Konusunu Oylayın.: Faiz, Döviz, bono, kalkınma vb

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Faiz, Döviz, bono, kalkınma vb
  1. 23.Kasım.2007, 08:56
    1
    tuna
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Kasım.2007
    Üye No: 4545
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Faiz, Döviz, bono, kalkınma vb






    Faiz, Döviz, bono, kalkınma vb Mumsema ben paramı değerlendirmek için hazine bonosu aldım ve daha sonra faize girdiğini duydum.duyduğum şeyin doğruluk payı var mı?teşekürler


  2. 23.Kasım.2007, 08:56
    1
    tuna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
  3. 23.Kasım.2007, 11:59
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: faiz




    tuna Nickli Üyeden Alıntı
    ben paramı değerlendirmek için hazine
    tuna Nickli Üyeden Alıntı
    bonosu aldım ve daha sonra faize girdiğini duydum.duyduğum şeyin doğruluk payı var mı?teşekürler
    Devlet borç ve ihtiyaç içine düştüğünde başka çare bulamadığı (veya bulunan çareleri uygulamak istemediği) zaman hazine bonosu, senedi, kâğıdı, tahvil satmakta; yani halkından, reel faizle borç almaktadır. Devletin faizle borç alması da, vatandaşın ona, faizle borç vermesi de caiz değildir. Bugün zengin yoksul herkesten (özellikle vasıtalı vergi yoluyla) alınan vergiler, bu hazine kâğıtlarının faizine gitmektedir. Böylece zengin (devlete ödünç verecek kadar parası olan) daha zengin olmakta, yoksul ise gittikçe daha da yoksullaşmaktadır. Bu da dinen caiz değildir.


    Prof. Dr. Hayrettin Karaman hocanın bu sorulara verdiği cevabı olduğu gibi veriyorum.
    Not: sorularımızı "sizden gelen sorullar" bölümüne açalım

    http://www.mumsema.com/sizden-gelen-sorular/

    Alıntı
    Faiz, Döviz,
    Alıntı
    bono, kalkınma vb.

    Soru:
    Hocam, herşeyden önce bizleri aydınlatıcı çalışmalarınızdan ötürü size teşekkür ediyorum . Kamuoyu önünde güvenilir, ilkeli, ALLAH için fetva veren imajınızı her zaman korudunuz. ALLAH (c.c.) razı olsun.
    Hocam size ekonomik konularda bir dizi sorum olacak:
    1. Gerçek Hayat Dergisi'ndeki köşenizde size sorulan şöyle bir soru vardı. Halk Bankası'nın esnafa, sanayiciye %15 faizle verdiği kredinin alınıp alınamayacağı hakkında yorum isteniyordu siz de devletin faizci bir kuruluş olmadığı ve belirtilen faiz oranının enflasyonun altında olduğu, halkını kalkındırmak isteyen devletin bu kredisini kullanılabileceğini söylüyordunuz. Zaman Gazetesi'nde Ahmet Şahin sizi kaynak göstererek memurlara yapılan nema ödemelerinin helal olduğunu söylüyordu. Sizin kaynakta da devletin faizci bir kuruluş olmadığı, verilen nemaların paranın değerini korumak şöyle dursun enflasyonun altında olduğunu söylüyordunuz. Burada dikkatimi çeken iki unsur devletin faizci bir kurum olmaması ve faizin enflasyonun altında gerçekleşmesi. Şimdi devlet sürekli hazine bonusu ve tahvil satarak borçlanmaya gidiyor. Buradaki faiz oranları yıllık enflasyonla da ilintili. Hazine bonosu veya tahvili satın almak caiz midir. ?
    2. Hocam; ben bir özel hayat sigortasına aylık prim yatırıyorum. Gelen yazıda yatırdığımız primlere verilen kâr paylarının faiz değil, yatırım geliri olduğu söyleniyor. Biriken fonlar borsa, gayri menkul alım satım hazine bonosu gibi bugünkü iktisadi sistemin çeşitli yatırım araçlarında değerlendiriyorlarmış. Bize de şu kadar kar payı veya faiz vereceğiz diye bir söz verilmiyor. Fonlar değerlendiriliyor sonra kâr payları dağıtılıyor. Bu konuda helallik ve haramlık yönünde bir yol gösterebilir misiniz. Eğer helalse telefonla ne kadar kâr payı birikimimiz olduğunu öğrenebiliyoruz. Bunun zekatını yıllık mı ödememiz gerekir yoksa birikmiş para toplu ele geçince mi ödememiz gerekir. ?
    3. Finans kurumlarının kredi kartlarında son ödeme tarihini geçen ödemelerde alınan temerrüt farkına kâr payı deniyor. Bunun bankaların temerrüt faizinden farkı nedir. ? Bir de temerrüt olayını biraz açıklar mısınız? Gecikmeli ödemelere bir ceza gibi alacaklının hakkını koruyan gecikme farkı uygulanabilir mi? Bunun kriteri enflasyon oranı mıdır?
    4. Dövize özellikle dolara para yatırmak caiz midir. ?
    5. İslam dünyası olarak ortak problemlerimizin başında kalkınmışlık problemi geliyor. Batı kendini kalkındırırken bir model icat etmiş ve kalkındırmış. Örneğin A.B.D özel şirketlerle kalkınmış. 1800'lerin başında 1 milyon dolar sermayeli şirketler kuruluyor. Almanya yatırım bankalarının sayesinde kalkınıyor. Halktan toplanan paralar doğrudan veya ortaklık şeklinde sanayi yatırımlarına dönüşüyor. İslam dünyasında bu tür sermaye temerküzleri oluşmamış. Kalkınma da gerçekleşmemiş. İslam ülkeleri niye bir ekonomik model geliştirememiş.
    Kapitalist ekonominin temel kurumları bankalar, borsa ve özel şirketler. Acaba helal kazanmaya dayanan islâmî ekonomik sistemin kurumları nelerdir, oluşturulması gereken yeni kurumlar var mıdır?
    Hocam size şimdiden teşekkür ediyorum...


