Konusunu Oylayın.: Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu ........ayetinde ki savas kelimesi yerine ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu ........ayetinde ki savas kelimesi yerine ?
  1. 23.Ağustos.2014, 18:06
    1
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu ........ayetinde ki savas kelimesi yerine ?






    Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu ........ayetinde ki savas kelimesi yerine ? Mumsema Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu halde savaş, size farz kılındı, yazılı kanun haline getirildi. Bazı şeyler hakkınızda hayırlı olduğu halde hoşunuza gitmeyebilir. Bazı şeyler de hakkınızda hayırlı olmadığı, şer olduğu halde hoşunuza gidebilir. Bunları Allah bilir, siz bilmezsiniz. Ahmet Varolavaş, hoşunuza gitmemekle birlikte üzerinize farz kılındı. Bir şeyden hoşlanmadığınız halde o sizin iyiliğinize olabilir. Bir şeyi de sevdiğiniz halde o sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.
    burda ki savas kelimesi yerine nefse agir gelen tum farzlar ve yasaklar eklenip tefekkur edebiliriz degil mi?
    ornek teseddur
    faiz
    zina
    livata
    ana babaya of dememek vb.
    bu ayeti degistirme anlamina gelmez degil mi?
    ayeti tefekkur ederek okuyorumda.
    yalnissam allah rizasi icin duzeltin.


  2. 23.Ağustos.2014, 18:06
    1
    Kıdemli Üye



    Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu halde savaş, size farz kılındı, yazılı kanun haline getirildi. Bazı şeyler hakkınızda hayırlı olduğu halde hoşunuza gitmeyebilir. Bazı şeyler de hakkınızda hayırlı olmadığı, şer olduğu halde hoşunuza gidebilir. Bunları Allah bilir, siz bilmezsiniz. Ahmet Varolavaş, hoşunuza gitmemekle birlikte üzerinize farz kılındı. Bir şeyden hoşlanmadığınız halde o sizin iyiliğinize olabilir. Bir şeyi de sevdiğiniz halde o sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.
    burda ki savas kelimesi yerine nefse agir gelen tum farzlar ve yasaklar eklenip tefekkur edebiliriz degil mi?
    ornek teseddur
    faiz
    zina
    livata
    ana babaya of dememek vb.
    bu ayeti degistirme anlamina gelmez degil mi?
    ayeti tefekkur ederek okuyorumda.
    yalnissam allah rizasi icin duzeltin.


    Benzer Konular

    - Azra kelimesi kuran-ı kerimin hangi süre ve kaçıncı ayetinde geçiyor ?

    - Başörtüsü ayetinde baş kelimesi geçiyor mu?

    - Her ayetinde Allah kelimesi geçtiği sure hangisidir

    - Bakara suresi 216. ayet: Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı o

    - Sıkıntılı zamanda dilediğinin yerine gelmesini istediğinde okunucak allahın ismi tesbihat

  3. 23.Ağustos.2014, 19:41
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu ........ayetinde ki savas kelimesi yerine ?




    AYETLERİN TEFSİRİNİ OKUMADAN ASLA YORUM YAPMAYALIM

    Bakara Süresi 216. ayetin meali ve tefsiri

    Savaşın Farz Oluşu

    216- Hoşunuza gitmediği halde, savaş üzerinize yazıldı. Bazen hoşlanmadığı*nız bir şey size hayırlı olur. Sevdiğiniz birşey de hakkınızda şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Nüzul Sebebi


    216. ayet-i kerimenin nüzul sebebiyle ilgili olarak İbni Abbas şöyle demek*tedir: Allah müslümanlara cihadı farz kılınca bu onlara ağır geldi ve bundan hoşlanmadılar. Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu.

