Konusunu Oylayın.: Evliyalarla ilgili bir sorum var

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Evliyalarla ilgili bir sorum var
  1. 09.Ağustos.2009, 21:49
    1
    iliman
    ilim+iman

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Nisan.2008
    Üye No: 16604
    Mesaj Sayısı: 674
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Brûksel

    Evliyalarla ilgili bir sorum var






    Evliyalarla ilgili bir sorum var Mumsema selamu aleykum,ben en son evliyanin Said Nursi olarak biliyorum ama istanbulda yasayan bir teyzem var ve bana suan hayatta olan ve evliyalarin sonuncusu olduguna inanilan bir kisi sôyledi,adini hatirlayamiyorum ama televizyonda gôrmûstûm kendisini yaslica biri,,,,bu konuda bilginiz var mi?


  2. 09.Ağustos.2009, 21:49
    1
    ilim+iman



    selamu aleykum,ben en son evliyanin Said Nursi olarak biliyorum ama istanbulda yasayan bir teyzem var ve bana suan hayatta olan ve evliyalarin sonuncusu olduguna inanilan bir kisi sôyledi,adini hatirlayamiyorum ama televizyonda gôrmûstûm kendisini yaslica biri,,,,bu konuda bilginiz var mi?


    Benzer Konular

    - Kul hakkı ile ilgili bir sorum var

    - Cünüplükle ilgili sorum var

    - İslamla ilgili daha doğrusu Kur'anla ilgili birkaç sorum var ?

    - Din ile ilgili bir kaç sorum var

    - Hz.hüseyinin şehit edilmesi ile ilgili bir sorum var ve 3 kitap ile ilgili

  3. 09.Ağustos.2009, 21:52
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var




    Alıntı
    selamu aleykum,ben en son evliyanin Said Nursi olarak biliyorum ama istanbulda yasayan bir teyzem var ve bana suan hayatta olan ve evliyalarin sonuncusu olduguna inanilan bir kisi sôyledi,adini hatirlayamiyorum ama televizyonda gôrmûstûm kendisini yaslica biri,,,,bu konuda bilginiz var mi?
    ve aleykumusselam ve rahmetullah.
    cevabın burda kardeş: http://www.mumsema.com/showpost.php?...07&postcount=2


  4. 09.Ağustos.2009, 21:52
    2
    Moderatör



    Alıntı
    selamu aleykum,ben en son evliyanin Said Nursi olarak biliyorum ama istanbulda yasayan bir teyzem var ve bana suan hayatta olan ve evliyalarin sonuncusu olduguna inanilan bir kisi sôyledi,adini hatirlayamiyorum ama televizyonda gôrmûstûm kendisini yaslica biri,,,,bu konuda bilginiz var mi?
    ve aleykumusselam ve rahmetullah.
    cevabın burda kardeş: http://www.mumsema.com/showpost.php?...07&postcount=2


  5. 09.Ağustos.2009, 22:06
    3
    iliman
    ilim+iman

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Nisan.2008
    Üye No: 16604
    Mesaj Sayısı: 674
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Brûksel

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    bildigim kadariyla her 100yil dunyaya evliya geliyor vede bu kisilerden faydalanmak gerekir,tarihte çogu evliya halka fayda sagladi gûnûmûzdede yeni teknoloji ve yeni yasam sekliyle beraber halkimizda dinimizle ilgili yanlis anlasilmalar oldu(yeni çag'a ayak uydurmak gibi),,,yani nerden emin olacagiz ben sahsen ônemli bisi olarak gôrûyorum ihtiyacimiz var sanki


  6. 09.Ağustos.2009, 22:06
    3
    ilim+iman
    bildigim kadariyla her 100yil dunyaya evliya geliyor vede bu kisilerden faydalanmak gerekir,tarihte çogu evliya halka fayda sagladi gûnûmûzdede yeni teknoloji ve yeni yasam sekliyle beraber halkimizda dinimizle ilgili yanlis anlasilmalar oldu(yeni çag'a ayak uydurmak gibi),,,yani nerden emin olacagiz ben sahsen ônemli bisi olarak gôrûyorum ihtiyacimiz var sanki


  7. 09.Ağustos.2009, 22:23
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Alıntı
    bildigim kadariyla her 100yil dunyaya evliya geliyor vede bu kisilerden faydalanmak gerekir,tarihte çogu evliya halka fayda sagladi gûnûmûzdede yeni teknoloji ve yeni yasam sekliyle beraber halkimizda dinimizle ilgili yanlis anlasilmalar oldu(yeni çag'a ayak uydurmak gibi),,,yani nerden emin olacagiz ben sahsen ônemli bisi olarak gôrûyorum ihtiyacimiz var sanki
    sen mücedidi kastediyorsun kardeş.
    bu konuyu okuyup yorumlar mısın: http://www.mumsema.com/m-n/3521-muceddid.html


  8. 09.Ağustos.2009, 22:23
    4
    Moderatör
    Alıntı
    bildigim kadariyla her 100yil dunyaya evliya geliyor vede bu kisilerden faydalanmak gerekir,tarihte çogu evliya halka fayda sagladi gûnûmûzdede yeni teknoloji ve yeni yasam sekliyle beraber halkimizda dinimizle ilgili yanlis anlasilmalar oldu(yeni çag'a ayak uydurmak gibi),,,yani nerden emin olacagiz ben sahsen ônemli bisi olarak gôrûyorum ihtiyacimiz var sanki
    sen mücedidi kastediyorsun kardeş.
    bu konuyu okuyup yorumlar mısın: http://www.mumsema.com/m-n/3521-muceddid.html


