Konusunu Oylayın.: Cennetin özelliklerini ve yaşamını söyler misiniz ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cennetin özelliklerini ve yaşamını söyler misiniz ?
  1. 27.Aralık.2014, 18:35
    1
    Akif
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104693
    Mesaj Sayısı: 408
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 15
    Bulunduğu yer: Bursa

    Cennetin özelliklerini ve yaşamını söyler misiniz ?

  2. 27.Aralık.2014, 18:37
    2
    r1dv4n06
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Şubat.2012
    Üye No: 94337
    Mesaj Sayısı: 157
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 22
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: Cennetin özelliklerini ve yaşamını söyler misiniz ?




    CENNETIN ÖZELLIKLERI
    BÖLÜM: 1
    Ø CENNETIN AĞAÇLARI NE KADAR BÜYÜKTÜR?
    2523- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle ağaçlar vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüz yıl yürür.” (Buhari, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 1)
    ž Bu konuda Enes ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet edilmiştir.
    Tirmizî: Bu hadis sahihtir.
    2524- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle bir ağaç vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüz yıl yürür sonuna varamaz. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: İşte “Uzayıp giden gölgeler…”budur. (Vakıa sûresi: 30) (Müslim, Cennet: 1)
    ž Tirmizî: Ebû Saîd’in rivâyeti olarak bu hadis hasen garibtir.
    2525- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te gövdesi altından olmayan hiçbir ağaç yoktur.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Ebû Hüreyre hadisi olarak bu hasen garibtir.
    BÖLÜM: 2
    Ø CENNETIN BINASI NASILDIR? NELERDEN YAPILMIŞTIR?
    2526- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! dedik. Bize ne oluyor ki senin yanındayken kalplerimiz yumuşuyor dünyayı istemiyor ahiret ehlinden olmaya çalışıyoruz. Fakat senin yanından çıkıp ailelerimiz arasına karışıp çocuklarımızın kokusunu aldığımızda kendimizi değişmiş buluyoruz. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Siz her vakit benim yanımdan çıktığınız şekilde olsaydınız melekler sizi evlerinizde ziyaret ederlerdi ve sizler hiç günah işlememiş olsanız, Allah günah işleyen ve onların günahını affedeceği bir toplum yaratırdı.
    Ebû Hüreyre diyor ki: Ey Allah’ın Rasûlü! yaratıklar neden yaratılmışlardır? Rasûlullah (s.a.v.), “Sudan” buyurdu. Cennetin binası neden yapılmıştır diye sordum, “Bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten, harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı za’feran oraya girenler nimetler içersinde refah bulur, sıkıntı çekmezler. Ebedî olurlar, giydikleri eskimez gençlikleri yok olmaz.” Sonra şöyle devam etti: “Üç kişi var ki, duaları geri çevrilmez: Adaletli devlet idarecisi, iftar etmek üzere olan oruçlu ve mazlum… Allah mazlum kimsenin duasını bulutların üzerine kaldırır ve göklerin kapısını ona açar. Büyük ve güçlü olan Rab: “Bir süre sonra bile olsa izzetim hakkı için sana mutlaka yardım edeceğim.” (Müslim, Tevbe: 27; Dârimî, Rıkak: 17)
    ž Tirmizî: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Bence bu hadis muttasıl da değildir. Bu hadis başka bir isnad ile Ebû Müdle ve Ebû Hüreyre’den de rivâyet edilmiştir.
    BÖLÜM: 3
    Ø CENNET KÖŞKLERININ ÖZELLIKLERI NELERDIR?
    2527- Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle köşkler vardır ki; dışarıdan içerisi içeriden de dışarısı gözükür bir bedevi kalkıp şöyle dedi: O köşkler kimler içindir? Rasûlullah (s.a.v.) de şöyle buyurdu: “O köşkler; güzel söz söyleyen, yemek yediren, oru*ca devam eden ve insanlar uykuda iken geceleri namaz kılanlar içindir.” (Müsned: 1268)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bazı hadisçiler Abdurrahman b. İshâk hafızası yönünden tenkid etmişlerdir kendisi Küfelidir. Abdurrahman b. İshâk el Kureşî ise Medîneli olup berikinden daha sağlamdır.
    2528- Abdullah b. Kays (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Cennetin içerisinde iki Cennet daha vardır ki kapları ve her şeyi gümüştendir bir başka iki Cennet daha vardır ki onunda kapları ve her türlü eşyası altındadır. Adn Cennetinde Cennetlikler ile Rableri arasında görebilmelerine engel büyüklük perdesi vardır.”
    Aynı sened ile Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennet’te içi boş inciden yapılmış büyüklüğü altmış mil olan bir çadır vardır ki her bir tarafında huriler bulunur ve birbirlerini görmezler oraya giren mü’min onları bir bir dolaşır.” (Buhârî, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 9)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Imrân el Cevnî'nin ismi, Abdülmelik b. Habîb’tir. Ebû Bekir b. Musa’ya gelince, Ahmed b. Hanbel, “adı bilinme*mektedir!” diyor. Ebû Musa el Eş’arî’nin adı Abdullah bin Kays’tır. Ebû Mâlik el Eş’arî’nin ismi Sa’d b. Tarık b. Eşyem’dir.
    BÖLÜM: 4
    Ø CENNET’TE DE DERECELENDIRMELER VAR MIDIR?
    2529- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet’te yüz derece vardır her iki derece arasındaki mesafe yüz yıldır.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.
    2530- Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim, Ramazan orucunu tutar, namazlarını kılar, Ka’be’yi hacceder -zekatı söyledi mi söylemedi mi hatırlamıyorum- doğduğu ülkede kalsa da Allah yolunda hicret etse de Allah onu mutlaka bağışlayacaktır.” Muâz: “Bunu Müslümanlara aktarayım mı?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bırak insanları! Kulluk yapmakta yarış edip çalışsınlar çünkü Cennet’te yüz derece vardır. Her bir derece arasındaki mesafe gökle yer arası kadardır. Cennetlerin en güzel ve yüksek dereceli olanı Firdevs Cenneti olup; Rahman’ın arşı bunun üzerindedir. Cennetlerin bütün nehirleri buradan fışkırır. Allah’tan Cenneti isteyeceğinizde Firdevs Cennetini isteyiniz.” (Müsned: 21073)
    ž Tirmizî: Bu hadis bu şekilde Hişâm b. Sa’d’den, Zeyd b. Eslem’den Atâ b. Yesâr’dan, Ubâde b. Sâmit’den de rivâyet edilmektedir.
    Atâ, Muâz b. Cebel’e yetişemeyen bir kişidir. Muâz’ın ölümü öncedir ve O Ömer’in halifeliği döneminde vefat etmiştir.
    2531- Ubâde b. Sâmit (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te yüz derece vardır; Her iki derece arasındaki mesafe gökle yeryüzü arası kadardır. Firdevs derece olarak en üstünü olup Cennetin dört ırmağı buradan fışkırır. Arş’ta bunun üstünde bulunur. Allah’tan Cennet istediğinizde Firdevsi isteyiniz.” (Müsned: 21627)
    ž Ahmed b. Menî’ Yezîd b. Harun vasıtasıyla Hemmam’dan ve Zeyd b. Eslem’den bir benzerini rivâyet etmiştir.
    2532- Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te yüz derece vardır. Tüm alemler o derecelerin birin de toplanmış olsalar onların hepsini içerisine alır.” (Müsned: 10806)
    Âlem = Allah’ın dışındaki herkes ve her şeydir.
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir.
    BÖLÜM: 5
    Ø CENNETE GIRECEK OLANLARA VERILECEK HURILERIN ÖZELLIKLERI
    2533- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetliklere verilecek kadınlar olan hurilerin baldırlarının beyazlığı yetmiş kat elbisenin altından görülür hatta ilikleri bile çünkü Allah; “Onlar yakut ve mercan gibidirler” (Rahman sûresi 58. ayet) buyurmaktadır. Yakut öyle bir taştır ki şeffaflığından dolayı arkasından bir ip uzatsan aynen o ipi görürsün.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Hennâd; Ubeyde b. Humeyd’den Atâ b. Sâib’den, Amr b. Meymun’dan ve Abdullah b. Mes’ûd’tan bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.
    2534- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den bu hadisin mana olarak bir benzeri merfu olmaksızın aktarılmıştır. Bu rivâyet Ubeyde b. Humeyd’in rivâyetinden daha sahihtir.
    Aynı şekilde Cerir ve pek çok kişi bu hadisi Atâ b. Sâib’den merfu olmaksızın aktarmışlardır.
    Kuteybe, Cerir vasıtasıyla Atâ b. Sâib’den, Ebû’l Ahvas’ın rivâyetine benzer şekilde Atâ’nın arkadaşlarından merfu olmaksızın rivâyet etmişlerdir. Ve bu rivâyet daha sahihtir.
    2535- Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü Cennete girecek olan ilk gurup insanların yüzleri dolunay gecesindeki ayın parlaklığı gibi olacak ikinci gurup ise gökteki en parlak yıldız gibi olacaktır. Onlardan her bir erkeğin iki karısı bulunacak her kadının üzerinde elbisesi bulunacak bu elbiselerin arkasından bile o kadınların ilikleri görülecektir.” (Müsned: 10702)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasendir.
    BÖLÜM: 6
    Ø CENNET’TE CINSEL ILIŞKI VAR MIDIR?
    2536- Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennete giren bir Müslüman’a şu kadar ve bu kadar cinsel ilişki yapabilme gücü verilecektir.” Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kimsenin buna gücü yetecek mi?” denildi. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “O kimseye yüz erkek kuvveti verilecektir.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Bu konuda Zeyd b. Erkâm’dan da hadis rivâyet edilmiştir.
    Tirmizî: Bu hadis sahih garibtir.
    Bu hadisi Katâde’nin, Enes’den rivâyeti olduğunu sadece Imrân el Kattan’ın rivâyetiyle bilmekteyiz.
    BÖLÜM: 7
    Ø CENNETLIKLERIN ÖZELLIKLERI NELERDIR?
    2537- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Cennete girecek olan ilk gurubun şekli ve görüntüsü ayın dolunay gecesindeki görüntüsü gibidir. Orada tükürme yok sümkürme yok tuvalete çıkma ihtiyacı yok kullanılan kaplar altından tarakları altından ve gümüşten buhurdanlıkları öd ağacındandır. Terleri misk gibidir. Onlardan her bir şahsın iki karısı vardır güzelliklerinden dolayı etlerinin altından baldırlarının iliği görülür. Aralarında anlaşmazlık yok birbirlerine karşı kin besleme de yok kalbleri tek bir kalb gibidir. Sabah akşam Allah’ı tesbih ederler.” (Buhârî, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 7)
    ž Bu hadis sahihtir. “Eluvve” öd ağacı demektir.
    2538- Sa’d b. ebî Vakkâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’teki nimetlerden bir tırnağın taşıyabileceği kadar az bir şey dünyaya gösterilmiş olsaydı gökler ve yeryüzü her tarafıyla süs içerisinde kalırdı. Cennetliklerden bir kişi dünyaya bir baksa ve bileziklerinden biri dünyaya görünse güneşin yıldızların ışığını silip süpürdüğü gibi o da güneşin ışığını silip süpürdü.” (Müsned: 1371)
    ž Tirmizî: Bu hadis garib olup bu senedle sadece İbn Lehîa’nın rivâyeti olarak bilmekteyiz.
    Yahya b. Eyyûb bu hadisi Yezîd b. ebî Habib’den rivâyet ederek senedinde “Ömer b. Sa’d b. ebî Vakkâs ve Peygamber (s.a.v.)’den” demiştir.
    BÖLÜM: 8
    Ø CENNETLIKLERIN ELBISELERI NASILDIR?
    2539- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetlikler kılsız, tüysüz ve sürmelidirler. Gençlikleri tükenmez, elbiseleri eskimez.” (Dârimî, Rıkak: 17)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.
    2540- Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) “Yükseltilmiş döşekler.” (Vakıa sûresi: 34) ayeti hakkında şöyle buyurdu: O döşeklerin yüksekliği gök ve yeryüzü arası gibidir yani beş yüz senelik yol kadardır.” (Müsned: 11294)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Rişdîn b. Sa’d’ın rivâyetiyle bilmekteyiz bazı ilim adamları bu hadisin tefsirinde şöyle dediler: Bunun manası derecelerdeki döşeklerdir. Dereceler arasındaki mesafe de yeryüzü ile gökyüzü arası kadardır.
    BÖLÜM: 9
    Ø CENNET AĞAÇLARININ GÖLGELERI VE MEYVELERI NASILDIR?
    2541- Ebû Bekir’in kızı Esma (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim: “Sidret-ül Münteha=en son ağaç ‘tan bahsetti ve şöyle buyurdu: Binitli bir kişi Sidrüt-ül Müteha’nın bir dalının gölgesinde yüz binitli gölgelenir -şüphe eden râvî Yahya’dır- Sidret-ül Münteha da altın kelebekler vardır ve o ağacın meyveleri büyüklük olarak testiler gibidir.” (Tirmizî rivâyet etymiştir.)
    ž Bu hadis hasen garibtir.
    BÖLÜM: 10
    Ø CENNET’TE KUŞLAR DA VAR MIDIR?
    2542- Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e Kevser hakkında soruldu da şöyle buyurdu: “O Allah’ın bana Cennet’te vereceği bir ırmaktır suyu sütten daha beyaz baldan daha tatlıdır. O nehirde bir takım kuşlar vardır ki boyunları deve boynuna benzer.”Ömer: Bunlar besili ve bakımlı deve kuşlardır dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Onu yemesi görüntüsünden daha hoştur.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Muhammed b. Abdullah b. Müslim, İbn Şihâb ez Zührî’nin kardeşinin oğludur. Abdullah b. Müslim’den, İbn Ömer ve Enes b. Mâlik hadis rivâyet etmişlerdir.
    BÖLÜM: 11
    Ø CENNET’TE AT BULUNUR MU?
    2543- Süleyman b. Yezîd (r.a.)’in babasından rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cennet’te at var mıdır? diye sordu Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah seni Cennete koyarsa orada senin istediğin şekilde kırmızı yakuttan bir ata bindirilip dilediğin yere uçabilirsin. Bir başka adam da şöyle sordu: Ey Allah’ın Rasûlü! Cennet’te deve de var mıdır? Rasûlullah (s.a.v.), bu adama arkadaşına söylediği şekilde söylemedi ve şöyle buyurdu: Allah seni Cennete koyarsa canının çektiği ve gözünün hoşlandığı her şey senin olacaktır.” (Müsned: 21904)
