Konusunu Oylayın.: Sabah Namazına Kalkamıyorum Uyuyamıyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sabah Namazına Kalkamıyorum Uyuyamıyorum
  1. 18.Mart.2015, 23:16
    1
    1stwarrior
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Aralık.2013
    Üye No: 102859
    Mesaj Sayısı: 181
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Sabah Namazına Kalkamıyorum Uyuyamıyorum






    Sabah Namazına Kalkamıyorum Uyuyamıyorum Mumsema Arkadaşlar ben son 3-4 aydır çok yoğunum . Gece 1 - 2 gibi yattığım oluyor . Sabah namazı da Ankara'da 6 ya çeyrek kala falan okunuyor . Yani ben uyandığımda bir daha uyuyamıyorum , uyusamda gözlerim ağrıyor . Sağlıklı bir insan olabilmek için günde 7-8 saat uyumak gerekiyor . Ben sabah namazına kalkamıyorum yani , kalksamda gün içinde gözlerim çok yorgun oluyor ve zorlanıyorum . Hergün sabah 8 de kalksam ve sabah namazının farzının kazasını kılsam olur mu ? Cidden farzını normal vaktinde kılarsam bana zararı oluyor çok yorgun düşüyorum . Kazasını kılsam hergün vakti geçince kabul olur mu ?


  2. 18.Mart.2015, 23:16
    1
    Devamlı Üye



    Arkadaşlar ben son 3-4 aydır çok yoğunum . Gece 1 - 2 gibi yattığım oluyor . Sabah namazı da Ankara'da 6 ya çeyrek kala falan okunuyor . Yani ben uyandığımda bir daha uyuyamıyorum , uyusamda gözlerim ağrıyor . Sağlıklı bir insan olabilmek için günde 7-8 saat uyumak gerekiyor . Ben sabah namazına kalkamıyorum yani , kalksamda gün içinde gözlerim çok yorgun oluyor ve zorlanıyorum . Hergün sabah 8 de kalksam ve sabah namazının farzının kazasını kılsam olur mu ? Cidden farzını normal vaktinde kılarsam bana zararı oluyor çok yorgun düşüyorum . Kazasını kılsam hergün vakti geçince kabul olur mu ?


    Benzer Konular

    - Sabah namazına artık kalkamıyorum

    - Sabah namazına kalkamıyorum ne yapmalıyım

    - Sabah namazına kalkamıyorum kazasını yaparsam kabulolur mu?

    - Sabah namazına kalkmak istiyorum ama kalkamıyorum

    - Sabah Namazına Kalkamıyorum!

  3. 18.Mart.2015, 23:21
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Sabah Namazına Kalkamıyorum




    Sabah namazına kalkamamak, bir anlamda din açısından iyi bir hayat yaşayamamak demektir. Elbette, yenen içilenlerden etkilenmek söz konusudur; muhakkak helal yemeliyiz. Yalnız sabah namazı için özellikle dikkat edilmesi gereken durum, uyku düzenidir. Erken yatmalısınız. Bir de bilhassa akşam yemeklerini, hazmı kolay şeylerden yemelisiniz. Yattığınız odanın havasının temiz olması, yatağınızın rahat olması da uyanmanızı etkiler. Yatmadan dua etmeyi de ihmal etmeyin.



