Konusunu Oylayın.: Cennet hakkında müthiş şeyler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cennet hakkında müthiş şeyler
  1. 24.Kasım.2014, 01:16
    1
    yolcu7
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ağustos.2014
    Üye No: 104458
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cennet hakkında müthiş şeyler






    Cennet hakkında müthiş şeyler Mumsema İnternette şöyle birşey buldum, ne kadar doğru bilmiyorum, bunu duyanınız olmuşsa lütfen doğrulasın.

    ''Cennetin 8 tane kapısı vardır.

    1- Salat kapısı - Çok namaz kılanların gireceği kapıdır.

    2- Cihad kapısı - Şehitlerin gireceği kapıdır.

    3- Reyyan kapısı - Oruç tutanların gireceği kapıdır.

    4- Sadaka kapısı - Zekat verenlerin kapısıdır.

    5- Hac kapısı - Hacca gidenlerin kapısıdır.

    6- Eymen kapısı - Azabı olmayan tevvekkül edenlerin kapısı.

    7- Zikir kapısı - Allah yolunda ilim edenlerin kapısı.

    8- Af kapısı - Affedenlerin gireceği kapıdır.

    Hz. Ebu Bekir : Ey Allah’ın resulü! Anam, babam sana feda olsun. Gerçi bu kapıdan çağrılanların diğer kapılardan çağrılmasına gerek kalmaz şüphesiz ama bütün kapılardan çağrılacak olanda var mıdır ?

    Hz. peygamber (a.s.m): Evet, umut ediyorum ki sende onlardan olacaksın.

    Cennette 6666 derecenin olduğu belirtilir. En düşük dereceli kimsenin 80 bin hizmetçisi ve 72 tane cariyesinin olacağı belirtilir.

    Cennetlerin en alası firdevstir. Firdevs cenneti cennetin tam ortasında bulunur ve bütün cennetlerden daha yüksektir. Peygamberimiz kim isterse firdevsi istesin diye öğüt te bulunmuştur. Firdevs Allah’ın şereflendireceği tek kattır. Cennete giren herkes Allah'ın cemalini görecektir. Ama işlendiği amellere göre kimisi haftada bir, kimisi ayda bir, kimisi yılda bir, kimisi üç sene de bir, kimiside cennet ömrü boyunca sadece bu şerefe bir kere nail olacaktır.

    Cennette yaşanılacak bi olay şöyle anlatılmıştır;

    Melekler Allah’ın davetine icabet etmeleri için cennet ehline birer burak götürür ve bu buraklarla Allah’ın davetine icabet ederler. O sırada cennette bulunan her şey Allah zikreder ve bu seslerden cennet ehli zevkten kendilerinden geçerler. O sırada ;

    Hak Teala hazretleri: Bundan daha güzel bir ses duydunuz mu?

    Cennet ehli: Şüphesiz biz seni zikretmeyi ve senin kelamını dinlemeyi dünyadada severdik ama biz dünyada bundan güzel bi ses işitmedik derler.

    Hak Teala hazretleri: Ey Davut! Minbere çık kullarıma Zebur’dan sure oku buyurur.

    Davut a.s. Zebur’dan bir sure okumaya başlar ve herkes yine kendinden geçer. Tüm cennet ehli hayranlıkla onu dinler. Kendilerine geldiklerinde;

    Hak Teala hazretleri: Kullarım bundan daha güzel bi ses işitmişmiydiniz der.

    Cennet ehli : Hayır ya rabbi derler.

    Hak Teala hazretleri: İzzetim ve celalim hakkı için size bundan daha güzel bi ses işittireceğim der ve ey habibim (Hz. Muhammed) minbere çık ve Yasin ile Taha suresini oku buyurur.

    Peygamber efendimiz öyle bir okur ki Hz. Davut hazretlerinden 70 kat daha güzel okur. Bütün melekler uçuşmaya başlar. Tüm insanlar zevkten kendilerinden geçmiştir ki kendilerine geldiklerinde.

    Hak Teala hazretleri: Bundan güzelini size duyuracağım der.

    Ve kendi sesi ile Enam suresini okumaya başlar. Cennette ne varsa Allah’ın kelamı ile titremeye başlar. Bütün insanlar kendilerini kaybeder.

