Konusunu Oylayın.: Hadis inkarcılarının delil saydığı ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hadis inkarcılarının delil saydığı ayetler
  1. 31.Ağustos.2014, 18:19
    1
    prokado
    (Cezalı)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2014
    Üye No: 104438
    Mesaj Sayısı: 178
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Hadis inkarcılarının delil saydığı ayetler






    Hadis inkarcılarının delil saydığı ayetler Mumsema Hadis inkarcılarının söylediği ayetler

    Bir hadis inkarcısı ile sohbete daldımda benimde kafama takılmasın diye konuyu açtım kısaca yardımcı olacak varmı..

    Biz kitapda hiçbir eksik bırakmadık.

    - Bu kitabi sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve ögüt vardir.

    Muhammed De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyariyorum." Ama sagirlar uyarildiklari vakit çagriyi isitmezler. -------

    Bu Ayetlerin tefsirini kısaca yazarmısınız .


  2. 31.Ağustos.2014, 18:19
    1
    (Cezalı)



    Hadis inkarcılarının söylediği ayetler

    Bir hadis inkarcısı ile sohbete daldımda benimde kafama takılmasın diye konuyu açtım kısaca yardımcı olacak varmı..

    Biz kitapda hiçbir eksik bırakmadık.

    - Bu kitabi sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve ögüt vardir.

    Muhammed De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyariyorum." Ama sagirlar uyarildiklari vakit çagriyi isitmezler. -------

    Bu Ayetlerin tefsirini kısaca yazarmısınız .


    Benzer Konular

    - Zayıf Hadis-i Şerif dinde delil midir ?

    - Zanni Delil nedir? İslamda zanni delil kavramı

    - Dinin haram saydığı yollarla kazanılan malın hayri hizmetlerde kullanılması caizmidir

    - Tenasüh ve Reenkarnasyona Delil Olarak Gösterilen Ayetler Hakkında Açıklama Yapar mısınız?

    - Sünnet Inkarcılarının Bahaneleri

  3. 31.Ağustos.2014, 22:58
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hadis inkarcılarının söylediği ayetler




    Enbiya süresi, 45. ayetin tefsiri

    MEAL
    .“De ki: “Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum” Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.”

    TEFSİR

    Ey peygamberim, sen de ki onlara ben sizi vahiyle uyarıyorum. Benim istinat noktam, hareket noktam, uyarım vahiydir. Ama in-sanları benim vahyimle uyardıktan sonra da sakın peygamberim, yo-la gelmediler diye, uyarıya müspet cevap vermediler diye üzülme. Çünkü uyarıldıkları zaman sağırlar dâveti işitmiyorlar. Sağırlar işitmeyecekler. Sağırlar dâvetle ilgilenmeyecekler. İşte peygamberin görevi budur. Peygamber Allah’ın emriyle insanları vahiyle uyaracak. İnsanlara vahyi duyuracak, ama unutmayacak ki bu dâvet karşısında sağırlar da olabilecek.



    Dolayısıyla yeryüzünde peygamber yoluna, peygamber misyonuna sahip çıkan, peygamber sorumluluğunu üstlenen Müslü-manların görevi de işte budur. Ey peygamberim, de ki, ben sizi va-hiyle uyarıyorum. Emrin ilk muhatabı Rasulullah efendimizdir. Rab-bimizden bu emri ilk alan Rasulullah efendimizdir. Ama onun şah-sında kıyâmete kadar bu emri alan müslümanlar da bununla sorum-ludur. Nasıl ki bu emri alan Rasulullah efendimiz Mekke’de bir tek ev, bir tek insan kalmayacak biçimde Allah âyetlerini, Allah vahyini insanlara duyurmuşsa, bu dünyadan ayrılacağı ana kadar bu mesajla insanları uyarmaya devam etmişse, onun yolunun yolcusu olarak bizler de Rabbimizin bu emrini yerine getirmek ve ulaşabildiğimiz tüm insanlığı vahiyle uyarmak zorundayız.



