Konusunu Oylayın.: Kur'an'ı Kerimde temizlik ile ilgili soru

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an'ı Kerimde temizlik ile ilgili soru
  1. 28.Mart.2014, 17:36
    1
    sstrn
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Temmuz.2012
    Üye No: 97156
    Mesaj Sayısı: 527
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Kur'an'ı Kerimde temizlik ile ilgili soru






    Kur'an'ı Kerimde temizlik ile ilgili soru Mumsema Selamun Aleykum,

    Alıntı
    (Resûlüm) onun içinde[7] hiç namaz kılma! Daha ilk günden takvâ üzerine (Allah’ın emrine ve rızasına uygun) kurulan mescidin (Kuba mescidi) içinde namaz kılman daha uygundur. (O mescidin) içinde tertemiz olmayı arzu eden adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.
    Tevbe/108

    Alıntı
    (Resûlüm!) Sana, bir de kadınların âdet hali hakkında sorarlar. De ki: “o bir rahatsızlıktır. Bu yüzden aybaşı halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara (cinsel ilişki için) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın (birleşin). Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever
    Bakara/222

    Yukarıda ki ayetlerde ''temizlenenleri sever'' kısmını nasıl anlamalıyız ?


  2. 28.Mart.2014, 17:36
    1
    Devamlı Üye



    Selamun Aleykum,

    Alıntı
    (Resûlüm) onun içinde[7] hiç namaz kılma! Daha ilk günden takvâ üzerine (Allah’ın emrine ve rızasına uygun) kurulan mescidin (Kuba mescidi) içinde namaz kılman daha uygundur. (O mescidin) içinde tertemiz olmayı arzu eden adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.
    Tevbe/108

    Alıntı
    (Resûlüm!) Sana, bir de kadınların âdet hali hakkında sorarlar. De ki: “o bir rahatsızlıktır. Bu yüzden aybaşı halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara (cinsel ilişki için) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın (birleşin). Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever
    Bakara/222

    Yukarıda ki ayetlerde ''temizlenenleri sever'' kısmını nasıl anlamalıyız ?


    Benzer Konular

    - İlmihal (Temizlik, Namaz, Oruç, Hac ve Zekat), Kuran, Siyer ve Genel kültür Test soru ve cevapları

    - İslamda temizlik (istibra) ve tevbe (manevi temizlik) ile ilgili sorular

    - Kuran'la ilgili çok önemli bir soru (Soru başlığa sığmazdı onun için...)

    - Temizlik ile ilgili soru

    - Kur'an-ı Kerimde Temizlik Ile ilgili Süre ve Ayetler

  3. 28.Mart.2014, 22:36
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Kur'an'ı Kerimde temizlik ile ilgili soru




    Tevbe süresi 108. ayet

    Ayetin tefsiri ve nüzul sebebi okunmadan, ayette neler kastedildiği anlaşılmaz.


    Dırar Mescidi (Münafıkların Mescidi) Ve Takva Mescidi (Küba Mescidi)


    107- Zarar vermek, inkâr etmek, mümin*lerin arasını açmak için ve daha önce Allah'a ve Peygamberine karşı savaşan*lara gözetleme yeri hazırlamak için bir mescit yapanlar "İyilikten başka bir ni*yetimiz yoktu" diye yemin ederler. Allah şahittir ki onlar yalancıdırlar.

    108- Orada asla namaza durma. Şüphe*siz ki, ilk gününden itibaren takva üze*rine kurulan mescitte namaza durman daha uygundur. O, mescitte (maddî-ma-nevî kirlerden) temizlenmeyi sevenler vardır. Allah da temizlenenleri sever.

    109- Binasının temelini Allah korkusu ve O'nun rızasını kazanma esası üzeri*ne kuran mı, yoksa binasını bir uçuru*mun kenarına kurup da onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi daha hayırlıdır? Allah zalimler toplulu*ğunu doğru yola iletmez.

    110- Yürekleri paramparça oluncaya (ölünceye) kadar, yaptıkları o bina da*ima kalplerinde bir şüphe kaynağı ola*rak kalacaktır. Allah her şeyi çok iyi bi*lendir, tam bir hüküm ve hikmet sahibi*dir.




    Kelime ve İbareler:


    "Orada maddî ve manevî kirlerden temizlenmeyi seven kişiler vardır." Bun*lar ise Ensar'dır.

    "Allah da çok temizlenenleri sever." Yani onları mükâfatlandırır. [303]



    Nüzul Sebebi


    Müfessirler diyorlar ki: Evs kabilesi'nden olan Amr b. Avf oğulları namazlan Küba Mescidi'nde kılıyorlardı.[304]

    Rasulullah (s.a)'a haber gönderip davet ettiler. Rasulullah (s.a.) gelip ora*da namaz kıldı. Hazree kabilesinden olan komşuları Gunm b. Avf oğulları bun*lara haset ettiler ve "Biz de bir mescit yapalım, Rasulullah (s.a.)'ı da davet ede*lim, kardeşlerimizin mescidinde kıldığı gibi bizim de mescidimizde namaz kıl*sın; ayrıca Ebu Amir er-Rahib de Şam'dan gelince burada namaz kılsın" dedi*ler.

    Bunlar, Peygamberimiz (s.a.) Tebuk Gazvesi için hazırlık yaparken geldi*ler. "Ya Rasulallah! İhtiyaç sahipleri, hastalar ve yağmurlu gecelerde korun*mak için bir mescit inşa ettik. Bizim mescidimize gelip namaz kılmanı ve bere*ketle dua etmeni arzu ediyoruz" dediler.

    Peygamberimiz (s.a.) de, "Ben şu anda sefer hazırlığı içindeyim, meşgu*lüm. Dönünce size gelir ve mescidinizde namaz kılarız" dedi.

    Efendimiz (s.a.) Tebuk'ten dönünce Gunm b. Avf oğulları mescidin inşasını bitirmişler, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri burada namaz da kılmışlardı. Peygamberimiz (s.a.) oraya gitmek için gömleğini değiştirmek istedi. O sırada bu "Dırar Mescidi" hakkında ayetler indi.

    Bu ekip süratle hareket etti. Malik b. Duhşum evinden bir çıra almıştı Mescidi derhal yakıp yıktılar. Mescidi inşa eden münafıklar 12 kişiydiler.

    Ebu Amir er-Rahib ise Hazree kabilesinden olup Hristiyanlığı kabul et*mişti. Ehl-i kitap arasında önemli bir yeri vardı. Peygamberimiz (s.a.) Medi*ne'ye hicret edince, müslümanlar onun etrafında toplandılar. İslâm'ın adı yük*selince Mekke'ye kaçtı. Uhud Savaşı'nda müşrikleri müslümanlara karşı kış*kırttı. Savaş bitince Rum İmparatoru Herakl'den yardım istedi. O da bu yardı*mı vaad edip onu kabul etti.

    Ebu Amir arkadaşlarından bir grup münafığa mektup yazarak Muham-med'i mağlup edecek bir ordu ile onunla savaşmaya geleceğini bildirdi. Arka*daşlarına, getireceği kimselerin barınacağı bir merkez ve Medine'ye geldiği za*man kullanacağı bir gözetleme yeri yapmalarını emretmişti.