    ž Süveyd b. Nasr, Abdullah b. Mübarek vasıtasıyla Sûfyân’dan, Alkame b. Mersed’den, Abdurrahman b. Sabit’den bu hadisin mana olarak bir benzerini bize aktarmış olup bu rivâyet Mes’ûdî’nin rivâyetinden daha sağlamdır.
    2544- Ebû Eyyûb (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.)’e bir bedevi geldi ve Ey Allah’ın Rasûlü! ben atları severim Cennet’te at var mıdır? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennete girersen sana yakuttan iki kanatlı bir at getirilecek o ata binecek ve dilediğin yere onunla uçup gideceksin.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Ebû Eyyûb rivâyeti olarak sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ebû Sevre Ebû Eyyûb’un kardeşinin oğludur hadiste zayıf olduğu söylenmiştir. Yahya b. Main onu çok zayıf görmektedir.
    Tirmizî: Muhammed b. İsmail’den işittim şöyle dedi: Ebû Sevre’nin rivâyeti münker olur hoş karşılanmaz Ebû Eyyûb’tan münker hadisler rivâyet eder bu yüzden rivâyetleri hoş karşılanıp uyulmaz.
    BÖLÜM: 12
    Ø CENNETLIKLERIN YAŞLARI NASILDIR?
    2545- Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennetlikler Cennete kılsız tüysüz sürmeli otuz veya otuz üç yaşlarında olarak gireceklerdir. (Müsned: 21016)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Katâde’nin bazı adamları bu hadisi mürsel olarak rivâyet etmekte ve senedin tamamını zikretmemektedirler.
    BÖLÜM: 13
    Ø CENNETLIKLERIN KAÇTA KAÇI BU ÜMMETTEN OLACAKTIR?
    2546- Büreyde (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetlikler yüz yirmi saf olacaklardır. Onların seksen safı bu ümmetten kırk safı diğer ümmetlerden olacaktır.” (İbn Mâce, Zühd: 17; Dârimî, Rıkak: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bu hadis, Alkame b. Mesed’den, Süleyman b. Büreyde’den mürsel olarak rivâyet edilmiş olup bazı rivâyetlerde “Süleyman b. Büreyde’den ve babasından” demektedirler. Ebû Sinan’ın Muharib b. Disar’dan rivâyeti hasendir. Ebû Sinan’ın ismi Dırar b. Mürre’dir. Ebû Sinan eş Şeybânî’nin ismi ise Saîd b. Sinan’dır. Ebû Sinan eş Şamî’nin ismi ise İsa b. Sinan’dır. Ebû Sinan eş Şamî’nin ismi ise İsa b. Sinan olup Kasmelîdir.
    2547- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kubbe altında kırk kişi kadar Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber idik Bu sırada Rasûlullah (s.a.v.) Cennetliklerin dörtte biri olmanıza razı mısınız? Oradakiler “Evet” dediler. Rasûlullah (s.a.v.): “Cennetliklerin üçte biri olmanıza razı mısınız? Buyurdu. Oradakiler yine “evet” dediler. Bu sefer Rasûlullah (s.a.v.): “Cennetliklerin yarısı olmaya razı mısınız? Cennete ancak Müslüman kişi girecektir. İnsanlığın pek çoğu şirke düşecektir. Şirke bulaşmayan sizler siyah öküzün üzerindeki beyaz kıllar gibi veya kırmızı öküzün derisindeki siyah kıl gibi olacaksınız.” (Buhârî, Rıkak: 17; Müslim, İman: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    Bu konuda Imrân b. Husayn ve Ebû Husayn ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet etmişlerdir.
    BÖLÜM: 14
    Ø CENNETIN KAPILARI NE KADARDIR?
    2548- Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyet göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet kapılarından ümmetimin oraya gireceği bir kapı vardır ki; O kapının eni usta binicinin üç günde (veya üç ayda veya üç senede) gidebileceği mesafe kadardır. Böyle olmasına rağmen onlar bu kapıdan sıkışarak girecekler de neredeyse omuzları kopup düşecek.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir.
    Muhammed’e bu hadis hakkında sordum böyle bir hadis tanımadığını bildirdi. Hâlid b. ebî Bekr’in, Sâlim b. Abdullah’tan münker olan rivâyetleri vardır.
    BÖLÜM: 15
    Ø CENNETTE ÇARŞI VE PAZAR VAR MI?
    2549- Saîd b. Müseyyeb (r.a.)’den rivâyete göre, kendisi Ebû Hüreyre ile karşılaştı ve “Allah’tan ikimizi Cennet çarşısında bir araya getirmesini isterim” dedi. Saîd: “Cennet’te çarşı Pazar var mıdır?” diye sordu. Ebû Hüreyre “evet” dedi ve şöyle devam etti. Rasûlullah (s.a.v.)’in bana bildirdiğine göre;“Cennetlikler Cennete girdiklerinde amellerine göre oraya yerleşeceklerdir. Sonra dünya günlerinden Cuma günü ka*dar bir süre izin verilecek ve insanlar Rablerini ziyaret edecek*lerdir. Allah’ın arşı onlara görünecek Allah onlara Cennet bahçelerinden bir bahçede görünecek o mü’minler için nurdan minberler, altından minberler, gümüşten minberler kuru*lacak ve o kimselerin derece bakımından en aşağı durumda olanları -ki onların aşağılıkları yoktur- misk ve kâfur tepelerinde oturacaklar ve kendilerinden daha yükseklerde oturan kimseler olduğunu sanmayacaklar.”
    Ebû Hüreyre dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! o gün Allah’ı göremeyecek miyiz? Rasûlullah (s.a.v.): “Evet” buyurdu. “Siz Güneşin ve dolunay ge*cesi ayın görünmesinde şüphe eder veya görebilmek için itişip kakışır mısınız?” Biz de: “Hayır!” diye cevap verdik. Öyleyse Aynı şekilde kolaylıkla Rabbinizi göreceksiniz ve Allah’ın o Cennet’te kendisiyle karşı*lıklı görüşmediği kimse kalmayacaktır. Hatta konuştuğu kimselerden birine: “Ey falan oğlu falan! Falan günde yaptığını hatırlıyor musun?” diyecek, Ve dünyadaki vefasızlıklarından bir kıs*mını hatırlatacaktır. O kimse de: “Ey Rabbim! Beni bağışla*madın mı?” Allah’ta:“Evet!” diyecek ve “Benim bağışlamamın genişliği sayesinde şu makama ulaşmış du*rumdasın” buyuracak.
    Onlar bu durum da iken üstlerinden bir bulut kendilerini kaplayacak ve üzerlerine bir koku yağdıracaktır ki, o zamana kadar onun kokusuna benzer bir koku koklamamışlardır. Yüce olan Allah şöyle devam edecek: “Kalkın sizin için hazırladığım büyük ikramlardan arzu ettiğiniz her şeyi alın!”
    Sonra meleklerin etrafını çevrelediği, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve hiçbir kimsenin kalbinden geçirip hayal edemediği şeylerin bulunduğu bir çarşıya geleceğiz ki orada arzu edilen her şey bulunacaktır. Orada satmak ve satın almak diye bir şey yoktur. Cenetlikler o çarşıda birbirleriylekarşılaşacaklardır. Rasûlullah (s.a.v.) sözünü şöyle sürdürdü: “Yüksek dereceler sahibi olan bir kişi kendisin*den aşağı derecede bir kişiyle karşılaştığında onun üzerindeki elbiseden gözleri kamaşacaktır konuşmaları bitmeden kendi sırtındaki elbisenin ondan daha iyi olduğunu hayal edecektir. Çünkü Cennet’te hiç kimseye üzülme yoktur. Sonra herkes konaklarına dağılacak ve hanımlarımız bizleri merhaba hoş geldiniz diye karşılayacak; bizden ayrıldığınız andaki güzelliğinizden daha güzel bir durumda bize döndünüz diyeceklerdir. Bizde hanımlarımıza şöyle diyeceğiz: “Bugün sonsuz güç ve kuvvet sahibi Rabbimizin toplantısında bulunduk bu şekilde dönmemiz gerekirdi ve öylece sizlerin yanına dönüp geldik.” (Buhârî, Ezan: 17; Müslim, İman: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis garib olup ancak bu şekilde bilmekteyiz.
    Süveyd b. Amr, Evzâî’den bu hadisin bir parçasını rivâyet etmiştir.
    2550- Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te bir çarşı vardır ki orada satın almak va satmak diye bir şey yoktur orada kadın ve erkek resim ve şekilleri vardır kişi hangi şekle girmek isterse orada o şekle bürünecektir.” (Müsned: 1272)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir.
    BÖLÜM: 16
    ØCENNET’TE ALLAH’IN GÖRÜLMESI NASIL OLACAKTIR?
    2551- Cerir b. Abdullah el Becelî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in huzurunda oturmakta idik Rasûlullah (s.a.v.) dolunay durumundaki aya baktı ve şöyle dedi Siz Rabbinizin huzuruna varacaksınız ve şu ayı gördüğünüz gibi onu görecek ve görme konusunda bir zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmayacaksınız. Dolayısıyla gün doğmadan önceki namaza ve gün batmadan önceki namaza gücünüz yettiği sürece devam edin dedi ve şu ayeti okudu: “…Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini tüm eksiksiz övgüleriyle an…” (Taha sûresi: 130) (Buhârî, Mevakıt: 17; Müslim, Mesacid: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    2552- Suheyb (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.); “İyi ve yararlı işler yapmakta devamlı ve kararlı olanlara karşılık olarak iyisi ve ondan daha fazlası vardır.” (Yunus sûresi: 26) ayeti hakkında şöyle buyurdu: Cennetlikler Cennete girdiklerinde bir tellal: Sizin için Allah’ın verdiği bir sözü vardır diye bağıracak… Cennetlikler de diyecekler ki bizim yüzümüzü ak etmedi mi? bizi ateşten kurtarmadı mı? bizi Cennete sokmadı mı? Melekler evet diye cevap verecekler bundan sonra perde açılacaktır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle sözünü sürdürdü: Allah’a yemin ederim ki, Allah o gün Cennetliklere kendisini görmekten daha sevimli bir şey vermemiştir. (Müslim, İman: 27; İbn Mâce, Mukadime: 17)
    ž Tirmizî: Bu hadisi sadece Hammad b. Seleme, müsned ve merfu olarak rivâyet etmektedir. Süleyman b. Muğîre bu hadisi Sabit el Bünanî vasıtasıyla Abdurrahman b. ebî Leylâ’nın kendi sözü olarak rivâyet etmiştir.
    BÖLÜM: 17
    Ø CENNETLIKLERIN EN AŞAĞI DERECESINDE OLANIN DURUMU NASILDIR?
    2553- İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennetliklerin en aşağı derecesinde olan kimsenin durumu; bahçelerini, hanımlarını, bol nimetlerini, hizmetçilerini ve koltuklarını bin senelik mesafeye kadar uzanmış olarak görecek ve sabah akşam Allah’ın kendilerine bir ikramı olarak Allah’ın yüzünü göreceklerdir. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) şu ayeti okudu: “Bazı yüzler o gün Rablerine bakarken mutluluktan parlayacaktır.” (Kıyame sûresi: 22-23) (Müsned: 4395)
    ž Tirmizî: Bu hadis değişik şekillerde İsrail’den, Süveyr’den, İbn Ömer’den merfu olarak rivâyet edilmiştir. Abdulmelik b. Ebcer bu hadisi Süveyr’den ve İbn Ömer’den mevkuf olarak rivâyet etmiştir. Ubeydullah el Eşcaî ise Sûfyân’dan, Süveyr’den, Mücâhid’den ve İbn Ömer’den merfu olmaksızın kendi sözü olarak rivâyet etmiştir. Aynı şekilde Ebû Küreyb, Muhammed b. Alâ vasıtasıyla Ubeydullah el Eşcaî’den, Sûfyân’dan, Süveyr’den, Mûcâhid’den, İbn Ömer’den bir benzerini merfu olmaksızın rivâyet etmiştir.
    2554- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Dolunay gecesi ayı görmekte güçlük çeker misiniz? Veya her zaman güneşi görmekte bir güçlükle karşılaşır mısınız? Ashab: “hayır” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) “Siz Rabbinizi dolunay gecesinde gördüğünüz gibi rahatlıkla görecek ve hiçbir zorlukla karşılaşmayacaksınız.” (Dârimî, Rıkak: 81)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir.
    Yahya b. İsa er Remlî ve pek çok kimse bu hadisi A’meş’den, Ebû Salih’den, Ebû Hüreyre’den rivâyet etmişlerdir. Abdullah b. İdrîs, A’meş’den, Ebû Salih’den ve Ebû Saîd’den rivâyet etmiştir. İbn İdrîs’in A’meş’ten rivâyeti pek sağlam değildir. Ebû Salih’in Ebû Hüreyre vasıtasıyla Peygamber (s.a.v.)’den rivâyeti daha sağlamdır. Süheyl b. ebî Salih bu hadisi böylece babasından, Ebû Salih’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyet etmiştir.
    Ebû Saîd’den değişik bir şekilde buna benzer bir hadis rivâyet edilmiştir ki bu rivâyet sahihtir.
    BÖLÜM: 18
    Ø CENNET’TEKI NIMETLERDEN DAHA IYI OLAN ŞEY NEDIR?
    2555- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah Cennetliklere şöyle buyuracak: Ey Cennetlikler! Onlar da Ey Rabbimiz buyur, emret emrini yarine getireceğiz derler. Allah: Cennete girmekten dolayı memnun musunuz? Cennetlikler diyecekler ki: “Nasıl memnun olmayız yaratıllarından hiç kimseye vermediğini bize verdin.” Allah: “Ben bundan daha iyisini size vereceğim” Onlar: Bundan daha üstün şey ne olabilir? Diyecekler. Allah’ta şöyle buyuracak: Sizden razı olduğumu bildirecek ve asla gazab etmeyeceğim.” (Müslim, Cennet: 3)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 19
    Ø CENNETLIKLER BIRBIRININ KÖŞKLERINE NASIL BAKACAKLARDIR?
    2556- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennetlikler Cennete birbirlerinin köşklerine derece farklılığından dolayı ufukta batmakta ve doğmakta olan yıldızları görür gibi göreceklerdir. Bunun üzerine Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! dediler, onlar Peygamberlerin köşkleri midir? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki evet Peygamberlerin ve Allah’ı ve Peygamberleri tasdik edip inanan tüm insanlarındır.” (Müslim, Cennet: 3)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 20
    Ø CENNET VE CEHENNEM IKISI DE EBEDÎDIR
