Konusunu Oylayın.: Bahailik dini nedir? Kısaca

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Bahailik dini nedir? Kısaca
  1. 04.Şubat.2015, 21:12
    1
    Misafir

    Bahailik dini nedir? Kısaca






    Bahailik dini nedir? Kısaca Mumsema 4 semavi din arasında gösteriyorlar. Kudusle bağlantısı var diyorlar diğer ilahi dinler gibi.


  2. 04.Şubat.2015, 21:12
    1
    kinyas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    kinyas
    Misafir



    4 semavi din arasında gösteriyorlar. Kudusle bağlantısı var diyorlar diğer ilahi dinler gibi.


    Benzer Konular

    - Bahailik Nedir?

    - Bahailik Nedir? İslamda Bahaiyye Kavramı

    - Bahailik Ne Demektir?

    - Bahailik ne demektir amaçları nedir?

    - İntihar ile ilgili dini yaklaşımı kısaca açıklar mısınız?

  3. 05.Şubat.2015, 03:17
    2
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    Cevap: Bahailik dini nedir? Kısaca




    4 semavi din diye bir şey yoktur.Önce ki peygamberlere gönderilen din yine İslam'dı.Ancak, önce ki İslam bu kadar geniş değil idi.İslam ve peygamberimiz cihan şümul olunca hepsinin hükmü kalkmıştır.TEK VE HAK DİN YİNE İSLAM'DIR.İSLAM'DAN BAŞKA BÜTÜN DİNLER BÂTILDIR.


  4. 05.Şubat.2015, 03:17
    2
    Devamlı Üye



    4 semavi din diye bir şey yoktur.Önce ki peygamberlere gönderilen din yine İslam'dı.Ancak, önce ki İslam bu kadar geniş değil idi.İslam ve peygamberimiz cihan şümul olunca hepsinin hükmü kalkmıştır.TEK VE HAK DİN YİNE İSLAM'DIR.İSLAM'DAN BAŞKA BÜTÜN DİNLER BÂTILDIR.


  5. 05.Şubat.2015, 07:32
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Bahailik dini nedir? Kısaca

    KISACA BAHÂÎLİK

    البهائيّة

    İran’da Mirza Hüseyin Ali Nûri (ö. 1309/1892) tarafından kurulan ve görüşleri itibariyle İslâm kültürüne dayanmakla beraber İslâm dairesinden çıkmış bulunan bir mezhep.

    Bahâîliğin tarihi, İsnâaşeriyye fırkası içinde doğan ve Şeyhiyye diye adlandırılan tasavvufî hareketin mahsulü sayılan Bâbîlik ile başlar. Bâbîliğin kurucusu Mirza Ali Muhammed, 1 Muharrem 1235 (20 Ekim 1819) tarihinde Şiraz’da doğdu. Küçük yaşta babasının ölümü üzerine tüccar olan dayısı tarafından yetiştirildi. Gençliğinde dayısının kendisini gönderdiği Bûşehr’de ticaret yapacağı yerde, küçük yaştan beri merak duyduğu Hurûfîliğin tesiriyle kızgın güneş altında saatlerce güneşe bakarak oturmak ve bununla zikir gücüne kavuştuğunu ileri sürmek gibi gayri tabii davranışlara ve iddialara girişti. Bunun üzerine dayısı tarafından şifa bulması için gönderildiği Kerbelâ’da, on ikinci imamın kaybolmasından sonra başlayan gaybet*-i suğrâyı (260-329/873-941) takip eden gaybet-i kübrâ döneminde imamların nurunu ve Hz. Muhammed’in hakikatini aksettirecek bir “kâmil Şiî”nin var olması gerektiği ve kâmil Şiî olarak bu nurun en mükemmel şekilde kendilerinde tecelli ettiği inanışını savunan Şeyhîliğin kurucusu Şeyh Ahmed el-Ahsâî’nin önde gelen müridi Seyyid Kâzım Reştî (ö. 1259/1843) ile tanıştı ve onun tesirinde kaldı. Seyyid Kâzım ayrıca beklenen mehdînin pek yakında, fakat kendisinin ölümünden sonra zuhur edeceğini, dolayısıyla onu mutlaka arayıp bulmaları gerektiğini taraftarlarına tavsiye etti. Bu durumu değerlendiren Mirza Ali Muhammed 23 Mayıs 1844 tarihinde, önce kendisinin beklenen mehdîye açılan bab*, hemen arkasından, aynı senenin sonbaharında hac için gittiği Mekke’de veya Maskat’ta sadece bab değil bizzat “beklenen mehdî” (el-mehdiyyü’l-muntazar) olduğunu ilân etti. Onun bu iddiası ilk anda Şeyhîler’den on sekiz kişi tarafından kabul edilmiş ve bunlara, ebced hesabından hareketle, “hurûfâtü’l-hay” ( حي =10+8) denilmiştir.