    Özetle: Bu mescidi münafıklardan 12 kişi Ebu Âmir er-Rahib'le danışarak inşa ettiler. Amr b. Avf oğullarının amcaoğulları da, Amr b. Avf oğullarının Kü*ba Mescidi'ni kurmalarına haset ettiklerinden ve onlara nispet olsun diye, aynı zamanda Ebu Amir er-Rahib gelince kullanacağı bir merkez olması ve orada namaz kıldırması için, bu mescidi bina etmek arzusunu hemen gerçekleştirdi*ler.

    "O mescitte (Küba Mescidi'nde) maddl-manevî kirlerden temizlenmeyi se*ven kişiler vardır." (Tevbe, 9/108) ayetinin nüzul sebebi ile ilgili Tirmizî'nin Ebu Hureyre'den naklettiğine göre bu ayet, Küba halkı hakkında su ile istinca yap*tıkları için nazil olmuştu.

    İbni Cerîr'in Atâ'dan naklettiğine göre Küba halkından bir grup su ile is*tinca yapmayı icat ettiler. Bunun üzerine onlar hakkında "O mescitte (maddî-manevî kirlerden) temizlenmeyi seven kişiler vardır" ayeti nazil oldu.

    İbni Abbas der ki: "O mescitte (maddl-manevî kirlerden) temizlenmeyi se*ven kişiler vardır" ayeti inince Rasulullah (s.a.) Uveym b. Sâide'ye haber gön*dererek "Allah'ın sizi bu şekilde övmesinin sebebi olan temizlik nedir?" diye sordu. Onlar da, "Ya Rasulallah! Kadın ve erkek hiçbirimiz su ile taharet yap*madan heladan çıkmayız" dediler. Efendimiz (s.a.), "O halde bu ayetin sebebi budur" dedi.

    Bir rivayette denildi ki: Bu ayet inince Rasulullah (s.a.) ile beraber Muha*cirler yürüyerek Küba Mescidi'ne geldiler. Küba'da Ensar'ı otururken buldular. Efendimiz (s.a.) onlara:

    "Siz mümin misiniz?" diye sordu. Onlar sustular. Tekrar sorunca Hz. Ömer (r.a.) atıldı:

    "Gerçekten mümindirler, ben de onlarla beraberim" dedi.

    Peygamberimiz (s.a.) "Siz kaza ve kadere razı olur musunuz?" diye sordu.

    "Evet" dediler. Efendimiz (s.a.):

    "Başınıza gelen belâlara sabreder misiniz?" dedi.

    "Evet" dediler. Efendimiz (s.a.):

    "Rahat ve refah zamanınızda şükreder misiniz?" dedi.

    "Evet" dediler. Efendimiz (s.a.):

    "Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, siz müminsiniz" dedi ve aralarına otur*du. Sonra şöyle hitap etti:

    "Ey Ensar topluluğu! Allah (c.c.) size senada bulundu. Abdest alırken ve abdest bozarken ne şekilde hareket ediyorsunuz?" Onlar şöyle karşılık verdiler:

    "Ya Rasulallah! Büyük abdestten sonra temizlenmek için üç taş kullanır, sonra da su kullarınız." Bunun üzerine "Orada (maddî-manevî kirlerden) te*mizlenmeyi seven kişiler vardır" mealindeki ayeti okudu. [305]



    Ayetler Arası İlişki


    Allah Tealâ münafıkların özelliklerini ve nifakta kullandıkları çeşitli metotları zikrettikten sonra şöyle buyurdu: "Zarar vermek... için mescit yapanlar..." [306]



    Açıklaması


    Münafıklardan bir kısmı da Küba Mescidi civarında Dırar Mescidi inşa et*tiler. Bunlar Evs ve Hazrec Kabilesi'nden 12 kişiydiler. Bu mescidi yapmaları*nın dört sebebi vardı:

    1- Peygamberimiz (s.a.)'in Medine'ye varır varmaz bina ettiği Küba Mesci-di'nde müslümanlara zarar vermek.

    2- Peygamberimiz (s.a.)'i ve getirdiği Kitabı inkâr etmek, O'na ve İslâm'a dil uzatmak. Bu mescidi müslümanlar aleyhine hile ve desise için karargâh olarak kullanmak.

    Bu Dırar Mescidi fitne merkezi, nifak ocağı, münafıkların namazı cemaat*le eda etmekten kaçıp sığındıkları yuvaları olmuştu. Bu ise küfürdü. Çünkü imana aykırı inanç ve amele küfür ismi veriliyordu.

    3- Tek mescitte Rasulullah (s.a.)'ın arkasında namaz kılan müminlerin arasını açmak. Çünkü müminlerin bir kısmı orada namazı kılınca tefrika çıka*cak, ülfet bozulacak, birlik dağılacaktı. Bunun için asıl olan müslümanların tek mescitte namaz kılmaları idi. Mescitlerin ihtiyaç olmaksızın çoğaltılması dinin hedef ve gayelerine aykırı idi.

    4- Burasının gözetim ve kontrol merkezi olarak kullanılması, Allah ve Ra-sulüyle savaşan kişilerin oraya gelmelerini ve karargâh haline getirmelerini beklemeleri; burayı inşa eden münafıkların savaşa hazırlandıkları ve müslümanlan gözetmek için kullandıkları bir yer olması.

    Allah ve Rasulü'ne savaş açan kimseden maksat, -Nüzul Sebebi'nde belir*tildiği gibi- Hazrec Kabilesinden Ebu Amir er-Rahib idi. Bu Meleklerin yıkadı*ğı Hanzala'nın babası idi. Rasulullah (s.a.) ona "fasık" ismini vermişti. Cahili-yette Hristiyan olmuş, rahiplik yapmış, ilim tahsil etmişti. Rasulullah (s.a.) or*taya çıkınca O'na düşman olmuştu. Çünkü reislik elinden gitmişti, Uhud günü Peygamberimiz (s.a.)'e "Seninle çarpışcak bir kavim bulsam, ben de onlarla bir*likte seninle çarpışırım" demişti.

    Huneyn Savaşı'na kadar Peygamberimiz (s.a.)'le hep karşı tarafta çarpıştı. Hevazin'le birlikte yenilgiye uğrayınca Şam'a kaçtı. Kayser'den Rasulullah (s.a.) ile savaşacak askerler isteyip getirecekti. Suriye'nin kuzeyinde Kınnes-rîn'de yalnız başına öldü. Bir rivayete göre ise Hendek Savaşı'nda düşman or*dularını toparlıyordu. Düşman yenilgiye uğrayınca Şam'a kaçtı.

    Bu rivayetlere göre Ebu Âmir'in Herakl'e gidişi ya Uhud, ya Huneyn, veya Hendek Savaşı'ndan sonra olmuştur.

    O münafıklar yemin edecekler ve diyecekler ki: Biz bu mescidi yapmakla sadece iyilik yapmak istedik. Niyetimiz müslünıanlara şefkatle yaklaşmak, güçsüz ve zayıfların rahatlarını sağlamak, hatta yağmurlu günlerde cemaatle namazda bulunmalarını temin etmekti. Diğer müslümanlara kanarak Rasulul*lah (s.a.) onları tasdik edecek ve o mescitte namaz kılacaktır, ama Allah Tealâ gayet iyi biliyor ki onlar bu yeminlerinde ve iddialarında yalancıdırlar, amelle*rinde ikiyüzlüdürler.

    Allah, Rasulüne bu durumu bildirdi. "Allah şahittir ki..." ayetinin manası, Allah onların kalplerindeki fesatlığı ve yemin ettikleri konuda yalancı oldukla*rını da gayet iyi bilir, demektir.