    Bu âyet Rasulullah efendimizin risâletini tescili oluyordu. Yâni Rasulullah efendimizin ben sizi vahiyle uyarıyorum sözünün, iddiasının tesciliydi bu âyet. Allah’ın Resûlü bu âyetin inişinden önceki dönemlerde insanları Allah vahyiyle uyarıyordu. Peygamber olup yeryüzünde Allah sözcülüğünü üstlendikten sonra peygamberimiz sürekli insanları cennetle, cehennemle uyarıyor, müjdeliyor, korkutuyor ve Allah’a kulluğa dâvet ediyordu.



    Ama eğer şu ana kadar hayatımızda vahiy yoksa, vahiyle uyarı yoksa, uyarılarımız vahye dayanmıyor, vahiyden kaynaklanmıyorsa, vahyin dışında, Allah âyetlerinin dışında başka şeyler duyuruyorsak insanlara, o zaman elbette bu sözü söyleme hakkımız olmayacaktır. Yâni hem kendi dünyamızda âyetler yoksa, hem de insanlara yaptığımız konuşmalarda âyetler yoksa, o zaman bunu demeye hakkımız olmayacaktır. Öyleyse eğer şu ana kadar hep vahiyle konuşmamış-sak, vahiyle beraber olmamışsak, insanları vahiyle uyarmamışsak bu âyeti duyduğumuz şu andan itibaren vahyi tanıma ve hem kendimizi hem de dışımızdaki insanları vahiyle uyarma yoluna girelim inşallah. Böylece bu âyetiyle Allah’ın bizden istediğini yapmayı, Allah’ın bizi görmek istediği noktaya gelmeyi becerelim Allah’ın izniyle.



    Evet Allah’ın Resûlü insanları vahiyle uyarıyordu, ama sağırlar bu uyarıyı, bu dâveti işitmiyorlardı. Yâni Allah yeryüzüne vahiy gibi en büyük nîmetini indirsin, yeryüzüne kendi bilgisini sunsun, bu iş için insanların arasından sözcü olarak şerefli bir elçi seçsin de bu insanlar hâlâ bu elçinin mesajına kulak vermesinler. Ve şu anda da peygamber yolunun yolcuları kendilerine hâlâ bu mesajı sunmaya devam ettikleri halde bu insanlar buna ilgisiz kalsınlar. Canları isterse. Bunun zararı bu işitmeyenlere aittir. Değilse hiçbir zaman bunun zararı ne bu dâvetin sahibi olan Allah’a, ne sadâkatle bu mesajı insanlara ulaştıran peygambere, ne de peygamber misyonunu üstlenerek gece gündüz kendilerini vahiyle uyarmaya çalışan müslümanlara ait değildir.


  4. 31.Ağustos.2014, 22:58
    2
    mum
    Administrator



    Enbiya süresi, 45. ayetin tefsiri

    MEAL
    .“De ki: “Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum” Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.”

    TEFSİR

    Ey peygamberim, sen de ki onlara ben sizi vahiyle uyarıyorum. Benim istinat noktam, hareket noktam, uyarım vahiydir. Ama in-sanları benim vahyimle uyardıktan sonra da sakın peygamberim, yo-la gelmediler diye, uyarıya müspet cevap vermediler diye üzülme. Çünkü uyarıldıkları zaman sağırlar dâveti işitmiyorlar. Sağırlar işitmeyecekler. Sağırlar dâvetle ilgilenmeyecekler. İşte peygamberin görevi budur. Peygamber Allah’ın emriyle insanları vahiyle uyaracak. İnsanlara vahyi duyuracak, ama unutmayacak ki bu dâvet karşısında sağırlar da olabilecek.



