+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden İslamda Eşcinsellik Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. gökhan123
    Üye
    Reklam

    İslamda Eşcinsellik

    Reklam





    İslamda Eşcinsellik Mumsema Selamun Aleykum
    Arkadaslar escınsellıgın dınımızdekı yerı nedır gunah mıdır haram mıdır? Escınsellık dogustan mı yoksa sonradan mı olunuyor? Escınsellere saygı gostermelımıyız? Bir arkadaşım dedı kı escınsellık dogustandır. Ben de cevaben dedım kı dınımızde escınsellıgın gunah oldugunu bılıyorum. Eger kı dogustansa neden Allah oyle yaratsın. Merak ettıgım bı konu. Sızlere guvendıgım ıcın bu konuyu actım. Bılgılendırmenızı rıca edıyorum. Sımdıden tesekkurler.





  2. mum
    Administrator

    Cevap: İslamda Eşcinsellik


    Reklam


    İslamda Eşcinsellik (Livata)

    LİVÂTA

    (لواطة)

    Erkekler arasındaki eşcinsel ilişki.

    Sözlükte “havuzu çamur vb. ile sıvamak suretiyle onarmak” anlamına gelen livâta kelimesi örfte erkekler arasındaki eşcinsel ilişkiyi ifade eder. Arapça’da bu mânada aynı kökten türeyen livât, mülâvata ve televvut kelimeleri de kullanılmaktadır. Kelime anlamını erkekler arası eşcinsel ilişkinin yaygın olduğu Lût kavminden almaktadır. Cevâd Ali, livâta kelimesinin Araplar arasında Kur’an’da Lût kavminden bahsedilmesinden sonra (aş. bk.) kullanılmaya başlandığını söyler (el-Mufaśśal, V, 143; ayrıca bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “lvŧ” md.). Kesin bir ayırım yapılması güç olmakla birlikte livâta fiilinde aktif olan taraf lûtî, lâit, mülâvit; pasif taraf me’bûn ve übne kelimeleriyle ifade edilir. Türkçe’de livâta karşılığı olarak lûtîlik ve oğlancılık kelimelerinin yanı sıra eşcinsellik de kullanılmaktadır. Bununla birlikte aynı cinse mensup kişiler arasındaki cinsel ilişkileri ifade etmesi sebebiyle eşcinsellik (İng. homosexsuality), lezbiyenlik / sevicilik (bk. SİHÂK) olarak adlandırılan kadınlar arası eşcinsel ilişkileri de kapsamaktadır. Türkçe’de livâta fiilini işleyen kimselere lûtî ya da eşcinsel adı verilir. Batı dillerinde livâta karşılığı olarak Lût kavminin yaşadığı Sodom şehrinden türetilen sodomy / sodomie kelimesi de kullanılır.

    Erkekler arası eşcinsel ilişki hemen her dönemde ve her toplumda cinsî bir sapkınlık olarak görülmüş ve kınanmış, dinlerin de ortaklaşa mücadele ettiği çirkin bir davranış olmuştur. Tevrat’ta, Sodom halkının rabbe karşı günahkâr olduğu ve orada her türlü ahlâksızlığın, özellikle cinsî sapıklığın yaygınlaştığı ifade edilir (Tekvîn, 13/13; 18/20). Yahudilik’te çirkin bir davranış olarak kabul edilen erkekler arası eşcinsel ilişkiler yasaklanmış ve bu tür ilişkide bulunanların cezalarının ölüm olduğu belirtilmiştir (Levililer, 18/22; 20/13). Yeni Ahid’de de eşcinsel ilişkide bulunanlar şiddetle kınanan kimseler arasında zikredilir (Romalılar’a Mektup, 1/27; Korintoslular’a Birinci Mektup, 6/9).

