Konusunu Oylayın.: Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir?
  1. 10.Temmuz.2014, 16:22
    1
    selam
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2014
    Üye No: 103389
    Mesaj Sayısı: 77
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir?






    Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir? Mumsema Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir?


  2. 13.Temmuz.2014, 00:59
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir?




    Peygamberimizin Ortadoğu hakkındaki uyarıları

    Peygamberimiz (s.a.v.) on dört asır önce bugünlerde meydana gelen olaylara dikkat çekmiştir. Peygamberimizin verdiği bilgilere ve uyarılara baktığımızda mevcut coğrafyanın ileride çok farklı olaylara gebe olduğunu görmemiz mümkün olmaktadır. Tabii ki bu noktada, peygamberler geleceği bilebilir mi gibi kadim bir tartışmaya girişecek değilim. Yüce Allah diledi mi peygamberlerine geleceğin bilgilerini -dilediği kadarıyla- açar. Şimdi vereceğim bilgiler de zaten bunun bir ispatıdır. Çünkü mülk, ilim, karar, hüküm Allah'ındır.
    Peki Hz. Peygamber (s.a.v.) Ortadoğu coğrafyasındaki bazı olaylara neden işaret etmiş ve bu konudaki perdeleri kısmen de olsa neden aralamıştır. Sanırım olayları iyi okuyabilmemiz, fitne döneminde uyanık olmamız, ve oynanan oyunları iyi sezinlememiz için geleceğe ait bu sahifeleri aralamıştır. Aralamış ki hazırlıksız yakalanmayalım, tedbirimizi alabilelim, boşa düşmeyelim İslam beldelerinde hareket alanı belirlenen değil, kaderini kendisi çizenlerden olalım.
    Bu yazımızda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) içinde bulunduğumuz coğrafyayla ilgili birkaç uyarısına işaret etmek istiyorum.

    Irak halkı kilograma muhtaç olunca!
    Peygamber (s.a.v.) Irak bölgesinin olağanüstü olaylara gebe olacağını haber veriyor. Şöyle buyuruyor: "Irak'ın kendi parasını (dirhem) ve kilogramını toparlayamayacağı günler yakındır" (Müslim, hd: 2896) Hadis çok açık ve net bir bilgiyi bizimle paylaşıyor.
    Hz. Peygamber (s.a.v.) kilogram olarak terceme ettiğimiz ölçeği, toprak ürünlerine örnek göstermiş ve bu ülkenin toprakaltı ve üstü zenginliklerinin paylaşılacağına işaret etmiştir. 1990'lı yıllarda gelişen olaylar ekonomik yönden yaşanan darboğaz, ambargo ve benzeri kargaşalar Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bu uyarısını haklı kılıyor. Gıdasına ve toprağına bile hâkim olamayacaklar diyor Hz. Peygamber (s.a.v.). Bu coğrafyanın özgürlüğüne yeraltı ve yerüstü zenginliklerine ve parasına hâkim olamayacağı günlerin geleceğini işaret eden Hz. Peygamber (s.a.v.) bu oyuna gelinmemesi için atılması gereken adımlara işaret ediyor aslında.

