Konusunu Oylayın.: Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?
  1. 26.Haziran.2008, 20:24
    1
    Gülehasret
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Mart.2008
    Üye No: 13319
    Mesaj Sayısı: 1,188
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: aşkından eriyim ya Rasulullah

    Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?






    Kalb kırmanın dindeki önemi nedir? Mumsema Sual: Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?
    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlukları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta, onun emrini yapmak olur. (C.3, m.45)

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin vasiyetnamesinin son satırı ise şöyledir:
    Hiç kimsenin kalbini incitmeyin.

    Yunus Emre diyor ki:
    Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise.
    Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise.
    Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar
    Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.

    Aksakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice
    Boşa gitmesin hacca, bir gönül yıkar ise.
    Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı
    İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.
    Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
    Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
    Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,
    Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil.

    Doğru yola gittinse, er eteğin tuttunsa,
    Bir tek hayır ettinse, biri bindir az değil.
    Yunus sözleri çatar, balını yağa katar,
    Çok kıymetli mal satar, cevherdir o, tuz değil

    Dini anlatırken nelere dikkat etmeli
    Sual: Dini konuları iyi bilen bir zat, rastgele önüne gelene, bir topluluk içinde, “Sen yanlış yapıyorsun, doğrusu şöyle” diyerek insanların kalbini kırıyor. “Sen kalb kırıyorsun” dediğimizde de, “Birisinin hatasını görüp de doğruyu söylemeyen kâfir olur” diyor. Bu zatın yaptığı doğru mudur? Dini bilgileri anlatırken nelere dikkat etmek gerekir?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Rabbinin yoluna hikmet ile, güzel öğütlerle çağır! Onlarla en güzel şekilde tartış!) [Nahl 125]
    Bildiğimiz iyi ve doğru şeyleri, bilmeyenlere, en güzel tarzda öğretmek gerekir. Çünkü ilmin zekatı, bilmeyenlere ilmi öğretmekle ödenir. Emr-i maruf ve nehy-i münker yapan, tavsiye ettiği iyi şeyleri kendi yapmalı, kötü olarak bildirdiği şeyleri kendisi işlememelidir! İşlerse sözü tesirli olmaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (İnsanlara iyiliği emreder de, kendinizi unutur musunuz!) [Bekara 44]

    Allahü teâlâ, İsa aleyhisselama, (Önce kendine nasihat et, eğer kendin bu nasihati tutarsan, kendin bunu yaparsan, başkalarına da söyle! Kendin yapmazsan benden utan) buyurdu. (Şir’a)

    O halde emr-i maruf yapan, ilmi ile âmil olmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İsra gecesinde, [Miraca çıktığım gece] ateşten makaslarla, dudakları kesilen insanlar gördüm. Kim olduklarını sordum. Onlar da, “İyiliği emreder, kendimiz yapmazdık. Kötülükten nehyeder; fakat kendimiz sakınmazdık” diye cevap verdiler.) [İbni Hibban]

    Bir kimsenin kusurunu, emr-i maruf için de olsa, herkesin önünde söylemek, uygun değildir. Aksine, kusurlarını gizlemek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kim arkadaşının aybını örterse, Allahü teâlâ da kıyâmet günü, onun aybını örter. Kim de, müslüman arkadaşının aybını açığa vurursa, Allahü teâlâ da onun aybını açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.) [İbni Mace]

    Birisine nasihat eder gibi konuşursak, yaptığının yanlış olduğunu bildirirsek, karşımızdakine, (Sen cahilsin, sen bu hususları bilmezsin) demiş oluruz. Böylece karşımızdakini üzmüş, kalbini kırmış oluruz. Genelde kendini beğenen, kibirli olan kalb kırar.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur.
    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Bir müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nasıhin]

    (İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir.) [İ.Ahlakı]

    (Mümin Kâbe’den üstündür.) [İbni Mace]

    (Emr-i maruf ve nehy-i münkeri, ancak, rıfk ve hilm sahibi fakihler yapar.) [İ.Gazali]

    İyiliği tavsiye için üç şart lazımdır: İlim, Akıl ve İhlas.
    1- İlim sahibi olmalıdır. Anlatacağı iyiliğin iyi, kötülüğün kötü olduğuna dair muteber kitaplardan delili bulunmalıdır! Sabretmesini bilmelidir! İlmi noksan olan, tebliğ edeceğini kendisi bilmeyen ve kendi tatbik etmeyen, başkalarına doğruyu nasıl öğretebilir? Tecrübesi de yoksa, birçok yanlışlıklar yapar. Fayda yerine zarar verir.