    Not bu yazı diyanet islam ansiklopedisinin sadece giriş kısmıdır.
    Okumak isterseniz 10 katını eklerim


  6. 05.Şubat.2015, 07:32
    3
    Üye
    KISACA BAHÂÎLİK

    البهائيّة

    İran’da Mirza Hüseyin Ali Nûri (ö. 1309/1892) tarafından kurulan ve görüşleri itibariyle İslâm kültürüne dayanmakla beraber İslâm dairesinden çıkmış bulunan bir mezhep.

    Bahâîliğin tarihi, İsnâaşeriyye fırkası içinde doğan ve Şeyhiyye diye adlandırılan tasavvufî hareketin mahsulü sayılan Bâbîlik ile başlar. Bâbîliğin kurucusu Mirza Ali Muhammed, 1 Muharrem 1235 (20 Ekim 1819) tarihinde Şiraz’da doğdu. Küçük yaşta babasının ölümü üzerine tüccar olan dayısı tarafından yetiştirildi. Gençliğinde dayısının kendisini gönderdiği Bûşehr’de ticaret yapacağı yerde, küçük yaştan beri merak duyduğu Hurûfîliğin tesiriyle kızgın güneş altında saatlerce güneşe bakarak oturmak ve bununla zikir gücüne kavuştuğunu ileri sürmek gibi gayri tabii davranışlara ve iddialara girişti. Bunun üzerine dayısı tarafından şifa bulması için gönderildiği Kerbelâ’da, on ikinci imamın kaybolmasından sonra başlayan gaybet*-i suğrâyı (260-329/873-941) takip eden gaybet-i kübrâ döneminde imamların nurunu ve Hz. Muhammed’in hakikatini aksettirecek bir “kâmil Şiî”nin var olması gerektiği ve kâmil Şiî olarak bu nurun en mükemmel şekilde kendilerinde tecelli ettiği inanışını savunan Şeyhîliğin kurucusu Şeyh Ahmed el-Ahsâî’nin önde gelen müridi Seyyid Kâzım Reştî (ö. 1259/1843) ile tanıştı ve onun tesirinde kaldı. Seyyid Kâzım ayrıca beklenen mehdînin pek yakında, fakat kendisinin ölümünden sonra zuhur edeceğini, dolayısıyla onu mutlaka arayıp bulmaları gerektiğini taraftarlarına tavsiye etti. Bu durumu değerlendiren Mirza Ali Muhammed 23 Mayıs 1844 tarihinde, önce kendisinin beklenen mehdîye açılan bab*, hemen arkasından, aynı senenin sonbaharında hac için gittiği Mekke’de veya Maskat’ta sadece bab değil bizzat “beklenen mehdî” (el-mehdiyyü’l-muntazar) olduğunu ilân etti. Onun bu iddiası ilk anda Şeyhîler’den on sekiz kişi tarafından kabul edilmiş ve bunlara, ebced hesabından hareketle, “hurûfâtü’l-hay” ( حي =10+8) denilmiştir.

    Not bu yazı diyanet islam ansiklopedisinin sadece giriş kısmıdır.
    Okumak isterseniz 10 katını eklerim


  7. 05.Şubat.2015, 11:34
    4
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    Cevap: Bahailik dini nedir? Kısaca

    İslam'a sahip çıkılmazsa ve cahiliyyet yeryüzüne yayılırsa işte böyle absürt ve bâtıl dinler ortaya çıkar.Müslüman bir kimse dinine sımsıkı sarılmalıdır.Ne kadar bid'at ve reformcu varsa hepsine karşı mücadele etmek boynumuzun borcu olmalıdır.


  8. 05.Şubat.2015, 11:34
    4
    Devamlı Üye
    İslam'a sahip çıkılmazsa ve cahiliyyet yeryüzüne yayılırsa işte böyle absürt ve bâtıl dinler ortaya çıkar.Müslüman bir kimse dinine sımsıkı sarılmalıdır.Ne kadar bid'at ve reformcu varsa hepsine karşı mücadele etmek boynumuzun borcu olmalıdır.