    Dolayısıyla yeryüzünde peygamber yoluna, peygamber misyonuna sahip çıkan, peygamber sorumluluğunu üstlenen Müslü-manların görevi de işte budur. Ey peygamberim, de ki, ben sizi va-hiyle uyarıyorum. Emrin ilk muhatabı Rasulullah efendimizdir. Rab-bimizden bu emri ilk alan Rasulullah efendimizdir. Ama onun şah-sında kıyâmete kadar bu emri alan müslümanlar da bununla sorum-ludur. Nasıl ki bu emri alan Rasulullah efendimiz Mekke’de bir tek ev, bir tek insan kalmayacak biçimde Allah âyetlerini, Allah vahyini insanlara duyurmuşsa, bu dünyadan ayrılacağı ana kadar bu mesajla insanları uyarmaya devam etmişse, onun yolunun yolcusu olarak bizler de Rabbimizin bu emrini yerine getirmek ve ulaşabildiğimiz tüm insanlığı vahiyle uyarmak zorundayız.



    Bu âyet Rasulullah efendimizin risâletini tescili oluyordu. Yâni Rasulullah efendimizin ben sizi vahiyle uyarıyorum sözünün, iddiasının tesciliydi bu âyet. Allah’ın Resûlü bu âyetin inişinden önceki dönemlerde insanları Allah vahyiyle uyarıyordu. Peygamber olup yeryüzünde Allah sözcülüğünü üstlendikten sonra peygamberimiz sürekli insanları cennetle, cehennemle uyarıyor, müjdeliyor, korkutuyor ve Allah’a kulluğa dâvet ediyordu.



    Ama eğer şu ana kadar hayatımızda vahiy yoksa, vahiyle uyarı yoksa, uyarılarımız vahye dayanmıyor, vahiyden kaynaklanmıyorsa, vahyin dışında, Allah âyetlerinin dışında başka şeyler duyuruyorsak insanlara, o zaman elbette bu sözü söyleme hakkımız olmayacaktır. Yâni hem kendi dünyamızda âyetler yoksa, hem de insanlara yaptığımız konuşmalarda âyetler yoksa, o zaman bunu demeye hakkımız olmayacaktır. Öyleyse eğer şu ana kadar hep vahiyle konuşmamış-sak, vahiyle beraber olmamışsak, insanları vahiyle uyarmamışsak bu âyeti duyduğumuz şu andan itibaren vahyi tanıma ve hem kendimizi hem de dışımızdaki insanları vahiyle uyarma yoluna girelim inşallah. Böylece bu âyetiyle Allah’ın bizden istediğini yapmayı, Allah’ın bizi görmek istediği noktaya gelmeyi becerelim Allah’ın izniyle.



    Evet Allah’ın Resûlü insanları vahiyle uyarıyordu, ama sağırlar bu uyarıyı, bu dâveti işitmiyorlardı. Yâni Allah yeryüzüne vahiy gibi en büyük nîmetini indirsin, yeryüzüne kendi bilgisini sunsun, bu iş için insanların arasından sözcü olarak şerefli bir elçi seçsin de bu insanlar hâlâ bu elçinin mesajına kulak vermesinler. Ve şu anda da peygamber yolunun yolcuları kendilerine hâlâ bu mesajı sunmaya devam ettikleri halde bu insanlar buna ilgisiz kalsınlar. Canları isterse. Bunun zararı bu işitmeyenlere aittir. Değilse hiçbir zaman bunun zararı ne bu dâvetin sahibi olan Allah’a, ne sadâkatle bu mesajı insanlara ulaştıran peygambere, ne de peygamber misyonunu üstlenerek gece gündüz kendilerini vahiyle uyarmaya çalışan müslümanlara ait değildir.


  5. 31.Ağustos.2014, 23:00
    3
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hadis inkarcılarının söylediği ayetler

    Ankebut süresi, 51. ayetin tefsiri

    51. “Kendilerine okunan bir Kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.”

