Konusunu Oylayın.: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"
  1. 01.Mart.2009, 19:42
    1
    אור
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Şubat.2009
    Üye No: 46864
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"






    Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak" Mumsema Okuduğum makalelerde yada bana söylenen sözlerde kadının şahitliği hususu onun

    duygusal olması vs gibi nedenlere bağlanıyor.ancak kuranda apaçık “unutmak”

    geçiyor.Aradan yıllar mı geçmiş ki kadın unutuveriyor?. “Bazen kadınlar şahitlik

    yapacağı meselede kıskanç davranabilir, rekabet hissi baskın gelebilir.” Deniliyor

    ancak aynı şey erkek için de geçerlidir. “İslam hukuku, zina, içki ve hırsızlık gibi

    had cezalarını gerektiren suçlarda ve kısas gibi cezalarda kadını muaf tutmuş,

    onun şahitliğini kabul etmemiştir. Bu davalardan zina cezasında dört erkeğin,

    diğerlerinde ise iki erkeğin şahitliğini esas almıştır. Alış-veriş, ticaret, nikah,

    talak gibi muamelata giren davalarda ise iki erkek yoksa, bir erkekle iki kadının

    şahitliğini şart koşmuştur. Fakat erkeklerin vakıf olamayacağı, bekaretin tespiti,

    doğum anında anne ve çocukla ilgili vuku bulacak hallerde, süt kardeşliğinin

    tespiti gibi meselelerde tek kadının şahitliği de kafi gelmektedir. Hatta, Hz. Ömer

    boşanma hadisesinde bile bir kadının şahitliğini kafi görmüştür. Çünkü şahitlikte

    asıl mesele hakkın zayi olmaması, adalete gölge düşürülmemesi, hakkın tecelli

    etmesidir. Had cezalarında ve kısasta kadının şahitliğine müracaat

    edilmemesinin bir hikmeti, bu çeşit meselelerde en ufak bir şüpheye mahal

    verilmemesi hassasiyetidir. Çünkü kısas gibi bir davada eksik bir beyanla, bir

    hak zayi olabilecek veya bir insanın kısas edilmesi söz konusu olacaktır.

    Kadınlardaki unutkanlık ve hislerine mağlup olmak gibi bir arıza bu meseleye

    gölge düşürebilir.” Deniliyor .bekaretin tespiti konusu anlaşıla bilirdir ancak

    diğerleri..zira bunlar erkek içinde geçerlidir ve hep ''olabilirli- olasılıklı''konuşuluyor

    bu durumlarda.şu da var ki kadın eğer duygusuna yönelik yanlış karar verip de o

    kişinin ölümüne sebeb olursa..bir erkek de hırsına yenilip,yalan şahitlikle pek ala aynı

    günaha düşer.ayrıca diğer hususlarda tek kadının şahitliği kafi denilir ancak bu

    sırada bile kadın o meşhur duygularıyla yanlış bilgi verebilir.

    O zaman bu hususu daha başka nasıl izah edebiliriz?

    Unutmak nasıl bi unutmaktır?Ne kastedilmiştir?

    Aradan epeyce bir zaman mı geçmiştir ki unutma gerçekleşsin?

    Yada kadınlar bu kadar mı unutkandırlar da hemencecik unutu veriyorlar?







  2. 01.Mart.2009, 19:42
    1
    Emekli



    Okuduğum makalelerde yada bana söylenen sözlerde kadının şahitliği hususu onun

    duygusal olması vs gibi nedenlere bağlanıyor.ancak kuranda apaçık “unutmak”

    geçiyor.Aradan yıllar mı geçmiş ki kadın unutuveriyor?. “Bazen kadınlar şahitlik

    yapacağı meselede kıskanç davranabilir, rekabet hissi baskın gelebilir.” Deniliyor

    ancak aynı şey erkek için de geçerlidir. “İslam hukuku, zina, içki ve hırsızlık gibi

    had cezalarını gerektiren suçlarda ve kısas gibi cezalarda kadını muaf tutmuş,

    onun şahitliğini kabul etmemiştir. Bu davalardan zina cezasında dört erkeğin,

    diğerlerinde ise iki erkeğin şahitliğini esas almıştır. Alış-veriş, ticaret, nikah,

    talak gibi muamelata giren davalarda ise iki erkek yoksa, bir erkekle iki kadının