  9. 05.Şubat.2015, 13:24
    5
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Bahailiğin inançları

    Alıntı
    İslam'a sahip çıkılmazsa ve cahiliyyet yeryüzüne yayılırsa işte böyle absürt ve bâtıl dinler ortaya çıkar
    Hakkı yaşamazsan, batıl seni istila ader. (Hz. Ömer ra) sözünün açıklaması olmuş

    BAHAİLİK DİNİ İNANCI

    Bahâîliğin inanç ve ibadet esasları ile ahlâkî ve içtimaî görüşleri şöyle özetlenebilir: Allah, Bâbîlik’te olduğu gibi Bahâîlik’te de bütünüyle bilinemez ve insan idrakinin üstündedir. Ayrıca bir, eşsiz, sonsuz olmakla ve hiçbir şey kendisine benzememekle beraber onun vücudu emrinin “mezâhiri”ne (belirtiler) muhtaçtır. Onun zuhurları nebîler ve resullerdir. O onlarda zuhur eder ve güneşin temiz bir aynada yansıması gibi kulları için onlarda tecelli eder. Nitekim Bahâullah’a göre peygamberlerin iki vasfı vardır. Birincisi beşerîdir; peygamber yer, içer, uyur, hastalanır ve ölür. Diğer sıfatı ise ilâhî vasfıdır; bu sıfatla o bir anlamda Tanrı’dır. Onunla konuşulduğu zaman Tanrı ile konuşulmuş, ona secde edildiği zaman da Tanrı’ya secde edilmiş olur. Bahâîler’e göre Hz. Âdem’den bu yana gelip geçmiş bütün nebîler ve resuller, sadece “Tanrı zuhuru” olan Bahâ’yı müjdelemek için gönderilmişlerdir, çünkü o bütün dinlerin sözünü ettiği “mev‘ûd”dur (geleceği müjdelenen). Ayrıca bütün dinler sadece Bahâ’nın görüşleri ve zuhuru için birer başlangıç olarak gönderilmişlerdir; hepsi de noksandır ve ancak Bahâ’nın gelişiyle tamamlanmıştır. Ondan sonra da peygamberler gelecektir. Ancak Bahâ’dan sonraki Tanrı zuhuru 1000 yıldan önce olmayacaktır. Hz. Muhammed’in “hâtemü’n-nebiyyîn” (nebîlerin sonuncusu) olması, Allah’ın ondan sonra resuller göndermesini engellemez. Bu noktada Bahâîliğin son derece büyük bir tutarsızlık içinde bulunduğu âşikârdır; çünkü ileri sürülenin aksine nebîlik resullükten daha umumidir; her resul nebîdir, resullüğün içinde zaruri olarak nebîlik de mevcuttur. Nübüvvet kapısı kapatılmışsa zorunlu olarak resullük kapısının da kapatılmış olması gerekir. Bahâîler’e göre, Allah’ın “hâlik” sıfatının mevcut olmayacağı bir an düşünülemeyeceğinden dünya da hâlik sıfatı gibi ebedîdir. Bu bakımdan dünyanın son bulması, kıyametin kopması söz konusu değildir. Ölen herkesin kıyameti ölümüyle birlikte kopar. Onlara göre cennet, cehennem sadece birer semboldür. Cennet Tanrı’ya yolculuğu, cehennem de yokluğa gitmeyi ifade eder.

    Bahâîlik’te bazı amelî ve şer‘î hükümler de mevcuttur. Bunlar namaz, oruç, hac, zekât ve kutsal âyetlerin okunması gibi hususlardır. Bahâîler’e göre namaz, ferdî olarak sabah öğle ve akşam samimi bir kalple Allah’ı anmaktır. Oruç, on dokuzuncu ay olan a‘lâ ayında (2-21 Mart) on dokuz gün olarak tutulur. Hac yalnız erkeklere ve malî durumu müsait olanlara farzdır ve hac ya Bâb Mirza’nın Şîraz’daki evine yahut Bahâullah’ın Bağdat’ta ikamet ettiği eve yapılır. Belli zamanı ve merasimi yoktur. Zekât vergi olarak alınır. Bâb’a göre malların beşte birinden alınan zekât Bahâîlik’te de aynı olmakla beraber ayrıca gelirin % 19’undan ibaret “hakku’llah” denilen bir vergi vardır. Her sabah ve akşam, yorgunluk vermeyecek miktarda Bahâullah’a ait dua ve sözlerden okumak her Bahâî için vâciptir.