  9. 09.Ağustos.2009, 22:29
    5
    iliman
    ilim+iman

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Nisan.2008
    Üye No: 16604
    Mesaj Sayısı: 674
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Brûksel

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    evliyada bir yônden mûcedid degilmidir?bu konu aklimi karistirdi saolasin mum


  10. 09.Ağustos.2009, 22:29
    5
    ilim+iman
    evliyada bir yônden mûcedid degilmidir?bu konu aklimi karistirdi saolasin mum


  11. 09.Ağustos.2009, 23:02
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Alıntı
    evliyada bir yônden mûcedid degilmidir?bu konu aklimi karistirdi saolasin mum

    ben müceddid konusuna yorum yapmanı istemiştim ama sadece dua ile yetinmişsin.)

    veli/evliya kimdir? sorusuna verilecek en güzel cevap bu ayettedir.


    62. Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.
    63. Onlar, iman edip de takvâya ermiş olanlardır.
    (Yunus Süresi)

    Bu ayet, bir önceki ayette geçen “Allah dostları”nın (evliyaullahın), Allah’ın kendilerine böylesine mukaddes bir unvan vermesini sağlayan özelliklerini iki kelimede özetlemiştir: İman ve takva. Çünkü iman, bütün batıl ve yanlış inançlardan sıyrılarak gerçeğe, hakka ulaşmış olmanın, takva ise her türlü sapık ve kötü yollardan, başıboş ve hayvani yaşama tarzından arınarak, kalbi Allah’a teslim etmenin, hayatı O’nun kanunlarına göre düzenlemenin ve böylece bir ahlak disiplinine girmenin ifadesidir.İşte Allah dostları, iman ile ma’rifetullaha ve takva ile de üstün ahlaka ulaşmış olduklarından, 62. Ayette de buyurulduğu gibi, her türlü korkudan, kederden ve yeisten kurtulmuşlardır. Çünkü onlar, en üstün kudret olan Allah’ın dostluğunu ve himayesini kazanmışlardır.
    ___________________________________________

    Müceddid ise okuduğun konuda gayet güzel izah ilmiş hadiste:

    Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek hir müceddid gönderecektir" (Ebu Davud, Melahim, 1).



  12. 09.Ağustos.2009, 23:02
    6
    Moderatör
    Alıntı
    evliyada bir yônden mûcedid degilmidir?bu konu aklimi karistirdi saolasin mum

    ben müceddid konusuna yorum yapmanı istemiştim ama sadece dua ile yetinmişsin.)

    veli/evliya kimdir? sorusuna verilecek en güzel cevap bu ayettedir.


    62. Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.
    63. Onlar, iman edip de takvâya ermiş olanlardır.
    (Yunus Süresi)

    Bu ayet, bir önceki ayette geçen “Allah dostları”nın (evliyaullahın), Allah’ın kendilerine böylesine mukaddes bir unvan vermesini sağlayan özelliklerini iki kelimede özetlemiştir: İman ve takva. Çünkü iman, bütün batıl ve yanlış inançlardan sıyrılarak gerçeğe, hakka ulaşmış olmanın, takva ise her türlü sapık ve kötü yollardan, başıboş ve hayvani yaşama tarzından arınarak, kalbi Allah’a teslim etmenin, hayatı O’nun kanunlarına göre düzenlemenin ve böylece bir ahlak disiplinine girmenin ifadesidir.İşte Allah dostları, iman ile ma’rifetullaha ve takva ile de üstün ahlaka ulaşmış olduklarından, 62. Ayette de buyurulduğu gibi, her türlü korkudan, kederden ve yeisten kurtulmuşlardır. Çünkü onlar, en üstün kudret olan Allah’ın dostluğunu ve himayesini kazanmışlardır.
    ___________________________________________

    Müceddid ise okuduğun konuda gayet güzel izah ilmiş hadiste:

    Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek hir müceddid gönderecektir" (Ebu Davud, Melahim, 1).



  13. 09.Ağustos.2009, 23:13
    7
    iliman
    ilim+iman

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Nisan.2008
    Üye No: 16604
    Mesaj Sayısı: 674
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Brûksel

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    yorum derken konu zaten anlasilir yanliz ben evliyalarin bir gôrevi oldugunu sanmistimki zaten sende saolasin beni aydinlattin:::


  14. 09.Ağustos.2009, 23:13
    7
    ilim+iman
    yorum derken konu zaten anlasilir yanliz ben evliyalarin bir gôrevi oldugunu sanmistimki zaten sende saolasin beni aydinlattin:::


  15. 09.Ağustos.2009, 23:43
    8
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Alıntı
    yorum derken konu zaten anlasilir yanliz ben evliyalarin bir gôrevi oldugunu sanmistimki zaten sende saolasin beni aydinlattin:::
    İman eden ve Takva sahibi olan herkes Allah'ın veli kuludur / Allah'ın dostudur. Velilere vahiy gelmediğine göre özel bir görevleri yoktur.
    Velilerin/evliyaların görevleri, her mü'minin görevi ile aynıdır / Allaha iyi kul olmaktır.


