Konusunu Oylayın.: Kadının Dövülmesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kadının Dövülmesi
  1. 25.Eylül.2008, 03:22
    1
    Answer
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Eylül.2008
    Üye No: 30907
    Mesaj Sayısı: 9
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Kadının Dövülmesi






    Kadının Dövülmesi Mumsema selamunaleykum
    Nisa suresinin 4/34 ayetlerinde kadına şiddete izin mi veriliyor bunun açıklamasını yaparmısınız?
    Allah razı olsun


  2. 25.Eylül.2008, 03:22
    1
    Answer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
  3. 25.Eylül.2008, 09:45
    2
    ağla
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2008
    Üye No: 32032
    Mesaj Sayısı: 18
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Kadının Dövülmesi




    Erkeklerin aile içindeki yetkileri, kadınların da bu yetki karşısındaki durum ve tutumları konusu şu âyetlerde açıklanmıştır:
    "Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah'a itaatkârdır. Allah'ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara ögüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır" (Nisa: 4/34-35).
    Şimdi bu iki âyeti tefsir ederek konuyu anlamaya çalışalım: 34. Âyette, yalnızca kocaların değil, bütün erkeklerin koruyucu ve yönetici (kavvâmûn) olmaları iki gerekçeye dayandırılmıştır:
    a) Allah insanların bir kısmına diğerlerinden üstün kabiliyetler vermiştir, bu cümleden olarak koruma ve yönetme bakımından erkekler, kadınlardan daha uygun özelliklerle donatılmışlardır.
    b) Erkekler aile geçimini ve diğer malî yükümlülükleri üslenmişlerdir. Bazı müfessirlere göre bu iki gerekçeden birincisi insan tabiatının değişmez özelliğidir; genel olarak erkeklerde akıl ve mantık ön plandadır, kadınlarda ise duygu öne çıkar. Koruma bakımından fizik güç önemlidir ve erkekler bu yönden daha güçlüdürler. İkinci gerekçe ise yaratılıştan değil, kültür ve medeniyet şartlarına bağlı alışkanlıklar, âdetler, tutumlardan kaynaklanmaktadır. İslâm'ın geldiği çağda daha yoğun, günümüzde ise önemli ölçüde olmak üzere erkeklerin bu fonksiyonları da devam etmektedir. İslâm hukuk kurallarına göre erkek hem -geniş mânada- ailenin geçiminden tek başına sorumludur, hem de mehir, diyet, cihad/askerlik gibi malî tarafı olan yükümlülükleri vardır.

    Erkeğin "kavvâm" olması hangi yetkileri ve vazifeleri ihtiva etmektedir?

    Bu soruya verilen cevaplar eskiden yeniye değişik olabilmiştir. Yalnızca âyet ve hadislerin lafızlarını değil, bunların yanında uygulamayı ve dolayısıyla örf ve âdeti de göz önüne alan müctehid ve müfessirler, sözlük mânası "bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren, onunla yakından ilgilenen" demek olan kavvamlığa, "reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme" mânalarını yüklemişlerdir. Tarih boyunca erkekler bu işleri ve sıfatları, fiilen kadınlardan daha ziyade yüklenmişlerdir.
    Çağımızda kelimeye yüklenen hâkim mâna ise "aile reisliği"dir. Âyetten erkeklerin yönetim, savunma ve koruma bakımlarından genel olarak önde oldukları anlaşılmakla beraber, takip eden cümleler göz önüne alındığında burada, aile kurumunda hâkimiyet ve yöneticilik mânasının ağır bastığı görülecektir. Ailede kurucu unsur karı kocadır. Bu temel kurumu oluşturan, yöneten, yönlendiren dinî, ahlâkî, hukukî kurallar vardır. Kurallara uyulduğu müddetçe mesele yoktur. Taraflar kuralları bozar, hakları çiğnerse düzeni sağlamak ve adaleti gerçekleştirmek üzere çeşitli tedbirler ve müeyyideler devreye girecektir. Bu âyette karının, aynı sûrenin 128. âyetinde ise kocanın hukuku çiğnemesi ve düzene baş kaldırması (nüşûz) ele alınmıştır.

