Konusunu Oylayın.: Firavunun cesedi hakkındaki ayet hangisi?

5 üzerinden 4.30 | Toplam : 10 kişi
Firavunun cesedi hakkındaki ayet hangisi?
  1. 14.Şubat.2009, 20:05
    1
    pckoloji
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Aralık.2008
    Üye No: 44409
    Mesaj Sayısı: 16
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Firavunun cesedi hakkındaki ayet hangisi?






    Firavunun cesedi hakkındaki ayet hangisi? Mumsema kuranda bir ayet varmış firavunla ilgili ve onun cesedi kum tepesi üstündeymiş,nedeni ise insanlara ibret olması için orada bırakılmış.arkeologlar aynen kuranın dediği gibi bir yerde ceset bulmuşlar secde vazıyetinde imiş.insanlar onun kuranda bahsedildiği firavun olduğunu düşünürken aslında bu cesetlerden sadece bir tane değil de çok fazla olduğu anlaşılmış.bu doğru mudur?


  2. 14.Şubat.2009, 20:05
    1
    Üye



    kuranda bir ayet varmış firavunla ilgili ve onun cesedi kum tepesi üstündeymiş,nedeni ise insanlara ibret olması için orada bırakılmış.arkeologlar aynen kuranın dediği gibi bir yerde ceset bulmuşlar secde vazıyetinde imiş.insanlar onun kuranda bahsedildiği firavun olduğunu düşünürken aslında bu cesetlerden sadece bir tane değil de çok fazla olduğu anlaşılmış.bu doğru mudur?


    Benzer Konular

    - Zeyd bin harise hakkında inen ayet hangisi?

    - Devlet memuruna verilen hediyelerin hangisi rüşvete girer hangisi girmez?

    - Firavunun Cesedi

    - Firavunun 3000 yıllık ibretlik secde eden cesedi

    - 3000 Yıllık Firavunun Cesedi

  3. 14.Şubat.2009, 20:41
    2
    Osmanlı Torunu
    Allah yar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Kasım.2008
    Üye No: 40282
    Mesaj Sayısı: 428
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 21
    Bulunduğu yer: Üsküp,Makedonya

    --->: firavunun cesedi?




    firavunun cesedi.jpg

    iste resimde ayettende bahsedio umarim yardimci olmusumdur kardes


  4. 14.Şubat.2009, 20:41
    2
    Allah yar



    firavunun cesedi.jpg

    iste resimde ayettende bahsedio umarim yardimci olmusumdur kardes


  5. 14.Şubat.2009, 21:28
    3
    özgün
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Şubat.2009
    Üye No: 46692
    Mesaj Sayısı: 17
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: firavunun cesedi?

    çok ilginçti allah razı olsun kardeş....


  6. 14.Şubat.2009, 21:28
    3
    Devamlı Üye
    çok ilginçti allah razı olsun kardeş....


  7. 15.Şubat.2009, 15:19
    4
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: firavunun cesedi?

    bu resime kaynak gösterilen ayet ve tefsirlerini veriyorum ama resmin firavuna ait olupolmadığını bilemiyoruz.
    ____________________

    Yunus Süresi 91-92

    “İsrâil oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla artlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: “İsrâil oğullarının inandığından başka ilâh olmadığına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım” dedi.”

    İşte şu anda dünyanın en büyük olaylarından birisi gerçekleşecekti. Şu okuduğum âyetlerde ortaya konulan hadise Kur’an’ın anlattığı çağlardan, zaman dilimlerinden birisinin bitip bir başka çağın başlangıç hadisesidir. Kur’an-ı Kerîm Hz. Âdem’le başlayan insanlık tarihinin bu âyetle anlatılan Hz. Musâ ve beraberindeki Müslümanların denizi sağ salim karşıya geçip Firavun oğullarının denizde boğulması ve ondan sonra Musâ (a.s)’a Tevrat’ın verilmesine kadar ki zamana “Gurûn’ul ûlâ” ve bu hadiseyle başlayan ve Rasulullah efendimize Kur’an-ı Kerîmin gönderileceği zamana kadar geçen döneme de “Gurûn’ul vüstâ”der.

