Konusunu Oylayın.: Evlilik konusu ??

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Evlilik konusu ??
  1. 14.Ocak.2009, 20:01
    1
    pckoloji
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Aralık.2008
    Üye No: 44409
    Mesaj Sayısı: 16
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Evlilik konusu ??






    Evlilik konusu ?? Mumsema 1.Ortak koşan bir kadın güzel bile olsa, imanlı bir köle kız, ortak koşan bir erkek beğenilecek bile olsa, inanmış bir köle evlilik için tercih edilmeli, (Bakara 221)
    2.Namuslu olan, zina etmeyen ve gizli dost tutmayan kitap ehli kadınlarla evlenmek caizdir. (Maide 5)
    İki ayette anlatılan şey evliliğin kimlerle yapılması konusu değil midir?
    ilk ayette ortak koşan biri ile evlilik çirkin görülmekte, istenmemekte.
    ikinci ayette ise ehli kitap olanlarla evlenmek caiz görülmektedir.
    Peki,ehli kitap olan hristiyanlar Allah’a ortak koşanlar olarak zikredilmezler mi kuranda?
    Dolayısı ile ortak koşan hristiyanlar, yani ehli kitap olan hristiyanlarla evlilik nasıl uygun olacaktır?
    İkinci ayette ehli kitap olanlarla evlene bilmek için namuslu olmaları,zina etmemeleri ve gizli dost tutmamış olamaları anlatılırken,
    Ortak koşmayan kitap ehli sözünün geçmiyor olaması nedendir?
    Kuranı bir bütün olarak düşünüp,sadece tek bir ayete dayanarak yorum yapmasak bile,
    Yani diğer ayetle birleştirip,namuslu,zina etmeyen,gizli dost edinmeyen ve ORTAK KOŞMAYAN kitap ehli ile evlene bilirsiniz olarak düşünüldüğünde,
    Bu sefer de,ehli kitap olan bir kadın ile Müslüman bir erkeğin,ikisinin de dinlerini değiştirmeksizin evlenmelerinde bir sakınca yokken,
    Ehli kitap olan bir erkek ile Müslüman bir bayanın evlilikleri neden caiz değildir?istenmemektedir?


  2. 14.Ocak.2009, 20:01
    1
    Üye



    1.Ortak koşan bir kadın güzel bile olsa, imanlı bir köle kız, ortak koşan bir erkek beğenilecek bile olsa, inanmış bir köle evlilik için tercih edilmeli, (Bakara 221)
    2.Namuslu olan, zina etmeyen ve gizli dost tutmayan kitap ehli kadınlarla evlenmek caizdir. (Maide 5)
    İki ayette anlatılan şey evliliğin kimlerle yapılması konusu değil midir?
    ilk ayette ortak koşan biri ile evlilik çirkin görülmekte, istenmemekte.
    ikinci ayette ise ehli kitap olanlarla evlenmek caiz görülmektedir.
    Peki,ehli kitap olan hristiyanlar Allah’a ortak koşanlar olarak zikredilmezler mi kuranda?
    Dolayısı ile ortak koşan hristiyanlar, yani ehli kitap olan hristiyanlarla evlilik nasıl uygun olacaktır?
    İkinci ayette ehli kitap olanlarla evlene bilmek için namuslu olmaları,zina etmemeleri ve gizli dost tutmamış olamaları anlatılırken,
    Ortak koşmayan kitap ehli sözünün geçmiyor olaması nedendir?
    Kuranı bir bütün olarak düşünüp,sadece tek bir ayete dayanarak yorum yapmasak bile,
    Yani diğer ayetle birleştirip,namuslu,zina etmeyen,gizli dost edinmeyen ve ORTAK KOŞMAYAN kitap ehli ile evlene bilirsiniz olarak düşünüldüğünde,
    Bu sefer de,ehli kitap olan bir kadın ile Müslüman bir erkeğin,ikisinin de dinlerini değiştirmeksizin evlenmelerinde bir sakınca yokken,
    Ehli kitap olan bir erkek ile Müslüman bir bayanın evlilikleri neden caiz değildir?istenmemektedir?


