Konusunu Oylayın.: Diş Dolgusundan Dolayı Maliki Taklit Ediyorum Ama Namazlara Niyetimi Nasıl Yapacam?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Diş Dolgusundan Dolayı Maliki Taklit Ediyorum Ama Namazlara Niyetimi Nasıl Yapacam?
  1. 11.Ağustos.2009, 01:15
    1
    hamza_06
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ağustos.2009
    Üye No: 49575
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 32

    Diş Dolgusundan Dolayı Maliki Taklit Ediyorum Ama Namazlara Niyetimi Nasıl Yapacam?






    Diş Dolgusundan Dolayı Maliki Taklit Ediyorum Ama Namazlara Niyetimi Nasıl Yapacam? Mumsema Selamun Aleykum. Arkadaşlar diş dolgusunun gusl abdestine mani olduğunu öğrendim ve Maliki mezhebini taklit edecem. SAdece namazlarda,gusl abdestlerinde ve abdestlerde Maliki taklit edecem. Kafama takılan Namaza niyet ederken "Durdum Kıbleye Kıblem Kâbeye, Niyet Ettim Allah Rızası İçin Bugunkü Sabah Namazının Sünnetini Kılamaya" diye niyet ettikten sonra ardında da Maliki mezhebi taklit ettiğim için Bişey Sölemem gerekiyor. ne demeliyim? Bana ayrıntılı olarak bilgi verirseniz Allah razı olsun. Birde şimdiye kadar yaptığm namazların sahih olmabilmesi için Malikiye gectim diye onda da nasıl yapmam lazım. Şimdiye kadarNamazlarımı Hanefi mezhbebine göre kılıyordum şimdiden sonra Maliki taklit edecem, daha önce kıldığım namazları nasıl ne demem lazım bu konuda bana ayrıntılı olarak örnekli vererek yardımcı olursanız Allah razı olsun. Selam ve Dua ile...


  2. 11.Ağustos.2009, 01:15
    1
    hamza_06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamun Aleykum. Arkadaşlar diş dolgusunun gusl abdestine mani olduğunu öğrendim ve Maliki mezhebini taklit edecem. SAdece namazlarda,gusl abdestlerinde ve abdestlerde Maliki taklit edecem. Kafama takılan Namaza niyet ederken "Durdum Kıbleye Kıblem Kâbeye, Niyet Ettim Allah Rızası İçin Bugunkü Sabah Namazının Sünnetini Kılamaya" diye niyet ettikten sonra ardında da Maliki mezhebi taklit ettiğim için Bişey Sölemem gerekiyor. ne demeliyim? Bana ayrıntılı olarak bilgi verirseniz Allah razı olsun. Birde şimdiye kadar yaptığm namazların sahih olmabilmesi için Malikiye gectim diye onda da nasıl yapmam lazım. Şimdiye kadarNamazlarımı Hanefi mezhbebine göre kılıyordum şimdiden sonra Maliki taklit edecem, daha önce kıldığım namazları nasıl ne demem lazım bu konuda bana ayrıntılı olarak örnekli vererek yardımcı olursanız Allah razı olsun. Selam ve Dua ile...


    Benzer Konular

    - Abdestte maliki mezhebini taklit

    - Maliki mezhebe taklit

    - Maliki’yi taklit ediyorum. Cenaze namazına durunca, Hanefi’ye göre bozmayan, Maliki̵

    - Maliki Mezhebi'ni Gusül Abdesti'nde taklit

    - Hanefi mezhebinde iken maliki mezhebi nasıl taklit edilir ?

  3. 11.Ağustos.2009, 01:24
    2
    Dünya Güzeli
    Rütbesiz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2009
    Üye No: 49301
    Mesaj Sayısı: 185
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 32
    Bulunduğu yer: dünya

    --->: Diş Dolgusundan Dolayı Maliki Taklit Ediyorum Ama Namazlara Niyetimi Nasıl Yapa




    mani değil diş dolgusu


  4. 11.Ağustos.2009, 01:24
    2
    Rütbesiz



    mani değil diş dolgusu


  5. 11.Ağustos.2009, 01:25
    3
    Dünya Güzeli
    Rütbesiz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2009
    Üye No: 49301
    Mesaj Sayısı: 185
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 32
    Bulunduğu yer: dünya

    Diş dolgusu ve kaplama dişler gusle mani midir?