  16. 09.Ağustos.2009, 23:43
    8
    Moderatör
    Alıntı
    yorum derken konu zaten anlasilir yanliz ben evliyalarin bir gôrevi oldugunu sanmistimki zaten sende saolasin beni aydinlattin:::
    İman eden ve Takva sahibi olan herkes Allah'ın veli kuludur / Allah'ın dostudur. Velilere vahiy gelmediğine göre özel bir görevleri yoktur.
    Velilerin/evliyaların görevleri, her mü'minin görevi ile aynıdır / Allaha iyi kul olmaktır.


  17. 10.Ağustos.2009, 01:34
    9
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Alıntı
    Velilerin/evliyaların görevleri, her mü'minin görevi ile aynıdır / Allaha iyi kul olmaktır.
    İşte bunu bir anlayabilse bazıları...Anlamayanlar sanıyorlar ki,ümmet bu kişilere tapıyor(haşa).Çok güzel ifade edilmiş ne görev yaptıkları...

    Allah cc razı olsun mum...


  18. 10.Ağustos.2009, 01:34
    9
    Seyirci Üye
    Alıntı
    Velilerin/evliyaların görevleri, her mü'minin görevi ile aynıdır / Allaha iyi kul olmaktır.
    İşte bunu bir anlayabilse bazıları...Anlamayanlar sanıyorlar ki,ümmet bu kişilere tapıyor(haşa).Çok güzel ifade edilmiş ne görev yaptıkları...

    Allah cc razı olsun mum...


  19. 10.Ağustos.2009, 07:16
    10
    uhutgunesi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Aralık.2008
    Üye No: 42175
    Mesaj Sayısı: 217
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Alıntı
    İman eden ve Takva sahibi olan herkes Allah'ın veli kuludur / Allah'ın dostudur. Velilere vahiy gelmediğine göre özel bir görevleri yoktur.
    Hocam bu bilginin affınıza sığınarak son bölümüne katılmıyorum.Vahiy evet sadece Peygamberlere gelmiştir ve onlarda Peygamberlikle görevlendirilmişlerdir.Son Peygamberimizle beraber vahiy dönemi bitmiştir.Fakat Velilerinde bir görevi olduğuna inanıyorum.İrşad görevidir buda.