    2557- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü Allah insanları büyük bir meydanda toplayacak ve alemlerin Rabbi olan Allah onlara şöyle diyecektir: Dikkat dikkat! Herkes dünyada kulluk ettiği şeye uysun. Bunun üzerine Haç’a tapanlara haç’ı, puta tapanlara putları, ateşe tapanları da ateşleri temsil edilecek onlarda dünyada kulluk yaptıkları bu şeylere uyacaklardır geride sadece Müslümanlar kalacak ve Alemlerin Rabbi olan Allah onlara şöyle buyuracaktır. Sizler de bu insanlara uymayacak mısınız? Onlar da diyecekler ki: Senden sana sığınırız senden, sana sığınırız Allah’tır bizim Rabbimiz. Allah’ı görünceye kadar bizim yerimiz Allah’a kulluk edenlerin yeri olan burasıdır. Allah onlara öylece emreder ve onları o düşünce ve inançta sebat ettirir. Sonra tekrar kullarına sorar bu insanlara uymayacak mısınız? Yine o mü’minler derler ki senden sana sığınırız senden sana sığınırız senden sana sığınırız Rabbimiz Allah’tır. Rabbimizi görünceye kadar bizim yerimiz Allah’a kulluk edenlerin yeri olan burasıdır. Allah onlara öylece emreder de onları o düşünce ve inançla sebat ettirir. Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ı görecek miyiz? Rasûlullah (s.a.v.) dolunay gecesinde ayı görmekte güçlük çeker misiniz? Ashab: Hayır dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), şöyle devam etti: Sizler o gün onu görmekte hiçbir güçlük çekmeyeceksiniz.”
    Sonra Allah o kullarının karşısına çıkıp kendini tanıtacak ve ben sizin Rabbinizim bana uyun!.
    Müslümanlar kalkıp kurulan sıratın üzerinden hızlı giden at ve develer gibi geçecekler ve geçerken yapacakları dua: Selametle bizi koru bizi koru şeklinde olacaktır.
    Geriye Cehennemlikler kalacaklar onlardan bir gurup Cehenneme atıldıktan sonra şöyle denilecek “doldun mu” Cehennem de diyecek ki: “Daha fazlası var mı?” Sonra bir gurup daha atılacak ve yine doldun mu? Denilecek. Cehennem de: “daha fazlası var mı? diyecek Cehennemliklerin hepsi Cehenneme dolduruldukları vakit Rahman olan Allah ayağını Cehenneme koyacak ve ondakiler birbirlerine sıkışacaklar sonra Allah yeter mi buyuracak Cehennem de yeter yeter diyecektir.
    Allah Cennetlikleri Cennete Cehennemlikleri de Cehenneme koyduğunda ölüm boynundan çekilerek getirilecek Cennetliklerle Cehennemlikler arasında bir sur üzerinde durdurulacak sonra Ey Cennetlikler diye seslenilecek, onlar da korkuyla bakacaklar sonra Ey Cehennemlikler denilecek onlar da sevinç içerisinde şefaat umarak bakacaklar sonra hem Cehennemliklere hem de Cennetliklere; bunu tanıyor musunuz? Diye sorulacak bunlar da onlar da hep birlikte onu tanıyoruz o ölümdür diyecekler. Sonra o ölüm Cennetliklerle Cehennemlikler arasındaki sur üzerinde bir koç şeklinde yatırılıp boğazlanacak ve şöyle denilecektir. Ey Cennetlikler ebedilik var ölüm yok!... Ey Cehennemlikler ebedilik var ölüm yok!” (Müslim, Cennet: 13; Dârimî, Rıkak: 90)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    Rasûlullah (s.a.v.)’den buna benzer pek çok rivâyetler gelmektedir ve bu rivâyetlerin hepsinde görme meselesi olan insanların Rableri görmeleri, Allah’a ayak izafe edilmesi gibi benzeri şeylerden bahsedilmektedir.
    Sûfyân es Sevrî, Mâlik b. Enes, İbn’ül Mübarek, İbn-ü Uyeyne, Vekî’ ve başka imamlardan olan ilim adamlarının bu konudaki kabul ettikleri yol şudur: Bu hadisler rivâyet edilir biz bunlara inanırız fakat nasıldır diye sorulmaz. Hadisçilerin de kabul ettikleri görüş budur yani bu hadislerin aynen geldiği gibi rivâyet edilmesini ve bunlara inanılmasını gerektiğini yorum ve vehme gidilmemesi, nasıl olabilir? Denmemesini tercih etmişlerdir. İşte ilim adamlarının seçtikleri ve gittikleri yol budur. Hadiste geçen: “Onlara kendini tanıtacaktır” sözünün manası ise onlara tecelli edip görünecektir demektir.
    2558- Ebû Saîd (r.a.), merfu olarak şöyle demiştir: “Kıyamet gününde ölüm alaca bir koç gibi getirilip Cennetle Cehennem arasında durdurulacak ve onların gözleri önünde kesilecektir. İşte o anda sevinçten ölecek bir kimse olsaydı Cennetlikler ölürdü kederden ölen bir kimse olsaydı Cehennemlikler ölür giderlerdi.” (Müslim, Cennet: 13; Dârimî, Rıkak: 90)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 21
    Ø CENNET VE CEHENNEM NE ILE KUŞATILMIŞTIR?
    2559- Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet güçlük ve zorluklarla kuşatılmıştır. Oraya girebilmek bunları aşmakla mümkündür. Cehennem ise şehvet ve isteklerle çevrilmiştir. Oraya girmemek için bunlara sahip olmak gerekir.” (Buhârî, Rıkak: 28; Müslim, Cennet: 1)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir bu şekliyle sahihtir.
    2560- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah Cenneti ve Cehennemi yarattığında Cibrîli Cennete gönderdi ve şöyle dedi: Cenneti ve Cennetlikler için hazırladığım şeylere bak gözden geçir. Cibril Cennete geldi, Cenneti ve Cennet’teki Cennetlikler için hazırlanan şeyleri gözden geçirdi ve Allah’a döndü ve şöyle dedi: İzzetin hakkı için kim bu Cennet’teki hazırlananı görürse mutlaka girmek isteyecektir. Böylece Allah emretti ve Cennet, güçlük ve zorluklarla kuşatıldı ve Allah dön ve Cenneti ve Cennet’te Cennetlikler için hazırladıklarıma bak gözden geçir buyurdu. Cibril Cennete döndü ve orayı güçlüklerle kuşatılmış olarak buldu. Ve Allah’a döndü, izzetin hakkı için Cennete hiç kimsenin giremeyeceğinden korktum.
    Bunun üzerine Allah: Cehenneme git Cehennemi ve Cehennemlikler için hazırladığım şeyleri kontrol et gözden geçir buyurdu. Cibril Cehenneme gitti bir de ne görsün sıkıntılar, işkenceler ve ızdıraplar birbiri üstüne yığılmış. Allah’a döndü ve şöyle dedi: İzzetine yemin olsun ki kim Cehennemin durumunu işitir ve oraya girer, dedi. Allah Cehenneme emretti de etrafı şehvetlerle kuşatıldı. Bunun üzerine Cibril’e Cehenneme dön buyurdu Cibril Cehenneme döndü izzetin hakkı için hiç kimsenin Cehennem’den kurtulamayıp oraya gireceğinden korktum.” (Buhârî, Rıkak: 28; Müslim, Cennet: 1)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 22
    Ø CENNET VE CEHENNEMIN MÜNAKAŞALARI
    2561- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennet ve Cehennem birbirleriyle münakaşa ettiklerinde; Cennet dedi ki: “Bana güçsüzler ve yoksullar girer.” Cehennem de dedi ki: “Bana da zorbalar büyüklenenler girer.” Bunun üzerine Allah, Cehenneme: “Sen benim azabımsın seninle dilediğimden intikam alırım. Cennete de sen benim rahmetimsin dilediğime seninle rahmet ederim.” (Müslim, Cennet: 13)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 23
    Ø CENNETLIKLERIN EN AŞAĞI DERECESINDE OLANLARA YAPILACAK IKRAM
    2562- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennetliklerin en aşağı derecede olanı seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki karısı vardır. Ayrıca bizzat kendisi için Cabiye ile Sana arsı kadar mesafede inci, zeberced ve yakut dan bir kubbe dikilecektir.” Aynı senedle Peygamberin şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennetlikler küçük veya büyük yaşta tüm ölenler otuz yaş civarında olacaklar ve bu yaşın üzerine hiç çıkmayacaklardır, Cehennemliklerde aynen böyledir.”
    Aynı senedle Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennetliklerin başlarında taçları vardır. Bu taçların üzerindeki incilerin en değersizi doğu ile batı arasını aydınlatacak kadar parlaktır.” (Müsned: 11298)
    ž Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece Rişdîn rivâyetiyle bilmekteyiz.
    2563- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’min, Cennet’te çocuk arzu ettiği vakit, gebeliği, doğumu ve yaşı dilediği şekilde bir anda tamamlanacaktır.” (Dârimî, Rıkak: 110; İbn Mâce, Zühd: 39)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. İlim adamları bu meselede ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı: Cennet’te çiftleşme vardır fakat çocuk olmayacaktır demektedirler. Tavus, Mûcâhid İbrahim Nehâî’den böylece rivâyet edilmiştir. Muhammed diyor ki: İshâk b. İbrahim, mü’min Cennet’te çocuk arzu ederse hadisi üzerine diyor ki: Fakat mü’min çocuk arzu etmez.
    Muhammed Buhârî diyor ki: Ebû Rezîn el Ukeylî vasıtasıyla Rasûlullah (s.a.v.)’den rivâyet edilmiştir ki: “Cennetliklerin Cennet’te çocukları olmayacaktır.”
    Ebû’s Sıddîk en Nâcî’nin ismi Bekr b. Amr’dır. Aynı şekilde Bekir b. Kays’ta denilir.
    BÖLÜM: 24
    Ø CENNET HURILERI KENDILERINI NASIL TANITIRLAR?
    2564- Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te hurîlerin bir toplantı yeri vardır. Hiçbir yaratığın bir benzerini işitmedikleri bir takım sesler yükseltirler ve derler ki: Biz ebedî kalanlarız, asla yok olmayacağız, Biz rerah içinde yüzenleriz güçlük görmeyeceğiz biz memnun olanlarız asla öfkelenmeyeceğiz ne mutlu o kişiye ki o bizimdir biz de onunuz.” (Müsned: 1273)
    ž Bu konuda Ebû Hüreyre, Ebû Saîd ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir.
    Tirmizî: Ali hadisi garibtir.
    2565- Yahya b. İbn Kesir (r.a.), Allah’ın Rum sûresi 15. ayeti olan: “… Cennetlikler cennet bahçelerinde tüm nimetlerden yararlanıp sevinirler.” Hakkında o işitip dinlemek demektir. Bunun da anlamı hadiste geçtiği üzere hurilerin seslerini yükseltmeleri demektir. (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    BÖLÜM: 25
    Ø ALLAH’IN SEVDIĞI VE SEVMEDIĞI ÜÇ KIŞI HANGILERIDIR?
    2566- İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde misk tepesi üzerinde üç kişi vardır ki öncekiler de sonrakiler de onlara imreneceklerdir. Her gün ve her gecede beş vakit namaza çağıran müezzin, kendisinden memnun olan cemaate imam olan adam, Allah’ın ve efendisinin hakkını yerine getiren köle.” (Müsned: 4568)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garib olup Sûfyân es Sevrî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû’l Yakaza’nın ismi Osman b. Umeyr’dir. İbn Kays’ta denilir.
    2567- Abdullah b. Mes’ûd’tan merfu olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle demiştir: “Üç kişi vardır ki Allah onları sever. Geceleyin kalkıp Allah’ın kitabını okuyan adam, sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen adam, bir müfrezede bulunup arkadaşlarının kaçması üzerine düşmanı tek başına karşılayan kimse.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garib olup mahfuz değildir. Sahih olan rivâyet, Şu’be ve başkalarının, Mansur’dan, Rıb’î b. Hıraş’tan, Zeyd b. Zabyan’dan, Ebû Zerr’den yaptıkları rivâyettir. Ebû Bekir b. Ayyaş çok yanılan bir kişidir.
    2568- Ebû Zerr (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır ki Allah onları sever, üç kişi de vardır ki Allah onlara buğzeder. Allah sevdikleri kimselerden birincisi bir adamdır ki bir toplumdan bir şeyler ister bu istediği şey Allah içindir aralarındaki yakınlıktan dolayı değildir. Onlarda bu adama bir şey vermezler. Bir adam onlardan geri durarak gizlice bir şeyler verir bu verdiğini sadece Allah ve verdiği kimse bilir. İkinci kimse ise: Bir toplum geceleri yürürler sonunda uyku onlara galip gelir ve başlarını eğerek uyurlar ancak bir adam kalkar bana yaranmak için ayetlerimi okur ve onunla yaşamaya çalışır. Üçüncü kimse ise; bir müfrezede bulunur düşmanla karşılaştıklarında yenilirler fakat o ileri atılarak devam eder ya şehîd olur veya Allah o kimseye fetih nasib eder. Allah’ın gazâblandığı üç kişi ise: Zina eden yaşlı kişi, büyüklük taslayan fakir ve hakka tecavüz eden zengindir.” (Nesâî, Kıyam-ül leyl: 17)
    ž Mahmûd b. Gaylân, Nadr b. Şümeyl vasıtasıyla Şu’be’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.
    Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Aynı şekilde Şeyban, Mansur’dan bir benzerini rivâyet etmiş olup bu rivâyet Ebû Bekir b. Ayyaş’ın rivâyetinden daha sahihtir.
    BÖLÜM: 26
    Ø FIRAT NEHRININ SULARI ÇEKILIP HAZINELER MI ÇIKACAK?
    2569- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Belki de Fırat nehri suları çekilerek altından bir hazine ortaya çıkarabilir. Kim orada bulunursa oradan bir şey almasın.” (Müslim, Fiten: 8; İbn Mâce, Fiten: 25)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    2570- Ebû Hüreyre (r.a.)’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiş olup “altından bir dağ çıkabilir” demiştir. (Müslim, Fiten: 8; İbn Mâce, Fiten: 25)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 27
    Ø CENNET’TE SÜT, BAL VE ŞARAP IRMAKLARI VAR MIDIR?
    2571- Hakîm b. Muaviye (r.a.)’in babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te su denizi, bal denizi, süt denizi ve şarap denizi vardır. Sonradan bunlardan nehirler fışkıracaktır.” (Dârimî, Rıkak: 113)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Hakîm b. Muaviye, Behz b. Hakîm’in babasıdır. Cüreyrî ise Ebû Mes’ûd diye künyelenir ismi ise Saîd b. İyas’tır.
    2572- Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim Allah’tan üç kere Cenneti isterse, Cennet; Allah’ım onu Cennete sok diye dua eder. Her kim de üç kere Cehennem’den korunmak isterse Cehennem Allah’ım onu Cehennem’den koru diye dua eder.”(Müsned: 12696)
    ž Tirmizî: Aynı şekilde Yunus b. ebî İshâk, Ebû İshâk’tan bu hadisi Büreyd b. ebî Meryem’den, Enes’den benzerini rivâyet etmiştir. Ebû İshâk aynı şekilde Büreyd b. ebî Meryem’den ve Enes b. Mâlik’den mevkuf olarak bu hadisi rivâyet etmiştir.


