Konusunu Oylayın.: Kalbe gelen kötü düşünceler Vesvese midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kalbe gelen kötü düşünceler Vesvese midir?
  1. 16.Temmuz.2015, 14:40
    1
    YardımPls
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2015
    Üye No: 106555
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Kalbe gelen kötü düşünceler Vesvese midir?






    Kalbe gelen kötü düşünceler Vesvese midir? Mumsema Ardakaşlar Allah RIzası İçin Cevaplayın

    Arkadaşlar Yaşım 13 önceden Hep İman Ederdim Dua Ederdim tövbe ederdim bunları kalpden yapardım 10 yaşımda fln
    - Fakat Şimdide Yapıorum Ama Aklıma Kötü Şeyler Gelio Mesela Ben Hrıstiyanım Fln Gelio Bunların Vesvese Oldugunu Düşünmüyorum
    Kendi Kendime Yapıorum Gibi Gelio Bu Vesvesedimidr
    Bide
    - Şimdide İman Edioyrum Dua Ederken Ağlıyorum FLn Fakat Kalpden Olmuo Gibi Gelio Kalpim Bozulmşmu Allah[c.c] Terkmi Etmiş Kalpmi Nedir
    - Kalpim Çok Hızlı Atıo Atarkenden Kalpden İman Etmiyomuşum Gibi Gelio Bu Nedir

    Cevap Werenlerden Allah Teker Teker Razı Olsun


  2. 16.Temmuz.2015, 14:40
    1
    YardımPls - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Ardakaşlar Allah RIzası İçin Cevaplayın

    Arkadaşlar Yaşım 13 önceden Hep İman Ederdim Dua Ederdim tövbe ederdim bunları kalpden yapardım 10 yaşımda fln
    - Fakat Şimdide Yapıorum Ama Aklıma Kötü Şeyler Gelio Mesela Ben Hrıstiyanım Fln Gelio Bunların Vesvese Oldugunu Düşünmüyorum
    Kendi Kendime Yapıorum Gibi Gelio Bu Vesvesedimidr
    Bide
    - Şimdide İman Edioyrum Dua Ederken Ağlıyorum FLn Fakat Kalpden Olmuo Gibi Gelio Kalpim Bozulmşmu Allah[c.c] Terkmi Etmiş Kalpmi Nedir
    - Kalpim Çok Hızlı Atıo Atarkenden Kalpden İman Etmiyomuşum Gibi Gelio Bu Nedir

    Cevap Werenlerden Allah Teker Teker Razı Olsun


    Benzer Konular

    - Vesvese ve kalbe gelen düşünceler

    - Vesvese Kalbe Gelen Kötü Düşünceler Vesveseden Kurtuluş

    - Kalbe gelen düşünceler Sual: Kalbe gelen kötü düşüncelerden sorumlu muyuz?

    - Kalbe Gelen Düşünceler ... (Nefs, Şeytan, Ruh, Melek Ykini ve akıldan gelen düşünceler)

    - Kalbe Gelen Düşünceler...

  3. 16.Temmuz.2015, 17:59
    2
    Aşk-ı Vuslat
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2015
    Üye No: 106523
    Mesaj Sayısı: 88
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vesvesemidir ??




