Konusunu Oylayın.: Yaşar nuri öztürk hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Yaşar nuri öztürk hakkında
  1. 14.Nisan.2009, 22:33
    61
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    reklam


    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında altıncı sayfa yazısı mumsema.com --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında
    Size ilk önce başka bir hadis kitabının mealini de yazıyorum:
    Rasülüm!Sen bundan önce herhangi bir kitap okumuyordum, onu elinle de yazmıyordun.Şayet böyle olmasaydı (o zaman , bu Kur'an-ı başka yerden okudun veya yazdın diye) batıla uyanlar (heva ve heveslerine göre düşünen ve yaşayanlar) , elbet şüphelenir(ler)di.(Ankebüt 29/48)
    Ben yanlış meal yazmamaya dikkat ederim.Çünkü bunun büyük bir günah olduğunu bilirim!
    Ömer_Muhtar senin yazdığın meale gelince o ayet Yasin Suresi 69. ayettir:
    Biz O'na (Peygamber'e) şiir öğretmedik , (bu) ona yakışmaz da.O(nun getirdiği) bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dan başkası değildir.
    Lütfen araştırmadan yanlış şeyler yazmayın!
    İkincisi peygamberimiz ümmidir.Cebrail (a.s.) O'na geldiğinde okuma bilmediğini söylemiştir.Ancak sonrasında Cebrail(a.s.) O'na okumayı öğretmiştir.
    Bunun dışında ilk yazdıklarımı şöyle bi gözden geçirip hemen alıntı yapıp cevap yazmışsınız.Lütfen o ilk yazdıklarımı tekrar tekrar okuyun!


  2. 14.Nisan.2009, 22:33
    61
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
    reklam


    Size ilk önce başka bir hadis kitabının mealini de yazıyorum:
    Rasülüm!Sen bundan önce herhangi bir kitap okumuyordum, onu elinle de yazmıyordun.Şayet böyle olmasaydı (o zaman , bu Kur'an-ı başka yerden okudun veya yazdın diye) batıla uyanlar (heva ve heveslerine göre düşünen ve yaşayanlar) , elbet şüphelenir(ler)di.(Ankebüt 29/48)
    Ben yanlış meal yazmamaya dikkat ederim.Çünkü bunun büyük bir günah olduğunu bilirim!
    Ömer_Muhtar senin yazdığın meale gelince o ayet Yasin Suresi 69. ayettir:
    Biz O'na (Peygamber'e) şiir öğretmedik , (bu) ona yakışmaz da.O(nun getirdiği) bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dan başkası değildir.
    Lütfen araştırmadan yanlış şeyler yazmayın!
    İkincisi peygamberimiz ümmidir.Cebrail (a.s.) O'na geldiğinde okuma bilmediğini söylemiştir.Ancak sonrasında Cebrail(a.s.) O'na okumayı öğretmiştir.
    Bunun dışında ilk yazdıklarımı şöyle bi gözden geçirip hemen alıntı yapıp cevap yazmışsınız.Lütfen o ilk yazdıklarımı tekrar tekrar okuyun!


  3. 15.Nisan.2009, 08:07
    62
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    reklam


    Allah tarafından Hz.Peygambere ilk inzal olunan sure ALAK SURESİ'dir Buna göre, bu ayetler Cebrail A.S tarafından tane tane okutulup ezberletilerek ayetler Resulullah'a nakletiliyordu..Resulullah okuma yazma bilseydi hiç tereddüt ve sıkıntıya düşmeden hemen okurdu.Hiç bir kimsenin şüphesi olmasın ki, Resulullah bir ümmi idi..Allahu Teala onu en güzel şekilde yetiştirdi ve onu gönderdi.
    Eğer ümmi olmasaydı kendisi hakkında şu dedikoduyu yapacaklardı.
    "Bu Muhammed, Hira mağarasında bir başkası tarafından okuma yazma öğrenip ve öğretilip Kur'an'ı bize kendi yazdıklarını okuyor" diyeceklerdi..İşte bütün bunlara meyil ve sebep verilmemesi için Resulullah'a Allahu Teala okuma ve yazma öğretmiştir.O da Cebrail vasıtasıyla gerçekleşmiştir.
    Resulullah'ın insan olarak okuma yazma öğretenini bilen varsa adıyla birlikte delil getirsin.Kimmiş bakalım anlayalım..
    Resulullah efendimiz(A.S) kesinlikle ,ümmiyken ona Kur'an inmiştir.



