Konusunu Oylayın.: Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?
  1. 28.Mart.2015, 23:45
    1
    Akif
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104693
    Mesaj Sayısı: 408
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 15
    Bulunduğu yer: Bursa

    Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?

  2. 29.Mart.2015, 12:28
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?




    Sadece MUZIR hayvanlar öldürülür.


  3. 29.Mart.2015, 12:28
    2
    Üye



    Sadece MUZIR hayvanlar öldürülür.


  4. 29.Mart.2015, 18:04
    3
    Millennium
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ekim.2014
    Üye No: 104772
    Mesaj Sayısı: 377
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?

    Kanatları kopmuş bir kuşu yani doğada kendi başına yaşamını sürdüremeyecek şekilde zedelenmiş hayvanları öldürmek caiz midir? Yoksa o halleriyle bırakmak mı gerekir bakmamız/veterine götürmemiz mümkün değilse o anda?


  5. 29.Mart.2015, 18:04
    3
    Millennium - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Kanatları kopmuş bir kuşu yani doğada kendi başına yaşamını sürdüremeyecek şekilde zedelenmiş hayvanları öldürmek caiz midir? Yoksa o halleriyle bırakmak mı gerekir bakmamız/veterine götürmemiz mümkün değilse o anda?


  6. 29.Mart.2015, 18:40
    4
    Akif
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104693
    Mesaj Sayısı: 408
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 15
    Bulunduğu yer: Bursa

    Cevap: Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?

    bende bi yerde okudum akşam sokakta yarlı bir hayvan görünce onu öldürmemiz gereikyormuş çünkü cinler ona zarar verdiğini mi ne sanıyormuş öyle bir şey yani. :D


  7. 29.Mart.2015, 18:40
    4
    Devamlı Üye
    bende bi yerde okudum akşam sokakta yarlı bir hayvan görünce onu öldürmemiz gereikyormuş çünkü cinler ona zarar verdiğini mi ne sanıyormuş öyle bir şey yani. :D


  8. 29.Mart.2015, 21:33
    5
    Crowley
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2015
    Üye No: 105294
    Mesaj Sayısı: 314
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: İSTANBUL

    Cevap: Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?

    Evimizde ki hayvanı öldüre bilir miyiz ?


  9. 29.Mart.2015, 21:33
    5
    Devamlı Üye
    Evimizde ki hayvanı öldüre bilir miyiz ?


  10. 01.Nisan.2015, 01:37
    6
    halilcan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2014
    Üye No: 104101
    Mesaj Sayısı: 390
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Hangi durumlarda hayvanlar öldürülebilir/Öldürülmelidir ?

    İnsanlara zarar verse bile hiçbir hayvana eza vermek veya dövmek caiz değildir. Ancak insanlara zarar veren bir hayvanı, hangi hayvan olursa olsun eza etmeden keskin bir bıçakla kesmek caizdir. Çünkü bir hayvanın yemek için kesilmesi caiz olduğuna göre zararından dolayı da kesilmesi caiz olur.
    Bir kimsenin iş göremez hale gelmiş at ve merkebini de ondan kurtulmak için kesmesinde beis yoktur.
    Bir kimsenin gelip geçene saldıran köpeği olsa mahalle sakinleri o köpeği öldürebilir. Eğer adam köpeğini evinde muhafaza eder ve kimseye zarar verdirmezse köpeğe ihtiyacı olmasa bile komşuları mani olamaz. Başı boş sokağa salarsa o zaman mani olurlar.
    Köylerde tavuk, hindi, koyun, keçi, sığır ve at gibi hayvanları evinde tutmak da böyledir. Yani evinde bakarsa mani olunmaz sokağa başı boş salarsa mani olunur.
    Bit ve pire her halükarda öldürülebilir. Arı, sinek ve diğer haşarat (yılan, akrep vs.) zararları olmasa da öldürmek mubahtır. Lakin zararsız olduklarında öldürmemek evladır.
    İpek böceği yetiştirmekte ve koza olduktan sonra içindeki böcekler ölsün diye güneşte bekletmekte beis yoktur. Çünkü bunda insanlar için menfaat vardır. Hayvanları yakmak suretiyle öldürmek tahrimen mekruhtur. (Fetavel hindiye c.5 s.360-361)



    Cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar? Bu aleme geçen bir cin ne kadar kalabilir?
    Cevap

    Cinlerin metafizik alemden şehadet yani görünen, fiziki aleme geçişinde çeşitli sebepler vardır. Ya bizim alemimizde manyetik bir hadise vuku bulur, ya iki alem arasında bir menfez, koridor meydana gelir ya da medyum özelliğine sahip bir kişi, bilerek veya bilmeyerek bünyesi gereği buna vesile olur. Yoksa hiçbir cin kendi aleminin hudutları dışına kendi iradesiyle çıkamaz.

    Aynı dünyada olmamıza rağmen boyut farklılığı bir hakikattir. Cinler, canları istediği zaman metafizik alemden, fizik aleme geçemezler.

    Cinler, kendi alemlerinden, şehadet alemine geçtiği zaman, rasgele kişilere musallat olamıyor, herkese tesir edemiyor. Ancak, doğuştan medyumluk özelliği olan insanlarla muhatap olabilir veya bünyesinde bir menfez, bir açık, bir rahatsızlık bulunan kişilere musallat olurlar. Bu kişiler de genellikle içine kapanık, korkak, çekingen, psikolojik olarak dengesiz, şizofreni ve beyin yönünden bir rahatsızlığı olan kişilerdir.

    Cinler kendi alemlerinden şehadet alemine devamlı kalmak üzere geçemez. Muhakkak belli bir zaman sonra geri dönmek zorundadır. Nasıl ki, komaya giren bir insanın belli bir zaman sonra uyandırılması gerekiyorsa, suya giren bir insan belli bir müddet sonra sudan çıkmak zorundaysa, cin de bir vakit sonra kendi alemine dönmek zorundadır. Tek imkanı vardır o da, ya medyumluk özelliğe sahip manyetik enerjili bir insan bulmak ve onunla muhatap olup enerjisinden istifade etmek, ya onun içine girip bir müddet vaziyeti idare etmek, ya zayıf ve hasta bünyelerden enerji hırsızlığı yapmak ya da herhangi bir sinek, böcek vs. hayvanın içine girip zaman kazanmaktır.

    Asr-ı saadetten bir hadise bize bu konuda ışık tutmaktadır.