    Vesvesenin en çok gözüktüğü yerlerden biri; Allah’ın varlığı, meleklerin varlığı, ahiretin varlığı, Kur’an’ın hak kitap, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in de hak peygamber olması gibi iman ile ilgili meselelerde gelen vesvesedir.
    Bu vesveseye yakalanmış kimselerden şu sözleri işitmişsinizdir: “Namaz kılarken aklıma, hep ya Allah yoksa o zaman kıldığın namaz boşuna gidiyor, sözü geliyor. Bu sesi susturmak için uğraşıyorum, ama ben susturmaya çalıştıkça ses büyüyor. Bu sesle uğraşmaktan namazın hangi rekâtında olduğumu bile unutuyorum.”
    İşte bu vesvese sahipleri devamlı şu tip sözleri içlerinden işitirler:
    “Ya Allah yoksa… Ya ahiret yoksa… Ya Kur’an Allah’ın kitabı değilse… Ya Hz. Muhammed peygamber değilse… Hatta peygamberlik diye bir şey yoksa… Melekleri hiç görmedim, ya melekler de yoksa…”
    Bunlar gibi bitmeyen vesveseler, susturulamayan sesler… Bu sesleri susturamayan biçare adam bazen çareyi Allah’ın huzurundan kaçmakta ve ibadetten uzaklaşmakta arar ve zarara düşer.
    Bu vesveseye yakalanan kişi hayal etme ile akıl etmeyi birbirine karıştırmaktadır. Yani hayale gelen bir vesvese ve şüpheyi akla girmiş zannederek inancına ve itikadına zarar geldiğini zanneder. Hayalinde şekillendirdiği bu şüpheyi imana zarar veren, aklının tasdik ettiği ve doğruladığı bir şüphe kabul eder. Hâlbuki bu şüphe ne akıldadır, ne aklın tasdik ettiği bir şeydir, ne de onun imanına ve inancına zarar verebilir. Bu şüphe şeytanın hayale attığı bir vesvesedir.
    Hem bazen, “Acaba Allah olmasaydı, bu âlem kendi kendine var olabilir miydi? Acaba Kur’an gibi bir kitabı bir beşerin yazması mümkün müdür?” gibi küfrü gerektiren bir şeyi tefekkür eder. Ve bu tefekkürü dinden çıkıp küfre girmek zanneder. Yani inkârın sebebini ve imandan başka hiçbir yolun doğru olmadığını anlamak için tefekkürü, tetkikatı, iman ve küfür ortasındaki tarafsızca muhakemeyi imanın zıttı ve küfre girmek zanneder.
    Neticede şeytanın telkinlerinin bir eseri olan şu zanlardan ürkerek: “Eyvah, kalbim bozulmuş, inancıma zarar gelmiş, ben dinden çıkmışım!” der. Ve bu vesveseler genellikle onun iradesi dışında olduğundan ve iradesiyle bu vesveseleri ıslah edemediğinden ümitsizliğe düşer.
    Bu vesveseden kurtulma çaresi
    Bu yaranın merhemi şu hakikatleri bilmektir ki, küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz.
    Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir. Hayal, vehim, tasvir ve tefekkür kabiliyetleri bir derece serbesttir. İnsanın cüz-i iradesine pek boyun eğmezler ve söz dinlemezler. Ve bunların insan iradesi dışındaki hareketlerinden dolayı insan mesul değildir ve onların yaptıklarından dolayı hesaba çekilmeyecektir. Bunun delili şu ayettir:
    “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara suresi 286. ayet). Demek günahların kalpten geçmesi affedilmiştir. Hatta yapılmasına karar verilip yapılmadan pişman olunarak tövbe edilen günahlar bile affedilmiştir.
    Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Allah-u Teâlâ ümmetimden her birinin gönüllerinin vesvese ettiği hatıraları kul onları işlemediği veya söylemediği müddetçe affeylemiştir.” Bu hadisten de anlaşılmaktadır ki, insanın iradesi dışında kalbinden geçen kötülükler ve içinden geçen vesveseler affedilmiştir.
    Yine şu ayet:
    “Dünya hayatının geçici menfaatlerini aramak için namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa şüphesiz Allah zorlanmalarından sonra onlar için bağışlayıcı ve ziyade acıyıcıdır.” (Nur suresi, 33. ayet)…
    Bu ayetle ifade ediliyor ki, cariyeler fuhşa zorlandıkları ve bu işten kurtulmaya güçleri yetmediği takdirde Allah-u Teâlâ hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemediğinden dolayı onları bu işten mesul tutmayacağı gibi, üstelik mağfiret buyuracaktır. Demek teklif gücün yettiği iledir. Ve madem insanların iman hakikatleri ile ilgili içlerine gelen vesveseleri kovmaya güçleri yoktur, o hâlde onlar bu tür şüphe ve vesveselerin varlığından dolayı mesul değildir.
    İbni Abbas ile İbni Amr bir kere karşılaştıklarında, İbni Abbas İbni Amra, “Sana göre Kur’an’da en ümit verici ayet hangisidir?” dedi. İbni Amr,
    “Ey kendi nefisleri aleyhinde israf edip haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Çünkü şüphesiz ki, Allah bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki, O çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Zümer süresi 53. ayet) mealindeki ayettir deyince; İbni Abbas buyurdu ki, bana göre şu ayettir:
    “Bir zaman İbrahim (a.s.) ‘Ey Rabb’im! Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster.’ dedi. Allah, ‘İnanmadın mı?’ buyurdu. O da ‘Evet inandım, fakat kalbimin mutmain olması ve yatışması için bunu istiyorum.’ dedi.” (Bakara suresi 260. ayet).
    İşte benim en çok sevdiğim ayet budur. Zira İbrahim (a.s.), “Ya Rabbi, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster!” dediğinde Allah kendisine, “Yoksa inanmadın mı?” buyurunca; “Tabi inandım, ama kalbimin mutmain olması için.” dedi. Allah-u Teâlâ İbrahim’in bu sözünden razı oldu. Bundan da insanın içine gelen düşünce ve vesveselerin imana zarar vermeyeceği anlaşılmış olur.