    Beş vakit olarak emredilen namazların hepsi de kıymetli ve ehemmiyetlidir. Birisi diğerinin yerine geçmez. Yalnız, bir kısmı daha faziletli ve daha sevaplıdır. Sabah namazı da bunlardan birisidir. Cenab-ı Hak bir âyette meâlen buyurmuştur:
    “Resulüm, sen onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini hamd ile tesbih et, gecenin bir kısım saatleriyle, gündüzün de tesbih et ki Allah rızasına eresin.”(Tâhâ, 20/130)
    Müfessirler bu âyette “hamd ile tesbih”ten maksadın namaz olduğunu bildirirler. Güneşin doğmasından önceki tesbih, sabah namazına işaret etmektedir.
    Sabah namazının ehemmiyeti ve fazileti uyku vaktine tesadüf ettiği içindir. Herkesin uyku gibi tatlı ve nefse hoş gelen bir şeyi bırakıp her şeyin Yaratıcısına yönelmek, Ona yalvarmak, huşû ile secdeye gitmek, nihayetsiz âciz, fakir ve zayıf iken, sonsuz kudret, zenginlik ve kuvvet sahibi olan âlemlerin Rabbine dayanmak, Onu tesbih ve hamdetmek, Ona tâzimde bulunmak, kudsî bir lezzete, ulvî bir hazza insanı mazhar eder. Bu mazhariyetle beraber Allah’ın huzuruna kabul edilmenin, ona muhatap ve dost olmanın, ayrıca mukaddes bir vazifeyi yerine getirmenin rahatlığı ve huzuru insanın bütün benliğini kaplayacaktır.
    Sabah namazı uyku saatine rastladığından, uyanmak nefse ağır gelmektedir. İslâm âlimleri, uykusu ağır olan kimselerin erken yatıp namaz için uyanmalarını tavsiye etmişlerdir. Geç saatlere kadar oyalanıp namazı geçirmelerini doğru bulmamışlardır.
    Sırf kasdî olarak veya ihmalden yahut gaflet ve mühimsememekten dolayı kazaya kalan namazların meşru mazereti olamaz. Böyle hareketler, ihmaller insanı günaha sokar. İnsanın ilk hesaba çekileceği amelinin namaz olması, bir vakit namazını kazaya bırakmanın bilerek ve isteyerek meydana gelmişse cezâyı netice vermesi, işlediğimiz kötülük zerre kadar bile olsa ihmal edilmeyip bize gösterileceği hakikati, bizi daima dikkate ve ihtiyata sevk etmelidir.
    Sabah namazına kalkabilmek için her türlü tedbiri almak gerekir. Hattâ bir sefer esnasında, Peygamberimiz (a.s.m.) Hz. Bilâl (ra)’i sabah namazı için nöbetçi bırakmıştır.
    Aslında dinimizde zorluk yoktur. İbadetlerimizi yapmak çok kolaydır. Sadece yapacağımız şey, dikkatli ve uyanık olmaktır. Sırf ihmal yüzünden namazı kılmamak bize çok pahalıya mal olur. Sabah namazını kıldığımız gün daha canlı ve şevkli oluruz. Kılmadığımız gün ise dünyevî işlerimizde bile bir isteksizlik, aksilik olduğu gibi psikolojik yapımızda da huzursuzluk meydana gelir. Meselenin uhrevî mesuliyeti ise daha acıklıdır.

    Gece yatağa girerken maddî tedbir olarak çalar saati kurmanın yanında, mânevî tedbir olarak da “İnnâ âtaynâ, İhlas, Felak, Nas, ve Âyete'l-Kürsi” gibi sûreleri okumak ve dua etmek uyanmamıza yardım edecektir. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın bu iş için vazifelendirdiği melekler vardır.
    Zaten asıl mesele, kalkmayı şuur altına yerleştirmektir. Dünyevî küçük bir menfaat için gerektiğinde uykusuz kaldığımızı, mühim bir iş arzuladığımız zaman uyandığımızı dikkate alırsak, sadece sünneti dahi “dünya ve içindekilerden daha hayırlı”(Riyazü's-Sâlihîn, II/411) olan bir ibadet için nelere katlanabileceğimizi düşünmek pek zor değildir. Kaldı ki bu sözü Peygamberimiz (s.a.v.) sabah namazının sadece sünneti için söylemiştir.
    Sabah namazının vaktiyle ilgili bir husus daha var ki, o da güneşin doğmasına pek az bir vakit kaldığında yapacağımız şeylerdir. Böyle bir halde vakit çok darsa hemen abdest almak lâzımdır. Tuvalete çıkmak gibi başka şeylerle vakit kaybetmek câiz değildir. Zira namazın vakti çıkmak üzeredir.
    Yine zaman kazanmak için abdestte sadece farz olan âzaları yıkamak, farzı eda edebilmek için iki rekât sünneti terk etmek caiz olduğu gibi, çok dar vakitlerde vâcibdir.



  4. 18.Mart.2015, 23:21
    2
    Devamlı Üye



    Sabah namazına kalkamamak, bir anlamda din açısından iyi bir hayat yaşayamamak demektir. Elbette, yenen içilenlerden etkilenmek söz konusudur; muhakkak helal yemeliyiz. Yalnız sabah namazı için özellikle dikkat edilmesi gereken durum, uyku düzenidir. Erken yatmalısınız. Bir de bilhassa akşam yemeklerini, hazmı kolay şeylerden yemelisiniz. Yattığınız odanın havasının temiz olması, yatağınızın rahat olması da uyanmanızı etkiler. Yatmadan dua etmeyi de ihmal etmeyin.