    Kur’ân-ı Kerîm’de livâta kelimesi geçmemekle birlikte “aşırı derecede çirkin davranış, açık hayâsızlık ve sapkınlık” anlamındaki fâhişe (çoğulu fevâhiş) ve fahşâ kelimeleri livâta fiilini de kapsayan geniş bir içerikle yirmi dört yerde geçer ve zina, livâta, sevicilik gibi iffetsizlikler şiddetle kınanır, yol açacağı dinî ve hukukî sorumluluklara işaret edilir (bk. M. F. Abdülbâkī, el-MuǾcem, “fĥş” md.). Cinsî ihtiyaçların tabii ve meşrû çerçevede karşılanması, fıtrat ve iffetin korunması, insanlık onurunu zedeleyen her türlü cinsî azgınlık ve sapıklıktan uzak durulması Kur’an’ın temel mesajlarından biridir. Kur’an’da, Lût kavminin livâtanın yaygınlık kazandığı ilk toplum olduğuna atıfla onların, bu çirkin fiili işlemeleri ve peygamberleri Hz. Lût’un kendilerini bu işten alıkoymaya yönelik uyarı ve öğütlerine kulak vermeyişleri sebebiyle helâk edildiği anlatılır (el-A‘râf 7/80-84; Hûd 11/78-83; el-Enbiyâ 21/74; eş-Şuarâ 26/161-175; en-Neml 27/54; el-Ankebût 29/28-35). Hz. Peygamber’in hadislerinde de livâta kınanmış ve bu fiili işleyen kimseye Allah’ın rahmet nazarıyla bakmayacağı bildirilerek (Tirmizî, “RađâǾ”, 12) livâta yapanların lânetlendiği ifade edilmiştir (Müsned, I, 317). Resûl-i Ekrem ayrıca, “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey Lût kavminin davranışıdır” demiş (İbn Mâce, “Ĥudûd”, 12; Tirmizî, “Ĥudûd”, 24) ve erkeğin eşiyle anal ilişkide bulunmasını da “küçük livâta” şeklinde nitelendirerek yasaklamıştır (İbn Mâce, “Nikâĥ”, 29; Ebû Dâvûd, “Nikâĥ”, 45; Tirmizî, “Ŧahâret”, 102). Bir başka hadiste de hemcinsleriyle ilişkide bulunan kadınlar ve erkekler zina yapan kişiler olarak ifade edilmiştir (Şevkânî, VII, 131).

    İslâm dini, cinselliği tabii bir vâkıa olarak kabul edip cinsel ihtiyaçların mâkul ve meşrû zeminde giderilmesine imkân vermiş, ancak cinselliğin insanlık onur ve değerini ihlâl edecek biçimde kontrolsüz kullanımını önleyici bazı sınırlamalar getirmiştir. Evliliğin teşvik edilip aile hayatını ve kurumunu korumaya yönelik tedbirlerin alınması, iffetin ve neslin korunmasının dinin temel gayeleri arasında gösterilmesi, cinsel sağlık ve ahlâk eğitimine önem verilmesi, müstehcenlik, fuhuş ve zina ile mücadele edilmesi böyle bir anlam taşır. Bunun için Kur’an ve Sünnet’te cinsî hayata ilişkin olarak birçok ayrıntılı düzenleme ve hüküm yer almıştır. Bunlardan biri de livâtanın İslâm’da şiddetle kınanıp büyük günahlardan sayılması olmuştur. İslâm literatüründe konu ferdî ve içtimaî ahlâk, cinsiyet ahlâkı ve eğitimi gibi açılardan ele alınıp fert ve toplumların böyle bir sapkınlıktan korunması, fertlerin bu tür davranış ve eğilimlerini önleyici ve tedavi edici tedbirlerin alınması üzerinde durulmuş, fıkıh literatüründe ise daha çok hukukî açıdan bu gruba giren fiillerin suç teşkil etmesinin şartları ve bu fiili işleyenlere uygulanacak ceza yönüyle incelenmiştir.

    Kur’an’da ve hadislerde yer alan ifadelerden hareketle İslâm âlimleri, livâtanın dünyevî cezayı da gerektiren haram bir fiil olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Hatta livâtayı haramlık bakımından zinadan daha ağır bir fiil olarak kabul edenler de vardır. Livâta yapan kimseye verilecek ceza konusunda ise İslâm hukuk ekolleri farklı görüşlere sahiptir. Bu konudaki fikir ayrılığı, livâtanın zina kapsamında bir suç mu yoksa ondan ayrı başka bir suç mu teşkil ettiği konusundaki farklı yaklaşımlardan, ayrıca bu fiili işleyen kimselere verilecek ceza ile ilgili hadislerin yorumundan kaynaklanmaktadır.