  4. 15.Nisan.2009, 08:07
    62
    Devamlı Üye
    reklam


    Allah tarafından Hz.Peygambere ilk inzal olunan sure ALAK SURESİ'dir Buna göre, bu ayetler Cebrail A.S tarafından tane tane okutulup ezberletilerek ayetler Resulullah'a nakletiliyordu..Resulullah okuma yazma bilseydi hiç tereddüt ve sıkıntıya düşmeden hemen okurdu.Hiç bir kimsenin şüphesi olmasın ki, Resulullah bir ümmi idi..Allahu Teala onu en güzel şekilde yetiştirdi ve onu gönderdi.
    Eğer ümmi olmasaydı kendisi hakkında şu dedikoduyu yapacaklardı.
    "Bu Muhammed, Hira mağarasında bir başkası tarafından okuma yazma öğrenip ve öğretilip Kur'an'ı bize kendi yazdıklarını okuyor" diyeceklerdi..İşte bütün bunlara meyil ve sebep verilmemesi için Resulullah'a Allahu Teala okuma ve yazma öğretmiştir.O da Cebrail vasıtasıyla gerçekleşmiştir.
    Resulullah'ın insan olarak okuma yazma öğretenini bilen varsa adıyla birlikte delil getirsin.Kimmiş bakalım anlayalım..
    Resulullah efendimiz(A.S) kesinlikle ,ümmiyken ona Kur'an inmiştir.