    Hz. Aişe validemiz anlatıyor: 'Bilmeyerek, evde dolaşan bir canlıyı (muhtemelen bir yılanı kastediyor) öldürmüştüm. O gece rüyamda beni yüksek bir mahkemeye çağırdılar ve benim cinayet işlediğimi söylediler. 'Hayır, ben kimseyi öldürmedim..' dediysem de, ısrarlarından gündüz öldürdüğüm canlıyı kastettiklerini anlamıştım. Meğer o bir cinnî imiş. Kendimi müdafaa için: 'O niçin eve gelip beni gözetliyor?' deyince: 'Hayır, o asla sana bakmak için gelmezdi. Hele saçın-başın açıkken, kat'iyen odana girmezdi. Fakat o, bir Kur'an aşığı idi. Rasûlullah'tan ilk dinlediği Kur'an zevki, onu o kadar sarmıştı ki, Allah Rasûlü'nden sonra o manevî zevki, hep senin Kur'an'ında arardı. Evine gelişi işte bu sebepleydi..' dediler. Hz. Aişe validemiz diyor ki; 'uyandığımda rüyanın dehşetinden kan-ter içinde kalmıştım. Hatamı affettirmek için de, sadaka dağıtıp, bazı köleleri hürriyete kavuşturdum...' (Kurtubi, el-Camiu Liahkami'l-Kur'an, 16/214,215)

    zaten rivayetlerden bize gelen, evde her hangi bir haşarat, muzır mahluk görürseniz yılan, çıyan, böcek vs. bunları hemen telef etmeyin. Zararları yoksa ilişmeyiniz, denilmiştir.




    Yılanları Öldürme Hakkında

    (1/1)

    Reyyan:
    161- 162. Yılanları Öldürme Hakkında



    5248... Hz. Ebu Hureyre'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:

    "Biz kendileriyle savaştığımızdan bu yana yılanlarla hiç barış yap*madık, (Binaenaleyh intikam alacakları) korkusuyla onlardan birini (öldürmeyi) bırakan kimse benden değildir."[362]



    5249... Hz. İbn Mesud'dan (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Yılanların hepsini öldürünüz. Onların intikamın*dan (ve bu korkusundan dolayı onları Öldürmekten kaçman) kimse ben*den değildir."[363]



    Açıklama


    İnsanoğlu ile yılanlar arasında yaratılışlarından gelen ezeli bir düşmanlık vardır Yaratılışlarında bu*lunan bu düşmanlık sebebiyle her zaman yılanlar insanları, insanlar da yı*lanları öldürmek isterler.

    Bazılarına göre ise, bu düşmanlık tâ cennette Adem Aleyhisselamla şeytan arasında geçen malum ve meşhur olaya kfidar uzanır. Rivayete gö*re şeytan, Adem aleyhisselam'a, cennette kendisine yasaklanmış olan

    meyveyi[364] yedirerek onu cennetten çıkarmayı kafasına koyunca, bu tasa*rısını gerçekleştirmek için cennete girip Hz. Adem'le buluşmak istemişse de cennetin bekçileri onu içeriye bırakmamışlardır. Bunun üzerine bir yı*lan, şeytanı ağzının içine alarak onun cennete girmesini ve bu ihanetini ic*ra etmesini sağlamıştır.[365]

    İşte yılanlarla insanlar arasında süregelmekte olan bu ezeli ve cibili düşmanlık sebebiyle İslam dini insanlar için tehlikeli bir düşman olan yı*lanların öldürülmesini emretmiştir. Bazı müfessirlere göre: "... kiminiz, kiminize düşman olarak ininiz..."[366] ayet-i kerimesinde söz konusu edi*len düşmanlık Hz. Adem ve Havva ile onların karşısında bulunan şeytan ve yılan arasındaki düşmanlıktır.[367]

    Hanefi ulemasından Bedrüddin Aynî'nin açıklamasına göre mevzumu-zu teşkil eden hadis-i şerifin zahiri bütün yılanları hiçbir ayırım yapma*dan ve hiçbir ihtarda bulunmadan öldürülmelerini emretmektedir. İmam Malik'e göre ise, Abdullah b. Ömer'in rivayet ettiği evlerde yaşayan yı*lanları öldürmenin yasaklandığını ifade eden hadis[368] mevzumuzu teşkil eden bu hadis-i şerif tahsis ettiğinden Medine'nin evlerinde yaşayan yı*lanları bu hükmün dışında bırakmıştır. Binaenaleyh üç defa ihtarda bulun*madan onları öldürmek caiz değildir. Bazılarına göre evlerde yaşayan hiç*bir yılan ihtar edilmeden öldürülemez. Delilleri ise yine Buharî'nin riva*yet ettiği sözü geçen Abdullah b. Ömer hadisidir.[369] Ayrıca Hanefiler 5261 numaralı hadise dayanarak küçük ve beyaz yılanları öldürmeyip sağ bı*rakmanın evlâ olduğunu söylemişlerdir.

    Şafiî ulemasından Kemalüddin Dümeyrî'nin açıklamasına göre metin*de geçen bu yılanları Öldürme emri "nedb" ifade eder. Bir başka ifadey*le bu emre uymak farz değil menduptur. Evlerde bulunan yılanları öldür*mek için ise üçgün yahutta üç defa mühlet verilir. Dördüncüsünde öldürü*lür. Cumhuru ulemaya göre, ev yılanlarına üç gün mühlet verilir. Üçgün sonra evi terketmedikleri takdirde öldürülürler. Onlara mühlet vermek "Ünaşidükünne bil ahdillezi ehazehü aleykünne Nuh ve Süleyman en lâ tebdü lenâ velâ tü'zûnâ: Bize görünmeyeceğinize ve eziyet etmeye*ceğinize dair Hz. Nuh'a ve Hz. Süleyman'a verdiğiniz söz hakkı için" (evimizi terk ediniz)" cümlelerini söylemekle olur. Bu sözleri söyledikten sonra da eğer evi terk etmezlerse o zaman Öldürülürler."[370]

    Mazirî'ye göre "sair beldelerin ve evlerin yılanlarını ihtarsız olarak öl*dürmek mendupsa da, Medine yılanları ihtar verilmeden öldürülemez. Fa*kat ihtar verilir de yine gitmezlerse öldürülürler. Çünkü cinlerden bir ta*ife Medine'de müslürnanlığı kabul ettiğinden[371] Medine'deki çinililerin o taifeden olması ihtimali vardır.[372]

    Muhterem okuyucularımıza bu konuda 5256 numaralı hadisin şerhine de müracaat etmelerini tavsiye ederiz.

    İmam Tahavî'ye göre ise istisnasız olarak tüm yılanlara mühlet vermek evlâ olmakla beraber, bu mühlet bittikten sonra hiçbir ayırım yapmadan hepsi öldürülebilir. Çünkü metinde bulunan "yılanların hepsini öldürün cümlesi" bunu ifade eder. Hanefilerin "Eddüru'l-Muhtar" isimli fıkıh kitaplarında ise beyaz yılanları sağ bırakmanın evlâ olduğu ifade edilmek*tedir. Nitekim "beyaz yılanları öldürmeyiniz, onlar cinnîdir" mealin*deki (5261) nolu hadis-i şerif de bunu ifade etmektedir.

    Metinde, yılanları öldürmekten kaçınmakla ilgili olan: "Onların inti*kamından korkan benden değildir" mealindeki tehdid "yılanların sa*hiplerinin ve eşlerinin onları öldürenlerden intikam alacağı" yolundaki câhiliyye devrindeki bir inancı hedef almaktadır. Resulü zişan efendimiz bu sözüyle câhiliyye dönemi insanlarının bu batıl inancını yıkmış ve yı*lanları öldürmeyi bu düşünceyle terk edenleri kendinden saymamıştır.

