+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Sevdiğim Kız Başkasıyla Evlendi Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. loser
    Üye
    Reklam

    Sevdiğim Kız Başkasıyla Evlendi

    Reklam





    Sevdiğim Kız Başkasıyla Evlendi Mumsema Platonik olarak sevdiğim ama açılamadığım kız yıllar sonra başka birisi ile evlendi. Onu hep sevmiştim. Sadece onu sevmiştim. Evlendiğini bugün farkettim. Bu zamana kadar başka kızlarla asla ilgilenmedim. Artık evlenmek de istemiyorum. Kendimi tatmin etmek için kendi kendime "hayırlısı demek buydu" diyorum ama kendimi kandırdığımı farkındayım. Çünkü hayat artık benim için bitti. Bütün hayallerim sona erdi. Tek suçlusu tabiki de benim.
    Ne yapacağım arkadaşlar? Ahirette onunla evlenme ihtimalim var mı? Her yeri felçli olsa, ömür boyu onunla ilişkiye girmeyecek olsam da onunla evlenirdim. Karar verdim. Bekar olarak ölmek istiyorum. Evlenirsem boşa evlenmiş olacağım. Çünkü eşimi seveceğimi düşünmüyorum.





  2. yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Cevap: Sevdiğim Kız Başkasıyla Evlendi


    Reklam


    İnsanları sevin ama putlaştırırcasına tapmayın. Sevebilirsin muhakkak ama hayatını bir insana bağlamak neden ? Hayatım bitti demek ,büyük bir cümle , etrafına bak ne insanlar var , annesi ölen cocuk hayata devam ediyor , yada evlat kaybeden anne , bu cümleyi kullanırken dikkat etmek lazım .. Ahiret hayatını bilemem ne olcağını ama şunu söylim sana , hayırlısı diye kendimi kandırıyorum yazmışsın aslında esas nokta orda gizli işte . Hayırlısı böyleymiş ki , Mevlam yollarını hiç birleştirmemiş , daha farklı birşeyle sınanacaktın blkide beraber olmuş olsaydınız , bunu bilebilirmisin ? Hakkında hayırlısını isteyerek yola devam et , nasipten öte köy yok , nefes aldığın sürece hayat devam eder Bir kulun sevgisi için ölmeye gerek yok ,Allah(c.c) için birşeyler yap. O senin yolunu çizer vekilin olur , yardım eder .

  3. loser
    Üye
    Alıntı yasemin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İnsanları sevin ama putlaştırırcasına tapmayın. Sevebilirsin muhakkak ama hayatını bir insana bağlamak neden ? Hayatım bitti demek ,büyük bir cümle , etrafına bak ne insanlar var , annesi ölen cocuk hayata devam ediyor , yada evlat kaybeden anne , bu cümleyi kullanırken dikkat etmek lazım .. Ahiret hayatını bilemem ne olcağını ama şunu söylim sana , hayırlısı diye kendimi kandırıyorum yazmışsın aslında esas nokta orda gizli işte . Hayırlısı böyleymiş ki , Mevlam yollarını hiç birleştirmemiş , daha farklı birşeyle sınanacaktın blkide beraber olmuş olsaydınız , bunu bilebilirmisin ? Hakkında hayırlısını isteyerek yola devam et , nasipten öte köy yok , nefes aldığın sürece hayat devam eder Bir kulun sevgisi için ölmeye gerek yok ,Allah(c.c) için birşeyler yap. O senin yolunu çizer vekilin olur , yardım eder .
    Hayır, putlaştırmıyorum. Ama ben öyle her gördüğü kişiye aşık olan tipik insan modelinden değilim. Onunla evlenmiş olmam dünyada kendim hakkında yapacağım en hayırsız iş olsa bile bu kararımdan vazgeçmezdim. Ondan başka nasibim, kısmetim kimse hiçbir önemi yok. Çünkü o nasibi istemiyorum.
    Ayrıca tüm ibadetlerimi yerine getiriyorum. Bu bir imtihan olsa bile imtihanın sonundaki ödül nedir? Daha hayırlı olan başka bir kız mı? İsterse en hayırlı kız olsun. Onu da istemiyorum. İnşALLAH tez vakitte ölür de kurtulurum bu iğrenç dünyadan...