    Sonra Allah’u Teâlâ vechi kereminden perdeleri kaldırıp kullarına seslenir “Ey kullarım! Ben selâma erdiren, siz selâma erenlersiniz. Ben emniyette kılan sizler de iman ve emniyete erenlersiniz. Ben sevilen sizler sevenlersiniz. İşte nurum seyrediniz. İşte cemâl-i vechim bakınız…” Ehl-i cennet vasıtasız ve hicapsız Hakk celle ve âlânın vechini temaşa ederler. Onların yüzlerinde cemâlullahın nuru, teşbih-i beliğ sema gibi sekiz cennetin üzerine tecelli edince yüzleri o nur-ı ilâhî ile parlar. Böylece ehl-i cennet aziz ve gafur olan hakk teâlâ’nın cemâline nazar ederler. Allah’ın dilediği kadar hak subhanehu’nun cemâlinden kendilerini ayırmadıkları gibi o nazarın lezzetinden kirpiklerini bile bir an kımıldatamazlar. Allahu teâlâ tekrar buyurur: “Ey kullarım ey ehl-i taat, ben sizden razıyım, siz de benden razı mısınız?” Cennet ehli “Rabbena lekelhamd. Bütün hamd ve sena sana mahsustur. Bize yaptığın bu nihayetsiz ikrama karşılık nasıl senden razı olamayız” derler. Cenâb-ı hak hazretleri buyurur: “Öyleyse yerlerinize dönünüz. ben sizden razıyım. Sizin nurunuzu da yetmiş kat arttırdım.” Ehl-i cennet’ten her biri yerine döner ve kendisine ait köşküne girer.''


  2. 24.Kasım.2014, 01:16
    1
    yolcu7 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    İnternette şöyle birşey buldum, ne kadar doğru bilmiyorum, bunu duyanınız olmuşsa lütfen doğrulasın.

    ''Cennetin 8 tane kapısı vardır.

    1- Salat kapısı - Çok namaz kılanların gireceği kapıdır.

    2- Cihad kapısı - Şehitlerin gireceği kapıdır.

    3- Reyyan kapısı - Oruç tutanların gireceği kapıdır.

    4- Sadaka kapısı - Zekat verenlerin kapısıdır.

    5- Hac kapısı - Hacca gidenlerin kapısıdır.

    6- Eymen kapısı - Azabı olmayan tevvekkül edenlerin kapısı.

    7- Zikir kapısı - Allah yolunda ilim edenlerin kapısı.

    8- Af kapısı - Affedenlerin gireceği kapıdır.

    Hz. Ebu Bekir : Ey Allah’ın resulü! Anam, babam sana feda olsun. Gerçi bu kapıdan çağrılanların diğer kapılardan çağrılmasına gerek kalmaz şüphesiz ama bütün kapılardan çağrılacak olanda var mıdır ?

    Hz. peygamber (a.s.m): Evet, umut ediyorum ki sende onlardan olacaksın.

    Cennette 6666 derecenin olduğu belirtilir. En düşük dereceli kimsenin 80 bin hizmetçisi ve 72 tane cariyesinin olacağı belirtilir.

    Cennetlerin en alası firdevstir. Firdevs cenneti cennetin tam ortasında bulunur ve bütün cennetlerden daha yüksektir. Peygamberimiz kim isterse firdevsi istesin diye öğüt te bulunmuştur. Firdevs Allah’ın şereflendireceği tek kattır. Cennete giren herkes Allah'ın cemalini görecektir. Ama işlendiği amellere göre kimisi haftada bir, kimisi ayda bir, kimisi yılda bir, kimisi üç sene de bir, kimiside cennet ömrü boyunca sadece bu şerefe bir kere nail olacaktır.

    Cennette yaşanılacak bi olay şöyle anlatılmıştır;

    Melekler Allah’ın davetine icabet etmeleri için cennet ehline birer burak götürür ve bu buraklarla Allah’ın davetine icabet ederler. O sırada cennette bulunan her şey Allah zikreder ve bu seslerden cennet ehli zevkten kendilerinden geçerler. O sırada ;

    Hak Teala hazretleri: Bundan daha güzel bir ses duydunuz mu?

