Konusunu Oylayın.: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında
  1. 18.Kasım.2011, 21:33
    25
    mucahid_tr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48112
    Mesaj Sayısı: 296
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 53

    Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında

    reklam


    Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında isimli konu Mumsema.com Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında
    Zaten o küfür gibi gözüken o sözleri söylüyebilecek olan kısa bir zaman sonra o halden çıkıp normal bir Müslüman gibi olduğunda o söyleyebileceklerini inkar edip tövbe etmiş olucak .

    Şimdi size anlattığım gibi. O kişinin bir kaybım olmuyor. Ama o kişiyi tekfir edenlerin çok kaybı olucak .
    Benim yaşadığım o hal cem makamı deyil alakalı olduğu için konunun daha anlaşılması için anlattım .

    Ya cem makamında olan o Allah dostları neler yaşamış düşünebilmek bile zor.

    Onlarda cem makamındayken yukarda belirtiğim yada daha anlaşılması acaip zahirde küfür gibi gözüken sözler söylemişlerdir.



    Selefilerin ve vahhabilerin görüşlerinin kaynağı


    İbn Teymiyye bakın ne diyor


    İbn Teymiyye Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir diyor.

    Osman b. Sa'îd ed Dârimî ( Sünen-i Darimi deyil karıştırmayalım ) şöyle der: Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir de, sivrisinek Onun kudreti ve rububiyetinin lutfü ile Onu yüklenip kaldırır.
    Böyleyken Allah Arş’ın üzerine nasıl yerleşmez
    İbn Teymiyye, "Şerhû'l Akîdeti'l Esfehâniyye" isimli eserinde, hâşâ Allah’ın Arş’ın üstünde olduğunu ispat etmek için şöyle diyor

    İbn Teymiyye : Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir de, sivrisinek Onun kudreti ve rububiyetinin lutfü ile Onu yüklenip kaldırır. Böyleyken Allah Arş’ın üzerine nasıl yerleşmez?

    Kaynak : (Beyan Telbis el-Cehmiyye, 1/568)


    Selefilere ve vahhabilere sorarız ibn teymiyye Allah cc dilerse bir sivrisineğin sırtına yerleşebileceğini söylüyo buna itiraz etmiyosunuzda.

    Allah cc dilemesiyle zatıyla deyil nurunun yansımaları ile bir insana bir ağaca veya başka bir şeye tecelli etmesini ve o tecelliyi gören veya üzerinde görenin Allah ın zatını kasdetmeden Allah ı (nurunu yansımasını tecellisini kasdeyerek) gördüm diyenleri neden kabul etmiyosunuz.

    Neden yukardaki açıklamaları görmezden gelip direk zahirdeki o kufur gibi gözüke sözleri tekfirde bir malzeme olarak kulanıyosunuz. Yaptığınız adeletli bir davranış deyil.


    Ama günümüzde selefiler ve vahhabiler adam kazanmak munazarada haklı çıkmak için tasavvufu kötü göstermek için ,belden aşağı vurarak Allah dostları büyük velilerden sadır olan sözleri araştırmadan, eski kitablarına bakmadan , tevil etmeden bilerek veya bilmeden hemen tekfir ediyorlar .

    Hem Müslümanların birlik beraberliğine ,hem kendilerine, hemde onlara inanıp bir müslümanı tekfir etmek durumunda kalan Müslümanlara zarar veriyorlar.

    Yukarda anlattığım olay , hal hayatımda bir kere oldu ve 1 dakka sürdü
    Bu olaydan sonra hz Ali ( r.a.) nin bacağına ok sapladığı zaman namazdayken çıkartın demesiyle Hz Ali ( r.a.) namazlarında o hal üzere olduğunu anladım.

    Tarikat te eski müridler bir an bile Allah tan gaflette kalırlarsa tasavvuf ta aldığı mesafde geri gidermiş derlerdi.
    yani benim hayatımda bir dakka yaşadığımı o hali onlar günün bir çok zamanın böyle geçiriyolarmış onu anladım.

    İnsan o hal üzerindeyken yani Allahı görur gibi hiseder gibi olduğu o zaman günah işleyemez


    Allahın razı olmadığı şeyleri yapamaz , namazında Allahtan başka bir şey düşünemez . Bu hal bana şeytandan da olabilir. Şeytanın hilesi çok bir çok insanı böyle olaylarla kendine hizmet ettirmiş ayağını kaydırmıştır.

    Ama o hali yaşasaydınız kesinlikle şeytandan olmadığını bilirdiniz .Varsayalım şeytandan olsun ,eğer öyleyse şeytan bana namazda ve diğer zamanlarda Allahın huzurunda nasıl durulur onu öğretmiş oldu.

    Şeyhi olmıyanın şeyhi şeytandır sözü burası için söylenmiştir.Yani tarikatte başa gelebilecek bu olayları hocasına anlatmayan aldanabilir .Bu olayları yaşamıs şeyhine o olayı anlatan şeytanın oyununa gelmez .

    Şeyhi olmıyanın şeyhi şeytandır Bu söz tarikat içinde olanlar için söylenmiştir. Tarikatte olmıyanlar için bu söz söylenmemiştir .

    Yani her kesin şeyh olmalı olmazsa şeyhi şeytan olur diye bir kural yok .


  2. 18.Kasım.2011, 21:33
    25
    mucahid_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    Zaten o küfür gibi gözüken o sözleri söylüyebilecek olan kısa bir zaman sonra o halden çıkıp normal bir Müslüman gibi olduğunda o söyleyebileceklerini inkar edip tövbe etmiş olucak .

    Şimdi size anlattığım gibi. O kişinin bir kaybım olmuyor. Ama o kişiyi tekfir edenlerin çok kaybı olucak .
    Benim yaşadığım o hal cem makamı deyil alakalı olduğu için konunun daha anlaşılması için anlattım .

    Ya cem makamında olan o Allah dostları neler yaşamış düşünebilmek bile zor.

    Onlarda cem makamındayken yukarda belirtiğim yada daha anlaşılması acaip zahirde küfür gibi gözüken sözler söylemişlerdir.



    Selefilerin ve vahhabilerin görüşlerinin kaynağı


    İbn Teymiyye bakın ne diyor


    İbn Teymiyye Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir diyor.