    İslâm hukukçularının çoğunluğu, Kur’an’da hem zinanın hem livâtanın açık hayasızlık ve çirkin davranış (fahişe) olarak nitelendirilmesini dikkate alarak livâtayı zinaya kıyas etmiş, bu fiilin zina olarak adlandırılabileceğini ve zina ile aynı hükümleri taşıdığını belirtmiştir. İmam Şâfiî ile Hanefî hukukçularından Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’ye göre livâta yapan kişiye zina suçunda olduğu gibi had cezası uygulanır; fâil muhsan ise recmedilir, muhsan değilse 100 celde ile cezalandırılır. Şâfiîler, livâta suçunda fâilin bekâr olması durumunda kendisine ayrıca sürgün cezası verilmesi gerektiğini ifade ederler. İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel ise Hz. Peygamber’den nakledilen ve livâta yapan kişilerin öldürülmesi ya da recmedilmesi gerektiğini ifade eden hadisleri (İbn Mâce, “Ĥudûd”, 24; Ebû Dâvûd, “Ĥudûd”, 29; Tirmizî, “Ĥudûd”, 24) esas alarak muhsan olsun ya da olmasın livâta fiilinin fâiline recm cezası verileceği görüşündedir. Bu hukukçulara göre livâta suçunun ispatı için zina suçunda olduğu gibi dört şahit getirilmelidir. Livâta yapan kişilerin öldürülmesi gerektiğini ifade eden hadisler, aralarında Nesâî’nin de bulunduğu bazı hadis otoriteleri tarafından sened yönünden tenkit edilmiştir (Şevkânî, VII, 131). Diğer taraftan Resûl-i Ekrem’in livâta yapan kimseyi recm cezası ile cezalandırdığına veya livâtanın cezaî müeyyidesi hakkında hüküm verdiğine dair bir bilgi mevcut değildir (İbnü’t-Tallâ‘, s. 33).

    İmâmiyye ve Zâhiriyye mezhebine mensup hukukçularla Ebû Hanîfe livâtayı zinadan ayrı bir fiil olarak değerlendirmektedir. Onlara göre livâta, zinaya kıyas edilemeyeceği ve zina olarak adlandırılamayacağı için ondan farklı bir suç oluşturmakta ve farklı hükümler taşımaktadır. Ebû Hanîfe, üreme organının dışındaki bir yolla kadın ya da erkekle cinsel ilişkide bulunmanın zina olarak kabul edilemeyeceğini ve livâta yoluyla nesebin karışma ihtimalinin bulunmadığını ifade ederek bu suçu işleyen kimseye devletin yetkili organlarınca takdir edilecek bir cezanın (ta‘zîr) verilmesi gerektiğini belirtir. Bu fakihler ayrıca livâta suçunun ispatı için iki şahidin yeterli olduğu görüşündedir. Diğer taraftan aralarında Ebû Müslim el-İsfahânî’nin de bulunduğu bazı âlimler, Kur’an’da kadınların açık hayâsızlıkta bulunmasıyla ilgili olarak yapılan açıklamanın ardından, “İçinizden iki kişi açık bir hayâsızlıkta bulunursa onlara ceza verin” meâlinde bir ifadenin yer almasını (en-Nisâ 4/16) erkekler hakkında bir açıklama olarak yorumlamakta ve bu hükmün livâta yapan kişilerle ilgili olduğunu, bu sebeple âyetin hükmü gereğince onlara ta‘zîr cezası uygulanacağını ileri sürerler. Tâbiîn âlimlerinden Mücâhid’in de bu görüşte olduğu nakledilmektedir (Fahreddin er-Râzî, IX, 231-232; Reşîd Rızâ, IV, 437-440). İslâm hukukçularının çoğunluğu, bir kimse aleyhine yapılan livâta ithamının ispat edilmediği takdirde kazf suçunu meydana getireceği görüşündedir. Ebû Hanîfe ve Zâhirîler ise bu tür bir ithamı hakaret ve sövme kapsamına dahil ederek ta‘zîr cezasını gerektiren bir suç olarak kabul ederler.