    Diş dolgusu ve kaplama dişler gusle mani midir?

    Hanefî mezhebine göre ağız ve burnun içi vücudun dış kısmından sayılmaktadır. Bundan dolayı farz olan gusül esnasında ağız ve burna su verip iç kısmını ıslatmak gerekir. Diş dolgusunun ve kaplatmanın gusle mâni olduğunu söyleyen kimseler bu esastan hareketle, dişine kaplama ve dolgu yaptıranların gusüllerinin sahih olmadığı kanaatini taşımaktadırlar.

    Bilindiği gibi, diş çürüyünce ve içi oyulunca, ya çekilip protez yapılmakta veya oyuk kısım doldurulmaktadır. Protez esnasındaki yandaki dişler inceltilerek üzerine kaplama geçirilmektedir. Hâliyle bu tedavi bir zaruretten dolayı yapılmaktadır. Zaten bugün diş tedavisinde bu iki yoldan birisi mutlak sûrette uygulanmaktadır. Dolgu yapılmadığı takdirde çürümeye engel olunamadığından, çürüyen diş kaybedilmektedir. Bunun önüne geçmek için de dolgu yapılarak diş uzun bir müddet muhafaza altına alınmaktadır. Böylece bu muamelenin zaruret olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır.

    İşte böyle bir zaruretten dolayı dişe dolgu yaptırılır veya kaplatılırsa, artık o dolgu ve kaplama maddesi dişin kendisinden sayılır. Bu bakımdan da gusle bir engel teşkil etmez.

    Bu meseleye ışık tutacak bir hadise Asr-ı Saâdette de meydana gelmişti. Sahabîlerden Afrece bin Es’ad’ın İslâmiyetten önce vuku bulan bir savaş esnasında burnu kesilmişti. Bundan sonra gümüşten bir burun taktırdıysa da kötü bir koku neşrettiğinden rahat edemedi. Sonunda durumu Resulullaha (a.s.m.) anlattı. Peygamber Efendimiz, altından bir burun yaptırıp taktırmasını tavsiye etti.1

    İşte bu hadisten hareket eden, başta İmam Muhammed olmak üzere bazı İslâm âlimleri takma ve doldurma diş yaptırmada bir mahzurun bulunmadığını; hattâ bunun altın madeninden yapılması hususunda ruhsat bulunduğunu ifâde etmektedirler. Bu meselenin esasını, meâlini verdiğimiz hadis-i şerifin izahında bulmak mümkündür.2

    Ayrıca boyacının tırnağındaki boya, dişlerinin arasındaki ve oyuk dişin içindeki yiyecek artıklarının gusle mâni olmadığı fıkıh kitaplarımızda ifâde edilmektedir. Dış dolgusu da buna benzer bir durumdur. Diş arasındaki yemek artıklarını gidermek ve tırnaktaki yağlı boyayı temizlemek mümkün olsa da, gusül esnasında dolgu yapılan dişin içini boşaltıp yıkamak mümkün değildir. Bunun için dolgu da gusle mâni olmaz.