    Bahâîliğe göre herkesin kendi geçimini temin etmek maksadıyla ticaretle, sanatla veya kazanç sağlayacak başka bir işle meşgul olması ibadet sayılır. Bu arada yıl içinde çalışılması haram olan dokuz gün vardır. Bunlar Bahâîliğin mübarek günleridir. Ayrıca miras, evlenme, boşanma, zina, hırsızlık, içki, kundakçılık vb. hakkında da Bâbîliğe göre kısmen farklı görüşleri benimsemişlerdir. Bahâîler’de cihad yasaklanmış bir dinî hükümdür.

    Bahâîliğin ahlâkî ve içtimaî esasları, Abdülbahâ (Abbas Efendi) tarafından şu on iki başlık altında toplanmıştır: 1. İnsanlık âleminin birliği; 2. Gerçeğin araştırılması; 3. Bütün dinlerin birliği; 4. Birliği sağlamak için dinin lüzumu; 5. Din ve ilim arasındaki âhenk; 6. Kadın-erkek eşitliği; 7. Her türlü dinî, ırkî, millî, vatanî, siyasî ve benzeri taassupların insanlar arasında anlaşmazlıklara, düşmanlıklara ve hatta savaşlara sebep olduğu için terkedilmesi; 8. Dünya barışına bağlılık; 9. Genel ve mecburi öğretim; 10. Aşırı zenginlik ve fakirliği kaldırarak içtimaî meselelerin dinî esaslarla çözümlenmesi; 11. Yardımcı bir milletlerarası dilin kullanılması; 12. Milletlerarası bir mahkemenin kurulması.

    Bahâîler bu inanış ve görüşlerini, halen dünyanın yedi yerinde bulunan Meşrıku’l-ezkâr adlı dokuz cepheli mâbedlerinin çevresinde kurdukları okullar, hastahaneler, yetimler yurdu, çocuk yuvaları, turizm dernekleri ve benzeri sosyal yardım kurumları aracılığı ile yaymaya çalışmaktadırlar.
    DİYANET


  10. 05.Şubat.2015, 13:24
    5
    Üye
    Alıntı
    İslam'a sahip çıkılmazsa ve cahiliyyet yeryüzüne yayılırsa işte böyle absürt ve bâtıl dinler ortaya çıkar
    Hakkı yaşamazsan, batıl seni istila ader. (Hz. Ömer ra) sözünün açıklaması olmuş

    BAHAİLİK DİNİ İNANCI

    Bahâîliğin inanç ve ibadet esasları ile ahlâkî ve içtimaî görüşleri şöyle özetlenebilir: Allah, Bâbîlik’te olduğu gibi Bahâîlik’te de bütünüyle bilinemez ve insan idrakinin üstündedir. Ayrıca bir, eşsiz, sonsuz olmakla ve hiçbir şey kendisine benzememekle beraber onun vücudu emrinin “mezâhiri”ne (belirtiler) muhtaçtır. Onun zuhurları nebîler ve resullerdir. O onlarda zuhur eder ve güneşin temiz bir aynada yansıması gibi kulları için onlarda tecelli eder. Nitekim Bahâullah’a göre peygamberlerin iki vasfı vardır. Birincisi beşerîdir; peygamber yer, içer, uyur, hastalanır ve ölür. Diğer sıfatı ise ilâhî vasfıdır; bu sıfatla o bir anlamda Tanrı’dır. Onunla konuşulduğu zaman Tanrı ile konuşulmuş, ona secde edildiği zaman da Tanrı’ya secde edilmiş olur. Bahâîler’e göre Hz. Âdem’den bu yana gelip geçmiş bütün nebîler ve resuller, sadece “Tanrı zuhuru” olan Bahâ’yı müjdelemek için gönderilmişlerdir, çünkü o bütün dinlerin sözünü ettiği “mev‘ûd”dur (geleceği müjdelenen). Ayrıca bütün dinler sadece Bahâ’nın görüşleri ve zuhuru için birer başlangıç olarak gönderilmişlerdir; hepsi de noksandır ve ancak Bahâ’nın gelişiyle tamamlanmıştır. Ondan sonra da peygamberler gelecektir. Ancak Bahâ’dan sonraki Tanrı zuhuru 1000 yıldan önce olmayacaktır. Hz. Muhammed’in “hâtemü’n-nebiyyîn” (nebîlerin sonuncusu) olması, Allah’ın ondan sonra resuller göndermesini engellemez. Bu noktada Bahâîliğin son derece büyük bir tutarsızlık içinde bulunduğu âşikârdır; çünkü ileri sürülenin aksine nebîlik resullükten daha umumidir; her resul nebîdir, resullüğün içinde zaruri olarak nebîlik de mevcuttur. Nübüvvet kapısı kapatılmışsa zorunlu olarak resullük kapısının da kapatılmış olması gerekir. Bahâîler’e göre, Allah’ın “hâlik” sıfatının mevcut olmayacağı bir an düşünülemeyeceğinden dünya da hâlik sıfatı gibi ebedîdir. Bu bakımdan dünyanın son bulması, kıyametin kopması söz konusu değildir. Ölen herkesin kıyameti ölümüyle birlikte kopar. Onlara göre cennet, cehennem sadece birer semboldür. Cennet Tanrı’ya yolculuğu, cehennem de yokluğa gitmeyi ifade eder.

