Konusunu Oylayın.: Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?
  1. 10.Nisan.2008, 03:39
    1
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?






    Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi? Mumsema Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

    örnek;---bir gayri müslime tecavüz etmek isteginde bulunmasi---

    giybet etmesi,kalbini kirmasi,korkutmasi gibi..kötü bir aliskanlikla saldirmak gibi bir cok akla gelen bu gibi konular aklimiza takilmakta bu ve benzeri kisacasi manevi olan kul haklari nasil? ödenir, bir kul gidip söyleyemeyecegi ve yüzü kizaracagi ,veya tehlikeli sanarak helallik alamamasi, özür dileyememesi nisbetinde ne yapilmalidir..Allah cc bu manevi saymis olduklarim ve bircok manevi haklari Allah cc, samimi bir pismanlik ve tevbe etmisse ve cok rahatsiz oluyor ise bu kimseleri yine´de afv edermi cenabi Allah cc. yalniz o kimseyle karsi karsiya gelmek istemiyor ve cekiniyor olma hasebi de var ise??? ne yapabilir hak ödenmesi icin? yahut kul hakkina girermi bu konular..örnek yazdigim ilk.. konu gibi..


  2. 10.Nisan.2008, 03:39
    1
    Devamlı Üye



    Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

    örnek;---bir gayri müslime tecavüz etmek isteginde bulunmasi---

    giybet etmesi,kalbini kirmasi,korkutmasi gibi..kötü bir aliskanlikla saldirmak gibi bir cok akla gelen bu gibi konular aklimiza takilmakta bu ve benzeri kisacasi manevi olan kul haklari nasil? ödenir, bir kul gidip söyleyemeyecegi ve yüzü kizaracagi ,veya tehlikeli sanarak helallik alamamasi, özür dileyememesi nisbetinde ne yapilmalidir..Allah cc bu manevi saymis olduklarim ve bircok manevi haklari Allah cc, samimi bir pismanlik ve tevbe etmisse ve cok rahatsiz oluyor ise bu kimseleri yine´de afv edermi cenabi Allah cc. yalniz o kimseyle karsi karsiya gelmek istemiyor ve cekiniyor olma hasebi de var ise??? ne yapabilir hak ödenmesi icin? yahut kul hakkina girermi bu konular..örnek yazdigim ilk.. konu gibi..


    Benzer Konular

    - Allah’tan Manevi İsteklerde Bulunma

    - Uğursuzluk düşüncesine kapılarak kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alı koyan kimse, Allah’a

    - Rızk deyince maddi rızık olan yiyip içmek akla geliyor. Acaba manevi rızk da var mı?

    - İhlâs (Mânevî terbiye yolunun taliblerine en başta lâzım olan ihlâstır)

    - Allah'ın (c.c) sevdiği kulları kalp gözü ile insanın manevi hallerini görebilir mi?

  3. 10.Nisan.2008, 20:55
    2
    Hesna
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2008
    Üye No: 9589
    Mesaj Sayısı: 753
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: istanbul

    --->: Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?




    karşıma "kul hakkıyla" gelmeyin diyor Rabbim
    bilemiyorum artık
    tabi en iyisi O bilir
    tövbe etmeyi unutmamak lazım


  4. 10.Nisan.2008, 20:55
    2
    Kıdemli Üye



    karşıma "kul hakkıyla" gelmeyin diyor Rabbim
    bilemiyorum artık
    tabi en iyisi O bilir
    tövbe etmeyi unutmamak lazım


  5. 10.Nisan.2008, 21:07
    3
    Nursedaa
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2007
    Üye No: 2601
    Mesaj Sayısı: 279
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

    Soru
    Malesef geçmiş yıllarda kul hakkına giren bazı günahlarım oldu. Şu anda bu kişileri bulup helallik dilemem mümkün değildir. Acaba bir şekilde bu durumu telafi etmem mümkün mü? Acaba yüce Allah, Settar ismi şerifinin gereği olarak, kul hakkına giren günahları gizler mi ?


    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kul hakkını ancak kul affeder. Buna göre, daha dünyada iken bu hakkı telafi etmenin yolunu bulmak gerekir. Şayet bulamaz isek, ahirete kalmış olur ki, bu durum daha tehlikelidir. Şayet üzerimizde kul hakkı olan adam ölmüş ise, varislerine bu hakkı vermek gerekir.