    Onların bu mescidi zarar vermek ve kötülük etmek için inşa etmeleri se*bebiyle Allah, Cebrail'e vahyedip Rasulü'nün orada namaz kılmasını yasakladı. Ümmet de bu konuda ona tabidir. "Orada namaza durma!" Yani orada namaz kılma. Bazan namaz "kıyam" kelimesiyle ifade edilebilir. Meselâ, "Falan geceyi kıyamla geçiriyor" denir. Buharî'deki sahih hadis böyledir: "Kim Ramazan'da inanarak ve sevabını yalnız Allah'tan umarak kıyamla geçirirse geçmiş günah*ları bağışlanır."

    Gelecek zamanın tamamını içine almak üzere "ebediyyen" manasında kul*lanılan "ebedî" kelimesinin nehiy cümlesinde yer alınca genellik ifade ederek "sakın, kesinlikle, asla" manasında kullanıldığı görülmektedir.

    Cenab-ı Hak bundan sonra iki sebeple Rasulünü Küba Mescidi'nde namaz kılmaya teşvik etmiştir:

    Birincisi: Bu mescit takva üzerine bina edilmiştir. Binası, ilk gününden itibaren takva yani Allah'a ve Rasulü'ne itaat esası üzerine, müminlerin birli*ğini temin ve müslümanlara bir merkez ve karargâh olması için kurulmuştu.

    "Takva esası üzerine kurulmuş mescit..." yani Allah korkusu, ihlâsla ibadet etmek, müminleri Allah Rasulünün sevgisi üzerine toplamak ve İslâm birliği uğruna çalışmak için bir merkez olmak üzere kurulmuş mescit, içinde namaz kılmak için, diğer yerlerden daha uygun ve daha evlâdır ey Rasulüm!

    Burada zikredilen mescit -Sahih-i Buharı'de belirtildiği, ayetlerin ve bu konudaki olayların gösterdiği gibi- Küba Mescidi'dir. Bunun içindir ki sahih bir hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.), "Küba Mescidi'ndeki namaz bir umre gibidir" buyurmuşlardır.

    Ancak İmam Ahmed, Müslim ve Nesai'nin rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.)'e bu ayette geçen mescidin hangi mescit olduğu sorulmuş o da "Medi*ne'deki mescit" şeklinde cevap vermiştir. Ayette her iki mescidin de murad edil*miş olmasına hiçbir engel yoktur. Çünkü her iki mescit de inşasına başlanıldığı ilk günden itibaren hayırlara mekân olmuştur.

    İkincisi: Bu mescitte hem (günah ve masiyetlerden arınma anlamında) manevî temizliği hem de (elbise temizliği, abdest ve gusülle beden temizliği, is-tincada taş kullanıldıktan sonra su ile taharet alınması manasında) maddî te*mizliği seven kişiler vardır. Bu ikinci çeşit temizlik müfessirlerin çoğunluğu*nun görüşüdür. Evlâ olan her iki çeşit temizliğin murad edilmiş olmasıdır.

    Allah çok temizlenenleri yani ruhî, manevî, cesedî ve bedenî temizliğe çok önem verenleri sever. Bunlar insanlar arasındaki kâmil şahsiyetlerdir.

    Beyzavî der ki: Orada Allah rızasını kazanmak için günahlardan ve kötü hasletlerden temizlenmeyi isteyenler vardır. Allah çok temizlenenleri sever, ya*ni onlardan razı olur. Aşığın sevgilisine yakınlık duyması gibi onları kendisine yaklaştırır.

    Keşşafta Zemahşeri şöyle demektedir: Onların çok temizlenmeyi sevmele*rinin işareti, temizliğe önem vermeleri ve buna bir şeyi çokça sevenin gösterdi*ği riayeti göstermeleridir. Allah Tealâ'nın onları sevmesi ise onlardan razı ol*ması, onlara aşığın sevgilisine gösterdiği gibi lütuf ve ihsanda bulunmasıdır.[307]

    "Allah'ın kullarını sevmesi"nin manası ise Onun razı olması, müminleri kabul eylemesi ve kendisine yakın kılmasıdır. Çünkü Allah sıfatlarımıza ben*zemekten münezzehtir. O'nun sevmesi bizim sevmemizden başkadır. Bu Onun kemaline lâyık bir vasıftır.

    Nitekim Buharî'nin rivayet ettiği hadis-i kudsîde şöyle buyurulmaktadır: "Kulum bana nafilelerle yaklaşır. Nihayet onu severim. Onu sevdiğim zamanda onun işiten kulağı, gören gözü olurum."

    Bu ayette geçen "Allah'ın sevgisi" Allah'ın Peygamberin ehl-i beytini terte*miz kılma hususundaki sevgisine benzemektedir: "Ey Peygamber ailesi!. Şüp*hesiz Allah sizi günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz kılmak ister." (Ah-zab, 33/33).

    Bundan sonra Cenab-ı Hak her iki mescidin inşa edilmesinin hedeflerini karşılaştırdı: Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine -yani dünya ve ahirette faydalı sağlam bir temel üzerine- bina edenle, zarar vermek, inkâr etmek, mü*minlerin arasını açmak ve daha önce Allah ve Peygamberine karşı savaşanlara gözetleme yeri hazırlamak için mescit bina eden birbirine eşit olamaz. Çünkü böyleleri binalarını çökecek bir uçurum kenarına, yani bir vadiye düşmeye ha*zır, zayıf ve yıkılmaya yüz tutmuş bir yere yapmaktadırlar. Eğer çökerse Ce-hennem'in dibine yuvarlanacaktır. Allah fesatçıların yaptıkları işleri düzeltme*yen zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. Onları hak, adalet, istikamet ve doğruluğa; kendilerinin menfaati ve kurtuluşu olan hususlara muvaffak kıl*maz.

    Razî der ki: "Dünyada münafıkların durumuna bu misalden daha uygun bir misal bulamayız."

    Sözün özü şöyledir: İki binadan birini yapanlar bu binayı yaparken Allah korkusu ve rızasını, ikinci binayı yapanlar ise masiyet ve küfrü gözettiler. Bi*rinci bina şerefli ve ayakta kalması gerekli bir bina, ikinci bina ise değersiz, yı*kılması gerekli bir bina oldu.

    "... Onunla birlikte Cehennem ateşine yuvarlandı" ayeti bir rivayette "Bu gerçektir. Burası Cehennem'den bir yerdir" denildi. Diğer bir rivayette ise, "Bu mecazdır, ayetin manası, "Bina Cehennem'e girdi, sanki yıkılıp Cehennem'in içine düştü" demektir.

    Bundan sonra da Cenab-ı Hak münafıkların Dırar Mescidine yerleşmekle meydana gelen tarih boyunca kalacak kötü manaları beyan etmektedir:

    Onların bu binaları ve yıkımı dinde şüphe etmelerine, iki yüzlülüklerinin artmasına sebep olacaktır. Çünkü bu bina nifak ve küfrün tesirlerini müşah*has kılıyordu. Bu durum onların kalplerinde nifakı yerleştirdi. Tıpkı buzağıya tapanlara onun sevgisinin verildiği gibi. Bu şekilde devam edecek; yürekleri paramparça oluncaya, idrak kabiliyeti tamamen kayboluncaya, yani ölünceye kadar öyle devam edecek.

