Konusunu Oylayın.: Sahabe kime denir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Sahabe kime denir?
  1. 23.Mart.2009, 14:02
    1
    qanshawue
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2009
    Üye No: 47152
    Mesaj Sayısı: 21
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: ankara

    Sahabe kime denir?






    Sahabe kime denir? Mumsema Sahabeye hakaret gerekçesiyle yasaklanmıştım.
    Tekrar merhaba.

    Asla peygamber efendimizin sahabesinine hakaret etmek aklımın ucundan geçmez.
    Sorun şudur. Bazılarının Ebu Sufyan,Hind,Muaviye ve Yezidin ,islamdan önce de sonrada peygamberimize ve ailesine düşmanlıkta en uc noktalara gitmiş insanlık dışı vahşilikler yapmış kişileri sahabe saymanız onları peygamberimizin sahabeliğine arkadaşlaığına dostluğuna layık görmenizdir.

    Sorum ,sahabe kime denir ve bu tanımı neye dayanarak yapıyorsunuz?
    Bu tanım mutlak bir tanımmıdır?


  2. 23.Mart.2009, 14:02
    1
    qanshawue - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Sahabeye hakaret gerekçesiyle yasaklanmıştım.
    Tekrar merhaba.

    Asla peygamber efendimizin sahabesinine hakaret etmek aklımın ucundan geçmez.
    Sorun şudur. Bazılarının Ebu Sufyan,Hind,Muaviye ve Yezidin ,islamdan önce de sonrada peygamberimize ve ailesine düşmanlıkta en uc noktalara gitmiş insanlık dışı vahşilikler yapmış kişileri sahabe saymanız onları peygamberimizin sahabeliğine arkadaşlaığına dostluğuna layık görmenizdir.

    Sorum ,sahabe kime denir ve bu tanımı neye dayanarak yapıyorsunuz?
    Bu tanım mutlak bir tanımmıdır?


    Benzer Konular

    - Müslüman kime denir mümin kime denir

    - Yetim kime denir ? Öksüz kime denir?

    - Kime Yahudi denir ?

    - Sahabe kime denir,bilgilenmek istiyorum ve ayrıntılı bilgi bekliyorum

    - Şehit Kime Denir?

  3. 23.Mart.2009, 14:11
    2
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Aralık.2008
    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 497
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 31

    Sahabe kime denir?




    Âlimler Sahâbî’nin tanımı ile ilgili farklı görüşler beyan etmişlerdir. Hafız İbn-i Hacer el-Askalânî "El-İsâbe" adlı eserinde bu konuyu ele almış, bu konudaki sahih olan görüşleri açıklamış ve meseleyi uzun uzadıya incelemiştir. Biz ise onun incelemesinin özetini burada nakletmekle iktifa edeceğiz.
    İbn-i Hacer (ra) diyor ki; sahâbî konusunda vâkıf olduğum en sahih tarif şöyledir: "Sahâbî, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'e iman (edip), iman ettiği halde kendisiyle bir araya gelen ve İslâm üzere ölen kişidir". Tarifte yer alan; "Peygamberle bir araya gelen" ifadesinin genellemesine göre; sohbetinde uzun veya kısa bir süre mecliste bulunmuş olsun, O'ndan hadis rivayet etsin veya etmesin, O'nunla savaşa katılmış olsun veya olmasın, ancak yine meclisinde bulunmamış olsa dahi de bir defa görmüş olsun veya körlük gibi bir sebepten dolayı O'nu görmemiş olsun, dolayısıyla sadece onunla karşılaşmış olan bir kimseye de sahâbî denir.
    Yine tarifte geçen ‘iman ettiği halde’ ifadesine göre bir kimse kâfir olduğu halde Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le karşılaşmış ve bilahare iman ettikten sonra Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le bir daha karşılaşmamış ise, ‘Sahâbî’ sayılmaz.
    Yine tarifte geçen; "İslam üzere ölmüş" ibaresine göre; bir kimse Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le kendisine iman etmiş olarak karşılaşmış, ancak daha sonra -Allah korusun- mürted olmuş ve mürted olarak ölmüş ise yine ‘sahâbî’ sayılmaz. Bu kabilden az sayıda bazı kimseler olmuştur. Öte yandan, bir kimse mümin olarak Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le karşılaşmış daha sonra mürted olmuş, daha sonra tekrar ölmeden İslâm'a dönmüş ise, ikinci bir defa karşılaşsın veya karşılaşmasın yine de ‘sahâbî’ sayılır.
    Buhârî'nin Hocası Ahmed bin Hanbel gibi muhaddisler ve bunlara tabi olan alimler nezdinde tercih olunan en sahih görüşe dayanmaktadır. Bunun ötesinde diğer şâz görüşler de vardır. (El-İsâbe, 1/7-8)
    Bu açıklamalardan sonra konuyla ilgili değişik tarifler ve değerlendirmeler şöyledir:
    Sahabî'nin tarifiyle ilgili bir bilgi olması bakımından yapılan tarifleri kısaca sıralayıp, en sonunda muhtar ve mu'teber olan görüşü vereceğiz.