    Osman b. Sa'îd ed Dârimî ( Sünen-i Darimi deyil karıştırmayalım ) şöyle der: Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir de, sivrisinek Onun kudreti ve rububiyetinin lutfü ile Onu yüklenip kaldırır.
    Böyleyken Allah Arş’ın üzerine nasıl yerleşmez
    İbn Teymiyye, "Şerhû'l Akîdeti'l Esfehâniyye" isimli eserinde, hâşâ Allah’ın Arş’ın üstünde olduğunu ispat etmek için şöyle diyor

    İbn Teymiyye : Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir de, sivrisinek Onun kudreti ve rububiyetinin lutfü ile Onu yüklenip kaldırır. Böyleyken Allah Arş’ın üzerine nasıl yerleşmez?

    Kaynak : (Beyan Telbis el-Cehmiyye, 1/568)


    Selefilere ve vahhabilere sorarız ibn teymiyye Allah cc dilerse bir sivrisineğin sırtına yerleşebileceğini söylüyo buna itiraz etmiyosunuzda.

    Allah cc dilemesiyle zatıyla deyil nurunun yansımaları ile bir insana bir ağaca veya başka bir şeye tecelli etmesini ve o tecelliyi gören veya üzerinde görenin Allah ın zatını kasdetmeden Allah ı (nurunu yansımasını tecellisini kasdeyerek) gördüm diyenleri neden kabul etmiyosunuz.

    Neden yukardaki açıklamaları görmezden gelip direk zahirdeki o kufur gibi gözüke sözleri tekfirde bir malzeme olarak kulanıyosunuz. Yaptığınız adeletli bir davranış deyil.


    Ama günümüzde selefiler ve vahhabiler adam kazanmak munazarada haklı çıkmak için tasavvufu kötü göstermek için ,belden aşağı vurarak Allah dostları büyük velilerden sadır olan sözleri araştırmadan, eski kitablarına bakmadan , tevil etmeden bilerek veya bilmeden hemen tekfir ediyorlar .

    Hem Müslümanların birlik beraberliğine ,hem kendilerine, hemde onlara inanıp bir müslümanı tekfir etmek durumunda kalan Müslümanlara zarar veriyorlar.

    Yukarda anlattığım olay , hal hayatımda bir kere oldu ve 1 dakka sürdü
    Bu olaydan sonra hz Ali ( r.a.) nin bacağına ok sapladığı zaman namazdayken çıkartın demesiyle Hz Ali ( r.a.) namazlarında o hal üzere olduğunu anladım.

    Tarikat te eski müridler bir an bile Allah tan gaflette kalırlarsa tasavvuf ta aldığı mesafde geri gidermiş derlerdi.
    yani benim hayatımda bir dakka yaşadığımı o hali onlar günün bir çok zamanın böyle geçiriyolarmış onu anladım.

    İnsan o hal üzerindeyken yani Allahı görur gibi hiseder gibi olduğu o zaman günah işleyemez


    Allahın razı olmadığı şeyleri yapamaz , namazında Allahtan başka bir şey düşünemez . Bu hal bana şeytandan da olabilir. Şeytanın hilesi çok bir çok insanı böyle olaylarla kendine hizmet ettirmiş ayağını kaydırmıştır.

    Ama o hali yaşasaydınız kesinlikle şeytandan olmadığını bilirdiniz .Varsayalım şeytandan olsun ,eğer öyleyse şeytan bana namazda ve diğer zamanlarda Allahın huzurunda nasıl durulur onu öğretmiş oldu.

    Şeyhi olmıyanın şeyhi şeytandır sözü burası için söylenmiştir.Yani tarikatte başa gelebilecek bu olayları hocasına anlatmayan aldanabilir .Bu olayları yaşamıs şeyhine o olayı anlatan şeytanın oyununa gelmez .

    Şeyhi olmıyanın şeyhi şeytandır Bu söz tarikat içinde olanlar için söylenmiştir. Tarikatte olmıyanlar için bu söz söylenmemiştir .

    Yani her kesin şeyh olmalı olmazsa şeyhi şeytan olur diye bir kural yok .


  3. 18.Kasım.2011, 21:36
    26
    mucahid_tr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48112
    Mesaj Sayısı: 296
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 53

    Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında

    reklam


    Yaşadığım olayın faydası

    İnsanın namazda huşu ile namaz kılmasına vesile olur
    Allahı karşısında hisseder gibi olursa günahlardan korunur
    Allah ile arasında gercek muhabet oluşur , saygı oluşur tasavvufun amacıda zaten insana bu halleri kazanmasına yardımcı olmaktır







    Biz Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensupları olarak, o küfür sözlerinden dolayı, o sözleri söyleyenleri tekfir etmeyiz.

    Tekfir etmememiz, o sözlerin küfür sözleri olmadığını gerektirmez. O sözler haddi zatında küfür içerikli sözlerdir. Fakat biz, itikadımız gereği tekfirden uzak dururuz. Bunun için o sözleri tevil etmeye çalışırız.



    İmam Âzam’ın Pratik Zekâsı

    İmam-ı Âzam hazretlerine bir kişi, onu aciz bırakmak için bazı sorular ayarlayıp sormak için, huzuruna geldi.

    Dedi ki: Ya imam, bir kişi şöyle diyor:

    “Cennet’i ümit etmiyorum, Cehennem’den korkmuyorum, Allah’tan korkmuyorum,

    ölü eti yiyorum, rükû ve secdesiz namaz kılıyorum, hakka buğzediyorum,

    fitneyi seviyorum, yahudi ve hıristiyanları tasdik ediyorum, görmeden şahitlik yapıyorum.

    ” Bu adam hakkında ne dersiniz? İmam Âzam hazretleri, adamın kendisine: Senin, bu hususta şahsî bilgin nedir? diye sordu. Adam: Ben bir şey bilmiyorum, deyince talebelerine sordu.

    Onlar: Bu sayılan şeyler küfür alâmeti olduğu için, bu sözleri söyleyen adamın felâketine delalet eder, dediler.

    İmam hazretleri ise:

    — Aksine, bu sözleri söyleyen adam Allah dostlarındandır. Bakın bunların manalarını açıklayayım, diyerek şu açıklamayı yaptı:
    Cennet’i ümit etmiyor, yani Cennet’in Rabbini ümit ediyor.