    Ancak günahlarına tövbe edip hakkını yediği kimselerle helalleşmek istediği halde onlara ulaşamıyor ya da bulamıyorsa, bu durumda onların adına hayır yapmak, sadaka vermek ve onlar için dua etmek gerekir.

    Şayet hakkını eda etmek zor görünen bir adamın hakkını açıktan yemiş isek, o zaman bu adama doğrudan ödemenin yolunu bulmak ya da bir vekil vasıtasıyla ona hakkını vermeye çalışmak gerekir. Şayet hakkını yediğimiz kişi, hakkını yediğimizi bilmiyor ve ona açıktan söylemek mümkün değilse, o zaman masasına, evine veya başka bir vasıtasıyla bu parayı ona ulaştırıp, durumu da bir pusulayla bildirmek gerekir. Ona açıktan isim vermeye de gerek yoktur.

    İnsan şerefli bir mahluktur. Onun hürriyet, haysiyet, namus ve şeref gibi manevî hukukuna yönelik bir haksızlık kadar, canına ve malına yapılan bir tecavüz de o nisbette ağır bir mes'uliyeti gerektirir.

    İnsan bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya olmayarak birisine haksız bir davranışta bulunmuş olabilir. Hattâ onu mağdur bir duruma düşürüp bazı haklarının elinden çıkmasına sebep olacak bir muamelede de bulunabilir. Bir fert olarak kendimizi her ne kadar çekip çevirsek, hakpereset olarak kalmaya azmetsek de, birtakım hata ve kusurlara kapılmaktan tamamiyle kurtulamıyoruz.

    İnsanlık hali olan böyle bir durum karşısında ne yapmalıyız? "Bir defa oldu, bir daha yapmayız, keşke yapmasaydım" diyerek iç dünyamızda hesaplaşmamız kâfi gelir m? Yoksa meselenin telâfisine gidip de hatamızı düzelterek helallik dileyerek pişmanlığımızı mı bildiririz?

    İslâmda esas itibariyle bir Allah hakkı, bir de kul hakkı vardır. Allah hakkı, her insanın Rabbine karşı yapması gereken kulluk vazifeleridir. Bu hususta yaptığı bir kusur, günah ve eksiklikten dolayı Allah'a yalvarır, tevbe istiğfar ederek affını diler. Fakat kul hakkı öyle değildir. Onun bir tek telâfisi vardır, o da haksızlığa uğrayan, hukuku zayi olan kişiyle bizzat görüşüp özür beyan etmek, helâllik dilemekle birlikte , maddi bir kaybı varsa telâfisine gitmektir.

    Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

    "Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (Kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir." 1

    Evet, Peygamberimizin de tavsiyesine göre, bu durumda helâlleşmekten başka çıkar yol yoktur. O kadar ki, insan şehit bile olsa, üzerinde kul hakları varsa, Allah diğer günahlarını bağışladığı halde kul hakkını bağışlamamaktadır. Bunun için mesele, hak sahibinin gönlünü almada, nzasını kazanmada kalıyor. Siz, zarara uğramasına sebep olduğunuz kimseye gider, önce bir hata yaptığınızı itiraf ederek özür beyan eder, sizi affetmesini, hakkını helâl etmesini rica edersiniz. Maddi bir kaybı varsa, imkânınız nisbetinde onun razı olabileceği nisbette hakkını verirsiniz.

    Böylece elinizden geleni yapmış olursunuz. Muhatabınız da sizi hoş karşılar, müsamaha ve anlayış gösterirse, mes'uliyetiniz kalkmış, hadis-i şerifte açıklandığı gibi, dünyada iken helâlleşerek âhiretteki hesaplaşma ve azaptan kurtulmuş olursunuz.

    Bununla birlikte vicdan azabı çekiyorsanız, ayrıca tevbe isitğfar edersiniz. "Pişmanlık tevbenin kendisidir", "Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibi olur" mealindeki hadis-i şeriflerin sırrıyla Allah katında da rahata kavuşmuş olursunuz. 2

    Bir insan tevbesinin kabul olduğunu, günahtan kurtulduğunu nasıl anlar, nasıl fark eder, bu hal nasıl bilinir?