    Cennet ehli: Şüphesiz biz seni zikretmeyi ve senin kelamını dinlemeyi dünyadada severdik ama biz dünyada bundan güzel bi ses işitmedik derler.

    Hak Teala hazretleri: Ey Davut! Minbere çık kullarıma Zebur’dan sure oku buyurur.

    Davut a.s. Zebur’dan bir sure okumaya başlar ve herkes yine kendinden geçer. Tüm cennet ehli hayranlıkla onu dinler. Kendilerine geldiklerinde;

    Hak Teala hazretleri: Kullarım bundan daha güzel bi ses işitmişmiydiniz der.

    Cennet ehli : Hayır ya rabbi derler.

    Hak Teala hazretleri: İzzetim ve celalim hakkı için size bundan daha güzel bi ses işittireceğim der ve ey habibim (Hz. Muhammed) minbere çık ve Yasin ile Taha suresini oku buyurur.

    Peygamber efendimiz öyle bir okur ki Hz. Davut hazretlerinden 70 kat daha güzel okur. Bütün melekler uçuşmaya başlar. Tüm insanlar zevkten kendilerinden geçmiştir ki kendilerine geldiklerinde.

    Hak Teala hazretleri: Bundan güzelini size duyuracağım der.

    Ve kendi sesi ile Enam suresini okumaya başlar. Cennette ne varsa Allah’ın kelamı ile titremeye başlar. Bütün insanlar kendilerini kaybeder.

    Sonra Allah’u Teâlâ vechi kereminden perdeleri kaldırıp kullarına seslenir “Ey kullarım! Ben selâma erdiren, siz selâma erenlersiniz. Ben emniyette kılan sizler de iman ve emniyete erenlersiniz. Ben sevilen sizler sevenlersiniz. İşte nurum seyrediniz. İşte cemâl-i vechim bakınız…” Ehl-i cennet vasıtasız ve hicapsız Hakk celle ve âlânın vechini temaşa ederler. Onların yüzlerinde cemâlullahın nuru, teşbih-i beliğ sema gibi sekiz cennetin üzerine tecelli edince yüzleri o nur-ı ilâhî ile parlar. Böylece ehl-i cennet aziz ve gafur olan hakk teâlâ’nın cemâline nazar ederler. Allah’ın dilediği kadar hak subhanehu’nun cemâlinden kendilerini ayırmadıkları gibi o nazarın lezzetinden kirpiklerini bile bir an kımıldatamazlar. Allahu teâlâ tekrar buyurur: “Ey kullarım ey ehl-i taat, ben sizden razıyım, siz de benden razı mısınız?” Cennet ehli “Rabbena lekelhamd. Bütün hamd ve sena sana mahsustur. Bize yaptığın bu nihayetsiz ikrama karşılık nasıl senden razı olamayız” derler. Cenâb-ı hak hazretleri buyurur: “Öyleyse yerlerinize dönünüz. ben sizden razıyım. Sizin nurunuzu da yetmiş kat arttırdım.” Ehl-i cennet’ten her biri yerine döner ve kendisine ait köşküne girer.''


    Benzer Konular

    - Cennet Hakkında Ayetler

    - Cennet çarşısı hakkında bilgi

    - Cennet nehirleri hakkında bilgi

    - Cennet meyveleri hakkında bilgi

    - Cennet bineği hakkında bilgi

  3. 24.Kasım.2014, 20:34
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Cennet hakkında müthiş şeyler