    Livâtanın gerek din ve ahlâk gerekse hukuk düzeni açısından günah, çirkin ve suç teşkil eden bir fiil olmasının yanı sıra tıp otoriteleri de anal ilişkinin zedelenmeye ve yaralara yol açtığını, özellikle AIDS hastalığını meydana getiren virüsün eş-cinsel ilişkiler yoluyla açılan yaralardan kolayca girmek suretiyle hızlıca ürediğini ifade etmektedir. Eşcinsel ilişki, modern refah toplumlarında çeşitli sebeplerle belli bir yaygınlaşma eğilimi gösterip bireysel özgürlük kapsamında telakki edilerek sınırlı ölçüde hukuken korunsa ve tabii karşılansa bile, dinî ve ahlâkî öğretilerin yanı sıra günümüzde insanlığın ortak sağ duyusu ve kamuoyu onu insanî değerlere ve insan haysiyetine aykırı çirkin bir davranış olarak görmeye devam etmekte, onunla mücadelede en etkili çare olarak da karşı cinsler arası tabii ve meşrû ilişki önerilmektedir. Eşcinsellik eğilim ve davranışı biyolojik ve psikolojik bozukluğun bir ürünü olması durumunda ise tedavi edilmesi gereken bir hastalık sayılmaktadır.

    Kur’an’da Lût kavminin çirkin davranışlarının onları büyük bir felâkete sürüklediği belirtilerek şiddetle kınanması, Hz. Peygamber’in hadislerinde livâta ve sevicilik gibi çirkin fiilleri işleyen kimseler hakkında kullanılan ağır ifadeler, İslâmî öğretide eşcinselliğin fıtrata ve insanlık onuruna aykırı bir davranış olduğunun ısrarla vurgulanması ve zinaya denk bir suç olarak görülüp cezaî müeyyidelerle önlenmeye çalışılması İslâm toplumlarında bu konuda ortak bir bilinç oluşturmuş, bu tür fiillerin toplumda yaygınlaşmasını önlemiş veya en alt düzeyde kalmasını sağlamıştır. Bununla birlikte bu çirkin fiilin tarihsel süreçte müslüman toplumlarda da eksik olmadığı, özellikle refahın artıp insanların lüks içinde yaşadığı dönemlerde ve çevrelerde belli ölçüde yaygınlaşma eğilimi gösterdiği söylenebilir. İslâm tarihinde erkekler arasında eşcinsel ilişkilerin ilk olarak Abbâsîler döneminde yaygınlaştığı görülmektedir. Bu tür ilişkiler başta şiir olmak üzere çeşitli edebî türlerdeki eserlere de yansımış ve “livâta edebiyatı” olarak adlandırılabilecek bir tür meydana gelmiştir (Selâhaddin el-Müneccid, s. 89, 149-172). Ahlâk dışı söz ve davranışlarıyla tanınan Kûfeli şair Vâlibe b. Hubâb ve öğrencisi Ebû Nüvâs’ın (ö. 198/813 [?]) erkekler arası eşcinsel ilişkilere dair şiirleri, Arap edebiyatında cinsel temaları işleyen ve erkekler arasındaki eşcinsel ilişkilere yer veren nesir türündeki ilk eserlerden biri olan Câhiz’in (ö. 255/869) Müfâħaretü’l-cevârî ve’l-ġılmân’ı (nşr. Pellat, Beyrut 1957; A. Hârûn, Resâǿilü’l-Câĥiž, Kahire 1979 içinde) bu türün ilk örnekleri arasında sayılabilir. İbn Hindû’nun Risâletü’l-visâŧa beyne’z-zünât ve’l-lâŧa (Brockelmann, GAL Suppl., I, 426) ve Tîfâşî’nin Nüzhetü’l-elbâb fî mâ lâ yûced fî kitâb (nşr. Celûl Azzûne, Tunus 1997) adlı kitapları da bu konulara temas eder. Diğer taraftan livâtanın haramlığına dair telif edilen müstakil eserler arasında Âcurrî’nin Źemmü’l-livâŧ (nşr. Mecdî es-Seyyid İbrâhim, Kahire, ts., Mektebetü’l-Kur’ân), Muhammed b. Ömer el-Gamrî’nin el-Ĥükmü’l-mażbûŧ fî taĥrîmi fiǾli ķavmi Lûŧ (nşr. Abdullah el-Mısrî, Kahire 1988) ve İbnü’l-Mibred’in et-TevaǾǾud bi’r-recm ve’s-siyâŧ li-fâǾili’l-livâŧ (Dârü’l-Kütübi’z-Zâhiriyye, nr. 3215/1) isimli kitapları zikredilebilir.
    Kâmil Yaşaroğlu

  3. gökhan123
    Üye
    Ya kardeşim sağ ol ama ben sorularima kısa,basit ve net cevaplar istiyorum. Yine de Allah razi olsun.