    Şam bıçağını ve parasını koruyamayınca...
    Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Şam bölgesi ile ilgili uyarısı da Irak'la ilgili uyarısı kadar manidardır. Bugünkü Suriye, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde Şam şehriyle ifade edilirdi. Burayla ilgili şöyle buyuruyor: "Şam ehlinin parasını (dinarını) ve bıçağını (muda) elinde tutamayacağı günler yakınlaştı." (Müslim hd: 2896). Bu hadiste geçen "muda" kelimesi hem bıçak ve hem de ölçü birimi anlamına geliyor. (İbnü'l-esir, en-nihaye, IV, 310)
    Bu hadisin ne anlattığı da çok açıktır. Zaman gelecek Suriye hem yeraltı zenginliklerine, hem silahına ve hem de parasına hâkim olamayacaktır demek istiyor Hz. Resul (s.a.v.). Belki bu uyarılarıyla dünya Müslümanlarını dünyanın yeni dizaynına dair uyarmış oluyor. "Bu zor günleri yaşayabilirsiniz. Oyunlara gelmeyin, inancınıza ve ülkelerinize sahip çıkın" demek istiyor. Tabii ki anlayacak ve tedbirini alacak bir kulak bulabilse.
    Bu iki hadiste Hz. Peygamber'in (s.a.v.) işaret ettiği önemli bir uyarı daha var. Irak ve Suriye halkları bunları yaşayacak dediğinde, sahabe sorarlar. Derler ki "Ey Allah'ın Resulü! Bu ülkelerin zenginliklerine, özgürlüklerine, tahılına, gıdasına, güç ve silahına el koyacak olanlar kimlerdir?" Hz. Peygamber'in (s.a.v.) cevabı çok açıktır: Acemler (Arap olmayan bölge insanları) ve Rumlardır (Batılı ülkeler). Müslüman olmayan ülkeler bu sonu hazırlayacaklar buyuruyor Yüce Allah'ın doğru sözlü elçisi. Aslında Hz. Peygamber (s.a.v.) Irak ve Suriye örneğiyle birbiri ardınca çözülen coğrafyamızın basiretsiz, Kuran'dan uzak, Hz. Peygamber'den uzak bazı yöneticilerine ve halklarına açık uyarıda bulunuyor. Kısaca buyuruyor ki Kuran'ın yolundan ve benim sünnetimden ayrılırsanız Batı güçlerinin ve sizi sevmeyenlerin ellerinde bilardo topu gibi sağa sola savrulursunuz. Bugün yaşadıklarınız işte bu uyarıları dikkate almamanızın bedelidir.

    Mısır da gıdasını ve parasını koruyamayacak
    Peygamberimizin uyarısı Irak ve Suriye'yle kayıtlı değildir. Benzer bilgiyi Mısır'la ilgili de verir. "Mısır'ın da ölçeğine ve parasına hâkim olamadığı ve koruyamadığı günler yakındır" buyurur.
    Tabii ki bu uyarıların devamında ürküten bir ifade daha vardır. Onu da Hz. Resul (s.a.v.) şöyle haber veriyor: "Ve sizler başladığınız yerden geri dönersiniz. Sizler (fethe) başladığınız yerden geri dönersiniz" (Müslim, hd: 2896).
    Bu ifade "topraklarınızı da yitirirsiniz" anlamına gelmiyordur inşallah. Gelmiyordur ama boşa olan bir uyarı da değildir elbette. Bütün bu sözler ve dikkat çekmeler bizlerin daha sorumlu ve tetikte olmamız için söylenmiş uyarılar olmasın! Çünkü Allah'ın Resulü (s.a.v.) hayatı boyunca hiç boş konuşmamıştır. O ne demişse hem hayatında hem sonrasında nokta nokta gerçekleşmiştir. Gerçekleşmeyenler ise birbiri ardınca aynen haber verdiği gibi olacaktır.

    Fırat, su savaşlarına işaret mi?
    Hz. Peygamber (s.a.v.) yaşadığımız bölgeyle ilgili önemli bir uyarı ve bilgiyi de Fırat nehriyle ilgili vermiştir. Hadis şöyledir; "Fırat nehri, altından bir dağı ortaya çıkarmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar bunun için birbirleriyle savaşıp birbirlerini öldürürler. Sonuçta her yüz kişiden 99 kişi hayatını kaybedecektir." (Müslim hd: 2894)
    Hz. Peygamber (s.a.v.) acaba Fırat havzasında saklı olan altın yataklarına mı, petrole mi, kıyamet öncesi oluşacak depremler sonucunda değişecek su mecrasına mı işaret ediyor? Yoksa Hz. Peygamber (s.a.v.) Erzurum- Küçük Asya- Irak bölgesini geçen bu nehirle "su"ya mı işaret ediyor. Suyun ileride altın kadar değerli olacağına mı işaret etmek istiyor. İleride su kıtlığının yaşanabileceği ortamda bu nehrin suyunun altından daha değerli olacağına ve çekişme vesilesi olacağına mı işaret ediyor. Yoksa Fırat örneğiyle Dicle'ye ve diğer su zenginliklerine mi işaret ediyor. Ancak Yüce Allah bilir. Ve ama bu hadis bu bölgelerde nehir, altın, petrol ve su ağırlıklı politik dairenin hep olageleceğini işaret etmektedir.
    Bu kısa yazıda Ortadoğu ile ilgili değerlendirme yaparken siyasi ve politik değerlendirmelerden uzak durarak kendi alanımla ilgili değerlendirmelerde bulunmaya çalıştım. Sonuç olarak şunu demek istedim: Peygamberimiz (s.a.v.) Ortadoğu coğrafyasıyla ilgili haber vermiştir. Ben bu haberlerin yüzlercesinden sadece birkaçını buraya aldım. Bu konuda söylenecek o kadar husus var ki! Belki onlarca hafta bunlara devam etmem gerekebilir. Ama bütün bu bilgi ve uyarıların tek bir hedefi var. O da şudur: Kıyamete kadar bütün dünyanın nabzının atacağı yer: Ortadoğu'dur. Ve bu bölge halklarının son derece uyanık ve akıllı olması gerekmektedir.
    N. Hatipoğlu