    Binaenaleyh yılanları öldürmeyi bu düşünceyle terketmek tamamen bir câhiliyye adetidir. Gücü yettiği halde onları öldürmeyi terk etmekse mendubu terk etmek demektir.[373]



    5250... Hz. İbn Abbas'dan (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Yılanların kendisini takib edecekleri korkusuyla onları öldürmeyi terk eden kimse bizden değildir. Biz onlara savaşa girdiğimizden beri onlarla hiç barış yapmadık."[374]



    Açıklama


    Bu hadisle ilgili açıklama bir Önceki hadisin şer- hinde geçtiğinden burada tekrara lüzum görmüyo*ruz.[375]



    5251... Hz. Abbâs b. Abdilmuttalib'den (rivayet edildiğine göre) ken*disi (birgün) Rasûlullah (s.a.)'e:

    Biz Zemzem kuyusunu(n içine düşen şeyleri çıkarmak suretiyle) te*mizlemek istiyoruz. (Fakat) onun içinde küçük (ince ve beyaz) yılanlar*dan da var" demiş. Peygamber (s.a.)'de onların öldürülmesini emretmiş.[376]



    Açıklama


    Her ne kadar (5261) numaralı hadis-i şerifte beyaz yılanların öldürülmesi yasaklandığı halde mevzu-muzu teşkil eden bu hadis-i şerifte Zemzem kuyusundaki tüm yılanların hiçbir ayırım yapmadan öldürülebileceği gibi, bir mana anlaşılıyorsa da aslında burada öldürülmeleri emredilen Zemzem kuyusundaki yılanların hepsi değil, ince ve beyaz yılanların dışndaki yılanlardır. Esasen metinde geçen "Onun içinde küçük ve beyaz yılanlardan da var" cümlesi bu yılanların bir kısmının beyaz yılan, çoğunluğunun da diğer yılanlardan meydana geldiğini gösterir. Bundan da anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber'in Zemzem kuyusunun temizlenmesi için öldürülmelerini emrettiği yılanlar*dan maksat, küçük beyaz yılanların dışındaki yılanlardır. Küçük beyaz yı*lanlar cinnî olabileceği için onlarla ilgili hükümler ayrıdır.

    Münzirî'ye göre bu hadisin ravilerinden Abdurrahman b. Sabit'in Hz. Abbas'dan hadis aldığı kesin değildir. Dolayısıyla bu hadis mürseldir.[377]



    5252... (Salim b. Abdullah b. Ömer'in) babasından (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Yılanları, (özellikle) iki çiz*gili ve kısa kuyruklu olanları öldürünüz, çünkü bunlar gözü alır ve cenini düşürür."

    (Bu hadisin ravisi Salim) dedi ki: Abdullah (b. Ömer) bulduğu her yı*lanı öldürürdü. (Birgün) O'nu Ebu Lübabe yahut da (amcası) Zeyd b. el Hattab bir yılanı kovalarken gördü de:

    Gerçek şu ki; öldürülmeleri yasak olan yılanlar, evlerde yaşayanlar*dır" dedi.[378]



    5253... Hz. Ebu Lübabe'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) evlerde bulunan küçük (ve ince) yılanların öldürülmesini yasaklamıştır. Ancak (evlerde yaşayan) bu yılanlardan iki çizgili ve kısa kuyruklu olan*lar öldürülebilir. Çünkü bunlar gözü alırlar ve kadınların karnında olan cenini düşürürler.[379]



    Açıklama


    Zü't-Tufyeteyn, iki tufyeli demektir. Tufye, mukl denilen yemişin yaprağıdır. Bu yemişin yaprağı üzerinde iki çizgi bulunurmuş. Yılanın da sırtında iki çizgi bulunduğu için benzetme suretiyle ona tufyeli yılan denilmiştir. Biz çizgili yılan demek*le iktifa ettik.

    Ebter: Kısa kuyruklu, son derece zehirli bir yılandır. Gebe bir kadın bu yalana bakar bakmaz çocuğunu düşürürmüş. İhtimal bunun sebebi ka*dının birden bire korkmasıdir. Mamafih Hattabî ile diğer bazı ulemanın beyanına göre, gerek çizgili yüanın, gerekse ebterin gözlerinde Cenab-i Hak öyle bir hassa halketmiştir ki bir bakışta insanı kör ederlermiş.

    Cânn: Küçük yılan demektir. Bazıları ince hafif, bir takımları da in*ce beyaz yılan demek olduğunu söylemişlerdir.[380]

    Yılanları öldürmenin hükmünü 5249 nolu hadisin şerhinde açıkladığı*mızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.[381]



    5254... Hz. Nafi'den (rivayet edildiğine göre) şu bir önceki hadiste ge*çen) Hz. Ebu Lübabe'nin anlattığı olaydan sonra Hz. (Abdullah) İbn Ömer, evinde bir yılan bulmuş da onun (evden çıkarılmasını) emretmiş. Bunun üzerine (o yılan evden) Baki mezarlığına çıkarılmıştır.[382]



    5255... (Bir önceki hadisi) Hz. Nafi'den Hz. Üsame de rivayet etti. (Üsame'nin rivayet ettiği) bu hadiste (bir önceki hadisten fazla olarak şu cümle de bulunmaktadır

    Nafi dedi ki: "Sonra ben o yılanı (tekrar Hz. Abdullah b. Ömer'in) evinde gördüm."[383]



    Açıklama


    (5253) numaralı hadisin şerhinde de açıkladığımız üzere, Hz. Peygamber iki çizgili kısa kuyruklu olanların dışında evde bulunan yılanları öldürmeyi yasaklamıştır. Çünkü (5237) nolu hadis-i şerifte açıklandığı üzere asr-ı saadette, Medine'de cinnilerdert bir cemaat Hz. Peygamberin huzuruna gelerek müslüman ol*muşlardır.

    Cinniler, bazan yılan kılığına girerek insanlar arasında dolaşıp evlere sokulduklarından, evlerde bulunan yılanların müslüman cinnilerden ol*maları mümkündür.

    Hz. Abdullah b. Ömer, bu hadiseyi öğrenmeden önce rastladığı her yı*lanı öldürürdü.[384] Fakat Hz. Lübabe, kendisine bu gerçeği hatırlatınca her yılanı öldürmekten vazgeçti. Evinde gördüğü yılanları sadece evinden çı*karmakla yetinir oldu.[385]

    Mevzumuzu teşkil eden hadislerden (5254) numaralı hadis-i şeriften anlaşılan budur. Mevzumuzu teşkil eden hadislerden (5255) numaralı ha*dis-i şerifte ise, Hz. Abdullah b. Ömer'in evinden çıkartıp Baki kabrista*nına gönderdiği bir yılanın, sonra yine gelip Hz. Abdullah b. Ömer'in evi*ne girdiği ifade edilmektedir. Bu cinnî Hz. Abdullah'ın evine ev halkına zarar vermek için dönmüş olabileceği gibi, müslüman olduğu için ev hal*kının yanında bulunmaktan manevi bir kazanç ve bereket umduğundan dolayı dönmüş de olabilir.

