Konusunu Oylayın.: Abdestte yüz yıkama

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Abdestte yüz yıkama
  1. 17.Kasım.2014, 16:52
    1
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Abdestte yüz yıkama






    Abdestte yüz yıkama Mumsema Bir televizyon programında dinlemiştim çenenin altı kıl bitimine kadar diye ,n.hatipoğlu yanlış hatırlamıyorsam,bizim çenemizin altında kıl var sakal var eyvallah da boynumuza doğru da kıl var oralarıda yıkamalımıyız,yoksa sadece çene altımı


  2. 17.Kasım.2014, 16:52
    1
    Devamlı Üye



    Bir televizyon programında dinlemiştim çenenin altı kıl bitimine kadar diye ,n.hatipoğlu yanlış hatırlamıyorsam,bizim çenemizin altında kıl var sakal var eyvallah da boynumuza doğru da kıl var oralarıda yıkamalımıyız,yoksa sadece çene altımı


    Benzer Konular

    - Oruçluyken kulak yıkama

    - El yıkama ile ilgili vesveseler

    - Elleri Yıkama Hastalığı nedir?

    - El yıkama takıntısı

    - Ölü Yıkama Videosu

  3. 17.Kasım.2014, 19:35
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Abdestte yüz yıkama




    Abdestte yüzü yıkamanın sınırı nedir? Gırtlağa kadarki kısım yüzden mi sayılıyor?

    Abdestte Yüzü Yıkamak:


    Yüzün bir defa yıkanması farzdır. Yüzün sınırları, saçın bittiği yerden sakal veya çene altına, kulakların köklerine kadar olan bölümdür. Gözlerin içine suyun ulaştırılması gerekmez. Ancak abdest alırken gözler sıkılmaz, tamamen açık bırakılmaz. Normal bir şekilde yüz yıkanır. Dudaklar yumulduğu zaman, dışarda kalan kısımlar yüzün sınırlarıdır. Sakal, bıyık ve kaşın altına suyu ulaştırmak gereklidir.

    Açık rivayette yüz için bir sınır belirlenmemiştir. Ancak îslâm Fakihlerinin çoğuna göre yüzün sınırı, baştaki saç bitiminden çene altına ve bir kulak yumuşağından diğerine kadar olan kısımdır. Hidâye şerhinde, Bahr-i Râik ve İbn-i Abidîn'de de ayni husus belirtilmiştir.

    Başın ön cephesindeki kıllar dökülmüşse, mutlaka saç bitimi sınır başlangıcı alınmaz, normal ölçü dikkate alınarak alınla baş arasındaki sınır -ki bu normal saçı olanlarda belirgindir- esas kabul edilir. Sahih olan görüş de budur.

    Saçını Alnına Doğru Uzatan:

    Saçını alnına doğru tarayıp uzatan kimse, abdestte yüzünü yıkarken yüz sınırına sarkan saçlarının altını yıkaması gerekir.

    Abdestte yüz yıkanırken suyu gözlerin içine ulaştırmak ne farz, ne de sünnettir. Ancak yüze su vururken gözleri fazla yummak için bir külfete girmeye de gerek yoktur. Açık tutmaya çalışması da böyle. Ne var ki Fakih Ahmed bin İbrahim ve o görüşte olan bazı ilim adamları, yüz yıkanırken gözleri sıkıca yummak caiz değildir, demişlerdir. Çünkü bu durumda gözün çevre ve pınarları yıkanmış olmaz. El-Muhit kitabında da bu husus belirtilmiştir.

    Ağrıyan bir gözde çapak meydana gelir ve bu gözün daha çok dış kısmında bulunursa, yüzü yıkarken, gözler yumulduğunda dışta kalan çapağın altını yıkamak vâcib olur. Aksi halde abdest yerine getirilmiş sayılmaz.

    Dudaklar normal biçimde kapatıldığında dışta kalan kısmı yüzden sayılır. Bu nedenle yüz yıkanırken dudakların o kısımlarına suyun dokunması gerekir. Sahih olan görüş budur. El-Hulasa kitabında da ayni hususa yer verilmiştir.

    Şakakla Kulak Arasındaki Beyazlık:

    Bu kısım da yüzün sınırına girdiğinden yıkanması, yani suyun dokunması vâcibdir. Tahavî, sahih olan budur, diyor. Hanefî fakihlerinin çoğu da aynı görüştedir.