    Cevabını Peygamber Efendimizden (a.s.m.) öğrenelim:

    "Bir günah işledikten sonra tevbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." 3

    Gerek Rabbine karşı bir günah işleyen, gerekse bir insana haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın akabinde pişmanlık duyarak sevaplı ameller işler, Kur'ân ve imana yönelik hizmetlerini ve çalışmalarını arttırırsa günah zırhının düğmeleri teker teker çözülür, kısa zamanda o günahlardan kurtulur. Artik bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o bir kul olarak hâlis bir niyet ve ihlâsla elinden geleni yapmış sayılır.

    Bu arada şu mealdeki âyet-i kerimeyi de unutmayalım:

    "Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan, günahlarla kendi nefsine kötülük eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah günahları affeder. O Gafur ve Rahimdir." 4

    1. Buhari, Mezalim, 10
    2. et-Tergîb ve't-Terhîb, 4:97.
    3. A. g. e., 4:106
    4. Zümer Sûresi, 53.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  6. 10.Nisan.2008, 21:07
    3
    Devamlı Üye
    Soru
    Malesef geçmiş yıllarda kul hakkına giren bazı günahlarım oldu. Şu anda bu kişileri bulup helallik dilemem mümkün değildir. Acaba bir şekilde bu durumu telafi etmem mümkün mü? Acaba yüce Allah, Settar ismi şerifinin gereği olarak, kul hakkına giren günahları gizler mi ?


    Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kul hakkını ancak kul affeder. Buna göre, daha dünyada iken bu hakkı telafi etmenin yolunu bulmak gerekir. Şayet bulamaz isek, ahirete kalmış olur ki, bu durum daha tehlikelidir. Şayet üzerimizde kul hakkı olan adam ölmüş ise, varislerine bu hakkı vermek gerekir.

    Ancak günahlarına tövbe edip hakkını yediği kimselerle helalleşmek istediği halde onlara ulaşamıyor ya da bulamıyorsa, bu durumda onların adına hayır yapmak, sadaka vermek ve onlar için dua etmek gerekir.

    Şayet hakkını eda etmek zor görünen bir adamın hakkını açıktan yemiş isek, o zaman bu adama doğrudan ödemenin yolunu bulmak ya da bir vekil vasıtasıyla ona hakkını vermeye çalışmak gerekir. Şayet hakkını yediğimiz kişi, hakkını yediğimizi bilmiyor ve ona açıktan söylemek mümkün değilse, o zaman masasına, evine veya başka bir vasıtasıyla bu parayı ona ulaştırıp, durumu da bir pusulayla bildirmek gerekir. Ona açıktan isim vermeye de gerek yoktur.

    İnsan şerefli bir mahluktur. Onun hürriyet, haysiyet, namus ve şeref gibi manevî hukukuna yönelik bir haksızlık kadar, canına ve malına yapılan bir tecavüz de o nisbette ağır bir mes'uliyeti gerektirir.

    İnsan bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya olmayarak birisine haksız bir davranışta bulunmuş olabilir. Hattâ onu mağdur bir duruma düşürüp bazı haklarının elinden çıkmasına sebep olacak bir muamelede de bulunabilir. Bir fert olarak kendimizi her ne kadar çekip çevirsek, hakpereset olarak kalmaya azmetsek de, birtakım hata ve kusurlara kapılmaktan tamamiyle kurtulamıyoruz.

    İnsanlık hali olan böyle bir durum karşısında ne yapmalıyız? "Bir defa oldu, bir daha yapmayız, keşke yapmasaydım" diyerek iç dünyamızda hesaplaşmamız kâfi gelir m? Yoksa meselenin telâfisine gidip de hatamızı düzelterek helallik dileyerek pişmanlığımızı mı bildiririz?

    İslâmda esas itibariyle bir Allah hakkı, bir de kul hakkı vardır. Allah hakkı, her insanın Rabbine karşı yapması gereken kulluk vazifeleridir. Bu hususta yaptığı bir kusur, günah ve eksiklikten dolayı Allah'a yalvarır, tevbe istiğfar ederek affını diler. Fakat kul hakkı öyle değildir. Onun bir tek telâfisi vardır, o da haksızlığa uğrayan, hukuku zayi olan kişiyle bizzat görüşüp özür beyan etmek, helâllik dilemekle birlikte , maddi bir kaybı varsa telâfisine gitmektir.

    Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

    "Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (Kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir." 1

    Evet, Peygamberimizin de tavsiyesine göre, bu durumda helâlleşmekten başka çıkar yol yoktur. O kadar ki, insan şehit bile olsa, üzerinde kul hakları varsa, Allah diğer günahlarını bağışladığı halde kul hakkını bağışlamamaktadır. Bunun için mesele, hak sahibinin gönlünü almada, nzasını kazanmada kalıyor. Siz, zarara uğramasına sebep olduğunuz kimseye gider, önce bir hata yaptığınızı itiraf ederek özür beyan eder, sizi affetmesini, hakkını helâl etmesini rica edersiniz. Maddi bir kaybı varsa, imkânınız nisbetinde onun razı olabileceği nisbette hakkını verirsiniz.

    Böylece elinizden geleni yapmış olursunuz. Muhatabınız da sizi hoş karşılar, müsamaha ve anlayış gösterirse, mes'uliyetiniz kalkmış, hadis-i şerifte açıklandığı gibi, dünyada iken helâlleşerek âhiretteki hesaplaşma ve azaptan kurtulmuş olursunuz.

    Bununla birlikte vicdan azabı çekiyorsanız, ayrıca tevbe isitğfar edersiniz. "Pişmanlık tevbenin kendisidir", "Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibi olur" mealindeki hadis-i şeriflerin sırrıyla Allah katında da rahata kavuşmuş olursunuz. 2

    Bir insan tevbesinin kabul olduğunu, günahtan kurtulduğunu nasıl anlar, nasıl fark eder, bu hal nasıl bilinir?

    Cevabını Peygamber Efendimizden (a.s.m.) öğrenelim:

    "Bir günah işledikten sonra tevbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." 3

    Gerek Rabbine karşı bir günah işleyen, gerekse bir insana haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın akabinde pişmanlık duyarak sevaplı ameller işler, Kur'ân ve imana yönelik hizmetlerini ve çalışmalarını arttırırsa günah zırhının düğmeleri teker teker çözülür, kısa zamanda o günahlardan kurtulur. Artik bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o bir kul olarak hâlis bir niyet ve ihlâsla elinden geleni yapmış sayılır.

    Bu arada şu mealdeki âyet-i kerimeyi de unutmayalım:

    "Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan, günahlarla kendi nefsine kötülük eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah günahları affeder. O Gafur ve Rahimdir." 4

    1. Buhari, Mezalim, 10
    2. et-Tergîb ve't-Terhîb, 4:97.
    3. A. g. e., 4:106
    4. Zümer Sûresi, 53.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  7. 16.Nisan.2008, 20:43
    4
    thrdrmml
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Şubat.2008
    Üye No: 8615
    Mesaj Sayısı: 33
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Başkent

    --->: Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

    Din gününün tek hakimi..
    Hz Allah tır..

    kimse bilemez ne olacağını..


  8. 16.Nisan.2008, 20:43
    4
    Üye
    Din gününün tek hakimi..
    Hz Allah tır..

    kimse bilemez ne olacağını..


  9. 16.Nisan.2008, 20:45
    5
    TEVEKKÜL
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2008
    Üye No: 17194
    Mesaj Sayısı: 10
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 36

    --->: Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

    rabbim korusun en korkduğum haldir


  10. 16.Nisan.2008, 20:45
    5
    rabbim korusun en korkduğum haldir


  11. 21.Nisan.2008, 15:24
    6
    jeodezi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Nisan.2008
    Üye No: 17780
    Mesaj Sayısı: 58
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 50
    Bulunduğu yer: konya

    --->: Allah cc manevi olan kul hak´larinida bagislarmi?

    dünyada sadece dünyaya ait haklar helal edilir.öbür dünyaya devreden haklar orada hesaplaşılacak.sizde hakkı olanlara bu dünyada iyi davranın.yoksa öbür tarafta işler kötü olur.


  12. 21.Nisan.2008, 15:24
    6
    Devamlı Üye
    dünyada sadece dünyaya ait haklar helal edilir.öbür dünyaya devreden haklar orada hesaplaşılacak.sizde hakkı olanlara bu dünyada iyi davranın.yoksa öbür tarafta işler kötü olur.





+ Yorum Gönder