    1) Sahabî: Uzun müddet Hz. Peygamberle beraber bulunup, O'ndan hadis rivayet eden ve
    O'nun hallerini araştırıp bilen kimsedir. (1) Usulcüler ve bir kısım ulema bu görüştedir. (2)


    2) Sahabî: Hz. Peygamber (SAV) ile bir sene veya iki sene beraber olup, onunla bir veya iki gazveye iştirak eden kimsedir. Bu tarif daha ziyade Said b. el-Müseyyeb'den naklolunuyor. (3) Ancak, bu durumda sahabî olarak bilinen pek çok kimseyi dışarıda bırakmak mecburiyeti hasıl olacak. Ayrıca bu rivayetin zayıf olduğu da nakledilir. (4)

    3) Sahabî: Uzun müddet birlikte olmakla beraber, ondan hadis alıp rivayet edendir. (5)

    4) Sahabî: Hz. Peygamber'i müslüman, bâlig ve akıllı olarak gören kimsedir. [6]

    5) Sahabî: Nebî (SAV)'in zamanına yetişen herkestir. Müslüman olmak şartıyla O'nu görmese bile sahabî'dir. (7)

    6) Sahabî: Hz.Peygamber'in, kendisiyle hususiyyet kesbettiği, kendisinin de O'nunla
    hususiyyet kesbettiği kimsedir. Bu şartı Maverdi koşmuştur. [8]


    7) Sahabî: "Hz.Peygamber (SAV)'e iman ederek onunla karşılaşan ve müslüman olarak ölen kimsedir." İbn'u Hacer'in, elde ettiğim bilgilerin en doğrusu, dediği tarif budur. (9)

    Buharî Hazretleri, Sahih'inde, müslüman olarak ölme şartım koşmamış sadece, "Hz. Peygamber'le sohbet eden veya O'nu gören müslüman, sahabî'dir."(10) diye tarif etmiştir. Aynî, bu tarife "ve müslüman olarak ölen" ifadesini ekleyerek, akla gelecek şüphelerin gideceğini ifade eder.190
    İbnu Hacer'in yaptığı bu tarife, “Onunla karşılaşan” ifadesi kullanılmak suretiyle, Hz. Peygamber'le beraberliği uzun müddet olan da girer, olmayan da. O'ndan rivayet eden de girer, etmeyen de. O'nunla beraber savaşa iştirak eden de girer, etmeyen de. O'nu gözüyle gören de, herhangi bir (a'malık gibi) sebeple onu görmeyen de sahabî'dir. (12)
    Tarifte geçen "Hz. Peygamber'e iman ederek" kaydıyla Hz.Peygamber zamanında kâfir olarak O'nu görse de sonradan müslüman olsa ve bir daha mü'min iken Hz.Peygamber'i görmese o kimsenin sahabî olamıyacağı anlaşılır. (13) Kayser'in elçisi gibi. (14)


    Hz.Peygamberi vefatından sonra henüz defnedilmeden cenazesini gören kimse de sahabî sayılmaz. Ebu Züeyb Hüveylid b.Halid el-Huzeli gibi. (15)
    İbnu Hacer'in yaptığı tarifte "Hz.Peygamber'e İman" şartı olduğu için, diğer peygamberlere iman ederek, Hz. Peygamber Efendimizi gören ehl-i kitap da sahabî sayılmaz. Nitekim, Hz. Muhammed (SAV) ile peygamberliğinden önce karşılaşanların durumu böyledir. İhtimalli bir durum olduğunu söyleyen ibnu Hacer, Rahib Bâhira ve benzerlerini misâl veriyor. (16)
    Cinlerden ve meleklerden mükellef olanlar, Hz.Peygamber'e iman ederek onu görmüşlerse, onların da sahabî olacağını söyleyen âlimlerimiz vardır. (17)
    Bir kimse, müslüman olarak, Hz. Peygamber'le karşılaşsa, sonra –Allah korusun- islâm'dan dönse, eğer tekrar müslüman olmadan ölürse o, sahabîlikten çıkmıştır. Ancak tekrar islâm'a dönerse, Rasûlüllah'ı görmeden ölse bile müslüman olarak ölmek şartıyla sahabîliği devam eder. Kurra b. Meysere, Esas b. Kays bu kabildendir. (18)
    Bir kimsenin sahabî olabilmesi için Hz. Peygamber'le temyiz yaşındayken buluşmuş olmasını şart koşanlar var ise de bulûğa ermesi şart değildir. Bu hususta bazı ihtilaflar vardır. Ancak Peygamberimizin torunları Hasan ile Hüseyin gibi pek çok sahabî'nin bulunması, temyiz yaşının yeterli olduğuna bir delildir. Peygamber Efendimiz'in, çocukken dua buyurduğu veya ağzına hurma vs. şeylerle tahnik yaptığı ve isim verdiği çocukların, sahabîliği hususunda ihtilaf vardır. (19)
    Ehl-i velayetten birinin, Hz. Peygamber'i keşif yoluyla görmesi veya bir kimsenin O'nu rüyada görmesi, o kimseyi sahabî yapmaz. Alem-i şehadette görmek şarttır.(20)





