Konusunu Oylayın.: Kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet
  1. 25.Eylül.2009, 17:28
    1
    chapman26
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Eylül.2009
    Üye No: 54836
    Mesaj Sayısı: 53
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 24

    Kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet






    Kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet Mumsema bugün tarih hocası çalındı ve kesin falan dedi bu konudaki bilgilerinizi söyler misiniz?


  2. 25.Eylül.2009, 17:33
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet




    Kardeşim konuyu biraz daha açar mısın neymiş o çalınan ayetler veya nerden uydurmuşlar bunu??


  3. 25.Eylül.2009, 17:33
    2
    Özel Üye



    Kardeşim konuyu biraz daha açar mısın neymiş o çalınan ayetler veya nerden uydurmuşlar bunu??


  4. 25.Eylül.2009, 17:35
    3
    chapman26
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Eylül.2009
    Üye No: 54836
    Mesaj Sayısı: 53
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 24

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    tam bilmiyoruma ama tarihçiler bilir falan dedi hindistana kaçırıldı falan sinir etti


  5. 25.Eylül.2009, 17:35
    3
    tam bilmiyoruma ama tarihçiler bilir falan dedi hindistana kaçırıldı falan sinir etti


  6. 25.Eylül.2009, 17:38
    4
    Ensar
    لا اله ا لا ا لله

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2009
    Üye No: 56476
    Mesaj Sayısı: 1,818
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19
    Bulunduğu yer: Kuzey Yarım Küre

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    Hangi ayet nasıl çalınmış ne yapılmış?Tam olarak soruyu sorar mısın?


  7. 25.Eylül.2009, 17:38
    4
    لا اله ا لا ا لله
    Hangi ayet nasıl çalınmış ne yapılmış?Tam olarak soruyu sorar mısın?


