Konusunu Oylayın.: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir
  1. 05.Temmuz.2014, 01:38
    1
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir






    Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir Mumsema sayın hocam:
    Ebiya suresi 47.ayette Allah şöyle buyuruyor:
    :Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

    ama şöyle de bir hadis var:

    Bir hadis-i şerifte hesap görmeden cennete gidenlerin özellikleri:
    “Vücudunu dağlamayan, muska gibi şeyler taşımayan, bir şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmayan ve Rablerine gereği gibi tevekkül edenler.” olarak bildirilmiştir. (bk. Buharî, tıp, 17; Müslim, İman, 371).


    yine yukarıdaki hadis gibi yanlış hatırlamıyorsam hesap günü Allah tarafından affedilen insanlardan bahseden hadisler var

    haddime değil,anlamak için soruyorum sadece,ayetle hadisler zıt değil mi?


  2. 05.Temmuz.2014, 01:38
    1
    Devamlı Üye



    sayın hocam:
    Ebiya suresi 47.ayette Allah şöyle buyuruyor:
    :Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

    ama şöyle de bir hadis var:

    Bir hadis-i şerifte hesap görmeden cennete gidenlerin özellikleri:
    “Vücudunu dağlamayan, muska gibi şeyler taşımayan, bir şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmayan ve Rablerine gereği gibi tevekkül edenler.” olarak bildirilmiştir. (bk. Buharî, tıp, 17; Müslim, İman, 371).


    yine yukarıdaki hadis gibi yanlış hatırlamıyorsam hesap günü Allah tarafından affedilen insanlardan bahseden hadisler var

    haddime değil,anlamak için soruyorum sadece,ayetle hadisler zıt değil mi?


    Benzer Konular

    - Tevbe suresi 5. ayetin tefsiri, açıklaması nedir

    - İsra Suresi 13. ncü ayetin tefsiri nedir?

    - Talak Suresi 12.Ayetin Tefsiri

    - Nur Suresi 3'üncü ayetin tefsiri

    - Bakara Suresi 241.ayetin tefsiri

  3. 05.Temmuz.2014, 01:58
    2
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayet




    Selamün aleyküm

    ayetle hadisin zıt olan tarafı neresinde ? bir benzer ayet Zelzele Suresinde geçer.

    O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. (Zelzele Suresi, 6)
    Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 7)
    Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 8)

    senin verdiğin hadisde bir yerde iman ve inanc ile de ilgili bir hadistir. Ayette ise insanlarin amellerinden yani
    hayat boyu iyi veya kötü yaptıklarından bahsediyor ve yaptıklarının ne olursa olsun mizana konulacağını bildiriyor.


  4. 05.Temmuz.2014, 01:58
    2



    Selamün aleyküm

    ayetle hadisin zıt olan tarafı neresinde ? bir benzer ayet Zelzele Suresinde geçer.

    O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar. (Zelzele Suresi, 6)
    Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 7)
    Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 8)

    senin verdiğin hadisde bir yerde iman ve inanc ile de ilgili bir hadistir. Ayette ise insanlarin amellerinden yani
    hayat boyu iyi veya kötü yaptıklarından bahsediyor ve yaptıklarının ne olursa olsun mizana konulacağını bildiriyor.


  5. 05.Temmuz.2014, 02:05
    3
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayet

    ebediyyetyolcusu kardeş

    hadis ne ile ilgili olursa olsun,hesap görülmeden cennete gireceklerinden bahsedilmiyor mu?

    benim ve senin paylaştığın ayetlerle zıt değil mi?(tekrar söylüyorum,zıttır diye bir iddiam yok,sadece anlamak için soruyorum,açıklaman yukarıda yazdığım sebebten yeterli gelmedi bana)


  6. 05.Temmuz.2014, 02:05
    3
    Devamlı Üye
    ebediyyetyolcusu kardeş

    hadis ne ile ilgili olursa olsun,hesap görülmeden cennete gireceklerinden bahsedilmiyor mu?

    benim ve senin paylaştığın ayetlerle zıt değil mi?(tekrar söylüyorum,zıttır diye bir iddiam yok,sadece anlamak için soruyorum,açıklaman yukarıda yazdığım sebebten yeterli gelmedi bana)


  7. 05.Temmuz.2014, 02:11
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayet

    Büyükler söz verdiğinde,
    Olumsuz ise affetmeleri şanlarına yakışandır, sözlerini bozmuş sayılmazlar.
    Verilen söz iyilik ise, mutlaka sözlerinde dururlar.