    İnşa etmeleriyle sevindikleri bu bina dindeki şüphelerinin kaynağı, gönül*lerine yerleşen küfür ve nifakın müşahhas bir ifadesidir. Peygamberimiz (s.a.) bu binanın yıkılmasını emrettiği zaman bu onlara çok ağır gelmiş, kızgınlıkları artmış, onun peygamberliği hakkındaki şüpheleri çoğalmıştı. Korkuları bir kat daha büyümüş, kendi durumları hakkında tereddüde düşmüşlerdi: Acaba öldü*rülecekler miydi, yoksa serbest mi bırakılacaklardı? Bu binanın kendisi bizzat şüphe idi, şüphelere de sebep oldu. Şüpheye sebep oluşu binanın tahrip edilme*si ve yıkılmasıyla ortaya çıktı.

    Allah yarattıklarının amellerini gayet iyi bilendir, hayır veya şer onlara karşılık vermekte tam bir hüküm ve hikmet sahibidir. Münafıkların halini açıklamak, gerçeklerin bilinmesi için Onun hikmetindendir. [308]


  4. 28.Mart.2014, 22:36
    2
    mum
    Administrator



    Tevbe süresi 108. ayet

    Ayetin tefsiri ve nüzul sebebi okunmadan, ayette neler kastedildiği anlaşılmaz.


    Dırar Mescidi (Münafıkların Mescidi) Ve Takva Mescidi (Küba Mescidi)


    107- Zarar vermek, inkâr etmek, mümin*lerin arasını açmak için ve daha önce Allah'a ve Peygamberine karşı savaşan*lara gözetleme yeri hazırlamak için bir mescit yapanlar "İyilikten başka bir ni*yetimiz yoktu" diye yemin ederler. Allah şahittir ki onlar yalancıdırlar.

    108- Orada asla namaza durma. Şüphe*siz ki, ilk gününden itibaren takva üze*rine kurulan mescitte namaza durman daha uygundur. O, mescitte (maddî-ma-nevî kirlerden) temizlenmeyi sevenler vardır. Allah da temizlenenleri sever.

    109- Binasının temelini Allah korkusu ve O'nun rızasını kazanma esası üzeri*ne kuran mı, yoksa binasını bir uçuru*mun kenarına kurup da onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi daha hayırlıdır? Allah zalimler toplulu*ğunu doğru yola iletmez.

    110- Yürekleri paramparça oluncaya (ölünceye) kadar, yaptıkları o bina da*ima kalplerinde bir şüphe kaynağı ola*rak kalacaktır. Allah her şeyi çok iyi bi*lendir, tam bir hüküm ve hikmet sahibi*dir.




    Kelime ve İbareler:


    "Orada maddî ve manevî kirlerden temizlenmeyi seven kişiler vardır." Bun*lar ise Ensar'dır.

    "Allah da çok temizlenenleri sever." Yani onları mükâfatlandırır. [303]



    Nüzul Sebebi


    Müfessirler diyorlar ki: Evs kabilesi'nden olan Amr b. Avf oğulları namazlan Küba Mescidi'nde kılıyorlardı.[304]

    Rasulullah (s.a)'a haber gönderip davet ettiler. Rasulullah (s.a.) gelip ora*da namaz kıldı. Hazree kabilesinden olan komşuları Gunm b. Avf oğulları bun*lara haset ettiler ve "Biz de bir mescit yapalım, Rasulullah (s.a.)'ı da davet ede*lim, kardeşlerimizin mescidinde kıldığı gibi bizim de mescidimizde namaz kıl*sın; ayrıca Ebu Amir er-Rahib de Şam'dan gelince burada namaz kılsın" dedi*ler.

    Bunlar, Peygamberimiz (s.a.) Tebuk Gazvesi için hazırlık yaparken geldi*ler. "Ya Rasulallah! İhtiyaç sahipleri, hastalar ve yağmurlu gecelerde korun*mak için bir mescit inşa ettik. Bizim mescidimize gelip namaz kılmanı ve bere*ketle dua etmeni arzu ediyoruz" dediler.

    Peygamberimiz (s.a.) de, "Ben şu anda sefer hazırlığı içindeyim, meşgu*lüm. Dönünce size gelir ve mescidinizde namaz kılarız" dedi.

    Efendimiz (s.a.) Tebuk'ten dönünce Gunm b. Avf oğulları mescidin inşasını bitirmişler, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri burada namaz da kılmışlardı. Peygamberimiz (s.a.) oraya gitmek için gömleğini değiştirmek istedi. O sırada bu "Dırar Mescidi" hakkında ayetler indi.

    Bu ekip süratle hareket etti. Malik b. Duhşum evinden bir çıra almıştı Mescidi derhal yakıp yıktılar. Mescidi inşa eden münafıklar 12 kişiydiler.

    Ebu Amir er-Rahib ise Hazree kabilesinden olup Hristiyanlığı kabul et*mişti. Ehl-i kitap arasında önemli bir yeri vardı. Peygamberimiz (s.a.) Medi*ne'ye hicret edince, müslümanlar onun etrafında toplandılar. İslâm'ın adı yük*selince Mekke'ye kaçtı. Uhud Savaşı'nda müşrikleri müslümanlara karşı kış*kırttı. Savaş bitince Rum İmparatoru Herakl'den yardım istedi. O da bu yardı*mı vaad edip onu kabul etti.

    Ebu Amir arkadaşlarından bir grup münafığa mektup yazarak Muham-med'i mağlup edecek bir ordu ile onunla savaşmaya geleceğini bildirdi. Arka*daşlarına, getireceği kimselerin barınacağı bir merkez ve Medine'ye geldiği za*man kullanacağı bir gözetleme yeri yapmalarını emretmişti.

    Özetle: Bu mescidi münafıklardan 12 kişi Ebu Âmir er-Rahib'le danışarak inşa ettiler. Amr b. Avf oğullarının amcaoğulları da, Amr b. Avf oğullarının Kü*ba Mescidi'ni kurmalarına haset ettiklerinden ve onlara nispet olsun diye, aynı zamanda Ebu Amir er-Rahib gelince kullanacağı bir merkez olması ve orada namaz kıldırması için, bu mescidi bina etmek arzusunu hemen gerçekleştirdi*ler.

    "O mescitte (Küba Mescidi'nde) maddl-manevî kirlerden temizlenmeyi se*ven kişiler vardır." (Tevbe, 9/108) ayetinin nüzul sebebi ile ilgili Tirmizî'nin Ebu Hureyre'den naklettiğine göre bu ayet, Küba halkı hakkında su ile istinca yap*tıkları için nazil olmuştu.

    İbni Cerîr'in Atâ'dan naklettiğine göre Küba halkından bir grup su ile is*tinca yapmayı icat ettiler. Bunun üzerine onlar hakkında "O mescitte (maddî-manevî kirlerden) temizlenmeyi seven kişiler vardır" ayeti nazil oldu.

    İbni Abbas der ki: "O mescitte (maddl-manevî kirlerden) temizlenmeyi se*ven kişiler vardır" ayeti inince Rasulullah (s.a.) Uveym b. Sâide'ye haber gön*dererek "Allah'ın sizi bu şekilde övmesinin sebebi olan temizlik nedir?" diye sordu. Onlar da, "Ya Rasulallah! Kadın ve erkek hiçbirimiz su ile taharet yap*madan heladan çıkmayız" dediler. Efendimiz (s.a.), "O halde bu ayetin sebebi budur" dedi.