    Beş vakit olarak emredilen namazların hepsi de kıymetli ve ehemmiyetlidir. Birisi diğerinin yerine geçmez. Yalnız, bir kısmı daha faziletli ve daha sevaplıdır. Sabah namazı da bunlardan birisidir. Cenab-ı Hak bir âyette meâlen buyurmuştur:
    “Resulüm, sen onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini hamd ile tesbih et, gecenin bir kısım saatleriyle, gündüzün de tesbih et ki Allah rızasına eresin.”(Tâhâ, 20/130)
    Müfessirler bu âyette “hamd ile tesbih”ten maksadın namaz olduğunu bildirirler. Güneşin doğmasından önceki tesbih, sabah namazına işaret etmektedir.
    Sabah namazının ehemmiyeti ve fazileti uyku vaktine tesadüf ettiği içindir. Herkesin uyku gibi tatlı ve nefse hoş gelen bir şeyi bırakıp her şeyin Yaratıcısına yönelmek, Ona yalvarmak, huşû ile secdeye gitmek, nihayetsiz âciz, fakir ve zayıf iken, sonsuz kudret, zenginlik ve kuvvet sahibi olan âlemlerin Rabbine dayanmak, Onu tesbih ve hamdetmek, Ona tâzimde bulunmak, kudsî bir lezzete, ulvî bir hazza insanı mazhar eder. Bu mazhariyetle beraber Allah’ın huzuruna kabul edilmenin, ona muhatap ve dost olmanın, ayrıca mukaddes bir vazifeyi yerine getirmenin rahatlığı ve huzuru insanın bütün benliğini kaplayacaktır.
    Sabah namazı uyku saatine rastladığından, uyanmak nefse ağır gelmektedir. İslâm âlimleri, uykusu ağır olan kimselerin erken yatıp namaz için uyanmalarını tavsiye etmişlerdir. Geç saatlere kadar oyalanıp namazı geçirmelerini doğru bulmamışlardır.
    Sırf kasdî olarak veya ihmalden yahut gaflet ve mühimsememekten dolayı kazaya kalan namazların meşru mazereti olamaz. Böyle hareketler, ihmaller insanı günaha sokar. İnsanın ilk hesaba çekileceği amelinin namaz olması, bir vakit namazını kazaya bırakmanın bilerek ve isteyerek meydana gelmişse cezâyı netice vermesi, işlediğimiz kötülük zerre kadar bile olsa ihmal edilmeyip bize gösterileceği hakikati, bizi daima dikkate ve ihtiyata sevk etmelidir.
    Sabah namazına kalkabilmek için her türlü tedbiri almak gerekir. Hattâ bir sefer esnasında, Peygamberimiz (a.s.m.) Hz. Bilâl (ra)’i sabah namazı için nöbetçi bırakmıştır.
    Aslında dinimizde zorluk yoktur. İbadetlerimizi yapmak çok kolaydır. Sadece yapacağımız şey, dikkatli ve uyanık olmaktır. Sırf ihmal yüzünden namazı kılmamak bize çok pahalıya mal olur. Sabah namazını kıldığımız gün daha canlı ve şevkli oluruz. Kılmadığımız gün ise dünyevî işlerimizde bile bir isteksizlik, aksilik olduğu gibi psikolojik yapımızda da huzursuzluk meydana gelir. Meselenin uhrevî mesuliyeti ise daha acıklıdır.

