Konusunu Oylayın.: Fatiha Suresini ve diğer Sureleri ve Ayetleri nasıl anlamalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Fatiha Suresini ve diğer Sureleri ve Ayetleri nasıl anlamalıyız?
  1. 02.Haziran.2014, 18:52
    1
    selam
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2014
    Üye No: 103389
    Mesaj Sayısı: 77
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Fatiha Suresini ve diğer Sureleri ve Ayetleri nasıl anlamalıyız?






    Fatiha Suresini ve diğer Sureleri ve Ayetleri nasıl anlamalıyız? Mumsema Misal olarak Fatiha Suresinde biz Allah (c.c) dua ediyoruz, sükür ediyoruz. Kuran-i Kerim Allah kelami biz ozaman mesela "Sadece sana kulluk ederiz" Bölümünü mesela nasil anlamaliyiz?


  2. 02.Haziran.2014, 18:52
    1
    selam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



  3. 02.Haziran.2014, 20:30
    2
    selam
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Nisan.2014
    Üye No: 103389
    Mesaj Sayısı: 77
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Fatiha Suresini ve diger Sureleri ve Ayetleri nasil anlamaliyiz?




    Sorularim neden cevaplanmiyor?


  4. 02.Haziran.2014, 20:30
    2
    selam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Sorularim neden cevaplanmiyor?


  5. 04.Haziran.2014, 18:23
    3
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Fatiha Suresini ve diger Sureleri ve Ayetleri nasil anlamaliyiz?

    Soruna cevap yazarsan, soru cevaplanmış gözükür ve kimse cevaplamaz.
    Sabırla beklemelisiniz.
    Soru sorduktan 2 saat sonra cevap bekliyorsun bu her zaman mümkün değil.
    __________________________________________________ ___________


    5: “Ancak sana kulluk eder ve ancak yardımı sen­den dileriz.”

    Besmeleden buraya kadar kendisi ve sıfatlan, kullan ve kâinat ile kesinti­siz ilişkisi, dünya hayatının sonu ve hesap günü hakkında Önemli açıklamalar ya­pan Allah Teâlâ, bunları iman içinde dinleyip anlayan ve şuuruna yerleştiren kul­larında hâsıl olacak duygu ve düşünceye, davranış biçimine tercüman olarak "An­cak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" buyuruyor. Şu halde yuka­rıda sıralanan eşsiz ve benzersiz sıfatlar Allah'a mahsus olduğuna göre ibadetin ve yardım dilemenin O'na özgü kılınması da -kul açısından- tabii hale gelmektedir.
    İbadet "kulluk ve tapınma" olarak anlaşılmıştır. Bu kavramın içinde kâmil mânada "sevgi, korku ve boyun eğme" vardır; bu üç tavır ve duygunun birlikteli­ği ibadetin temelini oluşturur. İnsanların yaratılış gayesi ibadettir; ancak onlar bu­na mecbur tutulmamışlardır; yani terim anlamıyla ibadet, iradeye bağlı olmayan hareketler ve oluşlar gibi hâsıl olmamakta; ilâhî emri kul, -dünya hayatında bir im­tihan olarak- serbest iradesiyle yerine getirmekte veya ihmal etmektedir. Dünya­nın bütün nimetleri ve imkânları insanın, insanca (yalnız Allah'a kulluk ederek) yaşaması için verilmiş araçlardır. Bunları amaçlarına uygun olarak kullanmayan­lar nimetin kıymetini bilmemiş ve israfa sapmış olurlar. İnsanın sınırlı gücü ve ira­desi her zaman maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya ve kendisinden bekle­nenleri yerine getirmesine yeterli olmamaktadır. Bu sebeple insanlar hem diğer in­sanlardan hem de insan üstü güçlerden yardım istemeye ve almaya kendilerini mecbur hissetmişlerdir. Fakat onların bu iki kaynaktan yardım istemek ve almak için tuttukları yollar, benimsedikleri sistem ve usuller, ilâhî irşada kulak aşmadık­tan zamanlarda şirke ve bedbahtlığa düşmelerine sebep olmuş; dolayısıyla birçok bâtıl din, işe yaramaz sistem ortaya çıkmıştır. Bu âyet, İbadet ederken ve yardım isterken yöneleceğimiz doğru adresi bize göstermekte ve tevhidi (bir Allah'a iba­deti, sığınmayı ve yönelmeyi) getirmektedir.
    Âyette "ederim, dilerim" yerine "ederiz, dileriz" şeklinin seçilmiş olması tev-hid ehli müminlerin bir bütün teşkil ettiklerini, bu sebeple "Sen ben değil, biz va-nz" ilkesi doğrultusunda hareket etmelerini, fert-toplum arasındaki dengeyi koru­malarını işaretlemektedir. Burada "biz"i oluşturan bağ imandır, bir Allah'a kulluk­tur; "Allah'ın kullan! Kardeş olun" mealindeki hadis de bu mânaya açıklık getirmektedir. Müminler kardeşçe yardunladırlar, fakat kimin elinden gelirse gelsin gerçekte her nimetin Allah'tan gel­diğini, O dilemedikçe kimsenin bir şey veremeyeceğini bilirler.