    Evet dünyanın birinci döneminin bitip ikinci döneminin başlayacağı bir hadise gerçekleşiyordu. Rabbimiz peygamberini ve onun safında yer alan mü’minleri savaşa sokmadan, onları hiç bir eziyete sokmadan gözlerinin önünde düşmanlarını helâk edecekti. Düşmanları karşısında uzun bir mücâdele sürecini yaşamış, bıkıp usanmadan Firavun ve hempaları karşısında Allah’ın istediği direnci göstermişlerdi. Erkek evlâtlarının öldürülmesinden kızlarının hayasızlaştırılmasına varıncaya kadar en kötü işlerde işkenceler altında köle olarak çalıştırılmalarına varıncaya kadar her şeye göğüs gerip mücâdelelerini sürdürmüşler. Ve işte artık bütün bunlardan sonra birinci çağın son elçisi Hz. Musâ bu olaydan itibaren ikinci çağın ilk elçisi olarak beraberindeki mü’minlerle birlikte bir zâlimin yıkılışına şahit oluyorlardı.

    Evet Allah’ın emrine uyarak bir gece beraberlerinde Allah’ın peygamberi Musâ olduğu halde İsrâil oğulları Mısırı terk ederler. Ertesi sabah onların kaçtığını haber alan Firavun hemen kentlerine haber salar ve çok büyük bir ordu hazırlar ve arkalarından harekete geçer. Elbette efendiler kölelerini asla kaybetmek istemezler. Bu adamlar şimdi bizi terk edip giderlerse biz ne yaparız? Bizim işlerimizi kim görecek? Onlarsız biz ne yaparız? Nasıl yaşarız? Diyerek onları yakalamayı hedefler. Bir de onlar bizim kontrolümüzden çıkarlarsa, ken-di başlarına kalırlarsa ne olur ne olmaz belki hürleşiverirler, belki özgürlüğü anlayıverirler diye onları takibe karar verir.

    Bir hesabı vardı Firavunun ama Allah’ın da bir hesabı vardı ve o bunun farkında değildi. Tıpkı bugün dünya üzerindeki tüm Firavunî güçlerin Müslümanları yakın takibe aldıkları gibi. Ama Allah’ın da bir hesabı vardır. İsrâil oğulları kaçıyordu. Bıktıkları usandıkları kölelikten kaçıyorlardı. Özgürlük aramak için kaçıyorlardı. Namuslarını iffetlerini kurtarmak için, hürriyete kavuşmak için, inançlarını yaşayabilecekleri bir ortama kavuşmak için kaçıyorlardı. Mısırda kölelik içinde bir hayat yaşamaktansa çölde seve seve açlığı ve ölümü yudumlamak için ka-çıyorlardı. Firavun arkalarından yetişmişti. Müslümanlar iki tehlike arasına sıkışıp kalmışlardı. Bir tarafta Firavun ve ordusu, öbür tarafta deniz.

    Düşünebiliyor musunuz? Gerçekten de yeryüzünün en büyük olayı cereyan ediyordu. Öyle bir an geldi ki akıllara durgunluk veren yeryüzünde emsali görülmemiş bir olay yaşandı. Firavun gariban Müslümanların arkalarından yetişmişti. Önlerinde alabildiğine haşin bir deniz arkalarında da azgın Firavunun orduları. İsrâil oğulları işte böyle bir kaos içindeydiler. Allah’ın yardımıyla deniz yarıldı ve İsrâil oğulları karşıya geçtiler sağ salim. Arkalarından yeryüzünün en büyük gücü, yeryüzünün en büyük devleti komutanlarıyla, askerleriyle onlar da arkalarından o yola girdiler. Tam denizin ortalarına geldiklerinde; Allah denizin gemini, zimamını salıverdi. Deniz eski haline geldi ve Firavun oğulları tümüyle denizin altına gömülüp hayata veda ettiler. Yeryüzünün en güçlü adamı, en müstekbir insanı Firavun suda boğulurken şu sözü söylemekten kendini alamıyordu:
    "İnandım ki İsrâil oğullarının iman ettiği Allah’tan başka ilâh yokmuş. Ben de Müslümanlardanım!"