    Gece yatağa girerken maddî tedbir olarak çalar saati kurmanın yanında, mânevî tedbir olarak da “İnnâ âtaynâ, İhlas, Felak, Nas, ve Âyete'l-Kürsi” gibi sûreleri okumak ve dua etmek uyanmamıza yardım edecektir. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın bu iş için vazifelendirdiği melekler vardır.
    Zaten asıl mesele, kalkmayı şuur altına yerleştirmektir. Dünyevî küçük bir menfaat için gerektiğinde uykusuz kaldığımızı, mühim bir iş arzuladığımız zaman uyandığımızı dikkate alırsak, sadece sünneti dahi “dünya ve içindekilerden daha hayırlı”(Riyazü's-Sâlihîn, II/411) olan bir ibadet için nelere katlanabileceğimizi düşünmek pek zor değildir. Kaldı ki bu sözü Peygamberimiz (s.a.v.) sabah namazının sadece sünneti için söylemiştir.
    Sabah namazının vaktiyle ilgili bir husus daha var ki, o da güneşin doğmasına pek az bir vakit kaldığında yapacağımız şeylerdir. Böyle bir halde vakit çok darsa hemen abdest almak lâzımdır. Tuvalete çıkmak gibi başka şeylerle vakit kaybetmek câiz değildir. Zira namazın vakti çıkmak üzeredir.
    Yine zaman kazanmak için abdestte sadece farz olan âzaları yıkamak, farzı eda edebilmek için iki rekât sünneti terk etmek caiz olduğu gibi, çok dar vakitlerde vâcibdir.



  5. 18.Mart.2015, 23:40
    3
    1stwarrior
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Aralık.2013
    Üye No: 102859
    Mesaj Sayısı: 181
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Sabah Namazına Kalkamıyorum

    Durumumu yazdım erken uyuyamıyorum malesef . Kılamıyor muyum yani kazasını ? Ne anlamam gerekiyor bu mesajdan ?


  6. 18.Mart.2015, 23:40
    3
    Devamlı Üye
    Durumumu yazdım erken uyuyamıyorum malesef . Kılamıyor muyum yani kazasını ? Ne anlamam gerekiyor bu mesajdan ?


  7. 19.Mart.2015, 07:06
    4
    Crowley
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2015
    Üye No: 105294
    Mesaj Sayısı: 314
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: İSTANBUL

    Cevap: Sabah Namazına Kalkamıyorum

    Zorluklar bahane degil. Sen gün içinde zorluk çekme ahirette 80 yıl yan ? Yatmadan önce dua et kalktıkça alışırsın.


  8. 19.Mart.2015, 07:06
    4
    Devamlı Üye
    Zorluklar bahane degil. Sen gün içinde zorluk çekme ahirette 80 yıl yan ? Yatmadan önce dua et kalktıkça alışırsın.


  9. 20.Mart.2015, 02:47
    5
    loser
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Eylül.2014
    Üye No: 104620
    Mesaj Sayısı: 105
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Sabah Namazına Kalkamıyorum

    Aynı sorun bende de var. Ne kadar erken yatarsam yatayım uyuyamıyorum. Yatakta 2-3 saat kıvrandığım oluyor. Bu mesajı da yataktan yazıyorum. 1 saat önce yattım ama haleda uyuyamadım. Sabah namazına kalkınca da tekrar uyuyamıyorum. Böylece gündüzleri zombi gibi oluyorum. Bir işte çalışmadığım için şimdilik sıkıntı olmuyor ama ilerde bu çok sıkıntı olacak. Yıllardır da bu sorun geçmedi. Yatmadan önce dua da okuyorum. Uyku evresine geçmek sıkıntı. Konuyu açan arkadaşın hâlini gayet iyi anlıyorum. Onun erken yatma gibi bi şansı da yokmuş.


  10. 20.Mart.2015, 02:47
    5
    loser - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Aynı sorun bende de var. Ne kadar erken yatarsam yatayım uyuyamıyorum. Yatakta 2-3 saat kıvrandığım oluyor. Bu mesajı da yataktan yazıyorum. 1 saat önce yattım ama haleda uyuyamadım. Sabah namazına kalkınca da tekrar uyuyamıyorum. Böylece gündüzleri zombi gibi oluyorum. Bir işte çalışmadığım için şimdilik sıkıntı olmuyor ama ilerde bu çok sıkıntı olacak. Yıllardır da bu sorun geçmedi. Yatmadan önce dua da okuyorum. Uyku evresine geçmek sıkıntı. Konuyu açan arkadaşın hâlini gayet iyi anlıyorum. Onun erken yatma gibi bi şansı da yokmuş.


  11. 20.Mart.2015, 03:25
    6
    halilcan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2014
    Üye No: 104101
    Mesaj Sayısı: 390
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Sabah Namazına Kalkamıyorum

    namaz borcunuzu ödemiş olursunuz ama özürsüz vaktinde kılmamaktan dolayı büyük günah olur.