    Aile hayatı içinde kadın, kurallara göre rolünü ifa edip etmemesi yönünden iki sıfatla nitelendirilmiştir:
    Sâliha ve nâşize.
    Sâliha kadınlar hem kocalarının ve diğer aile fertlerinin yanında (açıkta, zâhirde) hem de onların bulunmadıklar yerlerde (gaybda) vazifelerini hakkıyla yerine getirir, Allah'ın koyduğu, toplumun benimsediği kuralların dışına çıkmaz, aileye ihanet etmez, şerefine leke sürmezler.
    Bazı davranış ve tavırları sebebiyle yoldan çıkma, hukuka baş kaldırma (nüşûz) belirtileri gösteren, böylece nâşize olması ihtimali beliren kadınlara karşı ne yaplacak, aile düzeni ve hukuku nasıl korunacaktır?
    İşte bu noktada Kur'ân-ı Kerîm vazifeyi ailenin reisi sıfatıyla önce kocaya vermektedir. Öngörülen tedbirlere başvurmasına rağmen koca düzeni sağlayamazsa ve ailenin dağılmasından korkulursa sıra hakemlere gelecektir. Âyette hukuka baş kaldıran, meşrû aile düzenini bozmaya kalkışan (nâşize) kadına karşı erkeğin yapabileceği şeyler:
    Öğüt vermek,
    yatakta yalnız bırakmak
    ve dövmek şeklinde sıralanmıştır.
    Öğüt vermek ve yatakta yalnız bırakmak, küsmek gibi tedbirler problem teşkil etmemiştir, ancak dövme tedbiri özellikle çağımızda, kadın hakları ve insanlık haysiyeti yönlerinden önemli bir tartışma konusu olmuştur. Esasen tefsir ve hadis kitaplarına bakıldığında kadının baş kaldırma durumunda bile kocası tarafından dövülmesini, eski tefsirciler arasında da farklı yorumlayanların, bunun câiz olmadığını ileri sürenlerin bulunduğu aşağıdaki alıntılarda görülmektedir. Dövme tedbiri ve hükmünün -bu âyet dışında- en önemli dayanağı ilgili hadislerdir. Bu hadislerin, aksini söyleyen rivayetlere nisbetle daha sahih ve sağlam olanlarında Peygamberimiz (s.a.) kadınların dövülmesini menetmekte, karılarını dövenlere "hayırsız" demekte, "Gündüz karısını köle gibi kırbaçlayan birisi akşam onunla aynı yatağa nasıl girecek?" diye sormaktadır (Buhârî, "Nikâh", 93; Ebû Dâvûd, "Nikâh", 60).