    Gerçekten bugün bu sözü tüm dünya müstekbirlerine duyurmamız gerekmektedir. Tüm dünya Firavunlarına duyurmalıyız bu sö-zü. Ey müstekbirler! Ey kendilerinde güç kuvvet olduğunu zanneden zâlimler! Firavunun söylediği bu sözü sizler ne zaman söyleyeceksiniz? Size hiç bir şey hatırlatmıyor mu bu söz? Ölürken mi söyleyeceksiniz bunu? Ama Firavuna fayda vermediği gibi o zaman söyleyeceğiniz bu sözün size de hiç bir faydası olmayacaktır.
    91. “Ona: “Şimdi mi inandım? Daha önce başkaldırmış ve bozgunculuk etmiştin.” dendi.”

    Firavun ben inandım ki İsrâil oğullarının inandığı ilâhtan başka ilâh yoktur. Ama bunu ölürken söylüyordu hain. Allah diyor ki şimdi mi inandın? Halbuki daha önce başkaldırmış, bozgunculuk etmiştin. Halbuki şimdi inandım dediği ilâhın gönderdiği Musâ’yı dün öldürmeye çalışıyordu. Yıllarca o İlâhın dinini reddetmiş, o İlâhın gönderdiği peygamberi reddetmiş, o İlâha inanan İsrâil oğullarına kan kusturmuş kendinin ülkesinin yegâne ilâhı olduğunu ilân etmişti. Şimdi ölürken inandım dediği İlâhın hayat programına itiraz etmişti.

    Kendi yasalarını toplumda hakim kılabilmek için O İlâhın yasalarına geçit vermemişti. Kendi arzularını Allah’ın arzularına tercih etmişti. Allah’ı reddedip kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamayı yeğlemişti. Şimdi O İlâhın gücünü kudretini görmüş ve pişmanlık ortaya koyuyordu. Hayatı boyunca reddettiği Allah’a geberirken iman etmeye çalışıyordu.

    İşte kıyâmete kadar gelecek nesiller içinde kendisine özenen, kendi yoluna imrenen, yeryüzünde Rabliğini iddia ederek Allah’a ve Allah’ın dinine savaş açan, Allah yasalarını ilga ederek kendi yasalarını insanlara dayatan, Allah’ın kullarını Allah’a kulluktan çıkarıp kendisine kul köle edinen, Allah kullarının inandıkları gibi yaşamalarına, inandıkları gibi giyinmelerine, inandıkları gibi hareket etmelerine izin vermeyen tüm Firavun taslaklarına bu sözleriyle boğulup giderken Firavun şu mesajı veriyordu: Gelin ey beni taklit edenler, ey benim yolumdan gidenler, ey benim gibi Allah’la savaşa tutuşanlar, yeryüzünde Allah’a hayat hakkı tanımayarak, yeryüzünde Allah yasalarının, Allah sisteminin uygulanmasına izin vermeyerek, Müslümanlara zulmederek Allah’la savaşa soyunanlar, gelin sizler de benim düştüğüm yanlışa düşmeyin! Ben imanı son dönemime tehir etmiştim. Ama gördünüz ki o iman benden kabul edilmedi. Siz bunu önceden anlayın da benim durumuma düşmeyin. Şimdiden hatalarınızdan dönüp, tâğut-luklarınızdan vazgeçip Müslümanlığınızı ilân edin ve kurtulun diyordu. Anlayanlara mesajlar sunuyordu Firavun.

    Evet işte Allah’la, Allah’ın elçileriyle, Allah’ın sistemiyle savaşa tutuşan kimselerin âkıbeti böyle oldu. Hepsi de geberip gittiler. Güçleri kuvvetleri, orduları, planları, silahları hiç bir işe yaramadı. Çünkü karşılarında Allah vardı. Onlar zannediyorlardı ki karşılarında gariban üç beş Müslüman var ve onların çabucak hakkından gelebilecekler. Ama işte gördük ki Allah her zaman galip gelmiş, Allah düşmanları her zaman mağlup olurken Allah taraftarları her zaman üstün olmuşlardır.
    92. “Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin cesedini çıkarıp (sahile) atacağız,” dedik. Doğrusu insanların çoğu âyetlerimizden habersizdir.”

