Konusunu Oylayın.: Hz. İsa'nın Kuranda geçen sözleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. İsa'nın Kuranda geçen sözleri
  1. 21.Aralık.2015, 11:31
    1
    princea
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2015
    Üye No: 106650
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Hz. İsa'nın Kuranda geçen sözleri






    Hz. İsa'nın Kuranda geçen sözleri Mumsema Bu ayet nasıl yorumlanır?

    [Bakınız 5-Maide-116-Ve yine Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu Îsa sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". Haşa, dedi, Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gizlileri bilen yalnız sensin, sen!"]

    Haşa Hz.İsa burada ne demek istemiş?


  2. 21.Aralık.2015, 11:31
    1
    princea - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Bu ayet nasıl yorumlanır?

    [Bakınız 5-Maide-116-Ve yine Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu Îsa sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". Haşa, dedi, Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gizlileri bilen yalnız sensin, sen!"]

    Haşa Hz.İsa burada ne demek istemiş?


    Benzer Konular

    - Kuranda adı en çok geçen peygamberler

    - Kuranda geçen kıssa

    - Kuranda geçen dua ayetleri

    - Kuranda geçen cin ayetleri

    - Kuranda gecen kiz isimleri

  3. 22.Aralık.2015, 14:02
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hz. İsa'nın Kuranda geçen sözleri




    Ayetleri okurken bütünlük içerisinde okumak gerekir ki olay anlaşılsın
    -------------------
    Hıristiyanların Hz. İsa Ve Annesi Hakkındaki Ulûhiyyet İddialarının Reddedilmesi


    116- Allah "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah'ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin diye sen mi söyledin?" de d içi zaman o der ki: "Seni tenzih ederim. Hiç bir şekilde hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Şayet ben onu söylemiş isem sen onu bilmişsindir. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben senin zatındakini bilemem. Şüphesiz ki sen gaybleri hakkıyla bilensin.

    117- Ben onlara, bana emrettiğin "Benim de Rabbim, sizin de Rabiniz olan Allah'a ibadet edin" sözünden başkasını söylemedim. Ben aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahit idim. Ne zaman ki sen beni aldın, üzer*lerinde gözetici ancak sen kaldın ve sen her şeye hakkıyla şahitsin.
    118- Eğer sen onları azaplandırırsan şüphe yok ki onlar senin kullarındır ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yok ki sen Azîz ve Hakim olansın."
    119- Allah şöyle buyurur: "Bu gün doğru söyleyenlerin doğruluklarının fayda vereceği bir gündür. Onlar için orada ebedî kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da ondan hoşnut olmuşlardır. İşte bu, en büyük kurtuluştur."
    120- Göklerin, yerin ve onlarda ne varsa hepsinin mülkü Allah'ındır. O her şeye hakkıyla kadirdir.
    ------------------------