  8. 25.Eylül.2009, 17:43
    5
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    9- Hiç şüphe yok ki o zikri (Kur'ân'ı) biz indirdik biz hiç şüphesiz onun koruyucusu da mutlaka biziz. Buradaki zamiri iki ayrı şekilde yorumlanmıştır. Birincisi "zikr"e ait olmasıdır tefsircilerin çoğunun görüşü budur. İkincisi Ferrâ ve İbnü'l Enbârî'nin görüşleridir ki, Kur'ân üzerine indirilen Hz. Peygambere ait olmasıdır. Bu durumda mânâsı onu cin ve şeytan şerrinden ve düşman tecavüzünden koruyan ve koruyacak olan da biz şanı Yüce Allah'ız demek olur. Bu da doğru bir mânâ olmakla beraber âyetten ilk bakışta anlaşılan, birinci mânâdır. Yani Allah Teâlâ, bununla Kur'ân'ın fazlalık veya noksanlıkla bozma ve değiştirmeden korumasını üzerine almış ve korunarak kalmasını anlatmıştır. O halde bu vaad varken sahabe, Kur'ân'ın Mushaf'ta toplanması ile niçin meşgul oldular? Sorusu da sorulamaz. Çünkü hafızların Kur'ân'ı ezberlemesi gibi, sahabenin onu toplaması da Allah Teâlâ'nın koruma sebebleri cümlesindendir. Allah, onun korumasını üzerine aldığı içindir ki, onları bu şekilde toplamaya ve zaptetmeye muvaffak etmiştir.
    Burada tefsirciler Allah Teâlâ'nın Kur'ân'ı korumasının niteliği hakkında da birkaç ayrı görüş açıklamışlardır. Şöyle ki:
    1- Bunu Allah'ın koruması, insan sözünden ayrı bir mucize kılarak halkı, artırma ve eksiltmeden aciz bırakması şeklindedir. Çünkü Kur'ân'a bir şey ilave edecek veya eksiltecek olsalar Kur'ân nazmı değişir ve bütün aklı erenlere onun Kur'ân'dan olmadığı meydana çıkar. Bunun için Kur'ân'ın icâzkâr olması (benzerini getirmekten insanları aciz bırakması) bir şehri kuşatan sur ve istihkâm gibi onu korunmuş tutar.
    2- Allah Teâlâ, hiç kimseye Kur'ân'a sözlü mücadele edebilecek kuvvet vermemek suretiyle onu korumuş ve muhafaza etmiştir. Bu iki yorum şekli birbirine yakındır.
    3- Allah Teâlâ, teklif (yükümlülük) süresinin sonuna kadar Kur'ân'ı koruyacak, okutacak ve halk arasında neşredecek bir topluluğu görevlendirmek suretiyle, onu halkın iptal etmesinden ve bozmasından koruyup muhafaza edecektir.
    4- Korumadan maksadın şu olduğunu söylemişler: Bir kimse Kur'ânın bir harfini veya bir noktasını değiştirecek olsa bütün âlem ona: "Bu yanlıştır, Allah'ın sözünü değiştirmektir" der. Hatta büyük ve heybetli bir adam Allah kitabının bir harfinde veya harekesinde yanlışlıkla bir hata veya bir lâhin yapacak olsa çocuklar bile ona hemen, "Efendi yanıldın, doğrusu şöyledir!" derler.
    Fahreddin Râzî der ki: "Kur'ân'ınki gibi korunma hiçbir kitaba nasib olmamıştır. Başka hiçbir kitap yoktur ki, az çok tashif (kelimeyi yanlış yazma), tahrif (yazarken harflerin yerini değiştirme) ve bozulma girmemiş olsun. Bunca dinsizlerin, yahudilerin ve hıristiyanların Kur'ânı değiştirmek ve bozmak üzere birçok arzuları ve hırsları bulunduğu halde, bu kitabın her yönden tahriften korunmuş olarak kalması en büyük mucizelerdendir. Bir de Allah bunun böyle korunmuş olarak kalmasını bu âyetle haber vermiştir. Şimdiye kadar da altı yüz seneye yakın bir zaman geçmiştir. Bundan dolayı, bunun bir gayb haberi olduğu gerçekleşmiş bulunuyor. Bu ise üstün bir mucizedir. Bu satırların yazıldığı şu zamanımızda ise, yüce hicretin bin üç yüz kırk dokuzuncu (günümüzde ise bin dört yüz on üç) senesinde bulunuyoruz. Bu sûre, Mekke'de indiğinden dolayı demek ki bin üç yüz elli seneyi geçen bir müddetten beri, bütün kâinat bu gayb haberinin gerçekleştiğine şahid olmaktadır. Gerçekten Kur'ân'da bu âyet, açık bir ifade olmasaydı bile, hiçbir kitaba nasib olmayan bir koruma ile bu kadar senedir korunması, Râzî'nin dediği gibi başlı başına büyük bir fiilî mucize olurdu. Bunun, bu âyetle başlangıçtan itibaren açık olarak ifade edilmesi, özellikle pekiştirilerek anlatılmış olması ise, hiç söz götürme ihtimali olmayan ilmî bir mucizedir. Ve işte on üç buçuk asırdan fazla bir zamandan beri, dünya böyle hem ilim ve hem de amelle ilgili yönleri toplayan bir mucizenin şahidi olagelmiştir. "Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'ân'ın âyetleridir." (Hıcr, 15/1).



    (Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri)