    Mesele budur.
    Allah dilediğini affeder, söz verdiği mükâfatını da mutlaka verir.


  8. 05.Temmuz.2014, 02:11
    4
    mum
    Administrator
    Büyükler söz verdiğinde,
    Olumsuz ise affetmeleri şanlarına yakışandır, sözlerini bozmuş sayılmazlar.
    Verilen söz iyilik ise, mutlaka sözlerinde dururlar.

    Mesele budur.
    Allah dilediğini affeder, söz verdiği mükâfatını da mutlaka verir.


  9. 05.Temmuz.2014, 02:17
    5
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Alıntı
    Büyükler söz verdiğinde,
    Olumsuz ise affetmeleri şanlarına yakışandır, sözlerini bozmuş sayılmazlar.
    Verilen söz iyilik ise, mutlaka sözlerinde dururlar.

    Mesele budur.
    Allah dilediğini affeder, söz verdiği mükâfatını da mutlaka verir.
    hocam bunu şekilde mi anlamak gerekiyor

    anlayamıyorum ama neyse,konu kapansın,aklıma daha karmaşık şeyler geliyor,günaha girmekten korkuyorum.en iyisi sorgulamamak gibi..

    Allah razı olsun sizden


  10. 05.Temmuz.2014, 02:17
    5
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Büyükler söz verdiğinde,
    Olumsuz ise affetmeleri şanlarına yakışandır, sözlerini bozmuş sayılmazlar.
    Verilen söz iyilik ise, mutlaka sözlerinde dururlar.

    Mesele budur.
    Allah dilediğini affeder, söz verdiği mükâfatını da mutlaka verir.
    hocam bunu şekilde mi anlamak gerekiyor

    anlayamıyorum ama neyse,konu kapansın,aklıma daha karmaşık şeyler geliyor,günaha girmekten korkuyorum.en iyisi sorgulamamak gibi..

    Allah razı olsun sizden


  11. 05.Temmuz.2014, 02:21
    6
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Cavraşım Kardeş,

    Allahu teala Kuranı Kerim'de insanları üç sınıf olarak bildiriyor. Bu ayette "ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman"
    diye geçer. Bunlardan Ashabil Yemin olanlar, orta yolu tutanlar ve ashabi şimal yani sol tarafta olanlar vardır.

    Hadiste bildirilenlerden Ashabil Yemin sağ tarafta olanlardır ki, hesapsız cennete girecek olanlardan bunların arasından bir zümre de vardır. Allahu tealanın Arşı alasınin altında gölgelenecek olanlar vardır. Orta yönlü olanlar Allahu alem hesaba çekilecek ve cennete girecek olanlar olabilir. Ashabi Şimal ise cehennemlik olanlardır.

    Bunu fazla kurcalama ki, bundan vesveseye düşmeyesin.


  12. 05.Temmuz.2014, 02:21
    6
    Cavraşım Kardeş,

    Allahu teala Kuranı Kerim'de insanları üç sınıf olarak bildiriyor. Bu ayette "ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman"
    diye geçer. Bunlardan Ashabil Yemin olanlar, orta yolu tutanlar ve ashabi şimal yani sol tarafta olanlar vardır.

    Hadiste bildirilenlerden Ashabil Yemin sağ tarafta olanlardır ki, hesapsız cennete girecek olanlardan bunların arasından bir zümre de vardır. Allahu tealanın Arşı alasınin altında gölgelenecek olanlar vardır. Orta yönlü olanlar Allahu alem hesaba çekilecek ve cennete girecek olanlar olabilir. Ashabi Şimal ise cehennemlik olanlardır.

    Bunu fazla kurcalama ki, bundan vesveseye düşmeyesin.