    Cehennem’den korkmuyor, Cehennem’in Rabbinden korkuyor.
    Allah’tan korkmuyor, çünkü Allah’ın rahmetle muamele edeceğini ümit ediyor.
    Ölü eti yiyor, yani balık eti yiyor. Rükusuz, secdesiz namaz kılıyor, yani cenaze namazı kılıyor.

    Hak’ka buğzediyor, ölüm haktır, ona buğzediyor, yani daha fazla yaşayarak daha fazla ibadet etmek istiyor.

    Fitneyi seviyor, çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de (meâlen): “Evlatlarınız sizin için birer fitnedir (imtihân vesilesidir).” buyuruluyor.
    O şahıs çocuklarını seviyor. Tegabun: 64/15

    Yahudi ve Hıristiyanları tasdik ediyor, yani onların birbirleri hakkında söylediklerini tasdik ediyor.

    Görmeden şahitlik yapıyor ki, onun da manası şudur:
    Allah’ı görmediği halde Allah’ın varlığı hakkında şahitlik yapıyor.


    ▪ Sin, Şın’a gelince Şeyh-i Ekber hazretleri, Şam’da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye;

    “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar. Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı.


    Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler. Ancak vefatından sonra onun ne mübarek bir zat olduğu meydana çıktı.


    İbn Arabî hazretleri “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” buyurmuştu. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam’a geldiğinde;



    “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar” sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. (Sin’den murad Selim, Şın’dan murad Şam’dır.) Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.

    Ayrıca Muhyiddin-i Arabi’nin vefatından önce ayağını yere vurarak, “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı.

    Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, “Siz, Allah-u teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz” demek istediği, Sözün zahiri taptığınız benim ayağımın altındadır.

    Selefiler işte bu gibi sözlerin zahirine bakıp alimleri şirk işlmek ve müşriklikle itham ediyorlar.
    Bi selefilerin ve vahhabilerin alimlerine bakın bide selefilerin tekfir ettikleri geçmiş toplumlar tarafında nice kerametlerine şahid olunan tekfir ettikleri o Allah dost larına bakın

    selefiler ve vahhabilerin alimlerinden hiç biri geçmiş ümmetler tarafında evliya Allah dostu veli diye nitelendirilmemiş .

    selefilerin ve vahhabilerin şeyhul islam dedıkleri alimi


    İBN TEYMİYYE Cehennemin fani olacağına ve Cehennemin içerisindeki kâfirlerin azabının sona ereceğini iddia etmesidir.


    CEVAP:


    2.....Selefilerin ve vahhabilerin asrın muhaddisi dedikleri hadiscisi

    Elbani kadına altını haram kılmış şöyle demiştir:

    Bazı erkekler nişan yüzüğü adı altında parmaklarına altın yüzük takarlar. Bu âdet bize Hıristiyanlardan geldiği için evvelâ onlara benzemek olur.

    Sonra da İslâm prensiplerine göre, altın takmak erkeklere zaten harâmdır. İleriki sayfalarda zikrettiğimiz, altını kadınlara bile yasak eden naslara muhalefet etmektir.» (EVLENME ÂDÂBI S. 64)



    ve daha nice meseleler işte bunlar kalkıyor geçmiş bütün velileri Allah dostlarını tekfir ediyolar .

    kardeşlerim kimin peşinden gittiğinize bakın onların gazına gelip müslümanları hele alımleri tekfir etmeyin yazık edersiniz kendinize


  4. 18.Kasım.2011, 21:36
    26
    mucahid_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    Yaşadığım olayın faydası

    İnsanın namazda huşu ile namaz kılmasına vesile olur
    Allahı karşısında hisseder gibi olursa günahlardan korunur
    Allah ile arasında gercek muhabet oluşur , saygı oluşur tasavvufun amacıda zaten insana bu halleri kazanmasına yardımcı olmaktır







    Biz Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensupları olarak, o küfür sözlerinden dolayı, o sözleri söyleyenleri tekfir etmeyiz.

    Tekfir etmememiz, o sözlerin küfür sözleri olmadığını gerektirmez. O sözler haddi zatında küfür içerikli sözlerdir. Fakat biz, itikadımız gereği tekfirden uzak dururuz. Bunun için o sözleri tevil etmeye çalışırız.



    İmam Âzam’ın Pratik Zekâsı

    İmam-ı Âzam hazretlerine bir kişi, onu aciz bırakmak için bazı sorular ayarlayıp sormak için, huzuruna geldi.

    Dedi ki: Ya imam, bir kişi şöyle diyor:

    “Cennet’i ümit etmiyorum, Cehennem’den korkmuyorum, Allah’tan korkmuyorum,

    ölü eti yiyorum, rükû ve secdesiz namaz kılıyorum, hakka buğzediyorum,

    fitneyi seviyorum, yahudi ve hıristiyanları tasdik ediyorum, görmeden şahitlik yapıyorum.

    ” Bu adam hakkında ne dersiniz? İmam Âzam hazretleri, adamın kendisine: Senin, bu hususta şahsî bilgin nedir? diye sordu. Adam: Ben bir şey bilmiyorum, deyince talebelerine sordu.

    Onlar: Bu sayılan şeyler küfür alâmeti olduğu için, bu sözleri söyleyen adamın felâketine delalet eder, dediler.

    İmam hazretleri ise:

    — Aksine, bu sözleri söyleyen adam Allah dostlarındandır. Bakın bunların manalarını açıklayayım, diyerek şu açıklamayı yaptı:
    Cennet’i ümit etmiyor, yani Cennet’in Rabbini ümit ediyor.

    Cehennem’den korkmuyor, Cehennem’in Rabbinden korkuyor.
    Allah’tan korkmuyor, çünkü Allah’ın rahmetle muamele edeceğini ümit ediyor.
    Ölü eti yiyor, yani balık eti yiyor. Rükusuz, secdesiz namaz kılıyor, yani cenaze namazı kılıyor.

    Hak’ka buğzediyor, ölüm haktır, ona buğzediyor, yani daha fazla yaşayarak daha fazla ibadet etmek istiyor.