    Cennet hakkında müthiş şeyler


    Cennetin sekiz kapısı vardır. Hadislerde “Cennetin sekiz kapısı olduğu” açıkça ifade edilmiştir,(bk. İbn Hacer,VII/28).
    Ebu Hureyre anlatıyor: Hz: Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
    “Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin.’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar / sürekli namazını kılanlar, Salat (namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar / sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar /daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber (a.s.m) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın.” buyurdu.”(Buharî, Savm, 4).
    Bu hadiste, dört kapı zikredilmiştir: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka (Zekât).
    Burada İslam esaslarından yalnız hac anılmamıştır. Şüphesiz onun için de hususî bir kapı vardır.(İbn Hecer, a.g.e). Geriye üç kapı kalır ki, onlar da şunlardır: İnsanları affedenlerin gireceği kapı “Affedenler / Af kapısı”, Bir hadiste“Cennetin bir kapısı vardır, ondan yalnız affedenler girecektir.”buyurulmuştur.(İbn Hacer, a.g.e).
    Bir de hesabı, azabı olmayan tevekkül ehlinin gireceği, “Eymen” kapısı.
    Diğer kapı ise, Zikir veya ilim kapısı.(a.g.e).
    Özetlersek: Cennetin sekiz kapısı vardır: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka (Zekât), Hac, Af, Eymen (Sağ, mübarek) ve Zikir-İlim kapısı.
    Demek ki, ehl-i ilim, İLİM kapısından girecektir.
    “Her amel sahibi için ayrılan bir kapı vardır ki, onu işleyen kimse o kapıdan çağrılır.”(Müsned, II/449)
    şeklindeki hadisten anlaşılıyor ki, her amelin kendine mahsus bir kapısı vardır. Oysa, ameller, sekizden çok daha fazladır. Buna göre, bu sekiz kapı, cennetin esas kapıları olan dış kapılarından sonra söz konusu olan iç kapılar şeklinde anlamak gerekir.(İbn Hacer, a.g.e).
    Cennetler, Kur’ân’ın, Allah’a inanan ve kötülük yapmaktan sakınanlara vaad ettiği ebedî mülkler, memleketler ve yurtlardır. Bu konuda söz Kur’ân’ın ve Kur’ân Peygamberinindir (asm).
    “Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vaad edilen Cennetin altlarından ırmaklar akar, yiyecekleri ve gölgelikleri dâimîdir.”1
    buyuran Kur’ân bize Adn, Firdevs, Me’vâ ve Naîm Cennetlerinden haber verir.
    Adn Cennetleri, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için hazırlanmış, ebedî, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde muhteşem köşkler bulunan, Allah’ın rızâsının her an berâber bulunduğu2; Rablerinin rızâsını dileyerek sabredenlerin, namaz kılanların, zekât ve sadaka verenlerin, iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldıranların babalarıyla, eşleriyle ve çocuklarıyla girecekleri, meleklerin her kapıdan girerek selâm verecekleri3; diledikleri her şeyin içinde bulunduğu (4); altın bilezikler takınacakları, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerek tahtlar üzerinde oturacakları5; yanlarında gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzellerin bulunduğu6 ebedî mekânlardır.
    Firdevs Cennetleri, îman edip sâlih amel işleyenlerin, içlerinde konaklarıyla birlikte ebedî kalacakları7; huşu içinde namaz kılanların, boş şeylerden yüz çevirenlerin, zekâtlarını verenlerin, iffetlerini koruyanların, emânetlere riâyet edenlerin, sözlerini yerine getirenlerin içlerinde temelli kalacakları ve vâris olacakları8 ebedî mülklerdir.
    Me’vâ Cenneti, îman eden ve sâlih amel işleyenlerin varacakları, Allah’tan korkanların, Allah’ın verdiği rızklardan sarf edenlerin9 girecekleri; Hazret-i Muhammed’in (asm) gözünün gördüğünü gönlünün yalanlamadığı, Cebrâil (as) ile birlikte Sidre-i Müntehâ’da Allah’ın varlığının büyük delilleriyle (Âyet’ül-Kübrâ) berâber gördüğü10 bâkî memlekettir.
    Naîm Cennetleri, Allah’a içten bağlı olan kulların girecekleri ve karşılıklı tahtlar üzerinde kurulacakları, kendilerine sayısız rızk ve meyvelerin ikrâm edileceği, baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk veren bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehlerin sunulacağı, yanlarında iri gözlü, bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş zevcelerinin bulunacağı11; hayırda ve iyilikte önde olanların12; ve Allah’a en çok yakın olanların girecekleri ve süslenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanacakları, ölümsüz gençlerin yanlarında baş ağrısı ve baş dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler, kadehler, seçecekleri meyveler ve arzu duyacakları kuş etleriyle dolaşacakları, yanlarında inciler gibi ceylan gözlülerin bulunduğu, boş ve günaha götüren bir söz duymayacakları, sâdece selâma karşılık “selâm” sözü duyacakları, dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölgeler altında, çağlayarak akan sular kenarlarında, bitip tükenmek bilmeyen ve yasak da edilmeyen meyveler arasında, yüksek döşekler üzerinde ebedî ziyâfetlere konacakları13 bâkî diyarlardır.
    Bunlar, Kur’ân’ın Cennet âyetlerinden sâdece bir kaçı. Peygamber Efendimiz (asm) sekiz cennetten haber verir ve meselâ abdesti tam ve kâmil alarak, abdestin sonunda “Şehâdet Kelimesi” getirenlerin sekiz Cennetin kapısından dilediklerinden girebileceklerini müjdeler.14
    Cennetin sekiz tabakasının sekizinin de damının Arş-ı Azam olduğunu beyan eden Bedîüzzaman Hazretleri, ehl-i cennetin, bulundukları Cennetler ayrı ayrı da olsa, berâber bulunmalarına mâni olmadığını, çünkü Cennetin sekiz tabakasının da derece bakımından birbirinden yüksek bulunduğunu kaydeder.15
    İlim tahsil eden kimseyle ilgili, Ebu Davud’un Sünen’inde ise özetle şu hadisler yer almaktadır:
    “İlime giden yol, cennete giden yoldur.”;