    Diş kaplaması veya dolgusu bir zarûretten dolayı yapılırsa, ki umumiyetle öyledir, bu bir nevi çürüyen dişi tedâvi şeklidir; o zaman gusle mâni olamaz. Bu zarûretin dindar ve selâhiyetli bir doktor tarafından tesbit edilmesi gerekmektedir. Bu vasıfta bir doktorun tavsiyesi ile yapılan kaplamanın dinen bir mahzurunun olmadığını ve altta kalan dişin, ağzın görünen kısmından çıkıp, görünmeyen kısmın hükmüne geçtiğini ifâde eden Bediüzzaman Hazretleri bir mektubunda, bir sual vesilesiyle bu durumu şöyle izah eder:

    “Kaplamanın altının gusülde yıkanmaması guslü iptal etmez. Çünkü, üstündeki kaplama yıkanıyor, onun yerine geçiyor. Evet, cerihaların (yaraların) üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer’an o yaranın gusli (yıkanması) yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binâen sabitkaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez. Ve’l-ilmü indallah, madem ihtiyaca binaen bu ruhsat oluyor, elbette yalnız süs için, ihtiyaçsız dişleri kaplamak veya doldurmak bu ruhsattan istifâde edemez. Çünkü, hattâ zarûret derecesine geldikten sonra böyle umûmü’l-belvâda eğer bilerek sû-i ihtiyariyle olsa o zaruret ibâheye (mübah olmasına) sebebiyet vermez. Eğer bilmeyerek olmuş ise zarûret için elbette cevaz vermez.”3

    Ancak çıkarılıp takılabilecek diş ve protezlerin gusül sırasında, ağzı yıkarken çıkarmak gerekir.

    Bu mesele sadece Hanefi mezhebinde mevcuttur. Diğer mezheplere, meselâ, Şâfiî mezhebine göre gusülde ağzın yıkanması farz olmayıp sünnettir. Bu mezhebe göre, dişin gerek dolgu, gerekse kaplama ve protez yapılması hiçbir şekilde gusle mâni olmaz.

    Ancak bu mes’elede iki cihet vardır. Onu hatırdan çıkarmamalıyız. Biri, diş dolgu ve kaplamasına Tabib-i Hâzık dediğimiz dindar ve selâhiyetli bir doktorun gerek görmesi... Şâyet böyle bir doktor bunun ihtiyaç olduğunu ifade etmişse bu tedavi yapılır, gusle mani görülmez, ifade ettiğim müsaadeden istifade edilir. Bir de böyle bir doktor, ihtiyaç olarak görmemiş buna gerek olduğunu ifade etmemiş, lâkin süs ve zinet olarak taktırmak istemiş, sırf gösteriş arzusundan buna lüzum görmüş.

    İşte bu ikinci anlayıştan hareketle dişini kaplatanlar, birinci derecedekilere verilen ruhsattan istifade edemezler. Böylelerinin guslü sahih olmaz. Zira bir ihtiyaçtan, selâhiyetli bir doktorun gördüğü lüzumdan hareket etmiyor. Süs ve zinet olsun için buna tevessül ediyor. Mecbur olmadan yaptırıyor.

    Doldurma ve kaplama dişlerin gusle mani olduğu söylentileri bu ikinci kısım doldurmaya ve kaplamaya âit olsa gerektir. Bunu yanlış anlayanlar, dindar ve bilgili bir doktorun ihtiyaç olarak göstermesiyle yapılan dişlere de şâmil bir hüküm zannediyorlar, böylece huzursuzluğa düşüyor ve yanılmalara mâruz kalıyorlar.

    Nitekim değerli fıkıh kitabı Mülteka şerhinde fetva kitabından naklen şöyle deniyor:

    — Dişini mecburen doldurtan kimse, gusülde bu dolguyu söküp atması mümkün olmayınca, dolgunun üzerinden geçen suyla iktifa ederse, guslü sahih olur mu?

    Elcevap: Olur. Şüpheye mahal kalmaz. 4

    1. Tirmizi, Libas: 31; Ebû Dâvud, Hâtem: 7.
    2. Serahsî. el-Mebsût, 1:132.
    3. Barla Lâhikası, s.157.
    4- İzahlı Mülteka tercümesi, Taharet bahsi, s. 32
    Bkz. Mehmed Paksu İbadet Hayatımız


  6. 11.Ağustos.2009, 01:25
    3
    Rütbesiz
    Diş dolgusu ve kaplama dişler gusle mani midir?