  3. 27.Aralık.2014, 18:37
    2
    r1dv4n06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    CENNETIN ÖZELLIKLERI
    BÖLÜM: 1
    Ø CENNETIN AĞAÇLARI NE KADAR BÜYÜKTÜR?
    2523- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle ağaçlar vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüz yıl yürür.” (Buhari, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 1)
    ž Bu konuda Enes ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet edilmiştir.
    Tirmizî: Bu hadis sahihtir.
    2524- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle bir ağaç vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüz yıl yürür sonuna varamaz. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: İşte “Uzayıp giden gölgeler…”budur. (Vakıa sûresi: 30) (Müslim, Cennet: 1)
    ž Tirmizî: Ebû Saîd’in rivâyeti olarak bu hadis hasen garibtir.
    2525- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te gövdesi altından olmayan hiçbir ağaç yoktur.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Ebû Hüreyre hadisi olarak bu hasen garibtir.
    BÖLÜM: 2
    Ø CENNETIN BINASI NASILDIR? NELERDEN YAPILMIŞTIR?
    2526- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! dedik. Bize ne oluyor ki senin yanındayken kalplerimiz yumuşuyor dünyayı istemiyor ahiret ehlinden olmaya çalışıyoruz. Fakat senin yanından çıkıp ailelerimiz arasına karışıp çocuklarımızın kokusunu aldığımızda kendimizi değişmiş buluyoruz. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Siz her vakit benim yanımdan çıktığınız şekilde olsaydınız melekler sizi evlerinizde ziyaret ederlerdi ve sizler hiç günah işlememiş olsanız, Allah günah işleyen ve onların günahını affedeceği bir toplum yaratırdı.
    Ebû Hüreyre diyor ki: Ey Allah’ın Rasûlü! yaratıklar neden yaratılmışlardır? Rasûlullah (s.a.v.), “Sudan” buyurdu. Cennetin binası neden yapılmıştır diye sordum, “Bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten, harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı za’feran oraya girenler nimetler içersinde refah bulur, sıkıntı çekmezler. Ebedî olurlar, giydikleri eskimez gençlikleri yok olmaz.” Sonra şöyle devam etti: “Üç kişi var ki, duaları geri çevrilmez: Adaletli devlet idarecisi, iftar etmek üzere olan oruçlu ve mazlum… Allah mazlum kimsenin duasını bulutların üzerine kaldırır ve göklerin kapısını ona açar. Büyük ve güçlü olan Rab: “Bir süre sonra bile olsa izzetim hakkı için sana mutlaka yardım edeceğim.” (Müslim, Tevbe: 27; Dârimî, Rıkak: 17)
    ž Tirmizî: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Bence bu hadis muttasıl da değildir. Bu hadis başka bir isnad ile Ebû Müdle ve Ebû Hüreyre’den de rivâyet edilmiştir.
    BÖLÜM: 3
    Ø CENNET KÖŞKLERININ ÖZELLIKLERI NELERDIR?
    2527- Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle köşkler vardır ki; dışarıdan içerisi içeriden de dışarısı gözükür bir bedevi kalkıp şöyle dedi: O köşkler kimler içindir? Rasûlullah (s.a.v.) de şöyle buyurdu: “O köşkler; güzel söz söyleyen, yemek yediren, oru*ca devam eden ve insanlar uykuda iken geceleri namaz kılanlar içindir.” (Müsned: 1268)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bazı hadisçiler Abdurrahman b. İshâk hafızası yönünden tenkid etmişlerdir kendisi Küfelidir. Abdurrahman b. İshâk el Kureşî ise Medîneli olup berikinden daha sağlamdır.
    2528- Abdullah b. Kays (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Cennetin içerisinde iki Cennet daha vardır ki kapları ve her şeyi gümüştendir bir başka iki Cennet daha vardır ki onunda kapları ve her türlü eşyası altındadır. Adn Cennetinde Cennetlikler ile Rableri arasında görebilmelerine engel büyüklük perdesi vardır.”
    Aynı sened ile Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennet’te içi boş inciden yapılmış büyüklüğü altmış mil olan bir çadır vardır ki her bir tarafında huriler bulunur ve birbirlerini görmezler oraya giren mü’min onları bir bir dolaşır.” (Buhârî, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 9)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Imrân el Cevnî'nin ismi, Abdülmelik b. Habîb’tir. Ebû Bekir b. Musa’ya gelince, Ahmed b. Hanbel, “adı bilinme*mektedir!” diyor. Ebû Musa el Eş’arî’nin adı Abdullah bin Kays’tır. Ebû Mâlik el Eş’arî’nin ismi Sa’d b. Tarık b. Eşyem’dir.
    BÖLÜM: 4
    Ø CENNET’TE DE DERECELENDIRMELER VAR MIDIR?
    2529- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet’te yüz derece vardır her iki derece arasındaki mesafe yüz yıldır.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.
    2530- Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim, Ramazan orucunu tutar, namazlarını kılar, Ka’be’yi hacceder -zekatı söyledi mi söylemedi mi hatırlamıyorum- doğduğu ülkede kalsa da Allah yolunda hicret etse de Allah onu mutlaka bağışlayacaktır.” Muâz: “Bunu Müslümanlara aktarayım mı?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bırak insanları! Kulluk yapmakta yarış edip çalışsınlar çünkü Cennet’te yüz derece vardır. Her bir derece arasındaki mesafe gökle yer arası kadardır. Cennetlerin en güzel ve yüksek dereceli olanı Firdevs Cenneti olup; Rahman’ın arşı bunun üzerindedir. Cennetlerin bütün nehirleri buradan fışkırır. Allah’tan Cenneti isteyeceğinizde Firdevs Cennetini isteyiniz.” (Müsned: 21073)
    ž Tirmizî: Bu hadis bu şekilde Hişâm b. Sa’d’den, Zeyd b. Eslem’den Atâ b. Yesâr’dan, Ubâde b. Sâmit’den de rivâyet edilmektedir.
    Atâ, Muâz b. Cebel’e yetişemeyen bir kişidir. Muâz’ın ölümü öncedir ve O Ömer’in halifeliği döneminde vefat etmiştir.
    2531- Ubâde b. Sâmit (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te yüz derece vardır; Her iki derece arasındaki mesafe gökle yeryüzü arası kadardır. Firdevs derece olarak en üstünü olup Cennetin dört ırmağı buradan fışkırır. Arş’ta bunun üstünde bulunur. Allah’tan Cennet istediğinizde Firdevsi isteyiniz.” (Müsned: 21627)
    ž Ahmed b. Menî’ Yezîd b. Harun vasıtasıyla Hemmam’dan ve Zeyd b. Eslem’den bir benzerini rivâyet etmiştir.
    2532- Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te yüz derece vardır. Tüm alemler o derecelerin birin de toplanmış olsalar onların hepsini içerisine alır.” (Müsned: 10806)
    Âlem = Allah’ın dışındaki herkes ve her şeydir.
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir.
    BÖLÜM: 5
    Ø CENNETE GIRECEK OLANLARA VERILECEK HURILERIN ÖZELLIKLERI
    2533- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetliklere verilecek kadınlar olan hurilerin baldırlarının beyazlığı yetmiş kat elbisenin altından görülür hatta ilikleri bile çünkü Allah; “Onlar yakut ve mercan gibidirler” (Rahman sûresi 58. ayet) buyurmaktadır. Yakut öyle bir taştır ki şeffaflığından dolayı arkasından bir ip uzatsan aynen o ipi görürsün.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Hennâd; Ubeyde b. Humeyd’den Atâ b. Sâib’den, Amr b. Meymun’dan ve Abdullah b. Mes’ûd’tan bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.
    2534- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den bu hadisin mana olarak bir benzeri merfu olmaksızın aktarılmıştır. Bu rivâyet Ubeyde b. Humeyd’in rivâyetinden daha sahihtir.
    Aynı şekilde Cerir ve pek çok kişi bu hadisi Atâ b. Sâib’den merfu olmaksızın aktarmışlardır.
    Kuteybe, Cerir vasıtasıyla Atâ b. Sâib’den, Ebû’l Ahvas’ın rivâyetine benzer şekilde Atâ’nın arkadaşlarından merfu olmaksızın rivâyet etmişlerdir. Ve bu rivâyet daha sahihtir.
    2535- Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü Cennete girecek olan ilk gurup insanların yüzleri dolunay gecesindeki ayın parlaklığı gibi olacak ikinci gurup ise gökteki en parlak yıldız gibi olacaktır. Onlardan her bir erkeğin iki karısı bulunacak her kadının üzerinde elbisesi bulunacak bu elbiselerin arkasından bile o kadınların ilikleri görülecektir.” (Müsned: 10702)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasendir.
    BÖLÜM: 6
    Ø CENNET’TE CINSEL ILIŞKI VAR MIDIR?
    2536- Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennete giren bir Müslüman’a şu kadar ve bu kadar cinsel ilişki yapabilme gücü verilecektir.” Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kimsenin buna gücü yetecek mi?” denildi. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “O kimseye yüz erkek kuvveti verilecektir.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Bu konuda Zeyd b. Erkâm’dan da hadis rivâyet edilmiştir.
    Tirmizî: Bu hadis sahih garibtir.
    Bu hadisi Katâde’nin, Enes’den rivâyeti olduğunu sadece Imrân el Kattan’ın rivâyetiyle bilmekteyiz.
    BÖLÜM: 7
    Ø CENNETLIKLERIN ÖZELLIKLERI NELERDIR?
    2537- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Cennete girecek olan ilk gurubun şekli ve görüntüsü ayın dolunay gecesindeki görüntüsü gibidir. Orada tükürme yok sümkürme yok tuvalete çıkma ihtiyacı yok kullanılan kaplar altından tarakları altından ve gümüşten buhurdanlıkları öd ağacındandır. Terleri misk gibidir. Onlardan her bir şahsın iki karısı vardır güzelliklerinden dolayı etlerinin altından baldırlarının iliği görülür. Aralarında anlaşmazlık yok birbirlerine karşı kin besleme de yok kalbleri tek bir kalb gibidir. Sabah akşam Allah’ı tesbih ederler.” (Buhârî, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 7)
    ž Bu hadis sahihtir. “Eluvve” öd ağacı demektir.
    2538- Sa’d b. ebî Vakkâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’teki nimetlerden bir tırnağın taşıyabileceği kadar az bir şey dünyaya gösterilmiş olsaydı gökler ve yeryüzü her tarafıyla süs içerisinde kalırdı. Cennetliklerden bir kişi dünyaya bir baksa ve bileziklerinden biri dünyaya görünse güneşin yıldızların ışığını silip süpürdüğü gibi o da güneşin ışığını silip süpürdü.” (Müsned: 1371)
    ž Tirmizî: Bu hadis garib olup bu senedle sadece İbn Lehîa’nın rivâyeti olarak bilmekteyiz.
    Yahya b. Eyyûb bu hadisi Yezîd b. ebî Habib’den rivâyet ederek senedinde “Ömer b. Sa’d b. ebî Vakkâs ve Peygamber (s.a.v.)’den” demiştir.
    BÖLÜM: 8
    Ø CENNETLIKLERIN ELBISELERI NASILDIR?
    2539- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetlikler kılsız, tüysüz ve sürmelidirler. Gençlikleri tükenmez, elbiseleri eskimez.” (Dârimî, Rıkak: 17)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir.
    2540- Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) “Yükseltilmiş döşekler.” (Vakıa sûresi: 34) ayeti hakkında şöyle buyurdu: O döşeklerin yüksekliği gök ve yeryüzü arası gibidir yani beş yüz senelik yol kadardır.” (Müsned: 11294)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Rişdîn b. Sa’d’ın rivâyetiyle bilmekteyiz bazı ilim adamları bu hadisin tefsirinde şöyle dediler: Bunun manası derecelerdeki döşeklerdir. Dereceler arasındaki mesafe de yeryüzü ile gökyüzü arası kadardır.
    BÖLÜM: 9
    Ø CENNET AĞAÇLARININ GÖLGELERI VE MEYVELERI NASILDIR?
    2541- Ebû Bekir’in kızı Esma (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den işittim: “Sidret-ül Münteha=en son ağaç ‘tan bahsetti ve şöyle buyurdu: Binitli bir kişi Sidrüt-ül Müteha’nın bir dalının gölgesinde yüz binitli gölgelenir -şüphe eden râvî Yahya’dır- Sidret-ül Münteha da altın kelebekler vardır ve o ağacın meyveleri büyüklük olarak testiler gibidir.” (Tirmizî rivâyet etymiştir.)
    ž Bu hadis hasen garibtir.
    BÖLÜM: 10
    Ø CENNET’TE KUŞLAR DA VAR MIDIR?
    2542- Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e Kevser hakkında soruldu da şöyle buyurdu: “O Allah’ın bana Cennet’te vereceği bir ırmaktır suyu sütten daha beyaz baldan daha tatlıdır. O nehirde bir takım kuşlar vardır ki boyunları deve boynuna benzer.”Ömer: Bunlar besili ve bakımlı deve kuşlardır dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Onu yemesi görüntüsünden daha hoştur.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. Muhammed b. Abdullah b. Müslim, İbn Şihâb ez Zührî’nin kardeşinin oğludur. Abdullah b. Müslim’den, İbn Ömer ve Enes b. Mâlik hadis rivâyet etmişlerdir.
    BÖLÜM: 11
    Ø CENNET’TE AT BULUNUR MU?
    2543- Süleyman b. Yezîd (r.a.)’in babasından rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cennet’te at var mıdır? diye sordu Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah seni Cennete koyarsa orada senin istediğin şekilde kırmızı yakuttan bir ata bindirilip dilediğin yere uçabilirsin. Bir başka adam da şöyle sordu: Ey Allah’ın Rasûlü! Cennet’te deve de var mıdır? Rasûlullah (s.a.v.), bu adama arkadaşına söylediği şekilde söylemedi ve şöyle buyurdu: Allah seni Cennete koyarsa canının çektiği ve gözünün hoşlandığı her şey senin olacaktır.” (Müsned: 21904)
    ž Süveyd b. Nasr, Abdullah b. Mübarek vasıtasıyla Sûfyân’dan, Alkame b. Mersed’den, Abdurrahman b. Sabit’den bu hadisin mana olarak bir benzerini bize aktarmış olup bu rivâyet Mes’ûdî’nin rivâyetinden daha sağlamdır.
    2544- Ebû Eyyûb (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.)’e bir bedevi geldi ve Ey Allah’ın Rasûlü! ben atları severim Cennet’te at var mıdır? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennete girersen sana yakuttan iki kanatlı bir at getirilecek o ata binecek ve dilediğin yere onunla uçup gideceksin.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Ebû Eyyûb rivâyeti olarak sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Ebû Sevre Ebû Eyyûb’un kardeşinin oğludur hadiste zayıf olduğu söylenmiştir. Yahya b. Main onu çok zayıf görmektedir.
    Tirmizî: Muhammed b. İsmail’den işittim şöyle dedi: Ebû Sevre’nin rivâyeti münker olur hoş karşılanmaz Ebû Eyyûb’tan münker hadisler rivâyet eder bu yüzden rivâyetleri hoş karşılanıp uyulmaz.
    BÖLÜM: 12
    Ø CENNETLIKLERIN YAŞLARI NASILDIR?
    2545- Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennetlikler Cennete kılsız tüysüz sürmeli otuz veya otuz üç yaşlarında olarak gireceklerdir. (Müsned: 21016)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Katâde’nin bazı adamları bu hadisi mürsel olarak rivâyet etmekte ve senedin tamamını zikretmemektedirler.
    BÖLÜM: 13
    Ø CENNETLIKLERIN KAÇTA KAÇI BU ÜMMETTEN OLACAKTIR?
    2546- Büreyde (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetlikler yüz yirmi saf olacaklardır. Onların seksen safı bu ümmetten kırk safı diğer ümmetlerden olacaktır.” (İbn Mâce, Zühd: 17; Dârimî, Rıkak: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bu hadis, Alkame b. Mesed’den, Süleyman b. Büreyde’den mürsel olarak rivâyet edilmiş olup bazı rivâyetlerde “Süleyman b. Büreyde’den ve babasından” demektedirler. Ebû Sinan’ın Muharib b. Disar’dan rivâyeti hasendir. Ebû Sinan’ın ismi Dırar b. Mürre’dir. Ebû Sinan eş Şeybânî’nin ismi ise Saîd b. Sinan’dır. Ebû Sinan eş Şamî’nin ismi ise İsa b. Sinan’dır. Ebû Sinan eş Şamî’nin ismi ise İsa b. Sinan olup Kasmelîdir.
    2547- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kubbe altında kırk kişi kadar Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber idik Bu sırada Rasûlullah (s.a.v.) Cennetliklerin dörtte biri olmanıza razı mısınız? Oradakiler “Evet” dediler. Rasûlullah (s.a.v.): “Cennetliklerin üçte biri olmanıza razı mısınız? Buyurdu. Oradakiler yine “evet” dediler. Bu sefer Rasûlullah (s.a.v.): “Cennetliklerin yarısı olmaya razı mısınız? Cennete ancak Müslüman kişi girecektir. İnsanlığın pek çoğu şirke düşecektir. Şirke bulaşmayan sizler siyah öküzün üzerindeki beyaz kıllar gibi veya kırmızı öküzün derisindeki siyah kıl gibi olacaksınız.” (Buhârî, Rıkak: 17; Müslim, İman: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    Bu konuda Imrân b. Husayn ve Ebû Husayn ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet etmişlerdir.
    BÖLÜM: 14
    Ø CENNETIN KAPILARI NE KADARDIR?
    2548- Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyet göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet kapılarından ümmetimin oraya gireceği bir kapı vardır ki; O kapının eni usta binicinin üç günde (veya üç ayda veya üç senede) gidebileceği mesafe kadardır. Böyle olmasına rağmen onlar bu kapıdan sıkışarak girecekler de neredeyse omuzları kopup düşecek.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir.
    Muhammed’e bu hadis hakkında sordum böyle bir hadis tanımadığını bildirdi. Hâlid b. ebî Bekr’in, Sâlim b. Abdullah’tan münker olan rivâyetleri vardır.
    BÖLÜM: 15
    Ø CENNETTE ÇARŞI VE PAZAR VAR MI?
    2549- Saîd b. Müseyyeb (r.a.)’den rivâyete göre, kendisi Ebû Hüreyre ile karşılaştı ve “Allah’tan ikimizi Cennet çarşısında bir araya getirmesini isterim” dedi. Saîd: “Cennet’te çarşı Pazar var mıdır?” diye sordu. Ebû Hüreyre “evet” dedi ve şöyle devam etti. Rasûlullah (s.a.v.)’in bana bildirdiğine göre;“Cennetlikler Cennete girdiklerinde amellerine göre oraya yerleşeceklerdir. Sonra dünya günlerinden Cuma günü ka*dar bir süre izin verilecek ve insanlar Rablerini ziyaret edecek*lerdir. Allah’ın arşı onlara görünecek Allah onlara Cennet bahçelerinden bir bahçede görünecek o mü’minler için nurdan minberler, altından minberler, gümüşten minberler kuru*lacak ve o kimselerin derece bakımından en aşağı durumda olanları -ki onların aşağılıkları yoktur- misk ve kâfur tepelerinde oturacaklar ve kendilerinden daha yükseklerde oturan kimseler olduğunu sanmayacaklar.”
    Ebû Hüreyre dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! o gün Allah’ı göremeyecek miyiz? Rasûlullah (s.a.v.): “Evet” buyurdu. “Siz Güneşin ve dolunay ge*cesi ayın görünmesinde şüphe eder veya görebilmek için itişip kakışır mısınız?” Biz de: “Hayır!” diye cevap verdik. Öyleyse Aynı şekilde kolaylıkla Rabbinizi göreceksiniz ve Allah’ın o Cennet’te kendisiyle karşı*lıklı görüşmediği kimse kalmayacaktır. Hatta konuştuğu kimselerden birine: “Ey falan oğlu falan! Falan günde yaptığını hatırlıyor musun?” diyecek, Ve dünyadaki vefasızlıklarından bir kıs*mını hatırlatacaktır. O kimse de: “Ey Rabbim! Beni bağışla*madın mı?” Allah’ta:“Evet!” diyecek ve “Benim bağışlamamın genişliği sayesinde şu makama ulaşmış du*rumdasın” buyuracak.
    Onlar bu durum da iken üstlerinden bir bulut kendilerini kaplayacak ve üzerlerine bir koku yağdıracaktır ki, o zamana kadar onun kokusuna benzer bir koku koklamamışlardır. Yüce olan Allah şöyle devam edecek: “Kalkın sizin için hazırladığım büyük ikramlardan arzu ettiğiniz her şeyi alın!”
    Sonra meleklerin etrafını çevrelediği, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve hiçbir kimsenin kalbinden geçirip hayal edemediği şeylerin bulunduğu bir çarşıya geleceğiz ki orada arzu edilen her şey bulunacaktır. Orada satmak ve satın almak diye bir şey yoktur. Cenetlikler o çarşıda birbirleriylekarşılaşacaklardır. Rasûlullah (s.a.v.) sözünü şöyle sürdürdü: “Yüksek dereceler sahibi olan bir kişi kendisin*den aşağı derecede bir kişiyle karşılaştığında onun üzerindeki elbiseden gözleri kamaşacaktır konuşmaları bitmeden kendi sırtındaki elbisenin ondan daha iyi olduğunu hayal edecektir. Çünkü Cennet’te hiç kimseye üzülme yoktur. Sonra herkes konaklarına dağılacak ve hanımlarımız bizleri merhaba hoş geldiniz diye karşılayacak; bizden ayrıldığınız andaki güzelliğinizden daha güzel bir durumda bize döndünüz diyeceklerdir. Bizde hanımlarımıza şöyle diyeceğiz: “Bugün sonsuz güç ve kuvvet sahibi Rabbimizin toplantısında bulunduk bu şekilde dönmemiz gerekirdi ve öylece sizlerin yanına dönüp geldik.” (Buhârî, Ezan: 17; Müslim, İman: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis garib olup ancak bu şekilde bilmekteyiz.