    Şu sana indirdiğimiz kitap onlara yeterli değil mi? Kendilerine okunmakta olan bu kitap onlara yetmiyor mu? İşte şu kitabın âyetleri âyet değil mi? Daha ne bekliyorlar bunlar? İşte bundan mü’minler için bir rahmet, bir zikra vardır. Evet iman edenler, yol bulmak isteyenler için, hayatlarını onunla düzenlemek üzere baş vuranlar için bunda bir rahmet, bir gündem, bir uyarı, bir şeref vardır. Öyleyse daha ne bekliyor bu adamlar? Allah’ın kendileri için açtığı bu rahmet kapısından niye istifade etmek istemiyorlar? Bu şerefle niye şerefyap olmak istemiyorlar?


  6. 31.Ağustos.2014, 23:00
    3
    mum
    Administrator
    Ankebut süresi, 51. ayetin tefsiri

    51. “Kendilerine okunan bir Kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.”

    Şu sana indirdiğimiz kitap onlara yeterli değil mi? Kendilerine okunmakta olan bu kitap onlara yetmiyor mu? İşte şu kitabın âyetleri âyet değil mi? Daha ne bekliyorlar bunlar? İşte bundan mü’minler için bir rahmet, bir zikra vardır. Evet iman edenler, yol bulmak isteyenler için, hayatlarını onunla düzenlemek üzere baş vuranlar için bunda bir rahmet, bir gündem, bir uyarı, bir şeref vardır. Öyleyse daha ne bekliyor bu adamlar? Allah’ın kendileri için açtığı bu rahmet kapısından niye istifade etmek istemiyorlar? Bu şerefle niye şerefyap olmak istemiyorlar?


  7. 31.Ağustos.2014, 23:02
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hadis inkarcılarının söylediği ayetler

    En'am 61. ayetin tefsiri

    38."Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da an­cak sizin gibi birer ümmettirler. Kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırak­madık. Onlar sonra Rablerine toplanacaklardır."
    Evet yeryüzünde gözle görülemeyecek kadar küçük olanların­dan tutun da en büyüğüne kadar her bir canlı türü, gökyüzünde uçan her bir kuş sürüsü birer ümmettir. Denizdeki balıklar, karadaki karın­calar her bireri bir ümmettir. Tıpkı sizin gibi tek asıldan gelen, yiyip içen, doğup ölen birer ümmettirler. Yâni ey kâfirler, sizler de tıpkı on­lar gibi hiçbir şey anlamayan sürülersiniz. Ya da onlar nasıl Rablerinin emirlerine boyun büküp teslim olmuşlarsa siz de Rabbinizin emirlerine teslimiyet gösterin. Arı nasıl bal yaparak, koyun nasıl süt vererek Rabbinin emrine teslimse siz de teslim olun.

    Bu hayvanların hepsi de sizin gibi topraktan yaratılmış, kendile­rine bir hayat programı, bir yaşam biçimi tayin edilmiş, sizin gibi rızkları, ecelleri takdir edilmiş, hepsi de sizin gibi birbirleriyle iliş­kiler içindedirler. Hepsi de Rableriyle ilişki içindedirler. Hepsi de sizin gibi birbirleriyle toplanırlar, tanışırlar, koklaşırlar, anlaşırlar. Hepsi de sizin gibi ürerler, çoğalırlar, yerler, içerler, doğarlar, ölürler. Hepsi de Allah’ın kendileri adına koyduğu hayat programını takip ederler. İşte bunlar sizin için birer ibret, birer âyettirler. Hepsi de kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. Bu âlemde cereyan eden tüm varlıkların hiçbirisi ihmal edilmemiş ki insanların muhtaç oldukları programlar ihmal edil­miş olsun.

    Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık diyor Rabbimiz. Bura­daki kitaptan kasıt ya Levh-i Mahfuzdur, o zaman mânâ biz orada yazmadık, takdir etmedik hiçbir şey bırakmadık olacaktır. Eğer bura­daki kitaptan kasıt şu elimizdeki kitapsa o zaman biz o kitapta, o Kur’-an’da insanlar için açıklanması gereken hiçbir şeyi eksik bırak­madık demek olacaktır. İnsanın Rabbi ile alâkalı, ya da insanların bir­birleriy-le alâkalı ilişkileri düzenleme konusunda, insanın çevresindeki ümmetlerle ilişkileri konusunda, eşyayla münâsebetlerini düzenleme konusunda ve diğer ümmetlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleme ko­nusunda her şeyi açıklamış ve ortaya koymuşuzdur.

    Âlemlerin Rabbi olarak Allah karada olsun, denizde olsun, se­mada olsun varlıklarından hiçbirisinin idaresini, yaşama biçimini, ha­yatlarının tanzimini, rızkını asla ihmal etmez. Hûd sûresi bu hususu güzel anlatır:
    "Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah’a aittir. O, canlıları babalarının sulbünde karar-laşmış ve analarının rahminde kararlaşmakta iken de bi-lir. Her şey apaçık bir kitaptadır."
    (Hûd 6)

    Evet Rabbimiz onların isimlerini, sayılarını, yerlerini, yurtlarını, yaşam biçimlerini, rızıklarını ve ihtiyaçlarını, hayatlarını nasıl sürdür­meleri gerektiğini, rollerini bilen ve düzenleyendir. Hiçbir varlık Onun ilminin dışında kalamaz. Bakın en küçüğünden en büyüğüne kadar bu varlıkların beden yapıları hayat tarzlarına ne kadar uygun düşüyor değil mi? En küçük bir sineğin bile bakımını, beslenmesini, korunma­sını, nerede olursa olsun yolunu bulmasını Allah’tan başka kimse öğ­retmemiştir ona.

    Ve bu varlıkların, bu ümmetlerin tamamı sonra Rablerine topla­nacaklardır. Rablerinin huzurunda toplanacaklardır. Hayvanların toplanmaları ya onların ölümünü anlatır. Yâni onların ölümleri toplan­malarıdır. Ya da hayvanların toplanmaları kıyâmet günü aralarında hesaplaşmanın gerçekleşmesi adına diriltilmeleridir.

    Boynuzsuzun boynuzludan hakkını alacağı konusu hadislerde anlatılmaktadır. Hayvanlar haklarını hayvanlardan alacaklar, hayvan­lar haklarını insanlardan alacaklar. Böyle bir toplanmadan söz ediliyor anlıyoruz


  8. 31.Ağustos.2014, 23:02
    4
    mum
    Administrator
    En'am 61. ayetin tefsiri

    38."Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da an­cak sizin gibi birer ümmettirler. Kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırak­madık. Onlar sonra Rablerine toplanacaklardır."
    Evet yeryüzünde gözle görülemeyecek kadar küçük olanların­dan tutun da en büyüğüne kadar her bir canlı türü, gökyüzünde uçan her bir kuş sürüsü birer ümmettir. Denizdeki balıklar, karadaki karın­calar her bireri bir ümmettir. Tıpkı sizin gibi tek asıldan gelen, yiyip içen, doğup ölen birer ümmettirler. Yâni ey kâfirler, sizler de tıpkı on­lar gibi hiçbir şey anlamayan sürülersiniz. Ya da onlar nasıl Rablerinin emirlerine boyun büküp teslim olmuşlarsa siz de Rabbinizin emirlerine teslimiyet gösterin. Arı nasıl bal yaparak, koyun nasıl süt vererek Rabbinin emrine teslimse siz de teslim olun.