    Eski tefsircilerin, bu âyetin geliş sebebi olarak zikrettikleri bir vak'a, Araplar'da âdet haline gelmiş bulunan "kadını dövme" eylemine Hz. Peygamber'in bakışı ve bunu ortadan kaldırma iradesi bakımından ilgi çekicidir. Ensardan Sa'd b. Rebî', nâşize olan karısına bir tokat vurmuş, kayınpederi de damadını, Hz. Peygamber'e şikâyet etmişti. Peygamberimiz "Kadın da aynı şekilde kocasına vursun" buyurdu, fakat daha emir yerine getirilmeden açıklamakta olduğumuz âyet geldi, bu durumda kocanın karısına vurabileceği anlaşıldı ve emir geri alındı (Cessâs, 188; İbnü'l-Arabî, 415). Dövmenin şekli ve miktarı üzerinde durulmuş, kadına zarar vermemesi, iz bırakmaması, yüze vurulmaması genel olarak kaydedilmiştir. Bazı tefsircilere göre vurma tamamen semboliktir, meselâ müfessir Atâ'ya göre misvak (dişlerin temizlendiği, fırça büyüklüğündeki özel, yumuşak ağaç dalı) gibi bir şeyle yapılacaktır (Cessâs, 189; İbn Atıyye, 48).
    İkinci nesil âlimlerinden Atâ, hukuku çiğneyen kadına uygulanacak müeyyide ile genel olarak kadın dövme konusundaki hadisleri birlikte değerlendirmiş ve şu sonuca varmıştır: Erkek, namusu lekeleyecek bir davranışta (fahişe) bulunmayan, yalnızca nâşize olan karsını dövemez, ancak ona karşı öfkesini ortaya koyabilir. Atâ'nn bu anlayışını açıklayan -biri eski, diğeri çağdaş- iki tefsir âlimi farklı dayanaklardan hareket etmişlerdir. Bunlardan Ebû Bekir İbnü'l-Arabî'ye göre Atâ, âyette geçen dövmenin ibâha (serbest bırakma) ifade ettiğini, genel olarak karı dövmeyi yasaklayan hadislerin ise kerahet (mekruh ve çirkin görme) hükmü getirdiğini tesbit etmiş ve sonuç olarak "Koca, karısını dövemez" demiştir (Ahkâm, 420).
    Çağdaş tefsircilerden İbn Âşûr'a göre Atâ, âyet ve hadislerin farklı durumlara göre farklı hükümler getirdiğini anlamış, öğüt ve küsmenin kocaya, tecavüzün şiddetine göre sopa vb. müeyyide uygulamanın ise kısmen kocaya, genel olarak da yönetim ve yargıya (ülü'l-emre) ait bulunduğu sonucuna varmıştır. Koca iyi niyetle (ıslah etmek ve aileyi korumak maksadıyla) ve sınır aşmadan, kadına zarar vermeden -nâşize olan eşine- birkaç sopa vurursa buna izin verilecektir, sınır aşılır, bu izin kötüye kullanılırsa ülü'l-emr kocaların eşlerini sopalamasını kesin olarak yasaklayabilecektir (V, 43-44).
    Fuhuş sebebiyle değil de yalnızca kocasına baş kaldırdığı, aile hukukunu çiğnediği, uzun zaman sevdiği ve kabullendiği kocasını istemez olduğu için karının, kocası tarafından -belli ölçüler içinde- dövülebileceği hükmüne tarihîlik açısından da bakılmıştır. İbn Âşûr'a göre dövme izni bazı toplulukların veya toplum tabakalarının örf, âdet ve ruh hallerine riayet edilerek verilmiştir, her zamanda ve her durumda geçerli değildir. Nüşûz durumunda kocanın karısını dövebilmesi için aralarında yaşadıkları toplumda bu davranışın ayıp, anormal, aşağılayıcı, zarar verici, hukuka aykırı telakki edilmemesi, kocanın öfkesinin karısı tarafından ancak bu vasıta ile hissedilir olması gerekir, izin böyle topluluklar ve durumlar için geçerlidir.
    Hz. Ömer'in Mekke halkı ile Medine halkını, kadınlara hâkimiyet bakımından karşılaştırdığı şu sözleri de toplum değiştikçe ilişki ve davranışların da değişebileceğini göstermektedir: "Biz muhacirler kadınlarımıza hâkimdik, sözümüzden çıkmazlardı, Medine'ye gelince gördük ki, Medine'nin yerli kadınları kocalarına hâkim durumdalar, bu defa bizim kadınlarımız da onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladılar." (Buhârî, "Nikâh", 83; İbn Âşûr, V, 41-42).
    Bize göre kadının aile hukukunu çiğnemesi halinde bir ıslah tedbiri olarak ve içinde yaşanılan topluluğun örf ve âdetine uyularak serbest bırakılan "kocanın karısını dövmesi" eylemi, Hz. Peygamber (s.a.) tarafından toplum ıslah edilerek, insanın ve özellikle zevcenin dövülemeyeceği ifade ve telkin edilerek ortadan kaldırılmış, "iyi bir kocanın karısını dövemeyeceği" kaidesi bu yakışıksız davranışın önüne bir set olarak konmuştur. Burada sünnet (Resûlullah'ın sözleri ve uygulaması) âyeti neshetmemiş, tarihîliğini, yerelliğini ve kültürel bağlamını açıklamıştır.
    Hayrettin KARAMAN


  4. 25.Eylül.2008, 09:45
    2
    Üye



    Erkeklerin aile içindeki yetkileri, kadınların da bu yetki karşısındaki durum ve tutumları konusu şu âyetlerde açıklanmıştır:
    "Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah'a itaatkârdır. Allah'ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara ögüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır" (Nisa: 4/34-35).
    Şimdi bu iki âyeti tefsir ederek konuyu anlamaya çalışalım: 34. Âyette, yalnızca kocaların değil, bütün erkeklerin koruyucu ve yönetici (kavvâmûn) olmaları iki gerekçeye dayandırılmıştır:
    a) Allah insanların bir kısmına diğerlerinden üstün kabiliyetler vermiştir, bu cümleden olarak koruma ve yönetme bakımından erkekler, kadınlardan daha uygun özelliklerle donatılmışlardır.
    b) Erkekler aile geçimini ve diğer malî yükümlülükleri üslenmişlerdir. Bazı müfessirlere göre bu iki gerekçeden birincisi insan tabiatının değişmez özelliğidir; genel olarak erkeklerde akıl ve mantık ön plandadır, kadınlarda ise duygu öne çıkar. Koruma bakımından fizik güç önemlidir ve erkekler bu yönden daha güçlüdürler. İkinci gerekçe ise yaratılıştan değil, kültür ve medeniyet şartlarına bağlı alışkanlıklar, âdetler, tutumlardan kaynaklanmaktadır. İslâm'ın geldiği çağda daha yoğun, günümüzde ise önemli ölçüde olmak üzere erkeklerin bu fonksiyonları da devam etmektedir. İslâm hukuk kurallarına göre erkek hem -geniş mânada- ailenin geçiminden tek başına sorumludur, hem de mehir, diyet, cihad/askerlik gibi malî tarafı olan yükümlülükleri vardır.

