Konusunu Oylayın.: Hz. Muhammed müslümanları Allah'a Şikayet Edecek Mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Muhammed müslümanları Allah'a Şikayet Edecek Mi?
  1. 08.Nisan.2016, 00:00
    1
    Bilgin Birey
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mart.2016
    Üye No: 108048
    Mesaj Sayısı: 65
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: Ankara

    Hz. Muhammed müslümanları Allah'a Şikayet Edecek Mi?






    Hz. Muhammed müslümanları Allah'a Şikayet Edecek Mi? Mumsema Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi._Furkan30.ayet

    Bu ayetten böyle bir durum yaşanacağı anlaşılıyor. Hz. Muhammed (s.a.v) müslümanları Allah'a şikayet edecektir. Şikayet edilen kişiler kur'an ayetlerinin hükmünü geçersiz sayanlardır. buna örnek olarak kur'an'da recm (taşlayarak öldürme cezası) olmamasına rağmen keçinin yemesi sonucu kur'an'dan silindiğini savunanlar vardır. Allah ise indirdiği kitabı koruyacağını bildirmiştir.

    ''Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.''_Hicr9.ayet

    Ayette zina cezasının hükmü açıkça bildirilmiştir.

    ''Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun...''_Nur2.ayet

    Bu hükmü kabul etmeyip recm cezasının olduğunu savunanlar ayeti görmezlikten gelmekteler.

    Kur'an'da eksik hüküm yoktur.

    Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık._enam38.ayet

    Allah hükümleri unutturmak istemişse (nesh etmişse) o hüküm ortadan kalmış ve yenisi gelmiş demektir. Eski hükmü devam ettirmek ayetleri hükümsüz saymak büyük bir günahtır.

    ''...Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.''_Maide44.ayet


  2. 08.Nisan.2016, 00:00
    1



    Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi._Furkan30.ayet

    Bu ayetten böyle bir durum yaşanacağı anlaşılıyor. Hz. Muhammed (s.a.v) müslümanları Allah'a şikayet edecektir. Şikayet edilen kişiler kur'an ayetlerinin hükmünü geçersiz sayanlardır. buna örnek olarak kur'an'da recm (taşlayarak öldürme cezası) olmamasına rağmen keçinin yemesi sonucu kur'an'dan silindiğini savunanlar vardır. Allah ise indirdiği kitabı koruyacağını bildirmiştir.

    ''Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.''_Hicr9.ayet

    Ayette zina cezasının hükmü açıkça bildirilmiştir.

    ''Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun...''_Nur2.ayet

    Bu hükmü kabul etmeyip recm cezasının olduğunu savunanlar ayeti görmezlikten gelmekteler.

    Kur'an'da eksik hüküm yoktur.

    Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık._enam38.ayet

    Allah hükümleri unutturmak istemişse (nesh etmişse) o hüküm ortadan kalmış ve yenisi gelmiş demektir. Eski hükmü devam ettirmek ayetleri hükümsüz saymak büyük bir günahtır.

    ''...Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.''_Maide44.ayet


    Benzer Konular

    - İş yerimde esrar içenleri şikayet etmek caiz midir? şikayet etmesem günah mı?

    - Peygamberimiz Hz. Muhammed'in bin 400 sene önce IŞİD için Müslümanları uyarmış

    - Allah'ın, kafirleri ve günahkar müslümanları sevmemesi

    - Allah Zulüm gören Müslümanları korusun!

    - Hz. Muhammed (sav) kimlere ve nasıl şefaat edecek?

  3. 08.Nisan.2016, 16:10
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Hz. Muhammed müslümanları Allah'a Şikayet Edecek Mi?




    30- Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu kavmim, bu Kur'an'ı bırakıp terk etti." dedi.

    31- Biz her peygamberin karşısına böylece suçlulardan bir düşman gurubu çıkarmışızdır. Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter.

    32- Kâfirler: "Kuran, Muhammed'e toplu halde bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle indirdik. Onu tertil üzere okuttuk.

    33- Müşriklerin sana getirdikleri her misale karşı biz sana onun hakikatini ve en güzel açıklamasını getirdik.

    34- Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar, işte yerleri en kötü ve yolları en sapık olanlar bunlardır.