    Süveyd b. Amr, Evzâî’den bu hadisin bir parçasını rivâyet etmiştir.
    2550- Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te bir çarşı vardır ki orada satın almak va satmak diye bir şey yoktur orada kadın ve erkek resim ve şekilleri vardır kişi hangi şekle girmek isterse orada o şekle bürünecektir.” (Müsned: 1272)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir.
    BÖLÜM: 16
    ØCENNET’TE ALLAH’IN GÖRÜLMESI NASIL OLACAKTIR?
    2551- Cerir b. Abdullah el Becelî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in huzurunda oturmakta idik Rasûlullah (s.a.v.) dolunay durumundaki aya baktı ve şöyle dedi Siz Rabbinizin huzuruna varacaksınız ve şu ayı gördüğünüz gibi onu görecek ve görme konusunda bir zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmayacaksınız. Dolayısıyla gün doğmadan önceki namaza ve gün batmadan önceki namaza gücünüz yettiği sürece devam edin dedi ve şu ayeti okudu: “…Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini tüm eksiksiz övgüleriyle an…” (Taha sûresi: 130) (Buhârî, Mevakıt: 17; Müslim, Mesacid: 27)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    2552- Suheyb (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.); “İyi ve yararlı işler yapmakta devamlı ve kararlı olanlara karşılık olarak iyisi ve ondan daha fazlası vardır.” (Yunus sûresi: 26) ayeti hakkında şöyle buyurdu: Cennetlikler Cennete girdiklerinde bir tellal: Sizin için Allah’ın verdiği bir sözü vardır diye bağıracak… Cennetlikler de diyecekler ki bizim yüzümüzü ak etmedi mi? bizi ateşten kurtarmadı mı? bizi Cennete sokmadı mı? Melekler evet diye cevap verecekler bundan sonra perde açılacaktır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle sözünü sürdürdü: Allah’a yemin ederim ki, Allah o gün Cennetliklere kendisini görmekten daha sevimli bir şey vermemiştir. (Müslim, İman: 27; İbn Mâce, Mukadime: 17)
    ž Tirmizî: Bu hadisi sadece Hammad b. Seleme, müsned ve merfu olarak rivâyet etmektedir. Süleyman b. Muğîre bu hadisi Sabit el Bünanî vasıtasıyla Abdurrahman b. ebî Leylâ’nın kendi sözü olarak rivâyet etmiştir.
    BÖLÜM: 17
    Ø CENNETLIKLERIN EN AŞAĞI DERECESINDE OLANIN DURUMU NASILDIR?
    2553- İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennetliklerin en aşağı derecesinde olan kimsenin durumu; bahçelerini, hanımlarını, bol nimetlerini, hizmetçilerini ve koltuklarını bin senelik mesafeye kadar uzanmış olarak görecek ve sabah akşam Allah’ın kendilerine bir ikramı olarak Allah’ın yüzünü göreceklerdir. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) şu ayeti okudu: “Bazı yüzler o gün Rablerine bakarken mutluluktan parlayacaktır.” (Kıyame sûresi: 22-23) (Müsned: 4395)
    ž Tirmizî: Bu hadis değişik şekillerde İsrail’den, Süveyr’den, İbn Ömer’den merfu olarak rivâyet edilmiştir. Abdulmelik b. Ebcer bu hadisi Süveyr’den ve İbn Ömer’den mevkuf olarak rivâyet etmiştir. Ubeydullah el Eşcaî ise Sûfyân’dan, Süveyr’den, Mücâhid’den ve İbn Ömer’den merfu olmaksızın kendi sözü olarak rivâyet etmiştir. Aynı şekilde Ebû Küreyb, Muhammed b. Alâ vasıtasıyla Ubeydullah el Eşcaî’den, Sûfyân’dan, Süveyr’den, Mûcâhid’den, İbn Ömer’den bir benzerini merfu olmaksızın rivâyet etmiştir.
    2554- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Dolunay gecesi ayı görmekte güçlük çeker misiniz? Veya her zaman güneşi görmekte bir güçlükle karşılaşır mısınız? Ashab: “hayır” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) “Siz Rabbinizi dolunay gecesinde gördüğünüz gibi rahatlıkla görecek ve hiçbir zorlukla karşılaşmayacaksınız.” (Dârimî, Rıkak: 81)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahih garibtir.
    Yahya b. İsa er Remlî ve pek çok kimse bu hadisi A’meş’den, Ebû Salih’den, Ebû Hüreyre’den rivâyet etmişlerdir. Abdullah b. İdrîs, A’meş’den, Ebû Salih’den ve Ebû Saîd’den rivâyet etmiştir. İbn İdrîs’in A’meş’ten rivâyeti pek sağlam değildir. Ebû Salih’in Ebû Hüreyre vasıtasıyla Peygamber (s.a.v.)’den rivâyeti daha sağlamdır. Süheyl b. ebî Salih bu hadisi böylece babasından, Ebû Salih’den ve Ebû Hüreyre’den rivâyet etmiştir.
    Ebû Saîd’den değişik bir şekilde buna benzer bir hadis rivâyet edilmiştir ki bu rivâyet sahihtir.
    BÖLÜM: 18
    Ø CENNET’TEKI NIMETLERDEN DAHA IYI OLAN ŞEY NEDIR?
    2555- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah Cennetliklere şöyle buyuracak: Ey Cennetlikler! Onlar da Ey Rabbimiz buyur, emret emrini yarine getireceğiz derler. Allah: Cennete girmekten dolayı memnun musunuz? Cennetlikler diyecekler ki: “Nasıl memnun olmayız yaratıllarından hiç kimseye vermediğini bize verdin.” Allah: “Ben bundan daha iyisini size vereceğim” Onlar: Bundan daha üstün şey ne olabilir? Diyecekler. Allah’ta şöyle buyuracak: Sizden razı olduğumu bildirecek ve asla gazab etmeyeceğim.” (Müslim, Cennet: 3)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 19
    Ø CENNETLIKLER BIRBIRININ KÖŞKLERINE NASIL BAKACAKLARDIR?
    2556- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennetlikler Cennete birbirlerinin köşklerine derece farklılığından dolayı ufukta batmakta ve doğmakta olan yıldızları görür gibi göreceklerdir. Bunun üzerine Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! dediler, onlar Peygamberlerin köşkleri midir? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki evet Peygamberlerin ve Allah’ı ve Peygamberleri tasdik edip inanan tüm insanlarındır.” (Müslim, Cennet: 3)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 20
    Ø CENNET VE CEHENNEM IKISI DE EBEDÎDIR
    2557- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü Allah insanları büyük bir meydanda toplayacak ve alemlerin Rabbi olan Allah onlara şöyle diyecektir: Dikkat dikkat! Herkes dünyada kulluk ettiği şeye uysun. Bunun üzerine Haç’a tapanlara haç’ı, puta tapanlara putları, ateşe tapanları da ateşleri temsil edilecek onlarda dünyada kulluk yaptıkları bu şeylere uyacaklardır geride sadece Müslümanlar kalacak ve Alemlerin Rabbi olan Allah onlara şöyle buyuracaktır. Sizler de bu insanlara uymayacak mısınız? Onlar da diyecekler ki: Senden sana sığınırız senden, sana sığınırız Allah’tır bizim Rabbimiz. Allah’ı görünceye kadar bizim yerimiz Allah’a kulluk edenlerin yeri olan burasıdır. Allah onlara öylece emreder ve onları o düşünce ve inançta sebat ettirir. Sonra tekrar kullarına sorar bu insanlara uymayacak mısınız? Yine o mü’minler derler ki senden sana sığınırız senden sana sığınırız senden sana sığınırız Rabbimiz Allah’tır. Rabbimizi görünceye kadar bizim yerimiz Allah’a kulluk edenlerin yeri olan burasıdır. Allah onlara öylece emreder de onları o düşünce ve inançla sebat ettirir. Ashab: Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ı görecek miyiz? Rasûlullah (s.a.v.) dolunay gecesinde ayı görmekte güçlük çeker misiniz? Ashab: Hayır dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), şöyle devam etti: Sizler o gün onu görmekte hiçbir güçlük çekmeyeceksiniz.”
    Sonra Allah o kullarının karşısına çıkıp kendini tanıtacak ve ben sizin Rabbinizim bana uyun!.
    Müslümanlar kalkıp kurulan sıratın üzerinden hızlı giden at ve develer gibi geçecekler ve geçerken yapacakları dua: Selametle bizi koru bizi koru şeklinde olacaktır.
    Geriye Cehennemlikler kalacaklar onlardan bir gurup Cehenneme atıldıktan sonra şöyle denilecek “doldun mu” Cehennem de diyecek ki: “Daha fazlası var mı?” Sonra bir gurup daha atılacak ve yine doldun mu? Denilecek. Cehennem de: “daha fazlası var mı? diyecek Cehennemliklerin hepsi Cehenneme dolduruldukları vakit Rahman olan Allah ayağını Cehenneme koyacak ve ondakiler birbirlerine sıkışacaklar sonra Allah yeter mi buyuracak Cehennem de yeter yeter diyecektir.
    Allah Cennetlikleri Cennete Cehennemlikleri de Cehenneme koyduğunda ölüm boynundan çekilerek getirilecek Cennetliklerle Cehennemlikler arasında bir sur üzerinde durdurulacak sonra Ey Cennetlikler diye seslenilecek, onlar da korkuyla bakacaklar sonra Ey Cehennemlikler denilecek onlar da sevinç içerisinde şefaat umarak bakacaklar sonra hem Cehennemliklere hem de Cennetliklere; bunu tanıyor musunuz? Diye sorulacak bunlar da onlar da hep birlikte onu tanıyoruz o ölümdür diyecekler. Sonra o ölüm Cennetliklerle Cehennemlikler arasındaki sur üzerinde bir koç şeklinde yatırılıp boğazlanacak ve şöyle denilecektir. Ey Cennetlikler ebedilik var ölüm yok!... Ey Cehennemlikler ebedilik var ölüm yok!” (Müslim, Cennet: 13; Dârimî, Rıkak: 90)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    Rasûlullah (s.a.v.)’den buna benzer pek çok rivâyetler gelmektedir ve bu rivâyetlerin hepsinde görme meselesi olan insanların Rableri görmeleri, Allah’a ayak izafe edilmesi gibi benzeri şeylerden bahsedilmektedir.
    Sûfyân es Sevrî, Mâlik b. Enes, İbn’ül Mübarek, İbn-ü Uyeyne, Vekî’ ve başka imamlardan olan ilim adamlarının bu konudaki kabul ettikleri yol şudur: Bu hadisler rivâyet edilir biz bunlara inanırız fakat nasıldır diye sorulmaz. Hadisçilerin de kabul ettikleri görüş budur yani bu hadislerin aynen geldiği gibi rivâyet edilmesini ve bunlara inanılmasını gerektiğini yorum ve vehme gidilmemesi, nasıl olabilir? Denmemesini tercih etmişlerdir. İşte ilim adamlarının seçtikleri ve gittikleri yol budur. Hadiste geçen: “Onlara kendini tanıtacaktır” sözünün manası ise onlara tecelli edip görünecektir demektir.
    2558- Ebû Saîd (r.a.), merfu olarak şöyle demiştir: “Kıyamet gününde ölüm alaca bir koç gibi getirilip Cennetle Cehennem arasında durdurulacak ve onların gözleri önünde kesilecektir. İşte o anda sevinçten ölecek bir kimse olsaydı Cennetlikler ölürdü kederden ölen bir kimse olsaydı Cehennemlikler ölür giderlerdi.” (Müslim, Cennet: 13; Dârimî, Rıkak: 90)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 21
    Ø CENNET VE CEHENNEM NE ILE KUŞATILMIŞTIR?
    2559- Enes (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet güçlük ve zorluklarla kuşatılmıştır. Oraya girebilmek bunları aşmakla mümkündür. Cehennem ise şehvet ve isteklerle çevrilmiştir. Oraya girmemek için bunlara sahip olmak gerekir.” (Buhârî, Rıkak: 28; Müslim, Cennet: 1)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir bu şekliyle sahihtir.
    2560- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah Cenneti ve Cehennemi yarattığında Cibrîli Cennete gönderdi ve şöyle dedi: Cenneti ve Cennetlikler için hazırladığım şeylere bak gözden geçir. Cibril Cennete geldi, Cenneti ve Cennet’teki Cennetlikler için hazırlanan şeyleri gözden geçirdi ve Allah’a döndü ve şöyle dedi: İzzetin hakkı için kim bu Cennet’teki hazırlananı görürse mutlaka girmek isteyecektir. Böylece Allah emretti ve Cennet, güçlük ve zorluklarla kuşatıldı ve Allah dön ve Cenneti ve Cennet’te Cennetlikler için hazırladıklarıma bak gözden geçir buyurdu. Cibril Cennete döndü ve orayı güçlüklerle kuşatılmış olarak buldu. Ve Allah’a döndü, izzetin hakkı için Cennete hiç kimsenin giremeyeceğinden korktum.
    Bunun üzerine Allah: Cehenneme git Cehennemi ve Cehennemlikler için hazırladığım şeyleri kontrol et gözden geçir buyurdu. Cibril Cehenneme gitti bir de ne görsün sıkıntılar, işkenceler ve ızdıraplar birbiri üstüne yığılmış. Allah’a döndü ve şöyle dedi: İzzetine yemin olsun ki kim Cehennemin durumunu işitir ve oraya girer, dedi. Allah Cehenneme emretti de etrafı şehvetlerle kuşatıldı. Bunun üzerine Cibril’e Cehenneme dön buyurdu Cibril Cehenneme döndü izzetin hakkı için hiç kimsenin Cehennem’den kurtulamayıp oraya gireceğinden korktum.” (Buhârî, Rıkak: 28; Müslim, Cennet: 1)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 22
    Ø CENNET VE CEHENNEMIN MÜNAKAŞALARI
    2561- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cennet ve Cehennem birbirleriyle münakaşa ettiklerinde; Cennet dedi ki: “Bana güçsüzler ve yoksullar girer.” Cehennem de dedi ki: “Bana da zorbalar büyüklenenler girer.” Bunun üzerine Allah, Cehenneme: “Sen benim azabımsın seninle dilediğimden intikam alırım. Cennete de sen benim rahmetimsin dilediğime seninle rahmet ederim.” (Müslim, Cennet: 13)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 23
    Ø CENNETLIKLERIN EN AŞAĞI DERECESINDE OLANLARA YAPILACAK IKRAM
    2562- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennetliklerin en aşağı derecede olanı seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki karısı vardır. Ayrıca bizzat kendisi için Cabiye ile Sana arsı kadar mesafede inci, zeberced ve yakut dan bir kubbe dikilecektir.” Aynı senedle Peygamberin şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennetlikler küçük veya büyük yaşta tüm ölenler otuz yaş civarında olacaklar ve bu yaşın üzerine hiç çıkmayacaklardır, Cehennemliklerde aynen böyledir.”
    Aynı senedle Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennetliklerin başlarında taçları vardır. Bu taçların üzerindeki incilerin en değersizi doğu ile batı arasını aydınlatacak kadar parlaktır.” (Müsned: 11298)
    ž Tirmizî: Bu hadis garib olup sadece Rişdîn rivâyetiyle bilmekteyiz.
    2563- Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’min, Cennet’te çocuk arzu ettiği vakit, gebeliği, doğumu ve yaşı dilediği şekilde bir anda tamamlanacaktır.” (Dârimî, Rıkak: 110; İbn Mâce, Zühd: 39)
    ž Tirmizî: Bu hadis garibtir. İlim adamları bu meselede ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı: Cennet’te çiftleşme vardır fakat çocuk olmayacaktır demektedirler. Tavus, Mûcâhid İbrahim Nehâî’den böylece rivâyet edilmiştir. Muhammed diyor ki: İshâk b. İbrahim, mü’min Cennet’te çocuk arzu ederse hadisi üzerine diyor ki: Fakat mü’min çocuk arzu etmez.
    Muhammed Buhârî diyor ki: Ebû Rezîn el Ukeylî vasıtasıyla Rasûlullah (s.a.v.)’den rivâyet edilmiştir ki: “Cennetliklerin Cennet’te çocukları olmayacaktır.”
    Ebû’s Sıddîk en Nâcî’nin ismi Bekr b. Amr’dır. Aynı şekilde Bekir b. Kays’ta denilir.
    BÖLÜM: 24
    Ø CENNET HURILERI KENDILERINI NASIL TANITIRLAR?
    2564- Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te hurîlerin bir toplantı yeri vardır. Hiçbir yaratığın bir benzerini işitmedikleri bir takım sesler yükseltirler ve derler ki: Biz ebedî kalanlarız, asla yok olmayacağız, Biz rerah içinde yüzenleriz güçlük görmeyeceğiz biz memnun olanlarız asla öfkelenmeyeceğiz ne mutlu o kişiye ki o bizimdir biz de onunuz.” (Müsned: 1273)
    ž Bu konuda Ebû Hüreyre, Ebû Saîd ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir.
    Tirmizî: Ali hadisi garibtir.
    2565- Yahya b. İbn Kesir (r.a.), Allah’ın Rum sûresi 15. ayeti olan: “… Cennetlikler cennet bahçelerinde tüm nimetlerden yararlanıp sevinirler.” Hakkında o işitip dinlemek demektir. Bunun da anlamı hadiste geçtiği üzere hurilerin seslerini yükseltmeleri demektir. (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    BÖLÜM: 25
    Ø ALLAH’IN SEVDIĞI VE SEVMEDIĞI ÜÇ KIŞI HANGILERIDIR?
    2566- İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde misk tepesi üzerinde üç kişi vardır ki öncekiler de sonrakiler de onlara imreneceklerdir. Her gün ve her gecede beş vakit namaza çağıran müezzin, kendisinden memnun olan cemaate imam olan adam, Allah’ın ve efendisinin hakkını yerine getiren köle.” (Müsned: 4568)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garib olup Sûfyân es Sevrî’nin rivâyetiyle bilmekteyiz. Ebû’l Yakaza’nın ismi Osman b. Umeyr’dir. İbn Kays’ta denilir.
    2567- Abdullah b. Mes’ûd’tan merfu olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle demiştir: “Üç kişi vardır ki Allah onları sever. Geceleyin kalkıp Allah’ın kitabını okuyan adam, sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen adam, bir müfrezede bulunup arkadaşlarının kaçması üzerine düşmanı tek başına karşılayan kimse.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)
    ž Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garib olup mahfuz değildir. Sahih olan rivâyet, Şu’be ve başkalarının, Mansur’dan, Rıb’î b. Hıraş’tan, Zeyd b. Zabyan’dan, Ebû Zerr’den yaptıkları rivâyettir. Ebû Bekir b. Ayyaş çok yanılan bir kişidir.
    2568- Ebû Zerr (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır ki Allah onları sever, üç kişi de vardır ki Allah onlara buğzeder. Allah sevdikleri kimselerden birincisi bir adamdır ki bir toplumdan bir şeyler ister bu istediği şey Allah içindir aralarındaki yakınlıktan dolayı değildir. Onlarda bu adama bir şey vermezler. Bir adam onlardan geri durarak gizlice bir şeyler verir bu verdiğini sadece Allah ve verdiği kimse bilir. İkinci kimse ise: Bir toplum geceleri yürürler sonunda uyku onlara galip gelir ve başlarını eğerek uyurlar ancak bir adam kalkar bana yaranmak için ayetlerimi okur ve onunla yaşamaya çalışır. Üçüncü kimse ise; bir müfrezede bulunur düşmanla karşılaştıklarında yenilirler fakat o ileri atılarak devam eder ya şehîd olur veya Allah o kimseye fetih nasib eder. Allah’ın gazâblandığı üç kişi ise: Zina eden yaşlı kişi, büyüklük taslayan fakir ve hakka tecavüz eden zengindir.” (Nesâî, Kıyam-ül leyl: 17)
    ž Mahmûd b. Gaylân, Nadr b. Şümeyl vasıtasıyla Şu’be’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.
    Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Aynı şekilde Şeyban, Mansur’dan bir benzerini rivâyet etmiş olup bu rivâyet Ebû Bekir b. Ayyaş’ın rivâyetinden daha sahihtir.
    BÖLÜM: 26
    Ø FIRAT NEHRININ SULARI ÇEKILIP HAZINELER MI ÇIKACAK?
    2569- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Belki de Fırat nehri suları çekilerek altından bir hazine ortaya çıkarabilir. Kim orada bulunursa oradan bir şey almasın.” (Müslim, Fiten: 8; İbn Mâce, Fiten: 25)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    2570- Ebû Hüreyre (r.a.)’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiş olup “altından bir dağ çıkabilir” demiştir. (Müslim, Fiten: 8; İbn Mâce, Fiten: 25)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
    BÖLÜM: 27
    Ø CENNET’TE SÜT, BAL VE ŞARAP IRMAKLARI VAR MIDIR?
    2571- Hakîm b. Muaviye (r.a.)’in babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te su denizi, bal denizi, süt denizi ve şarap denizi vardır. Sonradan bunlardan nehirler fışkıracaktır.” (Dârimî, Rıkak: 113)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Hakîm b. Muaviye, Behz b. Hakîm’in babasıdır. Cüreyrî ise Ebû Mes’ûd diye künyelenir ismi ise Saîd b. İyas’tır.
    2572- Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim Allah’tan üç kere Cenneti isterse, Cennet; Allah’ım onu Cennete sok diye dua eder. Her kim de üç kere Cehennem’den korunmak isterse Cehennem Allah’ım onu Cehennem’den koru diye dua eder.”(Müsned: 12696)
    ž Tirmizî: Aynı şekilde Yunus b. ebî İshâk, Ebû İshâk’tan bu hadisi Büreyd b. ebî Meryem’den, Enes’den benzerini rivâyet etmiştir. Ebû İshâk aynı şekilde Büreyd b. ebî Meryem’den ve Enes b. Mâlik’den mevkuf olarak bu hadisi rivâyet etmiştir.