    Hafız Münzirî bu hadis hakkında sükût etmiştir.[386]



    5256... Muhammed b. Ebu Yahya'dan; demiştir ki: Babam(ın) bana haber verdi(ğine göre birgün) arkadaşıyla birlikte, Hz. Ebu Said'i ziyarete gitmişler. (Babam olayın devamını şöyle anlattı): Arkadaşımla beraber (Ebu Said'in) yanından çıktık. Bir arkadaşımızla karşılaştık, O da hasta*lıktan yatmakta olan Ebu Said'in yanına girmek istiyordu. (Biz onun ya*nından ayrılıp) mescide doğru yöneldik ve (varıp) mescide oturduk. Der*ken (bu arkadaşımız da mescide) geldi ve bize Hz. Ebu Said'i şöyle der*ken işittiğini söyledi:

    Rasûlullah (s.a.): "Muhakkak ki yılanlar çinililerdendir. Her kim evinde (onlardan) birini görürse, üç defa (bu evde size yer yoktur, eğer bir daha sizi burada görürsem bu evi başınıza dar getiririm, Benden söy*lemesi, Artık olacak olan şeylerden dolayı bir daha da beni suçlamayın(derriek suretiyle) onu sıkıştırsın.

    (Buna rağmen yine de eve) gelirse onu öldürsün. Çünkü o şeytan*dır" buyurdu.[387]



    Açıklama


    Cinn, hakkında bu eserimizin birinci cildinde (17-20) sahifelerde lüzumlu açıklama yapılmıştır. Evlerde görülen yılanları hemen öldürmeye kalkışmayıp onlara üç gün mühlet verileceğini ve bu mühletin mahiyetini de (5249) numaralı hadis*te açıkladık. Bu nedenle aynı konuları burada tekrar etmekten kaçınıyoruz.

    Hafız Münziri'nin açıklamasına göre, bu hadisin senedinde kimliği meçhul bir râvi vardır.[388]



    5257... Ebu Saıb den; demiştir ki:

    Ebu Said'in yanına varmıştım. Onun yanında otururken, sedirinin al*tında bir şeyin kıpırtısını işittim ve hemen (ona doğru bir) baktım. Bir de ne göreyim, bir yılan. Bunun üzerine hemen ayağa kalktım. Ebu Said:

    Sana da ne oluyor (öyle), dedi.

    Şurada bir yılan var, dedim.

    Ne yapmak istiyorsun, dedi.

    Onu öldüreceğim, dedim. Evinde kendi odasının karşısında bulunan bir odayı göstererek:

    Şu odada amcamın oğlu vardı. Hendek savaşı günü ailesine (gitmek üzere Hz. Peygamber'den) izin istemişti. Kendisi daha yeni evlenmişti. Rasûlullah (s.a.)'de (ailesinin yanma gitmesi için) kendisine izin verdi. Ve ona silahıyle gitmesini emretti. (Kendisi) evine varınca, hanımını evin kapısı önünde ayakta dikili bir halde buldu. Bunun üzerine (kıskançlığı tuttu da) süngüsü(nü) karısına çevirdi. (Süngünün kendisine çevrildiğini gören kadın) "Acele etme! (Eve bir gir de) beni dışarı çıkaran şeyi (sen de) gör!" dedi. (Aldığı bu cevap üzerine) hemen eve girdi. Bir de ne gör*sün; büyük bir yılan. Hemen süngüyü ona sapladı, sonra (yılan) süngü kendisine saplanmış olduğu halde hareket etmekte iken onu (süngünün ucunda) dışarı çıkardı. (Yılan bir ara süngüden kurtulup hasmının üzerine saldırdı uzun bir boğuşmadan sonra her ikisi de öldüler.) Onlardan hangisi, yılan mı yoksa adam mı erken öldü, bilemiyorum. Bunun üzeri*ne onun kavmi Rasûlullah (s.a.)'e gelerek: "Ey Allanın Resulü): "Allah'a dua et de arkadaşımızı (yeniden) diriltsin!" dediler. (Hz. Peygamber de

    Arkadaşınız için istiğfar ediniz." dedi. Sonra "cinlerden bir top*luluk Medine'de müslüman oldular. Onlardan birini (evinizde) gör*düğünüz zaman onu üç defa korkutunuz. Onu öldürmek istediğiniz halde öldürmekten vazgeçip sadece korkutmakla yetindikten sonra yine de size (evinizde) görünecek olursa üç(üncü defaki tehdidinizden sonra onu öldürünüz" buyurdu.[389]



    Açıklama


    Metinde geçen "entaktülûhu" cümlesinin "in bedâ,, f,jf jnjn fajjj oıması da mümkündür. Bu takdir*de bu kelimelerin yer aldığı cümlenin anlamı şöyledir: "Eğer kendisini üç defa tehdit ettikten sonra siz de onu Öldürmeniz (gerektiğine dair bir ka*naat) doğacak olursa (o zaman) onu öldürün."

    Yine metinde geçen "istiğfirû lisâhibiküm" cümlesi aslında "arkada*şınız için af dileyiniz" anlamına gelmekle beraber burada "onun cenaze namazını kılınız" anlamında kullanılmış olabilir.

    Bununla beraber, burada hakiki manası olan "af dileyiniz" anlamında kullanılmış da olabilir. Çünkü bu olayın başından geçtiği zat, bu yılana gerekli olan ikazı yapmadan ve yeterli mühleti vermeden öldürdüğü için istiğfarı gerektiren yanlış bir iş yapmıştır.

    Evde görülen yılanları öldürmeden yapılması gereken tehdidin ve ve*rilmesi gereken mühletin sadece Medine'deki evlerde görülen yılanlar için mi yoksa evlerde görülen tüm yılanlar için mi arandığı ihtilaflıdır. Biz bu konuyu (5249) numaralı ve (5253) nolu hadislerin şerhinde açıkladığı*mızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.[390]



    5258... Şu (bir önceki) hadis kısa olarak İbn Aclân'dan da (rivayet edilmiştir. Bu rivayete göre Hz. Peygamber) şöyle buyurmuştur:

    "Ona üfç (defa) izin versin. (Bu izin kullanıldıktan) sonra (yılan) yi*ne de (evde) kendisine görünecek olursa hemen onu öldürsün. Çünkü o şeytandır."[391]



    5259... Hişam b, Zühre'nin azadlı kölesi Ebu's-Saib (in) rivayet ettiği*ne göre kendisi (birgün) Ebu Said el-Hudrî'nin yanına girmiş... (Hişam) bu rivayetinde (bir önceki hadisin) bir benzerini ondan daha geniş bir şe*kilde anlattı. (Bu rivayete göre Hz. Peygamber) şöyle buyurmuş:

    Ona üç gün izin verin. Bu üçgünlük izinden sonra (evinizde) size yine de görünecek olursa (o zaman) onu öldürünüz. Çünkü o şeytan*dır.[392]



    5260... (Abdurrahman b. Ebi Leylâ'nın) babasından (rivayet edildiği*ne göre) Rasûlullah (s.a.)'e evlerde bulunan yılanlar sorulmuş da şöyle buyurmuş:

    Onlardan birini evlerinizde gördüğünüz zaman "ünşidikünnel ahdellezi ehaze aieykünne Nuh, üncidü künel ahdellezî ehaze aleykünne Süleyman enlâ tü'zûna: Bizi rahatsız etmeyeceğinize dair Hz. Nuh ile Hz. Süleyman'a vermiş olduğunuz söz aşkına (evimizi terk ediniz)" deyiniz. Eğer (buna rağmen yine de evinize) gelirlerse (o za*man) onları öldürünüz.[393]



    5261... Hz. (Abdullah) b. Mesûd (r.a.)'den demiştir ki:

    "Gümüşden bir dal gibi bembeyaz (küçük ve ince) yılanların dışında tüm yılanları öldürünüz."