    FURKAN SÜRESİ
    ------------------

    Nüzul Sebebi


    "Kafirler: Kur'an Muhammed'e toplu halde bir defa da indirilmeli değil miydi" dediler. 32. ayetin nüzul sebebi ile ilgli İbni Ebî Hatim, Hakim -sahihtir kaydıyla- ve Ziya el-Makdisî el-Muhtâra kitabında İbni Abbas'tan (r.a.) naklediyorlar:

    Müşrikler: Eğer Muhammed (s.a) iddia ettiği gibi peygamber ise Rabbi niçin ona işkence ediyor? Kur'an'ı ona bir defada indiremez mi? ona bir-iki ayet indiriyor, dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak "Kâfirler: Kur'an Muhammed'e toplu halde bir defada indirilmeli değil miydi? dediler." ayetini indirdi
    ---------------------------

    Açıklaması


    "Peygamber: Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur'an'ı bırakıp terk etti, dedi." Yani Rasulullah (s.a) Rabbine müşriklerin kötü davranışlarından ve düşük sözlerinden şikâyette bulunarak şöyle dedi: Ya Rabbi! Doğrusu benim kavmim olan Kureyşliler bu Kur'an'a kulak vermeyi terk ettiler, ona iman etmediler. O'nu dinlemekten ve ona tabi olmaktan yüz çevirdiler.

    Müşrikler Kur'an'a kulak vermiyorlar ve onu dinlemiyorlardı. Nitekim Ce-nab-ı Hak onları şöyle anlatmıştı: "İnkâr edenler: "Bu Kur'anı dinlemeyin, onun hakkında yaygara yapın, belki de böylece siz üstün gelirsiniz." (dediler)." (Fussilet, 41/26).

    Müşrikler kendilerine Kur'an okunduğu zaman çok gürültü çıkarıyor ve yaygara yapıyorlar, Kur'an'ı duymuyorladı. Bu Kur'an'ı terk etmek demekti. Aynı şekilde Kur'an'a iman etmemek ve onu tasdik etmemek de Kur'an'ı terk etmek sayılır. Kur'an'ın manasını düşünmemek ve anlamaya çalışmamak, Kur'an'la amel etmemek, onun emirlerine uyup nehiylerinden kaçınmamak da Kur'an'ı terk etmektir. Kur'an'ı bırakıp onun dışındaki şiir, söz, şarkı ve eğlenceye yönelmek de Kur'an'ı terk etmektir. İbni Kesir ayeti böyle açıklamıştır.

    "Biz her peygamberin karşısına böylece suçlulardan bir düşman gurubu çı-karmışızdır." Bu ayet Rasulullah'ın (s.a.) kavminden gördüğü eziyet, engelleme ve yüz çevirmeye karşılık ona yapılan ilâhî bir tesellidir. Yani Ey Muham-med üzülme! Allah'ın mahlûkatındaki ilâhî sünneti budur. Nasıl senin aleyhinde batıl sözler söyleyen müşrik düşmanları senin karşına çıkarmışsak aynı şekilde geçmiş ümmetlerin peygamberlerinden her birinin karşısına insanları kendi dalâletlerine ve küfürlerine davet eden zalim müşrik düşmanlar çıkar-mışızdır. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Biz bu şekilde her peygamberin karşısına insan ve cin şeytanlarını çıkardık." (En'am, 6/112). O halde onların sabrettikleri gibi sen de sabret. Risaletini tebliğe devam et.

    İbni Abbas diyor ki: Peygamberimiz'in (s.a.) düşmanı Ebu Cehil idi. Hz. Musa'nın düşmanı amcasının oğlu Karun idi.

    Fakat zafer ve üstünlük Rasulullah'ın (s.a.) olmuştur. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: 'Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter." Seni hakka iletmek üzere, sana tabi olan, senin kitabına iman eden ve seni tasdik eden kimselere din ve dünyanın menfaatlerini gösterici olarak Rabbin Allah sana yeter. O düşmanlarına karşı dünya ve ahirette sana yardımcıdır.

    Allah Tealâ "hidayet" ile "yardımı" birlikte zikretti. Çünkü hidayet müminlerin kâfirlere karşı zafere kavuşmalarının yoludur.