    Kaş Bıyık ve Sakalın Yıkanması:

    Yüzü yıkarken kaş ve bıyıkları, sakaldan da yüz sınırını aşmayan kısmı yıkamak vâcibdir. Suyun kılların altına nüfuz etmesi şart değildir. Ancak kıllar seyrek olur da yer yer deri görünürse o takdirde suyun deriye geçmesini sağlamak vâcibdir. Ayni konu Kadıhan Fetâvâsında da işlenmiştir.

    Sakalın Su ile Ovulması:

    İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed'e göre, suyu sakalın dış kısmı üzerinde götürüp getirerek oğmak vâcibdir. En sahih olan görüş ve ictihad da budur. Ancak çenenin sınırını aşıp aşağıya sarkan kısmı yıkamak vâcib değildir.

    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/10-12.)


  4. 17.Kasım.2014, 19:35
    2
    Devamlı Üye



    Abdestte yüzü yıkamanın sınırı nedir? Gırtlağa kadarki kısım yüzden mi sayılıyor?

    Abdestte Yüzü Yıkamak:


    Yüzün bir defa yıkanması farzdır. Yüzün sınırları, saçın bittiği yerden sakal veya çene altına, kulakların köklerine kadar olan bölümdür. Gözlerin içine suyun ulaştırılması gerekmez. Ancak abdest alırken gözler sıkılmaz, tamamen açık bırakılmaz. Normal bir şekilde yüz yıkanır. Dudaklar yumulduğu zaman, dışarda kalan kısımlar yüzün sınırlarıdır. Sakal, bıyık ve kaşın altına suyu ulaştırmak gereklidir.

    Açık rivayette yüz için bir sınır belirlenmemiştir. Ancak îslâm Fakihlerinin çoğuna göre yüzün sınırı, baştaki saç bitiminden çene altına ve bir kulak yumuşağından diğerine kadar olan kısımdır. Hidâye şerhinde, Bahr-i Râik ve İbn-i Abidîn'de de ayni husus belirtilmiştir.

    Başın ön cephesindeki kıllar dökülmüşse, mutlaka saç bitimi sınır başlangıcı alınmaz, normal ölçü dikkate alınarak alınla baş arasındaki sınır -ki bu normal saçı olanlarda belirgindir- esas kabul edilir. Sahih olan görüş de budur.

    Saçını Alnına Doğru Uzatan:

    Saçını alnına doğru tarayıp uzatan kimse, abdestte yüzünü yıkarken yüz sınırına sarkan saçlarının altını yıkaması gerekir.

    Abdestte yüz yıkanırken suyu gözlerin içine ulaştırmak ne farz, ne de sünnettir. Ancak yüze su vururken gözleri fazla yummak için bir külfete girmeye de gerek yoktur. Açık tutmaya çalışması da böyle. Ne var ki Fakih Ahmed bin İbrahim ve o görüşte olan bazı ilim adamları, yüz yıkanırken gözleri sıkıca yummak caiz değildir, demişlerdir. Çünkü bu durumda gözün çevre ve pınarları yıkanmış olmaz. El-Muhit kitabında da bu husus belirtilmiştir.

    Ağrıyan bir gözde çapak meydana gelir ve bu gözün daha çok dış kısmında bulunursa, yüzü yıkarken, gözler yumulduğunda dışta kalan çapağın altını yıkamak vâcib olur. Aksi halde abdest yerine getirilmiş sayılmaz.

    Dudaklar normal biçimde kapatıldığında dışta kalan kısmı yüzden sayılır. Bu nedenle yüz yıkanırken dudakların o kısımlarına suyun dokunması gerekir. Sahih olan görüş budur. El-Hulasa kitabında da ayni hususa yer verilmiştir.

    Şakakla Kulak Arasındaki Beyazlık:

    Bu kısım da yüzün sınırına girdiğinden yıkanması, yani suyun dokunması vâcibdir. Tahavî, sahih olan budur, diyor. Hanefî fakihlerinin çoğu da aynı görüştedir.

    Kaş Bıyık ve Sakalın Yıkanması:

    Yüzü yıkarken kaş ve bıyıkları, sakaldan da yüz sınırını aşmayan kısmı yıkamak vâcibdir. Suyun kılların altına nüfuz etmesi şart değildir. Ancak kıllar seyrek olur da yer yer deri görünürse o takdirde suyun deriye geçmesini sağlamak vâcibdir. Ayni konu Kadıhan Fetâvâsında da işlenmiştir.

    Sakalın Su ile Ovulması:

    İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed'e göre, suyu sakalın dış kısmı üzerinde götürüp getirerek oğmak vâcibdir. En sahih olan görüş ve ictihad da budur. Ancak çenenin sınırını aşıp aşağıya sarkan kısmı yıkamak vâcib değildir.

    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/10-12.)





+ Yorum Gönder