    Dipnotlar:
    1- Tedribu'r-Ravi, II, 211; Umdetu'1-Kari, XVI, 169; el-İsabe. I, 8.
    2- Bu görüşü benimseyenler, Sahabe kelimesinin lügâvi yönünü esas almışlardır. O zaman pek çok kimse sahabî sayılmaz. Muhaddisler ise: "Bir an bile olsa. Peygamberimizi gören ve müslüman olarak ölen sahabe'dir." diyorlar. Bk. (Umdetü'1-Kâri, XVI, 169; el-isabe, I, 8).
    3- Tedribu'r-Ravi, II, 211; el-Kifâye; 50-51; Umdetu'1-Kâri; XVI, 169; el- Bâisü'l- Hasis, 152.
    4- Umdetul-Kâri, XVI, 169.
    5- Tedribu'r-Ravi, II, 212; Umdetu'l-Kâri a.y.
    6- Umdetul-Kâri, a.y; el-isâbe, I, 8; Tedribu'r-Ravi, II, 212.
    7- Umdetul-Kâri, a.y; Tedribu'r-Ravi, a.y.
    8- Tedribu'r-Râvi, II. 213.
    9- el-îsâbe, I, 7; Umdetul-Kâri, XVI, 169; el-Kifâye 151; Tedribu'r-Râvi II, 210.
    10. Buharî, Sahih, Fezail-i Ashabu'n-Nebî, 1, IV, 188.
    11. Umdetul-Kâri, XVI, 169.
    12. el-İsâbe, I, 7; Tedribu'r-Râvi, II, 210; Umdetul-Kâri, XVI, 169.
    13. el-İsâbe a.y.
    14. Tedribu'r-Râvi, II, 209.
    15. Tedribu'r-Râvi, a.y; el-Isâbe, I, 8.
    16. el-isâbe, I, 7.
    17. el-isâbe, a.y.
    18. Ebu Hanife ve Şafii Hazretleri, araya giren irtidat hadisesinin sahabîlik şerefini kaldırdığını, o şerefi kazanmak için tekrar Hz. Peygamber'i görmek gerektiğini ifade ediyorlar. Bk. Tedribu'r-Râvi, II, 209; el-isâbe, I, 8.
    19. Tedribu'r-Râvi, II, 209; el-isâbe. I, 7-9.
    20. Fethu'1-Bari, XIV, 136; Tedribu'r-Râvi, II, 210.