    Müşrikler hiç kimse Rasulullah (s.a.) vasıtasıyla hidayete ermemesi, kendi sistemlerinin Kur'an sistemine galip gelmesi, üstünlük ve hakimiyet gücünü ellerinde tutmak ve güçler dengesinin kendi menfaatlerine ağırlık vermekte devam etmesi için insanların Kur'an'a uymalarını engelliyorlardı.

    Cenab-ı Hak, Rasulullah'ın (s.a.) kavmini Rabbine şikâyet etmesini beyan ettikten sonra Mekke'li müşriklerin bir başka şüphesini şöyle anlattı:

    "Kâfirler: "Kur'an Muhammed'e toplu halde bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler."

    Yani Mekke'li müşrikler hakkında onun uydurma ve iftira olduğu, eskilerin masalları olduğu şeklindeki önceki itirazlarına bir itiraz daha eklediler. O da şu sözleriydi: Eğer sen kendinin Allah tarafından gönderilen bir rasul olduğunu iddia ediyorsan Tevrat'ın Hz. Musa'ya, İncil'in Hz. İsa'ya ve Zebur'un Hz. Davud'a indirildiği gibi Kur'an'ı bize bir defada getirmen gerekmez miydi?

    Ayetin manası şudur: Kur'an gerçekten Allah tarafından gönderilmiş olsaydı, önceki ilâhî kitapların indirilmesi gibi Hz. Muhammed'e (s.a) bir defada indirilmeli değil miydi?

    Allah Tealâ da bu itiraza şu ayetle cevap verdi: "Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle indirdik. Cibril'in diliyle onu tane tane okuttuk." Yani biz onu bu şekilde parça parça indirdik. Onu zaman zaman gönderdik. Olaylara ve meselelere ihtiyaç duyulan hükümlere göre 23 sene zarfında Cibril'in diliyle okuttuk.

    Bunun pek çok hikmet ve faydaları vardır. En önemlileri şunlardır:

    a) Allah'ın şeriatını Peygamberimiz'in (s.a) kalbine iyice yerleştirmek, Kur'an'ın ezberlenmesi ve anlaşılmasına ve hükümlerinin gayet hassas ve kâmil bir şekilde uygulanmasına yardımcı olmak:

    Peygamberimiz (s.a.) ümmî idi, onun ümmeti de iimmî olup okuma-yazma bilmiyorlardı. Kur'an eğer onlara bir defada inmiş olsaydı onu aynen muhafaza etmeleri zor olur, hata ve yanlışlık yaparlardı. Ayrıca Peygamberimiz'in (s.a) zaman zaman Cebraili görmesi onun azmini güçlendiren, ilâhî mesajı tebliğ etme ve hayat çizgisini düzeltme hususunda onu sabırlı olmaya, kendisine meydan okuyanlara karşı direnmeye, kavminin, eziyetlerine karşı tahammüllü olmaya ve cihadına devam etmeye sevk eden sebeplerden biriydi.

    b) Mükellefleri bir anda pek çok hükümle yükümlü kılma meşakkatine sebep olmamak.

    Eğer müminler şeriatın emirlerini bir defada alma talebiyle karşı karşıya gelselerdi belki de sıkıntı ve zorluğa düşecekler, bu emirleri uygulamaları basit ve kolay olmayacaktı.

    c) İslâm hukukunda tedrîc prensibinin gözetilmesi: Nesilden nesile intikal eden âdet ve gelenekler ve genel örfler Arap toplumunda ve diğer toplumlara hâkim idi. Onlar kendilerine tahakküm eden âdetleri terk etmek talebiyle kar-şılaşsalardı dinden nefret edip yüz çevirirler ve hep birlikte: "örf ve adetlerimizi bırakmayız." diye ısrar ederlerdi. Hikmet, maslahat ve eğitimdeki basan gereği ve bu yerleşmiş yahut alışkanlık haline gelmiş âdetlerin değişmesi için Kur'an'ın parça parça inmesi ve gönülleri nihaî hükmü kabul etmeye hazırlamak üzere hükümlerde bir merhaleden bir başka merhaleye tedricen geçilmesi gerekliydi.

    d) Olaylara, acil ve özel durumlara çözümler getirilmesi ve suallere en uygun, en isabetli cevapların verilmesi.