    “Dolunay yıldızlardan ne kadar parlak ise, âlimler de gece gündüz ibadet eden zahidlerden o kadar üstündür.”; “Alimler, peygamberlerin vârisidir”;

    “Birinden ilim istenir de, oda bildiğini öğretmezse, ahirette Cehennem ateşi ile cezalandırılır.”
    Tirmizî ise, Sahih’inin “Kitabü’l-İlm” bölümünde şu genel anlamları içeren hadislere ver vermektedir:
    “İlim peşinde koşmak, Cennete kapı açmaktır.”;

    “İlim yolunda giden, o yoldan dönmedikçe Allah yolundadır.”
    İbn Mâce’nin Sünen’inde ise, “Kitabü’l-İlm” bölümü olmamasına rağmen bu konuda çok önemli bir hadise rastlamaktayız:
    “İlim peşinde koşmak her Müslüman için farzdır." 16
    Buna göre hakiki ilim talebesinin cennetin bütün kapılarından gireceği ümit edilir.
    Dipnotlar:

    1. Ra’d Sûresi, 13/35;
    2. Tevbe Sûresi, 9/72; Tâ-Hâ Sûresi, 20/76; Saff Sûresi, 61/12; Beyyine Sûresi, 98/8;
    3. Ra’d Sûresi, 13/22,23,24; Mü’min Sûresi, 40/8;
    4. Nahl Sûresi, 14/31;
    5. Kehf Sûresi, 18/31; Fâtır Sûresi, 22/33;
    6. Sâd Sûresi, 23/52;
    7. Kehf Sûresi, 18/107;
    8. Mü’minûn Sûresi, 23/1-11;
    9. Secde Sûresi, 32/16, 17, 18;
    10. Necm Sûresi, 53/11,12,13,14,15,16,17,18;
    11. Sâffât Sûresi, 37/40-49;
    12. İnfitâr Sûresi, 82/13;
    13. Vâkıa Sûresi, 56/10-38;
    14. Müslim, Tahâret, 6;
    15. Sözler, s. 461.
    16. İbn Mace, “Mukaddime”, 17, 224; I, 81 (Mısır, 1952). Diğer rivayetler için bk. Kenzu’l-Ümmal, X, 131; 28651-29654.