    Açıklaması


    Ey müslümanlar topluluğu, kâfirlerle savaşmak, -ihtiyaç kapatılabildiği takdirde- farz-ı kifaye olmak üzere farz kılındı. İhtiyaç karşılanamadığı ve düş*man İslâm topraklarına girdiği takdirde ise, farz-ı ayn olur. Cumhur der ki: Ci*hadın ilk olarak farz kılınması, muayyen değil de kifaye olmak üzere gerçekleş*miştir. Daha sonra düşman İslâm topraklarına girinceye kadar cihadın farz-ı kifaye olacağı, girmesi halinde de farz-ı ayn olacağı üzerinde icmâ' devam ede-gelmiştir. Atâ der ki: Savaşın farz kılmışı Muhammed (s.a.)'in ashabı üzerinde farz-ı ayn şeklinde olmuştur. Şeriat hakim olunca artık kifaye yoluyla farz hali*ne gelmiştir. [65]

    Tabiatınız itibarıyla savaş sizin için hoşlanılmayan bir şeydir ve zordur. Çünkü savaş için malın feda edilmesi, nefsin telef olmak ile karşı karşıya bıra*kılması söz konusudur. Fıtri olan savaştan çekinme duygusu insanın mükellef kılındığı bu şeye razı olmasına aykırı değildir. Çünkü insan bazen taşıdığı fayda dolayısıyla acı olan şeyleri alıp kullanmaya razı olabilir. Diğer taraftan siz*ler, tabiatınız gereği bazı şeylerden hoşlanmayabilirsiniz, fakat daha sonraları o şeyde sizin için hayır ve menfaat olduğu görülür. Çünkü savaşta ya zafer ve ganimet, ya da şehadet ve ecir ile Yüce Allah'ın rızası söz konusudur. Cihad ile Allah'ın kelimesi yüceltilir, hakkın, adaletin burcu yükseltilir zulüm bertaraf edilir. Sizler savaşı terketmek gibi bazı şeyleri sevebilirsiniz. Gerçekte ise bun*lar sizin için bir kötülüktür. Çünkü savaşı terketmekte zillet, fakirlik, düşman*ların İslam topraklarına, mallarına tasallutu, saygı duyulması gereken değer*lerin ayaklar altına alınması söz konusudur. Bu kimi zaman tümüyle müslü-manlarm yok olmaları sonucunu dahi verebilir.

    Allah, savaşın sizin için dünyanızda hayırlı olduğunu bilir. O size hakkı*nızda hayırlı ve faydalı olandan başka bir şeyi emretmez. Ayrıca sizler bilgini*zin az ve sınırlı olması dolayısıyla Allah'ın bildiğini bilemezsiniz. O bakımdan cihad vazifesini ifa etmemeye meyletmeyiniz. Böyle yaparsanız sizin için zarar*lı olur. Çünkü dünya karşılıklı olarak tarafların birbirlerini savması esası üze*rinde kuruludur. Sizler Rabbinizin size emrettiğini yerine getirmek hususunda elinizi çabuk tutunuz. Tabiat ve nevalarınıza meyletmekten sakınınız. Allah'ın ilminde onun dinini yücelteceği, az olmalarına rağmen o dine mensub olanlara zafer vereceği; çokluklarına rağmen de batılın peşinden gidenleri yardımsız bı*rakacağı sabit olmuştur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Nice az bir topluluk vardır ki, Allah'ın izniyle sayıca kalabalık bir topluluğu mağlup et*miştir. Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara, 2/249).

    Size savaşı farz kılan Allah, yine bilir ki; şu düşmanlara karşı savaştan, onları korkutmaktan ve zelil kılmaktan başka bir şeyin faydası olmaz. Ancak bu şekilde tekrar müslümanlara karşı saldırıda bulunmaya, haksızlıklar yap*maya kalkışamazlar.

    Bu ayet-i kerimede üzerlerine savaşmanın farz kılınanların kimler olduğu hususunda ilim adamlarının farklı görüşleri vardır:

    el-Evzai ve Atâ der ki: Bu ayet-i kerime ashab-ı kiram hakkında nazil ol*muştur. O halde üzerlerine cihadın farz olduğu kimseler onlardır.