    2- Akıl sahibi olmalıdır. Bir kimsenin aklı az ise, nakli anlamakta aciz ise, ilmi de noksan olur. Ahmak, hizmet ediyorum diye uygunsuz işler yapar. İlm-i siyaseti bilmeyen, yumuşak söylemeyen, insanları idare etme sanatından uzak olan kimse de, fitneye sebep olur. Rıfk ile konuşmalıdır. Akıllı kimse, rıfk ile konuşur. Rıfk yumuşaklık demektir. Katılığın tersidir. Sert ve kaba konuşan, fitneye sebep olur. Hilm ile tatlılıkla söylemeli, şefkatle muamele etmelidir.

    3- İhlaslı olmalıdır! İhlas yoksa, yaptığı işleri sırf Allah rızası için yapmıyorsa, dünya menfaatleri için yapıyorsa, o işin hayrı olmaz.
    “Birisinin hatasını görüp de söylemeyen kâfir olur” sözü yanlıştır. İlim sahibi birine, biri, lüzumlu dini bir sual sorsa, o da bunu bildiği halde, hiçbir mazeret yokken gizlerse, işte o zaman günah işlemiş olur. (Hatasını gördüğümüz herkese, doğrusunu bildirmek gerekir) diye bir şey yoktur.


  2. 26.Haziran.2008, 20:24
    1
    Kıdemli Üye



    Sual: Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?
    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlukları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta, onun emrini yapmak olur. (C.3, m.45)

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin vasiyetnamesinin son satırı ise şöyledir:
    Hiç kimsenin kalbini incitmeyin.

    Yunus Emre diyor ki:
    Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise.
    Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise.
    Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar
    Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.

    Aksakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice
    Boşa gitmesin hacca, bir gönül yıkar ise.
    Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı
    İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.
    Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
    Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
    Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,
    Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil.

    Doğru yola gittinse, er eteğin tuttunsa,
    Bir tek hayır ettinse, biri bindir az değil.
    Yunus sözleri çatar, balını yağa katar,
    Çok kıymetli mal satar, cevherdir o, tuz değil

    Dini anlatırken nelere dikkat etmeli
    Sual: Dini konuları iyi bilen bir zat, rastgele önüne gelene, bir topluluk içinde, “Sen yanlış yapıyorsun, doğrusu şöyle” diyerek insanların kalbini kırıyor. “Sen kalb kırıyorsun” dediğimizde de, “Birisinin hatasını görüp de doğruyu söylemeyen kâfir olur” diyor. Bu zatın yaptığı doğru mudur? Dini bilgileri anlatırken nelere dikkat etmek gerekir?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Rabbinin yoluna hikmet ile, güzel öğütlerle çağır! Onlarla en güzel şekilde tartış!) [Nahl 125]
    Bildiğimiz iyi ve doğru şeyleri, bilmeyenlere, en güzel tarzda öğretmek gerekir. Çünkü ilmin zekatı, bilmeyenlere ilmi öğretmekle ödenir. Emr-i maruf ve nehy-i münker yapan, tavsiye ettiği iyi şeyleri kendi yapmalı, kötü olarak bildirdiği şeyleri kendisi işlememelidir! İşlerse sözü tesirli olmaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (İnsanlara iyiliği emreder de, kendinizi unutur musunuz!) [Bekara 44]

    Allahü teâlâ, İsa aleyhisselama, (Önce kendine nasihat et, eğer kendin bu nasihati tutarsan, kendin bunu yaparsan, başkalarına da söyle! Kendin yapmazsan benden utan) buyurdu. (Şir’a)

    O halde emr-i maruf yapan, ilmi ile âmil olmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İsra gecesinde, [Miraca çıktığım gece] ateşten makaslarla, dudakları kesilen insanlar gördüm. Kim olduklarını sordum. Onlar da, “İyiliği emreder, kendimiz yapmazdık. Kötülükten nehyeder; fakat kendimiz sakınmazdık” diye cevap verdiler.) [İbni Hibban]

    Bir kimsenin kusurunu, emr-i maruf için de olsa, herkesin önünde söylemek, uygun değildir. Aksine, kusurlarını gizlemek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kim arkadaşının aybını örterse, Allahü teâlâ da kıyâmet günü, onun aybını örter. Kim de, müslüman arkadaşının aybını açığa vurursa, Allahü teâlâ da onun aybını açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.) [İbni Mace]