  3. 13.Temmuz.2014, 00:59
    2
    Üye



    Peygamberimizin Ortadoğu hakkındaki uyarıları

    Peygamberimiz (s.a.v.) on dört asır önce bugünlerde meydana gelen olaylara dikkat çekmiştir. Peygamberimizin verdiği bilgilere ve uyarılara baktığımızda mevcut coğrafyanın ileride çok farklı olaylara gebe olduğunu görmemiz mümkün olmaktadır. Tabii ki bu noktada, peygamberler geleceği bilebilir mi gibi kadim bir tartışmaya girişecek değilim. Yüce Allah diledi mi peygamberlerine geleceğin bilgilerini -dilediği kadarıyla- açar. Şimdi vereceğim bilgiler de zaten bunun bir ispatıdır. Çünkü mülk, ilim, karar, hüküm Allah'ındır.
    Peki Hz. Peygamber (s.a.v.) Ortadoğu coğrafyasındaki bazı olaylara neden işaret etmiş ve bu konudaki perdeleri kısmen de olsa neden aralamıştır. Sanırım olayları iyi okuyabilmemiz, fitne döneminde uyanık olmamız, ve oynanan oyunları iyi sezinlememiz için geleceğe ait bu sahifeleri aralamıştır. Aralamış ki hazırlıksız yakalanmayalım, tedbirimizi alabilelim, boşa düşmeyelim İslam beldelerinde hareket alanı belirlenen değil, kaderini kendisi çizenlerden olalım.
    Bu yazımızda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) içinde bulunduğumuz coğrafyayla ilgili birkaç uyarısına işaret etmek istiyorum.

    Irak halkı kilograma muhtaç olunca!
    Peygamber (s.a.v.) Irak bölgesinin olağanüstü olaylara gebe olacağını haber veriyor. Şöyle buyuruyor: "Irak'ın kendi parasını (dirhem) ve kilogramını toparlayamayacağı günler yakındır" (Müslim, hd: 2896) Hadis çok açık ve net bir bilgiyi bizimle paylaşıyor.
    Hz. Peygamber (s.a.v.) kilogram olarak terceme ettiğimiz ölçeği, toprak ürünlerine örnek göstermiş ve bu ülkenin toprakaltı ve üstü zenginliklerinin paylaşılacağına işaret etmiştir. 1990'lı yıllarda gelişen olaylar ekonomik yönden yaşanan darboğaz, ambargo ve benzeri kargaşalar Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bu uyarısını haklı kılıyor. Gıdasına ve toprağına bile hâkim olamayacaklar diyor Hz. Peygamber (s.a.v.). Bu coğrafyanın özgürlüğüne yeraltı ve yerüstü zenginliklerine ve parasına hâkim olamayacağı günlerin geleceğini işaret eden Hz. Peygamber (s.a.v.) bu oyuna gelinmemesi için atılması gereken adımlara işaret ediyor aslında.