    Erkeğin "kavvâm" olması hangi yetkileri ve vazifeleri ihtiva etmektedir?

    Bu soruya verilen cevaplar eskiden yeniye değişik olabilmiştir. Yalnızca âyet ve hadislerin lafızlarını değil, bunların yanında uygulamayı ve dolayısıyla örf ve âdeti de göz önüne alan müctehid ve müfessirler, sözlük mânası "bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren, onunla yakından ilgilenen" demek olan kavvamlığa, "reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme" mânalarını yüklemişlerdir. Tarih boyunca erkekler bu işleri ve sıfatları, fiilen kadınlardan daha ziyade yüklenmişlerdir.
    Çağımızda kelimeye yüklenen hâkim mâna ise "aile reisliği"dir. Âyetten erkeklerin yönetim, savunma ve koruma bakımlarından genel olarak önde oldukları anlaşılmakla beraber, takip eden cümleler göz önüne alındığında burada, aile kurumunda hâkimiyet ve yöneticilik mânasının ağır bastığı görülecektir. Ailede kurucu unsur karı kocadır. Bu temel kurumu oluşturan, yöneten, yönlendiren dinî, ahlâkî, hukukî kurallar vardır. Kurallara uyulduğu müddetçe mesele yoktur. Taraflar kuralları bozar, hakları çiğnerse düzeni sağlamak ve adaleti gerçekleştirmek üzere çeşitli tedbirler ve müeyyideler devreye girecektir. Bu âyette karının, aynı sûrenin 128. âyetinde ise kocanın hukuku çiğnemesi ve düzene baş kaldırması (nüşûz) ele alınmıştır.

    Aile hayatı içinde kadın, kurallara göre rolünü ifa edip etmemesi yönünden iki sıfatla nitelendirilmiştir:
    Sâliha ve nâşize.
    Sâliha kadınlar hem kocalarının ve diğer aile fertlerinin yanında (açıkta, zâhirde) hem de onların bulunmadıklar yerlerde (gaybda) vazifelerini hakkıyla yerine getirir, Allah'ın koyduğu, toplumun benimsediği kuralların dışına çıkmaz, aileye ihanet etmez, şerefine leke sürmezler.
    Bazı davranış ve tavırları sebebiyle yoldan çıkma, hukuka baş kaldırma (nüşûz) belirtileri gösteren, böylece nâşize olması ihtimali beliren kadınlara karşı ne yaplacak, aile düzeni ve hukuku nasıl korunacaktır?
    İşte bu noktada Kur'ân-ı Kerîm vazifeyi ailenin reisi sıfatıyla önce kocaya vermektedir. Öngörülen tedbirlere başvurmasına rağmen koca düzeni sağlayamazsa ve ailenin dağılmasından korkulursa sıra hakemlere gelecektir. Âyette hukuka baş kaldıran, meşrû aile düzenini bozmaya kalkışan (nâşize) kadına karşı erkeğin yapabileceği şeyler:
    Öğüt vermek,
    yatakta yalnız bırakmak
    ve dövmek şeklinde sıralanmıştır.
    Öğüt vermek ve yatakta yalnız bırakmak, küsmek gibi tedbirler problem teşkil etmemiştir, ancak dövme tedbiri özellikle çağımızda, kadın hakları ve insanlık haysiyeti yönlerinden önemli bir tartışma konusu olmuştur. Esasen tefsir ve hadis kitaplarına bakıldığında kadının baş kaldırma durumunda bile kocası tarafından dövülmesini, eski tefsirciler arasında da farklı yorumlayanların, bunun câiz olmadığını ileri sürenlerin bulunduğu aşağıdaki alıntılarda görülmektedir. Dövme tedbiri ve hükmünün -bu âyet dışında- en önemli dayanağı ilgili hadislerdir. Bu hadislerin, aksini söyleyen rivayetlere nisbetle daha sahih ve sağlam olanlarında Peygamberimiz (s.a.) kadınların dövülmesini menetmekte, karılarını dövenlere "hayırsız" demekte, "Gündüz karısını köle gibi kırbaçlayan birisi akşam onunla aynı yatağa nasıl girecek?" diye sormaktadır (Buhârî, "Nikâh", 93; Ebû Dâvûd, "Nikâh", 60).

