Konusunu Oylayın.: NAMAZ Ben Biriyle Tanıştım Iyi Biri Ama Namaz Kılmıyor

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
NAMAZ Ben Biriyle Tanıştım Iyi Biri Ama Namaz Kılmıyor
  1. 04.Nisan.2009, 16:12
    1
    hüsnü seda
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2009
    Üye No: 47714
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    NAMAZ Ben Biriyle Tanıştım Iyi Biri Ama Namaz Kılmıyor






    NAMAZ Ben Biriyle Tanıştım Iyi Biri Ama Namaz Kılmıyor Mumsema Ben Biriyle Tanıştım Iyi Biri Ama Namaz Kılmıyor Ne Yapacağımı Bilmiyorum


  2. 04.Nisan.2009, 16:47
    2
    ferdi16
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2008
    Üye No: 14301
    Mesaj Sayısı: 227
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28

    --->: NAMAZ




    Her insanla evlilik olmaz. Dünyanın en ahlâksız insanı bile oğlunu, kızını everirken; iyi olsun, ahlâklı olsun, namuslu olsun ister. “Kim olursa olsun, fark etmez” demez. Evlenecek olanlar da hep karşı tarafın iyi olmasını ister. Bazıları da vardır ki, herhangi bir şey alırken gösterdiği hassasiyeti, evlenirken, eş olarak alacağı kimse için göstermez.
    Büyüklerimiz, uzun ömürlü ve mutlu aile yuvalarının kurulabilmesi için edep dairesinde kızlarına koca aramışlardır. Bazıları usulüne uygun teklif götürmüşlerdir. Veya dolaylı olarak aracı koymuşlardır. Bunda yadırganacak bir durum da yoktur. Çünkü; uygun olmayan biri ile evlenilmez, felâket olur.
    Kur’an’da kimlerle evlenilemeyeceği açıkça bildirilmiştir.
    -“İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Putperest erkeklere de kız vermeyin. Onlar cehenneme çağırır..:” (Bakara Sûresi : 221)
    -Kocasından ayrılmış bir kadın 4 ay 10 gün beklemeden evlenemez. (Bakara Sûresi : 228+234)
    -Her konuda adâleti yerine getiremeyen erkek, birden fazla kadınla evlenemez. (Nisâ Sûresi : 3)
    -“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt kardeşleriniz, eşlerinizin anaları, üvey kızlarınız, oğullarınızın eşleri, iki kız kardeşi birden nikâh altında bulundurma, size haram kılındı.” (Nisâ Sûresi : 23)
    -“Evli kadınlar size haramdır. Namuslu zina etmemiş olanlar size helâl kılındı.” (Nisâ Sûresi : 24)
    -“İffetli, gizli dostlar tutmamış kadınlarla evlenin” (Nisâ Sûresi : 25)
    -“Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, ehli kitaptan olan iffetli kadınlarla namuslu olmaları zina etmemeleri şartı ile gizli dostlar edinmeyenlerle evlenin” (Mâida Sûresi : 5)
    -İnanmış kadınlar kafirlere verilmeyecektir. İnanan inanmayana helâl olmaz.... Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın...” (Mümtehıne Sûresi : 10)
    -“Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden kadınlada ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır.” (Nur Sûresi : 3).
    Dinimizin emrine göre inançlı, ahlâklı kimselerle evlenilecektir.
    Bir insan için dini hayat yaşamak, Allah’tan korkmak, günahtan, haramdan kaçınmak çok önemlidir. Hayırlı evlat için kadının temiz yaşaması, güzel giyinmesi, helâl lokma yemesi lâzımdır.
    İnançsızlık, ahlâksızlık, imparatorlukları bile yıkmıştır. Bugün bir kadının kendi iffetini koruması için kuvvetli bir imana sahip olması lâzımdır.
    Hz. Ömer (ra) Peygamber (SAV)’e sorar :
    -Hangi maldan edineyim? Allah Rasûlü cevap verir :
    -Her biriniz şükreden kalp, zikreden bir dil ve ahiret işinize yardımcı olacak mü’mine bir kadın edinin” (Prof. Dr. İ.Canan Hadis Ans. 17/189)
    Bir hadislerinde de : “ Dünya caziptir. Allah onu başkalarınan alıp size verecek ve nasıl amel edeceğinize bakacak. Dikkatli olun. Dünyada saliha olmayan kadından sakının. Zira İsrailoğullarında ilk fitne kadından çıkmıştır. Kötü kadınlar içinde şöyle demiştir. “Kadından daha zararlı bir şey bırakmadım” (Buhari Nikâh : 17) buyurarak kötü kadının verebileceği zararı hatırlatmıştır.
    Daha isterken nasıl bir kız isteneceğini de şöyle bildirmiştir : “Kendinize denk olmayanlarla değil, denk olanlarla evlenin. Kendinize denk olanların kızlarını isteyin” buyurmuştur. (İ.Canan Hadis Ans : 17/209)
    Denklik hangi konularda aranmalıdır?
    -İnanç ve ahlakta.
    -Nesep, güzellik, yaş, boy, ve ilimde
    -Zenginlikte,
    -İş ve meslekte,
    -Sağlıklı olmakta.lütfen bunlara dikkat ediniz...selam ve dua ile...