    Kaynak: Sorularla İslamiyet


  4. 23.Mart.2009, 14:11
    2
    Ehl-i sünnet



    Âlimler Sahâbî’nin tanımı ile ilgili farklı görüşler beyan etmişlerdir. Hafız İbn-i Hacer el-Askalânî "El-İsâbe" adlı eserinde bu konuyu ele almış, bu konudaki sahih olan görüşleri açıklamış ve meseleyi uzun uzadıya incelemiştir. Biz ise onun incelemesinin özetini burada nakletmekle iktifa edeceğiz.
    İbn-i Hacer (ra) diyor ki; sahâbî konusunda vâkıf olduğum en sahih tarif şöyledir: "Sahâbî, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'e iman (edip), iman ettiği halde kendisiyle bir araya gelen ve İslâm üzere ölen kişidir". Tarifte yer alan; "Peygamberle bir araya gelen" ifadesinin genellemesine göre; sohbetinde uzun veya kısa bir süre mecliste bulunmuş olsun, O'ndan hadis rivayet etsin veya etmesin, O'nunla savaşa katılmış olsun veya olmasın, ancak yine meclisinde bulunmamış olsa dahi de bir defa görmüş olsun veya körlük gibi bir sebepten dolayı O'nu görmemiş olsun, dolayısıyla sadece onunla karşılaşmış olan bir kimseye de sahâbî denir.
    Yine tarifte geçen ‘iman ettiği halde’ ifadesine göre bir kimse kâfir olduğu halde Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le karşılaşmış ve bilahare iman ettikten sonra Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le bir daha karşılaşmamış ise, ‘Sahâbî’ sayılmaz.
    Yine tarifte geçen; "İslam üzere ölmüş" ibaresine göre; bir kimse Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le kendisine iman etmiş olarak karşılaşmış, ancak daha sonra -Allah korusun- mürted olmuş ve mürted olarak ölmüş ise yine ‘sahâbî’ sayılmaz. Bu kabilden az sayıda bazı kimseler olmuştur. Öte yandan, bir kimse mümin olarak Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'le karşılaşmış daha sonra mürted olmuş, daha sonra tekrar ölmeden İslâm'a dönmüş ise, ikinci bir defa karşılaşsın veya karşılaşmasın yine de ‘sahâbî’ sayılır.
    Buhârî'nin Hocası Ahmed bin Hanbel gibi muhaddisler ve bunlara tabi olan alimler nezdinde tercih olunan en sahih görüşe dayanmaktadır. Bunun ötesinde diğer şâz görüşler de vardır. (El-İsâbe, 1/7-8)
    Bu açıklamalardan sonra konuyla ilgili değişik tarifler ve değerlendirmeler şöyledir:
    Sahabî'nin tarifiyle ilgili bir bilgi olması bakımından yapılan tarifleri kısaca sıralayıp, en sonunda muhtar ve mu'teber olan görüşü vereceğiz.

    1) Sahabî: Uzun müddet Hz. Peygamberle beraber bulunup, O'ndan hadis rivayet eden ve
    O'nun hallerini araştırıp bilen kimsedir. (1) Usulcüler ve bir kısım ulema bu görüştedir. (2)


    2) Sahabî: Hz. Peygamber (SAV) ile bir sene veya iki sene beraber olup, onunla bir veya iki gazveye iştirak eden kimsedir. Bu tarif daha ziyade Said b. el-Müseyyeb'den naklolunuyor. (3) Ancak, bu durumda sahabî olarak bilinen pek çok kimseyi dışarıda bırakmak mecburiyeti hasıl olacak. Ayrıca bu rivayetin zayıf olduğu da nakledilir. (4)

    3) Sahabî: Uzun müddet birlikte olmakla beraber, ondan hadis alıp rivayet edendir. (5)

    4) Sahabî: Hz. Peygamber'i müslüman, bâlig ve akıllı olarak gören kimsedir. [6]

    5) Sahabî: Nebî (SAV)'in zamanına yetişen herkestir. Müslüman olmak şartıyla O'nu görmese bile sahabî'dir. (7)

    6) Sahabî: Hz.Peygamber'in, kendisiyle hususiyyet kesbettiği, kendisinin de O'nunla
    hususiyyet kesbettiği kimsedir. Bu şartı Maverdi koşmuştur. [8]


    7) Sahabî: "Hz.Peygamber (SAV)'e iman ederek onunla karşılaşan ve müslüman olarak ölen kimsedir." İbn'u Hacer'in, elde ettiğim bilgilerin en doğrusu, dediği tarif budur. (9)

    Buharî Hazretleri, Sahih'inde, müslüman olarak ölme şartım koşmamış sadece, "Hz. Peygamber'le sohbet eden veya O'nu gören müslüman, sahabî'dir."(10) diye tarif etmiştir. Aynî, bu tarife "ve müslüman olarak ölen" ifadesini ekleyerek, akla gelecek şüphelerin gideceğini ifade eder.190
    İbnu Hacer'in yaptığı bu tarife, “Onunla karşılaşan” ifadesi kullanılmak suretiyle, Hz. Peygamber'le beraberliği uzun müddet olan da girer, olmayan da. O'ndan rivayet eden de girer, etmeyen de. O'nunla beraber savaşa iştirak eden de girer, etmeyen de. O'nu gözüyle gören de, herhangi bir (a'malık gibi) sebeple onu görmeyen de sahabî'dir. (12)
    Tarifte geçen "Hz. Peygamber'e iman ederek" kaydıyla Hz.Peygamber zamanında kâfir olarak O'nu görse de sonradan müslüman olsa ve bir daha mü'min iken Hz.Peygamber'i görmese o kimsenin sahabî olamıyacağı anlaşılır. (13) Kayser'in elçisi gibi. (14)