    Cevap:

    Devlet, banka gibi faizcilik yaparak para kazanan, bunun için kurulmuş bir kurum değildir. "Teşvik kredisi", devletin halka hizmetinin bir parçasıdır. Devlet belli bir bölgede veya alanda özel teşebbüse yatırım yaptırmak, bu yoldan üretimi ve istihdamı arttırmak gibi amaçlarla piyasa şartlarına nisbetle daha ucuz (düşük faizle) kredi (ödünç para, sermaye) vermektedir. Bu düşük faiz, enflasyon miktarının altında kalırsa, adı faiz olmakla (devlet tarafından bu isimle verilmiş olmakla) beraber hüküm bakımından faiz olmaktan çıkar. Çünkü borçlunun zaten borcunu enflasyon farkı ile beraber (onu ekleyerek) ödemesi gerekir. Devletin verdiği teşvik kredisinin faizi (faiz dediği fazlalık) enflasyon miktarını aşarsa bu takdirde reel faizle ödünç veriyor demektir. Reel, fakat ucuz faizle devletin verdiği krediyi alabilmek için alanın zarurete düşmüş olması gerekir.
    Mamafih devlete verien fazlalığı vergi gibi değerlendirmek de mümkündür.
    Ticari (faizle para alıp satarak gelir elde eden) bankalara para yatırarak veya para çekerek enflasyonun altında faiz alıp vermek caiz midir?
    Hayır, caiz değildir; çünkü bu bankalar faizcilikle kâr elde etmek üzere kurulmuşlardır, sizin paranızla faizcilik yapmakta, size az faiz verseler bile kredi alana (sizin paranızı kredi olarak verdiği kimseye) reel faizle para satmaktadırlar.
    Devlet borç ve ihtiyaç içine düştüğünde başka çare bulamadığı (veya bulunan çareleri uygulamak istemediği) zaman hazine bonosu, senedi, kâğıdı, tahvil satmakta; yani halkından, reel faizle borç almaktadır. Devletin faizle borç alması da, vatandaşın ona, faizle borç vermesi de caiz değildir. Bugün zengin yoksul herkesten (özellikle vasıtalı vergi yoluyla) alınan vergiler, bu hazine kâğıtlarının faizine gitmektedir. Böylece zengin (devlete ödünç verecek kadar parası olan) daha zengin olmakta, yoksul ise gittikçe daha da yoksullaşmaktadır.

