Konusunu Oylayın.: 40 günün kerameti nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
40 günün kerameti nedir?
  1. 28.Ekim.2008, 18:57
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    40 günün kerameti nedir?






    40 günün kerameti nedir? Mumsema Bu Mesaj Size Mumsema islam Arsivi araciligi ile, Sayin ..... ..... tarafindan gönderilmistir.
    --------------------------------
    selamun aleyküm .40 günün kerameti nedir kadın doğum yapınca 40 çıkdı derler birine zararlı bişey yersen 40 günden önce çıkmaz vucudundan denir yasın okurkende 41 yasın okurlar hikmeti nedir acaba ?
    ?

    --------------------------------


  2. 28.Ekim.2008, 18:57
    1
    Moderatör



    Bu Mesaj Size Mumsema islam Arsivi araciligi ile, Sayin ..... ..... tarafindan gönderilmistir.
    --------------------------------
    selamun aleyküm .40 günün kerameti nedir kadın doğum yapınca 40 çıkdı derler birine zararlı bişey yersen 40 günden önce çıkmaz vucudundan denir yasın okurkende 41 yasın okurlar hikmeti nedir acaba ?
    ?

    --------------------------------


    Benzer Konular

    - Ezan okunurken köpekler ulumaya başlıyorlar, tâki ezan bitinceye kadar! Sizce bu olayın kerameti ned

    - Cuma günün değerli olmasının sebebi nedir ?

    - Kırk günün önemi nedir? hadislerle

    - Besmelenin Kerameti ! (bismillahirrahmanirrahim!)

    - Sahabenin kerameti

  3. 28.Ekim.2008, 19:15
    2
    BouGie
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Haziran.2007
    Üye No: 1144
    Mesaj Sayısı: 259
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: 40 günün kerameti nedir?




    ve aleykumusselam ve rahmetullah

    böyle bisinin dinimizde yeri yoktur kardesim, bu bi tür hurafe dir.



  4. 28.Ekim.2008, 19:15
    2
    Devamlı Üye



    ve aleykumusselam ve rahmetullah

    böyle bisinin dinimizde yeri yoktur kardesim, bu bi tür hurafe dir.



  5. 02.Mayıs.2015, 23:51
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    kırk gün hadisi

    kırk gün hadisi şerifi

    Abdullah (îbn-i Mes 'ûd) radiyallâhu anhden rivayete göre, demiştir ki : Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem bana (insanın hilkati atvârından) haber verdi —ki o, kendi doğru söyler, kendisine de doğru bildirilir— buyurdu ki:

    "Sizin biriniz (in hilkati mebdeinde) ana ve baba maddeleri kırk gün ananın karnında toplanır, (halka müstaid bir halde tahammür eder). Sonra o maddeler o kadar zaman (kırk gün) içinde katı bir kan pıhtısı hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman (kırk gün) içinde mudga = bir çiğnem ete tahavvül eder. (Dördüncü tekâmül tavrında) Allah bir melek gönderir. Ve tekâmül eden mudgaya (şu) dört kelime (yi yazması) emrolunur ki: onun işini, rızkını, ecelini, şakî veya saîd olduğunu yaz! denilir."

    (Ibn-i Mes'ûd demiştir ki:

    "Abdullah'ın hayâtı yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki: Melek bunları yazdıktan) sonra ona ruh üflenir. (Cenin canlanır), imdi sizden bir kişi (bu fıtratı îcâbı dünyâda) iyi iş işler de hattâ kendisiyle Cennet arasında yalnız bir kulaç mesafe kalır. Bu sırada (Meleğin ana kanunda yazdığı) yazı gelir; o kişiyi önler. Bu defa o, Cehennemliklerin işini işlemeğe başlar (da Cehennem'e girer) sizden bir kişi de (fena) iş işler. Hattâ kendisiyle Cehennem arasında ancak bir kulaç mesafe kalır. Bu sırada (meleğin yazdığı) kitabı gelir onu önler. Bu defa o kişi ehl-i Cennetin işini (hayır iş) işler, (Cennet'e girer)." (Buhari)
    Açıklama:

    Bu hadîsi, Buhârî meleklerin me'mûr oldukları hilkat vazifelerine dâir açtığı bir babında rivayet etmiştir. Hadîsin unvana mutabakat noktası da bir kısım meleklerin beşerin mukadderatını, saadet ve şakâvetini yazmağa me'mûr olduklarının bildirilmesidir.

