Konusunu Oylayın.: Ayet hakkında sorum var?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ayet hakkında sorum var?
  1. 16.Haziran.2008, 14:37
    1
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    Ayet hakkında sorum var?






    Ayet hakkında sorum var? Mumsema SORU? 1;

    17.
    Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    SORU? 2;
    14. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onuebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.

    inseALLAH cc aciklarsaniz cook memnun kalacagim saygilarimla...esselamun aleykum v..v..




  2. 16.Haziran.2008, 14:37
    1
    Devamlı Üye



    SORU? 1;

    17.
    Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    SORU? 2;
    14. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onuebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.

    inseALLAH cc aciklarsaniz cook memnun kalacagim saygilarimla...esselamun aleykum v..v..




    Benzer Konular

    - Namaz hakkında bir sorum var

    - Gusül hakkında sorum

    - Mesih (a.s) Hakkında Bir Sorum Var

    - Meni hakkında bir sorum var

    - Enfal Suresi 63. Ayet Hakkında Sorum Olacak

  3. 16.Haziran.2008, 15:44
    2
    OFLAZ
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2008
    Üye No: 20494
    Mesaj Sayısı: 24
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 28

    --->: Ayet hakkinda sorum var?




    İki ayet okunduğunda bu ne zıtlık diyebilirsiniz....Fakat birinci ayette kişi günah işler ama günahında ısrarcı olmayıp tövbe ettiği için rabbim rızasıyla dilerse af eder.
    İkinci ayette ise küfr-ü inadilik vardır.Yani yaptığı şeyin yanlış ve kendisine zarar vereceğini bildiği halde yaptıklarında ısrarcı olanlardır.
    Buna en güzel örnek şimdiki hristıyanlar,yahudiler,mecusiler.....dinlerinin yanlış olduklarını bildikleri halde gururlarından sebep ebedi cehennem yolunda yüremektedirler
    ves-selam


  4. 16.Haziran.2008, 15:44
    2
    OFLAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    İki ayet okunduğunda bu ne zıtlık diyebilirsiniz....Fakat birinci ayette kişi günah işler ama günahında ısrarcı olmayıp tövbe ettiği için rabbim rızasıyla dilerse af eder.
    İkinci ayette ise küfr-ü inadilik vardır.Yani yaptığı şeyin yanlış ve kendisine zarar vereceğini bildiği halde yaptıklarında ısrarcı olanlardır.
    Buna en güzel örnek şimdiki hristıyanlar,yahudiler,mecusiler.....dinlerinin yanlış olduklarını bildikleri halde gururlarından sebep ebedi cehennem yolunda yüremektedirler
    ves-selam


  5. 16.Haziran.2008, 15:59
    3
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,599
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    --->: Ayet hakkinda sorum var?

    ve aleykumusselam ve rahmetullah kardesim

    almanyali67 Nickli Üyeden Alıntı
    SORU? 1;

    17. Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    burda Nisa suresi 17. ve 18. birlikde

    17- Ancak Allah'ın kabul etmesini vaad buyurduğu tevbe, o kimseler içindir ki, bilmeyerek günah işleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir hakîmdir. (Her şeyi bilendir, hikmet sahibidir).
    18- Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

    17- Allah Teâlâ'nın kesin olarak kabul edilmesini söz verdiği ve taahhüd ettiği tevbe, ancak bir cahillikle bilmeyerek günah işleyip de
    18- sonra çok geçmeden tevbe eden, günahında ısrar etmeyen kimselere aittir. Yoksa günahları işleyip işleyip de nihâyet her birine ölüm gelip çattığı zaman ben şimdi tevbe ettim, diyenlere bir de kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur. Şu halde bu ikisi arasında bulunan, yani bilerek günah işleyen, çok geçmeden tevbe etmeyip günah işlemeyi alışkanlık haline getiren ve böyle iken can çekişme haline gelip hayattan ümidini kesmeden önce tevbe edenlerin tevbelerinin kabul edilmesi kesin değildir. Allah'ın iradesine kalmıştır. Bu konudaki araştırmanın sonucu şudur: Can çekişme durumundan önce henüz hayattan ümitsiz olmadığı halde küfürden tevbe ile iman etmek geçerlidir. Fakat can çekişme halinde hayattan ümit kesme durumunda küfürden tevbe etmek ve iman etmek geçerli değildir. İman ettikten sonra iyi amel yapabilecek bir zaman bulunmalıdır. Fakat günah işlemiş müminin son nefesindeki tevbesi de geçerli olabilir. "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz..." (Zümer, 39/53) Şu kadar varki, tevbenin kabul edileceği de kesin olarak vaad edilmiş değildir. Bu âyetler işte bunu anlatmıştır.
    (KURAN'I KERİM TEFSİRİ/ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)
    Alıntı