  4. 16.Temmuz.2015, 17:59
    2



    Vesvesenin en çok gözüktüğü yerlerden biri; Allah’ın varlığı, meleklerin varlığı, ahiretin varlığı, Kur’an’ın hak kitap, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in de hak peygamber olması gibi iman ile ilgili meselelerde gelen vesvesedir.
    Bu vesveseye yakalanmış kimselerden şu sözleri işitmişsinizdir: “Namaz kılarken aklıma, hep ya Allah yoksa o zaman kıldığın namaz boşuna gidiyor, sözü geliyor. Bu sesi susturmak için uğraşıyorum, ama ben susturmaya çalıştıkça ses büyüyor. Bu sesle uğraşmaktan namazın hangi rekâtında olduğumu bile unutuyorum.”
    İşte bu vesvese sahipleri devamlı şu tip sözleri içlerinden işitirler:
    “Ya Allah yoksa… Ya ahiret yoksa… Ya Kur’an Allah’ın kitabı değilse… Ya Hz. Muhammed peygamber değilse… Hatta peygamberlik diye bir şey yoksa… Melekleri hiç görmedim, ya melekler de yoksa…”
    Bunlar gibi bitmeyen vesveseler, susturulamayan sesler… Bu sesleri susturamayan biçare adam bazen çareyi Allah’ın huzurundan kaçmakta ve ibadetten uzaklaşmakta arar ve zarara düşer.
    Bu vesveseye yakalanan kişi hayal etme ile akıl etmeyi birbirine karıştırmaktadır. Yani hayale gelen bir vesvese ve şüpheyi akla girmiş zannederek inancına ve itikadına zarar geldiğini zanneder. Hayalinde şekillendirdiği bu şüpheyi imana zarar veren, aklının tasdik ettiği ve doğruladığı bir şüphe kabul eder. Hâlbuki bu şüphe ne akıldadır, ne aklın tasdik ettiği bir şeydir, ne de onun imanına ve inancına zarar verebilir. Bu şüphe şeytanın hayale attığı bir vesvesedir.
    Hem bazen, “Acaba Allah olmasaydı, bu âlem kendi kendine var olabilir miydi? Acaba Kur’an gibi bir kitabı bir beşerin yazması mümkün müdür?” gibi küfrü gerektiren bir şeyi tefekkür eder. Ve bu tefekkürü dinden çıkıp küfre girmek zanneder. Yani inkârın sebebini ve imandan başka hiçbir yolun doğru olmadığını anlamak için tefekkürü, tetkikatı, iman ve küfür ortasındaki tarafsızca muhakemeyi imanın zıttı ve küfre girmek zanneder.
    Neticede şeytanın telkinlerinin bir eseri olan şu zanlardan ürkerek: “Eyvah, kalbim bozulmuş, inancıma zarar gelmiş, ben dinden çıkmışım!” der. Ve bu vesveseler genellikle onun iradesi dışında olduğundan ve iradesiyle bu vesveseleri ıslah edemediğinden ümitsizliğe düşer.
    Bu vesveseden kurtulma çaresi
    Bu yaranın merhemi şu hakikatleri bilmektir ki, küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz.
    Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir. Hayal, vehim, tasvir ve tefekkür kabiliyetleri bir derece serbesttir. İnsanın cüz-i iradesine pek boyun eğmezler ve söz dinlemezler. Ve bunların insan iradesi dışındaki hareketlerinden dolayı insan mesul değildir ve onların yaptıklarından dolayı hesaba çekilmeyecektir. Bunun delili şu ayettir:
    “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara suresi 286. ayet). Demek günahların kalpten geçmesi affedilmiştir. Hatta yapılmasına karar verilip yapılmadan pişman olunarak tövbe edilen günahlar bile affedilmiştir.
    Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Allah-u Teâlâ ümmetimden her birinin gönüllerinin vesvese ettiği hatıraları kul onları işlemediği veya söylemediği müddetçe affeylemiştir.” Bu hadisten de anlaşılmaktadır ki, insanın iradesi dışında kalbinden geçen kötülükler ve içinden geçen vesveseler affedilmiştir.
    Yine şu ayet:
    “Dünya hayatının geçici menfaatlerini aramak için namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa şüphesiz Allah zorlanmalarından sonra onlar için bağışlayıcı ve ziyade acıyıcıdır.” (Nur suresi, 33. ayet)…
    Bu ayetle ifade ediliyor ki, cariyeler fuhşa zorlandıkları ve bu işten kurtulmaya güçleri yetmediği takdirde Allah-u Teâlâ hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemediğinden dolayı onları bu işten mesul tutmayacağı gibi, üstelik mağfiret buyuracaktır. Demek teklif gücün yettiği iledir. Ve madem insanların iman hakikatleri ile ilgili içlerine gelen vesveseleri kovmaya güçleri yoktur, o hâlde onlar bu tür şüphe ve vesveselerin varlığından dolayı mesul değildir.
    İbni Abbas ile İbni Amr bir kere karşılaştıklarında, İbni Abbas İbni Amra, “Sana göre Kur’an’da en ümit verici ayet hangisidir?” dedi. İbni Amr,
    “Ey kendi nefisleri aleyhinde israf edip haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Çünkü şüphesiz ki, Allah bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki, O çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Zümer süresi 53. ayet) mealindeki ayettir deyince; İbni Abbas buyurdu ki, bana göre şu ayettir:
    “Bir zaman İbrahim (a.s.) ‘Ey Rabb’im! Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster.’ dedi. Allah, ‘İnanmadın mı?’ buyurdu. O da ‘Evet inandım, fakat kalbimin mutmain olması ve yatışması için bunu istiyorum.’ dedi.” (Bakara suresi 260. ayet).
    İşte benim en çok sevdiğim ayet budur. Zira İbrahim (a.s.), “Ya Rabbi, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster!” dediğinde Allah kendisine, “Yoksa inanmadın mı?” buyurunca; “Tabi inandım, ama kalbimin mutmain olması için.” dedi. Allah-u Teâlâ İbrahim’in bu sözünden razı oldu. Bundan da insanın içine gelen düşünce ve vesveselerin imana zarar vermeyeceği anlaşılmış olur.


  5. 16.Temmuz.2015, 18:35
    3
    YardımPls
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2015
    Üye No: 106555
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vesvesemidir ??

    yani vesvesemi?


  6. 16.Temmuz.2015, 18:35
    3
    YardımPls - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    yani vesvesemi?


  7. 16.Temmuz.2015, 18:38
    4
    Aşk-ı Vuslat
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2015
    Üye No: 106523
    Mesaj Sayısı: 88
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vesvesemidir ??

    Aciklamayi okumadin mi arkadasim ? Vesvese !


  8. 16.Temmuz.2015, 18:38
    4
    Aciklamayi okumadin mi arkadasim ? Vesvese !





+ Yorum Gönder