    Eski tefsircilerin, bu âyetin geliş sebebi olarak zikrettikleri bir vak'a, Araplar'da âdet haline gelmiş bulunan "kadını dövme" eylemine Hz. Peygamber'in bakışı ve bunu ortadan kaldırma iradesi bakımından ilgi çekicidir. Ensardan Sa'd b. Rebî', nâşize olan karısına bir tokat vurmuş, kayınpederi de damadını, Hz. Peygamber'e şikâyet etmişti. Peygamberimiz "Kadın da aynı şekilde kocasına vursun" buyurdu, fakat daha emir yerine getirilmeden açıklamakta olduğumuz âyet geldi, bu durumda kocanın karısına vurabileceği anlaşıldı ve emir geri alındı (Cessâs, 188; İbnü'l-Arabî, 415). Dövmenin şekli ve miktarı üzerinde durulmuş, kadına zarar vermemesi, iz bırakmaması, yüze vurulmaması genel olarak kaydedilmiştir. Bazı tefsircilere göre vurma tamamen semboliktir, meselâ müfessir Atâ'ya göre misvak (dişlerin temizlendiği, fırça büyüklüğündeki özel, yumuşak ağaç dalı) gibi bir şeyle yapılacaktır (Cessâs, 189; İbn Atıyye, 48).
    İkinci nesil âlimlerinden Atâ, hukuku çiğneyen kadına uygulanacak müeyyide ile genel olarak kadın dövme konusundaki hadisleri birlikte değerlendirmiş ve şu sonuca varmıştır: Erkek, namusu lekeleyecek bir davranışta (fahişe) bulunmayan, yalnızca nâşize olan karsını dövemez, ancak ona karşı öfkesini ortaya koyabilir. Atâ'nn bu anlayışını açıklayan -biri eski, diğeri çağdaş- iki tefsir âlimi farklı dayanaklardan hareket etmişlerdir. Bunlardan Ebû Bekir İbnü'l-Arabî'ye göre Atâ, âyette geçen dövmenin ibâha (serbest bırakma) ifade ettiğini, genel olarak karı dövmeyi yasaklayan hadislerin ise kerahet (mekruh ve çirkin görme) hükmü getirdiğini tesbit etmiş ve sonuç olarak "Koca, karısını dövemez" demiştir (Ahkâm, 420).
    Çağdaş tefsircilerden İbn Âşûr'a göre Atâ, âyet ve hadislerin farklı durumlara göre farklı hükümler getirdiğini anlamış, öğüt ve küsmenin kocaya, tecavüzün şiddetine göre sopa vb. müeyyide uygulamanın ise kısmen kocaya, genel olarak da yönetim ve yargıya (ülü'l-emre) ait bulunduğu sonucuna varmıştır. Koca iyi niyetle (ıslah etmek ve aileyi korumak maksadıyla) ve sınır aşmadan, kadına zarar vermeden -nâşize olan eşine- birkaç sopa vurursa buna izin verilecektir, sınır aşılır, bu izin kötüye kullanılırsa ülü'l-emr kocaların eşlerini sopalamasını kesin olarak yasaklayabilecektir (V, 43-44).
    Fuhuş sebebiyle değil de yalnızca kocasına baş kaldırdığı, aile hukukunu çiğnediği, uzun zaman sevdiği ve kabullendiği kocasını istemez olduğu için karının, kocası tarafından -belli ölçüler içinde- dövülebileceği hükmüne tarihîlik açısından da bakılmıştır. İbn Âşûr'a göre dövme izni bazı toplulukların veya toplum tabakalarının örf, âdet ve ruh hallerine riayet edilerek verilmiştir, her zamanda ve her durumda geçerli değildir. Nüşûz durumunda kocanın karısını dövebilmesi için aralarında yaşadıkları toplumda bu davranışın ayıp, anormal, aşağılayıcı, zarar verici, hukuka aykırı telakki edilmemesi, kocanın öfkesinin karısı tarafından ancak bu vasıta ile hissedilir olması gerekir, izin böyle topluluklar ve durumlar için geçerlidir.
    Hz. Ömer'in Mekke halkı ile Medine halkını, kadınlara hâkimiyet bakımından karşılaştırdığı şu sözleri de toplum değiştikçe ilişki ve davranışların da değişebileceğini göstermektedir: "Biz muhacirler kadınlarımıza hâkimdik, sözümüzden çıkmazlardı, Medine'ye gelince gördük ki, Medine'nin yerli kadınları kocalarına hâkim durumdalar, bu defa bizim kadınlarımız da onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladılar." (Buhârî, "Nikâh", 83; İbn Âşûr, V, 41-42).
    Bize göre kadının aile hukukunu çiğnemesi halinde bir ıslah tedbiri olarak ve içinde yaşanılan topluluğun örf ve âdetine uyularak serbest bırakılan "kocanın karısını dövmesi" eylemi, Hz. Peygamber (s.a.) tarafından toplum ıslah edilerek, insanın ve özellikle zevcenin dövülemeyeceği ifade ve telkin edilerek ortadan kaldırılmış, "iyi bir kocanın karısını dövemeyeceği" kaidesi bu yakışıksız davranışın önüne bir set olarak konmuştur. Burada sünnet (Resûlullah'ın sözleri ve uygulaması) âyeti neshetmemiş, tarihîliğini, yerelliğini ve kültürel bağlamını açıklamıştır.
    Hayrettin KARAMAN