    Evet bu âyetlerde anlatılan konular gerçekten çok önemlidir. Rabbimizin duyurduğu bu haberlerini tüm insanlığa duyurmak zorundayız. Önce kendimize duyurup sonra da tüm insanlığa, kendini Firavun kabul edenlere, Firavun rolü oynamaya çalışanlara, Firavun safında yer alanlara, Firavunların hizmetinde olanlara, Firavunlarla birlikte olanlara, kendisini Musâ safında görenlere, tüm insanlara duyurmalıyız bunu. Eğer Rabbimizin bu müthiş haberlerini Firavunlara duyurabilirsek, Firavunların köleleştirdiği insanlara duyurabilirsek, ya da bulundukları bölgelerde Firavunları uyarmaları gerekirken bundan korkup kaçan insanlara duyurabilirsek herkes durumunu anlayacak ve Allah’a kulluğa yönelecektir.

    Çünkü bu olay sadece tarihin belli bir döneminde, belli bir coğrafyasında cereyan etmiş bir olay değildir. Şu anda da dünyanın pek çok yerinde yaşanan bir olaydır. Dünyanın pek çok yerinde küçük küçük de olsa tanrılık iddiasında bulunan, insanları Allah’a kulluktan koparıp kendisine, kendi yasalarına kulluğa çağıran pek çok Firavunlar vardır. Güç kuvvet bendedir, egemenlik bendedir, benim istediğim gibi yaşamazsanız asarım, keserim diyen, kendilerini Firavun gören pek çok tanrı taslakları vardır. Onun için gelin Firavunun sonunun nasıl olduğunu bu insanlara anlatalım. Anlatalım da hem Firavunlar hem de şu anda onlara kulluk edenler bilsinler bu gerçeği.

    Allah buyuruyor ki; senden sonra gelenlere bir âyet, bir ibret olsun diye işte senin cesedini ortaya çıkarıyoruz. Cesedini çıkarıp karaya atıyoruz. Bilemiyoruz da belki yıllar yılı Firavun sisteminin eğitiminden geçmiş, Firavunun tanrılığı altında bir hayat yaşamış, kölelik ruhlarına sinmiş İsrâil oğulları tanrı bildikleri Firavunun öldüğüne inanmayacaklar, onun yıkılışına evet diyemeyeceklerdi. O ölmedi, kayboldu, ama yakında yine çıkacak, gelecek diyeceklerdi. Tıpkı şu anda bâtılı destekleyen ve bâtılın yıkılıp gidişine üzülen hak taraftarı Müslümanlar gibi. Allah onlara bizzat Firavunun cesedini gösterdi ki onun hegemonyasından kurtulduklarını kesin bilsinler ve artık ölüsünden bile korkar bir durumdan kendilerini kurtarsınlar, kıyâmete kadar insanlar anlasınlar ki Firavunlar da ölürler. Anlasınlar ki Firavunlara kulluk yapılmaz. Anlasınlar ki Firavunların yasaları uygulan-maz. Anlasınlar ki kulluk edilecek sadece Allah’tır...
    (Ali Küçük)


  8. 15.Şubat.2009, 15:19
    4
    Administrator
    bu resime kaynak gösterilen ayet ve tefsirlerini veriyorum ama resmin firavuna ait olupolmadığını bilemiyoruz.
    ____________________

    Yunus Süresi 91-92

    “İsrâil oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla artlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: “İsrâil oğullarının inandığından başka ilâh olmadığına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım” dedi.”