  5. 15.Nisan.2009, 08:15
    63
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    Alıntı
    İlk aldığı vahiy oku olan,Bedir esirlerini okuma yazma öğretme karşılığı serbest bırakan bir peygamberin okuma yazma öğrenmemesi olacak şey değildir.
    Hz.Peygamberin 30 harfi öğrenemediğini mi iddia etmek saçmalıktır.
    Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen. "Ümm" kelimesinin ism-i mensubu "ümm"e mensup olan, Arap dilinde "ümm"; anne, bir şeyin aslı gibi anlamlara gelir (Firûzâbâdî, el-Kamûsu'l-Muhît, Beyrut 1987, 1891). Sözlük' anlamının yanında mecazı bazı anlamları da vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de anne, asıl (kaynak) dönülecek yer ve süt emziren anlamlarında kullanılmıştır (Abdurrahman İbnu'l-Cevzî, Nüzhetu'l A'yuni'n-Nevazır fî İlmi'l-Vücûh ve'n-Nezâir Beyrut,1985,141-142).
    Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber (s.a.s)'in neden bu vasıfla vasıflandığı konusunda âlimler birkaç ihtimal zikrederler:
    a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.
    b- Arap milletine mensup olduğuna işaret edilmiş olabilir.
    c- Mekkeli anlamında kullanılmış olabilir. Çünkü Mekke'nin isimlerinden biri Ümmü'l-Kura idi (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'n Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297).
    Elmalılı Hamdi Yazır bu ihtimalleri zikrettikten sonra şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: "Bu üç nisbetin üçünde de ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır. Ümmîlik alelade kimseler hakkında âdeten ilim eksikliğini ifade eden bir noksan sıfat iken bir ümmînin okuyup yazanlardan fazla âlim olması Allah tarafından hilaf-ı âdet olarak bilâ kesbin mevhub bir kemal-i fıtriyeye delalet eder. Ve binaenaleyh kemalat-ı ilmiyle ve ameliyesi okuyup yazanları âciz bırakan bir peygamber hakkında her türlü şüpheyi kat eden ve onun doğrudan doğruya Allah tarafından gönderilmiş bulunduğunu biz zarure isbat eden harikulade bir sıfat-ı kemal, yani bir mucizedir" (Elmalılı, a.g.e., VI, 22-98).
    Rasûlüllah (s.a.s)'in kendisine vahiy gelinceye dek okuma-yazma bilmediği tüm âlimler tarafından kabul edilmektedir. Nitekim bu durum şu âyette de açıkça ifade edilmektedir: "Sen bundan (Kur'ân'dan) evvel hiç bir kitap okur değildin. Elinle de onu yazmadın. Böyle olsaydı (hak ve hakikatı) iptal (ve inkâr) edenler elbette şüphelere düşerlerdi" (Ankebut, 29/48).
    Ancak kendisine vahiy geldikten sonra okuma-yazmayı öğrenip öğrenmediği konusunda farklı görüşler vardır. Her iki tarafın delillerini özet olarak vermekte yarar vardır.
    Okuma-yazma bilmediğini ileri sürenlerin delilleri:
    a- Kur'ân-ı Kerîm Peygamber'i "Ümmî" diye vasıflandırmaktadır (A'raf, 7/157). Okuma-yazma bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bildiren ve geçmiş kavimlerin haber terini ve gelecekte vuku bulacakları bildiren bir vahyi tebliğ etmiş olması onun en büyük mucizelerindendir (Muhammed Rıza, Muhammed, Mısır, 1966, 63).
    b- Kendisine ilk vahiy geldiğinde ona "oku" emrini vermiş, kendisi: "Ben okuma bilmem" karşılığını vermiştir.
    c- Peygamberin ümmî olduğu, yani okuma-yazma bilmediği Kur'n'da belirtildiği halde müşrikler bu konuda herhangi bir itirazda bulunmamışlardır (Bakıllânî, İ'cazu'l-Kur'an, Mısır 1951, 62).
    d- Peygamber'e vahiy değişik zamanlarda geldi. Yanında vaihiy kâtipleri bulunmadığında eğer okuma-yazma bilseydi kendisi vahyi yazardı. O, gelen vahyi ezberleyerek zaptetmeye çalışıyordu. Nitekim bu husus Kur'ân'da da ifade edilmektedir (el-Kıyame, 75/16; el-A'lâ, 87/6).
    e- Peygamberin okuyup yazdığına dair delil olarak getirilen haberlerin bir çoğu ya zayıf veya uydurmadır. Diğerleri ise mecazdır. Bu konuda açık ve kesin bir haber bulunsaydı hiç bir Müslüman onun okuyup yazma bilmediğini söyleyemezdi (İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm, Beyrut, 1966, V, 331).
    Okuma-yazma bildiğini savunanların delilleri:
    a- Kendisine vahiy gelinceye kadar okuma-yazma bilmediği kesindir. Bu konudaki âyet, vahiy öncesi okuma-yazma bilmediğini ifade etmektedir. Eğer vahiy geldikten sonra da bilmiyor olsaydı, âyet buna da işaret ederdi.
    b- Hudeybiye musalahasıyla ilgili olarak Buharî'de nakledilen bir rivayette şöyle denilmektedir: "Rasûlüllah sahifeyi aldı, pek iyi yazamıyordu ve yazdı" (Buharî, Meğazî, 43). Rivayet, mecaza yer vermeyecek şekilde açık ve kesindir. Yine İbn Mâce'nin naklettiği bir rivayette şöyle denilmektedir: "Sadakanın ecri 10 misli, karz-ı hasenin ecrinin ise,18 misli olduğunu yazılı olduğunu gördüm" (İbn Mâce, Sadakat 19). Bu rivayet onun okuduğunu kesin olarak anlatmaktadır. Okuyabilmek yazmanın bir bölümü olduğuna göre o, hem okuyor ve hem de yazmasını biliyordu. Bu konuda daha başka rivayetler de vardır:
    c- Okuma-yazmayı teşvik eden bir dinin peygamberinin okuma-yazmayı öğrenmemiş olması düşünülemez. Huzurunda kâtipler vahyi yazıyorlardı ve o da yazdıklarına şahit oluyordu. Normal bir yeteneğe sahip olan biri bile o müddet içerisinde okuma-yazmayı öğrenirdi. Kaldı ki, Peygamber (s.a.s) gayet zekî ve kabiliyetli biriydi.
    Peygamber (s.a.s)'in okuma-yazmayı bilip bilmediği tarih boyunca münakaşa konusu olmuştur. Bu konuda kesin bir sonuca varmak da kolay değildir. Ancak onun peygamberlikten önce okuma-yazma bilmediği nass ile sabit olup bu konuda herhangi bir ihtilaf da yoktur.