    2. Sigorta şirketlerine prim ödeyip belli bir süre sonra emekli parası almaya başlayanlar veya kâr elde edenler önce bu şirketlerin, bu primleri ne yaptıklarını, onları nerelere yatırarak para kazandıklarını bilmeleri gerekir. Sigorta şirketlerinin gelirlerinin önemli bir kısmı faizdendir. Yatırılan primlerle yapılan işlemlerde İslam'a göre haram-helal konusu aranmamakta, bu konuda bir hassasiyet bulunmamaktadır. Bu sebeple paranızı, faizcilik de yaparak para kazanan şirketlere değil, faizden uzak duran teşebbüslere yatırmanız gerekir.

    3. Bu sorunun cevabını daha önce yazmıştım. Orada geçmeyen kısmının ise cevabı şudur: Zamanında ödenmeyen borçlar için mahkeme temerrüt faizi ödenmesine hükmedebilir; yani kasıtlı olarak geciktirilmiş ödemeleri arttırır, borca belli bir faizi ekler. Bu fazlalığın enflasyon miktarını aşmayan kısmı zaten alacaklının hakkıdır, mahkemenin buna faiz demesi hükmü değiştirmez, alacaklı bunu alır ve yer. Bu faiz enflasyon farkını geçerse alacaklı bunu (enflasyon farkını aşan kısmını) alıp yiyemez; alıp yoksullara dağıtması gerekir.

    4. Milli para ile başka milletlerin paralarını peşin olarak alıp satmak, değiştirmek ve paranın değerini korumak amacıyla bunu bir süre harcamayıp saklamak veya faizsiz olarak ödünç vermek, ortağa vermek...ilke olarak caizdir.

    5. Müslümanların sermaye toplamaları, büyük küçük şirketler kurmaları, ticaret, yatırım ve üretim yapmalarının önünde din yönünden engel değil, teşvik vardır. Müslümanlar belli bir zamandan sonra bilimde ve teknolojide niçin geride kalmışlarsa ekonomide de aynı sebeplerle geride kalmışlardır; sebep din değil, müslümanların eksiklikleri, ihmalleri, gafletleridir. "Kapitalist ekonominin temel kurumları bankalar, borsa ve özel şirketlerdir" diyorsunuz; İslam ekonomisinin de kurumları arasında borsa ve özel şirketler vardır. Bankalara gelince, kapitalist sistemin bankaları faiz teşviki ile, İslam bankaları ise kâr teşviki ile (kâr ve zararda ortaklık esasına göre) para toplarlar. Eğer İslam bankalarına fırsat verilse ve adil rekabet imkanları doğsa bu kurumlar istenildiği kadar sermaye toplar ve bunu üretim ve yatırıma sevk edebilirler. Faizci bankaların başımıza neler getirdiğini gördük. Ortadan faizi kaldırdığınız zaman hayat ucuzlayacak, enflasyon düşecek, her alanda yatırım ve üretim, buna bağlı olarak istihdam artacak, müteşebbis haksızlığa uğramayacak, zarar etse bile sermayeye kâr (faiz) ödemeyecektir.
    Çağımıza uygun İslam ekonomi modelini bulup uygulayacak olanlar bu alanın alimleri, müctehidleri ve müteşebbisleri olmalıdır; sorumluluk onların üzerindedir.
    Alıntı
    Soru:
    Hocam, herşeyden önce bizleri aydınlatıcı çalışmalarınızdan ötürü size teşekkür ediyorum. Kamuoyu önünde güvenilir, ilkeli, Allah için fetva veren imajınızı herzaman korudunuz. Allah (c.c) razı olsun.
    Gerçek Hayat dergisindeki köşenizde size sorulan şöyle bir soru vardı. Halk bankasının esnafa, sanayiciye %15 faizle verdiği kredinin alınıp alınamayacağı hakkında yorum isteniyordu sizde devletin faizci bir kuruluş olmadığı ve belirtilen faiz oranının enflasyonun altında olduğu, halkını kalkındırmak isteyen devletin bu kredisinin kullanılabileceğini söylüyordunuz. Zaman gazetesinde Ahmet Şahin sizi kaynak göstererek memurlara yapılan nema ödemelerinin helal olduğunu söylüyordu. Sizin kaynakta da devletin faizci bir kuruluş olmadığı, verilen nemaların paranın değerini korumak şöyle dursun enflasyonun altında olduğunu söylüyordunuz. Burada dikkatimi çeken iki unsur devletin faizci bir kurum olmaması ve faizin enflasyonun altında gerçekleşmesi. Şimdi devlet sürekli hazine bonusu ve tahvil satarak borçlanmaya gidiyor. Buradaki faiz oranları yıllık enflasyonla da ilintili. Hazine bonosu veya tahvili satın almak caiz midir?