  4. Armi
    Üye
    selamun aleyküm
    o zaman size biraz daha kısa cevaplar verelim ama delilli olsun çünkü insanların aklına "neden,niçin ,sen nerden biliyorsun,senin ilmin ne gibi sorular gelebilir ve inandırıcı olmaz bu yüzden kuran ve sünnet delili önemlidir"

    sevgili kardeşim kuranı kerimde ;
    80. Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz
    81. Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz."
    82. Kavminin cevabı: Onları (Lût'u ve taraftarlarını) memleketinizden çıkarın; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış! demelerinden başka bir şey olmadı.
    83. Biz de onu ve karısından başka aile efradını kurtardık; çünkü karısı geride kalanlardan (kâfirlerden) idi.
    84. Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!

    nisa suresi 16. ayet;
    16. İçinizden fuhuş(homoseksüellik) yapan her iki tarafa ceza verin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.

    Muminun suresi 5-6 ,mearic suresi 29-30-31 ayetleriylede homoseksüelliğin yada lezbiyenliğin haram olup yasaklanmışmış bir fiildir

    Hud suresi 82-83. ayette geçmişde lut kavminin yaptığı bu haram fiil cezalandırılmış ve onlar bu fiil dolyısıyla helaka uğramışlardır.
    82. Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
    83. (O taşlar Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zalimlerden uzak değildir.
    bu okuduğunuz ayetlerde lut kavminin (homoseksüellik -eşcinsellik ) nasıl helak edildiği buyruluyor.

    şimdi sünnetteki homoseksüellik yasağına gelelim
    " Siz ümmetim için en korkduklarımın en korkutucu olanı Lut peygamberin kavminin işi olan homoseksüellektir"
    "Erkeğe yada kadına arka organından temas eden kişiye Allah rahmet nazarı ile bakmaz"(i. mace hn.2563)
    "Allah'ın Resulü vefatlarından önce bize hitap buyurdular.Allaha kavuşmasından önce medinedeki bu son hitaplarında bize şöyle öğüt verdiler;
    kadını veya erkeği yada çocuğu arka organından kullanan kişi, Kıyamet gününde leşden daha pis bir koku saçar olduğu halde diriltilip yargılanacaktır.
    bu kişi Cehennem'e girinceye kadar insanlar onun kokusundan ızdırap duyacaklardır Allah onun sevabını gidererek ve ondan ne tevbe ve nede fidye kabul edecektir
    o Kişi ateşden tabutlara konulacak,kapaklarıda ateşten çivilerle çivilenecektir."(zadül mead 3/148)

    "hz Aişe ,Allahın Reslünü üzgün gördü .Üzgün görünce de sordu:
    -sizi üzen nedir ya Resulullah!
    -(beni üzen ) ümmetim için pek çok korkduğum uygulamadır;Lut toplumunun yaptığını yapmalarıdır."(ed-Dürrül-Mensur 3/101,Et tergib 3/287)

    "lut kavminin işini yapanı bulduğunuzda yapanı da yapılanıda öldürünüz"
    (et tergib,3/286 - Revaiul -Beyan 2/43,M.Mesabih Hn. 3575)

    Lezbiyenlik(sevicilik islamdaki ismi budur) bu konudaki hadislere gelince;

    "kadınlar arasında sevicilik zina'dır" c .sağir 2/33)
    "Kadınlar kadınlarla ,erkekler de erkeklerle yetiniceye kadar kıyamet kopmayacaktır"(Levamiul-Ukul 5/113,et tergib 32/289)
    Anlycanız geçmiş tarihde lut kavmi bu günahı işlemiş ve helak olmuşlardır.
    Onlar helak oldu ise bizde helak olabiliriz zaten kuranda bu ayetler okuyup okuyup geçelim diye anlatılmamış haram olduğunu bilip uzak duralım diye inmiş