    Kaynak: Ümmî - Mumsema islam Arsivi


  6. 15.Nisan.2009, 08:15
    63
    Moderatör
    Alıntı
    İlk aldığı vahiy oku olan,Bedir esirlerini okuma yazma öğretme karşılığı serbest bırakan bir peygamberin okuma yazma öğrenmemesi olacak şey değildir.
    Hz.Peygamberin 30 harfi öğrenemediğini mi iddia etmek saçmalıktır.
    Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen. "Ümm" kelimesinin ism-i mensubu "ümm"e mensup olan, Arap dilinde "ümm"; anne, bir şeyin aslı gibi anlamlara gelir (Firûzâbâdî, el-Kamûsu'l-Muhît, Beyrut 1987, 1891). Sözlük' anlamının yanında mecazı bazı anlamları da vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de anne, asıl (kaynak) dönülecek yer ve süt emziren anlamlarında kullanılmıştır (Abdurrahman İbnu'l-Cevzî, Nüzhetu'l A'yuni'n-Nevazır fî İlmi'l-Vücûh ve'n-Nezâir Beyrut,1985,141-142).
    Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber (s.a.s)'in neden bu vasıfla vasıflandığı konusunda âlimler birkaç ihtimal zikrederler:
    a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.
    b- Arap milletine mensup olduğuna işaret edilmiş olabilir.
    c- Mekkeli anlamında kullanılmış olabilir. Çünkü Mekke'nin isimlerinden biri Ümmü'l-Kura idi (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'n Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297).
    Elmalılı Hamdi Yazır bu ihtimalleri zikrettikten sonra şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: "Bu üç nisbetin üçünde de ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır. Ümmîlik alelade kimseler hakkında âdeten ilim eksikliğini ifade eden bir noksan sıfat iken bir ümmînin okuyup yazanlardan fazla âlim olması Allah tarafından hilaf-ı âdet olarak bilâ kesbin mevhub bir kemal-i fıtriyeye delalet eder. Ve binaenaleyh kemalat-ı ilmiyle ve ameliyesi okuyup yazanları âciz bırakan bir peygamber hakkında her türlü şüpheyi kat eden ve onun doğrudan doğruya Allah tarafından gönderilmiş bulunduğunu biz zarure isbat eden harikulade bir sıfat-ı kemal, yani bir mucizedir" (Elmalılı, a.g.e., VI, 22-98).
    Rasûlüllah (s.a.s)'in kendisine vahiy gelinceye dek okuma-yazma bilmediği tüm âlimler tarafından kabul edilmektedir. Nitekim bu durum şu âyette de açıkça ifade edilmektedir: "Sen bundan (Kur'ân'dan) evvel hiç bir kitap okur değildin. Elinle de onu yazmadın. Böyle olsaydı (hak ve hakikatı) iptal (ve inkâr) edenler elbette şüphelere düşerlerdi" (Ankebut, 29/48).
    Ancak kendisine vahiy geldikten sonra okuma-yazmayı öğrenip öğrenmediği konusunda farklı görüşler vardır. Her iki tarafın delillerini özet olarak vermekte yarar vardır.
    Okuma-yazma bilmediğini ileri sürenlerin delilleri:
    a- Kur'ân-ı Kerîm Peygamber'i "Ümmî" diye vasıflandırmaktadır (A'raf, 7/157). Okuma-yazma bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bildiren ve geçmiş kavimlerin haber terini ve gelecekte vuku bulacakları bildiren bir vahyi tebliğ etmiş olması onun en büyük mucizelerindendir (Muhammed Rıza, Muhammed, Mısır, 1966, 63).
    b- Kendisine ilk vahiy geldiğinde ona "oku" emrini vermiş, kendisi: "Ben okuma bilmem" karşılığını vermiştir.
    c- Peygamberin ümmî olduğu, yani okuma-yazma bilmediği Kur'n'da belirtildiği halde müşrikler bu konuda herhangi bir itirazda bulunmamışlardır (Bakıllânî, İ'cazu'l-Kur'an, Mısır 1951, 62).
    d- Peygamber'e vahiy değişik zamanlarda geldi. Yanında vaihiy kâtipleri bulunmadığında eğer okuma-yazma bilseydi kendisi vahyi yazardı. O, gelen vahyi ezberleyerek zaptetmeye çalışıyordu. Nitekim bu husus Kur'ân'da da ifade edilmektedir (el-Kıyame, 75/16; el-A'lâ, 87/6).
    e- Peygamberin okuyup yazdığına dair delil olarak getirilen haberlerin bir çoğu ya zayıf veya uydurmadır. Diğerleri ise mecazdır. Bu konuda açık ve kesin bir haber bulunsaydı hiç bir Müslüman onun okuyup yazma bilmediğini söyleyemezdi (İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm, Beyrut, 1966, V, 331).
    Okuma-yazma bildiğini savunanların delilleri:
    a- Kendisine vahiy gelinceye kadar okuma-yazma bilmediği kesindir. Bu konudaki âyet, vahiy öncesi okuma-yazma bilmediğini ifade etmektedir. Eğer vahiy geldikten sonra da bilmiyor olsaydı, âyet buna da işaret ederdi.
    b- Hudeybiye musalahasıyla ilgili olarak Buharî'de nakledilen bir rivayette şöyle denilmektedir: "Rasûlüllah sahifeyi aldı, pek iyi yazamıyordu ve yazdı" (Buharî, Meğazî, 43). Rivayet, mecaza yer vermeyecek şekilde açık ve kesindir. Yine İbn Mâce'nin naklettiği bir rivayette şöyle denilmektedir: "Sadakanın ecri 10 misli, karz-ı hasenin ecrinin ise,18 misli olduğunu yazılı olduğunu gördüm" (İbn Mâce, Sadakat 19). Bu rivayet onun okuduğunu kesin olarak anlatmaktadır. Okuyabilmek yazmanın bir bölümü olduğuna göre o, hem okuyor ve hem de yazmasını biliyordu. Bu konuda daha başka rivayetler de vardır:
    c- Okuma-yazmayı teşvik eden bir dinin peygamberinin okuma-yazmayı öğrenmemiş olması düşünülemez. Huzurunda kâtipler vahyi yazıyorlardı ve o da yazdıklarına şahit oluyordu. Normal bir yeteneğe sahip olan biri bile o müddet içerisinde okuma-yazmayı öğrenirdi. Kaldı ki, Peygamber (s.a.s) gayet zekî ve kabiliyetli biriydi.
    Peygamber (s.a.s)'in okuma-yazmayı bilip bilmediği tarih boyunca münakaşa konusu olmuştur. Bu konuda kesin bir sonuca varmak da kolay değildir. Ancak onun peygamberlikten önce okuma-yazma bilmediği nass ile sabit olup bu konuda herhangi bir ihtilaf da yoktur.

