Konusunu Oylayın.: Münker - Nekir Melekleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Münker - Nekir Melekleri
  1. 02.Mart.2009, 22:22
    1
    אור
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Şubat.2009
    Üye No: 46864
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Münker - Nekir Melekleri






    Münker - Nekir Melekleri Mumsema Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki Melek.

    Bunların, Münker ve Nekir diye isimlendirilmeleri, her ikisinin de aşinası olmadığımız

    garip bir sûrette olmalarındandır. Nitekim Arapça'da bir kimsenin, bilmediği veya

    tanımadığı bir şeyi bilmediğini ifade etmek için, "nekirtü'ş-şey'e" der.

    Ehl-i Sünnet'e göre, Münker ve Nekir, ölen kişiye Rabbini, dinini ve peygamberini

    sorarlar. Mü'min kişi bu sorulara cevap verir, ama kâfir veremez. Bu husustaki

    hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir, Allah ölüyü diriltir ve

    melekler sorularını yöneltirler (Pezdevî, "Ehl-i Sünnet Akâidi" Çev., Şerafettin

    Gölcük, İstanbul 1980, 237).Ebu Hüreyre'den; Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurduğu

    rivayet edilmiştir:"Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir.

    Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. Ölüye: "Bu adam (Rasûlüllah)

    hakkında ne diyorsun?" diye sorarlar. O da hayatta iken söylemekte olduğu; "O,

    Allah'ın kulu ve Resûlüdür. Allah'tan başka Allah olmadığına, Muhammed(s.a.s.)in

    O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim"sözlerini söyler. Melekler; "Biz de bunu

    söylediğini biliyorduk zaten" derler. Sonra kabri yetmiş çarpı yetmiş zira' kadar

    genişletilir ve aydınlatılır... Eğer münafık ise, "İnsanların söylediklerini duyup

    aynısını söylerdim, bilmiyorum" der. Melekler de, "Böyle söylediğini zaten biliyorduk"

    derler. Sonra arza: "Onu sıkıştır" denir. Arz onu sıkıştırır da kaburga kemikleri

    birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden tekrar diriltinceye kadar kendisine azap

    edilir." (Tirmizi, Cenâiz, 70)Akâid kitaplarının hemen hemen tümünde, Münker-

    Nekir'den, bunların kabirde ölüye yönelttikleri sorulardan bahsedilir. Kur'ân-ı

    Kerîm'de bu iki meleğin adından söz edilmediği gibi kabirde ölünün sorguya

    çekileceğine dair açık bir ifadeye de rastlanmaz. Ancak bazı âyetlerin buna işaret

    ettiği, hattâ bazılarının tamamen kabir suali ile ilgili olduğu Ehl-i Sünnet alimlerince

    kabul edilmiştir. Ömer Nesefi'nin "Akaid"inde: "Münker ve Nekir'in suali Kitap ve

    Sünnetle sabittir" denmektedir."Allah, îman edenleri dünyada da âhirette de

    değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zâlimleri ise saptırır. Allah

    dilediğini yapar" (İbrahim, 14/27) âyetinde geçen âhiret hayatından maksat kabir;

    "sabit söz''den maksat da "Kelime-i Şehadet''tir denmiştir. İbn Mâce, Sünen'inde şöyle

    demektedir:"Allah, iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar" âyeti, kabir azabı

    (sorgusu) hakkında indi. Ölüye kabirde; "Senin Rabbin kim?" diye sorulur. O da;

    "Rabbim Allah'tır, Peygamberim Muhammed (s.a.s.)'dir" diye cevap verir. İşte mü'min

    ölünün böyle cevabı; "Allah iman edenleri sâbit söz ile dünya hayatında ve ahirette

    metanetli kılar" meâlindeki âyetin ifadesidir (İbn Mace, Zühd, 32; Ayrıca bk. Buhari,

    Tefsîr, Sûre, 14).Bu hadis, kütübü sittenin hepsinde rivayet edilmiştir. Bazı

    rivayetlerde kabirde ölüye sorulan sorular; "Rabbin kimdir, dinin nedir, peygamberin

    kimdir?" diye üçe çıkarılmıştır."Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet

    çattığı gün; Fir'avn'ın adamlarını azabın en ağırına sokun, denir" (el-Mü'min,

    40/46) âyetinin de kabir suali ve kabir azabı ile ilgili olduğu tefsir kitaplarında

    belirtilmiştir (İbn Kesîr, "Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm", 40/46. âyetin tefsîri).Münker ve