  9. 25.Eylül.2009, 17:43
    5
    Özel Üye
    9- Hiç şüphe yok ki o zikri (Kur'ân'ı) biz indirdik biz hiç şüphesiz onun koruyucusu da mutlaka biziz. Buradaki zamiri iki ayrı şekilde yorumlanmıştır. Birincisi "zikr"e ait olmasıdır tefsircilerin çoğunun görüşü budur. İkincisi Ferrâ ve İbnü'l Enbârî'nin görüşleridir ki, Kur'ân üzerine indirilen Hz. Peygambere ait olmasıdır. Bu durumda mânâsı onu cin ve şeytan şerrinden ve düşman tecavüzünden koruyan ve koruyacak olan da biz şanı Yüce Allah'ız demek olur. Bu da doğru bir mânâ olmakla beraber âyetten ilk bakışta anlaşılan, birinci mânâdır. Yani Allah Teâlâ, bununla Kur'ân'ın fazlalık veya noksanlıkla bozma ve değiştirmeden korumasını üzerine almış ve korunarak kalmasını anlatmıştır. O halde bu vaad varken sahabe, Kur'ân'ın Mushaf'ta toplanması ile niçin meşgul oldular? Sorusu da sorulamaz. Çünkü hafızların Kur'ân'ı ezberlemesi gibi, sahabenin onu toplaması da Allah Teâlâ'nın koruma sebebleri cümlesindendir. Allah, onun korumasını üzerine aldığı içindir ki, onları bu şekilde toplamaya ve zaptetmeye muvaffak etmiştir.
    Burada tefsirciler Allah Teâlâ'nın Kur'ân'ı korumasının niteliği hakkında da birkaç ayrı görüş açıklamışlardır. Şöyle ki:
    1- Bunu Allah'ın koruması, insan sözünden ayrı bir mucize kılarak halkı, artırma ve eksiltmeden aciz bırakması şeklindedir. Çünkü Kur'ân'a bir şey ilave edecek veya eksiltecek olsalar Kur'ân nazmı değişir ve bütün aklı erenlere onun Kur'ân'dan olmadığı meydana çıkar. Bunun için Kur'ân'ın icâzkâr olması (benzerini getirmekten insanları aciz bırakması) bir şehri kuşatan sur ve istihkâm gibi onu korunmuş tutar.
    2- Allah Teâlâ, hiç kimseye Kur'ân'a sözlü mücadele edebilecek kuvvet vermemek suretiyle onu korumuş ve muhafaza etmiştir. Bu iki yorum şekli birbirine yakındır.
    3- Allah Teâlâ, teklif (yükümlülük) süresinin sonuna kadar Kur'ân'ı koruyacak, okutacak ve halk arasında neşredecek bir topluluğu görevlendirmek suretiyle, onu halkın iptal etmesinden ve bozmasından koruyup muhafaza edecektir.
    4- Korumadan maksadın şu olduğunu söylemişler: Bir kimse Kur'ânın bir harfini veya bir noktasını değiştirecek olsa bütün âlem ona: "Bu yanlıştır, Allah'ın sözünü değiştirmektir" der. Hatta büyük ve heybetli bir adam Allah kitabının bir harfinde veya harekesinde yanlışlıkla bir hata veya bir lâhin yapacak olsa çocuklar bile ona hemen, "Efendi yanıldın, doğrusu şöyledir!" derler.
    Fahreddin Râzî der ki: "Kur'ân'ınki gibi korunma hiçbir kitaba nasib olmamıştır. Başka hiçbir kitap yoktur ki, az çok tashif (kelimeyi yanlış yazma), tahrif (yazarken harflerin yerini değiştirme) ve bozulma girmemiş olsun. Bunca dinsizlerin, yahudilerin ve hıristiyanların Kur'ânı değiştirmek ve bozmak üzere birçok arzuları ve hırsları bulunduğu halde, bu kitabın her yönden tahriften korunmuş olarak kalması en büyük mucizelerdendir. Bir de Allah bunun böyle korunmuş olarak kalmasını bu âyetle haber vermiştir. Şimdiye kadar da altı yüz seneye yakın bir zaman geçmiştir. Bundan dolayı, bunun bir gayb haberi olduğu gerçekleşmiş bulunuyor. Bu ise üstün bir mucizedir. Bu satırların yazıldığı şu zamanımızda ise, yüce hicretin bin üç yüz kırk dokuzuncu (günümüzde ise bin dört yüz on üç) senesinde bulunuyoruz. Bu sûre, Mekke'de indiğinden dolayı demek ki bin üç yüz elli seneyi geçen bir müddetten beri, bütün kâinat bu gayb haberinin gerçekleştiğine şahid olmaktadır. Gerçekten Kur'ân'da bu âyet, açık bir ifade olmasaydı bile, hiçbir kitaba nasib olmayan bir koruma ile bu kadar senedir korunması, Râzî'nin dediği gibi başlı başına büyük bir fiilî mucize olurdu. Bunun, bu âyetle başlangıçtan itibaren açık olarak ifade edilmesi, özellikle pekiştirilerek anlatılmış olması ise, hiç söz götürme ihtimali olmayan ilmî bir mucizedir. Ve işte on üç buçuk asırdan fazla bir zamandan beri, dünya böyle hem ilim ve hem de amelle ilgili yönleri toplayan bir mucizenin şahidi olagelmiştir. "Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'ân'ın âyetleridir." (Hıcr, 15/1).