    Bir rivayette denildi ki: Bu ayet inince Rasulullah (s.a.) ile beraber Muha*cirler yürüyerek Küba Mescidi'ne geldiler. Küba'da Ensar'ı otururken buldular. Efendimiz (s.a.) onlara:

    "Siz mümin misiniz?" diye sordu. Onlar sustular. Tekrar sorunca Hz. Ömer (r.a.) atıldı:

    "Gerçekten mümindirler, ben de onlarla beraberim" dedi.

    Peygamberimiz (s.a.) "Siz kaza ve kadere razı olur musunuz?" diye sordu.

    "Evet" dediler. Efendimiz (s.a.):

    "Başınıza gelen belâlara sabreder misiniz?" dedi.

    "Evet" dediler. Efendimiz (s.a.):

    "Rahat ve refah zamanınızda şükreder misiniz?" dedi.

    "Evet" dediler. Efendimiz (s.a.):

    "Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, siz müminsiniz" dedi ve aralarına otur*du. Sonra şöyle hitap etti:

    "Ey Ensar topluluğu! Allah (c.c.) size senada bulundu. Abdest alırken ve abdest bozarken ne şekilde hareket ediyorsunuz?" Onlar şöyle karşılık verdiler:

    "Ya Rasulallah! Büyük abdestten sonra temizlenmek için üç taş kullanır, sonra da su kullarınız." Bunun üzerine "Orada (maddî-manevî kirlerden) te*mizlenmeyi seven kişiler vardır" mealindeki ayeti okudu. [305]



    Ayetler Arası İlişki


    Allah Tealâ münafıkların özelliklerini ve nifakta kullandıkları çeşitli metotları zikrettikten sonra şöyle buyurdu: "Zarar vermek... için mescit yapanlar..." [306]



    Açıklaması


    Münafıklardan bir kısmı da Küba Mescidi civarında Dırar Mescidi inşa et*tiler. Bunlar Evs ve Hazrec Kabilesi'nden 12 kişiydiler. Bu mescidi yapmaları*nın dört sebebi vardı:

    1- Peygamberimiz (s.a.)'in Medine'ye varır varmaz bina ettiği Küba Mesci-di'nde müslümanlara zarar vermek.

    2- Peygamberimiz (s.a.)'i ve getirdiği Kitabı inkâr etmek, O'na ve İslâm'a dil uzatmak. Bu mescidi müslümanlar aleyhine hile ve desise için karargâh olarak kullanmak.

    Bu Dırar Mescidi fitne merkezi, nifak ocağı, münafıkların namazı cemaat*le eda etmekten kaçıp sığındıkları yuvaları olmuştu. Bu ise küfürdü. Çünkü imana aykırı inanç ve amele küfür ismi veriliyordu.

    3- Tek mescitte Rasulullah (s.a.)'ın arkasında namaz kılan müminlerin arasını açmak. Çünkü müminlerin bir kısmı orada namazı kılınca tefrika çıka*cak, ülfet bozulacak, birlik dağılacaktı. Bunun için asıl olan müslümanların tek mescitte namaz kılmaları idi. Mescitlerin ihtiyaç olmaksızın çoğaltılması dinin hedef ve gayelerine aykırı idi.

    4- Burasının gözetim ve kontrol merkezi olarak kullanılması, Allah ve Ra-sulüyle savaşan kişilerin oraya gelmelerini ve karargâh haline getirmelerini beklemeleri; burayı inşa eden münafıkların savaşa hazırlandıkları ve müslümanlan gözetmek için kullandıkları bir yer olması.

    Allah ve Rasulü'ne savaş açan kimseden maksat, -Nüzul Sebebi'nde belir*tildiği gibi- Hazrec Kabilesinden Ebu Amir er-Rahib idi. Bu Meleklerin yıkadı*ğı Hanzala'nın babası idi. Rasulullah (s.a.) ona "fasık" ismini vermişti. Cahili-yette Hristiyan olmuş, rahiplik yapmış, ilim tahsil etmişti. Rasulullah (s.a.) or*taya çıkınca O'na düşman olmuştu. Çünkü reislik elinden gitmişti, Uhud günü Peygamberimiz (s.a.)'e "Seninle çarpışcak bir kavim bulsam, ben de onlarla bir*likte seninle çarpışırım" demişti.

    Huneyn Savaşı'na kadar Peygamberimiz (s.a.)'le hep karşı tarafta çarpıştı. Hevazin'le birlikte yenilgiye uğrayınca Şam'a kaçtı. Kayser'den Rasulullah (s.a.) ile savaşacak askerler isteyip getirecekti. Suriye'nin kuzeyinde Kınnes-rîn'de yalnız başına öldü. Bir rivayete göre ise Hendek Savaşı'nda düşman or*dularını toparlıyordu. Düşman yenilgiye uğrayınca Şam'a kaçtı.

    Bu rivayetlere göre Ebu Âmir'in Herakl'e gidişi ya Uhud, ya Huneyn, veya Hendek Savaşı'ndan sonra olmuştur.

    O münafıklar yemin edecekler ve diyecekler ki: Biz bu mescidi yapmakla sadece iyilik yapmak istedik. Niyetimiz müslünıanlara şefkatle yaklaşmak, güçsüz ve zayıfların rahatlarını sağlamak, hatta yağmurlu günlerde cemaatle namazda bulunmalarını temin etmekti. Diğer müslümanlara kanarak Rasulul*lah (s.a.) onları tasdik edecek ve o mescitte namaz kılacaktır, ama Allah Tealâ gayet iyi biliyor ki onlar bu yeminlerinde ve iddialarında yalancıdırlar, amelle*rinde ikiyüzlüdürler.

    Allah, Rasulüne bu durumu bildirdi. "Allah şahittir ki..." ayetinin manası, Allah onların kalplerindeki fesatlığı ve yemin ettikleri konuda yalancı oldukla*rını da gayet iyi bilir, demektir.

    Onların bu mescidi zarar vermek ve kötülük etmek için inşa etmeleri se*bebiyle Allah, Cebrail'e vahyedip Rasulü'nün orada namaz kılmasını yasakladı. Ümmet de bu konuda ona tabidir. "Orada namaza durma!" Yani orada namaz kılma. Bazan namaz "kıyam" kelimesiyle ifade edilebilir. Meselâ, "Falan geceyi kıyamla geçiriyor" denir. Buharî'deki sahih hadis böyledir: "Kim Ramazan'da inanarak ve sevabını yalnız Allah'tan umarak kıyamla geçirirse geçmiş günah*ları bağışlanır."

    Gelecek zamanın tamamını içine almak üzere "ebediyyen" manasında kul*lanılan "ebedî" kelimesinin nehiy cümlesinde yer alınca genellik ifade ederek "sakın, kesinlikle, asla" manasında kullanıldığı görülmektedir.

    Cenab-ı Hak bundan sonra iki sebeple Rasulünü Küba Mescidi'nde namaz kılmaya teşvik etmiştir:

    Birincisi: Bu mescit takva üzerine bina edilmiştir. Binası, ilk gününden itibaren takva yani Allah'a ve Rasulü'ne itaat esası üzerine, müminlerin birli*ğini temin ve müslümanlara bir merkez ve karargâh olması için kurulmuştu.