    Ebû Davud dedi ki; Adamın birisi bana (metinde geçen ve gümüşten bir dal gibi bembeyaz, küçük ve ince yılan anlamına gelen) cânn (hakkın*da): "O yürürken (vücudu sağa .sola hiç) eğrilmez" dedi. Gerçekten bu (söz) doğruysa onun hakkında (en belirgin) alâmet budur.[394]


  11. 01.Nisan.2015, 01:37
    6
    halilcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    İnsanlara zarar verse bile hiçbir hayvana eza vermek veya dövmek caiz değildir. Ancak insanlara zarar veren bir hayvanı, hangi hayvan olursa olsun eza etmeden keskin bir bıçakla kesmek caizdir. Çünkü bir hayvanın yemek için kesilmesi caiz olduğuna göre zararından dolayı da kesilmesi caiz olur.
    Bir kimsenin iş göremez hale gelmiş at ve merkebini de ondan kurtulmak için kesmesinde beis yoktur.
    Bir kimsenin gelip geçene saldıran köpeği olsa mahalle sakinleri o köpeği öldürebilir. Eğer adam köpeğini evinde muhafaza eder ve kimseye zarar verdirmezse köpeğe ihtiyacı olmasa bile komşuları mani olamaz. Başı boş sokağa salarsa o zaman mani olurlar.
    Köylerde tavuk, hindi, koyun, keçi, sığır ve at gibi hayvanları evinde tutmak da böyledir. Yani evinde bakarsa mani olunmaz sokağa başı boş salarsa mani olunur.
    Bit ve pire her halükarda öldürülebilir. Arı, sinek ve diğer haşarat (yılan, akrep vs.) zararları olmasa da öldürmek mubahtır. Lakin zararsız olduklarında öldürmemek evladır.
    İpek böceği yetiştirmekte ve koza olduktan sonra içindeki böcekler ölsün diye güneşte bekletmekte beis yoktur. Çünkü bunda insanlar için menfaat vardır. Hayvanları yakmak suretiyle öldürmek tahrimen mekruhtur. (Fetavel hindiye c.5 s.360-361)



    Cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar? Bu aleme geçen bir cin ne kadar kalabilir?
    Cevap

    Cinlerin metafizik alemden şehadet yani görünen, fiziki aleme geçişinde çeşitli sebepler vardır. Ya bizim alemimizde manyetik bir hadise vuku bulur, ya iki alem arasında bir menfez, koridor meydana gelir ya da medyum özelliğine sahip bir kişi, bilerek veya bilmeyerek bünyesi gereği buna vesile olur. Yoksa hiçbir cin kendi aleminin hudutları dışına kendi iradesiyle çıkamaz.

    Aynı dünyada olmamıza rağmen boyut farklılığı bir hakikattir. Cinler, canları istediği zaman metafizik alemden, fizik aleme geçemezler.

    Cinler, kendi alemlerinden, şehadet alemine geçtiği zaman, rasgele kişilere musallat olamıyor, herkese tesir edemiyor. Ancak, doğuştan medyumluk özelliği olan insanlarla muhatap olabilir veya bünyesinde bir menfez, bir açık, bir rahatsızlık bulunan kişilere musallat olurlar. Bu kişiler de genellikle içine kapanık, korkak, çekingen, psikolojik olarak dengesiz, şizofreni ve beyin yönünden bir rahatsızlığı olan kişilerdir.

    Cinler kendi alemlerinden şehadet alemine devamlı kalmak üzere geçemez. Muhakkak belli bir zaman sonra geri dönmek zorundadır. Nasıl ki, komaya giren bir insanın belli bir zaman sonra uyandırılması gerekiyorsa, suya giren bir insan belli bir müddet sonra sudan çıkmak zorundaysa, cin de bir vakit sonra kendi alemine dönmek zorundadır. Tek imkanı vardır o da, ya medyumluk özelliğe sahip manyetik enerjili bir insan bulmak ve onunla muhatap olup enerjisinden istifade etmek, ya onun içine girip bir müddet vaziyeti idare etmek, ya zayıf ve hasta bünyelerden enerji hırsızlığı yapmak ya da herhangi bir sinek, böcek vs. hayvanın içine girip zaman kazanmaktır.

    Asr-ı saadetten bir hadise bize bu konuda ışık tutmaktadır.

    Hz. Aişe validemiz anlatıyor: 'Bilmeyerek, evde dolaşan bir canlıyı (muhtemelen bir yılanı kastediyor) öldürmüştüm. O gece rüyamda beni yüksek bir mahkemeye çağırdılar ve benim cinayet işlediğimi söylediler. 'Hayır, ben kimseyi öldürmedim..' dediysem de, ısrarlarından gündüz öldürdüğüm canlıyı kastettiklerini anlamıştım. Meğer o bir cinnî imiş. Kendimi müdafaa için: 'O niçin eve gelip beni gözetliyor?' deyince: 'Hayır, o asla sana bakmak için gelmezdi. Hele saçın-başın açıkken, kat'iyen odana girmezdi. Fakat o, bir Kur'an aşığı idi. Rasûlullah'tan ilk dinlediği Kur'an zevki, onu o kadar sarmıştı ki, Allah Rasûlü'nden sonra o manevî zevki, hep senin Kur'an'ında arardı. Evine gelişi işte bu sebepleydi..' dediler. Hz. Aişe validemiz diyor ki; 'uyandığımda rüyanın dehşetinden kan-ter içinde kalmıştım. Hatamı affettirmek için de, sadaka dağıtıp, bazı köleleri hürriyete kavuşturdum...' (Kurtubi, el-Camiu Liahkami'l-Kur'an, 16/214,215)

    zaten rivayetlerden bize gelen, evde her hangi bir haşarat, muzır mahluk görürseniz yılan, çıyan, böcek vs. bunları hemen telef etmeyin. Zararları yoksa ilişmeyiniz, denilmiştir.




