Konusunu Oylayın.: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?
  1. 02.Aralık.2009, 23:52
    13
    oben
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Aralık.2009
    Üye No: 67679
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 42

    --->: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?

    reklam


    --->: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir? isimli yazı www.Mumsema.com--->: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?
    pekala kardeşler iyi güzel hoş cevaplar yazmışsınız siz öğle düşünüp cevap vermişsiniz ayetlerlede isbat etmişsiniz yanlız bir şey merak ediyorum ilmin sahibi allah ona şüpemiz yok .. elektiriyi araçları vs vs içat eden kafir veya hıristiyan bunların sonu ne olacak
    medem bu bilim adamları insanlık adına bir çok şeye imza atmışlar içat etmişler bunların durumu ne olacak bu soruyu bana hararetli bir tartışma yaparken vatandaşın biri sordu bende üstad said nursinin deyerli eserlerinden bir cevap verdim aynen şüyle gayri müslim olan bilim adamları insanlık için yaptıkları herşeyin bedelini onlar fark etmesede inkarda etseler allah mutlak onlara yaptıkları şeylerin bedeli fazlasıyla ödemiştir misal en deyerli örnek hayat,makam maddi ve manevi deyer yani kısaca fazla fazla almışlardır öldüklerinde hesab günü allahtan asla bişe istemeye yüzleri olmaz en dogrusunu muhakkak allah bilir a.s


  2. 02.Aralık.2009, 23:52
    13
    oben - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    pekala kardeşler iyi güzel hoş cevaplar yazmışsınız siz öğle düşünüp cevap vermişsiniz ayetlerlede isbat etmişsiniz yanlız bir şey merak ediyorum ilmin sahibi allah ona şüpemiz yok .. elektiriyi araçları vs vs içat eden kafir veya hıristiyan bunların sonu ne olacak
    medem bu bilim adamları insanlık adına bir çok şeye imza atmışlar içat etmişler bunların durumu ne olacak bu soruyu bana hararetli bir tartışma yaparken vatandaşın biri sordu bende üstad said nursinin deyerli eserlerinden bir cevap verdim aynen şüyle gayri müslim olan bilim adamları insanlık için yaptıkları herşeyin bedelini onlar fark etmesede inkarda etseler allah mutlak onlara yaptıkları şeylerin bedeli fazlasıyla ödemiştir misal en deyerli örnek hayat,makam maddi ve manevi deyer yani kısaca fazla fazla almışlardır öldüklerinde hesab günü allahtan asla bişe istemeye yüzleri olmaz en dogrusunu muhakkak allah bilir a.s


  3. 03.Aralık.2009, 00:55
    14
    zehraoku
    Talebe

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48118
    Mesaj Sayısı: 451
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    --->: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?

    reklam


    Soru
    Küfür topraklarında doğan ve ölen kişinin ahiretteki durumu nedir, bu konu hakkında Bediüzzamanın görüşü nedir?

    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;


    "Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:"

    "Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye mâsumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor."

    "Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, Avrupa'da, Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O mânevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:"

    "O musibet-i semaviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir."

    "On beşinden yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i İsâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zâlimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten tesellî buldum."

    "Eğer o felâketi gören zâlimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir."

    "Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın mânevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki, o musibeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir."
    (1)

    İslam’a göre din ve dinin kaynaklarını duymamış, görmemiş ve bilmemiş bir kimse dinen mesul değildir. Yani İslam’ı tahkik edip değerlendirecek imkanı olmayan her insan ehlinecattır ve cennete gider.

    Üstat bu hususu şu şekil tarif ediyor:

    “Fakat zaman-ı fetrette وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bilittifak, teferruattaki hatiatlarından muahezeleri yoktur. İmam-ı şâfiî ve imam-ı eşarîce; küfre de girse, usûl-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i ilâhî irsal ile olur ve irsal dahi, ıttıla ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-i salifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz.”(2)

    Yine bu manayı teyit eden ayetlerden birisinde şu şekil buyuruluyor;

    “Hem Rabbin, memleketleri, ana noktasında (merkezinde), kendilerine âyetlerimizi okur bir resul göndermedikçe helâk etmez. Ve biz, ahalisi zalimler olan memleketlerden başkasını helâk edici değiliz.“ (Kasas, 28/59)

    Ayrıca İmam Gazali bu hususta açık ve net olarak şöyle der;

    “Peygamberin gönderildiğini bilmeyenler; bunlar ehl-i necattır. Bilip de inkâr edenler; bunlar ehl-i cehennemdir. Duyan fakat tahkik etmeyen, yanlış işitenler; bunların da necat ehli olması ümit edilir.”

    Üstad'ın döneminde bazı ideolojik ve askeri baskılar yüzünden, Rusya ve Avrupa gibi yerlerde bir çok savaş ve tecritler olmuştur. Mesela; Rusya'da kurulan Komünist rejim, halkı zorla ve baskı ile dünyadan soyutlamış, dinin bütün izlerini silmiştir. Halkı dış dünyaya karşı izole ettiği için, demir perde ismi ile anılmıştır. Zalim birtakım siyasetçiler ve ideologlar sayesinde masum ve zavallı halk çok çileler çekmiştir.

    Bu mazlum ve masum halkın ahiret açısından durumunu Üstad yukarıda değerlendirmiştir. Zira bu şartlar içinde olan masum insanlar, fetret dönemine yakın bir hal içindedirler. Bu yüzden fetret ehli için geçerli olan hüküm bunlar için de geçerlidir. Bu sebeple musibetler, içinde sıkıntı çeken masum halklar, Hıristiyan da olsa fetret ehli sayılırlar ve bir nevi ölenler şehit gibi sevap kazanırlar ya da cehennemden kurtulurlar.