  3. 04.Nisan.2009, 16:47
    2
    Devamlı Üye



    Her insanla evlilik olmaz. Dünyanın en ahlâksız insanı bile oğlunu, kızını everirken; iyi olsun, ahlâklı olsun, namuslu olsun ister. “Kim olursa olsun, fark etmez” demez. Evlenecek olanlar da hep karşı tarafın iyi olmasını ister. Bazıları da vardır ki, herhangi bir şey alırken gösterdiği hassasiyeti, evlenirken, eş olarak alacağı kimse için göstermez.
    Büyüklerimiz, uzun ömürlü ve mutlu aile yuvalarının kurulabilmesi için edep dairesinde kızlarına koca aramışlardır. Bazıları usulüne uygun teklif götürmüşlerdir. Veya dolaylı olarak aracı koymuşlardır. Bunda yadırganacak bir durum da yoktur. Çünkü; uygun olmayan biri ile evlenilmez, felâket olur.
    Kur’an’da kimlerle evlenilemeyeceği açıkça bildirilmiştir.
    -“İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Putperest erkeklere de kız vermeyin. Onlar cehenneme çağırır..:” (Bakara Sûresi : 221)
    -Kocasından ayrılmış bir kadın 4 ay 10 gün beklemeden evlenemez. (Bakara Sûresi : 228+234)
    -Her konuda adâleti yerine getiremeyen erkek, birden fazla kadınla evlenemez. (Nisâ Sûresi : 3)
    -“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt kardeşleriniz, eşlerinizin anaları, üvey kızlarınız, oğullarınızın eşleri, iki kız kardeşi birden nikâh altında bulundurma, size haram kılındı.” (Nisâ Sûresi : 23)
    -“Evli kadınlar size haramdır. Namuslu zina etmemiş olanlar size helâl kılındı.” (Nisâ Sûresi : 24)
    -“İffetli, gizli dostlar tutmamış kadınlarla evlenin” (Nisâ Sûresi : 25)
    -“Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, ehli kitaptan olan iffetli kadınlarla namuslu olmaları zina etmemeleri şartı ile gizli dostlar edinmeyenlerle evlenin” (Mâida Sûresi : 5)
    -İnanmış kadınlar kafirlere verilmeyecektir. İnanan inanmayana helâl olmaz.... Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın...” (Mümtehıne Sûresi : 10)
    -“Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden kadınlada ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır.” (Nur Sûresi : 3).
    Dinimizin emrine göre inançlı, ahlâklı kimselerle evlenilecektir.
    Bir insan için dini hayat yaşamak, Allah’tan korkmak, günahtan, haramdan kaçınmak çok önemlidir. Hayırlı evlat için kadının temiz yaşaması, güzel giyinmesi, helâl lokma yemesi lâzımdır.
    İnançsızlık, ahlâksızlık, imparatorlukları bile yıkmıştır. Bugün bir kadının kendi iffetini koruması için kuvvetli bir imana sahip olması lâzımdır.
    Hz. Ömer (ra) Peygamber (SAV)’e sorar :
    -Hangi maldan edineyim? Allah Rasûlü cevap verir :
    -Her biriniz şükreden kalp, zikreden bir dil ve ahiret işinize yardımcı olacak mü’mine bir kadın edinin” (Prof. Dr. İ.Canan Hadis Ans. 17/189)
    Bir hadislerinde de : “ Dünya caziptir. Allah onu başkalarınan alıp size verecek ve nasıl amel edeceğinize bakacak. Dikkatli olun. Dünyada saliha olmayan kadından sakının. Zira İsrailoğullarında ilk fitne kadından çıkmıştır. Kötü kadınlar içinde şöyle demiştir. “Kadından daha zararlı bir şey bırakmadım” (Buhari Nikâh : 17) buyurarak kötü kadının verebileceği zararı hatırlatmıştır.
    Daha isterken nasıl bir kız isteneceğini de şöyle bildirmiştir : “Kendinize denk olmayanlarla değil, denk olanlarla evlenin. Kendinize denk olanların kızlarını isteyin” buyurmuştur. (İ.Canan Hadis Ans : 17/209)
    Denklik hangi konularda aranmalıdır?
    -İnanç ve ahlakta.
    -Nesep, güzellik, yaş, boy, ve ilimde
    -Zenginlikte,
    -İş ve meslekte,
    -Sağlıklı olmakta.lütfen bunlara dikkat ediniz...selam ve dua ile...