  13. 05.Temmuz.2014, 02:28
    7
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Alıntı
    Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 8)
    ayeti ile

    Alıntı
    Allah, o müminlerin geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtüp bağışlayacak ve yaptıkları amellerin en güzelleriyle mükâfatlar ihsan edecektir.) [Zümer 35]
    ayetini bağdaştıramıyorum?

    zelzele suresindeki
    Alıntı
    görür
    kelimesi cezasını çeker anlamında değilde ,önüne konulur,gösterilir manasında ise anlabiliyorum

    kendi kendime bu yorumu yaptım ama anlamak isityorum

    izninzile sahur yapıp gelcem


  14. 05.Temmuz.2014, 02:28
    7
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 8)
    ayeti ile

    Alıntı
    Allah, o müminlerin geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtüp bağışlayacak ve yaptıkları amellerin en güzelleriyle mükâfatlar ihsan edecektir.) [Zümer 35]
    ayetini bağdaştıramıyorum?

    zelzele suresindeki
    Alıntı
    görür
    kelimesi cezasını çeker anlamında değilde ,önüne konulur,gösterilir manasında ise anlabiliyorum

    kendi kendime bu yorumu yaptım ama anlamak isityorum

    izninzile sahur yapıp gelcem


  15. 05.Temmuz.2014, 02:51
    8
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Besmele çekip Meali iyice okuyup anlamaya çalış ayetler birbirini tamamlar.

    Allah dilediğini bağışlar dilediğine azab eder hüküm ona aittir.

    Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır.
    O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (En'am Suresi, 115)

    Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)

    Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kur'an'dır (bu). Umulur ki sakınırlar. (Zümer Suresi, 28)

    Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra Suresi, 36)


  16. 05.Temmuz.2014, 02:51
    8
    Besmele çekip Meali iyice okuyup anlamaya çalış ayetler birbirini tamamlar.

    Allah dilediğini bağışlar dilediğine azab eder hüküm ona aittir.

    Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır.
    O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (En'am Suresi, 115)

    Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)

    Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kur'an'dır (bu). Umulur ki sakınırlar. (Zümer Suresi, 28)

    Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra Suresi, 36)


  17. 05.Temmuz.2014, 03:06
    9
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Enbiya süresi 47.

    MEAL

    “Kıyâmet günü doğru teraziler kurarız; hiç bir kimse haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.”

    TEFSİR

    Allah kıyâmet günü adâlet terazisi koyacaktır. Evet artık kı-yamet günü hesap kitap başlayacaktır ve artık geriye dönüş imkânı da kalmayacaktır. Rabbimiz öyle âdil bir terazi koyacak ki insanın tüm amelleri bu terazide tartılacak. Bir ölçü, bir tartı vazedilecek ki yarın bizce meçhul, bizce malum değil o. Ama bizler mahiyetini bilmesek de, anlamasak da âhirete müteallik her bir iman konusuna olduğu gibi inanıyoruz. İnanıyoruz ki yarın Rabbimiz bizim amellerimizi tartmak, değerlendirmek için bir mîzan vazedecektir. Mü’minler için böyle bir mîzan konulacağını anlatan Rabbimiz Kehf sûresinin 105. âyetinde de kâfirler için terazi konulmayacağını, onların amellerini değerlendirmeye bile tabi tutmayacağını anlatır.



    “Bunlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyâmet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.”

    (Kehf 105)



    Evet kâfirler için terazi konmayacak. Çünkü bunlar Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden kimselerdir. Allah’ın kendilerine yol göstermek üzere gönderdiği kitabının âyetlerini inkâr etmişler, Allah’ın âyetlerini örtmüşler, âyetleri gündemlerinden düşürmüşler, âyetlerden habersiz bir hayat yaşamışlar. Ve de O’na kavuşacakları günü hesaplarına katmadan yaşamışlar. Yaşadıkları bu hayatın sonunda kendilerinden hesap sorulmayacak zannederek yaşamışlar. Onun için tüm amelleri boşa gitmiştir kâfirlerin.



    Rabbimiz buyurur ki biz onlar içim kıyâmet günü herhangi bir tartı da tutmayacağız. Onların amelleri asla değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır. Amellerinin hiçbir değeri olmayacaktır yâni. Ne ya-parlarsa yapsınlar, isterse büyük büyük ameller işlesinler. Fabrikalar, yollar, köprüler kursunlar. Açları doyurup çıplakları giydirsinler. Değil mi ki tüm bu amellerinin yaptırıcısı Allah değil, hepsi boştur bunların.



    Ya da onlar tüm çabalarını, tüm plan ve programlarını dünya adına harcamış kimselerdir. Yâni bunlar dünyayı kıble edinmiş, tüm plan ve programlarını dünyayı kazanmak adına yapmışlar. Dünyalık elde etmek üzere, dünyada zengin ve başarılı olmak üzere yapmış insanlardır. Onun içindir ki yaptıklarının hiç birisi âhirete intikal etmeyecektir. Hiçbir amellerinin karşılığını görmeyeceklerdir.



    Evet sadece mü’minler için konulacak bir terazi, bir mîzan. Kur’an ve sünnette ortaya konduğuna göre öyle bir terazi düşüneceğiz ki bu terazide kul kendisi tartılacak, sözleri, amelleri, düşünceleri, kelimeleri, eceli, rızkı her şeyi tartılacak. Hem ameli, hem imanı, hem düşünceyi, hem kişiyi o ameli işlemeye sevk eden niyeti, yâni adamın ciğerini, bağırsaklarını bile tartabilecek bir terazi konulacak yarın.



    Evet Kur’an ve Sünnette ortaya konduğuna göre öyle bir terazi düşüneceğiz ki bu terazide kul kendisi tartılacak, sözleri, ameli, düşünceleri, kelimeleri, eceli, rızkı her şeyi tartılacak. Tabi biz hep iki kefeli bir terazi düşünüyoruz. Onun içindir ki tamam bu terazinin bir kefesine bizim amellerimiz konacaktır anladık da acaba bu terazinin öbür kefede ne olacak? diyoruz. Ama şimdi elektronik teraziler çıktı. Ve artık iki kefeye gerek olmadığını tek kefeli bir terazinin de olabileceğini gördük. Bir de şöyle düşünüyoruz. Tamam maddi şeylerin tar-tılabileceğini anlıyoruz da acaba madde olmayan amel, cisim olmayan düşünce, niyet nasıl tartılacak? Acaba bir söz, bir hareket nasıl ölçülecek? Bunu nasıl anlayacağız?



    Hani yaşadığımız şu dünyada biz de tartarız değil mi? Bir şahsı, bir düşünceyi, bir hareketi bir tavrı biz de ölçüp tartarız. Meselâ hasan deriz şöyle bir tartıveririz ve yok ya onda hayır yoktur deyiveririz. Bir kooperatifte birine bir görev verilecekse hemen kendisine verilecek o göreve göre şöyle bir ölçüp tartarız onu ve deriz ki tamam bu işin ehli odur deriz, ya da olmaz bu iş onun işi değildir deriz. İşte Rabbimizin yarın koyacağı terazi, mizan hem ameli, hem imanı, hem düşünceyi, hem ameli, hem kişiyi o ameli işlemeye sevk eden niyeti, yani adamın ciğerini, bağırsaklarını bile tartabilecek bir terazi. Bizce malum olmayan hakikatler misallerle anlatılır. Meselâ Rabbimiz bizim görmediğimiz, duyularımızla idrak edemediğimiz gaybî bir konu olan cenneti anlatırken ırmaklar, Huriler, Ğılmanlar, elmalar, incirler, üzümler, atlas elbiseler, inciler, zebercetler vs ile anlatır.



    Kâfirler için böyle asla bir mizanın konulmayacağını onların amellerinin kaale bile alınmayacağını anlatan Allah’ın Resûlü Abdullah İbni Mes’ud efendimizin incecik bacaklarına gülüşen kimselere şöyle buyuruyordu:



    “Onun bacakları incedir diye gülmeyin, Allah’a yemin ederim ki o bacaklar mizanda Uhut dağından daha ağır geleceklerdir.”



    Hiçbir nefis, hiçbir kimse hiçbir şekilde zulme uğratılmayacaktır. Allah öyle güzel hükmedicidir ki hükmünde kullarına zerre kadar zulmetmez. Hükmünde, kararında asla adâletsizliğe, zulme düşmez Rabbimiz. Gerek dünyada kendisine kendisinin istediği gibi kulluk yapmış, müslümanca bir hayat yaşamış müminlere, gerekse emirlerine, yasalarına isyan içinde bir hayat yaşamış olan kâfirlere adâletle bir hüküm verecek, adâletle karşılık verecek Rabbimiz. İnsanlar yarın bir kıl kadar, bir iplik kadar bile zulme uğramayacaklardır. Allah adına yaptıklarının, yaşadıkları hayatın karşılığını mutlaka göreceklerdir. Bir tek nefesleri, bir damla terleri bile zâyi olmayacaktır. Herkes dünyada ne yapmışsa, ne tür ameller işlemişse onunla karşı karşıya kalacak. Çünkü bu amelleri kendileri işlemiştir. Kendi amellerinin karşılığıdır bunlar.



    Değilse yapmadıkları, işlemedikleri suçlardan ötürü Allah hiç kimseyi cezalandırarak zulmetmez. Ya da başkalarının günahlarını yanlışlıkla bir adamın defterine yazarak, işlemediği günahlardan ötürü ona zulmetmez. Veya yaptıklarının bir kısmını zâyi etmek sûretiyle Allah kimseye zulmetmez. Hayır hayır, Allah hiçbir haksızlık yapmaz, bunlar bu adamın bizzat dünyadayken kendi elleriyle işlediği amellerin değerlendirilmesidir. Allah âdil bir Melik olarak, âdil bir hükümdar olarak hükmünü verecektir. Tabi sadece o gün değil, bugün de adildir Rabbimiz.



    Yâni Rabbimiz o gün kullarının amellerini değerlendirirken ne kadar adilse, bugün O’nun Kitabına göre, mîzanına göre, hayat programına göre hüküm vermek de o kadar adâlettir. Ve bu Kitabın, bu Mîzanın dışında da başka bir adâlet, başka bir doğru hüküm, başka bir doğru Mîzan da yoktur.

    Evet hardal tanesi kadar bir amel bile olsa biz onu getirip teraziye koyacağız, onu değerlendirmeye tabi tutacağız diyor Rabbimiz. Zerre kadar, hardal tanesi kadar bir amel de olsa onu terazide söz konusu ederiz diyor. İster iyi bir amel olsun, isterse kötü bir amel olsun. Öyleyse Allah adına yaptıklarımızı, yapacaklarımızı asla küçük görmeyelim. Bunlar küçük, bunlar değersiz demeyelim. Büyük küçük fark etmez Allah adına verelim. Allah’ın rızasını kazanmak ve yarın defterimizde yazılı bulmak, teraziye konmak için en küçük amelleri bile ihmal etmeyelim. Yarım hurmayla da olsa, güzel bir çift sözle de olsa kendimizi cehennemden kurtarmaya çalışalım. İyilikler konusunda böyle olduğu gibi günahlar konusunda da, kötülükler konusunda da aynı hassasiyeti gösterip, küçük görülen günahlardan da sakınmasını bilmek zorundayız.



    Hesap görücü olarak Allah yeter. Belki şu anda yaşadığınız hayatta kendi kendinize bir düzen dolap içine girerek, yaptığınız haksızlıklar konusunda kılıflar hazırlayarak, tüm çevreyi atlatmayı becermiş olabilirsiniz, ama unutmayın ki Allah sizi görmektedir. Allah tüm yaptıklarınıza şâhittir ve hesap görücü olarak yetmektedir. İşte tüm hayatımızda, tüm yapıp ettiklerimizde Allah bu hesap görücülüğü ile toplumu murakabesi altına alıyor. Yaşadığımız bu dünyada sürekli kendisinin gözetimi ve kontrolü altında bir hayat yaşadığımızı unutmamamızı, bunu çok iyi anlamamızı, yaptıklarımızın tümünü kendisine lâyık bir şekilde muhsinler olarak yapmamızı istiyor Rabbimiz.



    Öyleyse gelin ey insanlar, Allah kontrolünde olduğumuzu unutmadan yaşayalım. Bunlar bunlar küçüktür, bunlar bunlar değersizdir diye Rabbimizin istemediği kötülükleri işlemeye kendi kendimize cevazlar bularak cesaret etmeyelim, cüret etmeyelim. Küçük görerek güzel amelleri de işlemekten uzak durmayalım. Bir gün bu küçük gördüğümüz iyiliklerin bizi cennete götüreceğini, bu basit gördüğümüz kötülüklerin de bizi baş aşağı cehenneme yuvarlayacağını unut-mayalım. Haydin öyleyse hesabımızı buna göre güzel yapalım. Hesabımızı güzel görecek Allah huzuruna çıkmazdan önce, fırsat eldeyken O’nun hesap ölçülerine göre, O’nun kitabının mîzanına göre bir hayat yaşamanın, bir hesap ödemenin sıkıntısını bugünden yaşayalım. Tüm hayatımızı, tüm amellerimizi Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünneti belirlesin. Kitap ve sünnet desin biz öyle yapalım da öte âlemde hesabımız güzel çıksın inşallah.