    İşte şu anda dünyanın en büyük olaylarından birisi gerçekleşecekti. Şu okuduğum âyetlerde ortaya konulan hadise Kur’an’ın anlattığı çağlardan, zaman dilimlerinden birisinin bitip bir başka çağın başlangıç hadisesidir. Kur’an-ı Kerîm Hz. Âdem’le başlayan insanlık tarihinin bu âyetle anlatılan Hz. Musâ ve beraberindeki Müslümanların denizi sağ salim karşıya geçip Firavun oğullarının denizde boğulması ve ondan sonra Musâ (a.s)’a Tevrat’ın verilmesine kadar ki zamana “Gurûn’ul ûlâ” ve bu hadiseyle başlayan ve Rasulullah efendimize Kur’an-ı Kerîmin gönderileceği zamana kadar geçen döneme de “Gurûn’ul vüstâ”der.

    Evet dünyanın birinci döneminin bitip ikinci döneminin başlayacağı bir hadise gerçekleşiyordu. Rabbimiz peygamberini ve onun safında yer alan mü’minleri savaşa sokmadan, onları hiç bir eziyete sokmadan gözlerinin önünde düşmanlarını helâk edecekti. Düşmanları karşısında uzun bir mücâdele sürecini yaşamış, bıkıp usanmadan Firavun ve hempaları karşısında Allah’ın istediği direnci göstermişlerdi. Erkek evlâtlarının öldürülmesinden kızlarının hayasızlaştırılmasına varıncaya kadar en kötü işlerde işkenceler altında köle olarak çalıştırılmalarına varıncaya kadar her şeye göğüs gerip mücâdelelerini sürdürmüşler. Ve işte artık bütün bunlardan sonra birinci çağın son elçisi Hz. Musâ bu olaydan itibaren ikinci çağın ilk elçisi olarak beraberindeki mü’minlerle birlikte bir zâlimin yıkılışına şahit oluyorlardı.

    Evet Allah’ın emrine uyarak bir gece beraberlerinde Allah’ın peygamberi Musâ olduğu halde İsrâil oğulları Mısırı terk ederler. Ertesi sabah onların kaçtığını haber alan Firavun hemen kentlerine haber salar ve çok büyük bir ordu hazırlar ve arkalarından harekete geçer. Elbette efendiler kölelerini asla kaybetmek istemezler. Bu adamlar şimdi bizi terk edip giderlerse biz ne yaparız? Bizim işlerimizi kim görecek? Onlarsız biz ne yaparız? Nasıl yaşarız? Diyerek onları yakalamayı hedefler. Bir de onlar bizim kontrolümüzden çıkarlarsa, ken-di başlarına kalırlarsa ne olur ne olmaz belki hürleşiverirler, belki özgürlüğü anlayıverirler diye onları takibe karar verir.

    Bir hesabı vardı Firavunun ama Allah’ın da bir hesabı vardı ve o bunun farkında değildi. Tıpkı bugün dünya üzerindeki tüm Firavunî güçlerin Müslümanları yakın takibe aldıkları gibi. Ama Allah’ın da bir hesabı vardır. İsrâil oğulları kaçıyordu. Bıktıkları usandıkları kölelikten kaçıyorlardı. Özgürlük aramak için kaçıyorlardı. Namuslarını iffetlerini kurtarmak için, hürriyete kavuşmak için, inançlarını yaşayabilecekleri bir ortama kavuşmak için kaçıyorlardı. Mısırda kölelik içinde bir hayat yaşamaktansa çölde seve seve açlığı ve ölümü yudumlamak için ka-çıyorlardı. Firavun arkalarından yetişmişti. Müslümanlar iki tehlike arasına sıkışıp kalmışlardı. Bir tarafta Firavun ve ordusu, öbür tarafta deniz.