    Fitneyi seviyor, çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de (meâlen): “Evlatlarınız sizin için birer fitnedir (imtihân vesilesidir).” buyuruluyor.
    O şahıs çocuklarını seviyor. Tegabun: 64/15

    Yahudi ve Hıristiyanları tasdik ediyor, yani onların birbirleri hakkında söylediklerini tasdik ediyor.

    Görmeden şahitlik yapıyor ki, onun da manası şudur:
    Allah’ı görmediği halde Allah’ın varlığı hakkında şahitlik yapıyor.


    ▪ Sin, Şın’a gelince Şeyh-i Ekber hazretleri, Şam’da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye;

    “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar. Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı.


    Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler. Ancak vefatından sonra onun ne mübarek bir zat olduğu meydana çıktı.


    İbn Arabî hazretleri “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” buyurmuştu. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam’a geldiğinde;



    “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar” sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. (Sin’den murad Selim, Şın’dan murad Şam’dır.) Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.

    Ayrıca Muhyiddin-i Arabi’nin vefatından önce ayağını yere vurarak, “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı.

    Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, “Siz, Allah-u teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz” demek istediği, Sözün zahiri taptığınız benim ayağımın altındadır.

    Selefiler işte bu gibi sözlerin zahirine bakıp alimleri şirk işlmek ve müşriklikle itham ediyorlar.
    Bi selefilerin ve vahhabilerin alimlerine bakın bide selefilerin tekfir ettikleri geçmiş toplumlar tarafında nice kerametlerine şahid olunan tekfir ettikleri o Allah dost larına bakın

    selefiler ve vahhabilerin alimlerinden hiç biri geçmiş ümmetler tarafında evliya Allah dostu veli diye nitelendirilmemiş .

    selefilerin ve vahhabilerin şeyhul islam dedıkleri alimi


    İBN TEYMİYYE Cehennemin fani olacağına ve Cehennemin içerisindeki kâfirlerin azabının sona ereceğini iddia etmesidir.


    CEVAP:


    2.....Selefilerin ve vahhabilerin asrın muhaddisi dedikleri hadiscisi

    Elbani kadına altını haram kılmış şöyle demiştir:

    Bazı erkekler nişan yüzüğü adı altında parmaklarına altın yüzük takarlar. Bu âdet bize Hıristiyanlardan geldiği için evvelâ onlara benzemek olur.

    Sonra da İslâm prensiplerine göre, altın takmak erkeklere zaten harâmdır. İleriki sayfalarda zikrettiğimiz, altını kadınlara bile yasak eden naslara muhalefet etmektir.» (EVLENME ÂDÂBI S. 64)



    ve daha nice meseleler işte bunlar kalkıyor geçmiş bütün velileri Allah dostlarını tekfir ediyolar .

    kardeşlerim kimin peşinden gittiğinize bakın onların gazına gelip müslümanları hele alımleri tekfir etmeyin yazık edersiniz kendinize


  5. 18.Kasım.2011, 21:38
    27
    mucahid_tr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48112
    Mesaj Sayısı: 296
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 53

    Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında

    İTİRAZCI

    Sahabe içinde bu tür acayip sözleri söyleyen varmı . bu hallerde olan varmı


    CEVABIMIZ


    Var kardeşim şöyle : Resülullah aleyhissalâtu vesselâm

    "Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineğini uyandığı zaman yanında görmeyip ara yorulup tekrar uyandığı zaman yanında görür .

    İşte Allah'ın, mü'min kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır. "


    Müslim'in bir rivayetinde şu ziyâde var:
    "(Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi:

    "Ey Allah'ım! Sen benim kulumsun, bende senin Rabbinim."
    Buharî, Da‘avât: 4; Müslim, Tevbe: 3, (2744); Tirmizî, Kıyâmet: 50, (2499, 2500).

    Sözü daha fazla uzatmadan, hadis-i şerifin sonundaki ziyadeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Kul yaşadığı şaşkınlık ve sevinçten diyor ki

    "Ey Allah'ım, sen benim kulumsun, bende senin Rabbinim."

    Hazreti peygamber, bu sözü söyleyen şahsın küfrüne hükmetmemiştir. Halbuki normalde o sözün anlamı gayet açık, o sözü kim söylerse söylesin o kişi kâfir olur. Ama Hazreti peygamber o zat için bu hükmü vermemiştir.



    İTİRAZCI


    O sahabenin durumu farklı dili sürçtü sevincinden şaşırdı


    CEVABIMIZ


    Hz.Ömeri hatırlayın .Rasulullah vefat ettiğinde ne diye bağırmıştı."kim Allah rasulü vefat etti derse boynunu vururum"

    Hz.Ömer sahabe değil miydi. Peygambere mi tapıyordu.

    Hal galebesi ile böyle sözler çıkabilir.Coşkun aşk hali dolayısıyla böyle sözler edenler mazur görülür


    Dünyalık olan Kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bir sahabenin sevinci dilinin sürtçmesine şaşırmasına sebeb oluyosa

    Allah cc ayetleri okuyanlarını sahbelerde olduğu gibi ölmelerine , bayılmalarına , titremelerine sebeb oluyosa , sahabelerin yanı sıra Allah ın zikretmek , insanların cezbeye gelip şerhoş gibi olup kendinden geçmelerine sebep oluyosa ,

    Hak’tan gayri her şeyi, O’nun ziya-i vücudunun bir gölgesinin gölgesi olması itibarıyla unutup ve bütün benliğiyle asla yönelen.

    O halde Allah cc başka bir varlık düşünemeyen keramet sahibi o Allah dostlarının o sekir hallerindeyken sarf ettikleri küfür gibi gözüken o sözleri kendinde olmadan,veya dil sürçmesi söylenmiş bir söz olarak neden görmüyosunuz .

    Konu çok geniş anlaşılması için bir çok mesele , tecelli gibi kouları sayfalarca anlatmak lazım kısacası bu kadar oluyo.


    Şimdi ne olucak .


    Selefilerin ve vahhabilerin internette gazına gelerek yukarda anlattıklarımızdan habersiz yüzlerce Müslüman hatasından dönmüş bayram hocayı tekfir ediyor. Ne kadar büyük bir hata içinde olduklarını bilmiyorlar.