    Nekir'in kabirdeki sorularıyla ilgili pek çok hadis varid olmuştur. Bu ahad haberler,

    lafızları itibariyle tevâtür derecesine ulaşmamışlarsa da, bu konudaki hadislerin

    çokluğu, konuyu manevî mütevâtir derecesine yükseltir (Haşiyetü'l-Kesteli alâ Şerhi'l-

    Akâid, İstanbul 1973, 133, 134).Bu hadislerin bir kısmında ölünün sorguya

    çekileceğinden söz edilmekte, ancak herhangi bir melekten bahsedilmemektedir:"Ölü

    mezara konulur. Salih kişi kabrinde endişesiz ve korkusuz oturtulur. Sonra ona;

    "Hangi dinde idin?"diye sorulur. O; "Ben İslâm dininde idim" diye cevap verir. Sonra

    ona; "Şu adam (Rasûlüllah, s.a.s.) kimdir?" diye sorulur. O da; "Muhammed (s.a.s.),

    Allah'ın Rasûlüdür. O, bize Allah katından apaçık âyetler getirdi; biz de O'nu

    doğruladık" diye cevap verir. Daha sonra bu ölüye; "Sen Allah'ı gördün mü? diye

    sorulur. O da "Hiçbir kimse Allah'ı görmeye lâyık değildir" diye cevap verir. Bu soru

    ve cevaplardan sonra onun için ateş tarafına bir pencere açılır. Ölü ona bakarak ateş

    alevlerinin birbirini kırıp yenmeye çalıştığını görür. Sonra ona; "Allah'ın seni koruduğu

    ateşe bak" denir. Daha sonra onun için Cennet tarafına bir pencere açılır. O da bu

    defa Cennetin süsüne ve nimetlerine bakar. Kendisine; "İşte bu yer senin

    makamındır" denildikten sonra; "Sen samimi iman üzerinde idin, bu sağlam iman

    üzerinde öldün ve inşallah iman üzerinde dirileceksin" denir" (İbn Mace, Zühd, 32)

    Görüldüğü gibi yukardaki hadiste herhangi bir melekten söz edilmemekte, mücerred

    olarak kabir suali zikredilmektedir. Başka bir hadiste ise ölüyü sorguya çekecek

    olanın bir melek olduğu belirtilmekte ancak isminden bahsedilmemektedir:"Bu ümmet

    kabirlerinde imtihan edilecek. İnsan defnedilip arkadaşları ondan ayrılınca, elinde

    topuzla bir melek gelerek onu oturtur ve; " Rasûlüllah hakkında ne dersin "? diye

    sorar. Kişi mü'min ise; "Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)'in,

    Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet ederim" diye cevap verir. Melek de ona;

    "Doğru söyledin" der..." (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, III, 3, 40).Daha önce geçen Ebu

    Hüreyre hadisinde iki sorgu meleğinden söz edilmekte ve birinin adının Münker,

    diğerinin de Nekir olduğu beyan edilmektedir.Ehl-i Sünnet'e göre Münker ve Nekir'in

    kabirde ölüyü sorguya çekmeleri haktır. Kabrin sıkması ve azabı haktır. Bu bütün

    kâfirler ve asi bazı mü'minler için olan bir şeydir (İmam Azam, "Fıkh-ı Ekber", trc. H.

    Basrî Çantay, Ankara 1985, s. 14).Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, ölüyü defnettikten

    sonra; " Kardeşiniz için Allah'tan mağfiret dileyiniz, çünkü o, şu anda sorguya

    çekilmektedir" buyurmuşlardır (Ebu Davud, Cenâiz. 67; es-Sâbûnî, "el-Bidâye Fi

    Usûli'd-Dîn ", Nşr. B. Topaloğlu, Dımaşk 1979 s. 97).

    Kuranda görevleri ve isimleri açıkça geçmeyen bu melekler hakkında

    söylenenler,rivayetler ne kadar doğrudur...

    Kuranda bahsedilmeyen meleklere bu tür isimler vermek doğru mudur?

    Yada Kuranda zikredilmediği için böyle bir melek ve sorgu olayına inanmamak

    günah mıdır?


  2. 02.Mart.2009, 22:22
    1
    Emekli



    Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki Melek.

    Bunların, Münker ve Nekir diye isimlendirilmeleri, her ikisinin de aşinası olmadığımız

    garip bir sûrette olmalarındandır. Nitekim Arapça'da bir kimsenin, bilmediği veya

    tanımadığı bir şeyi bilmediğini ifade etmek için, "nekirtü'ş-şey'e" der.