    Bir işin merkezinde bulunup onu idare edene “o işin kutbu, yani idarecisi” denir. Bir memleketin işlerini yürüten kimse, o işlerin kutbudur. Bir müctehid, fetva işlerinin kutbudur. Bir kâmil mürşid de irşad ve terbiye işlerinin kutbudur. Onun için, kendisine tasavvuf dilinde “kutbu’l-irşad” denir. Kutub ifadesi bir sıfattır; irşadla görevli ve bu işe ehliyetli kâmil insanlar için kullanılan bir ünvandır. Kur’an-ı Hakim’de ve Sünnet’te zikredilen halife, imam ve ulü’l-emr tabirleri, irşad kutbunu da içine alır. İrşad kutbu olan zat, Hz. Rasulullah (A.S.) Efendimizin gerçek vârisidir. O’nun ilmine, edebine, ruhları nur ile temizleme işine, kalpleri Allah’a çevirme mesleğine, nefisleri terbiye etme ve hayata denge verme sanatına vâristir. Bu velayet ve yetki ona halk tarafından değil, Cenab-ı Hak tarafından verilmiştir. Vazife büyük olunca, yetki ve destek de büyük olmaktadır. İrşad ve terbiyenin asıl sahibi Allahu Tealâ’dır; hidayet Onun elindedir; ancak Allahu Tealâ beşeri planda bu işi kulları arasından seçtiği kimselere yaptırmaktadır. Bu kulların başında Peygamberler gelmektedir. Peygamber olmadığı zaman bu işi onun halifeleri, vâris ve vekilleri yürütmektedir. İrşad Kutbunun Özellikleri İrşad kutbu, Allah’ın huzurunda kabul görmüş mukarrebûn makamında bir muttaki zattır; edeb ve takva madenidir. Hayırlarda en öndedir. Muttakilerin imamıdır; İlahi huzurda insanlığı temsil eder. Naz makamındadır. Büyük arif İmam Rabbani (K.S.) irşad kutbunu şöyle tanıtır: “İrşad kutbu olan velinin varlığı alem ve insanlık için bulunmaz bir devlettir. O, uzun zamanlardan sonra zuhur etse de, bir ganimettir. Onunla alem aydınlanır, kalpler nurlanır. Onun nazarı, manevi kalp hastalıklarına şifadır. Onun bir kalbe teveccühü, ondaki düşük ve rezil huyları temizleyip atar. Bu öyle bir zattır ki, velayet mertebelerinin en yükseğine ulaşmıştır. Allah tarafından seçilmiş ve sevilmiştir. Buna mahbubiyet makamı denir. O makamın bütün kabiliyet ve yetkisi ona verilmiştir. Bu zat, velayet mertebelerinin kemalâtını bünyesinde toplamıştır. Allah’a davet makamlarının tamamını elde etmiştir. Özetle, ‘kendisinde bütün güzellikler toplanmış‘ sözü onun hakkında ne kadar doğrudur. Bu irşad kutbu, kalbiyle bir kimseye yöneldiğinde, o kimsenin kalbi açılır; ilahi sevgiyle dolar. Veya bir kimse sevgiyle ona yönelse, ameli ve zikri az da olsa, onun feyzinden istifade eder, imanın tadını tadar.” (Mektubat) Velinin Yetkisi ve Sınırları Velayet mertebesinin zirvesinde peygamberler bulunmaktadır. Allahu Tealâ’nın izni ve desteği olmadan hiçbir peygamber mucize gösteremez, ayet getiremez; istediğini hidayete çekemez; kalbi temizleyemez. Bu hakikat Kur’an-ı Hakim’de açıkça belirtilmiştir. (Ra’d/38, Kasas/56, Nur/21) Ancak ilahi izin ve destek gelince peygamberler ölüleri diriltmiş, körlerin gözünü açmış, bir nefesle hastaları iyileştirmiş, hayvanlarla konuşmuş, cinleri emrinde çalıştırmış, bulutları istediği yere sevketmiş, denizi yol gibi kullanmış, parmakları arasından su fışkırtmış ve daha nice harikaları gerçekleştirmiştir. Bütün mucizeler, peygamberlerin insan, eşya ve kainat üzerindeki tasarruflarıdır. Bunların bir kısmı, derecelerine göre peygamber vârisi olan kâmil insanlarda da zuhur eder. Ancak bunun ölçüsü vardır, onu bilmek gerekir. Aksi halde veliler hakkındaki yanlış itikadlar yüzünden şirke düşülür. Bazıları, kutub ve gavs olarak bilinen velilerin kainatı idare ettiğini, bütün insanlardan ve alemden haberdar olduğunu, istediğini yapma yetkisinin bulunduğunu düşünür ve söylerler. Bu fikir yanlıştır; tevbe edilmezse şirke ve küfre girme tehlikesi vardır. İrşadla görevli bir velinin işi, Allah’ın izniyle ölü kalpleri nur ve ilahi sevgi ile diriltmek, kulu Yüce Rabbine sevketmektir. Velinin bütün tasarrufu ilahi kadere bağlı olarak gerçekleşir ve hepsi ilahi izinle olur. Veli, sonuç almak için sebepleri kullanır. Himmetini hayırlara yöneltir, her işinde Allah’ın rızasını arar. Nazı, niyazı, dua ve avazı Hak içindir. Allahu Tealâ’nın kendisine ikram ettiği feyz, nur, keşif, keramet, marifet, feraset ve duasına icabet nimetlerini ilahi irade ve rızaya uygun kullanır. Kul olduğunu unutmaz; haddini bilir, yetkisini aşmaz. Yüce Rabbine karşı boynu bükük, gönlü yanık, kalbi uyanık bir vaziyette, hep O’nun emrini ve desteğini bekler. Elinde hangi güzel hal zuhur etse kendisinden bilmez, kibir yapmaz, övünmez. Makamı ne olursa olsun, veli her şeyi bilmez; bilmesi de gerekmez. Veli, Allahu Tealâ’nın kendisine bildirdiklerini ve hak yolunda lazım olanı bilir. Veli, Allah’ın şahididir; O’nu tanır, O’nu tanıtır. Kalbin ve nefsin terbiyesinde ustadır. İrşad kutbu olan veli, bütün himmet ve gücünü dinin yayılması ve insanların ıslahı için kullanır. Eşyayı ıslah etmek, dünya işlerini düzene sokmak, güzel geçim yolları aramak, teknik gelişmeleri takip etmek velinin birinci işi değildir. O, bunları ehline havale eder. Bazı insanlar, baş ve bel ağrısına varana kadar her türlü derdini velinin himmet ve tasarrufu ile dindirmek ister; doktor yerine veliye gider. Kimileri, insanların cehalet, zulüm, tembellik ve ihanetleri yüzünden bozulan cemiyet hayatının, mürşidlerin bir tasarrufu ile düzelmesini ve zalimlerin başının ezilmesini bekler. Halbuki veliler, fıtrat kanunlarına uymayı takvanın bir gereği görürler; hikmete tabi olur, hakkı gözetirler. İlahi rızaya uymayan talebleri de reddederler. Dr. Dilaver Selvi



    Her ilim sahibi Mü'min kendi çapında etrafını irşad etme gayret ve sorumluluğunu yerine getirsede milyonlarca insana bu yolda bu görevi yapabilenler Evliyalardır.
    Bu paylaşım benimde anlatmak istediklerime tercümandır.
    Mevlam razı olsun cümlenizden.



  20. 10.Ağustos.2009, 07:16
    10
    Devamlı Üye
    Alıntı
    İman eden ve Takva sahibi olan herkes Allah'ın veli kuludur / Allah'ın dostudur. Velilere vahiy gelmediğine göre özel bir görevleri yoktur.
    Hocam bu bilginin affınıza sığınarak son bölümüne katılmıyorum.Vahiy evet sadece Peygamberlere gelmiştir ve onlarda Peygamberlikle görevlendirilmişlerdir.Son Peygamberimizle beraber vahiy dönemi bitmiştir.Fakat Velilerinde bir görevi olduğuna inanıyorum.İrşad görevidir buda.