    SORU? 2;
    14. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onuebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
    bu ayetde yani Nisa Suresi/14 ondan önceki gelen 13. ayetle ondan sonra ki ayet 15. ile birlikde dir

    13- İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.
    14- Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.
    15- Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

    13-14-15-FAHİŞE: Haddini aşmış, pek çirkin, aşırı edepsizlik demektir. "El-Fahişe" de zinanın bir ismidir.
    Kadınlarınızdan yani müslüman kadınlarından zina yapanlar, Allah'ın çizdiği nikah hududunu aşıp onun zıddı olan, o bilinen çok kötü işi kendi isteği ile yapanlar oldu mu siz erkeklerden şahitlik etmeye ehil dört şahidin o kadınlara karşı şahitlik etmeleriyle ispatlamayı isteyiniz olaydan sonra zaman aşımı olmadan derhal şahitlik ederlerse -ki bunda zaman aşımı şehirlerde bir ay, biraz uzak köylerde dört ve en fazla altı ay olmak üzere belirlenmiştir.- Kadınların bu şekilde suçlulukları sabit olduktan sonra o kadınları, ölüm canlarını alıncaya veya Allah kendilerine bir yol açıncaya kadar evlerde hepsediniz. Bununla zina eden kadının cezası, Allah'ın diğer bir hükmü ininceye kadar bir müddet için "ölünceye kadar ebedî hapis cezası" olmak üzere belirlenmiştir. Bundan dolayı Nûr sûresindeki: "Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun." (Nûr 24/2) âyetleri indirilince bu ebedî hapis cezası hükümsüz olmuştur ki kaydının gereği de budur. Şahitlik hakkındaki hüküm ise, zinanın tesbit edilmesi hususunda sağlam bir esas olarak kalmaktadır.

    (KURAN'I KERİM TEFSİRİ/ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)



  6. 16.Haziran.2008, 15:59
    3
    Aciz Kul
    ve aleykumusselam ve rahmetullah kardesim

    almanyali67 Nickli Üyeden Alıntı
    SORU? 1;

    17. Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    burda Nisa suresi 17. ve 18. birlikde

    17- Ancak Allah'ın kabul etmesini vaad buyurduğu tevbe, o kimseler içindir ki, bilmeyerek günah işleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir hakîmdir. (Her şeyi bilendir, hikmet sahibidir).
    18- Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

    17- Allah Teâlâ'nın kesin olarak kabul edilmesini söz verdiği ve taahhüd ettiği tevbe, ancak bir cahillikle bilmeyerek günah işleyip de
    18- sonra çok geçmeden tevbe eden, günahında ısrar etmeyen kimselere aittir. Yoksa günahları işleyip işleyip de nihâyet her birine ölüm gelip çattığı zaman ben şimdi tevbe ettim, diyenlere bir de kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur. Şu halde bu ikisi arasında bulunan, yani bilerek günah işleyen, çok geçmeden tevbe etmeyip günah işlemeyi alışkanlık haline getiren ve böyle iken can çekişme haline gelip hayattan ümidini kesmeden önce tevbe edenlerin tevbelerinin kabul edilmesi kesin değildir. Allah'ın iradesine kalmıştır. Bu konudaki araştırmanın sonucu şudur: Can çekişme durumundan önce henüz hayattan ümitsiz olmadığı halde küfürden tevbe ile iman etmek geçerlidir. Fakat can çekişme halinde hayattan ümit kesme durumunda küfürden tevbe etmek ve iman etmek geçerli değildir. İman ettikten sonra iyi amel yapabilecek bir zaman bulunmalıdır. Fakat günah işlemiş müminin son nefesindeki tevbesi de geçerli olabilir. "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz..." (Zümer, 39/53) Şu kadar varki, tevbenin kabul edileceği de kesin olarak vaad edilmiş değildir. Bu âyetler işte bunu anlatmıştır.
    (KURAN'I KERİM TEFSİRİ/ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)
    Alıntı