  5. 25.Eylül.2008, 23:48
    3
    Answer
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Eylül.2008
    Üye No: 30907
    Mesaj Sayısı: 9
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Kadının Dövülmesi

    Allah razı olsun ama çok karışık


  6. 25.Eylül.2008, 23:48
    3
    Answer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razı olsun ama çok karışık


  7. 26.Eylül.2008, 00:18
    4
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,602
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    --->: Kadının Dövülmesi

    ve aleykumusselam kardesim,


    yaramazlik yapani döverler

    Şem'a Nickli Üyeden Alıntı
    kocasına itaat etmeyen kadında acizdir. (hayır olanı emrettiği müdetçe)
    su konuyu okumani isterim


    http://www.mumsema.com/islamda-aile/...ik-siddet.html


  8. 26.Eylül.2008, 00:18
    4
    Aciz Kul
    ve aleykumusselam kardesim,


    yaramazlik yapani döverler

    Şem'a Nickli Üyeden Alıntı
    kocasına itaat etmeyen kadında acizdir. (hayır olanı emrettiği müdetçe)
    su konuyu okumani isterim


    http://www.mumsema.com/islamda-aile/...ik-siddet.html


  9. 02.Ekim.2008, 00:17
    5
    aleynabir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Eylül.2008
    Üye No: 33759
    Mesaj Sayısı: 91
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: İZMİR