    şahitliğini şart koşmuştur. Fakat erkeklerin vakıf olamayacağı, bekaretin tespiti,

    doğum anında anne ve çocukla ilgili vuku bulacak hallerde, süt kardeşliğinin

    tespiti gibi meselelerde tek kadının şahitliği de kafi gelmektedir. Hatta, Hz. Ömer

    boşanma hadisesinde bile bir kadının şahitliğini kafi görmüştür. Çünkü şahitlikte

    asıl mesele hakkın zayi olmaması, adalete gölge düşürülmemesi, hakkın tecelli

    etmesidir. Had cezalarında ve kısasta kadının şahitliğine müracaat

    edilmemesinin bir hikmeti, bu çeşit meselelerde en ufak bir şüpheye mahal

    verilmemesi hassasiyetidir. Çünkü kısas gibi bir davada eksik bir beyanla, bir

    hak zayi olabilecek veya bir insanın kısas edilmesi söz konusu olacaktır.

    Kadınlardaki unutkanlık ve hislerine mağlup olmak gibi bir arıza bu meseleye

    gölge düşürebilir.” Deniliyor .bekaretin tespiti konusu anlaşıla bilirdir ancak

    diğerleri..zira bunlar erkek içinde geçerlidir ve hep ''olabilirli- olasılıklı''konuşuluyor

    bu durumlarda.şu da var ki kadın eğer duygusuna yönelik yanlış karar verip de o

    kişinin ölümüne sebeb olursa..bir erkek de hırsına yenilip,yalan şahitlikle pek ala aynı

    günaha düşer.ayrıca diğer hususlarda tek kadının şahitliği kafi denilir ancak bu

    sırada bile kadın o meşhur duygularıyla yanlış bilgi verebilir.

    O zaman bu hususu daha başka nasıl izah edebiliriz?

    Unutmak nasıl bi unutmaktır?Ne kastedilmiştir?

    Aradan epeyce bir zaman mı geçmiştir ki unutma gerçekleşsin?

    Yada kadınlar bu kadar mı unutkandırlar da hemencecik unutu veriyorlar?







    Benzer Konular

    - Yatsı namazından sonra "Amenerresulü"yü okuyorum. Bundan sonra "Va'fü anna" keli

    - Yatsı namazının ilk sünnetinde, ka'de-i uladan ayağa kalkınca "Sübhaneke", "Euzü"

    - Kâdı Beydâvî, "ben gaybı da bilmem" ayetini "bana vahiy edilmedikçe ve kendisine bir

    - Namazda tekbir getirirken "Allah" lafzındaki "A" harfini ve Ekber kelimesindeki

    - Namazlarda tesbihlerde "nuru cemali" ifadesi kullanılıyor, bazı şiir veya eserlerde "

  3. 01.Mart.2009, 21:21
    2
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"




    İslâm Hukukunda şahitlikte genellikle iki kadın bir erkek yerini tut­maktadır. Bu belki ilk bakışta ferdin mantığına ters düşer ya da onunla uyum sağlayamaz gibi görünür. Fakat kadının psikolojik yapısı incelen­diğinde getirilen hukukî ölçünün ne kadar yerinde olduğu kendiliğinden anlaşılır:

    a) Kadın erkeğe nisbetle daha duyguludur. Duygusallık ve duyarlık normalin üstünde olunca aklın ve zekânın normal çalışmasını ve olayları bütün incelikleriyle kavrayabilmelerini engeller. Hafızaya da sağlam bir kayıt iletmez.

    b) Kadının erkekler arasına girip durum alması, bir anda zihninde tasarladığı hayale kapılıp olayı ona göre değerlendirebilir. Böylece şahit olarak tutulduğu olayı objektif olarak görüp kavraması zorlaşır.

    c) Az heyecan kadının zihnini karıştırabilir ve bu nedenle olayı bir blok halinde bütünüyle görür, fakat nüanslarını ayırt edemez veya etmeyebilir.

    d) Hele bir de kadın, kocasıyla bir tartışmada bulunmuş, komşusuy­la biraz tartışmış, yada küçük yavrusunu evde tek veya hasta bırakmışsa, onun şahit tutulduğu konuya ne kadar ilgi duyacağını anlatmaya gerek yoktur. Kadının bu durumda bütünüyle hisleri faal haldedir; kalbi ve ka­fası konudan çok hissiyle bağlı kaldığı olaylarla meşguldür. Yani birinci konuya karşı daha çok duyarlıdır. İkinci konuya ya tamamen ilgisiz ya da kısmen ilgisizdir.