  4. jerusselam
    Devamlı Üye
    Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir hadislerinde

    “Dünya mü’minin zindanı, kâfirin cennetidir.”1 buyururlar.

    Gerçekten de kâfirlerin içinde bulundukları maddî imkân ve rahat ile mü’minlerin çektikleri sıkıntı ve meşakkatlere baktığımızda, bu hadis-i şerifin mânâsını daha iyi anlamış oluruz.Mü’minin hizmet ve meşakkat yeri dünyadır. Zira ebedî saadeti kazanmak için devamlı bir imtihana tâbidir. İmtihan ise, beraberinde sıkıntı ve meşakkati taşımaktadır. Mü’min dünyada ibadetin külfetine, imanın üzerine yüklediği vazifeye kendisini uydurmakla imtihanı kazanabilecektir.Onun dünyadaki küçük hata ve günahlarına Cenab-ı Hak birtakım belâ ve musibetleri musallat ederek affına vesile yapmaktadır. Hatta bir hadis-i şerifte

    "Ayağına batan dikene varıncaya kadar, mü’mine eza veren her şey onun günahlarının silinmesine ve manevî makamının artmasına birer vesile"2

    olduğu buyurulmaktadır.Bu bakımdan dünya mü’min için bir nevi ceza ve imtihan yeri olmaktadır. Ebedî saâdete nisbetle hayatı, görünürde meşakkat ve sıkıntı ile geçtiğinden “Dünya mü’minin zindanıdır.” buyurulmuştur.

    Kâfirlere gelince, görüp görecekleri rahmet yalnız bu âlemdedir. Yani kâfirin bütün saâdeti kısa dünya hayatındaki zahirî rahat ve saadetidir. Kâfir ebedî cehennemi hak ettiğinden, bazı iyiliklerine mükâfat olarak dünyada rahat içinde bir nevi cennet hayatı yaşamaktadır.3 Cezası kısa dünya hayatında çekmekle kurtulacak cinsten olmadığından âhirete bırakılmaktadır. Nitekim dünyada da öyle olmuyor mu? Bazı küçük dâvâlar mahallî mahkemelerde hemen halledilip karara bağlanırken, büyük dâvâlar, daha büyük merkezlere havale edilmektedir. Bunun için kâfirler dünyada kısa da olsa bir nevi cennet hayatı yaşamaktadırlar.Yalnız bu husus hadisin ifade ettiği maddî ve zahirî cihetlere bakmaktadır. Yoksa mânen ve hakikaten mü’min dünyada bir cennet hayatı yaşadığı gibi, kâfir de mânen cehennem gibi ruhî ıztıraplar çekmektedir. Çünkü rahat ve refah içinde yaşamak başka, mânevî bir huzur ve saadet; vicdanî bir rahat içinde yaşamak daha başka bir şeydir.İlk bakışta ne kadar meşakkatli olursa olsun, mü’minin imanı ruhunda manevî bir cennet hükmüne geçmektedir. Kâfirin küfrü ise onun mahiyetinde mânevî bir cehennemi saklamaktadır.Evet, maddî vücudun rahatı demek, her zaman ruhun ve vicdanın rahatı demek değildir. Nice maddî saltanat ve imkân içinde olup da ruhî ıztırapların kıskacında kıvrananlar olduğu gibi, maddî sıkıntılar içinde olup da ruhî ve vicdanî huzur ve rahat içinde olanlar vardır. Buna delil olarak, bugünkü Avrupa cemiyetinde görülen ve gittikçe artan intihar vakalarıdır. Dıştan bakıldığında her türlü konfor ve rahat vasıtaları ile kuşatılmışlardır.