    "Takva esası üzerine kurulmuş mescit..." yani Allah korkusu, ihlâsla ibadet etmek, müminleri Allah Rasulünün sevgisi üzerine toplamak ve İslâm birliği uğruna çalışmak için bir merkez olmak üzere kurulmuş mescit, içinde namaz kılmak için, diğer yerlerden daha uygun ve daha evlâdır ey Rasulüm!

    Burada zikredilen mescit -Sahih-i Buharı'de belirtildiği, ayetlerin ve bu konudaki olayların gösterdiği gibi- Küba Mescidi'dir. Bunun içindir ki sahih bir hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.), "Küba Mescidi'ndeki namaz bir umre gibidir" buyurmuşlardır.

    Ancak İmam Ahmed, Müslim ve Nesai'nin rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.)'e bu ayette geçen mescidin hangi mescit olduğu sorulmuş o da "Medi*ne'deki mescit" şeklinde cevap vermiştir. Ayette her iki mescidin de murad edil*miş olmasına hiçbir engel yoktur. Çünkü her iki mescit de inşasına başlanıldığı ilk günden itibaren hayırlara mekân olmuştur.

    İkincisi: Bu mescitte hem (günah ve masiyetlerden arınma anlamında) manevî temizliği hem de (elbise temizliği, abdest ve gusülle beden temizliği, is-tincada taş kullanıldıktan sonra su ile taharet alınması manasında) maddî te*mizliği seven kişiler vardır. Bu ikinci çeşit temizlik müfessirlerin çoğunluğu*nun görüşüdür. Evlâ olan her iki çeşit temizliğin murad edilmiş olmasıdır.

    Allah çok temizlenenleri yani ruhî, manevî, cesedî ve bedenî temizliğe çok önem verenleri sever. Bunlar insanlar arasındaki kâmil şahsiyetlerdir.

    Beyzavî der ki: Orada Allah rızasını kazanmak için günahlardan ve kötü hasletlerden temizlenmeyi isteyenler vardır. Allah çok temizlenenleri sever, ya*ni onlardan razı olur. Aşığın sevgilisine yakınlık duyması gibi onları kendisine yaklaştırır.

    Keşşafta Zemahşeri şöyle demektedir: Onların çok temizlenmeyi sevmele*rinin işareti, temizliğe önem vermeleri ve buna bir şeyi çokça sevenin gösterdi*ği riayeti göstermeleridir. Allah Tealâ'nın onları sevmesi ise onlardan razı ol*ması, onlara aşığın sevgilisine gösterdiği gibi lütuf ve ihsanda bulunmasıdır.[307]

    "Allah'ın kullarını sevmesi"nin manası ise Onun razı olması, müminleri kabul eylemesi ve kendisine yakın kılmasıdır. Çünkü Allah sıfatlarımıza ben*zemekten münezzehtir. O'nun sevmesi bizim sevmemizden başkadır. Bu Onun kemaline lâyık bir vasıftır.

    Nitekim Buharî'nin rivayet ettiği hadis-i kudsîde şöyle buyurulmaktadır: "Kulum bana nafilelerle yaklaşır. Nihayet onu severim. Onu sevdiğim zamanda onun işiten kulağı, gören gözü olurum."

    Bu ayette geçen "Allah'ın sevgisi" Allah'ın Peygamberin ehl-i beytini terte*miz kılma hususundaki sevgisine benzemektedir: "Ey Peygamber ailesi!. Şüp*hesiz Allah sizi günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz kılmak ister." (Ah-zab, 33/33).

    Bundan sonra Cenab-ı Hak her iki mescidin inşa edilmesinin hedeflerini karşılaştırdı: Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine -yani dünya ve ahirette faydalı sağlam bir temel üzerine- bina edenle, zarar vermek, inkâr etmek, mü*minlerin arasını açmak ve daha önce Allah ve Peygamberine karşı savaşanlara gözetleme yeri hazırlamak için mescit bina eden birbirine eşit olamaz. Çünkü böyleleri binalarını çökecek bir uçurum kenarına, yani bir vadiye düşmeye ha*zır, zayıf ve yıkılmaya yüz tutmuş bir yere yapmaktadırlar. Eğer çökerse Ce-hennem'in dibine yuvarlanacaktır. Allah fesatçıların yaptıkları işleri düzeltme*yen zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. Onları hak, adalet, istikamet ve doğruluğa; kendilerinin menfaati ve kurtuluşu olan hususlara muvaffak kıl*maz.

    Razî der ki: "Dünyada münafıkların durumuna bu misalden daha uygun bir misal bulamayız."

    Sözün özü şöyledir: İki binadan birini yapanlar bu binayı yaparken Allah korkusu ve rızasını, ikinci binayı yapanlar ise masiyet ve küfrü gözettiler. Bi*rinci bina şerefli ve ayakta kalması gerekli bir bina, ikinci bina ise değersiz, yı*kılması gerekli bir bina oldu.

    "... Onunla birlikte Cehennem ateşine yuvarlandı" ayeti bir rivayette "Bu gerçektir. Burası Cehennem'den bir yerdir" denildi. Diğer bir rivayette ise, "Bu mecazdır, ayetin manası, "Bina Cehennem'e girdi, sanki yıkılıp Cehennem'in içine düştü" demektir.

    Bundan sonra da Cenab-ı Hak münafıkların Dırar Mescidine yerleşmekle meydana gelen tarih boyunca kalacak kötü manaları beyan etmektedir:

    Onların bu binaları ve yıkımı dinde şüphe etmelerine, iki yüzlülüklerinin artmasına sebep olacaktır. Çünkü bu bina nifak ve küfrün tesirlerini müşah*has kılıyordu. Bu durum onların kalplerinde nifakı yerleştirdi. Tıpkı buzağıya tapanlara onun sevgisinin verildiği gibi. Bu şekilde devam edecek; yürekleri paramparça oluncaya, idrak kabiliyeti tamamen kayboluncaya, yani ölünceye kadar öyle devam edecek.

    İnşa etmeleriyle sevindikleri bu bina dindeki şüphelerinin kaynağı, gönül*lerine yerleşen küfür ve nifakın müşahhas bir ifadesidir. Peygamberimiz (s.a.) bu binanın yıkılmasını emrettiği zaman bu onlara çok ağır gelmiş, kızgınlıkları artmış, onun peygamberliği hakkındaki şüpheleri çoğalmıştı. Korkuları bir kat daha büyümüş, kendi durumları hakkında tereddüde düşmüşlerdi: Acaba öldü*rülecekler miydi, yoksa serbest mi bırakılacaklardı? Bu binanın kendisi bizzat şüphe idi, şüphelere de sebep oldu. Şüpheye sebep oluşu binanın tahrip edilme*si ve yıkılmasıyla ortaya çıktı.