  4. 04.Nisan.2009, 16:54
    3
    ferdi16
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2008
    Üye No: 14301
    Mesaj Sayısı: 227
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28

    --->: NAMAZ

    eğer bu flört ise zaten izin verilmez.buyrun okuyun... Edirne’den yazan okuyucum baharın geldiği, kırların, gezinti yerlerine dönüşmeye başlamak üzere olduğu şu günlerde flörtten söz eder misiniz, flörtün dinimizdeki yeri ve hükmü nedir? gibi oldukça yorum götüren bir konuyu sormuş. Mutlaka açıklama beklediğini de ilave etmiş.
    Efendim, flört Müslümanlarların lügatında yeri olan bir kelime olmadığı gibi, ifade ettiği mânâ da Müslümanlarda hayat bulan bir olay değildir. Flörte kimler ne mânâ yüklerse yüklesin. İslâm böylesine hissi bir konuda erkekle kadına sınırlar çizer ve Efendimizin meşhur ikazı iki tarafı da kesin ölçülerle korumaya alır, muhafaza eder.
    Nedir Efendimizin kesin ve çok makul olan ikazı?
    – Yabancı bir kadınla bir erkek iki ikiye, baş başa kalırlarsa üçüncüleri şeytandır!
    Evet, biribirine yabancı iki karşı cinsin tenha bir yerde baş başa kalışları; hislerinin isyanına, yaratılışta var olan duyguların ayaklanmasına vesile teşkil eder. Cinsi hislerin ayaklanması ve isyanından sonraki safhaları ise kimse kestiremez. Nerede başlar, nerelere kadar gider. Zaten toplum hayatındaki pişmanlıkların, hatta cinayetlerin ve kötülüklerin büyük çoğunluğunun bu ikaza kulak asmayıştan, aradaki sınırı aşıp taşmaktan kaynaklandığı da yaşanan günlük olaylarla sabittir.
    Bunun istisnası yok mu, her kadın, her erkek böyle mi?
    Elbette öyle bir iddiamız olmaz. Elbette her kaidenin istisnası olur. Lakin istisnalar hep müstesna kalır, umumi hükmü değiştirmez. Bildiğim gerçek odur ki kadın kendisini şaibe altına sokacak laubaliliklerden uzak kalmalı, kolay elde edilen, kolayca da terk edilen eğlence metaı haline gelmemelidir.
    Bilindiği üzere kolay elde edilen şeyin kıymeti pek bilinmez, kolayca da terk edilmesinde mahzur düşünülmez. Değerli şeyler ise hep zor elde edilir, böylece de kolayca terk edilmezler. Kadın değerlerin en yücesi, itibarını korunması lazım gelenlerin de en önde gelenidir. Kadının bir gün falanın yanında, öteki günü de filanın kolunda olması, bir başka gün ise kimin yanında olacağının bilinmez hale düşmesi, onu hayatı boyunca itibarsızlığa mahkum eder. Bir değerli hayatı böylesine değersiz ve itibarsız hale düşüren şeye ise siz ister flört deyin, isterse başka bir şey; ne savunulur ne de sonucu basite alınacak bir doğallık olarak görülebilir.
    Yine bir kudsi beyandan öğrenmekteyiz ki sonu evliliğe varmayan gayrımeşru yakınlaşmalardan taraflar öylesine pişmanlık duyacak ki ahirette:
    – Keşke ateş parçası tutsaydım da böyle sonuçlar verecek başlangıçlar yapmasaydım diye feryat edeceklerdir.
    Ama bunun faydası olmayacaktır. Çünkü ok yaydan çıkmış, kurşun hedefi vurmuş; tamiri mümkün olmayan tahribat vaki olmuştur.
    Onun içindir ki dindar ailelerde kadın, kuracağı yuvada mutlu ve huzurlu olmak için geride şaibeli bir geçmiş bırakmamaya çok dikkat eder, vardığı yerde başına kakılacak bir sürü yanlışların sahibi olmama konusunda büyük titizlik gösterir. Bu dikkat ve titizliğinden dolayı da ömür boyu sevinç duyar, itibar sahibi olmanın mutluluğunu yaşar.
    Kadını tertemiz mutlu bir ailenin kurucusu değil de, günlük zevklerin malzemesi haline getiren erkekler, yahut da kendilerini bu duruma düşürmüş kadınlar elbette konuyu bizim gibi yorumlamayacak, hallerine uygun düşen hayatın savunucusu olacaklardır. Böylelerine bizim ne söyleyecek sözümüz, ne de verecek cevabımız olur.
    Kendi düşen ağlamazdan başka.