    Düşünebiliyor musunuz? Gerçekten de yeryüzünün en büyük olayı cereyan ediyordu. Öyle bir an geldi ki akıllara durgunluk veren yeryüzünde emsali görülmemiş bir olay yaşandı. Firavun gariban Müslümanların arkalarından yetişmişti. Önlerinde alabildiğine haşin bir deniz arkalarında da azgın Firavunun orduları. İsrâil oğulları işte böyle bir kaos içindeydiler. Allah’ın yardımıyla deniz yarıldı ve İsrâil oğulları karşıya geçtiler sağ salim. Arkalarından yeryüzünün en büyük gücü, yeryüzünün en büyük devleti komutanlarıyla, askerleriyle onlar da arkalarından o yola girdiler. Tam denizin ortalarına geldiklerinde; Allah denizin gemini, zimamını salıverdi. Deniz eski haline geldi ve Firavun oğulları tümüyle denizin altına gömülüp hayata veda ettiler. Yeryüzünün en güçlü adamı, en müstekbir insanı Firavun suda boğulurken şu sözü söylemekten kendini alamıyordu:
    "İnandım ki İsrâil oğullarının iman ettiği Allah’tan başka ilâh yokmuş. Ben de Müslümanlardanım!"

    Gerçekten bugün bu sözü tüm dünya müstekbirlerine duyurmamız gerekmektedir. Tüm dünya Firavunlarına duyurmalıyız bu sö-zü. Ey müstekbirler! Ey kendilerinde güç kuvvet olduğunu zanneden zâlimler! Firavunun söylediği bu sözü sizler ne zaman söyleyeceksiniz? Size hiç bir şey hatırlatmıyor mu bu söz? Ölürken mi söyleyeceksiniz bunu? Ama Firavuna fayda vermediği gibi o zaman söyleyeceğiniz bu sözün size de hiç bir faydası olmayacaktır.
    91. “Ona: “Şimdi mi inandım? Daha önce başkaldırmış ve bozgunculuk etmiştin.” dendi.”

    Firavun ben inandım ki İsrâil oğullarının inandığı ilâhtan başka ilâh yoktur. Ama bunu ölürken söylüyordu hain. Allah diyor ki şimdi mi inandın? Halbuki daha önce başkaldırmış, bozgunculuk etmiştin. Halbuki şimdi inandım dediği ilâhın gönderdiği Musâ’yı dün öldürmeye çalışıyordu. Yıllarca o İlâhın dinini reddetmiş, o İlâhın gönderdiği peygamberi reddetmiş, o İlâha inanan İsrâil oğullarına kan kusturmuş kendinin ülkesinin yegâne ilâhı olduğunu ilân etmişti. Şimdi ölürken inandım dediği İlâhın hayat programına itiraz etmişti.

    Kendi yasalarını toplumda hakim kılabilmek için O İlâhın yasalarına geçit vermemişti. Kendi arzularını Allah’ın arzularına tercih etmişti. Allah’ı reddedip kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamayı yeğlemişti. Şimdi O İlâhın gücünü kudretini görmüş ve pişmanlık ortaya koyuyordu. Hayatı boyunca reddettiği Allah’a geberirken iman etmeye çalışıyordu.

    İşte kıyâmete kadar gelecek nesiller içinde kendisine özenen, kendi yoluna imrenen, yeryüzünde Rabliğini iddia ederek Allah’a ve Allah’ın dinine savaş açan, Allah yasalarını ilga ederek kendi yasalarını insanlara dayatan, Allah’ın kullarını Allah’a kulluktan çıkarıp kendisine kul köle edinen, Allah kullarının inandıkları gibi yaşamalarına, inandıkları gibi giyinmelerine, inandıkları gibi hareket etmelerine izin vermeyen tüm Firavun taslaklarına bu sözleriyle boğulup giderken Firavun şu mesajı veriyordu: Gelin ey beni taklit edenler, ey benim yolumdan gidenler, ey benim gibi Allah’la savaşa tutuşanlar, yeryüzünde Allah’a hayat hakkı tanımayarak, yeryüzünde Allah yasalarının, Allah sisteminin uygulanmasına izin vermeyerek, Müslümanlara zulmederek Allah’la savaşa soyunanlar, gelin sizler de benim düştüğüm yanlışa düşmeyin! Ben imanı son dönemime tehir etmiştim. Ama gördünüz ki o iman benden kabul edilmedi. Siz bunu önceden anlayın da benim durumuma düşmeyin. Şimdiden hatalarınızdan dönüp, tâğut-luklarınızdan vazgeçip Müslümanlığınızı ilân edin ve kurtulun diyordu. Anlayanlara mesajlar sunuyordu Firavun.