    Bir işin merkezinde bulunup onu idare edene “o işin kutbu, yani idarecisi” denir. Bir memleketin işlerini yürüten kimse, o işlerin kutbudur. Bir müctehid, fetva işlerinin kutbudur. Bir kâmil mürşid de irşad ve terbiye işlerinin kutbudur. Onun için, kendisine tasavvuf dilinde “kutbu’l-irşad” denir. Kutub ifadesi bir sıfattır; irşadla görevli ve bu işe ehliyetli kâmil insanlar için kullanılan bir ünvandır. Kur’an-ı Hakim’de ve Sünnet’te zikredilen halife, imam ve ulü’l-emr tabirleri, irşad kutbunu da içine alır. İrşad kutbu olan zat, Hz. Rasulullah (A.S.) Efendimizin gerçek vârisidir. O’nun ilmine, edebine, ruhları nur ile temizleme işine, kalpleri Allah’a çevirme mesleğine, nefisleri terbiye etme ve hayata denge verme sanatına vâristir. Bu velayet ve yetki ona halk tarafından değil, Cenab-ı Hak tarafından verilmiştir. Vazife büyük olunca, yetki ve destek de büyük olmaktadır. İrşad ve terbiyenin asıl sahibi Allahu Tealâ’dır; hidayet Onun elindedir; ancak Allahu Tealâ beşeri planda bu işi kulları arasından seçtiği kimselere yaptırmaktadır. Bu kulların başında Peygamberler gelmektedir. Peygamber olmadığı zaman bu işi onun halifeleri, vâris ve vekilleri yürütmektedir. İrşad Kutbunun Özellikleri İrşad kutbu, Allah’ın huzurunda kabul görmüş mukarrebûn makamında bir muttaki zattır; edeb ve takva madenidir. Hayırlarda en öndedir. Muttakilerin imamıdır; İlahi huzurda insanlığı temsil eder. Naz makamındadır. Büyük arif İmam Rabbani (K.S.) irşad kutbunu şöyle tanıtır: “İrşad kutbu olan velinin varlığı alem ve insanlık için bulunmaz bir devlettir. O, uzun zamanlardan sonra zuhur etse de, bir ganimettir. Onunla alem aydınlanır, kalpler nurlanır. Onun nazarı, manevi kalp hastalıklarına şifadır. Onun bir kalbe teveccühü, ondaki düşük ve rezil huyları temizleyip atar. Bu öyle bir zattır ki, velayet mertebelerinin en yükseğine ulaşmıştır. Allah tarafından seçilmiş ve sevilmiştir. Buna mahbubiyet makamı denir. O makamın bütün kabiliyet ve yetkisi ona verilmiştir. Bu zat, velayet mertebelerinin kemalâtını bünyesinde toplamıştır. Allah’a davet makamlarının tamamını elde etmiştir. Özetle, ‘kendisinde bütün güzellikler toplanmış‘ sözü onun hakkında ne kadar doğrudur. Bu irşad kutbu, kalbiyle bir kimseye yöneldiğinde, o kimsenin kalbi açılır; ilahi sevgiyle dolar. Veya bir kimse sevgiyle ona yönelse, ameli ve zikri az da olsa, onun feyzinden istifade eder, imanın tadını tadar.” (Mektubat) Velinin Yetkisi ve Sınırları Velayet mertebesinin zirvesinde peygamberler bulunmaktadır. Allahu Tealâ’nın izni ve desteği olmadan hiçbir peygamber mucize gösteremez, ayet getiremez; istediğini hidayete çekemez; kalbi temizleyemez. Bu hakikat Kur’an-ı Hakim’de açıkça belirtilmiştir. (Ra’d/38, Kasas/56, Nur/21) Ancak ilahi izin ve destek gelince peygamberler ölüleri diriltmiş, körlerin gözünü açmış, bir nefesle hastaları iyileştirmiş, hayvanlarla konuşmuş, cinleri emrinde çalıştırmış, bulutları istediği yere sevketmiş, denizi yol gibi kullanmış, parmakları arasından su fışkırtmış ve daha nice harikaları gerçekleştirmiştir. Bütün mucizeler, peygamberlerin insan, eşya ve kainat üzerindeki tasarruflarıdır. Bunların bir kısmı, derecelerine göre peygamber vârisi olan kâmil insanlarda da zuhur eder. Ancak bunun ölçüsü vardır, onu bilmek gerekir. Aksi halde veliler hakkındaki yanlış itikadlar yüzünden şirke düşülür. Bazıları, kutub ve gavs olarak bilinen velilerin kainatı idare ettiğini, bütün insanlardan ve alemden haberdar olduğunu, istediğini yapma yetkisinin bulunduğunu düşünür ve söylerler. Bu fikir yanlıştır; tevbe edilmezse şirke ve küfre girme tehlikesi vardır. İrşadla görevli bir velinin işi, Allah’ın izniyle ölü kalpleri nur ve ilahi sevgi ile diriltmek, kulu Yüce Rabbine sevketmektir. Velinin bütün tasarrufu ilahi kadere bağlı olarak gerçekleşir ve hepsi ilahi izinle olur. Veli, sonuç almak için sebepleri kullanır. Himmetini hayırlara yöneltir, her işinde Allah’ın rızasını arar. Nazı, niyazı, dua ve avazı Hak içindir. Allahu Tealâ’nın kendisine ikram ettiği feyz, nur, keşif, keramet, marifet, feraset ve duasına icabet nimetlerini ilahi irade ve rızaya uygun kullanır. Kul olduğunu unutmaz; haddini bilir, yetkisini aşmaz. Yüce Rabbine karşı boynu bükük, gönlü yanık, kalbi uyanık bir vaziyette, hep O’nun emrini ve desteğini bekler. Elinde hangi güzel hal zuhur etse kendisinden bilmez, kibir yapmaz, övünmez. Makamı ne olursa olsun, veli her şeyi bilmez; bilmesi de gerekmez. Veli, Allahu Tealâ’nın kendisine bildirdiklerini ve hak yolunda lazım olanı bilir. Veli, Allah’ın şahididir; O’nu tanır, O’nu tanıtır. Kalbin ve nefsin terbiyesinde ustadır. İrşad kutbu olan veli, bütün himmet ve gücünü dinin yayılması ve insanların ıslahı için kullanır. Eşyayı ıslah etmek, dünya işlerini düzene sokmak, güzel geçim yolları aramak, teknik gelişmeleri takip etmek velinin birinci işi değildir. O, bunları ehline havale eder. Bazı insanlar, baş ve bel ağrısına varana kadar her türlü derdini velinin himmet ve tasarrufu ile dindirmek ister; doktor yerine veliye gider. Kimileri, insanların cehalet, zulüm, tembellik ve ihanetleri yüzünden bozulan cemiyet hayatının, mürşidlerin bir tasarrufu ile düzelmesini ve zalimlerin başının ezilmesini bekler. Halbuki veliler, fıtrat kanunlarına uymayı takvanın bir gereği görürler; hikmete tabi olur, hakkı gözetirler. İlahi rızaya uymayan talebleri de reddederler. Dr. Dilaver Selvi