    Rasulullah (s.a.v.): "Herhangi bir kimse, din kardeşine "Ey kafir!" derse, bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner. Eğer o kimse dediği gibi ise ne ala. Aksi takdirde sözü kendi aleyhine döner." buyurdular. (Müslim 1/319)

    Tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner, ifadesinin manası tekfiri kendine döner, kendisi kafir olur, demektir. Zira eğer kafir diyen sözünde sadıksa muhatabı kafir olur.


    Din kardeşine kafir demek akibet kendini küfre götürebilir. Çünkü "Günahlar küfrün postasıdır." derler.

    Bu sözü diline dolayanın akıbeti küfür olacağından korkulur. Bu nedenle hiç bir mümine kafir dememek gerekir.

    Bayram hoca o sözüyle maksadını aşan bir söz olduğunu söyleyip niyetinin öyle olmadığını hata ettiğni söyleyip sonra hatasından dönmüştür.

    Ya onu tekfir edenlerin hali ne olucak. Binlerce Müslüman bayram hocayı tanıyor müslüman olduğuna şahitlik ediyor.

    Kardeşlerim selefilerin vahhabilerin düştüğü hataya düşüp kendinize yazık etmeyin sizde tövbe edin .

    Tarikata tasavvufa bu makamlara inanmayan bilmeyenlere bunları anlatmak anlamalarını beklemek elbette mümkün deyil Bu halleri yazıyla anlatılabilmesi imkansızdır.

    O hali yaşamayana masal gelir.mesela aşkı hiç bilmeyen birine aşkı anlatsanız öyle saçmalık mı olur niye kendini bile bile zelil ediyor,niye durduk yere acı çekiyor,yüzlerce insan varken neden bir tanesi dışında kimseyi gözü görmüyor der.

    Bunun gibi hallerde subjektiftir.herkesin anlamasını bekleyemeyiz.Ama kalbinde Cenabı hakka yakınlık isteyenleri O yollarına iletir.


  6. 18.Kasım.2011, 21:38
    27
    mucahid_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    İTİRAZCI

    Sahabe içinde bu tür acayip sözleri söyleyen varmı . bu hallerde olan varmı


    CEVABIMIZ


    Var kardeşim şöyle : Resülullah aleyhissalâtu vesselâm

    "Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineğini uyandığı zaman yanında görmeyip ara yorulup tekrar uyandığı zaman yanında görür .

    İşte Allah'ın, mü'min kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır. "


    Müslim'in bir rivayetinde şu ziyâde var:
    "(Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi:

    "Ey Allah'ım! Sen benim kulumsun, bende senin Rabbinim."
    Buharî, Da‘avât: 4; Müslim, Tevbe: 3, (2744); Tirmizî, Kıyâmet: 50, (2499, 2500).

    Sözü daha fazla uzatmadan, hadis-i şerifin sonundaki ziyadeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Kul yaşadığı şaşkınlık ve sevinçten diyor ki

    "Ey Allah'ım, sen benim kulumsun, bende senin Rabbinim."

    Hazreti peygamber, bu sözü söyleyen şahsın küfrüne hükmetmemiştir. Halbuki normalde o sözün anlamı gayet açık, o sözü kim söylerse söylesin o kişi kâfir olur. Ama Hazreti peygamber o zat için bu hükmü vermemiştir.



    İTİRAZCI


    O sahabenin durumu farklı dili sürçtü sevincinden şaşırdı


    CEVABIMIZ


    Hz.Ömeri hatırlayın .Rasulullah vefat ettiğinde ne diye bağırmıştı."kim Allah rasulü vefat etti derse boynunu vururum"

    Hz.Ömer sahabe değil miydi. Peygambere mi tapıyordu.

    Hal galebesi ile böyle sözler çıkabilir.Coşkun aşk hali dolayısıyla böyle sözler edenler mazur görülür


    Dünyalık olan Kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bir sahabenin sevinci dilinin sürtçmesine şaşırmasına sebeb oluyosa

    Allah cc ayetleri okuyanlarını sahbelerde olduğu gibi ölmelerine , bayılmalarına , titremelerine sebeb oluyosa , sahabelerin yanı sıra Allah ın zikretmek , insanların cezbeye gelip şerhoş gibi olup kendinden geçmelerine sebep oluyosa ,

    Hak’tan gayri her şeyi, O’nun ziya-i vücudunun bir gölgesinin gölgesi olması itibarıyla unutup ve bütün benliğiyle asla yönelen.

    O halde Allah cc başka bir varlık düşünemeyen keramet sahibi o Allah dostlarının o sekir hallerindeyken sarf ettikleri küfür gibi gözüken o sözleri kendinde olmadan,veya dil sürçmesi söylenmiş bir söz olarak neden görmüyosunuz .

    Konu çok geniş anlaşılması için bir çok mesele , tecelli gibi kouları sayfalarca anlatmak lazım kısacası bu kadar oluyo.


    Şimdi ne olucak .


    Selefilerin ve vahhabilerin internette gazına gelerek yukarda anlattıklarımızdan habersiz yüzlerce Müslüman hatasından dönmüş bayram hocayı tekfir ediyor. Ne kadar büyük bir hata içinde olduklarını bilmiyorlar.

    Rasulullah (s.a.v.): "Herhangi bir kimse, din kardeşine "Ey kafir!" derse, bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner. Eğer o kimse dediği gibi ise ne ala. Aksi takdirde sözü kendi aleyhine döner." buyurdular. (Müslim 1/319)

    Tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner, ifadesinin manası tekfiri kendine döner, kendisi kafir olur, demektir. Zira eğer kafir diyen sözünde sadıksa muhatabı kafir olur.


    Din kardeşine kafir demek akibet kendini küfre götürebilir. Çünkü "Günahlar küfrün postasıdır." derler.

    Bu sözü diline dolayanın akıbeti küfür olacağından korkulur. Bu nedenle hiç bir mümine kafir dememek gerekir.

    Bayram hoca o sözüyle maksadını aşan bir söz olduğunu söyleyip niyetinin öyle olmadığını hata ettiğni söyleyip sonra hatasından dönmüştür.

    Ya onu tekfir edenlerin hali ne olucak. Binlerce Müslüman bayram hocayı tanıyor müslüman olduğuna şahitlik ediyor.