    Yılanları Öldürme Hakkında

    (1/1)

    Reyyan:
    161- 162. Yılanları Öldürme Hakkında



    5248... Hz. Ebu Hureyre'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:

    "Biz kendileriyle savaştığımızdan bu yana yılanlarla hiç barış yap*madık, (Binaenaleyh intikam alacakları) korkusuyla onlardan birini (öldürmeyi) bırakan kimse benden değildir."[362]



    5249... Hz. İbn Mesud'dan (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Yılanların hepsini öldürünüz. Onların intikamın*dan (ve bu korkusundan dolayı onları Öldürmekten kaçman) kimse ben*den değildir."[363]



    Açıklama


    İnsanoğlu ile yılanlar arasında yaratılışlarından gelen ezeli bir düşmanlık vardır Yaratılışlarında bu*lunan bu düşmanlık sebebiyle her zaman yılanlar insanları, insanlar da yı*lanları öldürmek isterler.

    Bazılarına göre ise, bu düşmanlık tâ cennette Adem Aleyhisselamla şeytan arasında geçen malum ve meşhur olaya kfidar uzanır. Rivayete gö*re şeytan, Adem aleyhisselam'a, cennette kendisine yasaklanmış olan

    meyveyi[364] yedirerek onu cennetten çıkarmayı kafasına koyunca, bu tasa*rısını gerçekleştirmek için cennete girip Hz. Adem'le buluşmak istemişse de cennetin bekçileri onu içeriye bırakmamışlardır. Bunun üzerine bir yı*lan, şeytanı ağzının içine alarak onun cennete girmesini ve bu ihanetini ic*ra etmesini sağlamıştır.[365]

    İşte yılanlarla insanlar arasında süregelmekte olan bu ezeli ve cibili düşmanlık sebebiyle İslam dini insanlar için tehlikeli bir düşman olan yı*lanların öldürülmesini emretmiştir. Bazı müfessirlere göre: "... kiminiz, kiminize düşman olarak ininiz..."[366] ayet-i kerimesinde söz konusu edi*len düşmanlık Hz. Adem ve Havva ile onların karşısında bulunan şeytan ve yılan arasındaki düşmanlıktır.[367]

    Hanefi ulemasından Bedrüddin Aynî'nin açıklamasına göre mevzumu-zu teşkil eden hadis-i şerifin zahiri bütün yılanları hiçbir ayırım yapma*dan ve hiçbir ihtarda bulunmadan öldürülmelerini emretmektedir. İmam Malik'e göre ise, Abdullah b. Ömer'in rivayet ettiği evlerde yaşayan yı*lanları öldürmenin yasaklandığını ifade eden hadis[368] mevzumuzu teşkil eden bu hadis-i şerif tahsis ettiğinden Medine'nin evlerinde yaşayan yı*lanları bu hükmün dışında bırakmıştır. Binaenaleyh üç defa ihtarda bulun*madan onları öldürmek caiz değildir. Bazılarına göre evlerde yaşayan hiç*bir yılan ihtar edilmeden öldürülemez. Delilleri ise yine Buharî'nin riva*yet ettiği sözü geçen Abdullah b. Ömer hadisidir.[369] Ayrıca Hanefiler 5261 numaralı hadise dayanarak küçük ve beyaz yılanları öldürmeyip sağ bı*rakmanın evlâ olduğunu söylemişlerdir.

    Şafiî ulemasından Kemalüddin Dümeyrî'nin açıklamasına göre metin*de geçen bu yılanları Öldürme emri "nedb" ifade eder. Bir başka ifadey*le bu emre uymak farz değil menduptur. Evlerde bulunan yılanları öldür*mek için ise üçgün yahutta üç defa mühlet verilir. Dördüncüsünde öldürü*lür. Cumhuru ulemaya göre, ev yılanlarına üç gün mühlet verilir. Üçgün sonra evi terketmedikleri takdirde öldürülürler. Onlara mühlet vermek "Ünaşidükünne bil ahdillezi ehazehü aleykünne Nuh ve Süleyman en lâ tebdü lenâ velâ tü'zûnâ: Bize görünmeyeceğinize ve eziyet etmeye*ceğinize dair Hz. Nuh'a ve Hz. Süleyman'a verdiğiniz söz hakkı için" (evimizi terk ediniz)" cümlelerini söylemekle olur. Bu sözleri söyledikten sonra da eğer evi terk etmezlerse o zaman Öldürülürler."[370]

    Mazirî'ye göre "sair beldelerin ve evlerin yılanlarını ihtarsız olarak öl*dürmek mendupsa da, Medine yılanları ihtar verilmeden öldürülemez. Fa*kat ihtar verilir de yine gitmezlerse öldürülürler. Çünkü cinlerden bir ta*ife Medine'de müslürnanlığı kabul ettiğinden[371] Medine'deki çinililerin o taifeden olması ihtimali vardır.[372]

    Muhterem okuyucularımıza bu konuda 5256 numaralı hadisin şerhine de müracaat etmelerini tavsiye ederiz.

    İmam Tahavî'ye göre ise istisnasız olarak tüm yılanlara mühlet vermek evlâ olmakla beraber, bu mühlet bittikten sonra hiçbir ayırım yapmadan hepsi öldürülebilir. Çünkü metinde bulunan "yılanların hepsini öldürün cümlesi" bunu ifade eder. Hanefilerin "Eddüru'l-Muhtar" isimli fıkıh kitaplarında ise beyaz yılanları sağ bırakmanın evlâ olduğu ifade edilmek*tedir. Nitekim "beyaz yılanları öldürmeyiniz, onlar cinnîdir" mealin*deki (5261) nolu hadis-i şerif de bunu ifade etmektedir.

    Metinde, yılanları öldürmekten kaçınmakla ilgili olan: "Onların inti*kamından korkan benden değildir" mealindeki tehdid "yılanların sa*hiplerinin ve eşlerinin onları öldürenlerden intikam alacağı" yolundaki câhiliyye devrindeki bir inancı hedef almaktadır. Resulü zişan efendimiz bu sözüyle câhiliyye dönemi insanlarının bu batıl inancını yıkmış ve yı*lanları öldürmeyi bu düşünceyle terk edenleri kendinden saymamıştır.

    Binaenaleyh yılanları öldürmeyi bu düşünceyle terketmek tamamen bir câhiliyye adetidir. Gücü yettiği halde onları öldürmeyi terk etmekse mendubu terk etmek demektir.[373]



    5250... Hz. İbn Abbas'dan (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Yılanların kendisini takib edecekleri korkusuyla onları öldürmeyi terk eden kimse bizden değildir. Biz onlara savaşa girdiğimizden beri onlarla hiç barış yapmadık."[374]



    Açıklama


    Bu hadisle ilgili açıklama bir Önceki hadisin şer- hinde geçtiğinden burada tekrara lüzum görmüyo*ruz.[375]



    5251... Hz. Abbâs b. Abdilmuttalib'den (rivayet edildiğine göre) ken*disi (birgün) Rasûlullah (s.a.)'e:

    Biz Zemzem kuyusunu(n içine düşen şeyleri çıkarmak suretiyle) te*mizlemek istiyoruz. (Fakat) onun içinde küçük (ince ve beyaz) yılanlar*dan da var" demiş. Peygamber (s.a.)'de onların öldürülmesini emretmiş.[376]



    Açıklama


    Her ne kadar (5261) numaralı hadis-i şerifte beyaz yılanların öldürülmesi yasaklandığı halde mevzu-muzu teşkil eden bu hadis-i şerifte Zemzem kuyusundaki tüm yılanların hiçbir ayırım yapmadan öldürülebileceği gibi, bir mana anlaşılıyorsa da aslında burada öldürülmeleri emredilen Zemzem kuyusundaki yılanların hepsi değil, ince ve beyaz yılanların dışndaki yılanlardır. Esasen metinde geçen "Onun içinde küçük ve beyaz yılanlardan da var" cümlesi bu yılanların bir kısmının beyaz yılan, çoğunluğunun da diğer yılanlardan meydana geldiğini gösterir. Bundan da anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber'in Zemzem kuyusunun temizlenmesi için öldürülmelerini emrettiği yılanlar*dan maksat, küçük beyaz yılanların dışındaki yılanlardır. Küçük beyaz yı*lanlar cinnî olabileceği için onlarla ilgili hükümler ayrıdır.