    Her ilim sahibi Mü'min kendi çapında etrafını irşad etme gayret ve sorumluluğunu yerine getirsede milyonlarca insana bu yolda bu görevi yapabilenler Evliyalardır.
    Bu paylaşım benimde anlatmak istediklerime tercümandır.
    Mevlam razı olsun cümlenizden.



  21. 10.Ağustos.2009, 08:06
    11
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Alıntı
    özel bir görevleri yoktur.
    Alıntı
    Velilerin/evliyaların görevleri, her mü'minin görevi ile aynıdır / Allaha iyi kul olmaktır.
    Alıntı
    Hocam bu bilginin affınıza sığınarak son bölümüne katılmıyorum.Vahiy evet sadece Peygamberlere gelmiştir ve onlarda Peygamberlikle görevlendirilmişlerdir.Son Peygamberimizle beraber vahiy dönemi bitmiştir.Fakat Velilerinde bir görevi olduğuna inanıyorum.İrşad görevidir buda.
    iyiliği emir, kötülüğü nehiy sınıfına giyor ki bunuda yazdım. "özel" görev yoktur dedim. aksini iddia ederseniz delil ile ispat edersiniz.

    Alıntı
    İmam Rabbani (K.S.) irşad kutbunu şöyle tanıtır: “İrşad kutbu olan velinin varlığı alem ve insanlık için bulunmaz bir devlettir. O, uzun zamanlardan sonra zuhur etse de, bir ganimettir. Onunla alem aydınlanır, kalpler nurlanır. Onun nazarı, manevi kalp hastalıklarına şifadır. Onun bir kalbe teveccühü, ondaki düşük ve rezil huyları temizleyip atar. Bu öyle bir zattır ki, velayet mertebelerinin en yükseğine ulaşmıştır. Allah tarafından seçilmiş ve sevilmiştir. Buna mahbubiyet makamı denir. O makamın bütün kabiliyet ve yetkisi ona verilmiştir. Bu zat, velayet mertebelerinin kemalâtını bünyesinde toplamıştır. Allah’a davet makamlarının tamamını elde etmiştir. Özetle, ‘kendisinde bütün güzellikler toplanmış‘ sözü onun hakkında ne kadar doğrudur. Bu irşad kutbu, kalbiyle bir kimseye yöneldiğinde, o kimsenin kalbi açılır; ilahi sevgiyle dolar. Veya bir kimse sevgiyle ona yönelse, ameli ve zikri az da olsa, onun feyzinden istifade eder, imanın tadını tadar.” (Mektubat)
    imam rabbani doğru söylemiştir. bu özel bir görevi olduğunu göstermez.
    Bir mü'min Allah'a yakınlığı ölçüsünde başkalarına da etkisi fazlalaşır. bu doğru buna diyeceğimiz bir şey yok.

    yine tekrar ediyorum. bir velinin sıfatı iman ve takvadır.
    İman etmiş ve takva ehli olan herkes Allah dostudur, rütbeleri bir olmasada.
    Yunus süresi 62 63 ayetlerine bakalım.


  22. 10.Ağustos.2009, 08:06
    11
    Moderatör
    Alıntı
    özel bir görevleri yoktur.
    Alıntı
    Velilerin/evliyaların görevleri, her mü'minin görevi ile aynıdır / Allaha iyi kul olmaktır.
    Alıntı
    Hocam bu bilginin affınıza sığınarak son bölümüne katılmıyorum.Vahiy evet sadece Peygamberlere gelmiştir ve onlarda Peygamberlikle görevlendirilmişlerdir.Son Peygamberimizle beraber vahiy dönemi bitmiştir.Fakat Velilerinde bir görevi olduğuna inanıyorum.İrşad görevidir buda.
    iyiliği emir, kötülüğü nehiy sınıfına giyor ki bunuda yazdım. "özel" görev yoktur dedim. aksini iddia ederseniz delil ile ispat edersiniz.