    Şam bıçağını ve parasını koruyamayınca...
    Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Şam bölgesi ile ilgili uyarısı da Irak'la ilgili uyarısı kadar manidardır. Bugünkü Suriye, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde Şam şehriyle ifade edilirdi. Burayla ilgili şöyle buyuruyor: "Şam ehlinin parasını (dinarını) ve bıçağını (muda) elinde tutamayacağı günler yakınlaştı." (Müslim hd: 2896). Bu hadiste geçen "muda" kelimesi hem bıçak ve hem de ölçü birimi anlamına geliyor. (İbnü'l-esir, en-nihaye, IV, 310)
    Bu hadisin ne anlattığı da çok açıktır. Zaman gelecek Suriye hem yeraltı zenginliklerine, hem silahına ve hem de parasına hâkim olamayacaktır demek istiyor Hz. Resul (s.a.v.). Belki bu uyarılarıyla dünya Müslümanlarını dünyanın yeni dizaynına dair uyarmış oluyor. "Bu zor günleri yaşayabilirsiniz. Oyunlara gelmeyin, inancınıza ve ülkelerinize sahip çıkın" demek istiyor. Tabii ki anlayacak ve tedbirini alacak bir kulak bulabilse.
    Bu iki hadiste Hz. Peygamber'in (s.a.v.) işaret ettiği önemli bir uyarı daha var. Irak ve Suriye halkları bunları yaşayacak dediğinde, sahabe sorarlar. Derler ki "Ey Allah'ın Resulü! Bu ülkelerin zenginliklerine, özgürlüklerine, tahılına, gıdasına, güç ve silahına el koyacak olanlar kimlerdir?" Hz. Peygamber'in (s.a.v.) cevabı çok açıktır: Acemler (Arap olmayan bölge insanları) ve Rumlardır (Batılı ülkeler). Müslüman olmayan ülkeler bu sonu hazırlayacaklar buyuruyor Yüce Allah'ın doğru sözlü elçisi. Aslında Hz. Peygamber (s.a.v.) Irak ve Suriye örneğiyle birbiri ardınca çözülen coğrafyamızın basiretsiz, Kuran'dan uzak, Hz. Peygamber'den uzak bazı yöneticilerine ve halklarına açık uyarıda bulunuyor. Kısaca buyuruyor ki Kuran'ın yolundan ve benim sünnetimden ayrılırsanız Batı güçlerinin ve sizi sevmeyenlerin ellerinde bilardo topu gibi sağa sola savrulursunuz. Bugün yaşadıklarınız işte bu uyarıları dikkate almamanızın bedelidir.

    Mısır da gıdasını ve parasını koruyamayacak
    Peygamberimizin uyarısı Irak ve Suriye'yle kayıtlı değildir. Benzer bilgiyi Mısır'la ilgili de verir. "Mısır'ın da ölçeğine ve parasına hâkim olamadığı ve koruyamadığı günler yakındır" buyurur.
    Tabii ki bu uyarıların devamında ürküten bir ifade daha vardır. Onu da Hz. Resul (s.a.v.) şöyle haber veriyor: "Ve sizler başladığınız yerden geri dönersiniz. Sizler (fethe) başladığınız yerden geri dönersiniz" (Müslim, hd: 2896).
    Bu ifade "topraklarınızı da yitirirsiniz" anlamına gelmiyordur inşallah. Gelmiyordur ama boşa olan bir uyarı da değildir elbette. Bütün bu sözler ve dikkat çekmeler bizlerin daha sorumlu ve tetikte olmamız için söylenmiş uyarılar olmasın! Çünkü Allah'ın Resulü (s.a.v.) hayatı boyunca hiç boş konuşmamıştır. O ne demişse hem hayatında hem sonrasında nokta nokta gerçekleşmiştir. Gerçekleşmeyenler ise birbiri ardınca aynen haber verdiği gibi olacaktır.

    Fırat, su savaşlarına işaret mi?
    Hz. Peygamber (s.a.v.) yaşadığımız bölgeyle ilgili önemli bir uyarı ve bilgiyi de Fırat nehriyle ilgili vermiştir. Hadis şöyledir; "Fırat nehri, altından bir dağı ortaya çıkarmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar bunun için birbirleriyle savaşıp birbirlerini öldürürler. Sonuçta her yüz kişiden 99 kişi hayatını kaybedecektir." (Müslim hd: 2894)
    Hz. Peygamber (s.a.v.) acaba Fırat havzasında saklı olan altın yataklarına mı, petrole mi, kıyamet öncesi oluşacak depremler sonucunda değişecek su mecrasına mı işaret ediyor? Yoksa Hz. Peygamber (s.a.v.) Erzurum- Küçük Asya- Irak bölgesini geçen bu nehirle "su"ya mı işaret ediyor. Suyun ileride altın kadar değerli olacağına mı işaret etmek istiyor. İleride su kıtlığının yaşanabileceği ortamda bu nehrin suyunun altından daha değerli olacağına ve çekişme vesilesi olacağına mı işaret ediyor. Yoksa Fırat örneğiyle Dicle'ye ve diğer su zenginliklerine mi işaret ediyor. Ancak Yüce Allah bilir. Ve ama bu hadis bu bölgelerde nehir, altın, petrol ve su ağırlıklı politik dairenin hep olageleceğini işaret etmektedir.
    Bu kısa yazıda Ortadoğu ile ilgili değerlendirme yaparken siyasi ve politik değerlendirmelerden uzak durarak kendi alanımla ilgili değerlendirmelerde bulunmaya çalıştım. Sonuç olarak şunu demek istedim: Peygamberimiz (s.a.v.) Ortadoğu coğrafyasıyla ilgili haber vermiştir. Ben bu haberlerin yüzlercesinden sadece birkaçını buraya aldım. Bu konuda söylenecek o kadar husus var ki! Belki onlarca hafta bunlara devam etmem gerekebilir. Ama bütün bu bilgi ve uyarıların tek bir hedefi var. O da şudur: Kıyamete kadar bütün dünyanın nabzının atacağı yer: Ortadoğu'dur. Ve bu bölge halklarının son derece uyanık ve akıllı olması gerekmektedir.
    N. Hatipoğlu