    Kaynak: Ümmî - Mumsema islam Arsivi


  7. 01.Haziran.2009, 00:28
    64
    _RÜYA_
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Mayıs.2009
    Üye No: 48496
    Mesaj Sayısı: 19
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 31

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    dini kendine göre yorumlayan ahir zamanın yalancı fasık hocalarından.bukadar bilgisi olanın allah korkusu olur be önce allahın kuluna adil olmayı bilsin öyle kitap yazsın utanmaz adam.karısı nasıl ağlıyordu medya önünde aldatmamayı kendisi öğrensin önce sonra fetvalarda bulunsun.ya arkadaşım yaşar nurinin kitabını okuyacağına buhari tirmizi kitapları okuderim bulamazsanda kuran meali oku.biçok ayette geçmektedir ahir zamanda biçok yalancı hocalar ve peygamberler türeyecek yalancı mehdi ler çıkacak diye lütfen arkadaşlar dinimizde kolaylık vardır zaten ve bu tür hoca diye geçinenlerdinden soğutuyorlarbaşka bişey yaptıkları yok zaten


  8. 01.Haziran.2009, 00:28
    64
    Üye
    dini kendine göre yorumlayan ahir zamanın yalancı fasık hocalarından.bukadar bilgisi olanın allah korkusu olur be önce allahın kuluna adil olmayı bilsin öyle kitap yazsın utanmaz adam.karısı nasıl ağlıyordu medya önünde aldatmamayı kendisi öğrensin önce sonra fetvalarda bulunsun.ya arkadaşım yaşar nurinin kitabını okuyacağına buhari tirmizi kitapları okuderim bulamazsanda kuran meali oku.biçok ayette geçmektedir ahir zamanda biçok yalancı hocalar ve peygamberler türeyecek yalancı mehdi ler çıkacak diye lütfen arkadaşlar dinimizde kolaylık vardır zaten ve bu tür hoca diye geçinenlerdinden soğutuyorlarbaşka bişey yaptıkları yok zaten


  9. 11.Mart.2010, 07:53
    65
    midnitexpress
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Kasım.2008
    Üye No: 38035
    Mesaj Sayısı: 46
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    bende yasar hocaya katiliyorum kendisi islam profosorudur, yanlisa dusmez asil yanlisa dusenler turk milleti ve onu dinin dinini kullananlardır.


  10. 11.Mart.2010, 07:53
    65
    bende yasar hocaya katiliyorum kendisi islam profosorudur, yanlisa dusmez asil yanlisa dusenler turk milleti ve onu dinin dinini kullananlardır.


  11. 11.Mart.2010, 14:36
    66
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    Alıntı
    14- Hazret-i İbrahimin babası putperest idi.
    Eee evet bu bilgi doğru ne var bunda?


  12. 11.Mart.2010, 14:36
    66
    seyyah
    Alıntı
    14- Hazret-i İbrahimin babası putperest idi.
    Eee evet bu bilgi doğru ne var bunda?


  13. 11.Mart.2010, 16:06
    67
    Hükümdar
    Ehl-i sünnet

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Aralık.2008
    Üye No: 44640
    Mesaj Sayısı: 497
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 31

    --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    Alıntı
    Eee evet bu bilgi doğru ne var bunda?
    Enam suresinin 74. âyetinde, (İbrahim, babası Azer’e dediği zaman...) buyuruluyor. Burada Azer kelimesi, baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu Beydavi tefsirinde yazılıdır. Bir kimsenin iki ismi olup, birlikte söylenince, birinin meşhur olmadığı, ikincinin meşhur olduğu anlaşılır. Meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için ikincisi söylenir. Bu ikincisine atf-ı beyan denir.

    Hazret-i İbrahim iki kimseye baba demektedir. Birisi kendi babası, diğeri de üvey babası ve amcası olan kimsedir. İcaz, belagat ve fesahat kaidelerine göre, âyet-i kerimenin manası, (İbrahim, ismi Azer olan babasına dediği zaman) demektir. Böyle olmasaydı, sadece (Azer’e dediği zaman) veya (Babasına dediği zaman) demek yetişirdi. Eğer Azer kendi öz babası olsaydı Babası kelimesi fazla olurdu. Türkçe’de bile (Babam Ali geliyor) denmez, (Babam geliyor) denir.

    Kur’an-ı kerimde amcaya baba denilmektedir. Hazret-i İsmail, Hazret-i Yakub’un amcasıdır. Fakat Kur’an-ı kerimde (Amcan İsmail) denmiyor, (Baban İsmail) deniyor. Çocukları, Hazret-i Yakub’a (Babaların İbrahim ve İsmail ve İshak...) diyor. (Bekara 133) Yani, (Baban İbrahim, baban İsmail ve baban İshak) deniyor. Halbuki Hazret-i İsmail, Hazret-i Yakub’un babası değil, amcasıdır. Tefsirlerde, Kur’an-ı kerimde amcaya baba denildiği bildirilmektedir. Peygamber efendimizin yaşlı köylüye, amcaları olan Ebu Talib’e ve Hazret-i Abbas’a baba dediği, çeşitli muteber kitaplarda yazılıdır.