    Hanefî mezhebine göre ağız ve burnun içi vücudun dış kısmından sayılmaktadır. Bundan dolayı farz olan gusül esnasında ağız ve burna su verip iç kısmını ıslatmak gerekir. Diş dolgusunun ve kaplatmanın gusle mâni olduğunu söyleyen kimseler bu esastan hareketle, dişine kaplama ve dolgu yaptıranların gusüllerinin sahih olmadığı kanaatini taşımaktadırlar.

    Bilindiği gibi, diş çürüyünce ve içi oyulunca, ya çekilip protez yapılmakta veya oyuk kısım doldurulmaktadır. Protez esnasındaki yandaki dişler inceltilerek üzerine kaplama geçirilmektedir. Hâliyle bu tedavi bir zaruretten dolayı yapılmaktadır. Zaten bugün diş tedavisinde bu iki yoldan birisi mutlak sûrette uygulanmaktadır. Dolgu yapılmadığı takdirde çürümeye engel olunamadığından, çürüyen diş kaybedilmektedir. Bunun önüne geçmek için de dolgu yapılarak diş uzun bir müddet muhafaza altına alınmaktadır. Böylece bu muamelenin zaruret olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır.

    İşte böyle bir zaruretten dolayı dişe dolgu yaptırılır veya kaplatılırsa, artık o dolgu ve kaplama maddesi dişin kendisinden sayılır. Bu bakımdan da gusle bir engel teşkil etmez.

    Bu meseleye ışık tutacak bir hadise Asr-ı Saâdette de meydana gelmişti. Sahabîlerden Afrece bin Es’ad’ın İslâmiyetten önce vuku bulan bir savaş esnasında burnu kesilmişti. Bundan sonra gümüşten bir burun taktırdıysa da kötü bir koku neşrettiğinden rahat edemedi. Sonunda durumu Resulullaha (a.s.m.) anlattı. Peygamber Efendimiz, altından bir burun yaptırıp taktırmasını tavsiye etti.1

    İşte bu hadisten hareket eden, başta İmam Muhammed olmak üzere bazı İslâm âlimleri takma ve doldurma diş yaptırmada bir mahzurun bulunmadığını; hattâ bunun altın madeninden yapılması hususunda ruhsat bulunduğunu ifâde etmektedirler. Bu meselenin esasını, meâlini verdiğimiz hadis-i şerifin izahında bulmak mümkündür.2

    Ayrıca boyacının tırnağındaki boya, dişlerinin arasındaki ve oyuk dişin içindeki yiyecek artıklarının gusle mâni olmadığı fıkıh kitaplarımızda ifâde edilmektedir. Dış dolgusu da buna benzer bir durumdur. Diş arasındaki yemek artıklarını gidermek ve tırnaktaki yağlı boyayı temizlemek mümkün olsa da, gusül esnasında dolgu yapılan dişin içini boşaltıp yıkamak mümkün değildir. Bunun için dolgu da gusle mâni olmaz.

    Diş kaplaması veya dolgusu bir zarûretten dolayı yapılırsa, ki umumiyetle öyledir, bu bir nevi çürüyen dişi tedâvi şeklidir; o zaman gusle mâni olamaz. Bu zarûretin dindar ve selâhiyetli bir doktor tarafından tesbit edilmesi gerekmektedir. Bu vasıfta bir doktorun tavsiyesi ile yapılan kaplamanın dinen bir mahzurunun olmadığını ve altta kalan dişin, ağzın görünen kısmından çıkıp, görünmeyen kısmın hükmüne geçtiğini ifâde eden Bediüzzaman Hazretleri bir mektubunda, bir sual vesilesiyle bu durumu şöyle izah eder:

    “Kaplamanın altının gusülde yıkanmaması guslü iptal etmez. Çünkü, üstündeki kaplama yıkanıyor, onun yerine geçiyor. Evet, cerihaların (yaraların) üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer’an o yaranın gusli (yıkanması) yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binâen sabitkaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez. Ve’l-ilmü indallah, madem ihtiyaca binaen bu ruhsat oluyor, elbette yalnız süs için, ihtiyaçsız dişleri kaplamak veya doldurmak bu ruhsattan istifâde edemez. Çünkü, hattâ zarûret derecesine geldikten sonra böyle umûmü’l-belvâda eğer bilerek sû-i ihtiyariyle olsa o zaruret ibâheye (mübah olmasına) sebebiyet vermez. Eğer bilmeyerek olmuş ise zarûret için elbette cevaz vermez.”3

    Ancak çıkarılıp takılabilecek diş ve protezlerin gusül sırasında, ağzı yıkarken çıkarmak gerekir.

    Bu mesele sadece Hanefi mezhebinde mevcuttur. Diğer mezheplere, meselâ, Şâfiî mezhebine göre gusülde ağzın yıkanması farz olmayıp sünnettir. Bu mezhebe göre, dişin gerek dolgu, gerekse kaplama ve protez yapılması hiçbir şekilde gusle mâni olmaz.

    Ancak bu mes’elede iki cihet vardır. Onu hatırdan çıkarmamalıyız. Biri, diş dolgu ve kaplamasına Tabib-i Hâzık dediğimiz dindar ve selâhiyetli bir doktorun gerek görmesi... Şâyet böyle bir doktor bunun ihtiyaç olduğunu ifade etmişse bu tedavi yapılır, gusle mani görülmez, ifade ettiğim müsaadeden istifade edilir. Bir de böyle bir doktor, ihtiyaç olarak görmemiş buna gerek olduğunu ifade etmemiş, lâkin süs ve zinet olarak taktırmak istemiş, sırf gösteriş arzusundan buna lüzum görmüş.

    İşte bu ikinci anlayıştan hareketle dişini kaplatanlar, birinci derecedekilere verilen ruhsattan istifade edemezler. Böylelerinin guslü sahih olmaz. Zira bir ihtiyaçtan, selâhiyetli bir doktorun gördüğü lüzumdan hareket etmiyor. Süs ve zinet olsun için buna tevessül ediyor. Mecbur olmadan yaptırıyor.

    Doldurma ve kaplama dişlerin gusle mani olduğu söylentileri bu ikinci kısım doldurmaya ve kaplamaya âit olsa gerektir. Bunu yanlış anlayanlar, dindar ve bilgili bir doktorun ihtiyaç olarak göstermesiyle yapılan dişlere de şâmil bir hüküm zannediyorlar, böylece huzursuzluğa düşüyor ve yanılmalara mâruz kalıyorlar.

    Nitekim değerli fıkıh kitabı Mülteka şerhinde fetva kitabından naklen şöyle deniyor:

    — Dişini mecburen doldurtan kimse, gusülde bu dolguyu söküp atması mümkün olmayınca, dolgunun üzerinden geçen suyla iktifa ederse, guslü sahih olur mu?

    Elcevap: Olur. Şüpheye mahal kalmaz. 4

    1. Tirmizi, Libas: 31; Ebû Dâvud, Hâtem: 7.
    2. Serahsî. el-Mebsût, 1:132.
    3. Barla Lâhikası, s.157.
    4- İzahlı Mülteka tercümesi, Taharet bahsi, s. 32
    Bkz. Mehmed Paksu İbadet Hayatımız


  7. 24.Aralık.2009, 02:26
    4
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: Diş Dolgusundan Dolayı Maliki Taklit Ediyorum Ama Namazlara Niyetimi Nasıl Yapacam?