    Cevap:
    Devlet, banka gibi faizcilik yaparak para kazanan, bunun için kurulmuş bir kurum değildir. "Teşvik kredisi", devletin halka hizmetinin bir parçasıdır.
    Devlet belli bir bölgede veya alanda özel teşebbüse yatırım yaptırmak, bu yoldan üretimi ve istihdamı arttırmak gibi amaçlarla piyasa şartlarına nisbetle daha ucuz (düşük faizle) kredi (ödünç para, sermaye) vermektedir. Bu düşük faiz, enflasyon miktarının altında kalırsa, adı faiz olmakla (devlet tarafından bu isimle verilmiş olmakla) beraber hüküm bakımından faiz olmaktan çıkar. Çünkü borçlunun zaten borcunu enflasyon farkı ile beraber (onu ekleyerek) ödemesi gerekir. Devletin verdiği teşvik kredisinin faizi (faiz dediği fazlalık) enflasyon miktarını aşarsa bu takdirde reel faizle ödünç veriyor demektir. Reel, fakat ucuz faizle devletin verdiği krediyi alabilmek için alanın zarurete düşmüş olması gerekir.
    Ticari (faizle para alıp satarak gelir elde eden) bankalara para yatırarak veya para çekerek enflasyonun altında faiz alıp vermek caiz midir?
    Hayır, caiz değildir; çünkü bu bankalar faizcilikle kâr elde etmek üzere kurulmuşlardır, sizin paranızla faizcilik yapmakta, size az faiz verseler bile kredi alana (sizin paranızı kredi olarak verdiği kimseye) reel faizle para satmaktadırlar.
    Devlet borç ve ihtiyaç içine düştüğünde başka çare bulamadığı (veya bulunan çareleri uygulamak istemediği) zaman hazine bonosu, senedi, kâğıdı, tahvil satmakta; yani halkından, reel faizle borç almaktadır. Devletin faizle borç alması da, vatandaşın ona, faizle borç vermesi de caiz değildir. Bugün zengin yoksul herkesten (özellikle vasıtalı vergi yoluyla) alınan vergiler, bu hazine kâğıtlarının faizine gitmektedir. Böylece zengin (devlete ödünç verecek kadar parası olan) daha zengin olmakta, yoksul ise gittikçe daha da yoksullaşmaktadır.


    Alıntı
    Soru:
    Hocam; ben bir özel hayat sigortasına aylık prim yatırıyorum. Gelen yazıda yatırdığımız primlere verilen kar paylarının faiz değil, yatırım geliri olduğu söyleniyor. Biriken fonları borsa, gayrimenkul alım satımı hazine bonosu gibi bu günkü iktisadi sistemin çeşitli yatırım araçlarında değerlendiriyorlarmış. Bize de şu kadar kar payı veya faiz vereceğiz diye bir söz verilmiyor. Fonlar değerlendiriliyor sonra kar payları dağıtılıyor. Bu konuda helallik ve haramlık yönünde bir yol gösterebilir misiniz? Eğer helalse telefonla ne kadar kar paylı birikimimiz olduğunu öğrenebiliyoruz. Bunun zekatını yıllık mı ödememiz gerekir yoksa birikmiş para toplu ele geçince mi ödememiz gerekir?

    Cevap:
    Sigorta şirketlerine prim ödeyip belli bir süre sonra emekli parası almaya başlayanlar veya kâr elde edenler önce bu şirketlerin, bu primleri ne yaptıklarını, onları nerelere yatırarak para kazandıklarını bilmeleri gerekir. Sigorta şirketlerinin gelirlerinin önemli bir kısmı faizdendir. Yatırılan primlerle yapılan işlemlerde İslam'a göre haram-helal konusu aranmamakta, bu konuda bir hassasiyet bulunmamaktadır. Bu sebeple paranızı, faizcilik de yaparak para kazanan şirketlere değil, faizden uzak duran teşebbüslere yatırmanız gerekir.