    Fakat insan ruh ve kalbinin gıdası başka şeylerdir. Madde, ruha bir şey veremiyor. Bunun içindir ki, aklı hareket halinde olan insan, içinde bulunduğu hayatın mânâ ve mahiyetini kavrayamayınca bin bir türlü manevî işkence içinde kıvranmaya başlıyor. Neticede, çareyi düşüncenin kökünü kesecek olan sefâhet, meşru olmayan oyun ve eğlencelerde arıyor. Halbuki sefâhet ve günahların ruhî ıstıraplara yaptığı tesir, sadece ve sadece geçici bir uyuşturucu rolünden ibarettir. Tesiri gidince, ruhtaki ıstırap bütün dehşetiyle kendini açığa çıkarıp, insanı, nihayet hayatına son vermeye kadar götürebilmektedir.Mü’min ise, ne kadar maddî sıkıntı ve meşakkat içinde olsa da, önünde ebedî bir saadet olduğunu düşünerek sabreder ve tevekkül eder. Ondaki bu ruh teslimi, ruh sükûnuna, bu da iki cihan saadetine vesile olur. Bunun içindir ki,

    “Ehl-i sefahet ve dalâlet, dünyada dahi bir manevî cehennem içinde azap çektiklerini ve ehl-i iman ve salâhat, dünyada dahi bir manevî cennet içinde İslâmiyet ve insaniyet midesiyle ve imanın tecelliyatıyle ulvî zevkler tadabilecekleri”4

    ifade edilmektedir. Hattâ iman derecesine göre bu zevkin ve lezzetin artacağı bir gerçektir.Evet, iman, cennetin bir manevî çekirdeği ve küfür ise cehennem zakkumunun bir tohumu olduğu muhakkaktır.Bunun için, mü’min zahiri sıkıntılarına aldırmaksızın Allah’ın çizdiği hayat programı içinde kalmaya, haram dairesine girmemeye çalışmalıdır. Aslında “Cennet ucuz olmamakla beraber” helâl dairesinde kalmakla kazanılan ebedî saadet de o kadar pahalı değildir. Hülâsa,

    “Her kim hayat-ı fâniyeyi (geçici hayatı) esas maksat yapsa, zâhiren bir cennet içinde olsa da mânen cehennemdedir. Ve her kim hâyat-ı bâkiyeye (ebedî hayata) ciddî müteveccih ise saadet-i dareyne (iki dünya saadetine) mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını cennetin intizar (bekleme) salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder...”5

    Dipnotlar:

    1. Müslim, Zühid, 1; Tirmizi, Zühd:16, İbni Mace, Zühd, 3
    2. Müslim, Birr:46
    3. Lemalar s. 43
    4. İman ve Küfür Muvazeneleri, s 9.
    5. Sözler, s.35, 36.

  5. yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    İbadetlerini yerine getirdiğin gibi yaşamanıda dilerim tez zamanda yaşasaydın o sonda yazdığın isyan dolu cümleyi kurmazdın imtihanın ötesindeki ödülü sormuşsun ayeti kerime ile cevap vereym :
    'Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız;
    oysa o, hakkınızda hayırlıdır.
    Olur ki, siz bir şeyi seversiniz;
    ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır.
    ALLAH bilir, siz bilmezsiniz.' (Bakara-216)



    Allah hakkında hayırlısını nasip eylesin


  6. loser
    Üye
    Kafayı yiyeceğim arkadaşlar. Bu konuyu açalı 1,5 sene olmuş. Platonik olarak aşık olalı da tam 7 yıl oldu. Ama hala duyduğum sevgi azalmıyor. Gittikçe de artıyor. Bir türlü kurtulamıyorum şu acıdan. Uzun süredir resmini bile görmememe rağmen görüntüsü aklımdan çıkmıyor. Ayrıca herkesin yüzünü de çok kolay unutan biriyimdir. Nasıl işlemişse beynime her zaman aklıma geliyor. En çok da ahirette onunla evlenemeyecek olmam beni deli ediyor. En azından ahirette onunla olacağımı bilsem ölene kadar evlenmezdim. Şu anda bunları yazarken bile gözlerim doluyor. Birazdan duşa girip uzun uzun ağlamayı planlıyorum. Ne yapacam ben? Ölene kadar bu acıyı mı çekeceğim? Unutmam imkansız gibi gözüküyor. Tek iyi yanı ise o aklımdayken en ufak kadın/kız filan aklıma gelmiyor. Haram görüntülere bakmıyorum. Ne de ihtilam oluyorum. Başka birini de asla istemiyorum. Sürekli de kendi içime atıyorum. Bu zamana kadar kimseye söylemedim. Acaba ahirette o olmasa bile onun tıpatıp benzeri ile evlenmem ve onun gerçekten o olduğuna inandırılmam mümkün müdür?

+ Yorum Gönder