist kişye aktaramamışsınız.Buyrun size o hikaye:

    http://www.mumsema.com/arap-islam-al...artismasi.html

    bunlarda belki işinize yarar:

    http://www.mumsema.com/iman-etmeyenl...ez-baksin.html
    http://www.mumsema.com/sohbet-muhabb...igi-cevap.html

    cennet meselesine gelince eğer bu düşüncelerinde ısrar eder ve böyle ölürse asla cennete giremezİnşaAlah yanlışının farkına varır


  9. 16.Ekim.2017, 10:53
    5
    Misafir

    Yorum: Ateistin Cevabı Ve Sorum

    E kardeşim çok basit sende deseydin ki bende Allahı gösteremem ama yaratılanların Allahtan olduğunu gösterir ve ispatlaya bilirim ve Allahın ispatı çok kolaydır yeter iyi düşün tefekkür et


  10. 16.Ekim.2017, 10:53
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    E kardeşim çok basit sende deseydin ki bende Allahı gösteremem ama yaratılanların Allahtan olduğunu gösterir ve ispatlaya bilirim ve Allahın ispatı çok kolaydır yeter iyi düşün tefekkür et





+ Yorum Gönder