Konusunu Oylayın.: Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım
  1. 22.Ağustos.2014, 17:59
    1
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım






    Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım Mumsema Abiler,innehu le kavlu resûlun kerîmin.

    hiç şüphesiz o (kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.

    hakka 40

    Biliyoruz Allah'ın sözü de kur-an, benim burda kafam karıştı buna kısa ve net bir cevap verin lütfen bir ateistle tartışmaya girdim de burada takıldım.


  2. 22.Ağustos.2014, 17:59
    1
    Devamlı Üye



    Abiler,innehu le kavlu resûlun kerîmin.

    hiç şüphesiz o (kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.

    hakka 40

    Biliyoruz Allah'ın sözü de kur-an, benim burda kafam karıştı buna kısa ve net bir cevap verin lütfen bir ateistle tartışmaya girdim de burada takıldım.


    Benzer Konular

    - Uyuşturucu ile ilgili 1 tane ayet ve tefsiri

    - Hakka suresi 42. ayet:Bir kâhin sözü de değildir (o). Ne de az düşünüyorsunuz!

    - Hakka suresi 40. ayet:Hiç şüphesiz o (Kur'an), çok şerefli bir elçinin sözüdür.

    - Hakka suresi 33. ayet:Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi

    - Hakka suresi 17. ayet:Melekler onun (göğün) etrafındadır.

  3. 22.Ağustos.2014, 18:05
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım




    Hakka süresinin bazı ayet tefsirleri

    38-40 “Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki Kur’an şerefli bir elçinin getirdiği söz-dür.”
    Kerîm olan bir elçinin sözüdür bu Kur’an. Sizin için hayat programı olan bu kitap, kerîm olan Allah’ın sözüdür. Gördüğünüz, görmediğiniz, bildiğiniz bilmediğiniz şeyler üzerine yemin olsun ki bu kitap vahiy yoluyla, Cebrâil aracılığıyla size indirilmiş Allah kelâmıdır. Rab-bimiz yeminlerle, te’kitlerle bu kitabın kendisinden olduğunu anlatıyor. “İnne” bir tekit, “lâm” da ikinci tekittir. Yemin üstüne yeminle, te’kid üs-tüne te’kidle diyor ki Rabbimiz: “Bu kitap gökyüzünün emini vasıtasıyla yeryüzünün eminine Benim tarafımdan indirilmiş bir kitaptır.”
    41-43. “O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz! Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz! Kur’an, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.”

    “Bu kitap bir şair sözü, bir kâhin sözü değildir. Ne kadar da az inanıyorsunuz? Ne kadar da az düşünüyorsunuz?” diyor Rabbimiz. Mekke müşrikleri kendilerine böyle reddedilemeyecek bir berraklıkta Allah’ın kitabı gelince, “bu bir şair sözüdür, bu bir insan sözüdür, bu bir kâhin sözüdür, sihirdir, büyüdür” dediler. “Biz bunu inkâr ediyoruz” dediler. Aslında inkâr edecekler de hainler, ama böyle inkârlarına bir haklılık kazandırabilmek için bu bir şair sözü, bir insan sözü olduğu için inkâr ediyoruz diyorlar. Halbuki daha önce ve o anda çevrelerinde yığınlarla şair, yığınlarla kâhin ve sihirbaz görüyorlardı. Şimdiye kadar acaba hangi şair, hangi kâhin, hangi sihirbaz o elçinin söylediklerini söyleyebilmişti? Hangi sihirbaz o peygamberin meydana getirdiği te-siri meydana getirmişti? Hangi insan bunun bir benzerini söyleyebilmişti? Hangi sihirbazın sihri gönüllerde bu kadar yer etmişti? Hangi sihirbaz toplumda böylesine bir inkılâbı gerçekleştirebilmişti? Aslında onlar da biliyorlar ki bu bir sihir değil ama reddedişlerini haklı çıkarabilmek için öyle diyorlardı.