    Hz.Peygamberi vefatından sonra henüz defnedilmeden cenazesini gören kimse de sahabî sayılmaz. Ebu Züeyb Hüveylid b.Halid el-Huzeli gibi. (15)
    İbnu Hacer'in yaptığı tarifte "Hz.Peygamber'e İman" şartı olduğu için, diğer peygamberlere iman ederek, Hz. Peygamber Efendimizi gören ehl-i kitap da sahabî sayılmaz. Nitekim, Hz. Muhammed (SAV) ile peygamberliğinden önce karşılaşanların durumu böyledir. İhtimalli bir durum olduğunu söyleyen ibnu Hacer, Rahib Bâhira ve benzerlerini misâl veriyor. (16)
    Cinlerden ve meleklerden mükellef olanlar, Hz.Peygamber'e iman ederek onu görmüşlerse, onların da sahabî olacağını söyleyen âlimlerimiz vardır. (17)
    Bir kimse, müslüman olarak, Hz. Peygamber'le karşılaşsa, sonra –Allah korusun- islâm'dan dönse, eğer tekrar müslüman olmadan ölürse o, sahabîlikten çıkmıştır. Ancak tekrar islâm'a dönerse, Rasûlüllah'ı görmeden ölse bile müslüman olarak ölmek şartıyla sahabîliği devam eder. Kurra b. Meysere, Esas b. Kays bu kabildendir. (18)
    Bir kimsenin sahabî olabilmesi için Hz. Peygamber'le temyiz yaşındayken buluşmuş olmasını şart koşanlar var ise de bulûğa ermesi şart değildir. Bu hususta bazı ihtilaflar vardır. Ancak Peygamberimizin torunları Hasan ile Hüseyin gibi pek çok sahabî'nin bulunması, temyiz yaşının yeterli olduğuna bir delildir. Peygamber Efendimiz'in, çocukken dua buyurduğu veya ağzına hurma vs. şeylerle tahnik yaptığı ve isim verdiği çocukların, sahabîliği hususunda ihtilaf vardır. (19)
    Ehl-i velayetten birinin, Hz. Peygamber'i keşif yoluyla görmesi veya bir kimsenin O'nu rüyada görmesi, o kimseyi sahabî yapmaz. Alem-i şehadette görmek şarttır.(20)





    Dipnotlar:
    1- Tedribu'r-Ravi, II, 211; Umdetu'1-Kari, XVI, 169; el-İsabe. I, 8.
    2- Bu görüşü benimseyenler, Sahabe kelimesinin lügâvi yönünü esas almışlardır. O zaman pek çok kimse sahabî sayılmaz. Muhaddisler ise: "Bir an bile olsa. Peygamberimizi gören ve müslüman olarak ölen sahabe'dir." diyorlar. Bk. (Umdetü'1-Kâri, XVI, 169; el-isabe, I, 8).
    3- Tedribu'r-Ravi, II, 211; el-Kifâye; 50-51; Umdetu'1-Kâri; XVI, 169; el- Bâisü'l- Hasis, 152.
    4- Umdetul-Kâri, XVI, 169.
    5- Tedribu'r-Ravi, II, 212; Umdetu'l-Kâri a.y.
    6- Umdetul-Kâri, a.y; el-isâbe, I, 8; Tedribu'r-Ravi, II, 212.
    7- Umdetul-Kâri, a.y; Tedribu'r-Ravi, a.y.
    8- Tedribu'r-Râvi, II. 213.
    9- el-îsâbe, I, 7; Umdetul-Kâri, XVI, 169; el-Kifâye 151; Tedribu'r-Râvi II, 210.
    10. Buharî, Sahih, Fezail-i Ashabu'n-Nebî, 1, IV, 188.
    11. Umdetul-Kâri, XVI, 169.
    12. el-İsâbe, I, 7; Tedribu'r-Râvi, II, 210; Umdetul-Kâri, XVI, 169.
    13. el-İsâbe a.y.
    14. Tedribu'r-Râvi, II, 209.
    15. Tedribu'r-Râvi, a.y; el-Isâbe, I, 8.
    16. el-isâbe, I, 7.
    17. el-isâbe, a.y.
    18. Ebu Hanife ve Şafii Hazretleri, araya giren irtidat hadisesinin sahabîlik şerefini kaldırdığını, o şerefi kazanmak için tekrar Hz. Peygamber'i görmek gerektiğini ifade ediyorlar. Bk. Tedribu'r-Râvi, II, 209; el-isâbe, I, 8.
    19. Tedribu'r-Râvi, II, 209; el-isâbe. I, 7-9.
    20. Fethu'1-Bari, XIV, 136; Tedribu'r-Râvi, II, 210.