  4. 13.Temmuz.2014, 01:09
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Ahir zammaninda Oratdogu ile ilgili ayetler varmidir?

    Hadislere göre Orta Doğu'nun durumu ne olacaktır ve herkes Müslüman olup Allah nurunu tamamladıktan sonra ne olacak?


    1. Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda meydana gelecek olaylarla ilgili olarak dikkat çektiği bölgelerin başında Orta Doğu gelmektedir.

    Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat, ve İstanbul gibi şehirlerin de içinde bulunduğu Orta Doğu bölgesi tarih boyunca Allah'ın mübarek peygamberlerinin yaşadığı, üç semavi dinin de doğuşuna tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının inşa edildiği kutlu bir bölge olmuştur. Tarih sahnesinde hep başrolde olmuş bir bölgenin ahir zaman gibi muhteşem olayların yaşanacağı bir dönemde de ön planda olacağı ahir zaman hadislerinde belirtilmektedir.

    Peygamberimiz (sav), Allah'ın izniyle hadislerinde, ahir zamanın alametlerini son derece detaylı biçimde anlatmıştır. Hadislerdeki bilgilere göre ahir zamanın ilk dönemini oluşturacak kargaşa ve bozulmaların ardından Yüce Allah, güzel ahlaktan uzaklaşıp, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek için ‘Mehdi' (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi, İslam dünyasını bir çatı altında toplayacak ve ikinci kez dünyaya gelecek olan Hz. İsa (as) ile birlikte Kur'an ahlakının dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır.

    Orta Doğu Tarih Boyunca Birçok Açıdan Önemli Bir Merkez Olmuştur

    Günümüzde Irak, İran, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin ve -kısmen de- Türkiye gibi ülkelerin de içinde bulunduğu bu bölgenin genel adı olan Orta Doğu, tarih boyunca gerek stratejik konumu ve sahip olduğu maddi zenginlikler, gerekse de tüm semavi dinlerin mensupları için ifade ettiği önem ve manevi yönü açısından çok büyük bir değere sahip olmuştur.

    Örneğin; dünya petrol rezervlerinin yaklaşık üçte ikisinin (% 65.3), dünya bilinen doğal gaz rezervlerinin ise üçte birinden biraz fazlasının (% 36.1) Orta Doğu'da bulunması, bölgenin neden maddi yönden bu kadar değerli olduğunun göstergesidir. Bu cazibe nedeniyle bölge geçmişte, birçok mücadele, savaş ve güç oyunlarına tanık olmuştur.

    Bölgenin tarihsel geçmişini incelediğimizde karşımıza çıkan diğer bir önemli bilgi ise, günümüzde Orta Doğu olarak adlandırılan coğrafyanın belli başlı birkaç önemli şehir merkezinin, her dönemde tüm dünyanın gözünün üzerinde bulunduğu merkezler olduğudur.

    Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Kudüs'tür. Manevi değeri çok büyük olan bu şehir, pekçok büyük savaşa tanıklık etmiş ve birçok kez de farklı yönetimlerin hakimiyeti altına girmiştir. İçinde bulunduğumuz yıllarda Kudüs, dünya kamuoyunda sıcak bir gündem oluşturmaktadır. Üç Semavi dinin de mensupları için büyük önem arzeden bu şehir, bu yönüyle de farklı bir önem kazanmaktadır.

