Konusunu Oylayın.: Neden herkes kendi diline göre ibadet edemez?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Neden herkes kendi diline göre ibadet edemez?
  1. 04.Eylül.2009, 19:11
    1
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    Neden herkes kendi diline göre ibadet edemez?

  2. 04.Eylül.2009, 19:58
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: neden herkes kendi diline göre ibadet edemez?




    Alıntı
    selamun aleykum...neden herkes kendi diline göre ibadet edemez? sorulunca ne cevap verebiliriz selamun aleykum
    ve aleykumusselam ve rahmetullah.

    Neden Arapça Zikir Yada Dua

    Neden Kur'an Dili Arapça'dır? Bunu milliyetçilik olarak düşünenlere ne denilebilir? Kuran'ı tercümesinden okusak daha iyi olmaz mı?


    İbadetlerimizi niçin Arapça yapıyoruz? Türkçe olarak yapsak olmaz mı?

    İlk bakışta müminin, kendi diliyle Rabbine kulluk etmesi akla, daha doğrusu hisse daha uygun gibi geliyor. Fakat mesele incelendiğinde, farklı boyutlara varılıyor:

    Her şeyden önce dua ile namaz arasında açık bir ayırım yapmak gerekir. Namaz dışındaki duada bir mümin ihtiyaçlarını ve dileklerini Rabbine istediği dilde bildirir. Bu şahsi bir meseledir ve kulun, Halıkı’na kendi ihtiyaçlarını ve arzularını doğrudan doğruya, vasıtasız olarak arz etmesiyle ilgilidir. Duada her insan kendi lisanıyla Rabbine iltica edebilir.

    Namaz ise bundan çok farklıdır. Namazda hangi dilden ve ırktan olursa olsun bütün Müslümanların bir tek vücut olarak birleşmeleri ve Allah’a topluca ibadet etmeleri söz konusudur. Bu ibadette gönüller gibi dillerin de birlik arz etmesi gerekir. Kaldı ki, ibadetler Allah nasıl emretmişse ve Allah Resulü (asm.) nasıl tarif etmişse öyle yapılacaktır.

    İslamiyet herhangi bir bölgenin, ırkın veya milletin dini olsaydı, hiç şüphesiz sadece bu bölgenin, bu ırkın veya bu milletin dili kullanılabilirdi. Fakat, dünyanın bütün noktalarında oturan, farklı ırklardan olup farklı dilleri konuşan müminler mevcuttur. Bunların tümünün birlikte namaz kılabilmeleri, aynı sureleri aynı dilden okumaları için tümünün aynı ibadet dilinde birleşmeleri gerekir.

    Beynelmilel kongre ve toplantılarda da herkes kendi diliyle değil umumun bildiği beynelmilel bir dille konuşmuyorlar mı?

    Meselenin diğer bir cephesi de şudur: Hiçbir tercüme, asla orijinalinin yerini tutamaz. Kur’an, Allah kelamıdır ve Arapça nazil olmuştur. Allah’ın kudret sıfatından gelen şu varlıklar taklit edilemediği gibi, onun kelam sıfatından gelen Kur’an da taklit edilemez. Ve Kur’anın tercümesine Kur’an denmez. Kur’anın bir harfine en az on sevap verilmesi, Allah kelamını tekrar etmenin karşılığında kullara bir İlâhî ihsandır. Tercüme, Allah kelamı olmadığından bu mana orada kaybolur. İnsan, Kur’an mealini okumakla, Kur’an okumanın değil, ilim noktasında bir şeyler öğrenmenin sevabını alır.

    Şu da var ki, namazda geçen kelimelerin bir kısmı konuşma dilimize geçmiştir. Allahu Ekber, hamd, tesbih, Rabbül alemin, Ehad, Samed’in ne demek olduğunu çoğu Müslüman bilmektedir.

    Dünya işlerimiz için enflasyon, deflasyon, kur, ekonomi, döviz gibi nice yabancı kelimeleri ezberlediğimiz halde, ibadet için gerekli, az sayıda kelimeyi öğrenmemekte bilmem mazur sayılabilir miyiz?