  6. 04.Haziran.2014, 18:23
    3
    mum
    Administrator
    Soruna cevap yazarsan, soru cevaplanmış gözükür ve kimse cevaplamaz.
    Sabırla beklemelisiniz.
    Soru sorduktan 2 saat sonra cevap bekliyorsun bu her zaman mümkün değil.
    __________________________________________________ ___________


    5: “Ancak sana kulluk eder ve ancak yardımı sen­den dileriz.”

    Besmeleden buraya kadar kendisi ve sıfatlan, kullan ve kâinat ile kesinti­siz ilişkisi, dünya hayatının sonu ve hesap günü hakkında Önemli açıklamalar ya­pan Allah Teâlâ, bunları iman içinde dinleyip anlayan ve şuuruna yerleştiren kul­larında hâsıl olacak duygu ve düşünceye, davranış biçimine tercüman olarak "An­cak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" buyuruyor. Şu halde yuka­rıda sıralanan eşsiz ve benzersiz sıfatlar Allah'a mahsus olduğuna göre ibadetin ve yardım dilemenin O'na özgü kılınması da -kul açısından- tabii hale gelmektedir.
    İbadet "kulluk ve tapınma" olarak anlaşılmıştır. Bu kavramın içinde kâmil mânada "sevgi, korku ve boyun eğme" vardır; bu üç tavır ve duygunun birlikteli­ği ibadetin temelini oluşturur. İnsanların yaratılış gayesi ibadettir; ancak onlar bu­na mecbur tutulmamışlardır; yani terim anlamıyla ibadet, iradeye bağlı olmayan hareketler ve oluşlar gibi hâsıl olmamakta; ilâhî emri kul, -dünya hayatında bir im­tihan olarak- serbest iradesiyle yerine getirmekte veya ihmal etmektedir. Dünya­nın bütün nimetleri ve imkânları insanın, insanca (yalnız Allah'a kulluk ederek) yaşaması için verilmiş araçlardır. Bunları amaçlarına uygun olarak kullanmayan­lar nimetin kıymetini bilmemiş ve israfa sapmış olurlar. İnsanın sınırlı gücü ve ira­desi her zaman maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya ve kendisinden bekle­nenleri yerine getirmesine yeterli olmamaktadır. Bu sebeple insanlar hem diğer in­sanlardan hem de insan üstü güçlerden yardım istemeye ve almaya kendilerini mecbur hissetmişlerdir. Fakat onların bu iki kaynaktan yardım istemek ve almak için tuttukları yollar, benimsedikleri sistem ve usuller, ilâhî irşada kulak aşmadık­tan zamanlarda şirke ve bedbahtlığa düşmelerine sebep olmuş; dolayısıyla birçok bâtıl din, işe yaramaz sistem ortaya çıkmıştır. Bu âyet, İbadet ederken ve yardım isterken yöneleceğimiz doğru adresi bize göstermekte ve tevhidi (bir Allah'a iba­deti, sığınmayı ve yönelmeyi) getirmektedir.
    Âyette "ederim, dilerim" yerine "ederiz, dileriz" şeklinin seçilmiş olması tev-hid ehli müminlerin bir bütün teşkil ettiklerini, bu sebeple "Sen ben değil, biz va-nz" ilkesi doğrultusunda hareket etmelerini, fert-toplum arasındaki dengeyi koru­malarını işaretlemektedir. Burada "biz"i oluşturan bağ imandır, bir Allah'a kulluk­tur; "Allah'ın kullan! Kardeş olun" mealindeki hadis de bu mânaya açıklık getirmektedir. Müminler kardeşçe yardunladırlar, fakat kimin elinden gelirse gelsin gerçekte her nimetin Allah'tan gel­diğini, O dilemedikçe kimsenin bir şey veremeyeceğini bilirler.






+ Yorum Gönder