    Kur’an’ın değişik yerlerinde Rabbimizin tüm insanlığı bu kitabın bir benzerini meydana getirmeye dâvet ettiğini görüyoruz. “Eğer ciddiyseniz, Allah’ın berisinde, Allah’tan başka ne kadar şâhidiniz, ne kadar şühedanız, ne kadar yardımcınız varsa, yani inandığı dâvâya canını verecek kadar bağlı ne kadar şehidiniz, şâhidiniz varsa onların hepsini de toplayın! Allah’tan başka güvendiğiniz ne kadar yardımcınız, ne kadar putlarınız, ne kadar edipleriniz, şairleriniz, bilginleriniz, filozoflarınız, müdürleriniz, genel müdürleriniz varsa, veya size baş olacak, ayak olabilecek ne kadar yardımcınız, yardakçınız varsa hepsini çağırın da haydi örnek bir sûre getirin bakalım.”

    “Bu kitap bir şair sözüdür, bir kahin sözüdür diyorsanız veya bu kitabı Peygamber uyduruyor diyorsanız, bir insanın kendi başına, kendiliğinden yapabildiği bir şeyi diğer insanlardan, milyarlarca insan içinden herhalde bunu yapabilen bir insan daha çıkacaktır elbette. Öyleyse haydi bakalım birilerini çağırın da bunun bir benzerini getirin!” diyor Rabbimiz. Tarih içinde buna teşebbüs edenler olmuş, ama bugüne kadar kimse muvaffak olamamıştır.
    O halde ey insanlar! Böyle kerîm olan bir meleğin peygambere getirdiği vahiyden nasıl şüphelenebilirsiniz? Nasıl oluyor da az evvelki badirelerden sizi atlatacak, sizi cehennemden kurtarıp, umduğunuz cennete ulaştıracak olan bu kitaba karşı böyle kayıtsız kalırsınız? Çünkü bu kitap âlemlerin Rabbi olan Allah’tan indirilmiştir.


  4. 22.Ağustos.2014, 18:05
    2
    mum
    Administrator



    Hakka süresinin bazı ayet tefsirleri

    38-40 “Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki Kur’an şerefli bir elçinin getirdiği söz-dür.”
    Kerîm olan bir elçinin sözüdür bu Kur’an. Sizin için hayat programı olan bu kitap, kerîm olan Allah’ın sözüdür. Gördüğünüz, görmediğiniz, bildiğiniz bilmediğiniz şeyler üzerine yemin olsun ki bu kitap vahiy yoluyla, Cebrâil aracılığıyla size indirilmiş Allah kelâmıdır. Rab-bimiz yeminlerle, te’kitlerle bu kitabın kendisinden olduğunu anlatıyor. “İnne” bir tekit, “lâm” da ikinci tekittir. Yemin üstüne yeminle, te’kid üs-tüne te’kidle diyor ki Rabbimiz: “Bu kitap gökyüzünün emini vasıtasıyla yeryüzünün eminine Benim tarafımdan indirilmiş bir kitaptır.”
    41-43. “O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz! Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz! Kur’an, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.”

    “Bu kitap bir şair sözü, bir kâhin sözü değildir. Ne kadar da az inanıyorsunuz? Ne kadar da az düşünüyorsunuz?” diyor Rabbimiz. Mekke müşrikleri kendilerine böyle reddedilemeyecek bir berraklıkta Allah’ın kitabı gelince, “bu bir şair sözüdür, bu bir insan sözüdür, bu bir kâhin sözüdür, sihirdir, büyüdür” dediler. “Biz bunu inkâr ediyoruz” dediler. Aslında inkâr edecekler de hainler, ama böyle inkârlarına bir haklılık kazandırabilmek için bu bir şair sözü, bir insan sözü olduğu için inkâr ediyoruz diyorlar. Halbuki daha önce ve o anda çevrelerinde yığınlarla şair, yığınlarla kâhin ve sihirbaz görüyorlardı. Şimdiye kadar acaba hangi şair, hangi kâhin, hangi sihirbaz o elçinin söylediklerini söyleyebilmişti? Hangi sihirbaz o peygamberin meydana getirdiği te-siri meydana getirmişti? Hangi insan bunun bir benzerini söyleyebilmişti? Hangi sihirbazın sihri gönüllerde bu kadar yer etmişti? Hangi sihirbaz toplumda böylesine bir inkılâbı gerçekleştirebilmişti? Aslında onlar da biliyorlar ki bu bir sihir değil ama reddedişlerini haklı çıkarabilmek için öyle diyorlardı.