    SORU? 2;
    14. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onuebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
    bu ayetde yani Nisa Suresi/14 ondan önceki gelen 13. ayetle ondan sonra ki ayet 15. ile birlikde dir

    13- İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.
    14- Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.
    15- Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

    13-14-15-FAHİŞE: Haddini aşmış, pek çirkin, aşırı edepsizlik demektir. "El-Fahişe" de zinanın bir ismidir.
    Kadınlarınızdan yani müslüman kadınlarından zina yapanlar, Allah'ın çizdiği nikah hududunu aşıp onun zıddı olan, o bilinen çok kötü işi kendi isteği ile yapanlar oldu mu siz erkeklerden şahitlik etmeye ehil dört şahidin o kadınlara karşı şahitlik etmeleriyle ispatlamayı isteyiniz olaydan sonra zaman aşımı olmadan derhal şahitlik ederlerse -ki bunda zaman aşımı şehirlerde bir ay, biraz uzak köylerde dört ve en fazla altı ay olmak üzere belirlenmiştir.- Kadınların bu şekilde suçlulukları sabit olduktan sonra o kadınları, ölüm canlarını alıncaya veya Allah kendilerine bir yol açıncaya kadar evlerde hepsediniz. Bununla zina eden kadının cezası, Allah'ın diğer bir hükmü ininceye kadar bir müddet için "ölünceye kadar ebedî hapis cezası" olmak üzere belirlenmiştir. Bundan dolayı Nûr sûresindeki: "Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun." (Nûr 24/2) âyetleri indirilince bu ebedî hapis cezası hükümsüz olmuştur ki kaydının gereği de budur. Şahitlik hakkındaki hüküm ise, zinanın tesbit edilmesi hususunda sağlam bir esas olarak kalmaktadır.

    (KURAN'I KERİM TEFSİRİ/ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)



  7. 16.Haziran.2008, 16:07
    4
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2008
    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 3,458
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    --->: Ayet hakkinda sorum var?

    Alıntı
    SORU? 1;

    17.
    Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Tevbe pişmanlık duyup bunu içinde hissetmektir...tevbe günahın itirafı pişmanlığın beyandır dil ile yapılan tevbe sadece insanların şahitliği içindir...tevbenin asıl mekanı kalptir...
    ve Allah (c.c.) tevbeleri kabul edendir ve aracıya gerek duymadan tevbe edenin tevbesini duyar (Allah (c.c.) semi=işitici basir=görücüdür)



    Allah (c.c.), size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah (c.c.), hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. nisa 26.ayet


    Görüldüğü gibi tevbe direk Allah (c.c.)la alakalı bir olay olup Allah (c.c.)ın el tevvap tevbeleri kabul eden olduğunu beyan eder ayateler bu nedenle tevbenin şeklide yapılacağı yerde birinin dizlerinin dibi değil Allah (c.c.)ın makamıdır ve nerde olursanız olun o sizi görür ve işitir hükmü celilesidir bu nedenle aracılara gerek yoktur bilgilerinize....