  4. 24.Kasım.2014, 20:34
    2
    Devamlı Üye



    Cennet hakkında müthiş şeyler


    Cennetin sekiz kapısı vardır. Hadislerde “Cennetin sekiz kapısı olduğu” açıkça ifade edilmiştir,(bk. İbn Hacer,VII/28).
    Ebu Hureyre anlatıyor: Hz: Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
    “Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin.’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar / sürekli namazını kılanlar, Salat (namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar / sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar /daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber (a.s.m) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın.” buyurdu.”(Buharî, Savm, 4).
    Bu hadiste, dört kapı zikredilmiştir: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka (Zekât).
    Burada İslam esaslarından yalnız hac anılmamıştır. Şüphesiz onun için de hususî bir kapı vardır.(İbn Hecer, a.g.e). Geriye üç kapı kalır ki, onlar da şunlardır: İnsanları affedenlerin gireceği kapı “Affedenler / Af kapısı”, Bir hadiste“Cennetin bir kapısı vardır, ondan yalnız affedenler girecektir.”buyurulmuştur.(İbn Hacer, a.g.e).
    Bir de hesabı, azabı olmayan tevekkül ehlinin gireceği, “Eymen” kapısı.
    Diğer kapı ise, Zikir veya ilim kapısı.(a.g.e).
    Özetlersek: Cennetin sekiz kapısı vardır: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka (Zekât), Hac, Af, Eymen (Sağ, mübarek) ve Zikir-İlim kapısı.
    Demek ki, ehl-i ilim, İLİM kapısından girecektir.
    “Her amel sahibi için ayrılan bir kapı vardır ki, onu işleyen kimse o kapıdan çağrılır.”(Müsned, II/449)
    şeklindeki hadisten anlaşılıyor ki, her amelin kendine mahsus bir kapısı vardır. Oysa, ameller, sekizden çok daha fazladır. Buna göre, bu sekiz kapı, cennetin esas kapıları olan dış kapılarından sonra söz konusu olan iç kapılar şeklinde anlamak gerekir.(İbn Hacer, a.g.e).
    Cennetler, Kur’ân’ın, Allah’a inanan ve kötülük yapmaktan sakınanlara vaad ettiği ebedî mülkler, memleketler ve yurtlardır. Bu konuda söz Kur’ân’ın ve Kur’ân Peygamberinindir (asm).
    “Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vaad edilen Cennetin altlarından ırmaklar akar, yiyecekleri ve gölgelikleri dâimîdir.”1
    buyuran Kur’ân bize Adn, Firdevs, Me’vâ ve Naîm Cennetlerinden haber verir.
    Adn Cennetleri, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için hazırlanmış, ebedî, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde muhteşem köşkler bulunan, Allah’ın rızâsının her an berâber bulunduğu2; Rablerinin rızâsını dileyerek sabredenlerin, namaz kılanların, zekât ve sadaka verenlerin, iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldıranların babalarıyla, eşleriyle ve çocuklarıyla girecekleri, meleklerin her kapıdan girerek selâm verecekleri3; diledikleri her şeyin içinde bulunduğu (4); altın bilezikler takınacakları, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerek tahtlar üzerinde oturacakları5; yanlarında gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzellerin bulunduğu6 ebedî mekânlardır.
    Firdevs Cennetleri, îman edip sâlih amel işleyenlerin, içlerinde konaklarıyla birlikte ebedî kalacakları7; huşu içinde namaz kılanların, boş şeylerden yüz çevirenlerin, zekâtlarını verenlerin, iffetlerini koruyanların, emânetlere riâyet edenlerin, sözlerini yerine getirenlerin içlerinde temelli kalacakları ve vâris olacakları8 ebedî mülklerdir.
    Me’vâ Cenneti, îman eden ve sâlih amel işleyenlerin varacakları, Allah’tan korkanların, Allah’ın verdiği rızklardan sarf edenlerin9 girecekleri; Hazret-i Muhammed’in (asm) gözünün gördüğünü gönlünün yalanlamadığı, Cebrâil (as) ile birlikte Sidre-i Müntehâ’da Allah’ın varlığının büyük delilleriyle (Âyet’ül-Kübrâ) berâber gördüğü10 bâkî memlekettir.
    Naîm Cennetleri, Allah’a içten bağlı olan kulların girecekleri ve karşılıklı tahtlar üzerinde kurulacakları, kendilerine sayısız rızk ve meyvelerin ikrâm edileceği, baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk veren bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehlerin sunulacağı, yanlarında iri gözlü, bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş zevcelerinin bulunacağı11; hayırda ve iyilikte önde olanların12; ve Allah’a en çok yakın olanların girecekleri ve süslenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanacakları, ölümsüz gençlerin yanlarında baş ağrısı ve baş dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler, kadehler, seçecekleri meyveler ve arzu duyacakları kuş etleriyle dolaşacakları, yanlarında inciler gibi ceylan gözlülerin bulunduğu, boş ve günaha götüren bir söz duymayacakları, sâdece selâma karşılık “selâm” sözü duyacakları, dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölgeler altında, çağlayarak akan sular kenarlarında, bitip tükenmek bilmeyen ve yasak da edilmeyen meyveler arasında, yüksek döşekler üzerinde ebedî ziyâfetlere konacakları13 bâkî diyarlardır.
    Bunlar, Kur’ân’ın Cennet âyetlerinden sâdece bir kaçı. Peygamber Efendimiz (asm) sekiz cennetten haber verir ve meselâ abdesti tam ve kâmil alarak, abdestin sonunda “Şehâdet Kelimesi” getirenlerin sekiz Cennetin kapısından dilediklerinden girebileceklerini müjdeler.14
    Cennetin sekiz tabakasının sekizinin de damının Arş-ı Azam olduğunu beyan eden Bedîüzzaman Hazretleri, ehl-i cennetin, bulundukları Cennetler ayrı ayrı da olsa, berâber bulunmalarına mâni olmadığını, çünkü Cennetin sekiz tabakasının da derece bakımından birbirinden yüksek bulunduğunu kaydeder.15
    İlim tahsil eden kimseyle ilgili, Ebu Davud’un Sünen’inde ise özetle şu hadisler yer almaktadır:
    “İlime giden yol, cennete giden yoldur.”;