    Kur’an’ın değişik yerlerinde Rabbimizin tüm insanlığı bu kitabın bir benzerini meydana getirmeye dâvet ettiğini görüyoruz. “Eğer ciddiyseniz, Allah’ın berisinde, Allah’tan başka ne kadar şâhidiniz, ne kadar şühedanız, ne kadar yardımcınız varsa, yani inandığı dâvâya canını verecek kadar bağlı ne kadar şehidiniz, şâhidiniz varsa onların hepsini de toplayın! Allah’tan başka güvendiğiniz ne kadar yardımcınız, ne kadar putlarınız, ne kadar edipleriniz, şairleriniz, bilginleriniz, filozoflarınız, müdürleriniz, genel müdürleriniz varsa, veya size baş olacak, ayak olabilecek ne kadar yardımcınız, yardakçınız varsa hepsini çağırın da haydi örnek bir sûre getirin bakalım.”

    “Bu kitap bir şair sözüdür, bir kahin sözüdür diyorsanız veya bu kitabı Peygamber uyduruyor diyorsanız, bir insanın kendi başına, kendiliğinden yapabildiği bir şeyi diğer insanlardan, milyarlarca insan içinden herhalde bunu yapabilen bir insan daha çıkacaktır elbette. Öyleyse haydi bakalım birilerini çağırın da bunun bir benzerini getirin!” diyor Rabbimiz. Tarih içinde buna teşebbüs edenler olmuş, ama bugüne kadar kimse muvaffak olamamıştır.
    O halde ey insanlar! Böyle kerîm olan bir meleğin peygambere getirdiği vahiyden nasıl şüphelenebilirsiniz? Nasıl oluyor da az evvelki badirelerden sizi atlatacak, sizi cehennemden kurtarıp, umduğunuz cennete ulaştıracak olan bu kitaba karşı böyle kayıtsız kalırsınız? Çünkü bu kitap âlemlerin Rabbi olan Allah’tan indirilmiştir.


  5. 22.Ağustos.2014, 18:07
    3
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım

    Hâkka Sûresi 40. âyetin tefsiri “değerli elçi”den maksadın Hz. Peygamber olduğu kanaatine varmışlardır. Tekvîr sûresinin 19. âyeti de aynı lafızları taşır; fakat çoğunluğun yorumuna göre orada elçiden maksat Cebrâil’dir. Aslında bu iki yorum arasında bir çelişki yoktur. Zira Kur’an’ı Hz. Peygamber’e Cebrâil getirmiş, o da tebliğ etmiştir. Bu sebeple Tekvîr sûresindeki âyetin bağlamına Cebrâil, buradaki bağlama ise Hz. Peygamber uygun düşmektedir. Gerçekte Kur’an Allah’ın kelâmıdır; nitekim 43. âyette âlemlerin rabbi katından indirilmiş olduğu açıkça ifade buyurulmuştur. Buna göre Cebrâil ve Hz. Peygamber Allah’ın kelâmını kullarına ulaştırmada aracı oldukları için 40. âyette söz onlara nisbet edilmiştir (bk. Râzî, XXX, 117).


  6. 22.Ağustos.2014, 18:07
    3
    Devamlı Üye
    Hâkka Sûresi 40. âyetin tefsiri “değerli elçi”den maksadın Hz. Peygamber olduğu kanaatine varmışlardır. Tekvîr sûresinin 19. âyeti de aynı lafızları taşır; fakat çoğunluğun yorumuna göre orada elçiden maksat Cebrâil’dir. Aslında bu iki yorum arasında bir çelişki yoktur. Zira Kur’an’ı Hz. Peygamber’e Cebrâil getirmiş, o da tebliğ etmiştir. Bu sebeple Tekvîr sûresindeki âyetin bağlamına Cebrâil, buradaki bağlama ise Hz. Peygamber uygun düşmektedir. Gerçekte Kur’an Allah’ın kelâmıdır; nitekim 43. âyette âlemlerin rabbi katından indirilmiş olduğu açıkça ifade buyurulmuştur. Buna göre Cebrâil ve Hz. Peygamber Allah’ın kelâmını kullarına ulaştırmada aracı oldukları için 40. âyette söz onlara nisbet edilmiştir (bk. Râzî, XXX, 117).


  7. 23.Ağustos.2014, 00:57
    4
    sehervakti
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Temmuz.2013
    Üye No: 102003
    Mesaj Sayısı: 564
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Hakka 40.ayet tefsiri ile ilgili yardım

    Allah razı olsun abi anladım


  8. 23.Ağustos.2014, 00:57
    4
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun abi anladım





+ Yorum Gönder