Konusunu Oylayın.: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?
  1. 06.Temmuz.2008, 22:58
    1
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2008
    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 3,458
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?






    Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi? Mumsema Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehiddir." ((bk. Kenzu’l-ummal, h. No: 6999-7000; Hakim, Hatib) "Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affedip Cennetine koyar." (İbni Asakir)


    Demek ki, dinimizde iffeti muhafaza etmek ve sevgisi sebebiyle günah işlememeye sabretmek, çok sevaptır. Çünkü genel olarak sevgi insanı kör ettiği için, insanın kendisini günah işlemekten alıkoyması zordur. Zor olan işleri başarmanın sevabı da büyük olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Ümmetimin üstün olan kimseleri, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir." (Deylemi)

    "Aşkını gizleyip iffetini muhafaza ederek ölen şehittir" mealindeki hadis, Hz. Aişe ve İbn Abbas’tan gelen rivayetlere dayanmaktadır

    Bu konudaki rivayetleri zayıf gören alimlerin yanında sahih kabul eden alimler de vardır(bk. El-Makasıdu’l-hasene, 1/658).

    Bilindiği üzere, aşk denilen aşırı sevgi duygusu, duygusal şehevî arzulardan çok farklı bir gerçektir. Genellikle aşk, kişinin iradesi dışında, insanın kalbine-davetsiz misafir olarak- gelip yerleşen bir olgudur. Bu işte, muhatabın gerçek güzelliğinden ziyade, gönlün kabulüne göre izafî bir güzellik söz konusudur. Gözü kör olan aşkın cazibesine kapılan kişinin gözünde, sırf sevgilisinin güzelliği vardır. Bazen cinnete varan bir durum söz konusu olabilir ve akıl tamamen bloke edilebilir.

    İnsanın iradesi dışında gelip kalbini kemiren aşk olgusu aynı zamanda –imtihanın bir versiyonu olarak- bir nevi kalbî/ruhî bir hastalık olarak da kabul edilebilir.

    Bir hadis-i şerifte “iç hastalıklarından ötürü ölen kimse şehittir”(Kenzu’l-Ummal, h.no: 11191) buyurulmuştur. Deyim yerinde ise, bu hadisteki iç hastalıklar organiktir. Aşktan dolayı oluşan iç hastalık ise ruhî/kalbîdır. Aşka, kalbî/manevî olmakla beraber bazen insanın kemiklerini eritecek kadar organik hastalıklara da sebep olabilir.

    Bazı rivayetlerde “gizleme” kaydı yoktur. Fakat bütün rivayetlerde “iffeti koruma” kaydı vardır. Bu da gösteriyor ki, aşkın en belirgin özelliği, nefsânî değil, kalbî olmasıdır.

    Maddî ve manevî “iç hastalıklar” ortak paydasında birleşen bu iki hastalığın da aynı sonuç doğurması en makul olanıdır.

    Aşkın bu meziyetinin önemli bir sebebi de, iffetle devam ettiği takdirde, zamanla sahibini gerçek vuslata kavuşturan bir araç olmasıdır.

    Pek çok âşık, maşukunun üzerindeki fanilik damgasını gördükten sonra, Hz. İbrahim gibi “Ben biraz görünüp, arkasından kaybolan fani maşukları sevmem” demiş, mecazî sevgililer yerine hakîkî sevgili olan Allah’a yönelmiştir. İnsanın gönlünü fanî sevdalardan alıp, bakî bir yâre sevdalı yapan aşk gibi nuranî bir iksir, içinde şahadet şerbetini barındırmaya sezadır.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  2. 06.Temmuz.2008, 22:58
    1
    T.T.O.R.H.S.S.



    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehiddir." ((bk. Kenzu’l-ummal, h. No: 6999-7000; Hakim, Hatib) "Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek, sabredenin günahlarını, Allahü teâlâ affedip Cennetine koyar." (İbni Asakir)


    Demek ki, dinimizde iffeti muhafaza etmek ve sevgisi sebebiyle günah işlememeye sabretmek, çok sevaptır. Çünkü genel olarak sevgi insanı kör ettiği için, insanın kendisini günah işlemekten alıkoyması zordur. Zor olan işleri başarmanın sevabı da büyük olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Ümmetimin üstün olan kimseleri, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir." (Deylemi)

    "Aşkını gizleyip iffetini muhafaza ederek ölen şehittir" mealindeki hadis, Hz. Aişe ve İbn Abbas’tan gelen rivayetlere dayanmaktadır

    Bu konudaki rivayetleri zayıf gören alimlerin yanında sahih kabul eden alimler de vardır(bk. El-Makasıdu’l-hasene, 1/658).

    Bilindiği üzere, aşk denilen aşırı sevgi duygusu, duygusal şehevî arzulardan çok farklı bir gerçektir. Genellikle aşk, kişinin iradesi dışında, insanın kalbine-davetsiz misafir olarak- gelip yerleşen bir olgudur. Bu işte, muhatabın gerçek güzelliğinden ziyade, gönlün kabulüne göre izafî bir güzellik söz konusudur. Gözü kör olan aşkın cazibesine kapılan kişinin gözünde, sırf sevgilisinin güzelliği vardır. Bazen cinnete varan bir durum söz konusu olabilir ve akıl tamamen bloke edilebilir.

    İnsanın iradesi dışında gelip kalbini kemiren aşk olgusu aynı zamanda –imtihanın bir versiyonu olarak- bir nevi kalbî/ruhî bir hastalık olarak da kabul edilebilir.

    Bir hadis-i şerifte “iç hastalıklarından ötürü ölen kimse şehittir”(Kenzu’l-Ummal, h.no: 11191) buyurulmuştur. Deyim yerinde ise, bu hadisteki iç hastalıklar organiktir. Aşktan dolayı oluşan iç hastalık ise ruhî/kalbîdır. Aşka, kalbî/manevî olmakla beraber bazen insanın kemiklerini eritecek kadar organik hastalıklara da sebep olabilir.