    Cumhur ise şöyle demektedir: İhtiyaca veya duruma göre savaşmak bütün müslümanlar üzerine farzdır. Şayet İslâm galip ve üstün ise bu farz-ı kifâyedir. Eğer düşman galip ve üstün ise zafer gerçekleşinceye kadar farz-ı ayndır. Ter*cih edilen görüş de budur. Resulullah (s.a.) da sahih hadiste şöyle buyurmuş*tur: "Fetihten sonra hicret yoktur, fakat cihad ve niyet vardır. Cihada katılmak için çağırıldığınız vakit cihada çıkınız."

    Bu, savaşı farz kılan ilk ayet-i kerimedir. Bu farz oluş, hicretin ikinci yılın*da olmuştu. Daha önce Mekke'de savaşmak müslümanlar için yasak idi. Yüce Allah Medine'ye hicret ettikten sonra müşriklerden savaşanlarla savaşmayı: "Zulme uğratıldıkları için kendileriyle savaşılanlara (savaşa) izin verildi." (Hacc, 22/30) buyruğu ile izin verdi. Arkasından bütün müşriklerle savaş mu*bah kılındı, daha sonra da cihad farz kılındı.

    Ayetten Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

    "Hoşunuza gitmediği halde savaş üzerinize yazıldı." ayet-i kerimesi, cihadın farz olduğunu açıklamaktadır. Cihad mümin için bir imtihan ve cennete götüren bir yoldur. Cihaddan kasıt, kâfir düşmanlarla savaşmaktır. Peygamber (s.a.)'e, Mekke'de ikamet ettiği onüç yıl süre ile savaşmaya izin verilmemişti. Hz. Pey­gamber hicret edince, müşriklerden kendisi ile savaşanlarla savaşmak üzre izin verildi. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Zulme uğratıldıkları için kendileriyle savaşanlara (savaşmaya) izin verildi." (Hacc 2/39). Daha sonra da genel olarak bütün müşriklerle savaşması hususunda ona izin verildiğini görüyoruz.
    Cihad hoşlanılmayacak bir iştir. Çünkü cihadda malı çıkartıp verme, va­tandan, aileden ayrılma, bedenî olarak zarar görme, sakat kalma hatta ölüm bile söz konusudur. Cihaddan hoşlanmayışlarının sebebi budur. Yoksa onlar Yüce Allah'ın cihadı farz kılmasından hoşlanmamış değillerdir. Bu ayet-i keri­me hakkında İkrime şöyle demektedir: Onlar önceleri cihaddan hoşlanmıyor iken, daha sonra onu sevdiler ve: "Dinledik itaat ettik" dediler. Çünkü bir em­rin yerine getirip ona itaat edilmesi beraberinde bir zorluğu da getirmektedir. Fakat sevabı bilindiği takdirde, o sevaba karşılık sıkıntılara katlanmak olduk­ça hafif gelir. Esasen ebedîlik yurdunda, ebedî hayattan ve doğruluk makamın­da ikrama nail olmaktan daha üstün bir nimet olmaz.
    İhtiva ettiği zorluklar sebebiyle cihaddan hoşlanmamaya rağmen cihad, aziz olmanın, galip gelmenin, muzaffer olmanın veya şehid olmanın yoludur. Müslümanlar cihadı terkedip savaşmaktan yana korkuya kapılarak bu vazife­den geri kalınca birliktelikleri parçalanmaya başlamış daha sonra da savaştan çokça kaçmaya, söz birlikleri dağılmaya, düşmanları tarafından Endülüs'te, Fi­listin'de ve başka yerlerdeki toprakları işgal edilmeye başlanmıştır.


  4. 23.Ağustos.2014, 19:41
    2
    mum
    Administrator



    AYETLERİN TEFSİRİNİ OKUMADAN ASLA YORUM YAPMAYALIM

    Bakara Süresi 216. ayetin meali ve tefsiri

    Savaşın Farz Oluşu

    216- Hoşunuza gitmediği halde, savaş üzerinize yazıldı. Bazen hoşlanmadığı*nız bir şey size hayırlı olur. Sevdiğiniz birşey de hakkınızda şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Nüzul Sebebi


    216. ayet-i kerimenin nüzul sebebiyle ilgili olarak İbni Abbas şöyle demek*tedir: Allah müslümanlara cihadı farz kılınca bu onlara ağır geldi ve bundan hoşlanmadılar. Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu.