    Yoksa bu şartlara haiz olmayan diğer Hristiyanlar ve kafirler, ehli cehennemdir ve iman etmedikçe kurtulamazlar.

    (1) bk. Kastamonu Lâhikası, (76. Mektup)

    (2) bk. Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup Sekizinci Risale.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Risale-i Nur Editör


  4. 03.Aralık.2009, 00:55
    14
    Talebe
    reklam


    Soru
    Küfür topraklarında doğan ve ölen kişinin ahiretteki durumu nedir, bu konu hakkında Bediüzzamanın görüşü nedir?

    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;


    "Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:"

    "Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye mâsumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor."

    "Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, Avrupa'da, Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O mânevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:"

    "O musibet-i semaviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir."

    "On beşinden yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i İsâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zâlimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten tesellî buldum."

    "Eğer o felâketi gören zâlimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir."

    "Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın mânevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki, o musibeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir."
    (1)

    İslam’a göre din ve dinin kaynaklarını duymamış, görmemiş ve bilmemiş bir kimse dinen mesul değildir. Yani İslam’ı tahkik edip değerlendirecek imkanı olmayan her insan ehlinecattır ve cennete gider.

    Üstat bu hususu şu şekil tarif ediyor:

    “Fakat zaman-ı fetrette وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bilittifak, teferruattaki hatiatlarından muahezeleri yoktur. İmam-ı şâfiî ve imam-ı eşarîce; küfre de girse, usûl-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i ilâhî irsal ile olur ve irsal dahi, ıttıla ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-i salifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz.”(2)

    Yine bu manayı teyit eden ayetlerden birisinde şu şekil buyuruluyor;

    “Hem Rabbin, memleketleri, ana noktasında (merkezinde), kendilerine âyetlerimizi okur bir resul göndermedikçe helâk etmez. Ve biz, ahalisi zalimler olan memleketlerden başkasını helâk edici değiliz.“ (Kasas, 28/59)

    Ayrıca İmam Gazali bu hususta açık ve net olarak şöyle der;

    “Peygamberin gönderildiğini bilmeyenler; bunlar ehl-i necattır. Bilip de inkâr edenler; bunlar ehl-i cehennemdir. Duyan fakat tahkik etmeyen, yanlış işitenler; bunların da necat ehli olması ümit edilir.”

    Üstad'ın döneminde bazı ideolojik ve askeri baskılar yüzünden, Rusya ve Avrupa gibi yerlerde bir çok savaş ve tecritler olmuştur. Mesela; Rusya'da kurulan Komünist rejim, halkı zorla ve baskı ile dünyadan soyutlamış, dinin bütün izlerini silmiştir. Halkı dış dünyaya karşı izole ettiği için, demir perde ismi ile anılmıştır. Zalim birtakım siyasetçiler ve ideologlar sayesinde masum ve zavallı halk çok çileler çekmiştir.

    Bu mazlum ve masum halkın ahiret açısından durumunu Üstad yukarıda değerlendirmiştir. Zira bu şartlar içinde olan masum insanlar, fetret dönemine yakın bir hal içindedirler. Bu yüzden fetret ehli için geçerli olan hüküm bunlar için de geçerlidir. Bu sebeple musibetler, içinde sıkıntı çeken masum halklar, Hıristiyan da olsa fetret ehli sayılırlar ve bir nevi ölenler şehit gibi sevap kazanırlar ya da cehennemden kurtulurlar.

    Yoksa bu şartlara haiz olmayan diğer Hristiyanlar ve kafirler, ehli cehennemdir ve iman etmedikçe kurtulamazlar.

    (1) bk. Kastamonu Lâhikası, (76. Mektup)

    (2) bk. Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup Sekizinci Risale.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Risale-i Nur Editör


  5. 03.Aralık.2009, 23:28
    15
    M_Eminn
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Mart.2008
    Üye No: 12762
    Mesaj Sayısı: 19
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 31
    Bulunduğu yer: Konya

    --->: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?

    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hazretleri miraç gecesinde bir hadise görüyor bir gayri müslimin azabına şahit oluyor fakat bizzat ateşin kendisiyle değilde hararetiyle azap edildiğini görünce Cibril(A.S.)'e soruyor bu adam kimdir diye...
    Cebrail(A.S.) :bu adam gayri müslim fakat çok eli açık cömert ve bi o kadar da insanlığa büyük faydası dokunduğu için Cenab-ı Hakk bu adamı ateşin bizzat kendisiyle değilde hararetiyle azap ettiğini buyurmuşlardır...umarım bu cevap kafanızdaki soru işaretlerinin yanıtı olacaktır Allah cümlemizden Razı olsun...


  6. 03.Aralık.2009, 23:28
    15
    Üye
    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hazretleri miraç gecesinde bir hadise görüyor bir gayri müslimin azabına şahit oluyor fakat bizzat ateşin kendisiyle değilde hararetiyle azap edildiğini görünce Cibril(A.S.)'e soruyor bu adam kimdir diye...
    Cebrail(A.S.) :bu adam gayri müslim fakat çok eli açık cömert ve bi o kadar da insanlığa büyük faydası dokunduğu için Cenab-ı Hakk bu adamı ateşin bizzat kendisiyle değilde hararetiyle azap ettiğini buyurmuşlardır...umarım bu cevap kafanızdaki soru işaretlerinin yanıtı olacaktır Allah cümlemizden Razı olsun...


  7. 03.Haziran.2010, 02:55
    16
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: Kafirlerin iyilik yapmalı fayda verirmi? Ahiretteki durumları nedir?

    Güzel açıklamalar için Allah CC razı olsun.


  8. 03.Haziran.2010, 02:55
    16
    Seyirci Üye
    Güzel açıklamalar için Allah CC razı olsun.





+ Yorum Gönder
Git İlk 12