    e) Kitleler Psikolojisi adlı eserde GUSTAVE LE BON, kadın psikolo­jisi hakkında diyor ki:

    "Kitle hislerinin aşırılığı ve sadeliği, onları şüpheden ve kararsızlık­tan uzak bulundurur. Kadınlar gibi, kitleler de hemen büyük ifratlara (aşı­rılıklara) giderler. Ortaya atılan herhangi bir şüphe derhal münakaşa ka­bul etmez bir gerçeğe çevrilir." [Kitleler Psikolojisi: 55/1969]

    Bir başka yerde de şöyle yazıyor:
    "Şu noktaya dikkat edilmelidir ki, bu gibi yanlış teşhisler genellikle kadınlar ve çocuklar gibi daha çok te'sir altında kalanlar tarafından ya­pılmaktadır." [Kitleler Psikolojisi: 51/1969]

    İşte bu ve başka nedenlerle İslâm Dini ve onun kendine has hukukî sistemi, şahitlik konusunda iki kadını bir erkek yerine koymuştur. [Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri]

    Erkeklerle birlik­te kadınların şahitliğinin kabulü ancak hadler (cezalar) ve kısas dışındaki konularla alâkalıdır. [Nesefî Tefsiri]

    Bir erkeğe karşılık iki kadının şâhid gösterilmesi, kadınların erkeklere nisbetle, umumiyetle, zayıf yaratılmış olmaları dolayısıyledir. Bu sebepledir ki, kadınlarda unutkanlık ve hataya düşme ihtimali erkeklere nisbetle daha fazladır. Bazı kadınların erkeklerden üstün oldukları ve bazı sahalarda başarı sağladıkları görülse bile, bunun umumî kaideyi değiştirmesi mümkün değildir.

    Nitekim âyet-i kerîme'de bu hususa işaret edilerek "birinin unutması veya hataya düşmesi halinde, diğerinin ona hatırlatması ve hatasını düzeltmesi için" iki kadın şâhid tutulması bildirilmiştir. Bu ise, kadınlardan birinin şehâdetinin, ancak diğerinin şehâdetiyle tamamlanacağı manâsındadır. [Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu, Kur’an-ı Kerim Meal ve Tefsiri, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları]


    İslâm'ın getirdiği hiçbir hüküm göremezsiniz ki, ya ferdin kişisel ıslahını ya da toplumun ıslahını ilgilendirmesin. İslam'ın hükümleri, insanları en ileri seviyeye taşıyacak olan yegane hükümlerdir. "Allah'tan güzel hüküm sahibi var mıdır?"

    vesselam, veddua...


  4. 01.Mart.2009, 21:21
    2
    DeLi MoLLa



    İslâm Hukukunda şahitlikte genellikle iki kadın bir erkek yerini tut­maktadır. Bu belki ilk bakışta ferdin mantığına ters düşer ya da onunla uyum sağlayamaz gibi görünür. Fakat kadının psikolojik yapısı incelen­diğinde getirilen hukukî ölçünün ne kadar yerinde olduğu kendiliğinden anlaşılır:

    a) Kadın erkeğe nisbetle daha duyguludur. Duygusallık ve duyarlık normalin üstünde olunca aklın ve zekânın normal çalışmasını ve olayları bütün incelikleriyle kavrayabilmelerini engeller. Hafızaya da sağlam bir kayıt iletmez.

    b) Kadının erkekler arasına girip durum alması, bir anda zihninde tasarladığı hayale kapılıp olayı ona göre değerlendirebilir. Böylece şahit olarak tutulduğu olayı objektif olarak görüp kavraması zorlaşır.

    c) Az heyecan kadının zihnini karıştırabilir ve bu nedenle olayı bir blok halinde bütünüyle görür, fakat nüanslarını ayırt edemez veya etmeyebilir.