    Açıklaması


    Ey müslümanlar topluluğu, kâfirlerle savaşmak, -ihtiyaç kapatılabildiği takdirde- farz-ı kifaye olmak üzere farz kılındı. İhtiyaç karşılanamadığı ve düş*man İslâm topraklarına girdiği takdirde ise, farz-ı ayn olur. Cumhur der ki: Ci*hadın ilk olarak farz kılınması, muayyen değil de kifaye olmak üzere gerçekleş*miştir. Daha sonra düşman İslâm topraklarına girinceye kadar cihadın farz-ı kifaye olacağı, girmesi halinde de farz-ı ayn olacağı üzerinde icmâ' devam ede-gelmiştir. Atâ der ki: Savaşın farz kılmışı Muhammed (s.a.)'in ashabı üzerinde farz-ı ayn şeklinde olmuştur. Şeriat hakim olunca artık kifaye yoluyla farz hali*ne gelmiştir. [65]

    Tabiatınız itibarıyla savaş sizin için hoşlanılmayan bir şeydir ve zordur. Çünkü savaş için malın feda edilmesi, nefsin telef olmak ile karşı karşıya bıra*kılması söz konusudur. Fıtri olan savaştan çekinme duygusu insanın mükellef kılındığı bu şeye razı olmasına aykırı değildir. Çünkü insan bazen taşıdığı fayda dolayısıyla acı olan şeyleri alıp kullanmaya razı olabilir. Diğer taraftan siz*ler, tabiatınız gereği bazı şeylerden hoşlanmayabilirsiniz, fakat daha sonraları o şeyde sizin için hayır ve menfaat olduğu görülür. Çünkü savaşta ya zafer ve ganimet, ya da şehadet ve ecir ile Yüce Allah'ın rızası söz konusudur. Cihad ile Allah'ın kelimesi yüceltilir, hakkın, adaletin burcu yükseltilir zulüm bertaraf edilir. Sizler savaşı terketmek gibi bazı şeyleri sevebilirsiniz. Gerçekte ise bun*lar sizin için bir kötülüktür. Çünkü savaşı terketmekte zillet, fakirlik, düşman*ların İslam topraklarına, mallarına tasallutu, saygı duyulması gereken değer*lerin ayaklar altına alınması söz konusudur. Bu kimi zaman tümüyle müslü-manlarm yok olmaları sonucunu dahi verebilir.

    Allah, savaşın sizin için dünyanızda hayırlı olduğunu bilir. O size hakkı*nızda hayırlı ve faydalı olandan başka bir şeyi emretmez. Ayrıca sizler bilgini*zin az ve sınırlı olması dolayısıyla Allah'ın bildiğini bilemezsiniz. O bakımdan cihad vazifesini ifa etmemeye meyletmeyiniz. Böyle yaparsanız sizin için zarar*lı olur. Çünkü dünya karşılıklı olarak tarafların birbirlerini savması esası üze*rinde kuruludur. Sizler Rabbinizin size emrettiğini yerine getirmek hususunda elinizi çabuk tutunuz. Tabiat ve nevalarınıza meyletmekten sakınınız. Allah'ın ilminde onun dinini yücelteceği, az olmalarına rağmen o dine mensub olanlara zafer vereceği; çokluklarına rağmen de batılın peşinden gidenleri yardımsız bı*rakacağı sabit olmuştur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Nice az bir topluluk vardır ki, Allah'ın izniyle sayıca kalabalık bir topluluğu mağlup et*miştir. Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara, 2/249).

    Size savaşı farz kılan Allah, yine bilir ki; şu düşmanlara karşı savaştan, onları korkutmaktan ve zelil kılmaktan başka bir şeyin faydası olmaz. Ancak bu şekilde tekrar müslümanlara karşı saldırıda bulunmaya, haksızlıklar yap*maya kalkışamazlar.

    Bu ayet-i kerimede üzerlerine savaşmanın farz kılınanların kimler olduğu hususunda ilim adamlarının farklı görüşleri vardır:

    el-Evzai ve Atâ der ki: Bu ayet-i kerime ashab-ı kiram hakkında nazil ol*muştur. O halde üzerlerine cihadın farz olduğu kimseler onlardır.