    Leys, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki, kendisi Resûlüîlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)i doğuya dönmüş olduğu halde şöyle buyururken işitmiş:

    «Dikkat! Hiç şüphe yok ki, fitne şuradadır. Dikkat! Hiç şüphe yok kİ, fitne şurada! Şeytanın boynuzunun doğduğu yerdedir.»

    "Batı tarafından gelen bir fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca Şam'ın ortasında toplanın. O gün yerin altı üstünden daha hayırlıdır." [Hz. İbni Abbas (r.anhüma)]

    2. Ahir zamanda hakiki, tahrif olmamış İsevîlik yani Hristiyanlık dininin yeniden ortaya çıkması ve İslâmiyetle birlik olmasıyla dünyanın genelinde İslam nurunu yayacaktır. Fakat yine kıyamet kopmasına yakın tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir, galebe eder ve bu cereyandan insanların çoğu etkilenir; çoğunluğa göre hüküm verilmesi kaidesince, yeryüzünde "Allah Allah" diyecek kalmıyacak, yâni ehemmiyetli bir cemaat, Dünya'da mühim bir mevkie sahip olacak bir surette "Allah Allah" denilmiyecek demektir. Yoksa azınlıkta kalan veyahut mağlûb düşen müminler, kıyamete kadar baki kalacak; yalnız, kıyametin kopacağı ânında, kıyametin dehşetlerini görmemek için, bir Allah' ın rahmetinin eseri olarak, iman sahiplerinin ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.

    Diğer bir mana ise, kıyametin kopmasına yakın bir zamanda İslam dininin eğitimi için açılan, dini eğitim merkezlerinin kapatılması ile İslam dinini anlatan yerlerin olmaması neticesinde ortaya çıkan dinsizlik neticesi olarak yer yüzünde ehl-i iman azalacaktır. Bunun neticesi olarak da kıyametten önce "Allah Allah" diyenlerin sayısında, yani inananların iman ve Kur'an hakikatlerini yaşayan ve anlatanların sayısında azalma olacağından kıyamet kafirlerin başına kopacaktır... (Gaybı yanlız Allah bilir...)

    Kıyametin kopacağı ânında, kıyametin dehşetlerini görmemek için, bir eser-i rahmet olarak, ehl-i îmanın ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.

    Kıyamet müminlerin başına kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda, bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiç bir mümin kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin.1

    Dipnot:

    1. Şerhüs-Sünne 15/90, Müsned-ül Firdevs 5/88, El-Metalibül Aliye hadis no: 4582 (İmamı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenzül Ummal 15/229; Şuab-ı İman Beyhaki, II/191; Mu'cemut-Taberani El-Kebir, III / 3037.
    Sorularla İslamiyet


  5. 13.Temmuz.2014, 01:09
    3
    Üye
    Hadislere göre Orta Doğu'nun durumu ne olacaktır ve herkes Müslüman olup Allah nurunu tamamladıktan sonra ne olacak?


    1. Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda meydana gelecek olaylarla ilgili olarak dikkat çektiği bölgelerin başında Orta Doğu gelmektedir.

    Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat, ve İstanbul gibi şehirlerin de içinde bulunduğu Orta Doğu bölgesi tarih boyunca Allah'ın mübarek peygamberlerinin yaşadığı, üç semavi dinin de doğuşuna tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının inşa edildiği kutlu bir bölge olmuştur. Tarih sahnesinde hep başrolde olmuş bir bölgenin ahir zaman gibi muhteşem olayların yaşanacağı bir dönemde de ön planda olacağı ahir zaman hadislerinde belirtilmektedir.

    Peygamberimiz (sav), Allah'ın izniyle hadislerinde, ahir zamanın alametlerini son derece detaylı biçimde anlatmıştır. Hadislerdeki bilgilere göre ahir zamanın ilk dönemini oluşturacak kargaşa ve bozulmaların ardından Yüce Allah, güzel ahlaktan uzaklaşıp, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek için ‘Mehdi' (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi, İslam dünyasını bir çatı altında toplayacak ve ikinci kez dünyaya gelecek olan Hz. İsa (as) ile birlikte Kur'an ahlakının dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır.

    Orta Doğu Tarih Boyunca Birçok Açıdan Önemli Bir Merkez Olmuştur

    Günümüzde Irak, İran, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin ve -kısmen de- Türkiye gibi ülkelerin de içinde bulunduğu bu bölgenin genel adı olan Orta Doğu, tarih boyunca gerek stratejik konumu ve sahip olduğu maddi zenginlikler, gerekse de tüm semavi dinlerin mensupları için ifade ettiği önem ve manevi yönü açısından çok büyük bir değere sahip olmuştur.