    d) Hele bir de kadın, kocasıyla bir tartışmada bulunmuş, komşusuy­la biraz tartışmış, yada küçük yavrusunu evde tek veya hasta bırakmışsa, onun şahit tutulduğu konuya ne kadar ilgi duyacağını anlatmaya gerek yoktur. Kadının bu durumda bütünüyle hisleri faal haldedir; kalbi ve ka­fası konudan çok hissiyle bağlı kaldığı olaylarla meşguldür. Yani birinci konuya karşı daha çok duyarlıdır. İkinci konuya ya tamamen ilgisiz ya da kısmen ilgisizdir.

    e) Kitleler Psikolojisi adlı eserde GUSTAVE LE BON, kadın psikolo­jisi hakkında diyor ki:

    "Kitle hislerinin aşırılığı ve sadeliği, onları şüpheden ve kararsızlık­tan uzak bulundurur. Kadınlar gibi, kitleler de hemen büyük ifratlara (aşı­rılıklara) giderler. Ortaya atılan herhangi bir şüphe derhal münakaşa ka­bul etmez bir gerçeğe çevrilir." [Kitleler Psikolojisi: 55/1969]

    Bir başka yerde de şöyle yazıyor:
    "Şu noktaya dikkat edilmelidir ki, bu gibi yanlış teşhisler genellikle kadınlar ve çocuklar gibi daha çok te'sir altında kalanlar tarafından ya­pılmaktadır." [Kitleler Psikolojisi: 51/1969]

    İşte bu ve başka nedenlerle İslâm Dini ve onun kendine has hukukî sistemi, şahitlik konusunda iki kadını bir erkek yerine koymuştur. [Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri]

    Erkeklerle birlik­te kadınların şahitliğinin kabulü ancak hadler (cezalar) ve kısas dışındaki konularla alâkalıdır. [Nesefî Tefsiri]

    Bir erkeğe karşılık iki kadının şâhid gösterilmesi, kadınların erkeklere nisbetle, umumiyetle, zayıf yaratılmış olmaları dolayısıyledir. Bu sebepledir ki, kadınlarda unutkanlık ve hataya düşme ihtimali erkeklere nisbetle daha fazladır. Bazı kadınların erkeklerden üstün oldukları ve bazı sahalarda başarı sağladıkları görülse bile, bunun umumî kaideyi değiştirmesi mümkün değildir.

    Nitekim âyet-i kerîme'de bu hususa işaret edilerek "birinin unutması veya hataya düşmesi halinde, diğerinin ona hatırlatması ve hatasını düzeltmesi için" iki kadın şâhid tutulması bildirilmiştir. Bu ise, kadınlardan birinin şehâdetinin, ancak diğerinin şehâdetiyle tamamlanacağı manâsındadır. [Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu, Kur’an-ı Kerim Meal ve Tefsiri, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları]


    İslâm'ın getirdiği hiçbir hüküm göremezsiniz ki, ya ferdin kişisel ıslahını ya da toplumun ıslahını ilgilendirmesin. İslam'ın hükümleri, insanları en ileri seviyeye taşıyacak olan yegane hükümlerdir. "Allah'tan güzel hüküm sahibi var mıdır?"

    vesselam, veddua...


  5. 02.Mart.2009, 21:50
    3
    אור
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Şubat.2009
    Üye No: 46864
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"

    Cevap için teşekkürler.verilen cevap daha önceki karşılaştığım cevapların aynısıdır

    ve onların iki cins için de geçerli olduğu malumdur.Demek ki “unutmak” dan kasıt

    duygusallık,heyecen vs imiş.Peki Gustave Le Bon bu kanıya nereden varmıştır,kendi

    gözlemimidir yoksa kabul edilmiş bir gerçek midir?


  6. 02.Mart.2009, 21:50
    3
    Emekli
    Cevap için teşekkürler.verilen cevap daha önceki karşılaştığım cevapların aynısıdır

    ve onların iki cins için de geçerli olduğu malumdur.Demek ki “unutmak” dan kasıt

    duygusallık,heyecen vs imiş.Peki Gustave Le Bon bu kanıya nereden varmıştır,kendi

    gözlemimidir yoksa kabul edilmiş bir gerçek midir?


  7. 03.Mart.2009, 17:09
    4
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"

    Alıntı
    Cevap için teşekkürler.verilen cevap daha önceki karşılaştığım cevapların aynısıdır

    ve onların iki cins için de geçerli olduğu malumdur.Demek ki “unutmak” dan kasıt

    duygusallık,heyecen vs imiş.
    Kardeşim farklı olarak ne bekliyorsunuz anlayamadım. Daha nasıl anlatılabilir?