    2 Tür eşcinsellik vardır bunlardan birisi doğuşdan Allah vergisi olanı diğeri ise kişilerin sonradan Allah vergisi olmadan nefsine uyarak yada ticaret amaçlı para kazanmak için yaptıkları homoseksüellik yada lezbiyenlik
    doğuşdan olan kardeşlerimizinde , bir tercih yapması lazım kişinin bunun içinde, bir doktora gidip hormon testi yaptırması ve erkeklik hormonuna yakınsa erkekliği kadınlık hormonuna yakınsa kadınlığı seçmelidir çünkü iki cinsiyetle toplumun içinde gezmesi hem toplum için sakıncalı hemde kula zulüm olur. Allah kullarına zulmetmez.
    Annemlerin köyünde bir çocuk varmış Kız çocuğu gibi bebeklerle oynarmış kız gibi giyinirmiş ama sonrasında vucudu gelişdikce erkek organları da çıkmaya başlamış hastaneye gittiklerinde çift cinsiyetle doğduğu ortaya çıkmış yapılan testlerde kadınlık hormonları ve organları eksik olduğu için erkeklik duygularıda ağır bastığı için erkek olmuş
    bu Allah vergisi ve kimsenin istemeyeceği bir olaydır Allah yardım etsin zor bir durumdur
    dünya üzerinde böyle insanlar çok .O sebeple bilimsel boyutuda aarştırmalıdır.
    Ama sonuç itibari ile sağlık ve yukarda bahsettiğimiz gibi bir mecburiyet yok ise ortada
    kesinlikle haramdır

    doğuştansa neden allah öyle yaratmış diye sormuşsunuz;
    sevgili kardeşim biz dünyaya lay lom gülüp eğlenmeye gelmedik burası bizim imtihan yerimiz
    Tüm kullar farklı şekillerde imtihan edilir demek ki doğuştan böyle yaratılmış olan kardeşimizin imtihanı da böyle imiş .
    küçücük bebek bağırsak kanseri olarak doğuyor,çocuk 2 başlı doğuyor,sakat doğuluyor
    kiminin evi yanıyor,kiminin evladı ölüyor,kimi eşinden ayrılıyor farklı farklı imtihanlar
    biz kuluz neden diye sormak bizim haddimiz değil o yüzden sadece imtihanları kazanmya sabretmeye bakarız..

    Farkındayım uzun oldu ama böyle önemli bir konu kusura bakmayın ama 2 cümle ilede anlatılmaz yani madem soruyu sordunuz sabırla okumayıda biliceksiniz ..
    Allaha emanet olunuz



  5. mum
    Administrator
    Basit olmayan 3 soru sordun
    Yukardaki yazı bu konuda yazılmış en kapsamlı yazıdır.
    Tüm yazı 2 word sayfası kadardır tembellik edip okumamazlik yapma.
    Eşcinsellik ile ilgili tüm bilgileri içeriyor
    sayende okudum, sayemde de sen oku

  6. gökhan123
    Üye
    Allah razı olsun ama ben bi yeri anlayamadim. Allah vergisinden kastınız hünsaların durumu mu?

  7. umutlucan
    Sadece ALLAH'a kul olun
    erkek erkekle kadın kadınla çirkin iş için beraber olamaz kadının kadına erkeğin erkeğe şehvetle bakması ve dokunması haramdır.,
    eş cinsellik caiz değildir.

  8. Misafir
    Bi sorum var, cok muhim, bi arkadasim da ayrmni sorunda ve yardim etmeye calisiram. Arkadasim erkek ama eşcinsell..doktora gedip kadinlik hormonu cok ciksa o kadin gibimi hayatini yaşamali? Buna izin veriyirmu Allah?

  9. halilcan
    Devamlı Üye
    arkadaşınız için bu bir imtihan, karşı koyması lazım boyle isteklere.

    escinsellik-erkegin-erkege-ilgi-duymasi-durumunda-alinmasi-gereken-tedbirler-nelerdir-escinsellikle-ilgili-dini-hukum-nedir

    İstemeden bu duygulara sahip olmak günah mı ve bundan kurtulmanın bir yolu var mı?