    Eğer teşrî, ister barış isterse savaş durumuyla ilgili olsun bir defada olsaydı plan deşifre olur, müslümanların üzerine hakimiyeti elde etmek için düşmanlar tuzak kurarlardı, hilekâr ve sahtekârlar da şer'î hükmün geçerlilik derecesi hakkında kolayca şüphe uyandırırlardı.

    "Onların getirdikleri her misale karşı biz sana hakkı ve en güzel açıklamasını getirdik." Yani o inatçı müşrikler sana bir delil veya şüphe getirseler, hakka aykırı söz söyleseler yahut peygamberliğin hakkında şüphe verseler biz onların sözlerini çürütecek, hüccetlerini iptal edecek gerçekte daha doğru, onların sözlerinden daha açık, daha net ve daha fasih olan değişmeyen hakikat ile onlara cevap veririz. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Hayır, biz hakkı batılın tepesine atarız da o bunun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki, bu yok olup gitmiştir." (Enbiya, 21/18).

    İnatçı kavmin Allah'ın Rasulü'nü (s.a) yalancılarla tavsif etmesinden sonra Allah Tealâ onların ahiretteki kötü durumlarını ve kötü, çirkin sıfatlarla cehenneme sürükleneceğine delâlet eden kıyametteki vasıflarını zikrederek şöyle buyurdu:

    'Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar, işte yerleri en kötü ve yolları en sapık olanlar bunlardır." Yani zelil kılınarak, rezil edilerek ve horlanarak cehenneme sürüklenecek ve zincirlerle cehenneme götürülecek olan ve Allah'ın Rasulü'ne iftira eden o müşrikler cennet ehline göre en kötü yer olan cehennemdedir. Haktan sapan en kötü yoldadır.

    Bundan maksat bu yoldan onları men etmektir. Nitekim önce geçen ayette "O gün cennetlikler daha hayırlı bir yerdedirler." buyurulmuştur.

    Bundan maksat fazilet derecelerini beyan etmek değildir. Bu sadece cehennemliklerin kötü durumunu ve cennetliklerin iyi durumunu beyan etmekten ibarettir. Ayrıca kâfirlerin kıyametteki yerlerinin müminlerin yerlerine göre çok kötü olduğuna, onların yolunun müslümanların yoluna göre çok sapık olduğuna kâfirlerin dikkatini çekmektir.

    Sahih-i -Buharî'de Enes b. Malik'ten (r.a.) rivayet edilmiştir ki, bir zat:

    - Ya Rasulallah! Kıyamet günü kâfir nasıl yüzüstü hasredilecek? Peygamberimiz (s.a.) buyuruyor ki:

    - Onu ayakları üzerine yürüten Allah, kıyamet günü yüzüstü yürütmeye kadirdir. Tirmizî Ebu Hureyre'den rivayet ediyor: "Kıyamet günü insanlar üç =ınıf halinde haşrolunacak: Bir sınıf, yaya, bir sınıf binek üzerinde, bir sınıf da yüzleri üzerinde haşrolunacak. Denildi ki:

    -Ya Rasulallah nasıl yüzüstü yürüyecekler?

    - Onları ayakları üzerinde yürüten Allah yüzüstü yürütmeye de kadirdir. jnlar yüzlerini her tümsekten ve dikenden sakınırlar."


  4. 08.Nisan.2016, 16:10
    2
    Moderatör



    30- Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu kavmim, bu Kur'an'ı bırakıp terk etti." dedi.

    31- Biz her peygamberin karşısına böylece suçlulardan bir düşman gurubu çıkarmışızdır. Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter.

    32- Kâfirler: "Kuran, Muhammed'e toplu halde bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle indirdik. Onu tertil üzere okuttuk.

    33- Müşriklerin sana getirdikleri her misale karşı biz sana onun hakikatini ve en güzel açıklamasını getirdik.

    34- Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar, işte yerleri en kötü ve yolları en sapık olanlar bunlardır.


    FURKAN SÜRESİ
    ------------------

    Nüzul Sebebi


    "Kafirler: Kur'an Muhammed'e toplu halde bir defa da indirilmeli değil miydi" dediler. 32. ayetin nüzul sebebi ile ilgli İbni Ebî Hatim, Hakim -sahihtir kaydıyla- ve Ziya el-Makdisî el-Muhtâra kitabında İbni Abbas'tan (r.a.) naklediyorlar:

    Müşrikler: Eğer Muhammed (s.a) iddia ettiği gibi peygamber ise Rabbi niçin ona işkence ediyor? Kur'an'ı ona bir defada indiremez mi? ona bir-iki ayet indiriyor, dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak "Kâfirler: Kur'an Muhammed'e toplu halde bir defada indirilmeli değil miydi? dediler." ayetini indirdi
    ---------------------------

    Açıklaması


    "Peygamber: Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur'an'ı bırakıp terk etti, dedi." Yani Rasulullah (s.a) Rabbine müşriklerin kötü davranışlarından ve düşük sözlerinden şikâyette bulunarak şöyle dedi: Ya Rabbi! Doğrusu benim kavmim olan Kureyşliler bu Kur'an'a kulak vermeyi terk ettiler, ona iman etmediler. O'nu dinlemekten ve ona tabi olmaktan yüz çevirdiler.

    Müşrikler Kur'an'a kulak vermiyorlar ve onu dinlemiyorlardı. Nitekim Ce-nab-ı Hak onları şöyle anlatmıştı: "İnkâr edenler: "Bu Kur'anı dinlemeyin, onun hakkında yaygara yapın, belki de böylece siz üstün gelirsiniz." (dediler)." (Fussilet, 41/26).

    Müşrikler kendilerine Kur'an okunduğu zaman çok gürültü çıkarıyor ve yaygara yapıyorlar, Kur'an'ı duymuyorladı. Bu Kur'an'ı terk etmek demekti. Aynı şekilde Kur'an'a iman etmemek ve onu tasdik etmemek de Kur'an'ı terk etmek sayılır. Kur'an'ın manasını düşünmemek ve anlamaya çalışmamak, Kur'an'la amel etmemek, onun emirlerine uyup nehiylerinden kaçınmamak da Kur'an'ı terk etmektir. Kur'an'ı bırakıp onun dışındaki şiir, söz, şarkı ve eğlenceye yönelmek de Kur'an'ı terk etmektir. İbni Kesir ayeti böyle açıklamıştır.

    "Biz her peygamberin karşısına böylece suçlulardan bir düşman gurubu çı-karmışızdır." Bu ayet Rasulullah'ın (s.a.) kavminden gördüğü eziyet, engelleme ve yüz çevirmeye karşılık ona yapılan ilâhî bir tesellidir. Yani Ey Muham-med üzülme! Allah'ın mahlûkatındaki ilâhî sünneti budur. Nasıl senin aleyhinde batıl sözler söyleyen müşrik düşmanları senin karşına çıkarmışsak aynı şekilde geçmiş ümmetlerin peygamberlerinden her birinin karşısına insanları kendi dalâletlerine ve küfürlerine davet eden zalim müşrik düşmanlar çıkar-mışızdır. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Biz bu şekilde her peygamberin karşısına insan ve cin şeytanlarını çıkardık." (En'am, 6/112). O halde onların sabrettikleri gibi sen de sabret. Risaletini tebliğe devam et.

    İbni Abbas diyor ki: Peygamberimiz'in (s.a.) düşmanı Ebu Cehil idi. Hz. Musa'nın düşmanı amcasının oğlu Karun idi.

    Fakat zafer ve üstünlük Rasulullah'ın (s.a.) olmuştur. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: 'Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter." Seni hakka iletmek üzere, sana tabi olan, senin kitabına iman eden ve seni tasdik eden kimselere din ve dünyanın menfaatlerini gösterici olarak Rabbin Allah sana yeter. O düşmanlarına karşı dünya ve ahirette sana yardımcıdır.

    Allah Tealâ "hidayet" ile "yardımı" birlikte zikretti. Çünkü hidayet müminlerin kâfirlere karşı zafere kavuşmalarının yoludur.

    Müşrikler hiç kimse Rasulullah (s.a.) vasıtasıyla hidayete ermemesi, kendi sistemlerinin Kur'an sistemine galip gelmesi, üstünlük ve hakimiyet gücünü ellerinde tutmak ve güçler dengesinin kendi menfaatlerine ağırlık vermekte devam etmesi için insanların Kur'an'a uymalarını engelliyorlardı.

    Cenab-ı Hak, Rasulullah'ın (s.a.) kavmini Rabbine şikâyet etmesini beyan ettikten sonra Mekke'li müşriklerin bir başka şüphesini şöyle anlattı:

    "Kâfirler: "Kur'an Muhammed'e toplu halde bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler."

    Yani Mekke'li müşrikler hakkında onun uydurma ve iftira olduğu, eskilerin masalları olduğu şeklindeki önceki itirazlarına bir itiraz daha eklediler. O da şu sözleriydi: Eğer sen kendinin Allah tarafından gönderilen bir rasul olduğunu iddia ediyorsan Tevrat'ın Hz. Musa'ya, İncil'in Hz. İsa'ya ve Zebur'un Hz. Davud'a indirildiği gibi Kur'an'ı bize bir defada getirmen gerekmez miydi?

    Ayetin manası şudur: Kur'an gerçekten Allah tarafından gönderilmiş olsaydı, önceki ilâhî kitapların indirilmesi gibi Hz. Muhammed'e (s.a) bir defada indirilmeli değil miydi?

    Allah Tealâ da bu itiraza şu ayetle cevap verdi: "Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle indirdik. Cibril'in diliyle onu tane tane okuttuk." Yani biz onu bu şekilde parça parça indirdik. Onu zaman zaman gönderdik. Olaylara ve meselelere ihtiyaç duyulan hükümlere göre 23 sene zarfında Cibril'in diliyle okuttuk.

    Bunun pek çok hikmet ve faydaları vardır. En önemlileri şunlardır:

    a) Allah'ın şeriatını Peygamberimiz'in (s.a) kalbine iyice yerleştirmek, Kur'an'ın ezberlenmesi ve anlaşılmasına ve hükümlerinin gayet hassas ve kâmil bir şekilde uygulanmasına yardımcı olmak:

    Peygamberimiz (s.a.) ümmî idi, onun ümmeti de iimmî olup okuma-yazma bilmiyorlardı. Kur'an eğer onlara bir defada inmiş olsaydı onu aynen muhafaza etmeleri zor olur, hata ve yanlışlık yaparlardı. Ayrıca Peygamberimiz'in (s.a) zaman zaman Cebraili görmesi onun azmini güçlendiren, ilâhî mesajı tebliğ etme ve hayat çizgisini düzeltme hususunda onu sabırlı olmaya, kendisine meydan okuyanlara karşı direnmeye, kavminin, eziyetlerine karşı tahammüllü olmaya ve cihadına devam etmeye sevk eden sebeplerden biriydi.

    b) Mükellefleri bir anda pek çok hükümle yükümlü kılma meşakkatine sebep olmamak.

    Eğer müminler şeriatın emirlerini bir defada alma talebiyle karşı karşıya gelselerdi belki de sıkıntı ve zorluğa düşecekler, bu emirleri uygulamaları basit ve kolay olmayacaktı.

    c) İslâm hukukunda tedrîc prensibinin gözetilmesi: Nesilden nesile intikal eden âdet ve gelenekler ve genel örfler Arap toplumunda ve diğer toplumlara hâkim idi. Onlar kendilerine tahakküm eden âdetleri terk etmek talebiyle kar-şılaşsalardı dinden nefret edip yüz çevirirler ve hep birlikte: "örf ve adetlerimizi bırakmayız." diye ısrar ederlerdi. Hikmet, maslahat ve eğitimdeki basan gereği ve bu yerleşmiş yahut alışkanlık haline gelmiş âdetlerin değişmesi için Kur'an'ın parça parça inmesi ve gönülleri nihaî hükmü kabul etmeye hazırlamak üzere hükümlerde bir merhaleden bir başka merhaleye tedricen geçilmesi gerekliydi.

    d) Olaylara, acil ve özel durumlara çözümler getirilmesi ve suallere en uygun, en isabetli cevapların verilmesi.