    Yalnız Araplar değil, çeşitli milletlerde, amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara baba demek âdettir.

    Türkiye’de de, insanlara iyilik eden, onları himayesine alan kimselere mecaz olarak, "Baba adam", "Fakir babası" dendiğini hepimiz biliriz. Yaşlı kimselere de hürmeten "Baba" denir.

    Yaşlı kadınlara da "Ayşe ana", "Fatma ana" veya "Hacı anne" dendiği meşhurdur. Böyle söylemekle, yani baba demekle, o kimse bizim babamız olmadığı gibi anne dediğimiz kadın da annemiz olmaz. Bunlar hürmet için söylenir.

    Yine yaşlı kimselere, bir akrabalığımız olmadığı halde, "Amca, dede", yaşlı kadınlara da, "Teyze, nine" deriz. Bunlar bir saygı ifadesidir.

    Bu bakımdan Hazret-i Yakub’un öz babası Hazret-i İshak iken, Kur’an-ı kerimde, Hazret-i Yakub’a hitaben (Baban İsmail) buyurulmuştur.
    [İmam-ı Süyuti hazretleri, Kitabüd-derc-il-münife kitabında Azer’in Hazret-i İbrahim’in amcası olduğunu vesikalarla ispat etmektedir.]


  14. 11.Mart.2010, 16:06
    67
    Ehl-i sünnet
    Alıntı
    Eee evet bu bilgi doğru ne var bunda?
    Enam suresinin 74. âyetinde, (İbrahim, babası Azer’e dediği zaman...) buyuruluyor. Burada Azer kelimesi, baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu Beydavi tefsirinde yazılıdır. Bir kimsenin iki ismi olup, birlikte söylenince, birinin meşhur olmadığı, ikincinin meşhur olduğu anlaşılır. Meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için ikincisi söylenir. Bu ikincisine atf-ı beyan denir.

    Hazret-i İbrahim iki kimseye baba demektedir. Birisi kendi babası, diğeri de üvey babası ve amcası olan kimsedir. İcaz, belagat ve fesahat kaidelerine göre, âyet-i kerimenin manası, (İbrahim, ismi Azer olan babasına dediği zaman) demektir. Böyle olmasaydı, sadece (Azer’e dediği zaman) veya (Babasına dediği zaman) demek yetişirdi. Eğer Azer kendi öz babası olsaydı Babası kelimesi fazla olurdu. Türkçe’de bile (Babam Ali geliyor) denmez, (Babam geliyor) denir.

    Kur’an-ı kerimde amcaya baba denilmektedir. Hazret-i İsmail, Hazret-i Yakub’un amcasıdır. Fakat Kur’an-ı kerimde (Amcan İsmail) denmiyor, (Baban İsmail) deniyor. Çocukları, Hazret-i Yakub’a (Babaların İbrahim ve İsmail ve İshak...) diyor. (Bekara 133) Yani, (Baban İbrahim, baban İsmail ve baban İshak) deniyor. Halbuki Hazret-i İsmail, Hazret-i Yakub’un babası değil, amcasıdır. Tefsirlerde, Kur’an-ı kerimde amcaya baba denildiği bildirilmektedir. Peygamber efendimizin yaşlı köylüye, amcaları olan Ebu Talib’e ve Hazret-i Abbas’a baba dediği, çeşitli muteber kitaplarda yazılıdır.

    Yalnız Araplar değil, çeşitli milletlerde, amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara baba demek âdettir.

    Türkiye’de de, insanlara iyilik eden, onları himayesine alan kimselere mecaz olarak, "Baba adam", "Fakir babası" dendiğini hepimiz biliriz. Yaşlı kimselere de hürmeten "Baba" denir.

    Yaşlı kadınlara da "Ayşe ana", "Fatma ana" veya "Hacı anne" dendiği meşhurdur. Böyle söylemekle, yani baba demekle, o kimse bizim babamız olmadığı gibi anne dediğimiz kadın da annemiz olmaz. Bunlar hürmet için söylenir.