  4. 27.Aralık.2014, 18:53
    3
    r1dv4n06
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Şubat.2012
    Üye No: 94337
    Mesaj Sayısı: 157
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 22
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: Cennetin özelliklerini ve yaşamını söyler misiniz ?

    İman edip salih amel işleyenlerin ahirette ebedi kalacakları Cennette hayat nasıl olacak? Allah müminlere cennette nasıl sürprizler yapacak?
    Yeşil ağaçlı ve çiçekli bahçe” anlamına gelen cennet, din dilinde “iman edip salih amel işleyenler için ahirette ebedi kalacakları altından ırmaklar akan ağaçlı, meyveli ve çiçekli bahçeler” anlamına gelmektedir. Çoğulu “cinan” ve “Cennât”tır. Cennet, iman ve salih amelin mükâfatıdır. Yüce Allah “Cennet takva sahiplerine yakınlaştırılmış” (Kâf, 50:31-33) ve “takva sahipleri için hazırlamıştır” (Âl-i İmran, 3:133) buyurur. Yine cennet günahtan temizlenenlerin mükâfatıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Tâhâ, 20:76) Cennette köşkler ve güzel meskenler vardır. (Zümer, 39:20; Tövbe, 9:27)

    Peygamberimiz (sav) bir kutsi hadiste “Salih kullarım için cennette hiç gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insan aklına gelmeyecek olan nimetler hazırladım” (Mansur Ali Nâsıf, Tâc, 5:402) buyurur. Cennete en son girecek olan bir mü’min için “bu dünya büyüklüğünde veya bu dünyanın on misli büyüklüğünde cennet verilecektir. (Tecrid-i Sarih, 4:264-275)

    CENNETİN TABAKALARI

    İbn-i Abbas’ın (ra) rivayetine göre insanın amellerine göre cennetin de sekiz tabakası vardır. Bunlar:
    1. Cennetü’n- Naîm: (Şuarâ, 26:85; Mâide, 5:65; Tevbe, 9:21; Yunus, 10:9)
    2. Cennetü’l Adn: (Beyyine, 98:8; Tevbe, 9:72; Ra’d, 13:23; Nahl, 16:31)
    3. Cennetü’l- Firevs: (Kehf, 18:107; Mü’minûn, 23:11)
    4. Cennetü’l-Me’vâ: (Secde, 32:19; Necm, 53:15)
    5. Dâru’s-Selâm: (Yunus, 10:25; En’âm, 6:127)
    6. Dâru’l-Huld: (Fatır, 35:35)
    7. Daru’l-Karar: (Mü’min, 40:39)
    8. İlliyyûn: (Mutaffifîn, 83:19)

    KURAN'DA CENNET NASIL TASVİR EDİLİYOR?