    Münzirî'ye göre bu hadisin ravilerinden Abdurrahman b. Sabit'in Hz. Abbas'dan hadis aldığı kesin değildir. Dolayısıyla bu hadis mürseldir.[377]



    5252... (Salim b. Abdullah b. Ömer'in) babasından (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Yılanları, (özellikle) iki çiz*gili ve kısa kuyruklu olanları öldürünüz, çünkü bunlar gözü alır ve cenini düşürür."

    (Bu hadisin ravisi Salim) dedi ki: Abdullah (b. Ömer) bulduğu her yı*lanı öldürürdü. (Birgün) O'nu Ebu Lübabe yahut da (amcası) Zeyd b. el Hattab bir yılanı kovalarken gördü de:

    Gerçek şu ki; öldürülmeleri yasak olan yılanlar, evlerde yaşayanlar*dır" dedi.[378]



    5253... Hz. Ebu Lübabe'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) evlerde bulunan küçük (ve ince) yılanların öldürülmesini yasaklamıştır. Ancak (evlerde yaşayan) bu yılanlardan iki çizgili ve kısa kuyruklu olan*lar öldürülebilir. Çünkü bunlar gözü alırlar ve kadınların karnında olan cenini düşürürler.[379]



    Açıklama


    Zü't-Tufyeteyn, iki tufyeli demektir. Tufye, mukl denilen yemişin yaprağıdır. Bu yemişin yaprağı üzerinde iki çizgi bulunurmuş. Yılanın da sırtında iki çizgi bulunduğu için benzetme suretiyle ona tufyeli yılan denilmiştir. Biz çizgili yılan demek*le iktifa ettik.

    Ebter: Kısa kuyruklu, son derece zehirli bir yılandır. Gebe bir kadın bu yalana bakar bakmaz çocuğunu düşürürmüş. İhtimal bunun sebebi ka*dının birden bire korkmasıdir. Mamafih Hattabî ile diğer bazı ulemanın beyanına göre, gerek çizgili yüanın, gerekse ebterin gözlerinde Cenab-i Hak öyle bir hassa halketmiştir ki bir bakışta insanı kör ederlermiş.

    Cânn: Küçük yılan demektir. Bazıları ince hafif, bir takımları da in*ce beyaz yılan demek olduğunu söylemişlerdir.[380]

    Yılanları öldürmenin hükmünü 5249 nolu hadisin şerhinde açıkladığı*mızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.[381]



    5254... Hz. Nafi'den (rivayet edildiğine göre) şu bir önceki hadiste ge*çen) Hz. Ebu Lübabe'nin anlattığı olaydan sonra Hz. (Abdullah) İbn Ömer, evinde bir yılan bulmuş da onun (evden çıkarılmasını) emretmiş. Bunun üzerine (o yılan evden) Baki mezarlığına çıkarılmıştır.[382]



    5255... (Bir önceki hadisi) Hz. Nafi'den Hz. Üsame de rivayet etti. (Üsame'nin rivayet ettiği) bu hadiste (bir önceki hadisten fazla olarak şu cümle de bulunmaktadır

    Nafi dedi ki: "Sonra ben o yılanı (tekrar Hz. Abdullah b. Ömer'in) evinde gördüm."[383]



    Açıklama


    (5253) numaralı hadisin şerhinde de açıkladığımız üzere, Hz. Peygamber iki çizgili kısa kuyruklu olanların dışında evde bulunan yılanları öldürmeyi yasaklamıştır. Çünkü (5237) nolu hadis-i şerifte açıklandığı üzere asr-ı saadette, Medine'de cinnilerdert bir cemaat Hz. Peygamberin huzuruna gelerek müslüman ol*muşlardır.

    Cinniler, bazan yılan kılığına girerek insanlar arasında dolaşıp evlere sokulduklarından, evlerde bulunan yılanların müslüman cinnilerden ol*maları mümkündür.

    Hz. Abdullah b. Ömer, bu hadiseyi öğrenmeden önce rastladığı her yı*lanı öldürürdü.[384] Fakat Hz. Lübabe, kendisine bu gerçeği hatırlatınca her yılanı öldürmekten vazgeçti. Evinde gördüğü yılanları sadece evinden çı*karmakla yetinir oldu.[385]

    Mevzumuzu teşkil eden hadislerden (5254) numaralı hadis-i şeriften anlaşılan budur. Mevzumuzu teşkil eden hadislerden (5255) numaralı ha*dis-i şerifte ise, Hz. Abdullah b. Ömer'in evinden çıkartıp Baki kabrista*nına gönderdiği bir yılanın, sonra yine gelip Hz. Abdullah b. Ömer'in evi*ne girdiği ifade edilmektedir. Bu cinnî Hz. Abdullah'ın evine ev halkına zarar vermek için dönmüş olabileceği gibi, müslüman olduğu için ev hal*kının yanında bulunmaktan manevi bir kazanç ve bereket umduğundan dolayı dönmüş de olabilir.

    Hafız Münzirî bu hadis hakkında sükût etmiştir.[386]



    5256... Muhammed b. Ebu Yahya'dan; demiştir ki: Babam(ın) bana haber verdi(ğine göre birgün) arkadaşıyla birlikte, Hz. Ebu Said'i ziyarete gitmişler. (Babam olayın devamını şöyle anlattı): Arkadaşımla beraber (Ebu Said'in) yanından çıktık. Bir arkadaşımızla karşılaştık, O da hasta*lıktan yatmakta olan Ebu Said'in yanına girmek istiyordu. (Biz onun ya*nından ayrılıp) mescide doğru yöneldik ve (varıp) mescide oturduk. Der*ken (bu arkadaşımız da mescide) geldi ve bize Hz. Ebu Said'i şöyle der*ken işittiğini söyledi:

    Rasûlullah (s.a.): "Muhakkak ki yılanlar çinililerdendir. Her kim evinde (onlardan) birini görürse, üç defa (bu evde size yer yoktur, eğer bir daha sizi burada görürsem bu evi başınıza dar getiririm, Benden söy*lemesi, Artık olacak olan şeylerden dolayı bir daha da beni suçlamayın(derriek suretiyle) onu sıkıştırsın.