    Kardeşlerim selefilerin vahhabilerin düştüğü hataya düşüp kendinize yazık etmeyin sizde tövbe edin .

    Tarikata tasavvufa bu makamlara inanmayan bilmeyenlere bunları anlatmak anlamalarını beklemek elbette mümkün deyil Bu halleri yazıyla anlatılabilmesi imkansızdır.

    O hali yaşamayana masal gelir.mesela aşkı hiç bilmeyen birine aşkı anlatsanız öyle saçmalık mı olur niye kendini bile bile zelil ediyor,niye durduk yere acı çekiyor,yüzlerce insan varken neden bir tanesi dışında kimseyi gözü görmüyor der.

    Bunun gibi hallerde subjektiftir.herkesin anlamasını bekleyemeyiz.Ama kalbinde Cenabı hakka yakınlık isteyenleri O yollarına iletir.


  7. 19.Kasım.2011, 01:56
    28
    Kutubi-sitte
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2011
    Üye No: 91634
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 31

    Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında

    Cok aciklayici oldu.


  8. 19.Kasım.2011, 01:56
    28
    Cok aciklayici oldu.


  9. 20.Kasım.2011, 18:48
    29
    mucahid_tr
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48112
    Mesaj Sayısı: 296
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 53

    Cevap: Ali Bayram hocanın bir sözü hakkında

    selamun aleykum kardeşlerim

    yukardaki açıklamalarıma ek olarak şunu da eklemek istiyorum


    Bayram hocayı söylediği sözden dolayı tekfir edenler ,yukarda anlattıklarımızı bilmiyo olabilirler. Fakat Ehl-i Sünnet itikadı gereği tekfirden uzak durup o sözü tevil etmeleri gerekirdi.
    Nasıl tevil edilebilinirki biz tevil edemiyoruz derlerse o zaman şu kısa açıklamayı yapmamız gerek

    Bayram hoca ne demişti önce bi görelim :

    "Muhammed Mustafa ona ben güneş diyemem güneş batar,
    Muhammed Mustafa (S.A.V.) su diyemem su durdu mu kokar ,
    Muhammed Mustafa ekmek diyemem ekmek durdu mu bayatlar ,
    ...
    Muhammed Mustafa çok leziz bir yemek diyemem çünkü yemek durdu mu ekşir.
    Muhammed Mustafa nın müşebbihi (benzeri benzetilebileceği) yoktur.
    Muhammed Mustafa Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiçbir bir varlık yoktur.
    İmam Rabbaninin (K.S.) buyurduğu gibi MUHAMMED MUSTAFA EŞİTTİR ALLAH bir eti ve kemiği var farklı olarak o kadar..."

    Bayram hoca başka bir sohbetindede Allah cc tarif edilemediği gibi resulullah manevi yönleriyle tam manasıyla

    Tarif edilemez tarif edilememe yönüyle Allah cc gibi veya aynı dır demek istemiş .

    Yukardak sözlerinde ise

    Muhammed Mustafa nın müşebbihi (benzeri benzetilebileceği) yoktur.
    Muhammed Mustafa Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiçbir bir varlık yoktur. Sözüyle de

    Allah cc nun da benzetilebileceği hiçbir varlık olmadığı gibi Muhammed Mustafa Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiçbir bir varlık yoktur Benzetilememe yönüyle birdir , benzer, aynı, eşittir demek istemiştir bayram hoca diyerek tevil etmemiz lazımdı kardeşlerğim .

    . Eti kemiği farklı demesi ise o et ve kemik in tarifi var, bir çok insanda et ve kemik var tarifi mümkün olmıyan bir şey deyil. Onun için eti ve kemiği ayrı tutumuştur bayram hoca


    Mekkeli müşrikler bile Allah eşittir putlarımız dememişken bayram hocanın o sözünü anladığımız manada eşittir diye anlamak yorumlamak aklı başında Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensuplarının yapacağı iş deyildir

    İTİRAZCI :

    Böyle tevilmi olur ? neden o sözün zahirindeki küfür sözü görmüyosun derse


    CEVABIMIZ :

    Biz Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensupları olarak, o küfür sözlerinden dolayı, o sözleri söyleyenleri tekfir etmeyiz.

    Biz Ehl-i Sünnet itikadı gereği tekfirden uzak dururuz. Bunun için o sözlerin aslını araştırıp tevil etmeye çalışırız.


    Hz Ömer ra ın huzuruna böyle zahirde yukardaki bayram hocanın sözünden daha çok ağır küfür içerikli sözler söyleyen birisi getirilmişti . Hz Ömer ra onu Hz Ali ra gönderdi .

    Hz Ali ra o sözlerin hepsini tevil edince Hz Ömer ra bu sözleri böyle güzel tevil eden Hz Ali ra gibi bir insanın olduğu için Allah a hamd etmiştir.


    İmam Âzam’ın tevilde ki Pratik Zekâsı

    İmam-ı Âzam hazretlerine bir kişi, onu aciz bırakmak için bazı sorular ayarlayıp sormak için, huzuruna geldi.
    Dedi ki: Ya imam, bir kişi şöyle diyor: “Cennet’i ümit etmiyorum, Cehennem’den korkmuyorum,
    Allah’tan korkmuyorum, ölü eti yiyorum, rükû ve secdesiz namaz kılıyorum, hakka buğzediyorum,
    fitneyi seviyorum, yahudi ve hıristiyanları tasdik ediyorum, görmeden şahitlik yapıyorum.” Bu adam hakkında ne dersiniz?