    Ahmet Şahin


  5. 04.Nisan.2009, 16:54
    3
    Devamlı Üye
    eğer bu flört ise zaten izin verilmez.buyrun okuyun... Edirne’den yazan okuyucum baharın geldiği, kırların, gezinti yerlerine dönüşmeye başlamak üzere olduğu şu günlerde flörtten söz eder misiniz, flörtün dinimizdeki yeri ve hükmü nedir? gibi oldukça yorum götüren bir konuyu sormuş. Mutlaka açıklama beklediğini de ilave etmiş.
    Efendim, flört Müslümanlarların lügatında yeri olan bir kelime olmadığı gibi, ifade ettiği mânâ da Müslümanlarda hayat bulan bir olay değildir. Flörte kimler ne mânâ yüklerse yüklesin. İslâm böylesine hissi bir konuda erkekle kadına sınırlar çizer ve Efendimizin meşhur ikazı iki tarafı da kesin ölçülerle korumaya alır, muhafaza eder.
    Nedir Efendimizin kesin ve çok makul olan ikazı?
    – Yabancı bir kadınla bir erkek iki ikiye, baş başa kalırlarsa üçüncüleri şeytandır!
    Evet, biribirine yabancı iki karşı cinsin tenha bir yerde baş başa kalışları; hislerinin isyanına, yaratılışta var olan duyguların ayaklanmasına vesile teşkil eder. Cinsi hislerin ayaklanması ve isyanından sonraki safhaları ise kimse kestiremez. Nerede başlar, nerelere kadar gider. Zaten toplum hayatındaki pişmanlıkların, hatta cinayetlerin ve kötülüklerin büyük çoğunluğunun bu ikaza kulak asmayıştan, aradaki sınırı aşıp taşmaktan kaynaklandığı da yaşanan günlük olaylarla sabittir.
    Bunun istisnası yok mu, her kadın, her erkek böyle mi?
    Elbette öyle bir iddiamız olmaz. Elbette her kaidenin istisnası olur. Lakin istisnalar hep müstesna kalır, umumi hükmü değiştirmez. Bildiğim gerçek odur ki kadın kendisini şaibe altına sokacak laubaliliklerden uzak kalmalı, kolay elde edilen, kolayca da terk edilen eğlence metaı haline gelmemelidir.
    Bilindiği üzere kolay elde edilen şeyin kıymeti pek bilinmez, kolayca da terk edilmesinde mahzur düşünülmez. Değerli şeyler ise hep zor elde edilir, böylece de kolayca terk edilmezler. Kadın değerlerin en yücesi, itibarını korunması lazım gelenlerin de en önde gelenidir. Kadının bir gün falanın yanında, öteki günü de filanın kolunda olması, bir başka gün ise kimin yanında olacağının bilinmez hale düşmesi, onu hayatı boyunca itibarsızlığa mahkum eder. Bir değerli hayatı böylesine değersiz ve itibarsız hale düşüren şeye ise siz ister flört deyin, isterse başka bir şey; ne savunulur ne de sonucu basite alınacak bir doğallık olarak görülebilir.
    Yine bir kudsi beyandan öğrenmekteyiz ki sonu evliliğe varmayan gayrımeşru yakınlaşmalardan taraflar öylesine pişmanlık duyacak ki ahirette:
    – Keşke ateş parçası tutsaydım da böyle sonuçlar verecek başlangıçlar yapmasaydım diye feryat edeceklerdir.
    Ama bunun faydası olmayacaktır. Çünkü ok yaydan çıkmış, kurşun hedefi vurmuş; tamiri mümkün olmayan tahribat vaki olmuştur.
    Onun içindir ki dindar ailelerde kadın, kuracağı yuvada mutlu ve huzurlu olmak için geride şaibeli bir geçmiş bırakmamaya çok dikkat eder, vardığı yerde başına kakılacak bir sürü yanlışların sahibi olmama konusunda büyük titizlik gösterir. Bu dikkat ve titizliğinden dolayı da ömür boyu sevinç duyar, itibar sahibi olmanın mutluluğunu yaşar.
    Kadını tertemiz mutlu bir ailenin kurucusu değil de, günlük zevklerin malzemesi haline getiren erkekler, yahut da kendilerini bu duruma düşürmüş kadınlar elbette konuyu bizim gibi yorumlamayacak, hallerine uygun düşen hayatın savunucusu olacaklardır. Böylelerine bizim ne söyleyecek sözümüz, ne de verecek cevabımız olur.
    Kendi düşen ağlamazdan başka.

    Ahmet Şahin





+ Yorum Gönder