    Allah yarattıklarının amellerini gayet iyi bilendir, hayır veya şer onlara karşılık vermekte tam bir hüküm ve hikmet sahibidir. Münafıkların halini açıklamak, gerçeklerin bilinmesi için Onun hikmetindendir. [308]


  5. 28.Mart.2014, 22:36
    3
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Kur'an'ı Kerimde temizlik ile ilgili soru

    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

    Bu ayetler aşağıdaki hususlara işaret etmektedir.
    1- Münafıklardan bir grup şu dört sebeple Küba Mescid'i civarında Dırar Mescidini yaptılar: Amaçları müslümanlara zarar vermek, Peygamberimiz (s.a.)'i ve getirdiği Kitabı inkâr etmek, müminlerin arasını açmak, Allah ve Ra-sulüne düşmanlık edenlere karargâh hazırlamak.
    Dırar Mescidi tabirindeki menfilik bizzat kendisinde değil, mescidi yapan­ların gayesindedir.
    2- İyi niyetli ve gayelerinin halis olduğuna dair yaptıkları yeminler yalan­dır.
    3- Malikîler demişlerdir ki: Zarar vermek veya gösteriş niyetiyle kurulan her mescit Dırar Mescidi hükmündedir; öyle bir yerde namaz kılmak caiz değil­dir. Böyle bir mescidin yanıbaşına başka bir mescit yapılmışsa yıkılması vacip­tir. Çünkü bu durumda birinci mescidin halkı ayrılır, mescit boş kalır. Ancak şehir büyük, halkı çok ise ve bir mescit yeterli değilse bu durumda ikinci bir mescit bina edilebilir. Bir beldede iki veya üç mescit bina edilmesi uygun değil­se bu durumda ikinci bir mescit bina edilebilir. Bir beldede iki veya üç mescit bina edilmesi uygun değildir. İkinci mescit men edilmelidir. Kim böyle bir yer­de Cuma namazı kılarsa o cuma geçerli değildir.[309]
    4- Alimler diyorlar ki: Zalimin birinin tayin ettiği imamın arkasında, ma­zeretini ortaya koymadıkça veya tevbe etmedikçe namaz kılınmaz.
    Çünkü Hz. Ömer (r.a.) hilâfeti esnasında Mücemmi' b. Cariye'nin Küba Mescidi'nde imam olarak namaz kıldırmasına izin vermemişti. Çünkü Dırar Mescidi'nin imamı idi. Sonra da münafıkların ondan gizledikleri şeylerden bil­gisi olmadığı ortaya çıkınca onun imamlığına izin verdi.
    5- İbadet için bina edilen mescit başkalarının zararına sebep oluyorsa za­rara sebep olan her bina gibi bu da yıkılır. Tıpkı başkasına zararı dokunan fırı­nın yıkılması, değirmen yapanın, kuyu kazan kimsenin engellenmesi gibi... Bu­radaki ölçü, kardeşine veya komşusuna zarar veren kimsenin engellenebilece­ğidir. Buna günümüzde hukukçular, "Hakkı kullanmada aşın gitme nazariyesi" adını vermektedirler. Maliki fakihleri ve başkalarının bu nazariyeyi kabul ettikleri hususu daha önce geçmişti.
    6- "Ameli küfür." İbnü'l- Arabî şöyle der: Bunlar, Küba Mescidi veya Pey­gamberimiz (s.a.)'in Mescidi'nin hürmeti olmadığına inanmaları sebebiyle kâfir oldular.
    7- "Müminlerin arasını açmak" ifadesi işaret etmektedir ki cemaatin varlı­ğının en yüce maksadı kalpleri birbirine ısındırmak, onları itaat noktasında birleştirmektir. Böylece insanlar birbirleriyle kaynaşır, kalpleri kinlerden arı­nır.
    İmam Malik -diğer alimlere muhalif olarak bu ayetten şu hükmü çıkart­maktadır: Bir mescitte iki ayrı imam arkasında iki cemaat namaz kılınmaz.
    8- "Onlar, iyilikten başka bir niyetimiz yoktu, diye yemin ederler." ayeti işa­ret ediyor ki fiiller amaç ve maksadın değişmesiyle değişikliğe uğrarlar.
    9- "Orada asla namaza durma!" mealindeki ayete göre Dırar Mescidi'nde namaz kılmanın haram oluşu.
    10- Takva Mescidi'nin namaz kılmak için diğerinden daha lâyık olduğu. Takva, imamın cezadan kurtulmasına vesile olarak güzel hasletlerdir.
    11- İslâm'ın manevî temizliğe (kinlerden uzak kalmaya, gönül temizliğine sahih imana) ve maddî temizliğe (abdeste, gusüle, elbiseye, bedenden ve namaz kılınacak yerlerden pisliğin kaldırılmasına) teşvik etmesi... Çünkü Allah bu ayette temizliği seven ve önem veren kişilere senada bulundu.
    Necasetin kaldırılması hususunda alimlerin üç görüşü vardır.
    Birinci görüşe göre farzdır. Bilerek veya bilmeyerek pis bir elbise ile na­maz kılan kimsenin namazı caiz olmaz. Bu imam Şafiî ve Ahmed b. Hanbel'in görüşüdür. İmam Malik'ten de bu şekilde bir rivayet vardır.
    İkinci görüşe göre ise necaset dirhem miktarı (3,2 gr.) ise namaz iade edi­lir. Dirhem miktarı dübürün halkasına kıyas edilerek belirtilmiştir. Bu görüş İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf un görüşüdür.
    Üçüncü görüşe göre ise elbise ve bedendeki necasetin temizlenmesi sün­nettir, farz değildir. Bu İmam Malik'in diğer görüşüdür.
    Kurtubî der ki: Birinci görüş inşallah daha sahihtir. Çünkü Peygamberi­miz (s.a.) Buharî ve Müslim'in rivayetine göre, yanyana iki kabrin yanından geçerken şöyle dedi: "Bu iki kabirde yatan da azap görüyor. Ama büyük bir şey sebebiyle azap görmüyorlar. Biri, laf taşıyıcılık yapması, diğeri ise küçük ab-destten sonra tam manasıyla istibra yapmaması sebebiyle azap görüyor." İnsan ise ancak farzı terk etmesi sebebiyle azaba uğrar.
    Ebubekir b. Ebî Şeybe, Ahmed b. Hanbel, İbni Mace ve Hakim Ebu Hurey-re'den şöyle rivayet etmektedirler: Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurdu: "Kabir azabının çoğu idrar sebebiyledir."
    Diğerleri ise Cebrail (a.s.)'in Peygamberimiz (s.a.)'e gelip namazda ayakla-nndaki nalinlerinde pislik olduğunu bildirmesi üzerine Rasulullah (s.a.)'m na- ünlerini çıkarmasını delil olarak zikretmişlerdir.[310]
    Kıldığı namazı iade etmemesinden de necaseti izale etmenin sünnet oldu­ğu ancak namazının sahih olduğu anlaşılmaktadır. Vaktin içinde olduğu müd­detçe kâmil bir namaz kılmak için namazını iade edebilir.
    12- 109. ayet delâlet etmektedir ki, Allah korkusu ve O'nun rızasını ka­zanma niyetiyle başlanan her şey bakidir, sahibine mutluluk verir ve onu Al­lah'a yükseltir:
    "... Geride kalan salih amellerine ise sevap olarak da, ümit kaynağı olarak da Rabbinin nezninde sizin için daha hayırlıdır. (Kehf, 18/46).
    13- Dırar Mescidi münafıkların şek ve şüpheye düşmelerinin sebebi idi. Bu mescidi bina ettiklerinde son derece sevinmişlerdi. Rasulullah (s.a.) yıkıl­masını emredince de bu onlara çok ağır geldi, kızgınlıkları arttı ve Rasulul-lah'ın hakkındaki tereddütleri çoğaldı. Kalplerindeki bu şek ve şüphe ölünceye kadar devam etmiştir


  6. 28.Mart.2014, 22:36
    3
    mum
    Administrator
    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