    İmam Âzam hazretleri, adamın kendisine:
    — Senin, bu hususta şahsî bilgin nedir? diye sordu. Adam:
    — Ben bir şey bilmiyorum, deyince talebelerine sordu. Onlar:
    — Bu sayılan şeyler küfür alâmeti olduğu için, bu sözleri söyleyen adamın felâketine delalet eder, dediler. İmam hazretleri ise:
    —
    Aksine, bu sözleri söyleyen adam Allah dostlarındandır.
    Bakın bunların manalarını açıklayayım, diyerek şu açıklamayı yaptı:

    Cennet’i ümit etmiyor, yani Cennet’in Rabbini ümit ediyor.
    Cehennem’den korkmuyor, Cehennem’in Rabbinden korkuyor.
    Allah’tan korkmuyor, çünkü Allah’ın rahmetle muamele edeceğini ümit ediyor.
    Ölü eti yiyor, yani balık eti yiyor.
    Rükusuz, secdesiz namaz kılıyor, yani cenaze namazı kılıyor.
    Hak’ka buğzediyor, ölüm haktır, ona buğzediyor, yani daha fazla yaşayarak daha fazla ibadet etmek istiyor.
    Fitneyi seviyor, çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de (meâlen): “Evlatlarınız sizin için birer fitnedir (imtihân vesilesidir) buyuruluyor. [1] O şahıs çocuklarını seviyor.
    Yahudi ve Hıristiyanları tasdik ediyor, yani onların birbirleri hakkında söylediklerini tasdik ediyor.
    Görmeden şahitlik yapıyor ki, onun da manası şudur: Allah’ı görmediği halde Allah’ın varlığı hakkında şahitlik yapıyor.
    Sin, Şın’a gelince Şeyh-i Ekber hazretleri, Şam’da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar.

    Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı. Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler. Ancak vefatından sonra onun ne mübarek bir zat olduğu meydana çıktı.
    İbn Arabî hazretleri “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” buyurmuştu.
    Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam’a geldiğinde; “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar” sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. (Sin’den murad Selim, Şın’dan murad Şam’dır.)
    Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.
    Ayrıca Muhyiddin-i Arabi’nin vefatından önce ayağını yere vurarak, “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı.
    Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, “Siz, Allah-u teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz” demek istediği, Sözün zahiri taptığınız benim ayağımın altındadır.
    Selefiler işte bu gibi sözlerin zahirine bakıp alimleri şirk işlmek ve müşriklikle itham ediyorlar.
    Aslında o alimlerin yaşantısının, sözlerinin ibadetlerin in tümüne bakıldığında o sözler hiçde gözüktüğü gibi olmadığı görülücektir. İnsanlarda o alimlerin hayatını bilmediği için selefilerin gazına gelip o Allah dostlarını müşriklikle itham edip dolayısıyla kendilerini kafir olma durumuna sokuyorlar.


    Öz eleştiri:

    Tasavvuf erbabı geçmiş ve şimdiki alimlerinden bu tür sözleri işitildiği zaman bu sözleri normal görmemeliler. Bilmeden o sözleri savunmaya kalkıp karşı tarafı tekfir etmemeliler.
    O sözün küfür sözü olduğunu kabul ertmesi gerek .Yoksa her cemaat alimlerini körü körüne savunursa kötü niyetli şeyhlerin , ajanların islama zarar verecek sözleri bazı cemaatler tarafından güzel görülebilinir. Buda zamanla islama büyük zararlar verebilir . Bu caiz olmayan hoş görüyü malisef bazı tasavvuf ehli müritler yapmaktadırlar.

    Biz Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensupları olarak, o küfür sözlerinden dolayı, o sözleri söyleyenleri tekfir etmeyiz. Tekfir etmememiz, o sözlerin küfür sözleri olmadığı anlamına gelmez.
    O sözler haddi zatında küfür içerikli sözlerdir. Fakat biz Ehl-i Sünnet itikadı gereği tekfirden uzak dururuz. Bunun için o sözlerin aslını araştırıp tevil etmeye çalışırız.
    İmam-ı Rabbani Hz.leri cem makamını geçerken söylenen sözlerin Şeriate uymadığını Şeriate uymayannın da hakikat olamıyacağını söylediği gibi biz tasavvuf ehli olarak Şeriate uymayan hiç bir sözü kim söylerse söylesin kabul etmeyiz hoş görmeyiz.


    [1] Tegabun: 64/15


  10. 20.Kasım.2011, 18:48
    29
    mucahid_tr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    selamun aleykum kardeşlerim

    yukardaki açıklamalarıma ek olarak şunu da eklemek istiyorum


    Bayram hocayı söylediği sözden dolayı tekfir edenler ,yukarda anlattıklarımızı bilmiyo olabilirler. Fakat Ehl-i Sünnet itikadı gereği tekfirden uzak durup o sözü tevil etmeleri gerekirdi.
    Nasıl tevil edilebilinirki biz tevil edemiyoruz derlerse o zaman şu kısa açıklamayı yapmamız gerek

    Bayram hoca ne demişti önce bi görelim :

    "Muhammed Mustafa ona ben güneş diyemem güneş batar,
    Muhammed Mustafa (S.A.V.) su diyemem su durdu mu kokar ,
    Muhammed Mustafa ekmek diyemem ekmek durdu mu bayatlar ,
    ...
    Muhammed Mustafa çok leziz bir yemek diyemem çünkü yemek durdu mu ekşir.
    Muhammed Mustafa nın müşebbihi (benzeri benzetilebileceği) yoktur.
    Muhammed Mustafa Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiçbir bir varlık yoktur.
    İmam Rabbaninin (K.S.) buyurduğu gibi MUHAMMED MUSTAFA EŞİTTİR ALLAH bir eti ve kemiği var farklı olarak o kadar..."

    Bayram hoca başka bir sohbetindede Allah cc tarif edilemediği gibi resulullah manevi yönleriyle tam manasıyla

    Tarif edilemez tarif edilememe yönüyle Allah cc gibi veya aynı dır demek istemiş .

    Yukardak sözlerinde ise

    Muhammed Mustafa nın müşebbihi (benzeri benzetilebileceği) yoktur.
    Muhammed Mustafa Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiçbir bir varlık yoktur. Sözüyle de

    Allah cc nun da benzetilebileceği hiçbir varlık olmadığı gibi Muhammed Mustafa Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiçbir bir varlık yoktur Benzetilememe yönüyle birdir , benzer, aynı, eşittir demek istemiştir bayram hoca diyerek tevil etmemiz lazımdı kardeşlerğim .