    Eğer teşrî, ister barış isterse savaş durumuyla ilgili olsun bir defada olsaydı plan deşifre olur, müslümanların üzerine hakimiyeti elde etmek için düşmanlar tuzak kurarlardı, hilekâr ve sahtekârlar da şer'î hükmün geçerlilik derecesi hakkında kolayca şüphe uyandırırlardı.

    "Onların getirdikleri her misale karşı biz sana hakkı ve en güzel açıklamasını getirdik." Yani o inatçı müşrikler sana bir delil veya şüphe getirseler, hakka aykırı söz söyleseler yahut peygamberliğin hakkında şüphe verseler biz onların sözlerini çürütecek, hüccetlerini iptal edecek gerçekte daha doğru, onların sözlerinden daha açık, daha net ve daha fasih olan değişmeyen hakikat ile onlara cevap veririz. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Hayır, biz hakkı batılın tepesine atarız da o bunun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki, bu yok olup gitmiştir." (Enbiya, 21/18).

    İnatçı kavmin Allah'ın Rasulü'nü (s.a) yalancılarla tavsif etmesinden sonra Allah Tealâ onların ahiretteki kötü durumlarını ve kötü, çirkin sıfatlarla cehenneme sürükleneceğine delâlet eden kıyametteki vasıflarını zikrederek şöyle buyurdu:

    'Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar, işte yerleri en kötü ve yolları en sapık olanlar bunlardır." Yani zelil kılınarak, rezil edilerek ve horlanarak cehenneme sürüklenecek ve zincirlerle cehenneme götürülecek olan ve Allah'ın Rasulü'ne iftira eden o müşrikler cennet ehline göre en kötü yer olan cehennemdedir. Haktan sapan en kötü yoldadır.

    Bundan maksat bu yoldan onları men etmektir. Nitekim önce geçen ayette "O gün cennetlikler daha hayırlı bir yerdedirler." buyurulmuştur.

    Bundan maksat fazilet derecelerini beyan etmek değildir. Bu sadece cehennemliklerin kötü durumunu ve cennetliklerin iyi durumunu beyan etmekten ibarettir. Ayrıca kâfirlerin kıyametteki yerlerinin müminlerin yerlerine göre çok kötü olduğuna, onların yolunun müslümanların yoluna göre çok sapık olduğuna kâfirlerin dikkatini çekmektir.

    Sahih-i -Buharî'de Enes b. Malik'ten (r.a.) rivayet edilmiştir ki, bir zat:

    - Ya Rasulallah! Kıyamet günü kâfir nasıl yüzüstü hasredilecek? Peygamberimiz (s.a.) buyuruyor ki:

    - Onu ayakları üzerine yürüten Allah, kıyamet günü yüzüstü yürütmeye kadirdir. Tirmizî Ebu Hureyre'den rivayet ediyor: "Kıyamet günü insanlar üç =ınıf halinde haşrolunacak: Bir sınıf, yaya, bir sınıf binek üzerinde, bir sınıf da yüzleri üzerinde haşrolunacak. Denildi ki:

    -Ya Rasulallah nasıl yüzüstü yürüyecekler?

    - Onları ayakları üzerinde yürüten Allah yüzüstü yürütmeye de kadirdir. jnlar yüzlerini her tümsekten ve dikenden sakınırlar."


  5. 08.Nisan.2016, 23:30
    3
    Muslim
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Nisan.2016
    Üye No: 108202
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Hz. Muhammed müslümanları Allah'a Şikayet Edecek Mi?

    100 sopa cezası zina eden "bekar" laradir. evli bir insann zina ederse cezası recm dir. hem peygamberimiz aleyhisselam uygulamıştır, hem de halifeler döneminde uygulanmıştır. şeriatta zina eden evlinin cezasi recm, bekara ise 100 sopadır.


  6. 08.Nisan.2016, 23:30
    3
    Muslim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    100 sopa cezası zina eden "bekar" laradir. evli bir insann zina ederse cezası recm dir. hem peygamberimiz aleyhisselam uygulamıştır, hem de halifeler döneminde uygulanmıştır. şeriatta zina eden evlinin cezasi recm, bekara ise 100 sopadır.





+ Yorum Gönder