    Benzer Konular

    - Çok evlilik, birden fazla evlenmek, gizli nikahla yapılan çok evlilik caiz midir?

    - Alevililk ve evlilik konusu

    - Sorularla İslamiyet evlilik konusu

    - Kur'anın en uzun ayetinin konusu ne ile alakalıdır? konusu nedir?

    - Evlilik zorlaştığı için Islami Evlilik Siteleri aracılıpıyla evlenmek sizce nasıl?

  3. 14.Ocak.2009, 22:13
    2
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: evlilik konusu ??




    Allah'ın selamı üzerinize olsun...

    İslâm'a göre dinler ikiye ayrılır: Hak dinler; yani Allah'ın peygamberleri aracılığı ile vahyettiği dinler, bâtıl dinler; yani putperestlerin dinleri gibi kökü vahye dayanmayan, beşer tarafından uydurulmuş, gelenekleşmiş dinler.

    Şu andaki Hristiyan ve Yahudilerin İslâm'a ve kendi dinlerinin aslına aykırı olan inanç ve uygulamaları Hz. Peygamber(sav) zamanında; yani Kur'ân vahyedilirken de olmasına rağmen onlara Ehl-i kitap denildi ve bazı özel hükümlere, imtiyazlara sahip kılındılar.

    İlk paylaştığınız ayette(Bakara/221); "müşrik" olarak çevirisi yapılan kelimeden maksat, ehl-i kitab'tan olmayan putperestlerdir. Nitekim aynı ayete Diyanet Vakfı'nın hazırlamış olduğu mealde şöyle anlam verilmiştir ki, bu daha isabetlidir:

    "İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar." (Bakara/221; TDV Meali)

    Ancak yine de bu konu, fakihler arasında tartışmalıdır. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğunun görüşü, ehl-i kitabtan olan kadının, Maide/5. ayetin kapsamına girdiği yolundadır.

    Yalnız bazı pratik sebepler, aslında mübah olan müslüman bir erkeğin, Ehli Kitap bağlısı bir kadınla evlenmesini mekruh saydırabilir. Nitekim Hz. Ömer, sözkonusu sebepler karşısında bu görüşü benimsemektedir.

    İbn-i Kesir, tefsirinde bu konuda şöyle diyor:
    Ebu Cafer b. Cerir, Ehl-i Kitap bağlısı kadınlar ile evlenme hakkında bilginler arasında görüş birliğinin bulunduğunu anlattıktan sonra sözlerine şöyle devam ediyor; "Fakat Hz. Ömer, müslüman kadınların erkekler tarafından ikinci plâna atılabileceği ve daha başka sakıncaları gözönüne alarak bu tür evliliği mekruh görmüştür."

    Yine bize ulaşan bilgilere göre, sahabilerden Hz. Huzeyfe, yahudi bir kadınla evlenmiş ve Hz. Ömer, ona; "O kadını boşa" diye yazmıştı. Huzeyfe de kendisine; "Bu kadınla evlenmemin haram olduğu görüşünde misin ki, onu boşayayım?" diye soran bir yazı ile cevap verdi. Hz. Ömer, Huzeyfe'nin bu mektubuna şu cevabı verdi; "Bu evliliğin haram olduğu görüşünde değilim. Fakat mümin kadınlar ile bu tür kadınlar arasında çatışma çıkar diye korkuyorum." Başka bir rivayete göre Hz. Ömer, Huzeyfe'ye verdiği cevapta şöyle diyor; "Müslüman erkek, hıristiyan kadınla evlenecek. Peki o zaman müslüman kadın kimle evlenecek?"