    Peygamberimiz (sav) “Allah’tan Firdevs cennetini isteyin. Çünkü Firdevs, Cennetin ortası ve en yükseğidir. Firdevs’ten cennet nehirleri doğar” (Buhari, Cihad, 4) buyurmuşlardır. İslam bilginleri Firdevs’i cennetin ortası, (vasat) en üstünü olarak yorumlarlar. Ümmet-i Muhammed’in (sav) girecekleri cennet burası olacaktır. Çünkü ümmet-i Muhammed de Kur’ân-ı Kerimde “Biz sizi vasat (Bakara, 2:143) ve en hayırlı ümmet kıldık” (Âl-i İmran, 3:110) ayetlerine uygundur.

    Yüce Allah bu anlatılan hususlara “İman eden ve Salih amel işleyen kullarıma müjde ver ki, altından nehirler akan Cennetler onlarındır. O cennetlerden bir meyve yediklerinde ‘Bu dünyada yediğimiz meyvedir’ derler. Birbirine benzer surette rızıkları getirilip verilir. Ve o cennetlerde onlar için temiz kadınlar vardır. Ve onlar orada ebedi kalacaklardır” (Bakara, 2:25) ayeti ile işaret eder.

    Kur’ân-ı Kerimde ve hadis-i şeriflerde cennet çok mükemmel tasvirleri yapılmıştır. Bununla inananların cennete olan iştiyaklarını artırmak ve rağbetlerini uyandırmak istenmiştir. Nitekim yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Rabbinizin affına ve genişliği yerle gökler kadar olan ve Allah’tan korkanlar için hazırlanan cennete koşun” (Âl-i İmran, 3:133) emredilmiştir.

    Muhammed Suresinde cennetin tasviri şöyle yapılır. “Allah’tan korkan muttakiler için hazırlanan cennetin durumu şöyledir: Orada tadı asla bozulmayan süt ırmakları, lezzeti çok güzel olan ve içene zevk veren içecekler ve süzme bal ırmakları vardır. Yine orada onlar için meyvelerin her çeşidi mevcuttur. Allah onların her türlü hata ve günahlarını da bağışlamıştır. Cennette bu derece zevk ve safa içinde olanlar hiç ateşten kurtulma ümidi olmayan ve içtikleri suların bağırsaklarını parçaladığı kimseler gibi olur mu?” (Muhammed, 47:15)

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde insanı ebed için yarattığından dolayı “İnsan Suresinde” ve rahmetinin en geniş tecellisi olduğu için “Rahman Suresinde” cennetin tasvirini başka beyana ihtiyaç bırakmayacak güzellikte yapmıştır. Allah’ın güzel dediği şeyin güzelliği ve mükemmelliği anlatmaya imkân var mıdır? Cennetin nimetleri akıl ve hayalimizin ötesindedir. Şu kadarı vardır ki yüce Allah insana dünyada hikmeti gereği elinin yetiştiği kadar nimet verirken cennette kudreti ile hayal ettiği kadar verecektir.

    Biz bu konuda peygamberimizin (sav) şu Hadis-i Kutsisi ile yetinelim: “Yüce Allah buyurdu ki, Ben, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insan aklına ve hayaline gelmeyen nimetler hazırladım.” (Buhari, Tefsir, 32; Tevhit, 35; Müslim, Cennet, 1; Tirmizi, Tefsir, 32)

    CENNETİN NİMETLERİ
    Cennette Allah’ın nimetleri sonsuzdur. Dünya yüce Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi olduğu halde nimetlerinin ne derece sonsuz olduğunu yaşayarak görmekteyiz. Cennet ise yüce Allah’ın isim ve sıfatlarının temessülüdür. Temessül, tecelliden ne derece yüksek ise, Cennet de dünyadan o derece yüksektir. (Sözler, 2004, s. 1058)

    Biz burada cennetin nimetlerini sayamayız. Ancak Kur’ân-ı Kerimde ve Hadis-i Şeriflerde geçen hususları bir parça anlamak için maddeler halinde bazı hususlara işaret ederiz.

    1. Cennete en son girecek bir mü’mine dünyanın on misli büyük bir cennet verilir. (Tecrid-i Sarih, 2:845; 4: 264–275) Bu cennet mü’minin haremi ve özel yeridir. Ayrıca yüce Allah umumî cennetten 500 yıllık bir cenneti o mü’minin emrine tahsis eder. Burada m’minler ruh hafifliğinde ve hayal hızında bulunacaklardır. (Sözler, 814; Tirmizi, Cennet, 17)

    2. Bu derece büyük ve geniş cennetin dağları, denizleri, ormanları, ülkeleri, şehirleri, kasabaları ve köyleri vardır. Buralarda saraylar, köşkler, evler bulunmakta ve altından ırmaklar akan bahçelerde mü’min istediği gibi hareket edebilecektir.

    3. Yüce Allah bu cenneti dolduracak, şenlendirecek ve düzenleyecek olan melekleri, cinleri, hurileri ve gılmanları o mü’minin emrine verir. Bunlar cennetin ve mü’minin emrinde dolaşan cennet ehli hizmetkârlardır. Dünyada göremediği bu nurani ve ruhâni varlıkları mü’min cennette görebilecektir.

    4. Cennetteki bu nimetlerden daha önemli olan burada ebedi olarak kalabilmektir. Çünkü nimetin zevali elemdir. Nimetin elden çıkması büyük bir azaptır. Bunun için cennette ebediyet cennetten değerlidir. Yüce Allah bu nimeti ve bununla beraber ebedi bir gençlik nimeti verecektir.

    5. Her mü’min milyonlar sakini ve hizmet edeni bulunan bu cennet ülkesinin padişahı olacaktır. Gittiği yerde törenle karşılanacak ve törenle uğurlanacaktır. Yüce Allah her mü’mine padişahlık zevki ve lezzetini cennette ebedi olarak tattıracaktır. Bazı rivayetlerde cennette bir mü’ine bütün dünya krallarına verilen mülkün ve saltanatın tamamı verileceği ifade edilmiştir.

    6. Mü’minlerin eşleri de cennetin hurilerinden çok daha mükemmel olarak ebedi bir eş ve arkadaş olarak cennette kraliçe durumunda bulunacaktır. Cennette bütün güzel ahlaklar ve faziletler kâmil manada olduğu için, namus ve iffetli bir hayat da kâmil manada olacaktır. Huri ve gılmanlar cennetin hizmetçileridir. Buradan yola çıkarak hurilerin ve gılmanların durumu anlaşılabilir.

    7. Cennette her şey canlıdır. Bu husus Kur’ân-ı Kerim ile sabittir. (Ankebut, 29:64) Böyle olunca cennetin taşı da sözü anlar ve dinler. Ağaçları insanlar gibi emri anlar ve dinlerler. Bir ağaca ‘yanıma gel ve şu meyveyi bana ver’ derseniz verir. Hayvanları insanlar gibi akıllı ve şuurludur. Evleri emre itaat eder, istediği yere gider ve sahibini götürür. Canlı olduğu için devamlı değişir. Bundan dolayı asla bir defa girdiğin yere hiç girmezsin, bir yediğini bir daha yemezsin. Tadı da şekli de değişir ve insan şunu der: “Ben daha önce bunu asla görmedim, bunu daha önce asla tatmadım.” Bir defa girdiğin saraya bir daha aynı şekilde girilmez, çünkü tamamen değişmiştir. Bu durumda cennette asla usanma olmaz.

    8. Cennette o kadar büyük zenginlik ve refah olacaktır ki bir kişi bütün cennet ehlini kendi hususi cennetine davet eder, ziyafet verir ve giderlerken her birisine taşıyamayacağı kadar hediyeler verir. Buna cennetin en fakiri denir. (İnsan, 76:20; Münziri, Terğib ve Terhib, 4:508-509 )

    9. Cennette kişi sevdiği ile beraberdir. (Buhari, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizi, Zühd, 50) Çünkü bir kişi bir anda pek çok yerlerde bulunur, bulunduğu yerlerden istifade eder, bir işi diğerine karışmaz. Meleklere ait bu özellik cennette mü’minlere verilecektir. Ruh hafifliğinde ve hayal hızında olan insan bendi ile bütün bu imkânsız gibi görünen hususları yaşayacaktır. Dünyada imkânsız olan şeyler cennetin adiyatından sayılacaktır. Dünyada televizyon aracılığı ile sureten olan bu durum, cennette bedenen ve aynen vaki olacaktır. Ancak istifade kabiliyetlere ve kişinin imanı ve ameline göre farklı olacaktır. (Sözler, 2004, s. 811) Peygamberimizin (sav) ile bir mü’min aynı yerde bulunduğu halde istifade farklı olacaktır. Bu bilinen bir husustur.

    10. Mü’minler her Cuma günü rü’yete mazhar olacaklardır. Bu Cuma namazı kılan mü’minlerdir. Kişinin Allah’a olan yakınlığına göre her gün ve her an rü’yete mazhar olanlar elbette olacaktır. Bu ayrı bir husustur. (Heysemi, Mecmauzzevâid, 10:422)

    11. Cennette yok yoktur. Yüce Allah vermek istemezse istemek vermez. Allah vermek istediklerini ihtiyaç olarak insana verir. İnsan da Allah’tan ister. Allah da verir. Allah’ın dünyada da ahirette de âdeti budur. Allah dünyada insana gücü yettiği kadar verirken ahirette hayal ettiği kadar verecektir.

    12. Cennette bizim dünyada mükellef tutulduğumuz şekilde bir ibadet yoktur. Ancak Kur’ân-ı Kerim Allah’ın ezelî kelâmı olduğu için cennette okunacaktır. Hatta biz Kur’ân-ı Kerimi yüce Allah’tan bizzat dinleme şerefine de ereceğiz. Bunun dışında ibadet, Allah’ın razı olacağı amelleri işlemek anlamına gelince cennette yapılan her şey itaat ve rıza kapsamında olduğu için ibadet sayılacaktır.

    BEDİÜZZAMAN NASIL ANLATIYOR

    İmanın karşılığı cennet ve saadet-i ebediye, amel-i salihin karşılığı ise cennette yüce mertebelerdir. Saadet-i ebediye ise iki kısımdır. Birincisi, Allah’ın rızasına, lutfuna, tecellisine, kurbiyetine mazhar olmaktır. İkincisi ise “Saadet-i cismaniye”dir. Bunun esasları ise mesken, ekl, nikâh olmak üzere üçtür. Bu üç esasın da derecelerine göre saadeti cismaniye tebeddül eder. Bu kısım saadet ikmal ve itmam eden, hulûd ve devamdır. Çünkü saadet devam etmezse, zıddına inkılâp eder. Birinci saadetin aksamı, tafsilden müstağnidir veya gayr-ı kabildir. İkinci kısım saadetin aksamı ise: Evet, meskenin en latifi, en câzibedar şekli, etraf-ı erbaası türlü türlü gül ve çiçeklerle müzeyyen, bağ ve bahçelerle muhat, altından sular, nehirler akan kasır ve köşklerdir. Evet, camid kalbleri aşk ve şevkle ihya eden, sönmüş olan ruhları şen ve şad eden, şairlere sermaye olarak şairâne teşbihleri, temsilleri, üslûpları ilham eden, sular ile hazravat ve nebatattır.

    Saadetin ikinci esası olan ekl ise: Me'kûlât (yiyecek) kuvvet verdiği cihetle, en iyisi, en lezizi, me'lûf olan kısımdır. Yani, insana garip, vahşî olmayan şeylerdir. Çünkü ülfetle, o nimetin derece-i kıymeti bilinir. Lezzet verdiği cihetle de lezzetin en büyük lezzeti, teceddüd ve tebeddülündedir. Ve keza, ekl lezzetini ikmal eden esbabdan biri de, o rızkın, kendi amelinin ücreti olduğunu bilmektir. İkinci bir sebep de, o rızkın menbaının daima göz önünde hazır bulunmasıdır ki, kalbi mutmain olsun, rızık için telâş etmesin.

    Saadetin esaslarından nikâh ise: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.

    Evet, bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalplerin en lâtifi, en şefiki, "kısm-ı sâni" ile tâbir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, sûrî ve zahiri olan arkadaşlığı samimileştiren, kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâli olmasıdır. (İşaratu’l-İ’câz, 2006, s. 325-326)

    Ebedi alem olan cennetin dünya hayatına benzetilmesi kıyas-ı maalfârıktır. Yani aralarında çok farklar bulunduğundan birbirine benzemez. İbn-i Abbas (ra) bu sebeple “Cennette, dünya nimetlerinin yalnız isimleri vardır” (İşaratu’l-İ’câz, 328) yani, isimleri birdir, fakat lezzetleri ayrıdır, demiştir.

    Cennette lezzetin devamı meselesi ise: Evet, lezzetin hakikî lezzet olması, zeval görmeyip devam etmesindendir. Zira elemin zevali lezzet olduğu gibi, lezzetin zevali de elemdir, hattâ zevalinin tasavvuru bile elemdir. Evet bütün mecazî âşıkların enînleri, bağırıp çağırmaları, bu kısım elemdendir ve bütün dîvanlarıyla yaptıkları ağlamalar, vaveylâlar, hep mahbupların firak ve zevallerinin tasavvurundan neş'et eden elemdendir.

    Evet, pek çok muvakkat lezzetler var ki, zevalleri dâimî elemleri intaç ettiği gibi; çok elemlerin zevali de, leziz lezzetlere bâis olur. Lezzet ve nimet ise, devam etmek şartıyla lezzet ve nimet sayılabilir.

    Hülâsa: İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakikî lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir. (İşaratu’l-İ’câz, 328)

    Bütün bunlarla beraber:
    “İdrâk-i meâlî bu küçük akla gerekmez / Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez.”