    Bir namazı vakti çıkınca [kaza olarak] kılan, 80 hukbe Cehennemde kalır. (Hadis-i Şerif)



    KONU: KAZA NAMAZLARI

    Konuyu işleme: Konu 5 sahife olarak hazırlanmıştır. Dinleyenlerin durumuna göre özetlenebilir veya en önemli olduğu düşünülen hususlar seçilebilir. Son kısımda yer alan soru cevaplardan da en önemli olduğu düşünülenler seçilebilir. Konu üzerinde dikkatleri toplamak için aşağıda açıklandığı şekilde “Bölüm 1” de yer alan başlangıç soruları ile giriş yapılabilir. Konu işlenmesi bittiğinde “Bölüm 2” deki sorularla konunun anlaşılması artırılabilir.

    Bölüm 1:

    1) Kaza namazı ne demektir?

    2) Hangi durumlarda namaz kazaya kalabilir? (Açıklama yapmadan sadece dinleyeceğiz)

    3) Kaza namazı hakkında bildiklerinizi kısaca anlatır mısınız?



    Bölüm 2:

    1) Kaza namazının ehemmiyetini öğrendik. Şimdi öğrendiklerimizi bir veya birkaç arkadaşımız özetleyebilir mi?





    Namaz, beden ile yapılan bir ibâdet olduğundan, başkası yerine kılınamaz. Herkesin

    kendisinin kılması lâzımdır. Namazları vaktinde kılmaya “Ed┠denir. Herhangi bir zamanda

    tekrar kılmaya “İâde” denir.



    Farz ve vâcib olan namazı, vakti geçtikten sonra kılmağa “Kaz┠etmek denir.



    Bir günlük beş vakit farzı ve vitr namazını kılarken ve kazâ ederken, tertip sâhibi olmak

    farzdır. Ya’nî, namaz kılarken, sıralarını gözetmek lâzımdır. Beşten fazla kazâsı olmayana

    (Tertip sâhibi) denir.



    Cuma farzını, o günün öğle namazı sırasında kılmak lâzımdır. Sabah namazına uyanamayan, hutbe okunurken bile hatırlarsa, hemen bunu kazâ etmelidir. Bir namazı kılmadıkça ondan sonraki beş namazı kılmak câiz olmaz. Hadîs-i şerîfte,



    (Bir namazı uykuda geçiren veyâ unutan kimse, sonraki namazı cemâat ile kılarken hatırlarsa, imâmla namazı bitirip, sonra önceki namazını kazâ etsin! Bundan sonra, imâmla kıldığını tekrar kılsın!) buyuruldu.



    Farzı, kazâ etmek farzdır. Vâcibi kazâ etmek vâcibtir. Sünneti kazâ etmek, emrolunmadı.

    Hanefî mezhebinin âlimleri sözbirliği ile bildiriyorlar ki; (Sünnet namazlarının yalnız

    vaktinde kılınmaları emrolundu. Vaktinde kılınmayan sünnet namazlar, insanın üzerinde borç

    kalmaz. Bunun için, vaktinden sonra kazâ edilmeleri emr olunmadı. Sabâhın sünneti, vâcibe

    yakın olduğundan, o gün öğleden önce farzı ile kazâ edilir. Sabah sünneti öğleden sonra,

    başka sünnetler ise, hiçbir zaman kazâ edilmez. Kazâ olursa, sünnet sevâbı hâsıl olmaz.

    Nâfile kılınmış olur.



    Farz namazları bilerek ve özürsüz olarak terketmek büyük günâhtır. Vaktinde kılınmayan

    böyle namazları kazâ etmek lâzımdır.



    Farz ve vâcib olan bir namazı bile bile kazâya bırakabilmek için, iki özür vardır:



    Biri, düşman karşısında olmaktır.

    İkincisi, seferde olan, ya’nî, üç günlük yol gitmeye niyyeti olmasa bile, yolda bulunan kimsenin hırsızdan, yırtıcı hayvandan, selden, fırtınadan korkmasıdır. Bunlar oturarak ve herhangi bir tarafa dönerek veyâ hayvan üzerinde îmâ ile de kılamadığı zaman, kazâya bırakabilir.