    Hadîsin metninde Resûlullâh (asv)'ın kelâmı (şaki ve saîd) kelimeleriyle nihayet buluyor. Ondan alt tarafı râvî Abdullah Ibn-i Mes'ûd'a aittir. Buhârî metninde ikisi arası fasledilmediğinden hepsi Peygamber Efendimiz (asv)'in kelâmıdır, sanılıyor. Bu zannı, hadîsin diğer bir rivayet tarikında vârid olması izâle etmiş, bu da tercememizde gösterilmiştir.


  6. 02.Mayıs.2015, 23:51
    3
    Üye
    kırk gün hadisi şerifi

    Abdullah (îbn-i Mes 'ûd) radiyallâhu anhden rivayete göre, demiştir ki : Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem bana (insanın hilkati atvârından) haber verdi —ki o, kendi doğru söyler, kendisine de doğru bildirilir— buyurdu ki:

    "Sizin biriniz (in hilkati mebdeinde) ana ve baba maddeleri kırk gün ananın karnında toplanır, (halka müstaid bir halde tahammür eder). Sonra o maddeler o kadar zaman (kırk gün) içinde katı bir kan pıhtısı hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman (kırk gün) içinde mudga = bir çiğnem ete tahavvül eder. (Dördüncü tekâmül tavrında) Allah bir melek gönderir. Ve tekâmül eden mudgaya (şu) dört kelime (yi yazması) emrolunur ki: onun işini, rızkını, ecelini, şakî veya saîd olduğunu yaz! denilir."

    (Ibn-i Mes'ûd demiştir ki:

    "Abdullah'ın hayâtı yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki: Melek bunları yazdıktan) sonra ona ruh üflenir. (Cenin canlanır), imdi sizden bir kişi (bu fıtratı îcâbı dünyâda) iyi iş işler de hattâ kendisiyle Cennet arasında yalnız bir kulaç mesafe kalır. Bu sırada (Meleğin ana kanunda yazdığı) yazı gelir; o kişiyi önler. Bu defa o, Cehennemliklerin işini işlemeğe başlar (da Cehennem'e girer) sizden bir kişi de (fena) iş işler. Hattâ kendisiyle Cehennem arasında ancak bir kulaç mesafe kalır. Bu sırada (meleğin yazdığı) kitabı gelir onu önler. Bu defa o kişi ehl-i Cennetin işini (hayır iş) işler, (Cennet'e girer)." (Buhari)
    Açıklama:

    Bu hadîsi, Buhârî meleklerin me'mûr oldukları hilkat vazifelerine dâir açtığı bir babında rivayet etmiştir. Hadîsin unvana mutabakat noktası da bir kısım meleklerin beşerin mukadderatını, saadet ve şakâvetini yazmağa me'mûr olduklarının bildirilmesidir.

    Hadîsin metninde Resûlullâh (asv)'ın kelâmı (şaki ve saîd) kelimeleriyle nihayet buluyor. Ondan alt tarafı râvî Abdullah Ibn-i Mes'ûd'a aittir. Buhârî metninde ikisi arası fasledilmediğinden hepsi Peygamber Efendimiz (asv)'in kelâmıdır, sanılıyor. Bu zannı, hadîsin diğer bir rivayet tarikında vârid olması izâle etmiş, bu da tercememizde gösterilmiştir.





+ Yorum Gönder