  4. 23.Kasım.2007, 11:59
    2
    Administrator



    tuna Nickli Üyeden Alıntı
    ben paramı değerlendirmek için hazine
    tuna Nickli Üyeden Alıntı
    bonosu aldım ve daha sonra faize girdiğini duydum.duyduğum şeyin doğruluk payı var mı?teşekürler
    Devlet borç ve ihtiyaç içine düştüğünde başka çare bulamadığı (veya bulunan çareleri uygulamak istemediği) zaman hazine bonosu, senedi, kâğıdı, tahvil satmakta; yani halkından, reel faizle borç almaktadır. Devletin faizle borç alması da, vatandaşın ona, faizle borç vermesi de caiz değildir. Bugün zengin yoksul herkesten (özellikle vasıtalı vergi yoluyla) alınan vergiler, bu hazine kâğıtlarının faizine gitmektedir. Böylece zengin (devlete ödünç verecek kadar parası olan) daha zengin olmakta, yoksul ise gittikçe daha da yoksullaşmaktadır. Bu da dinen caiz değildir.


    Prof. Dr. Hayrettin Karaman hocanın bu sorulara verdiği cevabı olduğu gibi veriyorum.
    Not: sorularımızı "sizden gelen sorullar" bölümüne açalım

    http://www.mumsema.com/sizden-gelen-sorular/

    Alıntı
    Faiz, Döviz,
    Alıntı
    bono, kalkınma vb.

    Soru:
    Hocam, herşeyden önce bizleri aydınlatıcı çalışmalarınızdan ötürü size teşekkür ediyorum . Kamuoyu önünde güvenilir, ilkeli, ALLAH için fetva veren imajınızı her zaman korudunuz. ALLAH (c.c.) razı olsun.
    Hocam size ekonomik konularda bir dizi sorum olacak:
    1. Gerçek Hayat Dergisi'ndeki köşenizde size sorulan şöyle bir soru vardı. Halk Bankası'nın esnafa, sanayiciye %15 faizle verdiği kredinin alınıp alınamayacağı hakkında yorum isteniyordu siz de devletin faizci bir kuruluş olmadığı ve belirtilen faiz oranının enflasyonun altında olduğu, halkını kalkındırmak isteyen devletin bu kredisini kullanılabileceğini söylüyordunuz. Zaman Gazetesi'nde Ahmet Şahin sizi kaynak göstererek memurlara yapılan nema ödemelerinin helal olduğunu söylüyordu. Sizin kaynakta da devletin faizci bir kuruluş olmadığı, verilen nemaların paranın değerini korumak şöyle dursun enflasyonun altında olduğunu söylüyordunuz. Burada dikkatimi çeken iki unsur devletin faizci bir kurum olmaması ve faizin enflasyonun altında gerçekleşmesi. Şimdi devlet sürekli hazine bonusu ve tahvil satarak borçlanmaya gidiyor. Buradaki faiz oranları yıllık enflasyonla da ilintili. Hazine bonosu veya tahvili satın almak caiz midir. ?
    2. Hocam; ben bir özel hayat sigortasına aylık prim yatırıyorum. Gelen yazıda yatırdığımız primlere verilen kâr paylarının faiz değil, yatırım geliri olduğu söyleniyor. Biriken fonlar borsa, gayri menkul alım satım hazine bonosu gibi bugünkü iktisadi sistemin çeşitli yatırım araçlarında değerlendiriyorlarmış. Bize de şu kadar kar payı veya faiz vereceğiz diye bir söz verilmiyor. Fonlar değerlendiriliyor sonra kâr payları dağıtılıyor. Bu konuda helallik ve haramlık yönünde bir yol gösterebilir misiniz. Eğer helalse telefonla ne kadar kâr payı birikimimiz olduğunu öğrenebiliyoruz. Bunun zekatını yıllık mı ödememiz gerekir yoksa birikmiş para toplu ele geçince mi ödememiz gerekir. ?
    3. Finans kurumlarının kredi kartlarında son ödeme tarihini geçen ödemelerde alınan temerrüt farkına kâr payı deniyor. Bunun bankaların temerrüt faizinden farkı nedir. ? Bir de temerrüt olayını biraz açıklar mısınız? Gecikmeli ödemelere bir ceza gibi alacaklının hakkını koruyan gecikme farkı uygulanabilir mi? Bunun kriteri enflasyon oranı mıdır?
    4. Dövize özellikle dolara para yatırmak caiz midir. ?
    5. İslam dünyası olarak ortak problemlerimizin başında kalkınmışlık problemi geliyor. Batı kendini kalkındırırken bir model icat etmiş ve kalkındırmış. Örneğin A.B.D özel şirketlerle kalkınmış. 1800'lerin başında 1 milyon dolar sermayeli şirketler kuruluyor. Almanya yatırım bankalarının sayesinde kalkınıyor. Halktan toplanan paralar doğrudan veya ortaklık şeklinde sanayi yatırımlarına dönüşüyor. İslam dünyasında bu tür sermaye temerküzleri oluşmamış. Kalkınma da gerçekleşmemiş. İslam ülkeleri niye bir ekonomik model geliştirememiş.
    Kapitalist ekonominin temel kurumları bankalar, borsa ve özel şirketler. Acaba helal kazanmaya dayanan islâmî ekonomik sistemin kurumları nelerdir, oluşturulması gereken yeni kurumlar var mıdır?
    Hocam size şimdiden teşekkür ediyorum...