    Alıntı
    SORU? 2;
    14. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onuebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
    Yahûdîler, ellerinde bulunan ve "Sizi âhir zaman peygamberi kurtaracaktır" diyen Tevrat'ı, Allâh'ın Hz. Mûsâ'ya indirdiği kitaptır diye tasdik eden Kur'ân-ı Kerîm geldiği zaman onu inkâra kalkıştılar. Halbuki Yahûdîler bundan önce müşriklere bunun geleceğinden bahsediyorlar ve bu sâyede onlara karşı fütühât talebinde bulunuyorlardı:
    "İlâhî! Tevrat'ta vasıflarını bulduğumuz âhir zaman peygamberiyle bize nusret ihsân eyle" diye duâ ve yardım talep ediyorlar ve müşriklere: "Bizim söylediğimizi tasdik ederek çıkacak olan peygamberin zamânı geldi, gölgesi bastı, biz onunla berâber sizi Ad ve İrem gibi katledeceğiz." diyorlardı.
    Fakat o bildikleri, insanlık âlemine er geç şeref vereceğine inandıkları, o yüce Peygamber ve o Kitâb-ı Kerîm gelip kendilerini İslâm dînine dâvet edince, sırf hasetlerinden ve makâmlarını kaybedecekleri endişesinden dolayı onu inkâr ettiler. O yüce Peygamber'i ve O'na nen Kur'ân-ı Kerîm'i inkâra cür'et gösterdiler. Allâhü Teââ'-nın lâneti bütün kâfirler üzerinedir. Artık o münkirler de bu lânetten kendilerini kurtaramayacaklarını düşünsünler. (Bakara Sûresi, âyet 89'un tefsirinden)

    2007.01.26 Tarihli Fazilet Takvimi



  8. 16.Haziran.2008, 16:07
    4
    T.T.O.R.H.S.S.
    Alıntı
    SORU? 1;

    17.
    Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Tevbe pişmanlık duyup bunu içinde hissetmektir...tevbe günahın itirafı pişmanlığın beyandır dil ile yapılan tevbe sadece insanların şahitliği içindir...tevbenin asıl mekanı kalptir...
    ve Allah (c.c.) tevbeleri kabul edendir ve aracıya gerek duymadan tevbe edenin tevbesini duyar (Allah (c.c.) semi=işitici basir=görücüdür)



    Allah (c.c.), size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah (c.c.), hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. nisa 26.ayet


    Görüldüğü gibi tevbe direk Allah (c.c.)la alakalı bir olay olup Allah (c.c.)ın el tevvap tevbeleri kabul eden olduğunu beyan eder ayateler bu nedenle tevbenin şeklide yapılacağı yerde birinin dizlerinin dibi değil Allah (c.c.)ın makamıdır ve nerde olursanız olun o sizi görür ve işitir hükmü celilesidir bu nedenle aracılara gerek yoktur bilgilerinize....



    Alıntı
    SORU? 2;
    14. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onuebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
    Yahûdîler, ellerinde bulunan ve "Sizi âhir zaman peygamberi kurtaracaktır" diyen Tevrat'ı, Allâh'ın Hz. Mûsâ'ya indirdiği kitaptır diye tasdik eden Kur'ân-ı Kerîm geldiği zaman onu inkâra kalkıştılar. Halbuki Yahûdîler bundan önce müşriklere bunun geleceğinden bahsediyorlar ve bu sâyede onlara karşı fütühât talebinde bulunuyorlardı:
    "İlâhî! Tevrat'ta vasıflarını bulduğumuz âhir zaman peygamberiyle bize nusret ihsân eyle" diye duâ ve yardım talep ediyorlar ve müşriklere: "Bizim söylediğimizi tasdik ederek çıkacak olan peygamberin zamânı geldi, gölgesi bastı, biz onunla berâber sizi Ad ve İrem gibi katledeceğiz." diyorlardı.
    Fakat o bildikleri, insanlık âlemine er geç şeref vereceğine inandıkları, o yüce Peygamber ve o Kitâb-ı Kerîm gelip kendilerini İslâm dînine dâvet edince, sırf hasetlerinden ve makâmlarını kaybedecekleri endişesinden dolayı onu inkâr ettiler. O yüce Peygamber'i ve O'na nen Kur'ân-ı Kerîm'i inkâra cür'et gösterdiler. Allâhü Teââ'-nın lâneti bütün kâfirler üzerinedir. Artık o münkirler de bu lânetten kendilerini kurtaramayacaklarını düşünsünler. (Bakara Sûresi, âyet 89'un tefsirinden)

    2007.01.26 Tarihli Fazilet Takvimi



  9. 17.Haziran.2008, 19:06
    5
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    --->: Ayet hakkinda sorum var?

    ALLAH c.c. hepinizden razi olsun


  10. 17.Haziran.2008, 19:06
    5
    Devamlı Üye
    ALLAH c.c. hepinizden razi olsun





+ Yorum Gönder