    Beklediğiniz cevap; "İslam, kadını hor görür, ona değer vermez" gibi bir cevapsa, bunu duyamayacağınızı belirtmek isterim. İslam, kadına değer vermese idi, Allah'ın evinin(Beytullah'ın) yanı başına bir cariye kadının kabirin koymazdı. Evet, Hacer validemizden bahsediyorum, Allah(cc) onun kabrini kendi evinin yanına koymuştur. İslam kadını aşağıların aşağısından alır, en yukarı seviyelere çıkartır. Ancak bunu birilerinin altına atarak ya da vücudunu pazarlatıp azgınların ağız sularını döktürterek değil; fıtratına yakışan iffeti ile yapar.

    İnsanlar eşittir; kadın-erkek farketmez. Her birey Allah'ın emir ve yasaklarına aynı oranda muhatabtır. Ancak yaratılıştan gelen bazı farklılıklar vardır. Kadın bazı şeylerde eksik olduğu gibi, erkek de bazı şeylerde eksi ktir. Ve bu eksiklikleri ile de, birbirlerini tamamlamalarını istemiştir Rabbimiz. İslam'da evliliğin yegane amaçlarından biri de budur.

    Alıntı
    Peki Gustave Le Bon bu kanıya nereden varmıştır,kendi

    gözlemimidir yoksa kabul edilmiş bir gerçek midir?
    Kendisiyle görüşme imkanım olmadı kardeşim...

    Kendi gözlemi de olsa bir gerçekliktir...

    Allah'a emanetsiniz.

    vesselam...


  8. 03.Mart.2009, 17:09
    4
    DeLi MoLLa
    Alıntı
    Cevap için teşekkürler.verilen cevap daha önceki karşılaştığım cevapların aynısıdır

    ve onların iki cins için de geçerli olduğu malumdur.Demek ki “unutmak” dan kasıt

    duygusallık,heyecen vs imiş.
    Kardeşim farklı olarak ne bekliyorsunuz anlayamadım. Daha nasıl anlatılabilir?

    Beklediğiniz cevap; "İslam, kadını hor görür, ona değer vermez" gibi bir cevapsa, bunu duyamayacağınızı belirtmek isterim. İslam, kadına değer vermese idi, Allah'ın evinin(Beytullah'ın) yanı başına bir cariye kadının kabirin koymazdı. Evet, Hacer validemizden bahsediyorum, Allah(cc) onun kabrini kendi evinin yanına koymuştur. İslam kadını aşağıların aşağısından alır, en yukarı seviyelere çıkartır. Ancak bunu birilerinin altına atarak ya da vücudunu pazarlatıp azgınların ağız sularını döktürterek değil; fıtratına yakışan iffeti ile yapar.

    İnsanlar eşittir; kadın-erkek farketmez. Her birey Allah'ın emir ve yasaklarına aynı oranda muhatabtır. Ancak yaratılıştan gelen bazı farklılıklar vardır. Kadın bazı şeylerde eksik olduğu gibi, erkek de bazı şeylerde eksi ktir. Ve bu eksiklikleri ile de, birbirlerini tamamlamalarını istemiştir Rabbimiz. İslam'da evliliğin yegane amaçlarından biri de budur.

    Alıntı
    Peki Gustave Le Bon bu kanıya nereden varmıştır,kendi

    gözlemimidir yoksa kabul edilmiş bir gerçek midir?
    Kendisiyle görüşme imkanım olmadı kardeşim...

    Kendi gözlemi de olsa bir gerçekliktir...

    Allah'a emanetsiniz.

    vesselam...


  9. 03.Mart.2009, 17:24
    5
    ene-zerre
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Eylül.2008
    Üye No: 33916
    Mesaj Sayısı: 187
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"

    Mevzuda ne kadar Ali Bulaç zikredilse de bu görüşte olan herkese şamildir ve bunun bazı hikmetini açıklıyor:



    İzliyemeyenler bu proğramı kurup sorunu çözebilirler..

    http://rapidshare.com/files/141018017/Youtubea_gir.rar



  10. 03.Mart.2009, 17:24
    5
    Devamlı Üye
    Mevzuda ne kadar Ali Bulaç zikredilse de bu görüşte olan herkese şamildir ve bunun bazı hikmetini açıklıyor:



    İzliyemeyenler bu proğramı kurup sorunu çözebilirler..

    http://rapidshare.com/files/141018017/Youtubea_gir.rar



  11. 03.Mart.2009, 17:49
    6
    אור
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Şubat.2009
    Üye No: 46864
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"

    Kardeşim farklı olarak ne bekliyorsunuz anlayamadım. Daha nasıl anlatılabilir?