    Ehl-i Sünnet'e göre, Münker ve Nekir, ölen kişiye Rabbini, dinini ve peygamberini

    sorarlar. Mü'min kişi bu sorulara cevap verir, ama kâfir veremez. Bu husustaki

    hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir, Allah ölüyü diriltir ve

    melekler sorularını yöneltirler (Pezdevî, "Ehl-i Sünnet Akâidi" Çev., Şerafettin

    Gölcük, İstanbul 1980, 237).Ebu Hüreyre'den; Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurduğu

    rivayet edilmiştir:"Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir.

    Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. Ölüye: "Bu adam (Rasûlüllah)

    hakkında ne diyorsun?" diye sorarlar. O da hayatta iken söylemekte olduğu; "O,

    Allah'ın kulu ve Resûlüdür. Allah'tan başka Allah olmadığına, Muhammed(s.a.s.)in

    O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim"sözlerini söyler. Melekler; "Biz de bunu

    söylediğini biliyorduk zaten" derler. Sonra kabri yetmiş çarpı yetmiş zira' kadar

    genişletilir ve aydınlatılır... Eğer münafık ise, "İnsanların söylediklerini duyup

    aynısını söylerdim, bilmiyorum" der. Melekler de, "Böyle söylediğini zaten biliyorduk"

    derler. Sonra arza: "Onu sıkıştır" denir. Arz onu sıkıştırır da kaburga kemikleri

    birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden tekrar diriltinceye kadar kendisine azap

    edilir." (Tirmizi, Cenâiz, 70)Akâid kitaplarının hemen hemen tümünde, Münker-

    Nekir'den, bunların kabirde ölüye yönelttikleri sorulardan bahsedilir. Kur'ân-ı

    Kerîm'de bu iki meleğin adından söz edilmediği gibi kabirde ölünün sorguya

    çekileceğine dair açık bir ifadeye de rastlanmaz. Ancak bazı âyetlerin buna işaret

    ettiği, hattâ bazılarının tamamen kabir suali ile ilgili olduğu Ehl-i Sünnet alimlerince

    kabul edilmiştir. Ömer Nesefi'nin "Akaid"inde: "Münker ve Nekir'in suali Kitap ve

    Sünnetle sabittir" denmektedir."Allah, îman edenleri dünyada da âhirette de

    değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zâlimleri ise saptırır. Allah

    dilediğini yapar" (İbrahim, 14/27) âyetinde geçen âhiret hayatından maksat kabir;

    "sabit söz''den maksat da "Kelime-i Şehadet''tir denmiştir. İbn Mâce, Sünen'inde şöyle

    demektedir:"Allah, iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar" âyeti, kabir azabı

    (sorgusu) hakkında indi. Ölüye kabirde; "Senin Rabbin kim?" diye sorulur. O da;

    "Rabbim Allah'tır, Peygamberim Muhammed (s.a.s.)'dir" diye cevap verir. İşte mü'min

    ölünün böyle cevabı; "Allah iman edenleri sâbit söz ile dünya hayatında ve ahirette

    metanetli kılar" meâlindeki âyetin ifadesidir (İbn Mace, Zühd, 32; Ayrıca bk. Buhari,

    Tefsîr, Sûre, 14).Bu hadis, kütübü sittenin hepsinde rivayet edilmiştir. Bazı

    rivayetlerde kabirde ölüye sorulan sorular; "Rabbin kimdir, dinin nedir, peygamberin

    kimdir?" diye üçe çıkarılmıştır."Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet

    çattığı gün; Fir'avn'ın adamlarını azabın en ağırına sokun, denir" (el-Mü'min,

    40/46) âyetinin de kabir suali ve kabir azabı ile ilgili olduğu tefsir kitaplarında

    belirtilmiştir (İbn Kesîr, "Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm", 40/46. âyetin tefsîri).Münker ve

    Nekir'in kabirdeki sorularıyla ilgili pek çok hadis varid olmuştur. Bu ahad haberler,

    lafızları itibariyle tevâtür derecesine ulaşmamışlarsa da, bu konudaki hadislerin

    çokluğu, konuyu manevî mütevâtir derecesine yükseltir (Haşiyetü'l-Kesteli alâ Şerhi'l-

    Akâid, İstanbul 1973, 133, 134).Bu hadislerin bir kısmında ölünün sorguya

    çekileceğinden söz edilmekte, ancak herhangi bir melekten bahsedilmemektedir:"Ölü

    mezara konulur. Salih kişi kabrinde endişesiz ve korkusuz oturtulur. Sonra ona;