    Kaynak: Sorularla İslamiyet


  5. 23.Mart.2009, 14:54
    3
    qanshawue
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2009
    Üye No: 47152
    Mesaj Sayısı: 21
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: ankara

    --->: Sahabe kime denir?

    Alıntı

    1) Sahabî: Uzun müddet Hz. Peygamberle beraber bulunup, O'ndan hadis rivayet eden ve
    O'nun hallerini araştırıp bilen kimsedir. (1) Usulcüler ve bir kısım ulema bu görüştedir. (2)

    2) Sahabî: Hz. Peygamber (SAV) ile bir sene veya iki sene beraber olup, onunla bir veya iki gazveye iştirak eden kimsedir. Bu tarif daha ziyade Said b. el-Müseyyeb'den naklolunuyor. (3) Ancak, bu durumda sahabî olarak bilinen pek çok kimseyi dışarıda bırakmak mecburiyeti hasıl olacak. Ayrıca bu rivayetin zayıf olduğu da nakledilir (4)

    3) Sahabî: Uzun müddet birlikte olmakla beraber, ondan hadis alıp rivayet edendir. (5)

    4) Sahabî: Hz. Peygamber'i müslüman, bâlig ve akıllı olarak gören kimsedir. [6]

    5) Sahabî: Nebî (SAV)'in zamanına yetişen herkestir. Müslüman olmak şartıyla O'nu görmese bile sahabî'dir. (7)

    6) Sahabî: Hz.Peygamber'in, kendisiyle hususiyyet kesbettiği, kendisinin de O'nunla
    hususiyyet kesbettiği kimsedir. Bu şartı Maverdi koşmuştur. [8]

    7) Sahabî: "Hz.Peygamber (SAV)'e iman ederek onunla karşılaşan ve müslüman olarak ölen kimsedir." İbn'u Hacer'in, elde ettiğim bilgilerin en doğrusu, dediği tarif budur. (9)

    Buharî Hazretleri, Sahih'inde, müslüman olarak ölme şartım koşmamış sadece, "Hz. Peygamber'le sohbet eden veya O'nu gören müslüman, sahabî'dir."(10) diye tarif etmiştir. Aynî, bu tarife "ve müslüman olarak ölen" ifadesini ekleyerek, akla gelecek şüphelerin gideceğini ifade eder.190
    Görüldüğü gibi rivayet muhtelif.Hele Buharinin müslüman olarak ölme şartını bile gerek görmemesi kimleri sahabe sınıfına dahil etmek için yapıldığını bilemiyorum.
    Yukarıdaki tariflere göre münafıkları ve mürtedleri sahabi olarak saymak mümkündür.
    Sen kim oluyorsunda sahabe tarifi yapıyorsun dediğinizi duyar gibiyim.
    Ama benim tarifime kesinlikle münafılar dahil olamazlar.

    Mekkede müslüman olmuş Habeşe Medineye hicret etmiş,Bedir Uhud gibi ölüm kalım mücadelerine baş koymuş müslümanlara sahabe denir.

    Şu kesindir :
    Mekkede münafık yoktur.
    Hicret edenlerde münafık yoktur.
    Bedirde,Uhudda yoktur.
    İslamın zor günlerinde canıyla malıyla Peygamberimizin davasının yanında olmuş müslümanlara sahabe denir.

    Kuranı kerime göre bizim anladığımız anlamda bir sahabe anlayışı yoktur.Ona göre bütün Mekkeliler tebliğ ettiği mümin kafir hepsi peygamberimizin sahabesi arkadaşıdır.

    (NECM suresi 2. ayet)

    مَاضَلَّصَاحِبُكُمْوَمَاغَوٰى
    Okunuş Ma dalle sahibukum ve ma ğava.
    Diyanet (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
    Elmalılı Orj. Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da
    Ö.N. Bilmen (2-3) Sahibiniz şaşırmadı ve bâtıla inanmadı. Ve hevâdan söz söylemez.
    C. Yıldırım Arkadaşınız (Muhammed) ne sapıttı, ne de azıttı.
    A.F. Yavuz Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!)
    H.B. Çantay saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.
    M. Esed Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,
    A. Bulaç Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı


  6. 23.Mart.2009, 14:54
    3
    qanshawue - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı

    1) Sahabî: Uzun müddet Hz. Peygamberle beraber bulunup, O'ndan hadis rivayet eden ve
    O'nun hallerini araştırıp bilen kimsedir. (1) Usulcüler ve bir kısım ulema bu görüştedir. (2)

    2) Sahabî: Hz. Peygamber (SAV) ile bir sene veya iki sene beraber olup, onunla bir veya iki gazveye iştirak eden kimsedir. Bu tarif daha ziyade Said b. el-Müseyyeb'den naklolunuyor. (3) Ancak, bu durumda sahabî olarak bilinen pek çok kimseyi dışarıda bırakmak mecburiyeti hasıl olacak. Ayrıca bu rivayetin zayıf olduğu da nakledilir (4)

    3) Sahabî: Uzun müddet birlikte olmakla beraber, ondan hadis alıp rivayet edendir. (5)

    4) Sahabî: Hz. Peygamber'i müslüman, bâlig ve akıllı olarak gören kimsedir. [6]

    5) Sahabî: Nebî (SAV)'in zamanına yetişen herkestir. Müslüman olmak şartıyla O'nu görmese bile sahabî'dir. (7)

    6) Sahabî: Hz.Peygamber'in, kendisiyle hususiyyet kesbettiği, kendisinin de O'nunla
    hususiyyet kesbettiği kimsedir. Bu şartı Maverdi koşmuştur. [8]

    7) Sahabî: "Hz.Peygamber (SAV)'e iman ederek onunla karşılaşan ve müslüman olarak ölen kimsedir." İbn'u Hacer'in, elde ettiğim bilgilerin en doğrusu, dediği tarif budur. (9)

    Buharî Hazretleri, Sahih'inde, müslüman olarak ölme şartım koşmamış sadece, "Hz. Peygamber'le sohbet eden veya O'nu gören müslüman, sahabî'dir."(10) diye tarif etmiştir. Aynî, bu tarife "ve müslüman olarak ölen" ifadesini ekleyerek, akla gelecek şüphelerin gideceğini ifade eder.190
    Görüldüğü gibi rivayet muhtelif.Hele Buharinin müslüman olarak ölme şartını bile gerek görmemesi kimleri sahabe sınıfına dahil etmek için yapıldığını bilemiyorum.
    Yukarıdaki tariflere göre münafıkları ve mürtedleri sahabi olarak saymak mümkündür.
    Sen kim oluyorsunda sahabe tarifi yapıyorsun dediğinizi duyar gibiyim.
    Ama benim tarifime kesinlikle münafılar dahil olamazlar.

    Mekkede müslüman olmuş Habeşe Medineye hicret etmiş,Bedir Uhud gibi ölüm kalım mücadelerine baş koymuş müslümanlara sahabe denir.

    Şu kesindir :
    Mekkede münafık yoktur.
    Hicret edenlerde münafık yoktur.
    Bedirde,Uhudda yoktur.
    İslamın zor günlerinde canıyla malıyla Peygamberimizin davasının yanında olmuş müslümanlara sahabe denir.

    Kuranı kerime göre bizim anladığımız anlamda bir sahabe anlayışı yoktur.Ona göre bütün Mekkeliler tebliğ ettiği mümin kafir hepsi peygamberimizin sahabesi arkadaşıdır.

    (NECM suresi 2. ayet)

    مَاضَلَّصَاحِبُكُمْوَمَاغَوٰى
    Okunuş Ma dalle sahibukum ve ma ğava.
    Diyanet (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
    Elmalılı Orj. Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da
    Ö.N. Bilmen (2-3) Sahibiniz şaşırmadı ve bâtıla inanmadı. Ve hevâdan söz söylemez.
    C. Yıldırım Arkadaşınız (Muhammed) ne sapıttı, ne de azıttı.
    A.F. Yavuz Sapmadı doğru yoldan arkadaşınız (Hz. Peygamber), azıtmadı da; (haberiniz olsun, ey Kureyş halkı!)
    H.B. Çantay saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.
    M. Esed Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,
    A. Bulaç Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı


  7. 23.Mart.2009, 16:17
    4
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Aralık.2008
    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 497
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 31

    --->: Sahabe kime denir?