    Cumhur ise şöyle demektedir: İhtiyaca veya duruma göre savaşmak bütün müslümanlar üzerine farzdır. Şayet İslâm galip ve üstün ise bu farz-ı kifâyedir. Eğer düşman galip ve üstün ise zafer gerçekleşinceye kadar farz-ı ayndır. Ter*cih edilen görüş de budur. Resulullah (s.a.) da sahih hadiste şöyle buyurmuş*tur: "Fetihten sonra hicret yoktur, fakat cihad ve niyet vardır. Cihada katılmak için çağırıldığınız vakit cihada çıkınız."

    Bu, savaşı farz kılan ilk ayet-i kerimedir. Bu farz oluş, hicretin ikinci yılın*da olmuştu. Daha önce Mekke'de savaşmak müslümanlar için yasak idi. Yüce Allah Medine'ye hicret ettikten sonra müşriklerden savaşanlarla savaşmayı: "Zulme uğratıldıkları için kendileriyle savaşılanlara (savaşa) izin verildi." (Hacc, 22/30) buyruğu ile izin verdi. Arkasından bütün müşriklerle savaş mu*bah kılındı, daha sonra da cihad farz kılındı.

    Ayetten Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

    "Hoşunuza gitmediği halde savaş üzerinize yazıldı." ayet-i kerimesi, cihadın farz olduğunu açıklamaktadır. Cihad mümin için bir imtihan ve cennete götüren bir yoldur. Cihaddan kasıt, kâfir düşmanlarla savaşmaktır. Peygamber (s.a.)'e, Mekke'de ikamet ettiği onüç yıl süre ile savaşmaya izin verilmemişti. Hz. Pey­gamber hicret edince, müşriklerden kendisi ile savaşanlarla savaşmak üzre izin verildi. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Zulme uğratıldıkları için kendileriyle savaşanlara (savaşmaya) izin verildi." (Hacc 2/39). Daha sonra da genel olarak bütün müşriklerle savaşması hususunda ona izin verildiğini görüyoruz.
    Cihad hoşlanılmayacak bir iştir. Çünkü cihadda malı çıkartıp verme, va­tandan, aileden ayrılma, bedenî olarak zarar görme, sakat kalma hatta ölüm bile söz konusudur. Cihaddan hoşlanmayışlarının sebebi budur. Yoksa onlar Yüce Allah'ın cihadı farz kılmasından hoşlanmamış değillerdir. Bu ayet-i keri­me hakkında İkrime şöyle demektedir: Onlar önceleri cihaddan hoşlanmıyor iken, daha sonra onu sevdiler ve: "Dinledik itaat ettik" dediler. Çünkü bir em­rin yerine getirip ona itaat edilmesi beraberinde bir zorluğu da getirmektedir. Fakat sevabı bilindiği takdirde, o sevaba karşılık sıkıntılara katlanmak olduk­ça hafif gelir. Esasen ebedîlik yurdunda, ebedî hayattan ve doğruluk makamın­da ikrama nail olmaktan daha üstün bir nimet olmaz.
    İhtiva ettiği zorluklar sebebiyle cihaddan hoşlanmamaya rağmen cihad, aziz olmanın, galip gelmenin, muzaffer olmanın veya şehid olmanın yoludur. Müslümanlar cihadı terkedip savaşmaktan yana korkuya kapılarak bu vazife­den geri kalınca birliktelikleri parçalanmaya başlamış daha sonra da savaştan çokça kaçmaya, söz birlikleri dağılmaya, düşmanları tarafından Endülüs'te, Fi­listin'de ve başka yerlerdeki toprakları işgal edilmeye başlanmıştır.


  5. 23.Ağustos.2014, 23:02
    3
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu ........ayetinde ki savas kelimesi yerine ?

    allah razi olsun.
    dikkatli olacagim


  6. 23.Ağustos.2014, 23:02
    3
    Kıdemli Üye
    allah razi olsun.
    dikkatli olacagim





+ Yorum Gönder