    Aynı cevap dememdeki kasıt; "unutmanın" aynı şekilde açıklanmasıydı.İslamın

    kadınlara kötü bir şey demesini beklemedim.İslamın kadını bir yerden aldığı doğrudur

    ancak diğeri tartışılır.Zira size göre haksızlık olmayan şeyler bazısına haksızlık olarak

    gelebilir.Bunu tartışmak yersiz.Ancak değişik bir cevap arama yada bekleme sebebim

    "unutmanın" yorumunun erkek için de geçerli olabilecek yönlerinin olmasıdır.Cevap

    kadının psikolajisi yada heyecan durumunda verdiği yanlış kararlar ise diyorum ki bu

    bir erkek içinde olan şeylerdir.Kaldı ki her kadının da aynı tepkiyi vermesi

    düşünülemez.Daha da ileri gidersek bazı kadınlar bazı erkeklere göre daha sakin yada

    olaylara soğukkanlılıkla bakabilen insanlardır.Ve de bu söylediklerimiz hep "olabilirli-

    olasılıklı" şeylerdir.İşte onun için bu cevaplardan başka bir cevap var mıdır diye

    beklemiştim.Bir de Kuranda geçen "unutmak" sözü akla ilk manasıyla geliyor ve acaba

    ikinci,üçüncü anlamlarıyla mı kullanılmıştır diye düşündüğüm de "unutmak" sözü ile

    verilen cevaplar arasında bir anlam ilişkisi kurulamıyor.İnsan yorum yapar ama bu

    kesin doğru olmaya bilir,o yüzden belki verilen cevaplar insan düşüncesi olduğundan

    hatalı olabilirdi diye düşünerek öyle sormuştum.Ama aynı cevap geldi,demek ki bu

    herkesce kabul görmüş bir cevaptır diyorum.Bilemiyorum belki Arapça'nın Türkçeye

    tercümesindendir.Unutmak yerine belki daha açıklayıcı bir kelime bulunamamıştır.

    Çünkü dediğim gibi unutmak deyince,o kadar çok zaman mı geçmiş acaba ki

    unutuvermiş diyorum.



    Bana kızmadınız umarım,amacım islamı kötülemek değil.Aklımda zerre kadar şüphe

    bırakmadan iman etmektir.Bazıları "sorma inan" derler ama bu şekilde kendimi

    kandırırım,çünkü cevap bulamassam iman gerçek bir iman olmazdı.aklımda hep

    "acaba"lar ile nasıl şüphesiz inana bilirim değil mi?




  12. 03.Mart.2009, 17:49
    6
    Emekli
    Kardeşim farklı olarak ne bekliyorsunuz anlayamadım. Daha nasıl anlatılabilir?

    Aynı cevap dememdeki kasıt; "unutmanın" aynı şekilde açıklanmasıydı.İslamın

    kadınlara kötü bir şey demesini beklemedim.İslamın kadını bir yerden aldığı doğrudur

    ancak diğeri tartışılır.Zira size göre haksızlık olmayan şeyler bazısına haksızlık olarak

    gelebilir.Bunu tartışmak yersiz.Ancak değişik bir cevap arama yada bekleme sebebim