    (Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri)




  10. 08.Ekim.2009, 00:54
    6
    ugurlu
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ekim.2009
    Üye No: 58308
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 49

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    değerli kardeşim. kuran ın bir harfini bilre kimse değiştiremez. Biri çıkar derki kuranda eksik var .Biri derki kur an da fazlalık var.Biri derki kuran ın şurası şöle burası böle . Bunların hepsi safsata. Kuran tevatür yoluyla bize ulaşmış ve bizden sonra da öle devam edecek. kuşkun olmasın. ama bize düşen şudurki: kur anı tenkit etmek diil onu bir an önce hayata geçirmek düşer.


  11. 08.Ekim.2009, 00:54
    6
    Üye
    değerli kardeşim. kuran ın bir harfini bilre kimse değiştiremez. Biri çıkar derki kuranda eksik var .Biri derki kur an da fazlalık var.Biri derki kuran ın şurası şöle burası böle . Bunların hepsi safsata. Kuran tevatür yoluyla bize ulaşmış ve bizden sonra da öle devam edecek. kuşkun olmasın. ama bize düşen şudurki: kur anı tenkit etmek diil onu bir an önce hayata geçirmek düşer.


  12. 08.Ekim.2009, 01:14
    7
    OGOG
    AZA

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Mayıs.2009
    Üye No: 48550
    Mesaj Sayısı: 311
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 52

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    Boş laf, salla gitsin.


  13. 08.Ekim.2009, 01:14
    7
    AZA
    Boş laf, salla gitsin.


  14. 08.Ekim.2009, 09:58
    8
    gezgin54
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Haziran.2009
    Üye No: 49021
    Mesaj Sayısı: 137
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 46
    Bulunduğu yer: Sakarya

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    hadi ayeti çaldılar hafızları ne yapacaklar böyle şeylere fazla takılma bence
    rabbim öğrendiklerimizle amel etmeyi nasib etsin


  15. 08.Ekim.2009, 09:58
    8
    Devamlı Üye
    hadi ayeti çaldılar hafızları ne yapacaklar böyle şeylere fazla takılma bence
    rabbim öğrendiklerimizle amel etmeyi nasib etsin


  16. 08.Ekim.2009, 12:13
    9
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    Alıntı
    kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet
    bugün tarih hocası çalındı ve kesin falan dedi bu konudaki bilgilerinizi söyler misiniz?
    inançsızların ağızlarında geveledikleri sözden başka bir şey değil.


  17. 08.Ekim.2009, 12:13
    9
    Moderatör
    Alıntı
    kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet
    bugün tarih hocası çalındı ve kesin falan dedi bu konudaki bilgilerinizi söyler misiniz?
    inançsızların ağızlarında geveledikleri sözden başka bir şey değil.