    Örneğin; dünya petrol rezervlerinin yaklaşık üçte ikisinin (% 65.3), dünya bilinen doğal gaz rezervlerinin ise üçte birinden biraz fazlasının (% 36.1) Orta Doğu'da bulunması, bölgenin neden maddi yönden bu kadar değerli olduğunun göstergesidir. Bu cazibe nedeniyle bölge geçmişte, birçok mücadele, savaş ve güç oyunlarına tanık olmuştur.

    Bölgenin tarihsel geçmişini incelediğimizde karşımıza çıkan diğer bir önemli bilgi ise, günümüzde Orta Doğu olarak adlandırılan coğrafyanın belli başlı birkaç önemli şehir merkezinin, her dönemde tüm dünyanın gözünün üzerinde bulunduğu merkezler olduğudur.

    Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Kudüs'tür. Manevi değeri çok büyük olan bu şehir, pekçok büyük savaşa tanıklık etmiş ve birçok kez de farklı yönetimlerin hakimiyeti altına girmiştir. İçinde bulunduğumuz yıllarda Kudüs, dünya kamuoyunda sıcak bir gündem oluşturmaktadır. Üç Semavi dinin de mensupları için büyük önem arzeden bu şehir, bu yönüyle de farklı bir önem kazanmaktadır.

    Leys, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki, kendisi Resûlüîlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)i doğuya dönmüş olduğu halde şöyle buyururken işitmiş:

    «Dikkat! Hiç şüphe yok ki, fitne şuradadır. Dikkat! Hiç şüphe yok kİ, fitne şurada! Şeytanın boynuzunun doğduğu yerdedir.»

    "Batı tarafından gelen bir fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca Şam'ın ortasında toplanın. O gün yerin altı üstünden daha hayırlıdır." [Hz. İbni Abbas (r.anhüma)]

    2. Ahir zamanda hakiki, tahrif olmamış İsevîlik yani Hristiyanlık dininin yeniden ortaya çıkması ve İslâmiyetle birlik olmasıyla dünyanın genelinde İslam nurunu yayacaktır. Fakat yine kıyamet kopmasına yakın tekrar bir dinsizlik cereyanı baş gösterir, galebe eder ve bu cereyandan insanların çoğu etkilenir; çoğunluğa göre hüküm verilmesi kaidesince, yeryüzünde "Allah Allah" diyecek kalmıyacak, yâni ehemmiyetli bir cemaat, Dünya'da mühim bir mevkie sahip olacak bir surette "Allah Allah" denilmiyecek demektir. Yoksa azınlıkta kalan veyahut mağlûb düşen müminler, kıyamete kadar baki kalacak; yalnız, kıyametin kopacağı ânında, kıyametin dehşetlerini görmemek için, bir Allah' ın rahmetinin eseri olarak, iman sahiplerinin ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.

    Diğer bir mana ise, kıyametin kopmasına yakın bir zamanda İslam dininin eğitimi için açılan, dini eğitim merkezlerinin kapatılması ile İslam dinini anlatan yerlerin olmaması neticesinde ortaya çıkan dinsizlik neticesi olarak yer yüzünde ehl-i iman azalacaktır. Bunun neticesi olarak da kıyametten önce "Allah Allah" diyenlerin sayısında, yani inananların iman ve Kur'an hakikatlerini yaşayan ve anlatanların sayısında azalma olacağından kıyamet kafirlerin başına kopacaktır... (Gaybı yanlız Allah bilir...)

    Kıyametin kopacağı ânında, kıyametin dehşetlerini görmemek için, bir eser-i rahmet olarak, ehl-i îmanın ruhları daha evvel kabzedilecek, kıyamet kâfirlerin başına kopacaktır.

    Kıyamet müminlerin başına kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda, bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiç bir mümin kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin.1

    Dipnot:

    1. Şerhüs-Sünne 15/90, Müsned-ül Firdevs 5/88, El-Metalibül Aliye hadis no: 4582 (İmamı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenzül Ummal 15/229; Şuab-ı İman Beyhaki, II/191; Mu'cemut-Taberani El-Kebir, III / 3037.
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder