Konusunu Oylayın.: Allah (c.c) kainattdaki diger gezegenleri neden yarattmistir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Allah (c.c) kainattdaki diger gezegenleri neden yarattmistir?
  1. 08.Temmuz.2014, 16:25
    1
    selam
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2014
    Üye No: 103389
    Mesaj Sayısı: 77
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Allah (c.c) kainattdaki diger gezegenleri neden yarattmistir?

  2. 08.Temmuz.2014, 17:41
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Allah (c.c) kainattdaki diger gezegenleri neden yarattmistir?




    Allah kainatı neden yarattı?




    Şu kainatın ve içindeki varlıkların Sanii olan Cenabı Hak, şu kainatı çok ciddi gayeler için yaratmıştır. Kuran bunu şöyle bildirir:

    "Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık."
    (Enbiya suresi, 16)

    "Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık."
    (Sad suresi, 27)


    Bütün varlıklar kendilerine mahsus dillerle yüce yaratıcıyı tesbih ve takdis ederler. Kendilerine tevdi edilen görevleri büyük bir zevk ve şevkle yerine getirirler. Mesela güneş bir saniye bile geri kalmadan kendine çizilen yörüngede yoluna devam eder. Irmaklar bir cuş u huruşla denizlere doğru akar. İnsanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle ona hizmet eder.

    Ayrıca, kâinat yaratılmasaydı Allahın sıfatlarının ve isimlerin o sonsuz kemali ve güzelliği bilinmeyecekti. Bu bilgi sadece Allaha mahsus kalacaktı. Cenab-ı Hak isim ve sıfatlarının manevi güzelliklerini tecelli ettirmekle, kendi cemal ve kemalini bu eserlerinde kendisi bizzat müşahede buyurduğu gibi, melekleri, insanları ve cinleri de bu şereften, bu lütuftan hissedar etmek diledi.

    Mahlukatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlukat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa, bir ismi Samed (Her şey ona muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değil) olan Allahın bu alemi yaratmasının, haşa!, bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.


  3. 08.Temmuz.2014, 17:41
    2
    Devamlı Üye



    Allah kainatı neden yarattı?




    Şu kainatın ve içindeki varlıkların Sanii olan Cenabı Hak, şu kainatı çok ciddi gayeler için yaratmıştır. Kuran bunu şöyle bildirir:

    "Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık."
    (Enbiya suresi, 16)

    "Göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık."
    (Sad suresi, 27)


    Bütün varlıklar kendilerine mahsus dillerle yüce yaratıcıyı tesbih ve takdis ederler. Kendilerine tevdi edilen görevleri büyük bir zevk ve şevkle yerine getirirler. Mesela güneş bir saniye bile geri kalmadan kendine çizilen yörüngede yoluna devam eder. Irmaklar bir cuş u huruşla denizlere doğru akar. İnsanın emrine verilen hayvanlar tam bir itaatle ona hizmet eder.

    Ayrıca, kâinat yaratılmasaydı Allahın sıfatlarının ve isimlerin o sonsuz kemali ve güzelliği bilinmeyecekti. Bu bilgi sadece Allaha mahsus kalacaktı. Cenab-ı Hak isim ve sıfatlarının manevi güzelliklerini tecelli ettirmekle, kendi cemal ve kemalini bu eserlerinde kendisi bizzat müşahede buyurduğu gibi, melekleri, insanları ve cinleri de bu şereften, bu lütuftan hissedar etmek diledi.

    Mahlukatı yaratıp yaratmama hususunda Allah, İlahi tercihini yaratma şeklinde yapmış ve bu tercih mahlukat için sonsuz bir rahmet olmuştur. Yoksa, bir ismi Samed (Her şey ona muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değil) olan Allahın bu alemi yaratmasının, haşa!, bir ihtiyaçtan geldiği düşünülemez.


  4. 08.Temmuz.2014, 17:41
    3
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Allah (c.c) kainattdaki diger gezegenleri neden yarattmistir?

    İslam kaynaklarında Gök cisimlerinin meleklerin ikamet etmesi için yaratıldığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Göklerin ve diğer varlıkların hepsinin yaratılmasındaki en büyük hikmet Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerine mâkes olması içindir. Bu sebeple, meleksiz gezegenlerin ve gök cisimlerin anlamsız olacağı yargısı doğru değildir.

    Bu konudaki doğru yargı şudur: Allah evrenin bütün parçalarını kendisini -hal diliyle- tesbih edecek şekilde yarattığı gibi, bu cansız ve şuursuz varlıkların hal diliyle yaptıkları tesbihlerini kal diliyle yapmaları için her yerde canlı ve şuurlu varlıkları da yaratmıştır. Kâinat içerisinde çok küçük bir yere sahip olan yeryüzünü insan ve cinlerle doldurduğu gibi, o geniş gök apartmanlarını şuurlu varlıklardan mahrum bırakması her tarafta açık yansımaları görülen hikmete aykırıdır. Bu şuurlu varlıklar da meleklerdir.

    Meleklerin o gök cisimlerinde nasıl yer aldıklarını bilmememiz, bunun olmadığını göstermez.

    Diğer taraftan, Meleklerin meskeni sadece gökler değildir. Yeryüzü de meleklerle doludur. Zaten, o nuranî varlıkların oturacak mekânlara, saraylara ihtiyaçları da yoktur. Gökleri nice isimlerine ayna, nice sanatlarına mazhar olarak yaratan Allah, o muhteşem ve güzel mülkünü boş bırakmayarak onları meleklerle şenlendirmiş, o mahlukatını onlara seyrettirmiştir.

    Ruhumuz bedenimizi hane olarak kullandığı, göz penceresinden bu âlemi seyrettiği gibi, diğer duygularla da bu âlemle ilgi kurduğu anlaşılıyor.

    Meleklerin gök cisimlerine binmesi de böyle anlaşılabilir. Melekler o maddî cisimlerle birlikte hareket ettikleri, içlerine dahil olmamakla birlikte, onların tespihlerini temsil ve onlardaki ince sanatları tefekkür ettikleri ders verilmiş oluyor.

    Gezegenlere müekkel melekler, onlarla birlikte hareket ederek o semavi cisimleri temaşa ve tefekkür ettikleri gibi, yağmur tanelerine müekkel olanlar da aynı görevi katrelerde ifa ederler.

    Biz de bir kitabı okuduğumuzda, ruhumuz görme sıfatıyla o kitabın satırlarını tararken, gözümüz maddesiyle o kitapla herhangi bir temasta bulunmaz. Bunun çok daha farklı ve meleklere mahsus bir şekli de, onlarla bindikleri gezegenler arasında geçerli olabilir.

    Cinler de ateşten yaratılmış olmakla beraber, yeryüzünde ikamet etmektedir. Bunlar değişik şekillerde temessülleri söz konusu olduğu gibi, bizzat bilmediğimiz şekilde bir yerlerde ikamet etmeleri de mümkündür.

    Cinlerin göklerin bazı yerlerinde de oturdukları ayetle sabittir:

    “Biz göğe çıkmak istedik: Bir de ne görelim: orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu! Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor” (Cin, 72/8-9) mealindeki ayette bunu açıkça görmekteyiz.

    Meleklerin de böyle bir şekilde göklerde yıldızlarda yer almalarının elbette bir sakıncası ve engeli yoktur.

    Kaldı ki, güneşin ışıkları birer nur olarak sisteminde yer alan –yer küresi dahil- bütün gezegenlere yansıması, şeffaf parçalarda yedi rengi, ısısı ve kütlesinin bir misaliyle yer laması gözle görünen bir gerçek olduğuna göre, meleklerin göklerde oturmalarını imkansız görmek elbette isabetli değildir.

    Fatır suresindeki “Hamd, gökleri ve yeri yaratan ve melaikeyi iki, üç, dört... kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratıklarından, istediğine, dilediği kadar fazla özellikler verir. Çünkü O her şeye kadirdir”(Fatır, 35/1) mealindeki ayetin açıklamasına yer veren Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri konumuza ışık tutacak mahiyettedir:

    Bir sineğe, bir meyveden bir meyveye; bir serçeye, bir ağaçtan bir ağaca uçmak kanadını veren, Zühre'den Müşteri'ye, Müşteri'den Zühal'e uçacak kanatları o veriyor. Hem melaikeler, sekene-i zemin gibi cüz'iyete münhasır değiller, bir mekân-ı muayyen onları kaydedemiyor. Bir vakitte dört veya daha ziyade yıldızlarda bulunduğuna işareten مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ (ikişer, üçer, dörder) kelimeleriyle tafsil verir. (Sözler/25. söz/2. şule)


  5. 08.Temmuz.2014, 17:41
    3
    Devamlı Üye
    İslam kaynaklarında Gök cisimlerinin meleklerin ikamet etmesi için yaratıldığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Göklerin ve diğer varlıkların hepsinin yaratılmasındaki en büyük hikmet Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerine mâkes olması içindir. Bu sebeple, meleksiz gezegenlerin ve gök cisimlerin anlamsız olacağı yargısı doğru değildir.

    Bu konudaki doğru yargı şudur: Allah evrenin bütün parçalarını kendisini -hal diliyle- tesbih edecek şekilde yarattığı gibi, bu cansız ve şuursuz varlıkların hal diliyle yaptıkları tesbihlerini kal diliyle yapmaları için her yerde canlı ve şuurlu varlıkları da yaratmıştır. Kâinat içerisinde çok küçük bir yere sahip olan yeryüzünü insan ve cinlerle doldurduğu gibi, o geniş gök apartmanlarını şuurlu varlıklardan mahrum bırakması her tarafta açık yansımaları görülen hikmete aykırıdır. Bu şuurlu varlıklar da meleklerdir.

    Meleklerin o gök cisimlerinde nasıl yer aldıklarını bilmememiz, bunun olmadığını göstermez.

    Diğer taraftan, Meleklerin meskeni sadece gökler değildir. Yeryüzü de meleklerle doludur. Zaten, o nuranî varlıkların oturacak mekânlara, saraylara ihtiyaçları da yoktur. Gökleri nice isimlerine ayna, nice sanatlarına mazhar olarak yaratan Allah, o muhteşem ve güzel mülkünü boş bırakmayarak onları meleklerle şenlendirmiş, o mahlukatını onlara seyrettirmiştir.

    Ruhumuz bedenimizi hane olarak kullandığı, göz penceresinden bu âlemi seyrettiği gibi, diğer duygularla da bu âlemle ilgi kurduğu anlaşılıyor.

    Meleklerin gök cisimlerine binmesi de böyle anlaşılabilir. Melekler o maddî cisimlerle birlikte hareket ettikleri, içlerine dahil olmamakla birlikte, onların tespihlerini temsil ve onlardaki ince sanatları tefekkür ettikleri ders verilmiş oluyor.

    Gezegenlere müekkel melekler, onlarla birlikte hareket ederek o semavi cisimleri temaşa ve tefekkür ettikleri gibi, yağmur tanelerine müekkel olanlar da aynı görevi katrelerde ifa ederler.

    Biz de bir kitabı okuduğumuzda, ruhumuz görme sıfatıyla o kitabın satırlarını tararken, gözümüz maddesiyle o kitapla herhangi bir temasta bulunmaz. Bunun çok daha farklı ve meleklere mahsus bir şekli de, onlarla bindikleri gezegenler arasında geçerli olabilir.

    Cinler de ateşten yaratılmış olmakla beraber, yeryüzünde ikamet etmektedir. Bunlar değişik şekillerde temessülleri söz konusu olduğu gibi, bizzat bilmediğimiz şekilde bir yerlerde ikamet etmeleri de mümkündür.

    Cinlerin göklerin bazı yerlerinde de oturdukları ayetle sabittir:

    “Biz göğe çıkmak istedik: Bir de ne görelim: orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu! Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor” (Cin, 72/8-9) mealindeki ayette bunu açıkça görmekteyiz.

    Meleklerin de böyle bir şekilde göklerde yıldızlarda yer almalarının elbette bir sakıncası ve engeli yoktur.

    Kaldı ki, güneşin ışıkları birer nur olarak sisteminde yer alan –yer küresi dahil- bütün gezegenlere yansıması, şeffaf parçalarda yedi rengi, ısısı ve kütlesinin bir misaliyle yer laması gözle görünen bir gerçek olduğuna göre, meleklerin göklerde oturmalarını imkansız görmek elbette isabetli değildir.

    Fatır suresindeki “Hamd, gökleri ve yeri yaratan ve melaikeyi iki, üç, dört... kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratıklarından, istediğine, dilediği kadar fazla özellikler verir. Çünkü O her şeye kadirdir”(Fatır, 35/1) mealindeki ayetin açıklamasına yer veren Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri konumuza ışık tutacak mahiyettedir:

    Bir sineğe, bir meyveden bir meyveye; bir serçeye, bir ağaçtan bir ağaca uçmak kanadını veren, Zühre'den Müşteri'ye, Müşteri'den Zühal'e uçacak kanatları o veriyor. Hem melaikeler, sekene-i zemin gibi cüz'iyete münhasır değiller, bir mekân-ı muayyen onları kaydedemiyor. Bir vakitte dört veya daha ziyade yıldızlarda bulunduğuna işareten مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ (ikişer, üçer, dörder) kelimeleriyle tafsil verir. (Sözler/25. söz/2. şule)


  6. 08.Temmuz.2014, 23:54
    4
    islamustafa
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Mart.2014
    Üye No: 103238
    Mesaj Sayısı: 88
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Allah (c.c) kainattdaki diger gezegenleri neden yarattmistir?

    gezegenler ve yıldızlar uzayda br çekim kuvveti oluşturur bu da dünyanın hareketine dengesine katkı sağlar yani tüm kainat bir düzen içerisindedir. bu düzende bir yıldız çıkarsan belki düzen dağılır, denge bozulur. Ayı zamanda evrenin büyüklüğündende Allah'ın bir çok sıfatı tecelli eder. İnsan bakıp bakıp Allah'ın yüceliğini , kudretini görmeli yani bomboş bakmamalı


  7. 08.Temmuz.2014, 23:54
    4
    gezegenler ve yıldızlar uzayda br çekim kuvveti oluşturur bu da dünyanın hareketine dengesine katkı sağlar yani tüm kainat bir düzen içerisindedir. bu düzende bir yıldız çıkarsan belki düzen dağılır, denge bozulur. Ayı zamanda evrenin büyüklüğündende Allah'ın bir çok sıfatı tecelli eder. İnsan bakıp bakıp Allah'ın yüceliğini , kudretini görmeli yani bomboş bakmamalı





+ Yorum Gönder