    Bazı rivayetlerde “gizleme” kaydı yoktur. Fakat bütün rivayetlerde “iffeti koruma” kaydı vardır. Bu da gösteriyor ki, aşkın en belirgin özelliği, nefsânî değil, kalbî olmasıdır.

    Maddî ve manevî “iç hastalıklar” ortak paydasında birleşen bu iki hastalığın da aynı sonuç doğurması en makul olanıdır.

    Aşkın bu meziyetinin önemli bir sebebi de, iffetle devam ettiği takdirde, zamanla sahibini gerçek vuslata kavuşturan bir araç olmasıdır.

    Pek çok âşık, maşukunun üzerindeki fanilik damgasını gördükten sonra, Hz. İbrahim gibi “Ben biraz görünüp, arkasından kaybolan fani maşukları sevmem” demiş, mecazî sevgililer yerine hakîkî sevgili olan Allah’a yönelmiştir. İnsanın gönlünü fanî sevdalardan alıp, bakî bir yâre sevdalı yapan aşk gibi nuranî bir iksir, içinde şahadet şerbetini barındırmaya sezadır.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



    Benzer Konular

    - Aşık olup aşkını gizleyerek ölen şehit olur mu ?

    - Aşık olmak konusunda dinimizin ölçüleri nelerdir? Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    - Kim benim bir sünnetimi ihya ederse 100 şehit sevabı alır

    - Uyuyan bir sünnetimi uyandırana yüz şehit sevabı verilir ile ilgili bir hadis

    - Bütün samimiyetiyle Allah'tan şehit olmayı dileyenin sevabı

  3. 08.Temmuz.2008, 19:35
    2
    sevcan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Nisan.2008
    Üye No: 17555
    Mesaj Sayısı: 83
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?




    evet yazdiklarin dogru ama sabretmekte gercekten cok zor ben askini gizleyenin cennete girecegine inanirim cunki dedigin gibi insanin gozunu korertiyo ve nerdeyse imkansiz hal aliyo gizlemek, helede iki tarafta seviyorsa birbirini.... Allah razi olsun


  4. 08.Temmuz.2008, 19:35
    2
    Devamlı Üye



    evet yazdiklarin dogru ama sabretmekte gercekten cok zor ben askini gizleyenin cennete girecegine inanirim cunki dedigin gibi insanin gozunu korertiyo ve nerdeyse imkansiz hal aliyo gizlemek, helede iki tarafta seviyorsa birbirini.... Allah razi olsun


  5. 08.Temmuz.2008, 23:38
    3
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    Baran kardeşim, paylaşım için teşekkürler. Ancak reddiye yapmak zorunda hissettim kendimi.
    Alıntı
    "Aşkını gizleyip iffetini muhafaza ederek ölen şehittir" mealindeki hadis, Hz. Aişe ve İbn Abbas’tan gelen rivayetlere dayanmaktadır
    Aliyyu'lkârî, bu hadis için mevzudur/uydurmadır hükmünü belirtmektedir. Ayrıca şu bilgileri de vermektedir:

    "Bu hadis, Süveyd b. Said yoluyla Ali b. Müshir'den, bu da Ebû Yahya Katat'tan, bu da Mücahit yoluyla İbn Abbas'tan rivaeyt ediyor ve merfu olarak İbn Abbas'a dayandırıyor ve "şehittir" hükmünü veriyor. Ancak, ister Yahyâ b. Main olsun, ister başka hadis bilginleri olsun, Süveyd'in bu rivayetini şiddetle reddetmişler, inkar etmişlerdir. Nitekim bu hadis hakkında Yahya b. Main'e söz edildiğinde, Hâkim ondan şu ifadeyi aktarmaktadır:
    "Eğer bir atım ve okum, silahım olsaydı, Süveyd ile savaşırdım."

    Ebû Davudda;
    "Yahya b. Main'den işittim; onun kanı helaldir dedi"demiştir.

    Ahmed b. Hanbelde Yahya b.Main için:
    "Yahya'nın bilmediği bir hadis, hadis değildir"demiştir

    Yahya b. Main'in Süveyd hakkındaki bu ifadesi, hadis uyduranlar konusunda İslam bilginlerinin ne kadar hassas ve titiz olduklarını gösteren en bariz örneğidir"

    Konuyla ilgili, İbnu'l Kayyım'ın tenkidi de okumaya değerdir. Buyrun:

    Bu hadisin Rasûlullah'a ait olduğu sahih değildir,O'nun sözü ol­ması mümkün değildir. Çünkü şehitlik Allah katında yüksek bir derecedir, sıddîklerin derecesine yakındır. Şehitlik için amel ve durumlar vardır. Bunlar onun gerçekleşme şartıdır. Bu şartlar iki çeşittir: Genel ve özel.Özel olan, Allah yolunda şehitliktir.Genel olan ise, Sahih'te zikredilen beş tanesidir ki, aşk bunlar arasında yoktur.(Buhari(6/32,33) ve Müslim(1914), Ebu Hureyre'den Rasûlullah'ın(s.a.) şöyle buyurdu­ğunu rivayet ederler: "Şehitler beş tanedir:I) Taundan ölen,2) Karın hastalığından ölen,3) Suda boğulan,4) Yıkık altında kalıp ölen,5) Allah yolunda öldürülen." Mâlik, (Muvat-ta, 1/233, 234), Ebu Davud (3111), Nesâî (4/13, 14) ve İbn Mâce (2803), Câbir b. Atîk'ten merfûan şu hadisi rivayet ederler: "Allah yolunda öldürülme dışında yedi tanedir: Taun­dan ölen şehittir, boğularak ölen şehittir, zâtülcenbten ölen şehittir, karın ağrısından ölen şehittir, yanarak ölen şehittir, yıkık duvar altında kalarak ölen şehittir, hamile olarak Ölen kadın şehittir." İbn Hibbân (1616) ve Hâkim (1/352) bu hadisi sahih görmüş, Zehebî de ona katılmıştır. Aynı konuda Hâkim (2/lO9)'da Ömer'den; Ebu Davud (2499)'da ve Hâ­kim (2/78)'de Ebu Mâlik el-Eş'arî'den; Buharı (10/162, 163, 164)'de Enes ve Âişe'den;Ahmed (4/201, 5/323) ve Dârimî (2/208)'de Ubâde b. es-Sâmit'ten; Ahmed (4/207)'de Ukbe b Âmir'den de hadisler rivayet edilir.)