    "unutmanın" yorumunun erkek için de geçerli olabilecek yönlerinin olmasıdır.Cevap

    kadının psikolajisi yada heyecan durumunda verdiği yanlış kararlar ise diyorum ki bu

    bir erkek içinde olan şeylerdir.Kaldı ki her kadının da aynı tepkiyi vermesi

    düşünülemez.Daha da ileri gidersek bazı kadınlar bazı erkeklere göre daha sakin yada

    olaylara soğukkanlılıkla bakabilen insanlardır.Ve de bu söylediklerimiz hep "olabilirli-

    olasılıklı" şeylerdir.İşte onun için bu cevaplardan başka bir cevap var mıdır diye

    beklemiştim.Bir de Kuranda geçen "unutmak" sözü akla ilk manasıyla geliyor ve acaba

    ikinci,üçüncü anlamlarıyla mı kullanılmıştır diye düşündüğüm de "unutmak" sözü ile

    verilen cevaplar arasında bir anlam ilişkisi kurulamıyor.İnsan yorum yapar ama bu

    kesin doğru olmaya bilir,o yüzden belki verilen cevaplar insan düşüncesi olduğundan

    hatalı olabilirdi diye düşünerek öyle sormuştum.Ama aynı cevap geldi,demek ki bu

    herkesce kabul görmüş bir cevaptır diyorum.Bilemiyorum belki Arapça'nın Türkçeye

    tercümesindendir.Unutmak yerine belki daha açıklayıcı bir kelime bulunamamıştır.

    Çünkü dediğim gibi unutmak deyince,o kadar çok zaman mı geçmiş acaba ki

    unutuvermiş diyorum.



    Bana kızmadınız umarım,amacım islamı kötülemek değil.Aklımda zerre kadar şüphe

    bırakmadan iman etmektir.Bazıları "sorma inan" derler ama bu şekilde kendimi

    kandırırım,çünkü cevap bulamassam iman gerçek bir iman olmazdı.aklımda hep

    "acaba"lar ile nasıl şüphesiz inana bilirim değil mi?




  13. 03.Mart.2009, 18:37
    7
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Kadı'nın şahitliği mevzusu ve "unutmak"

    Değerli kardeşim. Sorgulayıcı olman takdire şayandır. Ancak, vesveseye kapılmamanı da tavsiye ederim.

    Son birşey söyleyelim bu konuyla alakalı.

    Bahsi geçen konu ile ilgili şu hadis de delil alınmıştır: "... İki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine eşit tutulması onun akıl noksanlığını gösterir..." (Müslim, İman 132)

    Akıl Arapça’da; bilgi manasına da gelir. Akıl noksanlığı, bilgi noksanlığıdır. Kişinin bilmediği bir konuda şahitlik yapması zor olur. Çünkü onu gereği gibi kavrayamaz. Bu da şüpheye sebep olur. Kadınlar, genel olarak, borç doğuran hukuki ilişkilere ilgi duymazlar. Bu sebeple o konudaki bilgileri eksik olur. Dolayısıyla hadis, Bakara 282’ye açıklık getirmiş olur. Çünkü kişi, iyi bilmediği bir konuda, gördüğü ve duyduğu şeylerin hangisinin esasla, hangisinin ayrıntı ile ilgili olduğunu anlayamaz, kolayca yanılabilir.


    Bu da bir yorumdur. Kabul edilir, edilmez; herkesin anlayışına kalmıştır.

    Allah'a emanet olunuz.

    vesselam..


  14. 03.Mart.2009, 18:37
    7
    DeLi MoLLa
    Değerli kardeşim. Sorgulayıcı olman takdire şayandır. Ancak, vesveseye kapılmamanı da tavsiye ederim.

    Son birşey söyleyelim bu konuyla alakalı.

    Bahsi geçen konu ile ilgili şu hadis de delil alınmıştır: "... İki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine eşit tutulması onun akıl noksanlığını gösterir..." (Müslim, İman 132)

    Akıl Arapça’da; bilgi manasına da gelir. Akıl noksanlığı, bilgi noksanlığıdır. Kişinin bilmediği bir konuda şahitlik yapması zor olur. Çünkü onu gereği gibi kavrayamaz. Bu da şüpheye sebep olur. Kadınlar, genel olarak, borç doğuran hukuki ilişkilere ilgi duymazlar. Bu sebeple o konudaki bilgileri eksik olur. Dolayısıyla hadis, Bakara 282’ye açıklık getirmiş olur. Çünkü kişi, iyi bilmediği bir konuda, gördüğü ve duyduğu şeylerin hangisinin esasla, hangisinin ayrıntı ile ilgili olduğunu anlayamaz, kolayca yanılabilir.


    Bu da bir yorumdur. Kabul edilir, edilmez; herkesin anlayışına kalmıştır.

    Allah'a emanet olunuz.

    vesselam..





+ Yorum Gönder