    (Buna rağmen yine de eve) gelirse onu öldürsün. Çünkü o şeytan*dır" buyurdu.[387]



    Açıklama


    Cinn, hakkında bu eserimizin birinci cildinde (17-20) sahifelerde lüzumlu açıklama yapılmıştır. Evlerde görülen yılanları hemen öldürmeye kalkışmayıp onlara üç gün mühlet verileceğini ve bu mühletin mahiyetini de (5249) numaralı hadis*te açıkladık. Bu nedenle aynı konuları burada tekrar etmekten kaçınıyoruz.

    Hafız Münziri'nin açıklamasına göre, bu hadisin senedinde kimliği meçhul bir râvi vardır.[388]



    5257... Ebu Saıb den; demiştir ki:

    Ebu Said'in yanına varmıştım. Onun yanında otururken, sedirinin al*tında bir şeyin kıpırtısını işittim ve hemen (ona doğru bir) baktım. Bir de ne göreyim, bir yılan. Bunun üzerine hemen ayağa kalktım. Ebu Said:

    Sana da ne oluyor (öyle), dedi.

    Şurada bir yılan var, dedim.

    Ne yapmak istiyorsun, dedi.

    Onu öldüreceğim, dedim. Evinde kendi odasının karşısında bulunan bir odayı göstererek:

    Şu odada amcamın oğlu vardı. Hendek savaşı günü ailesine (gitmek üzere Hz. Peygamber'den) izin istemişti. Kendisi daha yeni evlenmişti. Rasûlullah (s.a.)'de (ailesinin yanma gitmesi için) kendisine izin verdi. Ve ona silahıyle gitmesini emretti. (Kendisi) evine varınca, hanımını evin kapısı önünde ayakta dikili bir halde buldu. Bunun üzerine (kıskançlığı tuttu da) süngüsü(nü) karısına çevirdi. (Süngünün kendisine çevrildiğini gören kadın) "Acele etme! (Eve bir gir de) beni dışarı çıkaran şeyi (sen de) gör!" dedi. (Aldığı bu cevap üzerine) hemen eve girdi. Bir de ne gör*sün; büyük bir yılan. Hemen süngüyü ona sapladı, sonra (yılan) süngü kendisine saplanmış olduğu halde hareket etmekte iken onu (süngünün ucunda) dışarı çıkardı. (Yılan bir ara süngüden kurtulup hasmının üzerine saldırdı uzun bir boğuşmadan sonra her ikisi de öldüler.) Onlardan hangisi, yılan mı yoksa adam mı erken öldü, bilemiyorum. Bunun üzeri*ne onun kavmi Rasûlullah (s.a.)'e gelerek: "Ey Allanın Resulü): "Allah'a dua et de arkadaşımızı (yeniden) diriltsin!" dediler. (Hz. Peygamber de

    Arkadaşınız için istiğfar ediniz." dedi. Sonra "cinlerden bir top*luluk Medine'de müslüman oldular. Onlardan birini (evinizde) gör*düğünüz zaman onu üç defa korkutunuz. Onu öldürmek istediğiniz halde öldürmekten vazgeçip sadece korkutmakla yetindikten sonra yine de size (evinizde) görünecek olursa üç(üncü defaki tehdidinizden sonra onu öldürünüz" buyurdu.[389]



    Açıklama


    Metinde geçen "entaktülûhu" cümlesinin "in bedâ,, f,jf jnjn fajjj oıması da mümkündür. Bu takdir*de bu kelimelerin yer aldığı cümlenin anlamı şöyledir: "Eğer kendisini üç defa tehdit ettikten sonra siz de onu Öldürmeniz (gerektiğine dair bir ka*naat) doğacak olursa (o zaman) onu öldürün."

    Yine metinde geçen "istiğfirû lisâhibiküm" cümlesi aslında "arkada*şınız için af dileyiniz" anlamına gelmekle beraber burada "onun cenaze namazını kılınız" anlamında kullanılmış olabilir.

    Bununla beraber, burada hakiki manası olan "af dileyiniz" anlamında kullanılmış da olabilir. Çünkü bu olayın başından geçtiği zat, bu yılana gerekli olan ikazı yapmadan ve yeterli mühleti vermeden öldürdüğü için istiğfarı gerektiren yanlış bir iş yapmıştır.

    Evde görülen yılanları öldürmeden yapılması gereken tehdidin ve ve*rilmesi gereken mühletin sadece Medine'deki evlerde görülen yılanlar için mi yoksa evlerde görülen tüm yılanlar için mi arandığı ihtilaflıdır. Biz bu konuyu (5249) numaralı ve (5253) nolu hadislerin şerhinde açıkladığı*mızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.[390]



    5258... Şu (bir önceki) hadis kısa olarak İbn Aclân'dan da (rivayet edilmiştir. Bu rivayete göre Hz. Peygamber) şöyle buyurmuştur:

    "Ona üfç (defa) izin versin. (Bu izin kullanıldıktan) sonra (yılan) yi*ne de (evde) kendisine görünecek olursa hemen onu öldürsün. Çünkü o şeytandır."[391]



    5259... Hişam b, Zühre'nin azadlı kölesi Ebu's-Saib (in) rivayet ettiği*ne göre kendisi (birgün) Ebu Said el-Hudrî'nin yanına girmiş... (Hişam) bu rivayetinde (bir önceki hadisin) bir benzerini ondan daha geniş bir şe*kilde anlattı. (Bu rivayete göre Hz. Peygamber) şöyle buyurmuş:

    Ona üç gün izin verin. Bu üçgünlük izinden sonra (evinizde) size yine de görünecek olursa (o zaman) onu öldürünüz. Çünkü o şeytan*dır.[392]



    5260... (Abdurrahman b. Ebi Leylâ'nın) babasından (rivayet edildiği*ne göre) Rasûlullah (s.a.)'e evlerde bulunan yılanlar sorulmuş da şöyle buyurmuş:

    Onlardan birini evlerinizde gördüğünüz zaman "ünşidikünnel ahdellezi ehaze aieykünne Nuh, üncidü künel ahdellezî ehaze aleykünne Süleyman enlâ tü'zûna: Bizi rahatsız etmeyeceğinize dair Hz. Nuh ile Hz. Süleyman'a vermiş olduğunuz söz aşkına (evimizi terk ediniz)" deyiniz. Eğer (buna rağmen yine de evinize) gelirlerse (o za*man) onları öldürünüz.[393]



    5261... Hz. (Abdullah) b. Mesûd (r.a.)'den demiştir ki:

    "Gümüşden bir dal gibi bembeyaz (küçük ve ince) yılanların dışında tüm yılanları öldürünüz."

    Ebû Davud dedi ki; Adamın birisi bana (metinde geçen ve gümüşten bir dal gibi bembeyaz, küçük ve ince yılan anlamına gelen) cânn (hakkın*da): "O yürürken (vücudu sağa .sola hiç) eğrilmez" dedi. Gerçekten bu (söz) doğruysa onun hakkında (en belirgin) alâmet budur.[394]





+ Yorum Gönder