    Bu iki sebeple farzları kazâya bırakmak, uyku ve unutmak sebebi ile kaçırmak günâh olmaz. Boğulmak üzere olanı ve benzerlerini kurtarmak için namazı vaktinden sonra kılmak da sahihtir. Doktorun, ebenin bu özürlerden biri sebebiyle, namazlarını kazaya bırakmalarına, dînimiz izin vermiştir. Fakat, özür bitince, hemen kazâ kılması farz olur. Ancak, harâm olan üç vakitten başka, boş vakitlerinde kılmak şartı ile çoluk çocuğunun rızkını kazanmak, zaruri ihtiyaçlarını temin etmek için çalışacak kadar kazâ kılmayı geciktirebilir. Nitekim sevgili Peygamberimiz, Hendek muhârebesinin şiddetinden kılamadıkları dört namazı hemen o gece, Eshâb-ı kirâm “radıyallahü anhüm” yaralı ve çok yorgun oldukları halde, cemâat ile kıldı.
    Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki;

    (İki farz namazı bir araya getirmek büyük günâhlardandır). Ya’nî, bir namazı vaktinde kılmayıp, vaktinden sonra kılmak en büyük günâhtır. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki,



    (Bir namazı vakti çıktıktan sonra kılan kimseyi, Allahü teâlâ seksen hukbe Cehennemde bırakacaktır.) Bu hukbe, seksen âhıret yıldır. Âhıretin bir günü, dünyânın bin yılı kadardır. Bir vakit namazı, vaktinden sonra kılmanın cezâsı bu olursa, hiç kılmayanın cezâsını düşünmelidir.



    Namaz dînin direğidir. Namazı terkeden, dînini yıkmış olur. Kıyâmet günü, îmândan sonra ilk

    sûal namazdan olacaktır. Allahü teâlâ buyuracak ki,



    (Ey kulum! Namaz hesâbının altından kalkarsan kurtuluş senindir. Öteki hesapları kolaylaştırırım). Ankebût sûresi, kırkbeşinci âyetinde, meâlen (Kusursuz kılınan bir namaz, insanı pis, çirkin işleri işlemekten korur) buyurulmaktadır.



    Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (İnsanın Rabbine en yakın olduğu zaman namaz kıldığı zamandır).



    Bir müslümanın herhangi bir namazı vaktinde kılmaması iki türlü olur:



    1- Özür ile kılmamasıdır.

    2- Namazı vazife bildiği, önem verdiği halde tenbellikle terk etmesidir.



    Farz namazı özrü olmadan, vakti geçtikten sonra kılmak, ya’nî kazaya bırakmak harâmdır.

    Namazı, özürsüz olarak vaktinden sonra kılmak, büyük günâhtır. Bu günâh, kazâ edince afv

    olmuyor. Kazâ edince, yalnız namazı kılmamak günâhı afv olur. Bir kimse namazları kazâ

    etmedikçe, yalnız tevbe ile afv olmaz. Kazâ ettikten sonra tevbe ederse, afv olması ümit

    edilir. Tevbe ederken kılmadığı namazları kazâ etmesi lâzımdır. Kazâ etmeye gücü varken,

    kazâ etmezse, ayrıca büyük bir günâh işlemiş olur. Bu büyük günâh, her namaz kılacak kadar boş zaman geçince, bir misli artmaktadır. Çünkü namazı, boş zamanlarda hemen kazâ etmek de farzdır.



    Kaza borcu olan nafile namaz kılamaz



    Kazası olan nafile namaz kılamaz. İmam-ı Gazali hazretlerinin Dürret-ül Fahire kitabındaki hadis-i şerifte (Kazaya kalmış namaz borcu bulunanın, nafile namazı kabul olmaz) buyuruldu.



    Ahmed Cami hazretlerinin, Miftah-un-necat kitabındaki hadis-i şerifte, (Ya Ali, halk nafile ile meşgul olurken, sen farzları tamamla) buyuruldu.



    Hz. Ali’nin rivayet ettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Farz borcu olan, kaza etmeden, nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur, kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz) [Fütuh-ul Gayb m. 48]



    Başka bir hadis-i şerifte de (Farzları eda ve muhafaza etmek cihadın en faziletlisidir) buyuruldu. (Taberani)



    Hadis-i Kudside (Farz yapmakla bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir ibadetle yaklaşılamaz) buyuruldu. (Beyheki)



    Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:

    (Farz borcu varken nafile ile meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz.) [Fütuh-ul Gayb m. 48]


  12. 20.Mart.2015, 03:25
    6
    halilcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    namaz borcunuzu ödemiş olursunuz ama özürsüz vaktinde kılmamaktan dolayı büyük günah olur.