    Alıntı
    İmam Rabbani (K.S.) irşad kutbunu şöyle tanıtır: “İrşad kutbu olan velinin varlığı alem ve insanlık için bulunmaz bir devlettir. O, uzun zamanlardan sonra zuhur etse de, bir ganimettir. Onunla alem aydınlanır, kalpler nurlanır. Onun nazarı, manevi kalp hastalıklarına şifadır. Onun bir kalbe teveccühü, ondaki düşük ve rezil huyları temizleyip atar. Bu öyle bir zattır ki, velayet mertebelerinin en yükseğine ulaşmıştır. Allah tarafından seçilmiş ve sevilmiştir. Buna mahbubiyet makamı denir. O makamın bütün kabiliyet ve yetkisi ona verilmiştir. Bu zat, velayet mertebelerinin kemalâtını bünyesinde toplamıştır. Allah’a davet makamlarının tamamını elde etmiştir. Özetle, ‘kendisinde bütün güzellikler toplanmış‘ sözü onun hakkında ne kadar doğrudur. Bu irşad kutbu, kalbiyle bir kimseye yöneldiğinde, o kimsenin kalbi açılır; ilahi sevgiyle dolar. Veya bir kimse sevgiyle ona yönelse, ameli ve zikri az da olsa, onun feyzinden istifade eder, imanın tadını tadar.” (Mektubat)
    imam rabbani doğru söylemiştir. bu özel bir görevi olduğunu göstermez.
    Bir mü'min Allah'a yakınlığı ölçüsünde başkalarına da etkisi fazlalaşır. bu doğru buna diyeceğimiz bir şey yok.

    yine tekrar ediyorum. bir velinin sıfatı iman ve takvadır.
    İman etmiş ve takva ehli olan herkes Allah dostudur, rütbeleri bir olmasada.
    Yunus süresi 62 63 ayetlerine bakalım.


  23. 10.Ağustos.2009, 13:02
    12
    uhutgunesi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Aralık.2008
    Üye No: 42175
    Mesaj Sayısı: 217
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: evliyalarla ilgili bir sorum var

    Allah cc razı olsun Hocam Yunus surelerine baktım.

    Allah cc dostu olmak kolay ulaşılan bir makam olmadığını biliyoruz ve bu makama ulaşabilmek içinde Allah cc'nun nasip etmesi gerek ve bazı makamlar vardır kulun gayret ve çalışması yetmez deniyor.Allah cc istemesi murad etmesi gerekmiş.Bu murad etmeninde bir sebebi vardır ki Bu nedenle onlarda tecelli eden tasarrufları mevcud Rabbimizin.

    Ar'af-181 Elmalılı tefsiri
    Cehennem için yaratılmış olan böyle gafillere, böyle dinsizlere karşılık yarattığımız kimselerden öyle bir bir ümmet, öyle üstün bir cemaat de vardır ki, hakka sarılarak rehberlik ederler ve yol gösterirler ve hakkiyle adalet eylerler. Şu halde bunların oy birliğiyle ortaya koydukları kararlara uymak, arkalarından gitmek hidayettir ve bütün bunlar Allah'ın âyetlerindendir.

    Hâtem-i Veli:
    Peygamber Aleyhimüsselâm Hazerâtı ümmetlerini kati delillerle Allah yoluna dâvet ettikleri gibi, Vâris-i enbiyâ olan ümmetin seçkinleri de halkı Hakk’a davet ederler. Onların tebliği daima kati delillere dayandırıldığından, onları yıkmak ve çürütmek imkânsızdır. Zanlarıyla karşı çıkanlar her zaman için zelil düşmüşlerdir.
    Nübüvvetin üstünde hiçbir rütbe olmayacağına göre, bu rütbeye vâris olmaktan daha büyük şeref tasavvur edilemez.
    Onlar şu Âyet-i kerime’nin lütuf tecelliyatına mazhardırlar:
    “Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk’a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.” (A’raf: 181)
    Onlar Resulullah Aleyhisselâm’ın nurunu taşıyanlar ve Allah-u Teâlâ’nın Kudsî ruh ile desteklediği kimselerdir. O öyle bir ruhtur ki sevdi, seçti, kendisine çekti. Başka kimsede bulunmayan bir nur, bir ruhtur.
    Bu topluluk Allah-u Teâlâ’nın, kalplerine nuru akıtıp hakikatı bildirdiği, Zât-i akdes’ini duyurduğu ve hakikatı bildirmek için gönderdiği kullardır.
    Bu ilâhî hüküm Asr-ı saâdet’ten kıyamete kadar geçerlidir ve müslümanlar için büyük bir müjdedir.
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:
    “Ümmetimden bir tâife, kıyamet gününe kadar Hakk için muzaffer bir şekilde mücadeleye devam edecektir.” (Müslim)
    Ümmet-i Muhammed’in yetmişüç fırkaya ayrılacağını, bir fırkanın kurtulacağını beyan eden Hadis-i şerif mucibince, kurtulan o bir fırkanın içinde de Allah-u Teâlâ’nın vazifedar kıldığı kimseler vardır.
    Yani o vazifedarlar o bir fırkadan çıkacak, başka fırkalardan çıkmayacak.
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz diğer bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyuruyorlar:
    “Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)
    Görülüyor ki bunlar doğrudan doğruya Allah-u Teâlâ tarafından gönderilmiş vazifedarlardır.
    O’nun memur ettiği, vazife için ileriye sürdüğü kimseler bunlardır, Hakk’ı tebliğ eden ve halkı Hakk’a çağıran yine bunlardır.
    Onların kalbinde yalnız Hazret-i Allah olduğu için Hazret-i Allah ile Hazret-i Allah’a götürürler.