  18. 05.Temmuz.2014, 03:06
    9
    Üye
    Enbiya süresi 47.

    MEAL

    “Kıyâmet günü doğru teraziler kurarız; hiç bir kimse haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.”

    TEFSİR

    Allah kıyâmet günü adâlet terazisi koyacaktır. Evet artık kı-yamet günü hesap kitap başlayacaktır ve artık geriye dönüş imkânı da kalmayacaktır. Rabbimiz öyle âdil bir terazi koyacak ki insanın tüm amelleri bu terazide tartılacak. Bir ölçü, bir tartı vazedilecek ki yarın bizce meçhul, bizce malum değil o. Ama bizler mahiyetini bilmesek de, anlamasak da âhirete müteallik her bir iman konusuna olduğu gibi inanıyoruz. İnanıyoruz ki yarın Rabbimiz bizim amellerimizi tartmak, değerlendirmek için bir mîzan vazedecektir. Mü’minler için böyle bir mîzan konulacağını anlatan Rabbimiz Kehf sûresinin 105. âyetinde de kâfirler için terazi konulmayacağını, onların amellerini değerlendirmeye bile tabi tutmayacağını anlatır.



    “Bunlar, Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyâmet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.”

    (Kehf 105)



    Evet kâfirler için terazi konmayacak. Çünkü bunlar Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden kimselerdir. Allah’ın kendilerine yol göstermek üzere gönderdiği kitabının âyetlerini inkâr etmişler, Allah’ın âyetlerini örtmüşler, âyetleri gündemlerinden düşürmüşler, âyetlerden habersiz bir hayat yaşamışlar. Ve de O’na kavuşacakları günü hesaplarına katmadan yaşamışlar. Yaşadıkları bu hayatın sonunda kendilerinden hesap sorulmayacak zannederek yaşamışlar. Onun için tüm amelleri boşa gitmiştir kâfirlerin.



    Rabbimiz buyurur ki biz onlar içim kıyâmet günü herhangi bir tartı da tutmayacağız. Onların amelleri asla değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır. Amellerinin hiçbir değeri olmayacaktır yâni. Ne ya-parlarsa yapsınlar, isterse büyük büyük ameller işlesinler. Fabrikalar, yollar, köprüler kursunlar. Açları doyurup çıplakları giydirsinler. Değil mi ki tüm bu amellerinin yaptırıcısı Allah değil, hepsi boştur bunların.



    Ya da onlar tüm çabalarını, tüm plan ve programlarını dünya adına harcamış kimselerdir. Yâni bunlar dünyayı kıble edinmiş, tüm plan ve programlarını dünyayı kazanmak adına yapmışlar. Dünyalık elde etmek üzere, dünyada zengin ve başarılı olmak üzere yapmış insanlardır. Onun içindir ki yaptıklarının hiç birisi âhirete intikal etmeyecektir. Hiçbir amellerinin karşılığını görmeyeceklerdir.



    Evet sadece mü’minler için konulacak bir terazi, bir mîzan. Kur’an ve sünnette ortaya konduğuna göre öyle bir terazi düşüneceğiz ki bu terazide kul kendisi tartılacak, sözleri, amelleri, düşünceleri, kelimeleri, eceli, rızkı her şeyi tartılacak. Hem ameli, hem imanı, hem düşünceyi, hem kişiyi o ameli işlemeye sevk eden niyeti, yâni adamın ciğerini, bağırsaklarını bile tartabilecek bir terazi konulacak yarın.



    Evet Kur’an ve Sünnette ortaya konduğuna göre öyle bir terazi düşüneceğiz ki bu terazide kul kendisi tartılacak, sözleri, ameli, düşünceleri, kelimeleri, eceli, rızkı her şeyi tartılacak. Tabi biz hep iki kefeli bir terazi düşünüyoruz. Onun içindir ki tamam bu terazinin bir kefesine bizim amellerimiz konacaktır anladık da acaba bu terazinin öbür kefede ne olacak? diyoruz. Ama şimdi elektronik teraziler çıktı. Ve artık iki kefeye gerek olmadığını tek kefeli bir terazinin de olabileceğini gördük. Bir de şöyle düşünüyoruz. Tamam maddi şeylerin tar-tılabileceğini anlıyoruz da acaba madde olmayan amel, cisim olmayan düşünce, niyet nasıl tartılacak? Acaba bir söz, bir hareket nasıl ölçülecek? Bunu nasıl anlayacağız?