    Bir namazı vakti çıkınca [kaza olarak] kılan, 80 hukbe Cehennemde kalır. (Hadis-i Şerif)



    KONU: KAZA NAMAZLARI

    Konuyu işleme: Konu 5 sahife olarak hazırlanmıştır. Dinleyenlerin durumuna göre özetlenebilir veya en önemli olduğu düşünülen hususlar seçilebilir. Son kısımda yer alan soru cevaplardan da en önemli olduğu düşünülenler seçilebilir. Konu üzerinde dikkatleri toplamak için aşağıda açıklandığı şekilde “Bölüm 1” de yer alan başlangıç soruları ile giriş yapılabilir. Konu işlenmesi bittiğinde “Bölüm 2” deki sorularla konunun anlaşılması artırılabilir.

    Bölüm 1:

    1) Kaza namazı ne demektir?

    2) Hangi durumlarda namaz kazaya kalabilir? (Açıklama yapmadan sadece dinleyeceğiz)

    3) Kaza namazı hakkında bildiklerinizi kısaca anlatır mısınız?



    Bölüm 2:

    1) Kaza namazının ehemmiyetini öğrendik. Şimdi öğrendiklerimizi bir veya birkaç arkadaşımız özetleyebilir mi?





    Namaz, beden ile yapılan bir ibâdet olduğundan, başkası yerine kılınamaz. Herkesin

    kendisinin kılması lâzımdır. Namazları vaktinde kılmaya “Ed┠denir. Herhangi bir zamanda

    tekrar kılmaya “İâde” denir.



    Farz ve vâcib olan namazı, vakti geçtikten sonra kılmağa “Kaz┠etmek denir.



    Bir günlük beş vakit farzı ve vitr namazını kılarken ve kazâ ederken, tertip sâhibi olmak

    farzdır. Ya’nî, namaz kılarken, sıralarını gözetmek lâzımdır. Beşten fazla kazâsı olmayana

    (Tertip sâhibi) denir.



    Cuma farzını, o günün öğle namazı sırasında kılmak lâzımdır. Sabah namazına uyanamayan, hutbe okunurken bile hatırlarsa, hemen bunu kazâ etmelidir. Bir namazı kılmadıkça ondan sonraki beş namazı kılmak câiz olmaz. Hadîs-i şerîfte,



    (Bir namazı uykuda geçiren veyâ unutan kimse, sonraki namazı cemâat ile kılarken hatırlarsa, imâmla namazı bitirip, sonra önceki namazını kazâ etsin! Bundan sonra, imâmla kıldığını tekrar kılsın!) buyuruldu.



    Farzı, kazâ etmek farzdır. Vâcibi kazâ etmek vâcibtir. Sünneti kazâ etmek, emrolunmadı.

    Hanefî mezhebinin âlimleri sözbirliği ile bildiriyorlar ki; (Sünnet namazlarının yalnız

    vaktinde kılınmaları emrolundu. Vaktinde kılınmayan sünnet namazlar, insanın üzerinde borç

    kalmaz. Bunun için, vaktinden sonra kazâ edilmeleri emr olunmadı. Sabâhın sünneti, vâcibe

    yakın olduğundan, o gün öğleden önce farzı ile kazâ edilir. Sabah sünneti öğleden sonra,

    başka sünnetler ise, hiçbir zaman kazâ edilmez. Kazâ olursa, sünnet sevâbı hâsıl olmaz.

    Nâfile kılınmış olur.



    Farz namazları bilerek ve özürsüz olarak terketmek büyük günâhtır. Vaktinde kılınmayan

    böyle namazları kazâ etmek lâzımdır.



    Farz ve vâcib olan bir namazı bile bile kazâya bırakabilmek için, iki özür vardır:



    Biri, düşman karşısında olmaktır.

    İkincisi, seferde olan, ya’nî, üç günlük yol gitmeye niyyeti olmasa bile, yolda bulunan kimsenin hırsızdan, yırtıcı hayvandan, selden, fırtınadan korkmasıdır. Bunlar oturarak ve herhangi bir tarafa dönerek veyâ hayvan üzerinde îmâ ile de kılamadığı zaman, kazâya bırakabilir.