    Bahâîlik’te bazı amelî ve şer‘î hükümler de mevcuttur. Bunlar namaz, oruç, hac, zekât ve kutsal âyetlerin okunması gibi hususlardır. Bahâîler’e göre namaz, ferdî olarak sabah öğle ve akşam samimi bir kalple Allah’ı anmaktır. Oruç, on dokuzuncu ay olan a‘lâ ayında (2-21 Mart) on dokuz gün olarak tutulur. Hac yalnız erkeklere ve malî durumu müsait olanlara farzdır ve hac ya Bâb Mirza’nın Şîraz’daki evine yahut Bahâullah’ın Bağdat’ta ikamet ettiği eve yapılır. Belli zamanı ve merasimi yoktur. Zekât vergi olarak alınır. Bâb’a göre malların beşte birinden alınan zekât Bahâîlik’te de aynı olmakla beraber ayrıca gelirin % 19’undan ibaret “hakku’llah” denilen bir vergi vardır. Her sabah ve akşam, yorgunluk vermeyecek miktarda Bahâullah’a ait dua ve sözlerden okumak her Bahâî için vâciptir.

    Bahâîliğe göre herkesin kendi geçimini temin etmek maksadıyla ticaretle, sanatla veya kazanç sağlayacak başka bir işle meşgul olması ibadet sayılır. Bu arada yıl içinde çalışılması haram olan dokuz gün vardır. Bunlar Bahâîliğin mübarek günleridir. Ayrıca miras, evlenme, boşanma, zina, hırsızlık, içki, kundakçılık vb. hakkında da Bâbîliğe göre kısmen farklı görüşleri benimsemişlerdir. Bahâîler’de cihad yasaklanmış bir dinî hükümdür.

    Bahâîliğin ahlâkî ve içtimaî esasları, Abdülbahâ (Abbas Efendi) tarafından şu on iki başlık altında toplanmıştır: 1. İnsanlık âleminin birliği; 2. Gerçeğin araştırılması; 3. Bütün dinlerin birliği; 4. Birliği sağlamak için dinin lüzumu; 5. Din ve ilim arasındaki âhenk; 6. Kadın-erkek eşitliği; 7. Her türlü dinî, ırkî, millî, vatanî, siyasî ve benzeri taassupların insanlar arasında anlaşmazlıklara, düşmanlıklara ve hatta savaşlara sebep olduğu için terkedilmesi; 8. Dünya barışına bağlılık; 9. Genel ve mecburi öğretim; 10. Aşırı zenginlik ve fakirliği kaldırarak içtimaî meselelerin dinî esaslarla çözümlenmesi; 11. Yardımcı bir milletlerarası dilin kullanılması; 12. Milletlerarası bir mahkemenin kurulması.

    Bahâîler bu inanış ve görüşlerini, halen dünyanın yedi yerinde bulunan Meşrıku’l-ezkâr adlı dokuz cepheli mâbedlerinin çevresinde kurdukları okullar, hastahaneler, yetimler yurdu, çocuk yuvaları, turizm dernekleri ve benzeri sosyal yardım kurumları aracılığı ile yaymaya çalışmaktadırlar.
    DİYANET





+ Yorum Gönder