  18. 09.Ekim.2009, 09:39
    10
    gezgin54
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Haziran.2009
    Üye No: 49021
    Mesaj Sayısı: 137
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 46
    Bulunduğu yer: Sakarya

    --->: kuran ı kerimdeki ayetlerden çalınan ayet

    80 kiloluk Kuran'ı Kerim en iyi delil

    Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen Hazreti Osman mushafı tam 80 kilo geliyor ve Kuran metninin harfi harfine korunduğunu ispatlıyor. Tüm mushafların ondan koplayandığı mushaf Kufi yazısı ile yazılmış



    Dünyanın farklı yerlerinde muhafaza edilen ve Hazreti Osman'a nispet edilen en eski mushaflar eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın gayretleri ile yayımlanıyor.
    Son olarak Kahire'deki Hazreti Osman mushafı IRCICA tarafından yayımlandı. İlk kez ayrıntılı olarak incelenen mushaflar Kur'an'ın okunuşu kadar yazılışıyla da değişmeden günümüze ulaştığını gösteriyor. 'Kadim nüshaları' ilk kez harf harf inceleyip yayına hazırlayan Dr. Tayyar Altıkulaç, "Bu mushaf da gösteriyor ki, Kur'an-ı Kerim sadece hafızların okuyuşları ile değil, yazısı ile de korunmuştur ve on dört asır önce nazil olup yazıldığı gibi elimizdedir." diyor.
    Bu mushaf, Kur'an'ın korunmuşluğunu gösteriyor