    Gerçi bu bilgiler Ömer Öngüt'ün
    TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ eserinden alıntıdır. On'a pek güvenmediğinizi bir mesajınızda belirtmiş olduğunuz dikkatimi çekmişti yanılmıyorsam, inşaallah araştıracağım bilgilenmek için.

    Ar'af suresinden anladığım onların böyle bir görevi olduğu
    Hüsn-ü zannımda hatam var ise Rabbim affetsin beni

    Allah cc razı olsun


  24. 10.Ağustos.2009, 13:02
    12
    Devamlı Üye
    Allah cc razı olsun Hocam Yunus surelerine baktım.

    Allah cc dostu olmak kolay ulaşılan bir makam olmadığını biliyoruz ve bu makama ulaşabilmek içinde Allah cc'nun nasip etmesi gerek ve bazı makamlar vardır kulun gayret ve çalışması yetmez deniyor.Allah cc istemesi murad etmesi gerekmiş.Bu murad etmeninde bir sebebi vardır ki Bu nedenle onlarda tecelli eden tasarrufları mevcud Rabbimizin.

    Ar'af-181 Elmalılı tefsiri
    Cehennem için yaratılmış olan böyle gafillere, böyle dinsizlere karşılık yarattığımız kimselerden öyle bir bir ümmet, öyle üstün bir cemaat de vardır ki, hakka sarılarak rehberlik ederler ve yol gösterirler ve hakkiyle adalet eylerler. Şu halde bunların oy birliğiyle ortaya koydukları kararlara uymak, arkalarından gitmek hidayettir ve bütün bunlar Allah'ın âyetlerindendir.

    Hâtem-i Veli:
    Peygamber Aleyhimüsselâm Hazerâtı ümmetlerini kati delillerle Allah yoluna dâvet ettikleri gibi, Vâris-i enbiyâ olan ümmetin seçkinleri de halkı Hakk’a davet ederler. Onların tebliği daima kati delillere dayandırıldığından, onları yıkmak ve çürütmek imkânsızdır. Zanlarıyla karşı çıkanlar her zaman için zelil düşmüşlerdir.
    Nübüvvetin üstünde hiçbir rütbe olmayacağına göre, bu rütbeye vâris olmaktan daha büyük şeref tasavvur edilemez.
    Onlar şu Âyet-i kerime’nin lütuf tecelliyatına mazhardırlar:
    “Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk’a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.” (A’raf: 181)
    Onlar Resulullah Aleyhisselâm’ın nurunu taşıyanlar ve Allah-u Teâlâ’nın Kudsî ruh ile desteklediği kimselerdir. O öyle bir ruhtur ki sevdi, seçti, kendisine çekti. Başka kimsede bulunmayan bir nur, bir ruhtur.
    Bu topluluk Allah-u Teâlâ’nın, kalplerine nuru akıtıp hakikatı bildirdiği, Zât-i akdes’ini duyurduğu ve hakikatı bildirmek için gönderdiği kullardır.
    Bu ilâhî hüküm Asr-ı saâdet’ten kıyamete kadar geçerlidir ve müslümanlar için büyük bir müjdedir.
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:
    “Ümmetimden bir tâife, kıyamet gününe kadar Hakk için muzaffer bir şekilde mücadeleye devam edecektir.” (Müslim)
    Ümmet-i Muhammed’in yetmişüç fırkaya ayrılacağını, bir fırkanın kurtulacağını beyan eden Hadis-i şerif mucibince, kurtulan o bir fırkanın içinde de Allah-u Teâlâ’nın vazifedar kıldığı kimseler vardır.
    Yani o vazifedarlar o bir fırkadan çıkacak, başka fırkalardan çıkmayacak.
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz diğer bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyuruyorlar:
    “Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)
    Görülüyor ki bunlar doğrudan doğruya Allah-u Teâlâ tarafından gönderilmiş vazifedarlardır.
    O’nun memur ettiği, vazife için ileriye sürdüğü kimseler bunlardır, Hakk’ı tebliğ eden ve halkı Hakk’a çağıran yine bunlardır.
    Onların kalbinde yalnız Hazret-i Allah olduğu için Hazret-i Allah ile Hazret-i Allah’a götürürler.


    Gerçi bu bilgiler Ömer Öngüt'ün
    TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ eserinden alıntıdır. On'a pek güvenmediğinizi bir mesajınızda belirtmiş olduğunuz dikkatimi çekmişti yanılmıyorsam, inşaallah araştıracağım bilgilenmek için.

    Ar'af suresinden anladığım onların böyle bir görevi olduğu
    Hüsn-ü zannımda hatam var ise Rabbim affetsin beni

    Allah cc razı olsun





+ Yorum Gönder
Git 12 Son