    Buna karşılık müslüman bir kadının, Ehl-i Kitaptan bir erkekle evlenmesi kesinlikle yasaktır. Çünkü bu olay müslüman bir erkeğin, müşrik olmayan Ehl-i Kitaptan bir kadınla evlenmesinden mahiyeti itibarı ile farklıdır, bu yüzden hükmü de farklıdır. Bunun nedeni; İslâm şeriatına göre doğan çocuklar babalarının soyadını alırlar. Ayrıca pratikteki uygulamaya göre kadın, kocasının ailesine, toplumuna ve yurduna taşınmaktadır. Buna göre müslüman bir erkek, müşrik olmayan bir Ehl-i Kitap bağlısı kadınla evlenince kocasının toplumuna katılır, adamın bu kadından doğacak çocukları da kendi soyadını alırlar. Bu durumda egemen olan, bu yuvayı gölgesi altına alan güç, İslâm'dır. Fakat eğer müslüman bir kadın, Ehl-i Kitap (yahudi, hristiyan) bir erkek ile evlenirse bunun tam tersi olur; kadın kendi toplumundan uzak yaşamak durumuna düşer; gerek zayıf oluşu ve gerekse bir yabancı ile kurmuş olduğu bu birlik onun İslâm'dan uzaklaşmasına yol açar. Bunun yanısıra doğacak olan çocukları kocasının soyadını taşıyacak ve kendi dininden başka bir dine bağlanacaklardır. Oysa İslâm'ın her zaman egemen güç olması gerekir.

    Biz günümüzde bu tür evliliklerin müslüman bir ev için uygun olmadığı, kötü sonuçlar doğuracağı görüşündeyiz. Şurası inkâr edilmez bir gerçektir ki, hıristiyan, yahudi ya da dinsiz bir kadın, evine ve çocuklarına kendi rengini verir ve olabileceği kadar İslâm'dan uzak bir kuşak meydana getirir. Özellikle günümüzün İslâm'dan kopmuş ve ancak hoşgörülü bir bakış açısıyla "müslüman" diye tanımlanabilecek müslüman-cahiliye karışımı toplumu için bu gerçek daha da geçerlilik kazanır. Çünkü bu toplumlar İslâm'a birtakım zayıf ve biçimsel iplikler ile bağlıdırlar. Bu iplikleri, aileye dışardan gelecek olan yabancı kafir bir kadın kolayca koparabilir.

    Rabbimizden doğruya ulaşmada muvaffakiyet diliyoruz. İnşAllah yeterli gelecektir açıklamalarımız.

    Allah'a emanetsiniz...

    vesselam, veddua...



  4. 14.Ocak.2009, 22:13
    2
    DeLi MoLLa



    Allah'ın selamı üzerinize olsun...

    İslâm'a göre dinler ikiye ayrılır: Hak dinler; yani Allah'ın peygamberleri aracılığı ile vahyettiği dinler, bâtıl dinler; yani putperestlerin dinleri gibi kökü vahye dayanmayan, beşer tarafından uydurulmuş, gelenekleşmiş dinler.

    Şu andaki Hristiyan ve Yahudilerin İslâm'a ve kendi dinlerinin aslına aykırı olan inanç ve uygulamaları Hz. Peygamber(sav) zamanında; yani Kur'ân vahyedilirken de olmasına rağmen onlara Ehl-i kitap denildi ve bazı özel hükümlere, imtiyazlara sahip kılındılar.

    İlk paylaştığınız ayette(Bakara/221); "müşrik" olarak çevirisi yapılan kelimeden maksat, ehl-i kitab'tan olmayan putperestlerdir. Nitekim aynı ayete Diyanet Vakfı'nın hazırlamış olduğu mealde şöyle anlam verilmiştir ki, bu daha isabetlidir:

    "İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar." (Bakara/221; TDV Meali)

    Ancak yine de bu konu, fakihler arasında tartışmalıdır. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğunun görüşü, ehl-i kitabtan olan kadının, Maide/5. ayetin kapsamına girdiği yolundadır.

    Yalnız bazı pratik sebepler, aslında mübah olan müslüman bir erkeğin, Ehli Kitap bağlısı bir kadınla evlenmesini mekruh saydırabilir. Nitekim Hz. Ömer, sözkonusu sebepler karşısında bu görüşü benimsemektedir.