    --->: Kadının Dövülmesi

    bilgilerin için sağol kardeş.ama gel gör ki zamanımız erkekleri dövme işini abartıyorlar.kafalarına esen her durumda vuruyorlar.geçen yüzyıllar sonrasında,yani zaman geçtikçe ayetin gerçek anlamı ve gerçek uygulanış şekli erkeklerin kendi keyfiyetlerine dönüştü.evlendimi artık benim malım ne istersem yaparım diyorlar.ben babamdan böyle gördüm diyor.....falan filan.dediğin gibi,kadının çirkefleştiği haller,insanların yanında kocasını rezil ettiği haller,edepsizleştiği haller....için geçerli olabilir ama dövme işini kendisine dinin verdiğini bahane ederek abartılı boyutlara taşıyan erkekler çok fazla.haksız yere yapanlar da var.dayak cennetten çıkma lafını uydurdular.ama bilmiyorlar ki haksız yere karısının canını acıtmanın hesabını ahirette vereceğini.yukarıda saydığım durumlar söz konusu olduğunda kadının kendisine gelmesi için veya düzeltmek için son çare olarak uygulanır,ben de erkek olsam bu durumlarda uygulardım.ama adam içip eve geliyor,karısı gene mi içtin,çocukların rızkını içkiyemi verdin,günah değil mi,çocuklarına hiç acımıyor musun dedi diye karıyı dövüyor,sanane sana mı soracam içmek için diyor.bu tek bir örnek.kadınlar mantıklı konuştuklarında da hazmedemiyorlar.benden daha mı iyi bilecen diye gene dövüyor.kısacası artık dinin emrettiği durumlarda değil;kendi gurur ve keyfiyetlerine göre davranıyorlar.bir arkadaşım eşine davranışları hakkında gayet sakin bir ses tonu ile uyarıda bulunmuş:hayatım sen böyle böyle yapıyorsun ama arkandan şunu bunu söylüyorlar,bazı söyledikleri doğru,şunu bunu düzeltsen senin için de iyi olur,kocam hakkında böyle şeyler konuşulması beni çok kırıyor,sen kendini biraz değiştirirsen beni de sevindirirsin hem de insanların ağzına laf vermemiş olursun demiş.vay efendim sen bana nasıl akıl verirsin,sen kimsin ki, sana mı kaldı beni düzeltmekbir yandan söyleyip bir yandan dövüyordu dedi.burada kocası hatalarını kabul etmeyip sinirini karısından çıkartıyor.
    camiilerde cemaate vaaz verilirken hocalarımız ailevi konulara değinerek de erkekleri bazı konularda bilinçlendirebilirler.ayetlerin gerçekte ne demek istediğinieğitim de çok önemli.çünkü sebepsiz yere dayak yemek kadını kocasına karşı soğutuyor;bu da zamanla aile içinde sevgisiz bir ortam yaratıyor.çocuklar bu ortamda büyüyorlar ve evlendikleri zaman da babalarından gördüklerini uyguluyorlar.
    ama erkekler;eşlerinin iyi huylu ve ağır başlı olmalarını istedikleri gibi kendilerinin de iyi huylu ve ağır başlı olmaları gerektiğini düşünmüyorlar.sevgi ve saygı karşılıklıdır.erkekler eşlerinin bazı söyledikleri karşısında ne kadar sinirlenseler de ne demek istediklerini anlamaya çalışsalar,oturup konuşsalar... karı koca ilişkileri daha iyi olur ve seviyeli olur.benim fikrim bu.
    tabiiki de harama bakmak,edepsizleşmek,kendisini ve kocasını kötü seviyede rezil etmek durumları dışındaki durumlar için gereken yapılır.keyfiyet için dövme hakkı hiç kimseye verilmedi.dinimiz de bu hakkı vermedi.gerektiği durumları haber verdi kitabımız ve resulullahımız(sav) Allah'ım herkese kitabımızı hakkı ile anlaması için akıl versin. amiin.hayırlı geceler kardeşlerim.tekrar tüm müslüman ve islam aleminin ramazan bayramı mübarek olsun.ve kıyamete kadar da her sene kutlamamızı Rabbim nasip etsin.amiiin.selametle kalınız.