    Muhammed Hamidullah (Prof. Dr.)



  3. 04.Eylül.2009, 19:58
    2
    Moderatör



    Alıntı
    selamun aleykum...neden herkes kendi diline göre ibadet edemez? sorulunca ne cevap verebiliriz selamun aleykum
    ve aleykumusselam ve rahmetullah.

    Neden Arapça Zikir Yada Dua

    Neden Kur'an Dili Arapça'dır? Bunu milliyetçilik olarak düşünenlere ne denilebilir? Kuran'ı tercümesinden okusak daha iyi olmaz mı?


    İbadetlerimizi niçin Arapça yapıyoruz? Türkçe olarak yapsak olmaz mı?

    İlk bakışta müminin, kendi diliyle Rabbine kulluk etmesi akla, daha doğrusu hisse daha uygun gibi geliyor. Fakat mesele incelendiğinde, farklı boyutlara varılıyor:

    Her şeyden önce dua ile namaz arasında açık bir ayırım yapmak gerekir. Namaz dışındaki duada bir mümin ihtiyaçlarını ve dileklerini Rabbine istediği dilde bildirir. Bu şahsi bir meseledir ve kulun, Halıkı’na kendi ihtiyaçlarını ve arzularını doğrudan doğruya, vasıtasız olarak arz etmesiyle ilgilidir. Duada her insan kendi lisanıyla Rabbine iltica edebilir.

    Namaz ise bundan çok farklıdır. Namazda hangi dilden ve ırktan olursa olsun bütün Müslümanların bir tek vücut olarak birleşmeleri ve Allah’a topluca ibadet etmeleri söz konusudur. Bu ibadette gönüller gibi dillerin de birlik arz etmesi gerekir. Kaldı ki, ibadetler Allah nasıl emretmişse ve Allah Resulü (asm.) nasıl tarif etmişse öyle yapılacaktır.

    İslamiyet herhangi bir bölgenin, ırkın veya milletin dini olsaydı, hiç şüphesiz sadece bu bölgenin, bu ırkın veya bu milletin dili kullanılabilirdi. Fakat, dünyanın bütün noktalarında oturan, farklı ırklardan olup farklı dilleri konuşan müminler mevcuttur. Bunların tümünün birlikte namaz kılabilmeleri, aynı sureleri aynı dilden okumaları için tümünün aynı ibadet dilinde birleşmeleri gerekir.

    Beynelmilel kongre ve toplantılarda da herkes kendi diliyle değil umumun bildiği beynelmilel bir dille konuşmuyorlar mı?

    Meselenin diğer bir cephesi de şudur: Hiçbir tercüme, asla orijinalinin yerini tutamaz. Kur’an, Allah kelamıdır ve Arapça nazil olmuştur. Allah’ın kudret sıfatından gelen şu varlıklar taklit edilemediği gibi, onun kelam sıfatından gelen Kur’an da taklit edilemez. Ve Kur’anın tercümesine Kur’an denmez. Kur’anın bir harfine en az on sevap verilmesi, Allah kelamını tekrar etmenin karşılığında kullara bir İlâhî ihsandır. Tercüme, Allah kelamı olmadığından bu mana orada kaybolur. İnsan, Kur’an mealini okumakla, Kur’an okumanın değil, ilim noktasında bir şeyler öğrenmenin sevabını alır.

    Şu da var ki, namazda geçen kelimelerin bir kısmı konuşma dilimize geçmiştir. Allahu Ekber, hamd, tesbih, Rabbül alemin, Ehad, Samed’in ne demek olduğunu çoğu Müslüman bilmektedir.

    Dünya işlerimiz için enflasyon, deflasyon, kur, ekonomi, döviz gibi nice yabancı kelimeleri ezberlediğimiz halde, ibadet için gerekli, az sayıda kelimeyi öğrenmemekte bilmem mazur sayılabilir miyiz?