    . Eti kemiği farklı demesi ise o et ve kemik in tarifi var, bir çok insanda et ve kemik var tarifi mümkün olmıyan bir şey deyil. Onun için eti ve kemiği ayrı tutumuştur bayram hoca


    Mekkeli müşrikler bile Allah eşittir putlarımız dememişken bayram hocanın o sözünü anladığımız manada eşittir diye anlamak yorumlamak aklı başında Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensuplarının yapacağı iş deyildir

    İTİRAZCI :

    Böyle tevilmi olur ? neden o sözün zahirindeki küfür sözü görmüyosun derse


    CEVABIMIZ :

    Biz Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensupları olarak, o küfür sözlerinden dolayı, o sözleri söyleyenleri tekfir etmeyiz.

    Biz Ehl-i Sünnet itikadı gereği tekfirden uzak dururuz. Bunun için o sözlerin aslını araştırıp tevil etmeye çalışırız.


    Hz Ömer ra ın huzuruna böyle zahirde yukardaki bayram hocanın sözünden daha çok ağır küfür içerikli sözler söyleyen birisi getirilmişti . Hz Ömer ra onu Hz Ali ra gönderdi .

    Hz Ali ra o sözlerin hepsini tevil edince Hz Ömer ra bu sözleri böyle güzel tevil eden Hz Ali ra gibi bir insanın olduğu için Allah a hamd etmiştir.


    İmam Âzam’ın tevilde ki Pratik Zekâsı

    İmam-ı Âzam hazretlerine bir kişi, onu aciz bırakmak için bazı sorular ayarlayıp sormak için, huzuruna geldi.
    Dedi ki: Ya imam, bir kişi şöyle diyor: “Cennet’i ümit etmiyorum, Cehennem’den korkmuyorum,
    Allah’tan korkmuyorum, ölü eti yiyorum, rükû ve secdesiz namaz kılıyorum, hakka buğzediyorum,
    fitneyi seviyorum, yahudi ve hıristiyanları tasdik ediyorum, görmeden şahitlik yapıyorum.” Bu adam hakkında ne dersiniz?

    İmam Âzam hazretleri, adamın kendisine:
    — Senin, bu hususta şahsî bilgin nedir? diye sordu. Adam:
    — Ben bir şey bilmiyorum, deyince talebelerine sordu. Onlar:
    — Bu sayılan şeyler küfür alâmeti olduğu için, bu sözleri söyleyen adamın felâketine delalet eder, dediler. İmam hazretleri ise:
    —
    Aksine, bu sözleri söyleyen adam Allah dostlarındandır.
    Bakın bunların manalarını açıklayayım, diyerek şu açıklamayı yaptı:

    Cennet’i ümit etmiyor, yani Cennet’in Rabbini ümit ediyor.
    Cehennem’den korkmuyor, Cehennem’in Rabbinden korkuyor.
    Allah’tan korkmuyor, çünkü Allah’ın rahmetle muamele edeceğini ümit ediyor.
    Ölü eti yiyor, yani balık eti yiyor.
    Rükusuz, secdesiz namaz kılıyor, yani cenaze namazı kılıyor.
    Hak’ka buğzediyor, ölüm haktır, ona buğzediyor, yani daha fazla yaşayarak daha fazla ibadet etmek istiyor.
    Fitneyi seviyor, çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de (meâlen): “Evlatlarınız sizin için birer fitnedir (imtihân vesilesidir) buyuruluyor. [1] O şahıs çocuklarını seviyor.
    Yahudi ve Hıristiyanları tasdik ediyor, yani onların birbirleri hakkında söylediklerini tasdik ediyor.
    Görmeden şahitlik yapıyor ki, onun da manası şudur: Allah’ı görmediği halde Allah’ın varlığı hakkında şahitlik yapıyor.
    Sin, Şın’a gelince Şeyh-i Ekber hazretleri, Şam’da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar.

    Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı. Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler. Ancak vefatından sonra onun ne mübarek bir zat olduğu meydana çıktı.
    İbn Arabî hazretleri “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır” buyurmuştu.
    Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam’a geldiğinde; “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar” sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. (Sin’den murad Selim, Şın’dan murad Şam’dır.)
    Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.
    Ayrıca Muhyiddin-i Arabi’nin vefatından önce ayağını yere vurarak, “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır” buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı.
    Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, “Siz, Allah-u teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz” demek istediği, Sözün zahiri taptığınız benim ayağımın altındadır.
    Selefiler işte bu gibi sözlerin zahirine bakıp alimleri şirk işlmek ve müşriklikle itham ediyorlar.
    Aslında o alimlerin yaşantısının, sözlerinin ibadetlerin in tümüne bakıldığında o sözler hiçde gözüktüğü gibi olmadığı görülücektir. İnsanlarda o alimlerin hayatını bilmediği için selefilerin gazına gelip o Allah dostlarını müşriklikle itham edip dolayısıyla kendilerini kafir olma durumuna sokuyorlar.


    Öz eleştiri:

    Tasavvuf erbabı geçmiş ve şimdiki alimlerinden bu tür sözleri işitildiği zaman bu sözleri normal görmemeliler. Bilmeden o sözleri savunmaya kalkıp karşı tarafı tekfir etmemeliler.
    O sözün küfür sözü olduğunu kabul ertmesi gerek .Yoksa her cemaat alimlerini körü körüne savunursa kötü niyetli şeyhlerin , ajanların islama zarar verecek sözleri bazı cemaatler tarafından güzel görülebilinir. Buda zamanla islama büyük zararlar verebilir . Bu caiz olmayan hoş görüyü malisef bazı tasavvuf ehli müritler yapmaktadırlar.

    Biz Ehli Sünnet vel Cemaat Mezhebi mensupları olarak, o küfür sözlerinden dolayı, o sözleri söyleyenleri tekfir etmeyiz. Tekfir etmememiz, o sözlerin küfür sözleri olmadığı anlamına gelmez.
    O sözler haddi zatında küfür içerikli sözlerdir. Fakat biz Ehl-i Sünnet itikadı gereği tekfirden uzak dururuz. Bunun için o sözlerin aslını araştırıp tevil etmeye çalışırız.
    İmam-ı Rabbani Hz.leri cem makamını geçerken söylenen sözlerin Şeriate uymadığını Şeriate uymayannın da hakikat olamıyacağını söylediği gibi biz tasavvuf ehli olarak Şeriate uymayan hiç bir sözü kim söylerse söylesin kabul etmeyiz hoş görmeyiz.


    [1] Tegabun: 64/15





+ Yorum Gönder
Git İlk 23