    “Dolunay yıldızlardan ne kadar parlak ise, âlimler de gece gündüz ibadet eden zahidlerden o kadar üstündür.”; “Alimler, peygamberlerin vârisidir”;

    “Birinden ilim istenir de, oda bildiğini öğretmezse, ahirette Cehennem ateşi ile cezalandırılır.”
    Tirmizî ise, Sahih’inin “Kitabü’l-İlm” bölümünde şu genel anlamları içeren hadislere ver vermektedir:
    “İlim peşinde koşmak, Cennete kapı açmaktır.”;

    “İlim yolunda giden, o yoldan dönmedikçe Allah yolundadır.”
    İbn Mâce’nin Sünen’inde ise, “Kitabü’l-İlm” bölümü olmamasına rağmen bu konuda çok önemli bir hadise rastlamaktayız:
    “İlim peşinde koşmak her Müslüman için farzdır." 16
    Buna göre hakiki ilim talebesinin cennetin bütün kapılarından gireceği ümit edilir.
    Dipnotlar:

    1. Ra’d Sûresi, 13/35;
    2. Tevbe Sûresi, 9/72; Tâ-Hâ Sûresi, 20/76; Saff Sûresi, 61/12; Beyyine Sûresi, 98/8;
    3. Ra’d Sûresi, 13/22,23,24; Mü’min Sûresi, 40/8;
    4. Nahl Sûresi, 14/31;
    5. Kehf Sûresi, 18/31; Fâtır Sûresi, 22/33;
    6. Sâd Sûresi, 23/52;
    7. Kehf Sûresi, 18/107;
    8. Mü’minûn Sûresi, 23/1-11;
    9. Secde Sûresi, 32/16, 17, 18;
    10. Necm Sûresi, 53/11,12,13,14,15,16,17,18;
    11. Sâffât Sûresi, 37/40-49;
    12. İnfitâr Sûresi, 82/13;
    13. Vâkıa Sûresi, 56/10-38;
    14. Müslim, Tahâret, 6;
    15. Sözler, s. 461.
    16. İbn Mace, “Mukaddime”, 17, 224; I, 81 (Mısır, 1952). Diğer rivayetler için bk. Kenzu’l-Ümmal, X, 131; 28651-29654.






  5. 07.Aralık.2014, 22:05
    3
    Misafir

    Cevap: Cennet hakkında müthiş şeyler

    Arkadaşın sormuş olduğu soruyu ben de merak ediyorum bu yazının kaynağı var mıdır?


  6. 07.Aralık.2014, 22:05
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Arkadaşın sormuş olduğu soruyu ben de merak ediyorum bu yazının kaynağı var mıdır?





+ Yorum Gönder