    Hazreti Peygamber'in vefatından sonra yalancı peygamber Müseylime üzerine yürüyen sahabe orduları Yemame'ye ulaştığında iki ordu arasında kıyasıya bir mücadele başlar. Hazreti Ebubekir tarafından görevlendirilen sahabelerin başında 'Allah'ın kılıcı' Halid ibni Velid, bulunmaktadır. Akşama doğru Müseylime, askerleriyle birlikte yüksek duvarlarla çevrili bir bahçeye sığınır. Ancak ölümden kurtulamaz. Müseylimetü'l Kezzab gailesi atlatılmıştır, ama Müslüman ordusu iki binden ziyade şehid vermiştir. Üstelik şehidler arasında en az 70 hafız-ı kurra da bulunmaktadır. Bu hadise üzerine Hazreti Ömer, Halife-i Müslimîn Ebubekir'e (r.anhüm) giderek kurraların şehadetinden duyduğu üzüntüyü ve böyle giderse bazı ayetlerin zayi olacağı hususundaki endişesini dile getirir. Kur'an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmasını teklif eder. 23 senelik vahiy müddetince bir taraftan ezberlenen, bir taraftan da hurma dalları, ince taşlar, kürek kemikleri, deri, kumaş, tahta, çömlek parçaları gibi mevcut malzemeler üzerine kaydedilen ayetler, o zamana kadar bir araya toplanmamıştır. Fakat bazı sahabelerin kendileri için yazdıkları derlemeler vardır.
    Hazreti Ebubekir, Resulullah'ın yapmadığı bir şeyi yapmaktan çekindiği için teklife ilk başlarda uzak kalır. Hazreti Ömer'in ısrarı devam edince vahiy katiplerinden, aynı zamanda da hafız olan Zeyd ibni Sabit'i çağırır. Zeyd (ra), Hazreti Ebubekir'in tavsiyesi üzerine (sanki kendisi Kur'an'ın Resulullah'ın vefatından önce Cebrail Aleyhisselam'la mukabele ettiği halini ezberden bilmiyormuş gibi) halka ilan eder, iki şahit eşliğinde getirilen yazılı ayetleri kayda geçirir. Böylece ashabın üzerinde ittifak ettiği tam bir mushaf meydana getirilir. Hazreti Ebubekir'in vefatından sonra bu mushaf, müminlerin annelerinden Hafsa validemizde (r.anhâ) emanet kalır.
    Azerbaycan ve Ermenistan'ın fethi sırasında Şamlı ve Iraklı askerler arasında Kur'an okuyuş farklılıkları yüzünden ihtilaf çıkar. Bu sırada hilafet makamında Hazreti Osman (ra) bulunmaktadır. Hazreti Osman, yine Zeyd bin Sabit başkanlığında bir komisyon oluşturarak Hafsa validemizdeki mushaftan istifade yeni nüshalar hazırlatıp Mekke, Kûfe, Basra, Şam gibi büyük merkezlere gönderir. Bir nüshayı Medine'de muhafaza eder. Ashabın kendileri için derledikleri tam olmayan nüshaların ise ileride karışıklığa sebep olmaması için imha edilmesini ister. Günümüzde Topkapı Sarayı'nda, Türk ve İslam Eserleri Müze-si'nde, Kahire'de, Londra British Library'de, St. Petersburg'da, Paris Biblioetheque Natio-nale'de Hazreti Osman'a nisbet edilen mushaflar bulunuyor. Bunlardan bazılarının bizzat Hazreti Osman'ın okuduğu 'imam mushaf' olduğu ve şehadeti sırasında üzerine kanının aktığı iddia ediliyor. Kur'an tarihi, mushafların imlası ve kıraat ilmi açısından önem taşıyan, ancak muhafaza edildikleri yerlerde ilim adamlarının ulaşma imkanı çok fazla bulunmayan bu mushaflar, eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç'ın gayretleri ile birer birer yayımlanarak İslâm âlemine arz ediliyor. Daha önce Topkapı mushafı İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından, Türk ve İslam Eserleri Müzesi mushafı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) tarafından yayımlanmıştı. Son olarak da Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen Hazreti Osman mushafı IRCICA tarafından basıldı.
    İki cilt halinde basılan eserde, Kûfî hatlı orijinal mushafın tıpkıbasımı, ayetlerin günümüz Arap yazısıyla okunuşları ve Hazreti Osman'a nisbet edilen diğer nüshalarla arasındaki imla farkları bir arada veriliyor. Giriş bölümünde de Arap yazısının gelişimi, ilk mushafın hazırlanması, Hazreti Osman mushafları ile Hazreti Ali'ye nisbet edilen mushaf nüshaları hakkında geniş bilgiler yer alıyor.
    Tayyar Altıkulaç, 1969 yılında Kahire'ye gittiğinde el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen mushafı da görmek istemiş, ancak buna muvaffak olamamış. Yıllar sonra Topkapı mushafı üzerinde çalışmalara başladığında o dönemde IRCICA Genel Sekreteri olan Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Mısır hükümeti nezdinde yaptığı girişimlerle mushafın çekimlerine ulaşmış. Deri üzerine 57x68 cm ebadında, 80 kg ağırlığındaki mushaf, 1.087 varaktan ibaret. Tayyar Altıkulaç, kadim mushaflar üzerinde yaptığı incelemelerde hiçbirinin Hazreti Osman tarafından yazdırılan mushaflardan olmadığı, ancak onlardan çoğaltılan ilk nüshalar oldukları neticesine varmış. Altıkulaç, Kahire'deki mushafın da Hazreti Osman tarafından Kûfe'ye gönderilen mushaftan çoğaltıldığını söylüyor. Altıkulaç'a göre ilk kez harf harf ele alınıp incelenen Kahire mushafının en önemli özelliği, bugün okuduğumuz Kur'an-ı Kerim'in orjinalliği konusunda aynen Topkapı ve Türk ve İslâm Eserleri Müzesi mushafları gibi bütün insanlığa verdiği mesaj. Altıkulaç, "Bu mushaf da gösteriyor ki, Kur'an-ı Kerim sadece hafızların okuyuşları ile değil, gerçekten yazısı ile de korunmuştur ve on dört asır önce nazil olup yazıldığı gibi elimizdedir. Bu mushaflar bu gerçeğin tartışmasız şahitleridir. Nübüvvet kaynağından çıktığı berraklığı ile bugünlere ulaşan ve bu niteliğinin sonsuz sayıda sesli ve yazılı şahitleriyle tüm insanlığın hep gündeminde olan bu mukaddes sisteme inananlara gıpta etmek, onların tükenmek bilmeyen hazlarına imrenmek tabiidir." diyor.
    (Zaman Cuma)


  19. 09.Ekim.2009, 09:39
    10
    Devamlı Üye
    80 kiloluk Kuran'ı Kerim en iyi delil

    Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen Hazreti Osman mushafı tam 80 kilo geliyor ve Kuran metninin harfi harfine korunduğunu ispatlıyor. Tüm mushafların ondan koplayandığı mushaf Kufi yazısı ile yazılmış



    Dünyanın farklı yerlerinde muhafaza edilen ve Hazreti Osman'a nispet edilen en eski mushaflar eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın gayretleri ile yayımlanıyor.
    Son olarak Kahire'deki Hazreti Osman mushafı IRCICA tarafından yayımlandı. İlk kez ayrıntılı olarak incelenen mushaflar Kur'an'ın okunuşu kadar yazılışıyla da değişmeden günümüze ulaştığını gösteriyor. 'Kadim nüshaları' ilk kez harf harf inceleyip yayına hazırlayan Dr. Tayyar Altıkulaç, "Bu mushaf da gösteriyor ki, Kur'an-ı Kerim sadece hafızların okuyuşları ile değil, yazısı ile de korunmuştur ve on dört asır önce nazil olup yazıldığı gibi elimizdedir." diyor.
    Bu mushaf, Kur'an'ın korunmuşluğunu gösteriyor

    Hazreti Peygamber'in vefatından sonra yalancı peygamber Müseylime üzerine yürüyen sahabe orduları Yemame'ye ulaştığında iki ordu arasında kıyasıya bir mücadele başlar. Hazreti Ebubekir tarafından görevlendirilen sahabelerin başında 'Allah'ın kılıcı' Halid ibni Velid, bulunmaktadır. Akşama doğru Müseylime, askerleriyle birlikte yüksek duvarlarla çevrili bir bahçeye sığınır. Ancak ölümden kurtulamaz. Müseylimetü'l Kezzab gailesi atlatılmıştır, ama Müslüman ordusu iki binden ziyade şehid vermiştir. Üstelik şehidler arasında en az 70 hafız-ı kurra da bulunmaktadır. Bu hadise üzerine Hazreti Ömer, Halife-i Müslimîn Ebubekir'e (r.anhüm) giderek kurraların şehadetinden duyduğu üzüntüyü ve böyle giderse bazı ayetlerin zayi olacağı hususundaki endişesini dile getirir. Kur'an ayetlerinin iki kapak arasında toplanmasını teklif eder. 23 senelik vahiy müddetince bir taraftan ezberlenen, bir taraftan da hurma dalları, ince taşlar, kürek kemikleri, deri, kumaş, tahta, çömlek parçaları gibi mevcut malzemeler üzerine kaydedilen ayetler, o zamana kadar bir araya toplanmamıştır. Fakat bazı sahabelerin kendileri için yazdıkları derlemeler vardır.
    Hazreti Ebubekir, Resulullah'ın yapmadığı bir şeyi yapmaktan çekindiği için teklife ilk başlarda uzak kalır. Hazreti Ömer'in ısrarı devam edince vahiy katiplerinden, aynı zamanda da hafız olan Zeyd ibni Sabit'i çağırır. Zeyd (ra), Hazreti Ebubekir'in tavsiyesi üzerine (sanki kendisi Kur'an'ın Resulullah'ın vefatından önce Cebrail Aleyhisselam'la mukabele ettiği halini ezberden bilmiyormuş gibi) halka ilan eder, iki şahit eşliğinde getirilen yazılı ayetleri kayda geçirir. Böylece ashabın üzerinde ittifak ettiği tam bir mushaf meydana getirilir. Hazreti Ebubekir'in vefatından sonra bu mushaf, müminlerin annelerinden Hafsa validemizde (r.anhâ) emanet kalır.