    İbn-i Kesir, tefsirinde bu konuda şöyle diyor:
    Ebu Cafer b. Cerir, Ehl-i Kitap bağlısı kadınlar ile evlenme hakkında bilginler arasında görüş birliğinin bulunduğunu anlattıktan sonra sözlerine şöyle devam ediyor; "Fakat Hz. Ömer, müslüman kadınların erkekler tarafından ikinci plâna atılabileceği ve daha başka sakıncaları gözönüne alarak bu tür evliliği mekruh görmüştür."

    Yine bize ulaşan bilgilere göre, sahabilerden Hz. Huzeyfe, yahudi bir kadınla evlenmiş ve Hz. Ömer, ona; "O kadını boşa" diye yazmıştı. Huzeyfe de kendisine; "Bu kadınla evlenmemin haram olduğu görüşünde misin ki, onu boşayayım?" diye soran bir yazı ile cevap verdi. Hz. Ömer, Huzeyfe'nin bu mektubuna şu cevabı verdi; "Bu evliliğin haram olduğu görüşünde değilim. Fakat mümin kadınlar ile bu tür kadınlar arasında çatışma çıkar diye korkuyorum." Başka bir rivayete göre Hz. Ömer, Huzeyfe'ye verdiği cevapta şöyle diyor; "Müslüman erkek, hıristiyan kadınla evlenecek. Peki o zaman müslüman kadın kimle evlenecek?"

    Buna karşılık müslüman bir kadının, Ehl-i Kitaptan bir erkekle evlenmesi kesinlikle yasaktır. Çünkü bu olay müslüman bir erkeğin, müşrik olmayan Ehl-i Kitaptan bir kadınla evlenmesinden mahiyeti itibarı ile farklıdır, bu yüzden hükmü de farklıdır. Bunun nedeni; İslâm şeriatına göre doğan çocuklar babalarının soyadını alırlar. Ayrıca pratikteki uygulamaya göre kadın, kocasının ailesine, toplumuna ve yurduna taşınmaktadır. Buna göre müslüman bir erkek, müşrik olmayan bir Ehl-i Kitap bağlısı kadınla evlenince kocasının toplumuna katılır, adamın bu kadından doğacak çocukları da kendi soyadını alırlar. Bu durumda egemen olan, bu yuvayı gölgesi altına alan güç, İslâm'dır. Fakat eğer müslüman bir kadın, Ehl-i Kitap (yahudi, hristiyan) bir erkek ile evlenirse bunun tam tersi olur; kadın kendi toplumundan uzak yaşamak durumuna düşer; gerek zayıf oluşu ve gerekse bir yabancı ile kurmuş olduğu bu birlik onun İslâm'dan uzaklaşmasına yol açar. Bunun yanısıra doğacak olan çocukları kocasının soyadını taşıyacak ve kendi dininden başka bir dine bağlanacaklardır. Oysa İslâm'ın her zaman egemen güç olması gerekir.

    Biz günümüzde bu tür evliliklerin müslüman bir ev için uygun olmadığı, kötü sonuçlar doğuracağı görüşündeyiz. Şurası inkâr edilmez bir gerçektir ki, hıristiyan, yahudi ya da dinsiz bir kadın, evine ve çocuklarına kendi rengini verir ve olabileceği kadar İslâm'dan uzak bir kuşak meydana getirir. Özellikle günümüzün İslâm'dan kopmuş ve ancak hoşgörülü bir bakış açısıyla "müslüman" diye tanımlanabilecek müslüman-cahiliye karışımı toplumu için bu gerçek daha da geçerlilik kazanır. Çünkü bu toplumlar İslâm'a birtakım zayıf ve biçimsel iplikler ile bağlıdırlar. Bu iplikleri, aileye dışardan gelecek olan yabancı kafir bir kadın kolayca koparabilir.

    Rabbimizden doğruya ulaşmada muvaffakiyet diliyoruz. İnşAllah yeterli gelecektir açıklamalarımız.

    Allah'a emanetsiniz...

    vesselam, veddua...






+ Yorum Gönder