    Alıntı
    Selamun Aleykum. Arkadaşlar diş dolgusunun gusl abdestine mani olduğunu öğrendim ve Maliki mezhebini taklit edecem. SAdece namazlarda,gusl abdestlerinde ve abdestlerde Maliki taklit edecem. Kafama takılan Namaza niyet ederken "Durdum Kıbleye Kıblem Kâbeye, Niyet Ettim Allah Rızası İçin Bugunkü Sabah Namazının Sünnetini Kılamaya" diye niyet ettikten sonra ardında da Maliki mezhebi taklit ettiğim için Bişey Sölemem gerekiyor. ne demeliyim? Bana ayrıntılı olarak bilgi verirseniz Allah razı olsun. Birde şimdiye kadar yaptığm namazların sahih olmabilmesi için Malikiye gectim diye onda da nasıl yapmam lazım. Şimdiye kadarNamazlarımı Hanefi mezhbebine göre kılıyordum şimdiden sonra Maliki taklit edecem, daha önce kıldığım namazları nasıl ne demem lazım bu konuda bana ayrıntılı olarak örnekli vererek yardımcı olursanız Allah razı olsun. Selam ve Dua ile...
    Peki, buradan önce Hanefi olduğuna dair bir şey söylemiş miydin kardeşim...

    Namazın ve niyetin mezhebi olmaz.Ayrımlar detaylardadır.Esasta fark varsa,bu mezhep işi değil,sapıtma alametidir.

    Niyet kalben olduğunda yeterli olur ve namaz,oruç gibi iabadetler yerine gelir.Dil ile söylenmesi gerektiği nerede yazılı ki?...

    Bir de kaza etmekten bahsediyorsun...Yazık değil mi,kıldığın güzelim namazlarına...Yok mu sayacaksın onları?...Diş dolgusunun ve kaplamasının guslü bozduğunu söyleyenler,bunun vebalini nasıl ödeyecekler bakalım ahrette...Bu guslü bozan dolgu ve kaplama hikayesini hangi dokümanda okuduğunu bir yazar mısın,şu sapık kaynağı biz de öğrenelim...

    Selam ve dua...


  8. 24.Aralık.2009, 02:26
    4
    Seyirci Üye
    Alıntı
    Selamun Aleykum. Arkadaşlar diş dolgusunun gusl abdestine mani olduğunu öğrendim ve Maliki mezhebini taklit edecem. SAdece namazlarda,gusl abdestlerinde ve abdestlerde Maliki taklit edecem. Kafama takılan Namaza niyet ederken "Durdum Kıbleye Kıblem Kâbeye, Niyet Ettim Allah Rızası İçin Bugunkü Sabah Namazının Sünnetini Kılamaya" diye niyet ettikten sonra ardında da Maliki mezhebi taklit ettiğim için Bişey Sölemem gerekiyor. ne demeliyim? Bana ayrıntılı olarak bilgi verirseniz Allah razı olsun. Birde şimdiye kadar yaptığm namazların sahih olmabilmesi için Malikiye gectim diye onda da nasıl yapmam lazım. Şimdiye kadarNamazlarımı Hanefi mezhbebine göre kılıyordum şimdiden sonra Maliki taklit edecem, daha önce kıldığım namazları nasıl ne demem lazım bu konuda bana ayrıntılı olarak örnekli vererek yardımcı olursanız Allah razı olsun. Selam ve Dua ile...
    Peki, buradan önce Hanefi olduğuna dair bir şey söylemiş miydin kardeşim...

    Namazın ve niyetin mezhebi olmaz.Ayrımlar detaylardadır.Esasta fark varsa,bu mezhep işi değil,sapıtma alametidir.

    Niyet kalben olduğunda yeterli olur ve namaz,oruç gibi iabadetler yerine gelir.Dil ile söylenmesi gerektiği nerede yazılı ki?...

    Bir de kaza etmekten bahsediyorsun...Yazık değil mi,kıldığın güzelim namazlarına...Yok mu sayacaksın onları?...Diş dolgusunun ve kaplamasının guslü bozduğunu söyleyenler,bunun vebalini nasıl ödeyecekler bakalım ahrette...Bu guslü bozan dolgu ve kaplama hikayesini hangi dokümanda okuduğunu bir yazar mısın,şu sapık kaynağı biz de öğrenelim...

    Selam ve dua...





+ Yorum Gönder