    Cevap:

    Devlet, banka gibi faizcilik yaparak para kazanan, bunun için kurulmuş bir kurum değildir. "Teşvik kredisi", devletin halka hizmetinin bir parçasıdır. Devlet belli bir bölgede veya alanda özel teşebbüse yatırım yaptırmak, bu yoldan üretimi ve istihdamı arttırmak gibi amaçlarla piyasa şartlarına nisbetle daha ucuz (düşük faizle) kredi (ödünç para, sermaye) vermektedir. Bu düşük faiz, enflasyon miktarının altında kalırsa, adı faiz olmakla (devlet tarafından bu isimle verilmiş olmakla) beraber hüküm bakımından faiz olmaktan çıkar. Çünkü borçlunun zaten borcunu enflasyon farkı ile beraber (onu ekleyerek) ödemesi gerekir. Devletin verdiği teşvik kredisinin faizi (faiz dediği fazlalık) enflasyon miktarını aşarsa bu takdirde reel faizle ödünç veriyor demektir. Reel, fakat ucuz faizle devletin verdiği krediyi alabilmek için alanın zarurete düşmüş olması gerekir.
    Mamafih devlete verien fazlalığı vergi gibi değerlendirmek de mümkündür.
    Ticari (faizle para alıp satarak gelir elde eden) bankalara para yatırarak veya para çekerek enflasyonun altında faiz alıp vermek caiz midir?
    Hayır, caiz değildir; çünkü bu bankalar faizcilikle kâr elde etmek üzere kurulmuşlardır, sizin paranızla faizcilik yapmakta, size az faiz verseler bile kredi alana (sizin paranızı kredi olarak verdiği kimseye) reel faizle para satmaktadırlar.
    Devlet borç ve ihtiyaç içine düştüğünde başka çare bulamadığı (veya bulunan çareleri uygulamak istemediği) zaman hazine bonosu, senedi, kâğıdı, tahvil satmakta; yani halkından, reel faizle borç almaktadır. Devletin faizle borç alması da, vatandaşın ona, faizle borç vermesi de caiz değildir. Bugün zengin yoksul herkesten (özellikle vasıtalı vergi yoluyla) alınan vergiler, bu hazine kâğıtlarının faizine gitmektedir. Böylece zengin (devlete ödünç verecek kadar parası olan) daha zengin olmakta, yoksul ise gittikçe daha da yoksullaşmaktadır.

    2. Sigorta şirketlerine prim ödeyip belli bir süre sonra emekli parası almaya başlayanlar veya kâr elde edenler önce bu şirketlerin, bu primleri ne yaptıklarını, onları nerelere yatırarak para kazandıklarını bilmeleri gerekir. Sigorta şirketlerinin gelirlerinin önemli bir kısmı faizdendir. Yatırılan primlerle yapılan işlemlerde İslam'a göre haram-helal konusu aranmamakta, bu konuda bir hassasiyet bulunmamaktadır. Bu sebeple paranızı, faizcilik de yaparak para kazanan şirketlere değil, faizden uzak duran teşebbüslere yatırmanız gerekir.

    3. Bu sorunun cevabını daha önce yazmıştım. Orada geçmeyen kısmının ise cevabı şudur: Zamanında ödenmeyen borçlar için mahkeme temerrüt faizi ödenmesine hükmedebilir; yani kasıtlı olarak geciktirilmiş ödemeleri arttırır, borca belli bir faizi ekler. Bu fazlalığın enflasyon miktarını aşmayan kısmı zaten alacaklının hakkıdır, mahkemenin buna faiz demesi hükmü değiştirmez, alacaklı bunu alır ve yer. Bu faiz enflasyon farkını geçerse alacaklı bunu (enflasyon farkını aşan kısmını) alıp yiyemez; alıp yoksullara dağıtması gerekir.