    Hani yaşadığımız şu dünyada biz de tartarız değil mi? Bir şahsı, bir düşünceyi, bir hareketi bir tavrı biz de ölçüp tartarız. Meselâ hasan deriz şöyle bir tartıveririz ve yok ya onda hayır yoktur deyiveririz. Bir kooperatifte birine bir görev verilecekse hemen kendisine verilecek o göreve göre şöyle bir ölçüp tartarız onu ve deriz ki tamam bu işin ehli odur deriz, ya da olmaz bu iş onun işi değildir deriz. İşte Rabbimizin yarın koyacağı terazi, mizan hem ameli, hem imanı, hem düşünceyi, hem ameli, hem kişiyi o ameli işlemeye sevk eden niyeti, yani adamın ciğerini, bağırsaklarını bile tartabilecek bir terazi. Bizce malum olmayan hakikatler misallerle anlatılır. Meselâ Rabbimiz bizim görmediğimiz, duyularımızla idrak edemediğimiz gaybî bir konu olan cenneti anlatırken ırmaklar, Huriler, Ğılmanlar, elmalar, incirler, üzümler, atlas elbiseler, inciler, zebercetler vs ile anlatır.



    Kâfirler için böyle asla bir mizanın konulmayacağını onların amellerinin kaale bile alınmayacağını anlatan Allah’ın Resûlü Abdullah İbni Mes’ud efendimizin incecik bacaklarına gülüşen kimselere şöyle buyuruyordu:



    “Onun bacakları incedir diye gülmeyin, Allah’a yemin ederim ki o bacaklar mizanda Uhut dağından daha ağır geleceklerdir.”



    Hiçbir nefis, hiçbir kimse hiçbir şekilde zulme uğratılmayacaktır. Allah öyle güzel hükmedicidir ki hükmünde kullarına zerre kadar zulmetmez. Hükmünde, kararında asla adâletsizliğe, zulme düşmez Rabbimiz. Gerek dünyada kendisine kendisinin istediği gibi kulluk yapmış, müslümanca bir hayat yaşamış müminlere, gerekse emirlerine, yasalarına isyan içinde bir hayat yaşamış olan kâfirlere adâletle bir hüküm verecek, adâletle karşılık verecek Rabbimiz. İnsanlar yarın bir kıl kadar, bir iplik kadar bile zulme uğramayacaklardır. Allah adına yaptıklarının, yaşadıkları hayatın karşılığını mutlaka göreceklerdir. Bir tek nefesleri, bir damla terleri bile zâyi olmayacaktır. Herkes dünyada ne yapmışsa, ne tür ameller işlemişse onunla karşı karşıya kalacak. Çünkü bu amelleri kendileri işlemiştir. Kendi amellerinin karşılığıdır bunlar.



    Değilse yapmadıkları, işlemedikleri suçlardan ötürü Allah hiç kimseyi cezalandırarak zulmetmez. Ya da başkalarının günahlarını yanlışlıkla bir adamın defterine yazarak, işlemediği günahlardan ötürü ona zulmetmez. Veya yaptıklarının bir kısmını zâyi etmek sûretiyle Allah kimseye zulmetmez. Hayır hayır, Allah hiçbir haksızlık yapmaz, bunlar bu adamın bizzat dünyadayken kendi elleriyle işlediği amellerin değerlendirilmesidir. Allah âdil bir Melik olarak, âdil bir hükümdar olarak hükmünü verecektir. Tabi sadece o gün değil, bugün de adildir Rabbimiz.



    Yâni Rabbimiz o gün kullarının amellerini değerlendirirken ne kadar adilse, bugün O’nun Kitabına göre, mîzanına göre, hayat programına göre hüküm vermek de o kadar adâlettir. Ve bu Kitabın, bu Mîzanın dışında da başka bir adâlet, başka bir doğru hüküm, başka bir doğru Mîzan da yoktur.