    Birisine nasihat eder gibi konuşursak, yaptığının yanlış olduğunu bildirirsek, karşımızdakine, (Sen cahilsin, sen bu hususları bilmezsin) demiş oluruz. Böylece karşımızdakini üzmüş, kalbini kırmış oluruz. Genelde kendini beğenen, kibirli olan kalb kırar.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur.
    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Bir müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nasıhin]

    (İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir.) [İ.Ahlakı]

    (Mümin Kâbe’den üstündür.) [İbni Mace]

    (Emr-i maruf ve nehy-i münkeri, ancak, rıfk ve hilm sahibi fakihler yapar.) [İ.Gazali]

    İyiliği tavsiye için üç şart lazımdır: İlim, Akıl ve İhlas.
    1- İlim sahibi olmalıdır. Anlatacağı iyiliğin iyi, kötülüğün kötü olduğuna dair muteber kitaplardan delili bulunmalıdır! Sabretmesini bilmelidir! İlmi noksan olan, tebliğ edeceğini kendisi bilmeyen ve kendi tatbik etmeyen, başkalarına doğruyu nasıl öğretebilir? Tecrübesi de yoksa, birçok yanlışlıklar yapar. Fayda yerine zarar verir.

    2- Akıl sahibi olmalıdır. Bir kimsenin aklı az ise, nakli anlamakta aciz ise, ilmi de noksan olur. Ahmak, hizmet ediyorum diye uygunsuz işler yapar. İlm-i siyaseti bilmeyen, yumuşak söylemeyen, insanları idare etme sanatından uzak olan kimse de, fitneye sebep olur. Rıfk ile konuşmalıdır. Akıllı kimse, rıfk ile konuşur. Rıfk yumuşaklık demektir. Katılığın tersidir. Sert ve kaba konuşan, fitneye sebep olur. Hilm ile tatlılıkla söylemeli, şefkatle muamele etmelidir.

    3- İhlaslı olmalıdır! İhlas yoksa, yaptığı işleri sırf Allah rızası için yapmıyorsa, dünya menfaatleri için yapıyorsa, o işin hayrı olmaz.
    “Birisinin hatasını görüp de söylemeyen kâfir olur” sözü yanlıştır. İlim sahibi birine, biri, lüzumlu dini bir sual sorsa, o da bunu bildiği halde, hiçbir mazeret yokken gizlerse, işte o zaman günah işlemiş olur. (Hatasını gördüğümüz herkese, doğrusunu bildirmek gerekir) diye bir şey yoktur.


    Benzer Konular

    - Gusl Abdestinin önemi ve Dindeki Yeri

    - Sahur yemeğinin dindeki yeri ve önemi nedir?

    - Balayının dindeki yeri nedir?

    - İslami Düğünlerde ayak kırmanın hükmü var mı?

    - Kalp kırmanın hükmü?

  3. 26.Şubat.2010, 11:59
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?




    Alıntı
    Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
    Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
    Çok güzel anlatılmış. Kimsenin kalbini kırmayalım orada Allah (cc) var.


  4. 26.Şubat.2010, 11:59
    2
    Özel Üye



    Alıntı
    Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
    Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
    Çok güzel anlatılmış. Kimsenin kalbini kırmayalım orada Allah (cc) var.


  5. 26.Şubat.2010, 12:10
    3
    SİYAH SANCAK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Şubat.2010
    Üye No: 73478
    Mesaj Sayısı: 243
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: kocaeli

    --->: Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?

    allah sizlerden razı olsun


  6. 26.Şubat.2010, 12:10
    3
    Devamlı Üye
    allah sizlerden razı olsun


  7. 26.Şubat.2010, 14:12
    4
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: Kalb kırmanın dindeki önemi nedir?

    çok mühim bir husus bu,azami hassasiyet göstermemiz gereken lakin bir çoğumuzun gözardı ettiği bu konu paylaşımı isabetli olmuş kardeşim,ibret almamız dileğiyle
    Allah c.c. razı olsun


  8. 26.Şubat.2010, 14:12
    4
    Hüvel Baki..
    çok mühim bir husus bu,azami hassasiyet göstermemiz gereken lakin bir çoğumuzun gözardı ettiği bu konu paylaşımı isabetli olmuş kardeşim,ibret almamız dileğiyle
    Allah c.c. razı olsun





+ Yorum Gönder