    4. Milli para ile başka milletlerin paralarını peşin olarak alıp satmak, değiştirmek ve paranın değerini korumak amacıyla bunu bir süre harcamayıp saklamak veya faizsiz olarak ödünç vermek, ortağa vermek...ilke olarak caizdir.

    5. Müslümanların sermaye toplamaları, büyük küçük şirketler kurmaları, ticaret, yatırım ve üretim yapmalarının önünde din yönünden engel değil, teşvik vardır. Müslümanlar belli bir zamandan sonra bilimde ve teknolojide niçin geride kalmışlarsa ekonomide de aynı sebeplerle geride kalmışlardır; sebep din değil, müslümanların eksiklikleri, ihmalleri, gafletleridir. "Kapitalist ekonominin temel kurumları bankalar, borsa ve özel şirketlerdir" diyorsunuz; İslam ekonomisinin de kurumları arasında borsa ve özel şirketler vardır. Bankalara gelince, kapitalist sistemin bankaları faiz teşviki ile, İslam bankaları ise kâr teşviki ile (kâr ve zararda ortaklık esasına göre) para toplarlar. Eğer İslam bankalarına fırsat verilse ve adil rekabet imkanları doğsa bu kurumlar istenildiği kadar sermaye toplar ve bunu üretim ve yatırıma sevk edebilirler. Faizci bankaların başımıza neler getirdiğini gördük. Ortadan faizi kaldırdığınız zaman hayat ucuzlayacak, enflasyon düşecek, her alanda yatırım ve üretim, buna bağlı olarak istihdam artacak, müteşebbis haksızlığa uğramayacak, zarar etse bile sermayeye kâr (faiz) ödemeyecektir.
    Çağımıza uygun İslam ekonomi modelini bulup uygulayacak olanlar bu alanın alimleri, müctehidleri ve müteşebbisleri olmalıdır; sorumluluk onların üzerindedir.
    Alıntı
    Soru:
    Hocam, herşeyden önce bizleri aydınlatıcı çalışmalarınızdan ötürü size teşekkür ediyorum. Kamuoyu önünde güvenilir, ilkeli, Allah için fetva veren imajınızı herzaman korudunuz. Allah (c.c) razı olsun.
    Gerçek Hayat dergisindeki köşenizde size sorulan şöyle bir soru vardı. Halk bankasının esnafa, sanayiciye %15 faizle verdiği kredinin alınıp alınamayacağı hakkında yorum isteniyordu sizde devletin faizci bir kuruluş olmadığı ve belirtilen faiz oranının enflasyonun altında olduğu, halkını kalkındırmak isteyen devletin bu kredisinin kullanılabileceğini söylüyordunuz. Zaman gazetesinde Ahmet Şahin sizi kaynak göstererek memurlara yapılan nema ödemelerinin helal olduğunu söylüyordu. Sizin kaynakta da devletin faizci bir kuruluş olmadığı, verilen nemaların paranın değerini korumak şöyle dursun enflasyonun altında olduğunu söylüyordunuz. Burada dikkatimi çeken iki unsur devletin faizci bir kurum olmaması ve faizin enflasyonun altında gerçekleşmesi. Şimdi devlet sürekli hazine bonusu ve tahvil satarak borçlanmaya gidiyor. Buradaki faiz oranları yıllık enflasyonla da ilintili. Hazine bonosu veya tahvili satın almak caiz midir?

    Cevap:
    Devlet, banka gibi faizcilik yaparak para kazanan, bunun için kurulmuş bir kurum değildir. "Teşvik kredisi", devletin halka hizmetinin bir parçasıdır.
    Devlet belli bir bölgede veya alanda özel teşebbüse yatırım yaptırmak, bu yoldan üretimi ve istihdamı arttırmak gibi amaçlarla piyasa şartlarına nisbetle daha ucuz (düşük faizle) kredi (ödünç para, sermaye) vermektedir. Bu düşük faiz, enflasyon miktarının altında kalırsa, adı faiz olmakla (devlet tarafından bu isimle verilmiş olmakla) beraber hüküm bakımından faiz olmaktan çıkar. Çünkü borçlunun zaten borcunu enflasyon farkı ile beraber (onu ekleyerek) ödemesi gerekir. Devletin verdiği teşvik kredisinin faizi (faiz dediği fazlalık) enflasyon miktarını aşarsa bu takdirde reel faizle ödünç veriyor demektir. Reel, fakat ucuz faizle devletin verdiği krediyi alabilmek için alanın zarurete düşmüş olması gerekir.
    Ticari (faizle para alıp satarak gelir elde eden) bankalara para yatırarak veya para çekerek enflasyonun altında faiz alıp vermek caiz midir?
    Hayır, caiz değildir; çünkü bu bankalar faizcilikle kâr elde etmek üzere kurulmuşlardır, sizin paranızla faizcilik yapmakta, size az faiz verseler bile kredi alana (sizin paranızı kredi olarak verdiği kimseye) reel faizle para satmaktadırlar.
    Devlet borç ve ihtiyaç içine düştüğünde başka çare bulamadığı (veya bulunan çareleri uygulamak istemediği) zaman hazine bonosu, senedi, kâğıdı, tahvil satmakta; yani halkından, reel faizle borç almaktadır. Devletin faizle borç alması da, vatandaşın ona, faizle borç vermesi de caiz değildir. Bugün zengin yoksul herkesten (özellikle vasıtalı vergi yoluyla) alınan vergiler, bu hazine kâğıtlarının faizine gitmektedir. Böylece zengin (devlete ödünç verecek kadar parası olan) daha zengin olmakta, yoksul ise gittikçe daha da yoksullaşmaktadır.


    Alıntı
    Soru:
    Hocam; ben bir özel hayat sigortasına aylık prim yatırıyorum. Gelen yazıda yatırdığımız primlere verilen kar paylarının faiz değil, yatırım geliri olduğu söyleniyor. Biriken fonları borsa, gayrimenkul alım satımı hazine bonosu gibi bu günkü iktisadi sistemin çeşitli yatırım araçlarında değerlendiriyorlarmış. Bize de şu kadar kar payı veya faiz vereceğiz diye bir söz verilmiyor. Fonlar değerlendiriliyor sonra kar payları dağıtılıyor. Bu konuda helallik ve haramlık yönünde bir yol gösterebilir misiniz? Eğer helalse telefonla ne kadar kar paylı birikimimiz olduğunu öğrenebiliyoruz. Bunun zekatını yıllık mı ödememiz gerekir yoksa birikmiş para toplu ele geçince mi ödememiz gerekir?

    Cevap:
    Sigorta şirketlerine prim ödeyip belli bir süre sonra emekli parası almaya başlayanlar veya kâr elde edenler önce bu şirketlerin, bu primleri ne yaptıklarını, onları nerelere yatırarak para kazandıklarını bilmeleri gerekir. Sigorta şirketlerinin gelirlerinin önemli bir kısmı faizdendir. Yatırılan primlerle yapılan işlemlerde İslam'a göre haram-helal konusu aranmamakta, bu konuda bir hassasiyet bulunmamaktadır. Bu sebeple paranızı, faizcilik de yaparak para kazanan şirketlere değil, faizden uzak duran teşebbüslere yatırmanız gerekir.




  5. 23.Kasım.2007, 12:19
    3
    tuna
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Kasım.2007
    Üye No: 4545
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Faiz, Döviz, bono, kalkınma vb

    peki yatırım için hangi yollara başvurmalıyım?


  6. 23.Kasım.2007, 12:19
    3
    tuna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    peki yatırım için hangi yollara başvurmalıyım?


  7. 24.Kasım.2007, 21:56
    4
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    --->: Faiz, Döviz, bono, kalkınma vb

    tuna Nickli Üyeden Alıntı
    peki yatırım için hangi yollara başvurmalıyım?
    islami finanslar var onlar en iyisi bence

    (yani müslümanların kurduğu helale ve harama dikkat eden bankalar/finanslar)


  8. 24.Kasım.2007, 21:56
    4
    Üye
    tuna Nickli Üyeden Alıntı
    peki yatırım için hangi yollara başvurmalıyım?
    islami finanslar var onlar en iyisi bence

    (yani müslümanların kurduğu helale ve harama dikkat eden bankalar/finanslar)





+ Yorum Gönder