    Evet hardal tanesi kadar bir amel bile olsa biz onu getirip teraziye koyacağız, onu değerlendirmeye tabi tutacağız diyor Rabbimiz. Zerre kadar, hardal tanesi kadar bir amel de olsa onu terazide söz konusu ederiz diyor. İster iyi bir amel olsun, isterse kötü bir amel olsun. Öyleyse Allah adına yaptıklarımızı, yapacaklarımızı asla küçük görmeyelim. Bunlar küçük, bunlar değersiz demeyelim. Büyük küçük fark etmez Allah adına verelim. Allah’ın rızasını kazanmak ve yarın defterimizde yazılı bulmak, teraziye konmak için en küçük amelleri bile ihmal etmeyelim. Yarım hurmayla da olsa, güzel bir çift sözle de olsa kendimizi cehennemden kurtarmaya çalışalım. İyilikler konusunda böyle olduğu gibi günahlar konusunda da, kötülükler konusunda da aynı hassasiyeti gösterip, küçük görülen günahlardan da sakınmasını bilmek zorundayız.



    Hesap görücü olarak Allah yeter. Belki şu anda yaşadığınız hayatta kendi kendinize bir düzen dolap içine girerek, yaptığınız haksızlıklar konusunda kılıflar hazırlayarak, tüm çevreyi atlatmayı becermiş olabilirsiniz, ama unutmayın ki Allah sizi görmektedir. Allah tüm yaptıklarınıza şâhittir ve hesap görücü olarak yetmektedir. İşte tüm hayatımızda, tüm yapıp ettiklerimizde Allah bu hesap görücülüğü ile toplumu murakabesi altına alıyor. Yaşadığımız bu dünyada sürekli kendisinin gözetimi ve kontrolü altında bir hayat yaşadığımızı unutmamamızı, bunu çok iyi anlamamızı, yaptıklarımızın tümünü kendisine lâyık bir şekilde muhsinler olarak yapmamızı istiyor Rabbimiz.



    Öyleyse gelin ey insanlar, Allah kontrolünde olduğumuzu unutmadan yaşayalım. Bunlar bunlar küçüktür, bunlar bunlar değersizdir diye Rabbimizin istemediği kötülükleri işlemeye kendi kendimize cevazlar bularak cesaret etmeyelim, cüret etmeyelim. Küçük görerek güzel amelleri de işlemekten uzak durmayalım. Bir gün bu küçük gördüğümüz iyiliklerin bizi cennete götüreceğini, bu basit gördüğümüz kötülüklerin de bizi baş aşağı cehenneme yuvarlayacağını unut-mayalım. Haydin öyleyse hesabımızı buna göre güzel yapalım. Hesabımızı güzel görecek Allah huzuruna çıkmazdan önce, fırsat eldeyken O’nun hesap ölçülerine göre, O’nun kitabının mîzanına göre bir hayat yaşamanın, bir hesap ödemenin sıkıntısını bugünden yaşayalım. Tüm hayatımızı, tüm amellerimizi Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünneti belirlesin. Kitap ve sünnet desin biz öyle yapalım da öte âlemde hesabımız güzel çıksın inşallah.


  19. 05.Temmuz.2014, 03:15
    10
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Elhamdulillah bak Arkadaş ne güzel eklemiş bunları oku yeter sana.


  20. 05.Temmuz.2014, 03:15
    10
    Elhamdulillah bak Arkadaş ne güzel eklemiş bunları oku yeter sana.


  21. 05.Temmuz.2014, 03:26
    11
    cavraşım
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ağustos.2012
    Üye No: 97639
    Mesaj Sayısı: 626
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Enbiyâ Suresi 47. Ayetin tefsiri nedir

    Allah razı olsun hepinizden

    amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok,sanki haşa Kuranda çelişen ayetler varda, bunu da kimse görmedi ben görmüşüm gibi görünüyor olabilirm

    sorduğum sorulardan dolayı

    daha çok okuyup anlamaya çalışcağız...


  22. 05.Temmuz.2014, 03:26
    11
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun hepinizden

    amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok,sanki haşa Kuranda çelişen ayetler varda, bunu da kimse görmedi ben görmüşüm gibi görünüyor olabilirm

    sorduğum sorulardan dolayı

    daha çok okuyup anlamaya çalışcağız...





+ Yorum Gönder