    Yine yaşlı kimselere, bir akrabalığımız olmadığı halde, "Amca, dede", yaşlı kadınlara da, "Teyze, nine" deriz. Bunlar bir saygı ifadesidir.

    Bu bakımdan Hazret-i Yakub’un öz babası Hazret-i İshak iken, Kur’an-ı kerimde, Hazret-i Yakub’a hitaben (Baban İsmail) buyurulmuştur.
    [İmam-ı Süyuti hazretleri, Kitabüd-derc-il-münife kitabında Azer’in Hazret-i İbrahim’in amcası olduğunu vesikalarla ispat etmektedir.]


  15. 19.Temmuz.2013, 14:30
    68
    Misafir

    Cevap: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    ne şiş yansın ne kebab.olmaz böyle şey .açık ve net söylemekten kaçınan biri.kimseyi kırmayayım diye şarap da içebilirsin. onuda yapabilirsin. diye bir yol seçip herkesi memnun etmeye çalışıyor


  16. 19.Temmuz.2013, 14:30
    68
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ne şiş yansın ne kebab.olmaz böyle şey .açık ve net söylemekten kaçınan biri.kimseyi kırmayayım diye şarap da içebilirsin. onuda yapabilirsin. diye bir yol seçip herkesi memnun etmeye çalışıyor


  17. 29.Temmuz.2013, 01:32
    69
    Misafir

    Cevap: --->: s.a yaşar nuri öztürk hakkında

    öncelikle 5 maddeye bak ve insanları zehirlediğini anlarsın


  18. 29.Temmuz.2013, 01:32
    69
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    öncelikle 5 maddeye bak ve insanları zehirlediğini anlarsın


  19. 10.Ağustos.2015, 18:26
    70
    Misafir
    Yasar nuri hangi dinden oldugu belli olmayan aslinda dini olmayan biri o kisiyi televizyona cikartip insanlara yanlis bilgiler
    vermesine sebep olanlar da onun gibi dinsizdir


  20. 10.Ağustos.2015, 18:26
    70
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Yasar nuri hangi dinden oldugu belli olmayan aslinda dini olmayan biri o kisiyi televizyona cikartip insanlara yanlis bilgiler
    vermesine sebep olanlar da onun gibi dinsizdir


  21. 06.Temmuz.2016, 09:21
    71
    Misafir

    Cevap: Yaşar nuri öztürk hakkında

    Bu kadar kolay suçlama yapma yetkisini Allahc.c katındanmı aldınız siz hangi sıfatla bir insanın cehenneme gireceğini öngörebiliyorsunuz dinsiz kafir gibi sıfatlar yakıştırıyorsunuz ki kendinizin bile akibetini bilemezken bu böbürlenme niye Allah c.c dinini korumak için sizemi muhtac yoksa bu kişinin avukatı değilim ben fakat yaptığınızın dört kitaptada yeri yok din şövalyeliği yapacam diye yaşar nurinin tonla günahını üzerinize almayın ey müslümanlar Allah hakkıyla gören ve bilendir günahların cezasını verecek tek makamda ALLAH cc makamıdır zaten bu kişi vefat etmiştir artık ölünün arkasından konuşmakta bir müslümana yakışmaz.


  22. 06.Temmuz.2016, 09:21
    71
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Bu kadar kolay suçlama yapma yetkisini Allahc.c katındanmı aldınız siz hangi sıfatla bir insanın cehenneme gireceğini öngörebiliyorsunuz dinsiz kafir gibi sıfatlar yakıştırıyorsunuz ki kendinizin bile akibetini bilemezken bu böbürlenme niye Allah c.c dinini korumak için sizemi muhtac yoksa bu kişinin avukatı değilim ben fakat yaptığınızın dört kitaptada yeri yok din şövalyeliği yapacam diye yaşar nurinin tonla günahını üzerinize almayın ey müslümanlar Allah hakkıyla gören ve bilendir günahların cezasını verecek tek makamda ALLAH cc makamıdır zaten bu kişi vefat etmiştir artık ölünün arkasından konuşmakta bir müslümana yakışmaz.





+ Yorum Gönder
Git İlk 356