    Azerbaycan ve Ermenistan'ın fethi sırasında Şamlı ve Iraklı askerler arasında Kur'an okuyuş farklılıkları yüzünden ihtilaf çıkar. Bu sırada hilafet makamında Hazreti Osman (ra) bulunmaktadır. Hazreti Osman, yine Zeyd bin Sabit başkanlığında bir komisyon oluşturarak Hafsa validemizdeki mushaftan istifade yeni nüshalar hazırlatıp Mekke, Kûfe, Basra, Şam gibi büyük merkezlere gönderir. Bir nüshayı Medine'de muhafaza eder. Ashabın kendileri için derledikleri tam olmayan nüshaların ise ileride karışıklığa sebep olmaması için imha edilmesini ister. Günümüzde Topkapı Sarayı'nda, Türk ve İslam Eserleri Müze-si'nde, Kahire'de, Londra British Library'de, St. Petersburg'da, Paris Biblioetheque Natio-nale'de Hazreti Osman'a nisbet edilen mushaflar bulunuyor. Bunlardan bazılarının bizzat Hazreti Osman'ın okuduğu 'imam mushaf' olduğu ve şehadeti sırasında üzerine kanının aktığı iddia ediliyor. Kur'an tarihi, mushafların imlası ve kıraat ilmi açısından önem taşıyan, ancak muhafaza edildikleri yerlerde ilim adamlarının ulaşma imkanı çok fazla bulunmayan bu mushaflar, eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç'ın gayretleri ile birer birer yayımlanarak İslâm âlemine arz ediliyor. Daha önce Topkapı mushafı İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından, Türk ve İslam Eserleri Müzesi mushafı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) tarafından yayımlanmıştı. Son olarak da Kahire'de el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen Hazreti Osman mushafı IRCICA tarafından basıldı.
    İki cilt halinde basılan eserde, Kûfî hatlı orijinal mushafın tıpkıbasımı, ayetlerin günümüz Arap yazısıyla okunuşları ve Hazreti Osman'a nisbet edilen diğer nüshalarla arasındaki imla farkları bir arada veriliyor. Giriş bölümünde de Arap yazısının gelişimi, ilk mushafın hazırlanması, Hazreti Osman mushafları ile Hazreti Ali'ye nisbet edilen mushaf nüshaları hakkında geniş bilgiler yer alıyor.
    Tayyar Altıkulaç, 1969 yılında Kahire'ye gittiğinde el-Meşhedü'l-Hüseynî'de muhafaza edilen mushafı da görmek istemiş, ancak buna muvaffak olamamış. Yıllar sonra Topkapı mushafı üzerinde çalışmalara başladığında o dönemde IRCICA Genel Sekreteri olan Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Mısır hükümeti nezdinde yaptığı girişimlerle mushafın çekimlerine ulaşmış. Deri üzerine 57x68 cm ebadında, 80 kg ağırlığındaki mushaf, 1.087 varaktan ibaret. Tayyar Altıkulaç, kadim mushaflar üzerinde yaptığı incelemelerde hiçbirinin Hazreti Osman tarafından yazdırılan mushaflardan olmadığı, ancak onlardan çoğaltılan ilk nüshalar oldukları neticesine varmış. Altıkulaç, Kahire'deki mushafın da Hazreti Osman tarafından Kûfe'ye gönderilen mushaftan çoğaltıldığını söylüyor. Altıkulaç'a göre ilk kez harf harf ele alınıp incelenen Kahire mushafının en önemli özelliği, bugün okuduğumuz Kur'an-ı Kerim'in orjinalliği konusunda aynen Topkapı ve Türk ve İslâm Eserleri Müzesi mushafları gibi bütün insanlığa verdiği mesaj. Altıkulaç, "Bu mushaf da gösteriyor ki, Kur'an-ı Kerim sadece hafızların okuyuşları ile değil, gerçekten yazısı ile de korunmuştur ve on dört asır önce nazil olup yazıldığı gibi elimizdedir. Bu mushaflar bu gerçeğin tartışmasız şahitleridir. Nübüvvet kaynağından çıktığı berraklığı ile bugünlere ulaşan ve bu niteliğinin sonsuz sayıda sesli ve yazılı şahitleriyle tüm insanlığın hep gündeminde olan bu mukaddes sisteme inananlara gıpta etmek, onların tükenmek bilmeyen hazlarına imrenmek tabiidir." diyor.
    (Zaman Cuma)





+ Yorum Gönder