    Bu ayetler aşağıdaki hususlara işaret etmektedir.
    1- Münafıklardan bir grup şu dört sebeple Küba Mescid'i civarında Dırar Mescidini yaptılar: Amaçları müslümanlara zarar vermek, Peygamberimiz (s.a.)'i ve getirdiği Kitabı inkâr etmek, müminlerin arasını açmak, Allah ve Ra-sulüne düşmanlık edenlere karargâh hazırlamak.
    Dırar Mescidi tabirindeki menfilik bizzat kendisinde değil, mescidi yapan­ların gayesindedir.
    2- İyi niyetli ve gayelerinin halis olduğuna dair yaptıkları yeminler yalan­dır.
    3- Malikîler demişlerdir ki: Zarar vermek veya gösteriş niyetiyle kurulan her mescit Dırar Mescidi hükmündedir; öyle bir yerde namaz kılmak caiz değil­dir. Böyle bir mescidin yanıbaşına başka bir mescit yapılmışsa yıkılması vacip­tir. Çünkü bu durumda birinci mescidin halkı ayrılır, mescit boş kalır. Ancak şehir büyük, halkı çok ise ve bir mescit yeterli değilse bu durumda ikinci bir mescit bina edilebilir. Bir beldede iki veya üç mescit bina edilmesi uygun değil­se bu durumda ikinci bir mescit bina edilebilir. Bir beldede iki veya üç mescit bina edilmesi uygun değildir. İkinci mescit men edilmelidir. Kim böyle bir yer­de Cuma namazı kılarsa o cuma geçerli değildir.[309]
    4- Alimler diyorlar ki: Zalimin birinin tayin ettiği imamın arkasında, ma­zeretini ortaya koymadıkça veya tevbe etmedikçe namaz kılınmaz.
    Çünkü Hz. Ömer (r.a.) hilâfeti esnasında Mücemmi' b. Cariye'nin Küba Mescidi'nde imam olarak namaz kıldırmasına izin vermemişti. Çünkü Dırar Mescidi'nin imamı idi. Sonra da münafıkların ondan gizledikleri şeylerden bil­gisi olmadığı ortaya çıkınca onun imamlığına izin verdi.
    5- İbadet için bina edilen mescit başkalarının zararına sebep oluyorsa za­rara sebep olan her bina gibi bu da yıkılır. Tıpkı başkasına zararı dokunan fırı­nın yıkılması, değirmen yapanın, kuyu kazan kimsenin engellenmesi gibi... Bu­radaki ölçü, kardeşine veya komşusuna zarar veren kimsenin engellenebilece­ğidir. Buna günümüzde hukukçular, "Hakkı kullanmada aşın gitme nazariyesi" adını vermektedirler. Maliki fakihleri ve başkalarının bu nazariyeyi kabul ettikleri hususu daha önce geçmişti.
    6- "Ameli küfür." İbnü'l- Arabî şöyle der: Bunlar, Küba Mescidi veya Pey­gamberimiz (s.a.)'in Mescidi'nin hürmeti olmadığına inanmaları sebebiyle kâfir oldular.
    7- "Müminlerin arasını açmak" ifadesi işaret etmektedir ki cemaatin varlı­ğının en yüce maksadı kalpleri birbirine ısındırmak, onları itaat noktasında birleştirmektir. Böylece insanlar birbirleriyle kaynaşır, kalpleri kinlerden arı­nır.
    İmam Malik -diğer alimlere muhalif olarak bu ayetten şu hükmü çıkart­maktadır: Bir mescitte iki ayrı imam arkasında iki cemaat namaz kılınmaz.
    8- "Onlar, iyilikten başka bir niyetimiz yoktu, diye yemin ederler." ayeti işa­ret ediyor ki fiiller amaç ve maksadın değişmesiyle değişikliğe uğrarlar.
    9- "Orada asla namaza durma!" mealindeki ayete göre Dırar Mescidi'nde namaz kılmanın haram oluşu.
    10- Takva Mescidi'nin namaz kılmak için diğerinden daha lâyık olduğu. Takva, imamın cezadan kurtulmasına vesile olarak güzel hasletlerdir.
    11- İslâm'ın manevî temizliğe (kinlerden uzak kalmaya, gönül temizliğine sahih imana) ve maddî temizliğe (abdeste, gusüle, elbiseye, bedenden ve namaz kılınacak yerlerden pisliğin kaldırılmasına) teşvik etmesi... Çünkü Allah bu ayette temizliği seven ve önem veren kişilere senada bulundu.
    Necasetin kaldırılması hususunda alimlerin üç görüşü vardır.
    Birinci görüşe göre farzdır. Bilerek veya bilmeyerek pis bir elbise ile na­maz kılan kimsenin namazı caiz olmaz. Bu imam Şafiî ve Ahmed b. Hanbel'in görüşüdür. İmam Malik'ten de bu şekilde bir rivayet vardır.
    İkinci görüşe göre ise necaset dirhem miktarı (3,2 gr.) ise namaz iade edi­lir. Dirhem miktarı dübürün halkasına kıyas edilerek belirtilmiştir. Bu görüş İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf un görüşüdür.
    Üçüncü görüşe göre ise elbise ve bedendeki necasetin temizlenmesi sün­nettir, farz değildir. Bu İmam Malik'in diğer görüşüdür.
    Kurtubî der ki: Birinci görüş inşallah daha sahihtir. Çünkü Peygamberi­miz (s.a.) Buharî ve Müslim'in rivayetine göre, yanyana iki kabrin yanından geçerken şöyle dedi: "Bu iki kabirde yatan da azap görüyor. Ama büyük bir şey sebebiyle azap görmüyorlar. Biri, laf taşıyıcılık yapması, diğeri ise küçük ab-destten sonra tam manasıyla istibra yapmaması sebebiyle azap görüyor." İnsan ise ancak farzı terk etmesi sebebiyle azaba uğrar.
    Ebubekir b. Ebî Şeybe, Ahmed b. Hanbel, İbni Mace ve Hakim Ebu Hurey-re'den şöyle rivayet etmektedirler: Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurdu: "Kabir azabının çoğu idrar sebebiyledir."
    Diğerleri ise Cebrail (a.s.)'in Peygamberimiz (s.a.)'e gelip namazda ayakla-nndaki nalinlerinde pislik olduğunu bildirmesi üzerine Rasulullah (s.a.)'m na- ünlerini çıkarmasını delil olarak zikretmişlerdir.[310]
    Kıldığı namazı iade etmemesinden de necaseti izale etmenin sünnet oldu­ğu ancak namazının sahih olduğu anlaşılmaktadır. Vaktin içinde olduğu müd­detçe kâmil bir namaz kılmak için namazını iade edebilir.
    12- 109. ayet delâlet etmektedir ki, Allah korkusu ve O'nun rızasını ka­zanma niyetiyle başlanan her şey bakidir, sahibine mutluluk verir ve onu Al­lah'a yükseltir:
    "... Geride kalan salih amellerine ise sevap olarak da, ümit kaynağı olarak da Rabbinin nezninde sizin için daha hayırlıdır. (Kehf, 18/46).
    13- Dırar Mescidi münafıkların şek ve şüpheye düşmelerinin sebebi idi. Bu mescidi bina ettiklerinde son derece sevinmişlerdi. Rasulullah (s.a.) yıkıl­masını emredince de bu onlara çok ağır geldi, kızgınlıkları arttı ve Rasulul-lah'ın hakkındaki tereddütleri çoğaldı. Kalplerindeki bu şek ve şüphe ölünceye kadar devam etmiştir





+ Yorum Gönder