  10. 02.Ekim.2008, 00:17
    5
    Devamlı Üye
    bilgilerin için sağol kardeş.ama gel gör ki zamanımız erkekleri dövme işini abartıyorlar.kafalarına esen her durumda vuruyorlar.geçen yüzyıllar sonrasında,yani zaman geçtikçe ayetin gerçek anlamı ve gerçek uygulanış şekli erkeklerin kendi keyfiyetlerine dönüştü.evlendimi artık benim malım ne istersem yaparım diyorlar.ben babamdan böyle gördüm diyor.....falan filan.dediğin gibi,kadının çirkefleştiği haller,insanların yanında kocasını rezil ettiği haller,edepsizleştiği haller....için geçerli olabilir ama dövme işini kendisine dinin verdiğini bahane ederek abartılı boyutlara taşıyan erkekler çok fazla.haksız yere yapanlar da var.dayak cennetten çıkma lafını uydurdular.ama bilmiyorlar ki haksız yere karısının canını acıtmanın hesabını ahirette vereceğini.yukarıda saydığım durumlar söz konusu olduğunda kadının kendisine gelmesi için veya düzeltmek için son çare olarak uygulanır,ben de erkek olsam bu durumlarda uygulardım.ama adam içip eve geliyor,karısı gene mi içtin,çocukların rızkını içkiyemi verdin,günah değil mi,çocuklarına hiç acımıyor musun dedi diye karıyı dövüyor,sanane sana mı soracam içmek için diyor.bu tek bir örnek.kadınlar mantıklı konuştuklarında da hazmedemiyorlar.benden daha mı iyi bilecen diye gene dövüyor.kısacası artık dinin emrettiği durumlarda değil;kendi gurur ve keyfiyetlerine göre davranıyorlar.bir arkadaşım eşine davranışları hakkında gayet sakin bir ses tonu ile uyarıda bulunmuş:hayatım sen böyle böyle yapıyorsun ama arkandan şunu bunu söylüyorlar,bazı söyledikleri doğru,şunu bunu düzeltsen senin için de iyi olur,kocam hakkında böyle şeyler konuşulması beni çok kırıyor,sen kendini biraz değiştirirsen beni de sevindirirsin hem de insanların ağzına laf vermemiş olursun demiş.vay efendim sen bana nasıl akıl verirsin,sen kimsin ki, sana mı kaldı beni düzeltmekbir yandan söyleyip bir yandan dövüyordu dedi.burada kocası hatalarını kabul etmeyip sinirini karısından çıkartıyor.
    camiilerde cemaate vaaz verilirken hocalarımız ailevi konulara değinerek de erkekleri bazı konularda bilinçlendirebilirler.ayetlerin gerçekte ne demek istediğinieğitim de çok önemli.çünkü sebepsiz yere dayak yemek kadını kocasına karşı soğutuyor;bu da zamanla aile içinde sevgisiz bir ortam yaratıyor.çocuklar bu ortamda büyüyorlar ve evlendikleri zaman da babalarından gördüklerini uyguluyorlar.
    ama erkekler;eşlerinin iyi huylu ve ağır başlı olmalarını istedikleri gibi kendilerinin de iyi huylu ve ağır başlı olmaları gerektiğini düşünmüyorlar.sevgi ve saygı karşılıklıdır.erkekler eşlerinin bazı söyledikleri karşısında ne kadar sinirlenseler de ne demek istediklerini anlamaya çalışsalar,oturup konuşsalar... karı koca ilişkileri daha iyi olur ve seviyeli olur.benim fikrim bu.
    tabiiki de harama bakmak,edepsizleşmek,kendisini ve kocasını kötü seviyede rezil etmek durumları dışındaki durumlar için gereken yapılır.keyfiyet için dövme hakkı hiç kimseye verilmedi.dinimiz de bu hakkı vermedi.gerektiği durumları haber verdi kitabımız ve resulullahımız(sav) Allah'ım herkese kitabımızı hakkı ile anlaması için akıl versin. amiin.hayırlı geceler kardeşlerim.tekrar tüm müslüman ve islam aleminin ramazan bayramı mübarek olsun.ve kıyamete kadar da her sene kutlamamızı Rabbim nasip etsin.amiiin.selametle kalınız.


  11. 19.Aralık.2009, 10:22
    6
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Kadının Dövülmesi

    Önce güzelce anlatıp uyarmak
    Daha sonra yatağını ayırmak

    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek

    Ondan sonra da hafif darb etmek (yüze vurmamak kaydıyla)


    Allah (cc) kimseyi zor durumda bırakmasın.


  12. 19.Aralık.2009, 10:22
    6
    Özel Üye
    Önce güzelce anlatıp uyarmak
    Daha sonra yatağını ayırmak

    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek
    Sabretmek sabretmek sabretmek sabretmek

    Ondan sonra da hafif darb etmek (yüze vurmamak kaydıyla)


    Allah (cc) kimseyi zor durumda bırakmasın.


  13. 19.Aralık.2009, 10:48
    7
    menzil_guller
    Ya Hayy

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63308
    Mesaj Sayısı: 1,270
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    --->: Kadının Dövülmesi

    inancını yaşayan ve birbirlerin karşı haklarını bilen kadın ve erkek için kısacası islamiyeti bütün güzellikleriyle içine sindirebilmiş ben değilde biz diyebilen aileler için bu tür olaylar söz konusu bile olamaz.Rabbim kimseyi zor durumda bırakmasın ve hayırlı kimselerle karşılaştırsın..Aminnn.


  14. 19.Aralık.2009, 10:48
    7
    inancını yaşayan ve birbirlerin karşı haklarını bilen kadın ve erkek için kısacası islamiyeti bütün güzellikleriyle içine sindirebilmiş ben değilde biz diyebilen aileler için bu tür olaylar söz konusu bile olamaz.Rabbim kimseyi zor durumda bırakmasın ve hayırlı kimselerle karşılaştırsın..Aminnn.





+ Yorum Gönder