    Sizin bu
    durumunuz fıtri ve yaratılış olarak her insanda ve erkekte olabilir.
    Bu
    da insan için imtihan vesilesidir. Yani bir insan için karşı cinsten birisiyle
    nikahsız ilişki yasaklandığı gibi, aynı cinsten olanlar içinde beraberlik
    yasaklanmıştır. Şeriat, bunların tadil edilmesi yolunda bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Bunlar şöyle
    sıalayabiliriz:



    1. Oruç tutmak,
    2. Bol bol Kur’an okumak veya zikir çekmek,
    3. Kur’an tefsiri veya İslami kitap okumak,
    4. Allah’ı bol bol hatırlamak,
    5. Ölümü hatırdan çıkarmamak.

    Bu noktada dikkat çekici olan, çoğumuzun üzerinde
    konuşmayı bile ayıp saydığı bu konuda Kur’ân’da o derece çok ve açık ifadelerin
    bulunmasıdır. Kur’ân, Lût kavmi örneğinde kendisine temas ettiğine göre, demek
    ki, bu problem ‘Lût kavmi kadar eski, yok farz
    edilmeyecek kadar önemli, zinadan bile çirkin, ama herhangi bir insanî yanılgı
    kadar da konuşulabilir’
    imiş.

  10. yusuf_y
    Üye
    Erkek erkekle,kadı kadınla eş cinsellik cirkin iştir.Caiz değildir.

    1. Bu tür hassas konuları ne yok farz etmeli, ne de kaşınmayan yeri kaşımalı. Uyanık bir sessizlik ve dengeli bir müdahale gerek.

    2. Küçük yaşlardan itibaren giyim, oyuncak gibi konularda cinsiyeti vurgulayacak ve cinsel kimlik oluşmasına yardım edecek yönlendirmeler yapılmalı. Meselâ, cinsiyete göre giydirmek, uygun oyuncaklar almak gibi.

    3. Çocuk, normal gelişimi içinde, özellikle belli dönemlerde, cinselliği çok merak eder; onu doğru bilgilendirmek gerekir. Eşcinselliği anlatın demiyorum. Normal, doğal, insanî merakların doyurulması ilerisi için sağlam bir temel olacaktır diyorum. Bu konularda çekinip utanmayın lütfen: Siz doğrudan utanıyorsunuz ama, birileri yanlıştan bile utanmıyor. Ve hiç unutmayın: "Çocuklar öğrenmeye hazır olmadıkları konuları zaten sormazlar." Çocuk birşeyi soruyorsa mutlaka cevap vermeniz gerekir—elbette, usulünce!

    4. Özellikle ergenlik çağında gençlerin kendi cinslerinden ebeveynlerle, yani babayla daha fazla vakit geçirip paylaşım içinde olması şarttır. Bunu vurguluyorum; tâ ki, "İşten eve, evden işe," ‘pijama-terlik-televizyon,’ "Hanım, sen ilgileniver, ben çok yorgunum" hastalıklarına yakalanmış babaların kulakları çınlasın!

    5. Aile içinde erkeğin hafif başat ve saygın konumunun korunması lazım. Yoksa, meselâ evde kadın bariz biçimde baskın, erkekse pasif ise -ki, neredeyse ahirzaman alameti olarak çoğu evde mevcut durum maalesef budur- erkek çocuk için kadın konumu imrenilecek bir durum kazanabilir.

    6. Bu tür bir problemle karşılaşıldığında aşırı tepki ve açıklamasız yasaklar merakı artırır sadece. Konuş(tur)masanız bile, gencin aklındaki soru işaretleri artarak devam eder.

    7. Darda kalırsanız bir psikiyatristten yardım isteyin.

  11. Misafir
    Bide bu yaziyi okuyun

    tevrattan-ask-hikayeleri-1-davut-ve

  12. Misafir

    Reklam


    Ben doğuştan eşcinselim v

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... SonuncuSonuncu
islamda eşcinsellik,  dinimizde eşcinsellik,  eşcinsellik ve islam,  eşcinsellik doğuştan mı islam,  islamda escinsellik,  eşcinselliğin dindeki yeri,  dinde eşcinsellik