    Bu iki sebeple farzları kazâya bırakmak, uyku ve unutmak sebebi ile kaçırmak günâh olmaz. Boğulmak üzere olanı ve benzerlerini kurtarmak için namazı vaktinden sonra kılmak da sahihtir. Doktorun, ebenin bu özürlerden biri sebebiyle, namazlarını kazaya bırakmalarına, dînimiz izin vermiştir. Fakat, özür bitince, hemen kazâ kılması farz olur. Ancak, harâm olan üç vakitten başka, boş vakitlerinde kılmak şartı ile çoluk çocuğunun rızkını kazanmak, zaruri ihtiyaçlarını temin etmek için çalışacak kadar kazâ kılmayı geciktirebilir. Nitekim sevgili Peygamberimiz, Hendek muhârebesinin şiddetinden kılamadıkları dört namazı hemen o gece, Eshâb-ı kirâm “radıyallahü anhüm” yaralı ve çok yorgun oldukları halde, cemâat ile kıldı.
    Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki;

    (İki farz namazı bir araya getirmek büyük günâhlardandır). Ya’nî, bir namazı vaktinde kılmayıp, vaktinden sonra kılmak en büyük günâhtır. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki,



    (Bir namazı vakti çıktıktan sonra kılan kimseyi, Allahü teâlâ seksen hukbe Cehennemde bırakacaktır.) Bu hukbe, seksen âhıret yıldır. Âhıretin bir günü, dünyânın bin yılı kadardır. Bir vakit namazı, vaktinden sonra kılmanın cezâsı bu olursa, hiç kılmayanın cezâsını düşünmelidir.



    Namaz dînin direğidir. Namazı terkeden, dînini yıkmış olur. Kıyâmet günü, îmândan sonra ilk

    sûal namazdan olacaktır. Allahü teâlâ buyuracak ki,



    (Ey kulum! Namaz hesâbının altından kalkarsan kurtuluş senindir. Öteki hesapları kolaylaştırırım). Ankebût sûresi, kırkbeşinci âyetinde, meâlen (Kusursuz kılınan bir namaz, insanı pis, çirkin işleri işlemekten korur) buyurulmaktadır.



    Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (İnsanın Rabbine en yakın olduğu zaman namaz kıldığı zamandır).



    Bir müslümanın herhangi bir namazı vaktinde kılmaması iki türlü olur:



    1- Özür ile kılmamasıdır.

    2- Namazı vazife bildiği, önem verdiği halde tenbellikle terk etmesidir.



    Farz namazı özrü olmadan, vakti geçtikten sonra kılmak, ya’nî kazaya bırakmak harâmdır.

    Namazı, özürsüz olarak vaktinden sonra kılmak, büyük günâhtır. Bu günâh, kazâ edince afv

    olmuyor. Kazâ edince, yalnız namazı kılmamak günâhı afv olur. Bir kimse namazları kazâ

    etmedikçe, yalnız tevbe ile afv olmaz. Kazâ ettikten sonra tevbe ederse, afv olması ümit

    edilir. Tevbe ederken kılmadığı namazları kazâ etmesi lâzımdır. Kazâ etmeye gücü varken,

    kazâ etmezse, ayrıca büyük bir günâh işlemiş olur. Bu büyük günâh, her namaz kılacak kadar boş zaman geçince, bir misli artmaktadır. Çünkü namazı, boş zamanlarda hemen kazâ etmek de farzdır.



    Kaza borcu olan nafile namaz kılamaz



    Kazası olan nafile namaz kılamaz. İmam-ı Gazali hazretlerinin Dürret-ül Fahire kitabındaki hadis-i şerifte (Kazaya kalmış namaz borcu bulunanın, nafile namazı kabul olmaz) buyuruldu.



    Ahmed Cami hazretlerinin, Miftah-un-necat kitabındaki hadis-i şerifte, (Ya Ali, halk nafile ile meşgul olurken, sen farzları tamamla) buyuruldu.



    Hz. Ali’nin rivayet ettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Farz borcu olan, kaza etmeden, nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur, kazasını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz) [Fütuh-ul Gayb m. 48]



    Başka bir hadis-i şerifte de (Farzları eda ve muhafaza etmek cihadın en faziletlisidir) buyuruldu. (Taberani)



    Hadis-i Kudside (Farz yapmakla bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir ibadetle yaklaşılamaz) buyuruldu. (Beyheki)



    Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:

    (Farz borcu varken nafile ile meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz.) [Fütuh-ul Gayb m. 48]





+ Yorum Gönder