    Sevgide şirk,kalbi Allah'tan başkasına vermek, kalbi ve ruhu baş­kasına bağışlamak demek olan aşk, başkasını sevme nasıl şehitliğe ulaştıran bir şey olabilir? Bu imkânsızdır. Çünkü görüntü aşkının kalbi bozması, her türlü bozmanın üstündedir, hatta ruhu sarhoş eden, Allah'ı anmaktan ve sev­mekten, O'na yakararak lezzet almaktan ve O'na yakın olmaktan alıkoyan, kalbin başkasına tapınmasını gerektiren bir ruh şarabıdır. Çünkü âşığın kal­bi, sevdiğine tapınır, hatta aşk tapınmanın özüdür. Zira kulluk, boyun eğ­menin en yücesi, sevgi ve yüceltmedir. Kalbin Allah'tan başkasına tapınma­sı, seçkin muvahhidlerin ve evliyanın derecesine nasıl ulaştırabilir? Bu hadi­sin isnadı güneş gibi olsaydı bile, galat ve vehim olurdu. Çünkü Rasûlullah'tan (s.a.) rivayet edilen hiçbir sahih hadisde aşk sözü geçmemiştir.

    Sonra aşkın helâl olanı var, haram olanı var. Böyle olunca Rasûlullah'ın (sa), aşkını gizleyen ve saklayan her âşığın şehid olduğuna hükmettiği nasıl düşünülebilir? Başka birinin karısına âşık olanın, iffetsizlere âşık olanın aş­kıyla şehitler derecesine ulaştığını nasıl söyleyebilirsin? Bu, Rasûlullah'ın (s.a.) dininden zarureten bilinene aykırıdır. Ayrıca, aşk, Yüce Allah'ın şer'an ve fiilen ilaç verdiği hastalıklardan biridir. Aşkın tedavisinin, şayet haram bir aşksa vacip ve ayrıca müstehap olanı vardır.
    Rasûlullah'ın (s.a.), ashabının şehid olacağını belirttiği hastalık ve âfet­leri incelediğinde; bunların taun, karın ağrısı, zâtülcenb, boğularak, yanarak ve hamile olarak ölmek gibi tedavisi olmayan hastalıklar olduğunu görürsün. Çünkü bunlar, kulun bir rolü olmayan ve ilacı da bulunmayan Allah'ın ver­diği âfetlerdir. Sebepleri haram değildir. Ayrıca bunlar dolayısıyla, aşkın ortaya çıkardığı kalbin bozulması ve Allah'tan başkasına tapınması gibi sonuç­lar doğmaz. Bu hadisin Rasûlullah'a (s.a.) nisbetinin iptali konusunda bu açık­lama yetmezse, bunu ve illetlerini bilen hadis âlimlerine uymalıdır. Çünkü, hiçbir hadis imamının bu hadisi, sahih, hatta hasen gördüğü bilinmez. Bu­nun da ötesinde Süveyd'i münker görmüşler, hakkında önemli şeyler söyle­mişler, onunla savaşı helâl görmüşlerdir. Ebu Ahmed b. Adî, Kâmil'de: "Bu hadis, Süveyd'in münker görülen hadislerinden biridir." diyor. Beyhakî de: "Onun münker hadislerindendir." demektedir. İbn Tâhir, ez-Zehîrâ'da ve ondan naklen Hâkim, Târihu Nisâbûf da şöyle diyor: "Bu hadise şaşıyorum. Çünkü Süveyd'den başkası onu rivayet etmez, o sikadır." Ebu'l-Ferec îbnu'l-Cevzî bunu Mevduat adlı kitabında zikreder. Ebu Bekr el-Ezrak, önceleri bunu Süveyd'den merfûan rivayet ederdi. Bu yüzden kınanınca, Hz. Peygamber'i bırakıp, İbn Abbas'tan rivayet etti.

    Bu hadisi, Hişâm b. Urve—babası—Âişe senediyle rivayet etmek, kaldı­rılamaz musibetlerdendir. Hadisle ve Metleriyle en küçük bir ilgisi olan, bu­nu asla kaldıramaz. el-Mâcişûn—İbn Ebî Hâzim—İbn Ebî Necîh—Mücâhid— merfûan İbn Abbas senediyle rivayeti de ihtimal dahilinde değildir. İbn Abbas'a mevkuf oluşunun sıhhati şüphelidir. Bilginler bu hadisin râvisi Süveyd b. Saîd'le ilgili olarak önemli suçlamalarda bulunmuşlardır. Yahya b. Maîn onu münker görmüş ve: "Reddedilir, yalancıdır. Şayet atım ve okum olsay­dı, onunla savaşırdım." demiştir. İmam Ahmed: "Hadisi terkedilir.", Nesâî: "Sika değildir.", Buharî: "Gözü kör olmuştu, hadisi olmayanı telkin eder­di.", İbn Hibbân: "Sikalardan karmaşıkları getirirdi, rivayetinden sakınmak gerekir." demektedir. Bu konuda güzel sözü, Ebu Hatim er-Râzî söylemiş­tir: "O tedlisi çok olan bir doğru sözlüdür." Dârakutnî de güzel söylemiştir: "O sikadır. Ne var ki ihtiyarlayınca, münkerliği bulunan hadisler okundu­ğunda onlara icazet verirdi." Durumu bu iken, Müslim'in ondan hadis riva­yet etmesi kınanmıştır. Ancak Müslim, uygunluk gösteren başka bir hadis bulununca onun hadisini rivayet etmiş, yalnızca onunkini almamıştır. Bu ha­disin aksine, münker ve şâz olmamış hadislerini almıştır.
    (İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 4/476-480.)


    Umuyorum ki bu güzel açıklamalar yeterli gelecek ve bu paylaşımdaki bilgilerin sakatlığını gösterecektir kardeşlerime... Sorularla hangi İslamiyetten bahsediyor bu insanlar şaşıyorum...

    vesselam, veddua...


  6. 08.Temmuz.2008, 23:38
    3
    DeLi MoLLa
    Baran kardeşim, paylaşım için teşekkürler. Ancak reddiye yapmak zorunda hissettim kendimi.
    Alıntı
    "Aşkını gizleyip iffetini muhafaza ederek ölen şehittir" mealindeki hadis, Hz. Aişe ve İbn Abbas’tan gelen rivayetlere dayanmaktadır
    Aliyyu'lkârî, bu hadis için mevzudur/uydurmadır hükmünü belirtmektedir. Ayrıca şu bilgileri de vermektedir:

    "Bu hadis, Süveyd b. Said yoluyla Ali b. Müshir'den, bu da Ebû Yahya Katat'tan, bu da Mücahit yoluyla İbn Abbas'tan rivaeyt ediyor ve merfu olarak İbn Abbas'a dayandırıyor ve "şehittir" hükmünü veriyor. Ancak, ister Yahyâ b. Main olsun, ister başka hadis bilginleri olsun, Süveyd'in bu rivayetini şiddetle reddetmişler, inkar etmişlerdir. Nitekim bu hadis hakkında Yahya b. Main'e söz edildiğinde, Hâkim ondan şu ifadeyi aktarmaktadır:
    "Eğer bir atım ve okum, silahım olsaydı, Süveyd ile savaşırdım."

    Ebû Davudda;
    "Yahya b. Main'den işittim; onun kanı helaldir dedi"demiştir.

    Ahmed b. Hanbelde Yahya b.Main için:
    "Yahya'nın bilmediği bir hadis, hadis değildir"demiştir

    Yahya b. Main'in Süveyd hakkındaki bu ifadesi, hadis uyduranlar konusunda İslam bilginlerinin ne kadar hassas ve titiz olduklarını gösteren en bariz örneğidir"

    Konuyla ilgili, İbnu'l Kayyım'ın tenkidi de okumaya değerdir. Buyrun:

    Bu hadisin Rasûlullah'a ait olduğu sahih değildir,O'nun sözü ol­ması mümkün değildir. Çünkü şehitlik Allah katında yüksek bir derecedir, sıddîklerin derecesine yakındır. Şehitlik için amel ve durumlar vardır. Bunlar onun gerçekleşme şartıdır. Bu şartlar iki çeşittir: Genel ve özel.Özel olan, Allah yolunda şehitliktir.Genel olan ise, Sahih'te zikredilen beş tanesidir ki, aşk bunlar arasında yoktur.(Buhari(6/32,33) ve Müslim(1914), Ebu Hureyre'den Rasûlullah'ın(s.a.) şöyle buyurdu­ğunu rivayet ederler: "Şehitler beş tanedir:I) Taundan ölen,2) Karın hastalığından ölen,3) Suda boğulan,4) Yıkık altında kalıp ölen,5) Allah yolunda öldürülen." Mâlik, (Muvat-ta, 1/233, 234), Ebu Davud (3111), Nesâî (4/13, 14) ve İbn Mâce (2803), Câbir b. Atîk'ten merfûan şu hadisi rivayet ederler: "Allah yolunda öldürülme dışında yedi tanedir: Taun­dan ölen şehittir, boğularak ölen şehittir, zâtülcenbten ölen şehittir, karın ağrısından ölen şehittir, yanarak ölen şehittir, yıkık duvar altında kalarak ölen şehittir, hamile olarak Ölen kadın şehittir." İbn Hibbân (1616) ve Hâkim (1/352) bu hadisi sahih görmüş, Zehebî de ona katılmıştır. Aynı konuda Hâkim (2/lO9)'da Ömer'den; Ebu Davud (2499)'da ve Hâ­kim (2/78)'de Ebu Mâlik el-Eş'arî'den; Buharı (10/162, 163, 164)'de Enes ve Âişe'den;Ahmed (4/201, 5/323) ve Dârimî (2/208)'de Ubâde b. es-Sâmit'ten; Ahmed (4/207)'de Ukbe b Âmir'den de hadisler rivayet edilir.)

    Sevgide şirk,kalbi Allah'tan başkasına vermek, kalbi ve ruhu baş­kasına bağışlamak demek olan aşk, başkasını sevme nasıl şehitliğe ulaştıran bir şey olabilir? Bu imkânsızdır. Çünkü görüntü aşkının kalbi bozması, her türlü bozmanın üstündedir, hatta ruhu sarhoş eden, Allah'ı anmaktan ve sev­mekten, O'na yakararak lezzet almaktan ve O'na yakın olmaktan alıkoyan, kalbin başkasına tapınmasını gerektiren bir ruh şarabıdır. Çünkü âşığın kal­bi, sevdiğine tapınır, hatta aşk tapınmanın özüdür. Zira kulluk, boyun eğ­menin en yücesi, sevgi ve yüceltmedir. Kalbin Allah'tan başkasına tapınma­sı, seçkin muvahhidlerin ve evliyanın derecesine nasıl ulaştırabilir? Bu hadi­sin isnadı güneş gibi olsaydı bile, galat ve vehim olurdu. Çünkü Rasûlullah'tan (s.a.) rivayet edilen hiçbir sahih hadisde aşk sözü geçmemiştir.

    Sonra aşkın helâl olanı var, haram olanı var. Böyle olunca Rasûlullah'ın (sa), aşkını gizleyen ve saklayan her âşığın şehid olduğuna hükmettiği nasıl düşünülebilir? Başka birinin karısına âşık olanın, iffetsizlere âşık olanın aş­kıyla şehitler derecesine ulaştığını nasıl söyleyebilirsin? Bu, Rasûlullah'ın (s.a.) dininden zarureten bilinene aykırıdır. Ayrıca, aşk, Yüce Allah'ın şer'an ve fiilen ilaç verdiği hastalıklardan biridir. Aşkın tedavisinin, şayet haram bir aşksa vacip ve ayrıca müstehap olanı vardır.
    Rasûlullah'ın (s.a.), ashabının şehid olacağını belirttiği hastalık ve âfet­leri incelediğinde; bunların taun, karın ağrısı, zâtülcenb, boğularak, yanarak ve hamile olarak ölmek gibi tedavisi olmayan hastalıklar olduğunu görürsün. Çünkü bunlar, kulun bir rolü olmayan ve ilacı da bulunmayan Allah'ın ver­diği âfetlerdir. Sebepleri haram değildir. Ayrıca bunlar dolayısıyla, aşkın ortaya çıkardığı kalbin bozulması ve Allah'tan başkasına tapınması gibi sonuç­lar doğmaz. Bu hadisin Rasûlullah'a (s.a.) nisbetinin iptali konusunda bu açık­lama yetmezse, bunu ve illetlerini bilen hadis âlimlerine uymalıdır. Çünkü, hiçbir hadis imamının bu hadisi, sahih, hatta hasen gördüğü bilinmez. Bu­nun da ötesinde Süveyd'i münker görmüşler, hakkında önemli şeyler söyle­mişler, onunla savaşı helâl görmüşlerdir. Ebu Ahmed b. Adî, Kâmil'de: "Bu hadis, Süveyd'in münker görülen hadislerinden biridir." diyor. Beyhakî de: "Onun münker hadislerindendir." demektedir. İbn Tâhir, ez-Zehîrâ'da ve ondan naklen Hâkim, Târihu Nisâbûf da şöyle diyor: "Bu hadise şaşıyorum. Çünkü Süveyd'den başkası onu rivayet etmez, o sikadır." Ebu'l-Ferec îbnu'l-Cevzî bunu Mevduat adlı kitabında zikreder. Ebu Bekr el-Ezrak, önceleri bunu Süveyd'den merfûan rivayet ederdi. Bu yüzden kınanınca, Hz. Peygamber'i bırakıp, İbn Abbas'tan rivayet etti.

    Bu hadisi, Hişâm b. Urve—babası—Âişe senediyle rivayet etmek, kaldı­rılamaz musibetlerdendir. Hadisle ve Metleriyle en küçük bir ilgisi olan, bu­nu asla kaldıramaz. el-Mâcişûn—İbn Ebî Hâzim—İbn Ebî Necîh—Mücâhid— merfûan İbn Abbas senediyle rivayeti de ihtimal dahilinde değildir. İbn Abbas'a mevkuf oluşunun sıhhati şüphelidir. Bilginler bu hadisin râvisi Süveyd b. Saîd'le ilgili olarak önemli suçlamalarda bulunmuşlardır. Yahya b. Maîn onu münker görmüş ve: "Reddedilir, yalancıdır. Şayet atım ve okum olsay­dı, onunla savaşırdım." demiştir. İmam Ahmed: "Hadisi terkedilir.", Nesâî: "Sika değildir.", Buharî: "Gözü kör olmuştu, hadisi olmayanı telkin eder­di.", İbn Hibbân: "Sikalardan karmaşıkları getirirdi, rivayetinden sakınmak gerekir." demektedir. Bu konuda güzel sözü, Ebu Hatim er-Râzî söylemiş­tir: "O tedlisi çok olan bir doğru sözlüdür." Dârakutnî de güzel söylemiştir: "O sikadır. Ne var ki ihtiyarlayınca, münkerliği bulunan hadisler okundu­ğunda onlara icazet verirdi." Durumu bu iken, Müslim'in ondan hadis riva­yet etmesi kınanmıştır. Ancak Müslim, uygunluk gösteren başka bir hadis bulununca onun hadisini rivayet etmiş, yalnızca onunkini almamıştır. Bu ha­disin aksine, münker ve şâz olmamış hadislerini almıştır.
    (İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 4/476-480.)


    Umuyorum ki bu güzel açıklamalar yeterli gelecek ve bu paylaşımdaki bilgilerin sakatlığını gösterecektir kardeşlerime... Sorularla hangi İslamiyetten bahsediyor bu insanlar şaşıyorum...

    vesselam, veddua...


  7. 08.Temmuz.2008, 23:51
    4
    Ivea
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24821
    Mesaj Sayısı: 16
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 32
    Bulunduğu yer: meçhule giden bir gemiden.

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    İnsanın gönlünü fanî sevdalardan alıp, bakî bir yâre sevdalı yapan aşk gibi nuranî bir iksir, içinde şahadet şerbetini barındırmaya sezadır.


  8. 08.Temmuz.2008, 23:51
    4
    Üye
    İnsanın gönlünü fanî sevdalardan alıp, bakî bir yâre sevdalı yapan aşk gibi nuranî bir iksir, içinde şahadet şerbetini barındırmaya sezadır.


  9. 09.Temmuz.2008, 00:10
    5
    sultans
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Haziran.2008
    Üye No: 22733
    Mesaj Sayısı: 391
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Tarsus

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    aşk karşılıklı olursa neden evlenilmesinki ben mesala severek evlendim 17-yıl süren çok güzel bir evliliğimiz oldu ama .Allah onu benden daha fazla seviyormuş ki( inşallah) yanına aldı .vede sevgisini saklayıpta söylemeyenlerin şehit mertebesine ulaşacağınada inanıyorum


  10. 09.Temmuz.2008, 00:10
    5
    Devamlı Üye
    aşk karşılıklı olursa neden evlenilmesinki ben mesala severek evlendim 17-yıl süren çok güzel bir evliliğimiz oldu ama .Allah onu benden daha fazla seviyormuş ki( inşallah) yanına aldı .vede sevgisini saklayıpta söylemeyenlerin şehit mertebesine ulaşacağınada inanıyorum


  11. 09.Temmuz.2008, 00:21
    6
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    Alıntı
    sevgisini saklayıpta söylemeyenlerin şehit mertebesine ulaşacağınada inanıyorum
    Rabbim sizlere sabır ihsan eylesin...

    Sanı/zan ile hüküm verilemeyeceğini biliyor olmalısınız...

    Şehadetten bahsediyoruz; dikkatinizi birkez daha çekmek isterim...

    Şehitler çağlarının şahididir. Aşkından ölen neyin şahidi olabilir ki?

    Şehid olacağını umun, dua edin; ancak hüküm vermekten de kaçının... Ya da neye göre buna inandığınızı ilmî bir şekilde açıklayın.

    vesselam...


  12. 09.Temmuz.2008, 00:21
    6
    DeLi MoLLa
    Alıntı
    sevgisini saklayıpta söylemeyenlerin şehit mertebesine ulaşacağınada inanıyorum
    Rabbim sizlere sabır ihsan eylesin...

    Sanı/zan ile hüküm verilemeyeceğini biliyor olmalısınız...

    Şehadetten bahsediyoruz; dikkatinizi birkez daha çekmek isterim...

    Şehitler çağlarının şahididir. Aşkından ölen neyin şahidi olabilir ki?

    Şehid olacağını umun, dua edin; ancak hüküm vermekten de kaçının... Ya da neye göre buna inandığınızı ilmî bir şekilde açıklayın.

    vesselam...


  13. 10.Temmuz.2008, 14:20
    7
    sultans
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Haziran.2008
    Üye No: 22733
    Mesaj Sayısı: 391
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Tarsus

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    Bilal HaTTab mesajıma cevap olarak bana kızmışsın gibi geldi ama büyüklerimizden duyduğumuz sözler bunlar, kulaktan dolma sözlerdir umarım. büyüklerimiz ne demişsse hiç tereddüsüz onlara inandık ama kesinlikle senin haklı olduğunada inanıyorum


  14. 10.Temmuz.2008, 14:20
    7
    Devamlı Üye
    Bilal HaTTab mesajıma cevap olarak bana kızmışsın gibi geldi ama büyüklerimizden duyduğumuz sözler bunlar, kulaktan dolma sözlerdir umarım. büyüklerimiz ne demişsse hiç tereddüsüz onlara inandık ama kesinlikle senin haklı olduğunada inanıyorum


  15. 10.Temmuz.2008, 23:02
    8
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 2,526
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 29
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    sultans Nickli Üyeden Alıntı
    Bilal HaTTab mesajıma cevap olarak bana kızmışsın gibi geldi ama büyüklerimizden duyduğumuz sözler bunlar, kulaktan dolma sözlerdir umarım. büyüklerimiz ne demişsse hiç tereddüsüz onlara inandık ama kesinlikle senin haklı olduğunada inanıyorum
    Estağfirullah kardeşim, kızmak neyimize, ne haddimize?

    Büyükleriniz ne demişse, hiç tereddütsüz inanamazsınız kardeşim. Siz o büyüklerinizden değil, Kur'an'dan sorulacaksınız. Bakınız, Kur'an bize gönderilmiş ve bizi muhatab alan bir Kitab. Onda her türlü insan tipine örnek bulabilirsiniz. Rabbimiz bizden bunları okuyup, dersler çıkarmamızı dilemiştir. Boşuna anlatılmış şeyler değildir. Bakınız bir insan tipini nasıl tasvir ediyor Rabbimiz Bakara suresi 170. ayet-i kerimede:

    "Ne zaman onlara: 'Allah'ın indirdiklerine uyun' denilse, onlar: 'Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız' derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?"

    Yine Maide suresi 104. ayet-i kerimede de şu örnek sunuluyor bize:

    "Onlara: 'Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin' denildiğinde, 'Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter' derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?"

    Bakınız bir A'raf suresi 8. ayette de ne tasvir etmekte Rabbimiz:

    "Onlar, ‘çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: 'biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti' derler. De ki: 'Şüphesiz Allah, ‘çirkin hayasızlıkları' emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"


    Bu tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz için, biz dinimizi evvela aslî iki kaynaktan öğrenmek zorundayız. Yani Kur'an ve Sünnet'ten... Büyüklerinizin dediklerini Kur'an ve Sünnet mihengine vurmak zorundasınız. Zira hesap günü, şayet büyükleriniz hata yapmış ise, hiç de "Allah'ım, ben büyüklerimi bu yolda buldum, onların hata yapabileceklerine hiç ihtimal vermedim. Bu yüzden bu hataları işledim.Beni affet" gibisinden bir savunma sunma durumu olmayacaktır. Rabbimiz demez mi bize o zaman: "Ey kulum; ben sana bir Kitab göndermedim mi? Bu Kitabı rafında sakla, öp kokla, koynunda nazara karşı iğneyle tutturup yeri geldiğinde cin peri kovala diye mi gönderdim! Hidayeti/doğru yolu bulasın diye gönderdim" demeyecek midir? Nitekim Âl-i İmran suresi 138. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:

    "Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür."

    Yine, A'raf suresi 203. ayet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır:

    "Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir."

    Bu ve benzeri ayetleri okuduğumuz kardeşlerimizden 'Müşriklere gelen ayetleri bize nasıl okursun? Sen bize müşrik mi diyosun?' gibisinden tepkiler de çok aldık. Kur'an'ı sadece mübarek bir obje olarak görüp, belli günlerde belli ayetlerini Arapçadan okuyan, ne anlatmaya çalıştığını merak etmeyen insanların verdiği tepkilerdir genel olarak bunlar. Rabbimiz Kur'an'ı bir rahmet ve "öğüt" olarak tanıtıyorsa bize, ondan öğüt almamız gerekmekte... Münafıkları, fasıkları, müşrikleri tarif eden ayetleri; sadece onları muhatab alan ayetler olarak algılamayıp; "Bu hataları ben de işlersem, ben de münafık, fasık ya da müşrik olabilirim" kaygısıyla algılamak ve öğüt alıp o hatalara meyletmemektir muvahhid bir Mü'mine düşen...

    Umarım yine kızdım olarak algılamaz, anlatmaya çalıştığımı, anlamaya çalışırsınız. Son sözümüz, Hz.Ali(kv)'nin, herzaman paylaştığımız sözü olsun:

    "Hakkı birileriyle tanımayın! Hakkı tanıyın, süzgeçten geçirin, seçin..."

    Kur'an ve Sünnet süzgeçleri elimizde. Süzgeçte kalanı, "büyükler yaptıysa vardır bir bildikleri" bilinçaltına saplanmadan, elimizin tersiyle itmesini bilmeliyiz...

    vesselam, veddua...


  16. 10.Temmuz.2008, 23:02
    8
    DeLi MoLLa
    sultans Nickli Üyeden Alıntı
    Bilal HaTTab mesajıma cevap olarak bana kızmışsın gibi geldi ama büyüklerimizden duyduğumuz sözler bunlar, kulaktan dolma sözlerdir umarım. büyüklerimiz ne demişsse hiç tereddüsüz onlara inandık ama kesinlikle senin haklı olduğunada inanıyorum
    Estağfirullah kardeşim, kızmak neyimize, ne haddimize?

    Büyükleriniz ne demişse, hiç tereddütsüz inanamazsınız kardeşim. Siz o büyüklerinizden değil, Kur'an'dan sorulacaksınız. Bakınız, Kur'an bize gönderilmiş ve bizi muhatab alan bir Kitab. Onda her türlü insan tipine örnek bulabilirsiniz. Rabbimiz bizden bunları okuyup, dersler çıkarmamızı dilemiştir. Boşuna anlatılmış şeyler değildir. Bakınız bir insan tipini nasıl tasvir ediyor Rabbimiz Bakara suresi 170. ayet-i kerimede:

    "Ne zaman onlara: 'Allah'ın indirdiklerine uyun' denilse, onlar: 'Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız' derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?"

    Yine Maide suresi 104. ayet-i kerimede de şu örnek sunuluyor bize:

    "Onlara: 'Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin' denildiğinde, 'Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter' derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?"

    Bakınız bir A'raf suresi 8. ayette de ne tasvir etmekte Rabbimiz:

    "Onlar, ‘çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: 'biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti' derler. De ki: 'Şüphesiz Allah, ‘çirkin hayasızlıkları' emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"


    Bu tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz için, biz dinimizi evvela aslî iki kaynaktan öğrenmek zorundayız. Yani Kur'an ve Sünnet'ten... Büyüklerinizin dediklerini Kur'an ve Sünnet mihengine vurmak zorundasınız. Zira hesap günü, şayet büyükleriniz hata yapmış ise, hiç de "Allah'ım, ben büyüklerimi bu yolda buldum, onların hata yapabileceklerine hiç ihtimal vermedim. Bu yüzden bu hataları işledim.Beni affet" gibisinden bir savunma sunma durumu olmayacaktır. Rabbimiz demez mi bize o zaman: "Ey kulum; ben sana bir Kitab göndermedim mi? Bu Kitabı rafında sakla, öp kokla, koynunda nazara karşı iğneyle tutturup yeri geldiğinde cin peri kovala diye mi gönderdim! Hidayeti/doğru yolu bulasın diye gönderdim" demeyecek midir? Nitekim Âl-i İmran suresi 138. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:

    "Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür."

    Yine, A'raf suresi 203. ayet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır:

    "Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir."

    Bu ve benzeri ayetleri okuduğumuz kardeşlerimizden 'Müşriklere gelen ayetleri bize nasıl okursun? Sen bize müşrik mi diyosun?' gibisinden tepkiler de çok aldık. Kur'an'ı sadece mübarek bir obje olarak görüp, belli günlerde belli ayetlerini Arapçadan okuyan, ne anlatmaya çalıştığını merak etmeyen insanların verdiği tepkilerdir genel olarak bunlar. Rabbimiz Kur'an'ı bir rahmet ve "öğüt" olarak tanıtıyorsa bize, ondan öğüt almamız gerekmekte... Münafıkları, fasıkları, müşrikleri tarif eden ayetleri; sadece onları muhatab alan ayetler olarak algılamayıp; "Bu hataları ben de işlersem, ben de münafık, fasık ya da müşrik olabilirim" kaygısıyla algılamak ve öğüt alıp o hatalara meyletmemektir muvahhid bir Mü'mine düşen...