    Evet işte Allah’la, Allah’ın elçileriyle, Allah’ın sistemiyle savaşa tutuşan kimselerin âkıbeti böyle oldu. Hepsi de geberip gittiler. Güçleri kuvvetleri, orduları, planları, silahları hiç bir işe yaramadı. Çünkü karşılarında Allah vardı. Onlar zannediyorlardı ki karşılarında gariban üç beş Müslüman var ve onların çabucak hakkından gelebilecekler. Ama işte gördük ki Allah her zaman galip gelmiş, Allah düşmanları her zaman mağlup olurken Allah taraftarları her zaman üstün olmuşlardır.
    92. “Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin cesedini çıkarıp (sahile) atacağız,” dedik. Doğrusu insanların çoğu âyetlerimizden habersizdir.”

    Evet bu âyetlerde anlatılan konular gerçekten çok önemlidir. Rabbimizin duyurduğu bu haberlerini tüm insanlığa duyurmak zorundayız. Önce kendimize duyurup sonra da tüm insanlığa, kendini Firavun kabul edenlere, Firavun rolü oynamaya çalışanlara, Firavun safında yer alanlara, Firavunların hizmetinde olanlara, Firavunlarla birlikte olanlara, kendisini Musâ safında görenlere, tüm insanlara duyurmalıyız bunu. Eğer Rabbimizin bu müthiş haberlerini Firavunlara duyurabilirsek, Firavunların köleleştirdiği insanlara duyurabilirsek, ya da bulundukları bölgelerde Firavunları uyarmaları gerekirken bundan korkup kaçan insanlara duyurabilirsek herkes durumunu anlayacak ve Allah’a kulluğa yönelecektir.

    Çünkü bu olay sadece tarihin belli bir döneminde, belli bir coğrafyasında cereyan etmiş bir olay değildir. Şu anda da dünyanın pek çok yerinde yaşanan bir olaydır. Dünyanın pek çok yerinde küçük küçük de olsa tanrılık iddiasında bulunan, insanları Allah’a kulluktan koparıp kendisine, kendi yasalarına kulluğa çağıran pek çok Firavunlar vardır. Güç kuvvet bendedir, egemenlik bendedir, benim istediğim gibi yaşamazsanız asarım, keserim diyen, kendilerini Firavun gören pek çok tanrı taslakları vardır. Onun için gelin Firavunun sonunun nasıl olduğunu bu insanlara anlatalım. Anlatalım da hem Firavunlar hem de şu anda onlara kulluk edenler bilsinler bu gerçeği.

    Allah buyuruyor ki; senden sonra gelenlere bir âyet, bir ibret olsun diye işte senin cesedini ortaya çıkarıyoruz. Cesedini çıkarıp karaya atıyoruz. Bilemiyoruz da belki yıllar yılı Firavun sisteminin eğitiminden geçmiş, Firavunun tanrılığı altında bir hayat yaşamış, kölelik ruhlarına sinmiş İsrâil oğulları tanrı bildikleri Firavunun öldüğüne inanmayacaklar, onun yıkılışına evet diyemeyeceklerdi. O ölmedi, kayboldu, ama yakında yine çıkacak, gelecek diyeceklerdi. Tıpkı şu anda bâtılı destekleyen ve bâtılın yıkılıp gidişine üzülen hak taraftarı Müslümanlar gibi. Allah onlara bizzat Firavunun cesedini gösterdi ki onun hegemonyasından kurtulduklarını kesin bilsinler ve artık ölüsünden bile korkar bir durumdan kendilerini kurtarsınlar, kıyâmete kadar insanlar anlasınlar ki Firavunlar da ölürler. Anlasınlar ki Firavunlara kulluk yapılmaz. Anlasınlar ki Firavunların yasaları uygulan-maz. Anlasınlar ki kulluk edilecek sadece Allah’tır...
    (Ali Küçük)





+ Yorum Gönder