    Muhammed Hamidullah (Prof. Dr.)



  4. 04.Eylül.2009, 20:55
    3
    OGOG
    AZA

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Mayıs.2009
    Üye No: 48550
    Mesaj Sayısı: 311
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 52

    --->: neden herkes kendi diline göre ibadet edemez?

    Türkçe bir bölgenin insanında anlam kazanmış, keza çince, ingilizce, almanca vs vs hepsi belli bölgelerdeki insanlar için veya belli insanlar için anlamlıdır. Bilmediğim dilin benim için en ufak bir anlamı yoktur.

    Her bölgenin insanında ortak olan ise fıtratında olanlardır. 2 el, 2 ayak kalp, düşünüş, seziş vs vs her insanda aynıdır çünkü fıtrat böyledir.

    Arabça'da FITRAT dilidir, her insan için geçerli anlam şifrelemelerine sahiptir, yani Arabça aslında RAB'ca dır.

    İbadetin insana kattığı fayda idraki kadardır, bunu da unutmayalım. Bu sebeple okuduğumuzu ne kadar anlayabiliyor ve ne kadar anlamını idrak edebiliyorsak (ilmimiz sınırınca) istifademiz o derece artar. Arabçayı öğrenmek ve ilahi ilimlere vasıl olmak nasip olur inşaallah.

    Allah cc, ilmi ile amel edene bilmediklerini öğretir. Öğreten ve terbiye eden yani RAB, O'dur.

    Efendimiz'e as ilk vahiy geldiğinde "OKU" denmiş, Efendimiz "Ben okuyabilenlerden değilim" demiştir, kimisi bunu okuma yazma bilmeyen anlamına çeker ki aslı öyle değildir. Önüne kağıt uzatılmadı ki okuma yazma bilmem desin. "OKU diye emredilmiş olan ilimleri bilenlerden değilim" demiştir. Evet başlangıcında O'da bilenlerden değildi. Bildiği ile en güzel şekilde amel ederek en ala bilgilere ulaştı.

    Rabbim bizi de en güzel şekilde terbiye etsin.


  5. 04.Eylül.2009, 20:55
    3
    AZA
    Türkçe bir bölgenin insanında anlam kazanmış, keza çince, ingilizce, almanca vs vs hepsi belli bölgelerdeki insanlar için veya belli insanlar için anlamlıdır. Bilmediğim dilin benim için en ufak bir anlamı yoktur.

    Her bölgenin insanında ortak olan ise fıtratında olanlardır. 2 el, 2 ayak kalp, düşünüş, seziş vs vs her insanda aynıdır çünkü fıtrat böyledir.

    Arabça'da FITRAT dilidir, her insan için geçerli anlam şifrelemelerine sahiptir, yani Arabça aslında RAB'ca dır.

    İbadetin insana kattığı fayda idraki kadardır, bunu da unutmayalım. Bu sebeple okuduğumuzu ne kadar anlayabiliyor ve ne kadar anlamını idrak edebiliyorsak (ilmimiz sınırınca) istifademiz o derece artar. Arabçayı öğrenmek ve ilahi ilimlere vasıl olmak nasip olur inşaallah.

    Allah cc, ilmi ile amel edene bilmediklerini öğretir. Öğreten ve terbiye eden yani RAB, O'dur.

    Efendimiz'e as ilk vahiy geldiğinde "OKU" denmiş, Efendimiz "Ben okuyabilenlerden değilim" demiştir, kimisi bunu okuma yazma bilmeyen anlamına çeker ki aslı öyle değildir. Önüne kağıt uzatılmadı ki okuma yazma bilmem desin. "OKU diye emredilmiş olan ilimleri bilenlerden değilim" demiştir. Evet başlangıcında O'da bilenlerden değildi. Bildiği ile en güzel şekilde amel ederek en ala bilgilere ulaştı.

    Rabbim bizi de en güzel şekilde terbiye etsin.





+ Yorum Gönder