    Bu ayet-i kerimeler bir tartışma yapmakta ve bir soruyu canlandırmakta*dır. Bunlar aynı zamanda kıyamet gününde Hristiyanlarm herkesin gözü önünde azaplandınlacaklarını ve onlara sitem edileceğini de ihtiva etmektedir. Burada hitap Resulullah (s.a.)'adır.
    Ey Muhammedi Sen Yüce Allah'ın İsa'ya şöyle bir soru yönelteceği mahşer gününü hatırla! Ey İsa, insanlara beni annenle birlikte Allah'tan başka iki ilâh edinin diye sen mi söyledin? Yani böylelikle tevhidi aşarak şirke yönelmelerini sen mi söyledin? Şirk ise Allah ile birlikte bir veya daha fazla ilâh edinmektir. Kişinin Allah'a ortak koştuğu bu varlığın bağımsız bir şekilde zarar veya fayda vereceğine inanmasıyla yahut da Allah'ın bu konuda kendisine güç ve yetki verdiğine inanmasıyla ya da etki ve üstün değeri dolayısıyla Allah nezdinde bir aracılıkta bulunacağını kabul etmesi arasında hiç bir fark yoktur. Nitekim Yüce Allah müşriklerin davranışlarını bize şöylece nakletmektedir: "Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine fayda da zarar da vermeyen şeylere taparlar. Bir de bunlar Allah nezdinde bizim şefaatçilerimizdir, derler..." (Yunus, 10/18); "Ondan başka veli edinenler "Biz bunlara ancak bizleri Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" (derler)." (Zümer, 39/3)
    Ayetteki soru, onun hakkında bilgi edinmek amacıyla sorulmuş değildir. Aksine bu soru, Hz. İsa'nın ulûhiyyetini iddia edenlere bir azarlamadır. Ta ki böyle bir sorudan sonra Hz. İsa'nın böyle bir şeyi reddetmesi, onları yalanla*makta daha beliğdir ve bu daha ileri bir anlam ifade etsin, azar ve sitemi daha ağır olsun diyedir. Veya bu sorudan maksat, ona kavminin kendisinden sonra bir takım değişiklikler yaptıklarını ve kendisinin söylemediği şeyleri ona mal ettiklerini öğretmektir.
    Ayet-i kerime Hristiyanlarm Hz. Meryem'i ve onun oğlunu iki ilâh edindiklerini göstermektedir. Çünkü onlar Hz. Meryem'e ibadet ettiler, onu tasdik ettiler. Onlar bununla da kalmayıp "Hz. Meryem bir insan doğurmuş de*ğildir, o bir ilâh doğurmuştur" dediler. İşte biribirlerinden oldukları için Meryem de doğurduğunun derecesine sahiptir. Kimi Hristiyan fırkaları Hz. Meryem'i üç üknu'ndan yani baba, oğul ve Ruhu'l-Kudüs'ten birisi olarak kabul ederler.
    Hz. İsa Yüce Allah'tan öğrendiği delil ile şöylece cevap verecektir: "Seni tenzih ederim," yani sana yakışmayan şeylerden sen uzaksın ve seninle birlikte bir başka ilâhın bulunmasından münezzehsin. Böylelikle Hz. İsa, Yüce Allah'ın zatında, sıfatlarında ortaktan münezzeh ve kendisine izafe edilenden uzak olduğunu belirtmekte, kendisinin Allah'ın önünde boyun eğdiğini, satvetinden korktuğunu açıklamaktadır.
    Daha sonra Hz. İsa, böyle bir batıl söz söylemekten uzak olduğunu belirterek şöyle diyecektir: Benim hiç bir şekilde söylemem mümkün olmayan bir sözün benden sadır olması, tarafımdan söylenmesi benim yapabileceğim bir iş değildir. Daha sonra kesin reddini şu sözleriyle pekiştirecektir: Ey Allahım! Eğer ben böyle bir söz söylediysem, zaten sen benim söylediğimi bilmişsindir. Çünkü senin bilgin her şeyi kuşatıcıdır. Sen benim gizlediğimi, içimde sakladıklarımı dahi bilirsin. Halbuki ben senin kendi zatına has zati bilgilerinden sakladığın hiç bir şeyi bilemem. Sen bütün gaybleri kuşatansın. Olanı da olmakta olanı da olacağı da bilirsin.
    İşte bu, Hz. İsa'nın vereceği cevaptır. O, ben böyle bir şey söyledim yahut söylemedim demiyor; aksine bunu her şeyi kuşatan Allah'ın bilgisine havale ediyor ve diyor ki: Eğer ben böyle bir şey dediysem zaten sen onu biliyorsun-dur. Bu cevap oldukça ileri derecede bir edebî halini ortaya koymakta ve Yüce Allah'ın huzurunda zilletini ve kalpten itaatle boyun eğişini ifade etmektedir.


  4. 22.Aralık.2015, 14:02
    2
    mum
    Administrator



    Ayetleri okurken bütünlük içerisinde okumak gerekir ki olay anlaşılsın
    -------------------
    Hıristiyanların Hz. İsa Ve Annesi Hakkındaki Ulûhiyyet İddialarının Reddedilmesi


    116- Allah "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, Allah'ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin diye sen mi söyledin?" de d içi zaman o der ki: "Seni tenzih ederim. Hiç bir şekilde hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Şayet ben onu söylemiş isem sen onu bilmişsindir. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben senin zatındakini bilemem. Şüphesiz ki sen gaybleri hakkıyla bilensin.

    117- Ben onlara, bana emrettiğin "Benim de Rabbim, sizin de Rabiniz olan Allah'a ibadet edin" sözünden başkasını söylemedim. Ben aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahit idim. Ne zaman ki sen beni aldın, üzer*lerinde gözetici ancak sen kaldın ve sen her şeye hakkıyla şahitsin.
    118- Eğer sen onları azaplandırırsan şüphe yok ki onlar senin kullarındır ve eğer onlara mağfiret edersen, yine şüphe yok ki sen Azîz ve Hakim olansın."
    119- Allah şöyle buyurur: "Bu gün doğru söyleyenlerin doğruluklarının fayda vereceği bir gündür. Onlar için orada ebedî kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da ondan hoşnut olmuşlardır. İşte bu, en büyük kurtuluştur."
    120- Göklerin, yerin ve onlarda ne varsa hepsinin mülkü Allah'ındır. O her şeye hakkıyla kadirdir.
    ------------------------

    Bu ayet-i kerimeler bir tartışma yapmakta ve bir soruyu canlandırmakta*dır. Bunlar aynı zamanda kıyamet gününde Hristiyanlarm herkesin gözü önünde azaplandınlacaklarını ve onlara sitem edileceğini de ihtiva etmektedir. Burada hitap Resulullah (s.a.)'adır.
    Ey Muhammedi Sen Yüce Allah'ın İsa'ya şöyle bir soru yönelteceği mahşer gününü hatırla! Ey İsa, insanlara beni annenle birlikte Allah'tan başka iki ilâh edinin diye sen mi söyledin? Yani böylelikle tevhidi aşarak şirke yönelmelerini sen mi söyledin? Şirk ise Allah ile birlikte bir veya daha fazla ilâh edinmektir. Kişinin Allah'a ortak koştuğu bu varlığın bağımsız bir şekilde zarar veya fayda vereceğine inanmasıyla yahut da Allah'ın bu konuda kendisine güç ve yetki verdiğine inanmasıyla ya da etki ve üstün değeri dolayısıyla Allah nezdinde bir aracılıkta bulunacağını kabul etmesi arasında hiç bir fark yoktur. Nitekim Yüce Allah müşriklerin davranışlarını bize şöylece nakletmektedir: "Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine fayda da zarar da vermeyen şeylere taparlar. Bir de bunlar Allah nezdinde bizim şefaatçilerimizdir, derler..." (Yunus, 10/18); "Ondan başka veli edinenler "Biz bunlara ancak bizleri Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" (derler)." (Zümer, 39/3)
    Ayetteki soru, onun hakkında bilgi edinmek amacıyla sorulmuş değildir. Aksine bu soru, Hz. İsa'nın ulûhiyyetini iddia edenlere bir azarlamadır. Ta ki böyle bir sorudan sonra Hz. İsa'nın böyle bir şeyi reddetmesi, onları yalanla*makta daha beliğdir ve bu daha ileri bir anlam ifade etsin, azar ve sitemi daha ağır olsun diyedir. Veya bu sorudan maksat, ona kavminin kendisinden sonra bir takım değişiklikler yaptıklarını ve kendisinin söylemediği şeyleri ona mal ettiklerini öğretmektir.
    Ayet-i kerime Hristiyanlarm Hz. Meryem'i ve onun oğlunu iki ilâh edindiklerini göstermektedir. Çünkü onlar Hz. Meryem'e ibadet ettiler, onu tasdik ettiler. Onlar bununla da kalmayıp "Hz. Meryem bir insan doğurmuş de*ğildir, o bir ilâh doğurmuştur" dediler. İşte biribirlerinden oldukları için Meryem de doğurduğunun derecesine sahiptir. Kimi Hristiyan fırkaları Hz. Meryem'i üç üknu'ndan yani baba, oğul ve Ruhu'l-Kudüs'ten birisi olarak kabul ederler.
    Hz. İsa Yüce Allah'tan öğrendiği delil ile şöylece cevap verecektir: "Seni tenzih ederim," yani sana yakışmayan şeylerden sen uzaksın ve seninle birlikte bir başka ilâhın bulunmasından münezzehsin. Böylelikle Hz. İsa, Yüce Allah'ın zatında, sıfatlarında ortaktan münezzeh ve kendisine izafe edilenden uzak olduğunu belirtmekte, kendisinin Allah'ın önünde boyun eğdiğini, satvetinden korktuğunu açıklamaktadır.
    Daha sonra Hz. İsa, böyle bir batıl söz söylemekten uzak olduğunu belirterek şöyle diyecektir: Benim hiç bir şekilde söylemem mümkün olmayan bir sözün benden sadır olması, tarafımdan söylenmesi benim yapabileceğim bir iş değildir. Daha sonra kesin reddini şu sözleriyle pekiştirecektir: Ey Allahım! Eğer ben böyle bir söz söylediysem, zaten sen benim söylediğimi bilmişsindir. Çünkü senin bilgin her şeyi kuşatıcıdır. Sen benim gizlediğimi, içimde sakladıklarımı dahi bilirsin. Halbuki ben senin kendi zatına has zati bilgilerinden sakladığın hiç bir şeyi bilemem. Sen bütün gaybleri kuşatansın. Olanı da olmakta olanı da olacağı da bilirsin.
    İşte bu, Hz. İsa'nın vereceği cevaptır. O, ben böyle bir şey söyledim yahut söylemedim demiyor; aksine bunu her şeyi kuşatan Allah'ın bilgisine havale ediyor ve diyor ki: Eğer ben böyle bir şey dediysem zaten sen onu biliyorsun-dur. Bu cevap oldukça ileri derecede bir edebî halini ortaya koymakta ve Yüce Allah'ın huzurunda zilletini ve kalpten itaatle boyun eğişini ifade etmektedir.





+ Yorum Gönder