  5. 27.Aralık.2014, 18:53
    3
    r1dv4n06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İman edip salih amel işleyenlerin ahirette ebedi kalacakları Cennette hayat nasıl olacak? Allah müminlere cennette nasıl sürprizler yapacak?
    Yeşil ağaçlı ve çiçekli bahçe” anlamına gelen cennet, din dilinde “iman edip salih amel işleyenler için ahirette ebedi kalacakları altından ırmaklar akan ağaçlı, meyveli ve çiçekli bahçeler” anlamına gelmektedir. Çoğulu “cinan” ve “Cennât”tır. Cennet, iman ve salih amelin mükâfatıdır. Yüce Allah “Cennet takva sahiplerine yakınlaştırılmış” (Kâf, 50:31-33) ve “takva sahipleri için hazırlamıştır” (Âl-i İmran, 3:133) buyurur. Yine cennet günahtan temizlenenlerin mükâfatıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Tâhâ, 20:76) Cennette köşkler ve güzel meskenler vardır. (Zümer, 39:20; Tövbe, 9:27)

    Peygamberimiz (sav) bir kutsi hadiste “Salih kullarım için cennette hiç gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insan aklına gelmeyecek olan nimetler hazırladım” (Mansur Ali Nâsıf, Tâc, 5:402) buyurur. Cennete en son girecek olan bir mü’min için “bu dünya büyüklüğünde veya bu dünyanın on misli büyüklüğünde cennet verilecektir. (Tecrid-i Sarih, 4:264-275)

    CENNETİN TABAKALARI

    İbn-i Abbas’ın (ra) rivayetine göre insanın amellerine göre cennetin de sekiz tabakası vardır. Bunlar:
    1. Cennetü’n- Naîm: (Şuarâ, 26:85; Mâide, 5:65; Tevbe, 9:21; Yunus, 10:9)
    2. Cennetü’l Adn: (Beyyine, 98:8; Tevbe, 9:72; Ra’d, 13:23; Nahl, 16:31)
    3. Cennetü’l- Firevs: (Kehf, 18:107; Mü’minûn, 23:11)
    4. Cennetü’l-Me’vâ: (Secde, 32:19; Necm, 53:15)
    5. Dâru’s-Selâm: (Yunus, 10:25; En’âm, 6:127)
    6. Dâru’l-Huld: (Fatır, 35:35)
    7. Daru’l-Karar: (Mü’min, 40:39)
    8. İlliyyûn: (Mutaffifîn, 83:19)

    KURAN'DA CENNET NASIL TASVİR EDİLİYOR?

    Peygamberimiz (sav) “Allah’tan Firdevs cennetini isteyin. Çünkü Firdevs, Cennetin ortası ve en yükseğidir. Firdevs’ten cennet nehirleri doğar” (Buhari, Cihad, 4) buyurmuşlardır. İslam bilginleri Firdevs’i cennetin ortası, (vasat) en üstünü olarak yorumlarlar. Ümmet-i Muhammed’in (sav) girecekleri cennet burası olacaktır. Çünkü ümmet-i Muhammed de Kur’ân-ı Kerimde “Biz sizi vasat (Bakara, 2:143) ve en hayırlı ümmet kıldık” (Âl-i İmran, 3:110) ayetlerine uygundur.

    Yüce Allah bu anlatılan hususlara “İman eden ve Salih amel işleyen kullarıma müjde ver ki, altından nehirler akan Cennetler onlarındır. O cennetlerden bir meyve yediklerinde ‘Bu dünyada yediğimiz meyvedir’ derler. Birbirine benzer surette rızıkları getirilip verilir. Ve o cennetlerde onlar için temiz kadınlar vardır. Ve onlar orada ebedi kalacaklardır” (Bakara, 2:25) ayeti ile işaret eder.

    Kur’ân-ı Kerimde ve hadis-i şeriflerde cennet çok mükemmel tasvirleri yapılmıştır. Bununla inananların cennete olan iştiyaklarını artırmak ve rağbetlerini uyandırmak istenmiştir. Nitekim yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Rabbinizin affına ve genişliği yerle gökler kadar olan ve Allah’tan korkanlar için hazırlanan cennete koşun” (Âl-i İmran, 3:133) emredilmiştir.

    Muhammed Suresinde cennetin tasviri şöyle yapılır. “Allah’tan korkan muttakiler için hazırlanan cennetin durumu şöyledir: Orada tadı asla bozulmayan süt ırmakları, lezzeti çok güzel olan ve içene zevk veren içecekler ve süzme bal ırmakları vardır. Yine orada onlar için meyvelerin her çeşidi mevcuttur. Allah onların her türlü hata ve günahlarını da bağışlamıştır. Cennette bu derece zevk ve safa içinde olanlar hiç ateşten kurtulma ümidi olmayan ve içtikleri suların bağırsaklarını parçaladığı kimseler gibi olur mu?” (Muhammed, 47:15)

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde insanı ebed için yarattığından dolayı “İnsan Suresinde” ve rahmetinin en geniş tecellisi olduğu için “Rahman Suresinde” cennetin tasvirini başka beyana ihtiyaç bırakmayacak güzellikte yapmıştır. Allah’ın güzel dediği şeyin güzelliği ve mükemmelliği anlatmaya imkân var mıdır? Cennetin nimetleri akıl ve hayalimizin ötesindedir. Şu kadarı vardır ki yüce Allah insana dünyada hikmeti gereği elinin yetiştiği kadar nimet verirken cennette kudreti ile hayal ettiği kadar verecektir.

    Biz bu konuda peygamberimizin (sav) şu Hadis-i Kutsisi ile yetinelim: “Yüce Allah buyurdu ki, Ben, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insan aklına ve hayaline gelmeyen nimetler hazırladım.” (Buhari, Tefsir, 32; Tevhit, 35; Müslim, Cennet, 1; Tirmizi, Tefsir, 32)

    CENNETİN NİMETLERİ
    Cennette Allah’ın nimetleri sonsuzdur. Dünya yüce Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi olduğu halde nimetlerinin ne derece sonsuz olduğunu yaşayarak görmekteyiz. Cennet ise yüce Allah’ın isim ve sıfatlarının temessülüdür. Temessül, tecelliden ne derece yüksek ise, Cennet de dünyadan o derece yüksektir. (Sözler, 2004, s. 1058)

    Biz burada cennetin nimetlerini sayamayız. Ancak Kur’ân-ı Kerimde ve Hadis-i Şeriflerde geçen hususları bir parça anlamak için maddeler halinde bazı hususlara işaret ederiz.

    1. Cennete en son girecek bir mü’mine dünyanın on misli büyük bir cennet verilir. (Tecrid-i Sarih, 2:845; 4: 264–275) Bu cennet mü’minin haremi ve özel yeridir. Ayrıca yüce Allah umumî cennetten 500 yıllık bir cenneti o mü’minin emrine tahsis eder. Burada m’minler ruh hafifliğinde ve hayal hızında bulunacaklardır. (Sözler, 814; Tirmizi, Cennet, 17)

    2. Bu derece büyük ve geniş cennetin dağları, denizleri, ormanları, ülkeleri, şehirleri, kasabaları ve köyleri vardır. Buralarda saraylar, köşkler, evler bulunmakta ve altından ırmaklar akan bahçelerde mü’min istediği gibi hareket edebilecektir.

    3. Yüce Allah bu cenneti dolduracak, şenlendirecek ve düzenleyecek olan melekleri, cinleri, hurileri ve gılmanları o mü’minin emrine verir. Bunlar cennetin ve mü’minin emrinde dolaşan cennet ehli hizmetkârlardır. Dünyada göremediği bu nurani ve ruhâni varlıkları mü’min cennette görebilecektir.

    4. Cennetteki bu nimetlerden daha önemli olan burada ebedi olarak kalabilmektir. Çünkü nimetin zevali elemdir. Nimetin elden çıkması büyük bir azaptır. Bunun için cennette ebediyet cennetten değerlidir. Yüce Allah bu nimeti ve bununla beraber ebedi bir gençlik nimeti verecektir.

    5. Her mü’min milyonlar sakini ve hizmet edeni bulunan bu cennet ülkesinin padişahı olacaktır. Gittiği yerde törenle karşılanacak ve törenle uğurlanacaktır. Yüce Allah her mü’mine padişahlık zevki ve lezzetini cennette ebedi olarak tattıracaktır. Bazı rivayetlerde cennette bir mü’ine bütün dünya krallarına verilen mülkün ve saltanatın tamamı verileceği ifade edilmiştir.

    6. Mü’minlerin eşleri de cennetin hurilerinden çok daha mükemmel olarak ebedi bir eş ve arkadaş olarak cennette kraliçe durumunda bulunacaktır. Cennette bütün güzel ahlaklar ve faziletler kâmil manada olduğu için, namus ve iffetli bir hayat da kâmil manada olacaktır. Huri ve gılmanlar cennetin hizmetçileridir. Buradan yola çıkarak hurilerin ve gılmanların durumu anlaşılabilir.

    7. Cennette her şey canlıdır. Bu husus Kur’ân-ı Kerim ile sabittir. (Ankebut, 29:64) Böyle olunca cennetin taşı da sözü anlar ve dinler. Ağaçları insanlar gibi emri anlar ve dinlerler. Bir ağaca ‘yanıma gel ve şu meyveyi bana ver’ derseniz verir. Hayvanları insanlar gibi akıllı ve şuurludur. Evleri emre itaat eder, istediği yere gider ve sahibini götürür. Canlı olduğu için devamlı değişir. Bundan dolayı asla bir defa girdiğin yere hiç girmezsin, bir yediğini bir daha yemezsin. Tadı da şekli de değişir ve insan şunu der: “Ben daha önce bunu asla görmedim, bunu daha önce asla tatmadım.” Bir defa girdiğin saraya bir daha aynı şekilde girilmez, çünkü tamamen değişmiştir. Bu durumda cennette asla usanma olmaz.

    8. Cennette o kadar büyük zenginlik ve refah olacaktır ki bir kişi bütün cennet ehlini kendi hususi cennetine davet eder, ziyafet verir ve giderlerken her birisine taşıyamayacağı kadar hediyeler verir. Buna cennetin en fakiri denir. (İnsan, 76:20; Münziri, Terğib ve Terhib, 4:508-509 )

    9. Cennette kişi sevdiği ile beraberdir. (Buhari, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizi, Zühd, 50) Çünkü bir kişi bir anda pek çok yerlerde bulunur, bulunduğu yerlerden istifade eder, bir işi diğerine karışmaz. Meleklere ait bu özellik cennette mü’minlere verilecektir. Ruh hafifliğinde ve hayal hızında olan insan bendi ile bütün bu imkânsız gibi görünen hususları yaşayacaktır. Dünyada imkânsız olan şeyler cennetin adiyatından sayılacaktır. Dünyada televizyon aracılığı ile sureten olan bu durum, cennette bedenen ve aynen vaki olacaktır. Ancak istifade kabiliyetlere ve kişinin imanı ve ameline göre farklı olacaktır. (Sözler, 2004, s. 811) Peygamberimizin (sav) ile bir mü’min aynı yerde bulunduğu halde istifade farklı olacaktır. Bu bilinen bir husustur.

    10. Mü’minler her Cuma günü rü’yete mazhar olacaklardır. Bu Cuma namazı kılan mü’minlerdir. Kişinin Allah’a olan yakınlığına göre her gün ve her an rü’yete mazhar olanlar elbette olacaktır. Bu ayrı bir husustur. (Heysemi, Mecmauzzevâid, 10:422)

    11. Cennette yok yoktur. Yüce Allah vermek istemezse istemek vermez. Allah vermek istediklerini ihtiyaç olarak insana verir. İnsan da Allah’tan ister. Allah da verir. Allah’ın dünyada da ahirette de âdeti budur. Allah dünyada insana gücü yettiği kadar verirken ahirette hayal ettiği kadar verecektir.

    12. Cennette bizim dünyada mükellef tutulduğumuz şekilde bir ibadet yoktur. Ancak Kur’ân-ı Kerim Allah’ın ezelî kelâmı olduğu için cennette okunacaktır. Hatta biz Kur’ân-ı Kerimi yüce Allah’tan bizzat dinleme şerefine de ereceğiz. Bunun dışında ibadet, Allah’ın razı olacağı amelleri işlemek anlamına gelince cennette yapılan her şey itaat ve rıza kapsamında olduğu için ibadet sayılacaktır.

    BEDİÜZZAMAN NASIL ANLATIYOR

    İmanın karşılığı cennet ve saadet-i ebediye, amel-i salihin karşılığı ise cennette yüce mertebelerdir. Saadet-i ebediye ise iki kısımdır. Birincisi, Allah’ın rızasına, lutfuna, tecellisine, kurbiyetine mazhar olmaktır. İkincisi ise “Saadet-i cismaniye”dir. Bunun esasları ise mesken, ekl, nikâh olmak üzere üçtür. Bu üç esasın da derecelerine göre saadeti cismaniye tebeddül eder. Bu kısım saadet ikmal ve itmam eden, hulûd ve devamdır. Çünkü saadet devam etmezse, zıddına inkılâp eder. Birinci saadetin aksamı, tafsilden müstağnidir veya gayr-ı kabildir. İkinci kısım saadetin aksamı ise: Evet, meskenin en latifi, en câzibedar şekli, etraf-ı erbaası türlü türlü gül ve çiçeklerle müzeyyen, bağ ve bahçelerle muhat, altından sular, nehirler akan kasır ve köşklerdir. Evet, camid kalbleri aşk ve şevkle ihya eden, sönmüş olan ruhları şen ve şad eden, şairlere sermaye olarak şairâne teşbihleri, temsilleri, üslûpları ilham eden, sular ile hazravat ve nebatattır.

    Saadetin ikinci esası olan ekl ise: Me'kûlât (yiyecek) kuvvet verdiği cihetle, en iyisi, en lezizi, me'lûf olan kısımdır. Yani, insana garip, vahşî olmayan şeylerdir. Çünkü ülfetle, o nimetin derece-i kıymeti bilinir. Lezzet verdiği cihetle de lezzetin en büyük lezzeti, teceddüd ve tebeddülündedir. Ve keza, ekl lezzetini ikmal eden esbabdan biri de, o rızkın, kendi amelinin ücreti olduğunu bilmektir. İkinci bir sebep de, o rızkın menbaının daima göz önünde hazır bulunmasıdır ki, kalbi mutmain olsun, rızık için telâş etmesin.

    Saadetin esaslarından nikâh ise: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.

    Evet, bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalplerin en lâtifi, en şefiki, "kısm-ı sâni" ile tâbir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, sûrî ve zahiri olan arkadaşlığı samimileştiren, kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâli olmasıdır. (İşaratu’l-İ’câz, 2006, s. 325-326)

    Ebedi alem olan cennetin dünya hayatına benzetilmesi kıyas-ı maalfârıktır. Yani aralarında çok farklar bulunduğundan birbirine benzemez. İbn-i Abbas (ra) bu sebeple “Cennette, dünya nimetlerinin yalnız isimleri vardır” (İşaratu’l-İ’câz, 328) yani, isimleri birdir, fakat lezzetleri ayrıdır, demiştir.

    Cennette lezzetin devamı meselesi ise: Evet, lezzetin hakikî lezzet olması, zeval görmeyip devam etmesindendir. Zira elemin zevali lezzet olduğu gibi, lezzetin zevali de elemdir, hattâ zevalinin tasavvuru bile elemdir. Evet bütün mecazî âşıkların enînleri, bağırıp çağırmaları, bu kısım elemdendir ve bütün dîvanlarıyla yaptıkları ağlamalar, vaveylâlar, hep mahbupların firak ve zevallerinin tasavvurundan neş'et eden elemdendir.

    Evet, pek çok muvakkat lezzetler var ki, zevalleri dâimî elemleri intaç ettiği gibi; çok elemlerin zevali de, leziz lezzetlere bâis olur. Lezzet ve nimet ise, devam etmek şartıyla lezzet ve nimet sayılabilir.

    Hülâsa: İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakikî lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir. (İşaratu’l-İ’câz, 328)

    Bütün bunlarla beraber:
    “İdrâk-i meâlî bu küçük akla gerekmez / Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez.”






+ Yorum Gönder