    Kardeşim eğer ehli sünnetten ise bu konuda ısrar etmezsin

    Senin yaptığın ben ehli sünnet alimlerinden daha bilgiliyim onlar iyi tarif etmemişler demeye getiriyorsun


    Dini kendi kafana göre yorumlayamazsın


    Alıntı
    Kuranı kerime göre bizim anladığımız anlamda bir sahabe anlayışı yoktur.Ona göre bütün Mekkeliler tebliğ ettiği mümin kafir hepsi peygamberimizin sahabesi arkadaşıdır.
    Necm Suresi 2 ayetini kendi kafana göre yorumlarsan yanlış hüküm ortaya çıkar


    Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. (Necm 2)

    Tevsir

    2-Bu durumda Kur'ân'ın nüzulü esnasında her inen kısmın indiği zamana, yani vahiy olayının görünmekte olduğu saatte tecelli eden Kur'ân âyetlerine yemin edilerek sonra da, Arkadaşınız ne sapıttı ne de azdı. âyetiyle te'kid ve isbatlı bir tarzda bu yemine cevap verilmiş olmaktadır.

    Dalal: Hidayetin zıddıdır. Yani yolu kaybetmek veya hiç yol bulamayıp şaşkın dolaşmak demektir.


    Gayy: Bu da rüşdün zıddıdır ki, aklın istikametini veya yolun doğrusunu yitirmek mânâsını ifade etmektedir.


    "Sahib"den maksat da, Hz. Peygamber'dir. Zaten hitab da ona ve "Kur'ân'ı kendi uydurdu." diyen Kureyş ve benzerlerinedir. Bunlara karşı "sahibiniz" tabirinin kullanılmasında özel bir anlam vardır. Zira sahip, daima sohbette bulunan veya arkadaşlık edip koruyan, yani "hâmi" mânâlarına gelmektedir. Bu yüzden âyetin meâli şöyle olmalıdır: "Şimdiye kadar sohbetinde bulunarak çok iyi tanıdığınız, aklına ve doğruluğuna güvendiğiniz, sizinle sohbet edip hak yolunu göstermek isteyen arkadaşınız, ne yolunu şaşırdı ne de aklını; ne aldanır ne de aldatılır. O, ne sihirbaz, ne kâhin, ne de mecnûndur".


    Bak kendi kafana göre hüküm verirsen ne yanlışlar ortaya çıkar o yüzden ehli sünnet alimlerinin dedikleri önemlidir senin akıl ve mantığına yatan değil







  8. 23.Mart.2009, 16:17
    4
    Ehl-i sünnet
    Kardeşim eğer ehli sünnetten ise bu konuda ısrar etmezsin

    Senin yaptığın ben ehli sünnet alimlerinden daha bilgiliyim onlar iyi tarif etmemişler demeye getiriyorsun


    Dini kendi kafana göre yorumlayamazsın


    Alıntı
    Kuranı kerime göre bizim anladığımız anlamda bir sahabe anlayışı yoktur.Ona göre bütün Mekkeliler tebliğ ettiği mümin kafir hepsi peygamberimizin sahabesi arkadaşıdır.
    Necm Suresi 2 ayetini kendi kafana göre yorumlarsan yanlış hüküm ortaya çıkar


    Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. (Necm 2)

    Tevsir

    2-Bu durumda Kur'ân'ın nüzulü esnasında her inen kısmın indiği zamana, yani vahiy olayının görünmekte olduğu saatte tecelli eden Kur'ân âyetlerine yemin edilerek sonra da, Arkadaşınız ne sapıttı ne de azdı. âyetiyle te'kid ve isbatlı bir tarzda bu yemine cevap verilmiş olmaktadır.

    Dalal: Hidayetin zıddıdır. Yani yolu kaybetmek veya hiç yol bulamayıp şaşkın dolaşmak demektir.


    Gayy: Bu da rüşdün zıddıdır ki, aklın istikametini veya yolun doğrusunu yitirmek mânâsını ifade etmektedir.


    "Sahib"den maksat da, Hz. Peygamber'dir. Zaten hitab da ona ve "Kur'ân'ı kendi uydurdu." diyen Kureyş ve benzerlerinedir. Bunlara karşı "sahibiniz" tabirinin kullanılmasında özel bir anlam vardır. Zira sahip, daima sohbette bulunan veya arkadaşlık edip koruyan, yani "hâmi" mânâlarına gelmektedir. Bu yüzden âyetin meâli şöyle olmalıdır: "Şimdiye kadar sohbetinde bulunarak çok iyi tanıdığınız, aklına ve doğruluğuna güvendiğiniz, sizinle sohbet edip hak yolunu göstermek isteyen arkadaşınız, ne yolunu şaşırdı ne de aklını; ne aldanır ne de aldatılır. O, ne sihirbaz, ne kâhin, ne de mecnûndur".


    Bak kendi kafana göre hüküm verirsen ne yanlışlar ortaya çıkar o yüzden ehli sünnet alimlerinin dedikleri önemlidir senin akıl ve mantığına yatan değil










+ Yorum Gönder