    Bu hayvanların hepsi de sizin gibi topraktan yaratılmış, kendile­rine bir hayat programı, bir yaşam biçimi tayin edilmiş, sizin gibi rızkları, ecelleri takdir edilmiş, hepsi de sizin gibi birbirleriyle iliş­kiler içindedirler. Hepsi de Rableriyle ilişki içindedirler. Hepsi de sizin gibi birbirleriyle toplanırlar, tanışırlar, koklaşırlar, anlaşırlar. Hepsi de sizin gibi ürerler, çoğalırlar, yerler, içerler, doğarlar, ölürler. Hepsi de Allah’ın kendileri adına koyduğu hayat programını takip ederler. İşte bunlar sizin için birer ibret, birer âyettirler. Hepsi de kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. Bu âlemde cereyan eden tüm varlıkların hiçbirisi ihmal edilmemiş ki insanların muhtaç oldukları programlar ihmal edil­miş olsun.

    Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık diyor Rabbimiz. Bura­daki kitaptan kasıt ya Levh-i Mahfuzdur, o zaman mânâ biz orada yazmadık, takdir etmedik hiçbir şey bırakmadık olacaktır. Eğer bura­daki kitaptan kasıt şu elimizdeki kitapsa o zaman biz o kitapta, o Kur’-an’da insanlar için açıklanması gereken hiçbir şeyi eksik bırak­madık demek olacaktır. İnsanın Rabbi ile alâkalı, ya da insanların bir­birleriy-le alâkalı ilişkileri düzenleme konusunda, insanın çevresindeki ümmetlerle ilişkileri konusunda, eşyayla münâsebetlerini düzenleme konusunda ve diğer ümmetlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleme ko­nusunda her şeyi açıklamış ve ortaya koymuşuzdur.

    Âlemlerin Rabbi olarak Allah karada olsun, denizde olsun, se­mada olsun varlıklarından hiçbirisinin idaresini, yaşama biçimini, ha­yatlarının tanzimini, rızkını asla ihmal etmez. Hûd sûresi bu hususu güzel anlatır:
    "Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah’a aittir. O, canlıları babalarının sulbünde karar-laşmış ve analarının rahminde kararlaşmakta iken de bi-lir. Her şey apaçık bir kitaptadır."
    (Hûd 6)

    Evet Rabbimiz onların isimlerini, sayılarını, yerlerini, yurtlarını, yaşam biçimlerini, rızıklarını ve ihtiyaçlarını, hayatlarını nasıl sürdür­meleri gerektiğini, rollerini bilen ve düzenleyendir. Hiçbir varlık Onun ilminin dışında kalamaz. Bakın en küçüğünden en büyüğüne kadar bu varlıkların beden yapıları hayat tarzlarına ne kadar uygun düşüyor değil mi? En küçük bir sineğin bile bakımını, beslenmesini, korunma­sını, nerede olursa olsun yolunu bulmasını Allah’tan başka kimse öğ­retmemiştir ona.

    Ve bu varlıkların, bu ümmetlerin tamamı sonra Rablerine topla­nacaklardır. Rablerinin huzurunda toplanacaklardır. Hayvanların toplanmaları ya onların ölümünü anlatır. Yâni onların ölümleri toplan­malarıdır. Ya da hayvanların toplanmaları kıyâmet günü aralarında hesaplaşmanın gerçekleşmesi adına diriltilmeleridir.

    Boynuzsuzun boynuzludan hakkını alacağı konusu hadislerde anlatılmaktadır. Hayvanlar haklarını hayvanlardan alacaklar, hayvan­lar haklarını insanlardan alacaklar. Böyle bir toplanmadan söz ediliyor anlıyoruz


  9. 01.Eylül.2014, 09:59
    5
    prokado
    (Cezalı)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2014
    Üye No: 104438
    Mesaj Sayısı: 178
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Cevap: Hadis inkarcılarının söylediği ayetler

    Çok teşekkür ederim çok güzel bu gerçekten yeterli olmuş Allah razı olsun.


  10. 01.Eylül.2014, 09:59
    5
    (Cezalı)
    Çok teşekkür ederim çok güzel bu gerçekten yeterli olmuş Allah razı olsun.





+ Yorum Gönder