    Umarım yine kızdım olarak algılamaz, anlatmaya çalıştığımı, anlamaya çalışırsınız. Son sözümüz, Hz.Ali(kv)'nin, herzaman paylaştığımız sözü olsun:

    "Hakkı birileriyle tanımayın! Hakkı tanıyın, süzgeçten geçirin, seçin..."

    Kur'an ve Sünnet süzgeçleri elimizde. Süzgeçte kalanı, "büyükler yaptıysa vardır bir bildikleri" bilinçaltına saplanmadan, elimizin tersiyle itmesini bilmeliyiz...

    vesselam, veddua...


  17. 14.Temmuz.2008, 16:30
    9
    sultans
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Haziran.2008
    Üye No: 22733
    Mesaj Sayısı: 391
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Tarsus

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    off kendimi biran ataları uyarılmamış kavim gibi hissettim.neyse ne demek istediğini anladım.Allah razı olsun.BilalHaTTab Rabbime binlerce şükürler olsunki dini bütün bir aileden geliyorum ben o sözü ise yalnızca büyüklerimden duyduğumu söylemiştim ailemden değil rahmetli babam -6- yaşından itibaren namaza başlamış ve ölümüde sabah namazı cami çıkışı olmuştur...


  18. 14.Temmuz.2008, 16:30
    9
    Devamlı Üye
    off kendimi biran ataları uyarılmamış kavim gibi hissettim.neyse ne demek istediğini anladım.Allah razı olsun.BilalHaTTab Rabbime binlerce şükürler olsunki dini bütün bir aileden geliyorum ben o sözü ise yalnızca büyüklerimden duyduğumu söylemiştim ailemden değil rahmetli babam -6- yaşından itibaren namaza başlamış ve ölümüde sabah namazı cami çıkışı olmuştur...


  19. 14.Temmuz.2008, 18:25
    10
    HAFIZ23
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Temmuz.2008
    Üye No: 24137
    Mesaj Sayısı: 24
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    nitekim konuya bende baktım özelimiz yok paylaşmak var 23 yaşında hafızım ben
    aşkını gizleyen şehit sevabı alır diye biliyorum ama bu anlayış islamın kurlları çerçevesinde olmalı davul bile kendi dengine göre karşındaki kişiye laf getirmemeye özen göstermek gerek tabiki en doğru olan allahtan hayırlısın dilemektir hasbiyallahu ve ni.mel vekil demek yeter


  20. 14.Temmuz.2008, 18:25
    10
    HAFIZ23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    nitekim konuya bende baktım özelimiz yok paylaşmak var 23 yaşında hafızım ben
    aşkını gizleyen şehit sevabı alır diye biliyorum ama bu anlayış islamın kurlları çerçevesinde olmalı davul bile kendi dengine göre karşındaki kişiye laf getirmemeye özen göstermek gerek tabiki en doğru olan allahtan hayırlısın dilemektir hasbiyallahu ve ni.mel vekil demek yeter


  21. 14.Temmuz.2008, 19:52
    11
    hafiz_e
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Haziran.2007
    Üye No: 1022
    Mesaj Sayısı: 161
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    Bilal Hattab kardeşimizin söyledikelrine katılıyorum.şehitlik ulaşılması zor bir makam.dinimizde şhitliğe çok büyük önem veriliyor bildiğimiz üzere ancak aşkını gizleyerek şehit sevabı alacağını sanmıyorum bir kişinin..evet çok büyük sevabı olabilir çünkü nefsinin isteklerini yerine getirmiyor ve belki de çok zor durumda kalarak sabretmeye çalışıyor..
    günümüzde şehitliği çok basite indirgeyen bir düşünce söz konusudur.ama şehit makamına ulaşmak o kadarda kolay değildir.
    aşkına ulaşamamak hayatın sonu da değildir ve insanların dünyevi bir aşk uğruna kaybolup gitmeleri doğru değildir...

    Aşk eğer sonucunda ALLAH'a ulaşıyorsa aşktır...


  22. 14.Temmuz.2008, 19:52
    11
    Devamlı Üye
    Bilal Hattab kardeşimizin söyledikelrine katılıyorum.şehitlik ulaşılması zor bir makam.dinimizde şhitliğe çok büyük önem veriliyor bildiğimiz üzere ancak aşkını gizleyerek şehit sevabı alacağını sanmıyorum bir kişinin..evet çok büyük sevabı olabilir çünkü nefsinin isteklerini yerine getirmiyor ve belki de çok zor durumda kalarak sabretmeye çalışıyor..
    günümüzde şehitliği çok basite indirgeyen bir düşünce söz konusudur.ama şehit makamına ulaşmak o kadarda kolay değildir.
    aşkına ulaşamamak hayatın sonu da değildir ve insanların dünyevi bir aşk uğruna kaybolup gitmeleri doğru değildir...

    Aşk eğer sonucunda ALLAH'a ulaşıyorsa aşktır...


  23. 15.Temmuz.2008, 09:38
    12
    yurdagul
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2008
    Üye No: 24657
    Mesaj Sayısı: 14
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Aşkını gizlemek şehit sevabı verir mi?

    kardesler bu konuyla ilgili ibni kayyim el cezviyenin KALBİN İLACI adlı eserin son bölümlerinde güzel bicimde acıklamıs..o kitabı tavsiye ederim ilk bölümü dua ve onemi ikinci kısmı günahı kalbe etkisi ve kurtulus yolu...


  24. 15.Temmuz.2008, 09:38
    12
    Üye
    kardesler bu konuyla ilgili ibni kayyim el cezviyenin KALBİN İLACI adlı eserin son bölümlerinde güzel bicimde acıklamıs..o kitabı tavsiye ederim ilk bölümü dua ve onemi ikinci kısmı günahı kalbe etkisi ve kurtulus yolu...





+ Yorum Gönder
Git 12 Son