    "Hangi dinde idin?"diye sorulur. O; "Ben İslâm dininde idim" diye cevap verir. Sonra

    ona; "Şu adam (Rasûlüllah, s.a.s.) kimdir?" diye sorulur. O da; "Muhammed (s.a.s.),

    Allah'ın Rasûlüdür. O, bize Allah katından apaçık âyetler getirdi; biz de O'nu

    doğruladık" diye cevap verir. Daha sonra bu ölüye; "Sen Allah'ı gördün mü? diye

    sorulur. O da "Hiçbir kimse Allah'ı görmeye lâyık değildir" diye cevap verir. Bu soru

    ve cevaplardan sonra onun için ateş tarafına bir pencere açılır. Ölü ona bakarak ateş

    alevlerinin birbirini kırıp yenmeye çalıştığını görür. Sonra ona; "Allah'ın seni koruduğu

    ateşe bak" denir. Daha sonra onun için Cennet tarafına bir pencere açılır. O da bu

    defa Cennetin süsüne ve nimetlerine bakar. Kendisine; "İşte bu yer senin

    makamındır" denildikten sonra; "Sen samimi iman üzerinde idin, bu sağlam iman

    üzerinde öldün ve inşallah iman üzerinde dirileceksin" denir" (İbn Mace, Zühd, 32)

    Görüldüğü gibi yukardaki hadiste herhangi bir melekten söz edilmemekte, mücerred

    olarak kabir suali zikredilmektedir. Başka bir hadiste ise ölüyü sorguya çekecek

    olanın bir melek olduğu belirtilmekte ancak isminden bahsedilmemektedir:"Bu ümmet

    kabirlerinde imtihan edilecek. İnsan defnedilip arkadaşları ondan ayrılınca, elinde

    topuzla bir melek gelerek onu oturtur ve; " Rasûlüllah hakkında ne dersin "? diye

    sorar. Kişi mü'min ise; "Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)'in,

    Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet ederim" diye cevap verir. Melek de ona;

    "Doğru söyledin" der..." (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, III, 3, 40).Daha önce geçen Ebu

    Hüreyre hadisinde iki sorgu meleğinden söz edilmekte ve birinin adının Münker,

    diğerinin de Nekir olduğu beyan edilmektedir.Ehl-i Sünnet'e göre Münker ve Nekir'in

    kabirde ölüyü sorguya çekmeleri haktır. Kabrin sıkması ve azabı haktır. Bu bütün

    kâfirler ve asi bazı mü'minler için olan bir şeydir (İmam Azam, "Fıkh-ı Ekber", trc. H.

    Basrî Çantay, Ankara 1985, s. 14).Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, ölüyü defnettikten

    sonra; " Kardeşiniz için Allah'tan mağfiret dileyiniz, çünkü o, şu anda sorguya

    çekilmektedir" buyurmuşlardır (Ebu Davud, Cenâiz. 67; es-Sâbûnî, "el-Bidâye Fi

    Usûli'd-Dîn ", Nşr. B. Topaloğlu, Dımaşk 1979 s. 97).

    Kuranda görevleri ve isimleri açıkça geçmeyen bu melekler hakkında

    söylenenler,rivayetler ne kadar doğrudur...

    Kuranda bahsedilmeyen meleklere bu tür isimler vermek doğru mudur?

    Yada Kuranda zikredilmediği için böyle bir melek ve sorgu olayına inanmamak

    günah mıdır?


    Benzer Konular

    - Bir kimse öldüğünde Münker ve Nekir melekleri gelerek ona Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve on

    - Münker ve nekir melekleri ve kabır azabı

    - Münker ve nekir melekleri sadece bu ümmeti mi sorguya çekerler, yoksa bu sorgulama diğer ümmetler îç

    - Hz. Ömer (r.a) kabrine koyulduktan sonra münker ve nekir melekleri

    - Münker ve nekir

  3. 02.Mart.2009, 22:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Münker - Nekir Melekleri




    Peygamberimiz (sav)'in bize bıtraktığı iki emanet / İki temel kaynağımız var Kurân ve Sünnet. bu yeter sanırım. Herşey Kur'anda geçmeyebilir.


  4. 02.Mart.2009, 22:35
    2
    Moderatör



    Peygamberimiz (sav)'in bize bıtraktığı iki emanet / İki temel kaynağımız var Kurân ve Sünnet. bu yeter sanırım. Herşey Kur'anda geçmeyebilir.





+ Yorum Gönder