Konusunu Oylayın.: Tefekkür nasıl yapılır? Tefekkürün faydaları nelerdir

5 üzerinden 4.29 | Toplam : 7 kişi
Tefekkür nasıl yapılır? Tefekkürün faydaları nelerdir
  1. 18.Mart.2014, 20:26
    1
    sstrn
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Temmuz.2012
    Üye No: 97156
    Mesaj Sayısı: 527
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Tefekkür nasıl yapılır? Tefekkürün faydaları nelerdir






    Tefekkür nasıl yapılır? Tefekkürün faydaları nelerdir Mumsema Selamun Aleykum,

    Tefekkür nasıl yapılır ? ve tefekkür yapınca kazanacağımız faydalar neler ?


  2. 18.Mart.2014, 20:26
    1
    Devamlı Üye



  3. 18.Mart.2014, 20:36
    2
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Tefekkür nasıl yapılır? Tefekkürün faydaları nelerdir




    İSLAM’DA TEFEKKÜR
    TEFEKKÜR NE DEMEK


    Tefekkür etmek, Allah-u Teâlânın yarattığı şeyler üzerinde düşünmek ve bunlardan ibret almaktır Tefekkür, Kuran’da çok zikredilen önemli bir ibâdettir.. Kur`an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz, akl-ı selim sahiplerini överken şöyle buyurmaktadır: “ Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah`ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” [1]
    Yüce Halıkımız’ın yarattığı varlıklardaki güzellikleri ve hikmetleri düşünmek, O’na olan imanımızın artmasına ve O’nu sevmemize vesile olur. Rabbimiz’in haber verdiği azapları düşünmek, O’ndan korkmaya ve kimseye kötülük yapmamaya vesiledir; O’nun büyük nimetlerine ve ihsanlarına rağmen, nefsine uyarak günah işlediğini ve gaflet içinde yaşadığını düşünmek, O’na karşı hayâ etmeye, utanmaya vesile olur. Yani gerçek anlamda bir tefekkür, insanın yaradılış gayesini en güzel şekilde anlamasını sağlar.


    Akıl sayesinde insan, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, yararlı ile zararlıyı birbirinden ayırabilir. Akıllı ve doğru düşünceli insan, bu dünyaya niçin geldiğini, vazifesiz olmadığını bilir. Yaratılışının gayesine uygun çalışarak hem dünyasını hem de ahiretini kazanabilir.
    Yüce Rabbimiz Kuran’ın birçok ayetinde: "düşünenler için deliller vardır" ifadeleriyle tefekkür etmenin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca üzerinde düşünmek için Allah, sayısız delil yaratmıştır. Gördüğümüz ve farkına vardığımız her şey Yüce Allah’ın bir tecellisi ve varlığının delilidir. Bu nedenle göklerde, yerde ve onların arasında bulunan her şey Rabbimiz’in Yüceliğini anlamamız için birer tefekkür vesilesidir.
    Kur’an-ı Mübin’de Yüce Allah; verdiği kalp, göz ve kulak nimetleriyle hakkı gereği gibi tefekkür ve idrak etmeyen kullarının durumlarını şöyle dile getirmektedir: “ Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” [2]
    Yine pek çok ayette “tefekkür etmez misiniz, hala düşünmez misiniz, akletmez misiniz, hatırlamaz mısınız, ibret almaz mısınız, araştırmaz mısınız ?” denilmekte, insanoğlunun akıl ve düşünme melekelerini kullanarak doğru yolu bulması, tekâmül etmesi (ilerlemesi), yeni icatlarda ve keşiflerde bulunması teşvik edilmektedir.


    Kalp ve kafayı karıştıran şeylerin başında anlamsız ihtilaflar, dünya meta`ına rağbet, nefsâni arzulara düşkünlük gelir. Bunlar, insan zekasını donuklaştıran, kalbini karartıp karıştıran şeylerdir. Tefekkürle zihin basîrete kavuşur. Basîret güçlendikçe kişi Kur`an’ın ifâdesiyle "ülü`l-elbâb" yani akıl ve idrak sahibi olur. Tefekküre dayanan bir iman; insanı taklitçilikten ve nefse dayalı boş bir hayat yaşamaktan kurtarır. Her şey anlam bulur.
    Derin bir tefekkür sonucu iman eden, bilinçli hareket eder. Dünyadaki asıl amacın Allah’a kulluk olduğunu hiç unutmaz. Nefsini her zaman iyi, doğru ve güzel şeyler yapmak için eğitir. Böylece kötü, hayâsız ve ahlaksızca olandan korunmuş olur. Mümin tefekkür ederek feraset sahibi olur. Olayların veya toplumsal sorunların arka planını kavrar, hiçbir şeyin, her zaman göründüğü gibi olmadığını bilir. Bu açıdan dünya hayatındaki adımlarını güvenle atar. Neyin gerçekten doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Daima Rabbinin gözetiminde olduğunu aklından çıkarmaz.
    Canâb-ı Hakk bizleri, Rabbini gerçek manada tanıyan mümin, muvvahit kullarından eylesin.
    Hatice BAHACAN



  4. 18.Mart.2014, 20:36
    2
    mum
    Administrator



    İSLAM’DA TEFEKKÜR
    TEFEKKÜR NE DEMEK


    Tefekkür etmek, Allah-u Teâlânın yarattığı şeyler üzerinde düşünmek ve bunlardan ibret almaktır Tefekkür, Kuran’da çok zikredilen önemli bir ibâdettir.. Kur`an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz, akl-ı selim sahiplerini överken şöyle buyurmaktadır: “ Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah`ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” [1]
    Yüce Halıkımız’ın yarattığı varlıklardaki güzellikleri ve hikmetleri düşünmek, O’na olan imanımızın artmasına ve O’nu sevmemize vesile olur. Rabbimiz’in haber verdiği azapları düşünmek, O’ndan korkmaya ve kimseye kötülük yapmamaya vesiledir; O’nun büyük nimetlerine ve ihsanlarına rağmen, nefsine uyarak günah işlediğini ve gaflet içinde yaşadığını düşünmek, O’na karşı hayâ etmeye, utanmaya vesile olur. Yani gerçek anlamda bir tefekkür, insanın yaradılış gayesini en güzel şekilde anlamasını sağlar.


    Akıl sayesinde insan, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, yararlı ile zararlıyı birbirinden ayırabilir. Akıllı ve doğru düşünceli insan, bu dünyaya niçin geldiğini, vazifesiz olmadığını bilir. Yaratılışının gayesine uygun çalışarak hem dünyasını hem de ahiretini kazanabilir.
    Yüce Rabbimiz Kuran’ın birçok ayetinde: "düşünenler için deliller vardır" ifadeleriyle tefekkür etmenin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca üzerinde düşünmek için Allah, sayısız delil yaratmıştır. Gördüğümüz ve farkına vardığımız her şey Yüce Allah’ın bir tecellisi ve varlığının delilidir. Bu nedenle göklerde, yerde ve onların arasında bulunan her şey Rabbimiz’in Yüceliğini anlamamız için birer tefekkür vesilesidir.
    Kur’an-ı Mübin’de Yüce Allah; verdiği kalp, göz ve kulak nimetleriyle hakkı gereği gibi tefekkür ve idrak etmeyen kullarının durumlarını şöyle dile getirmektedir: “ Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” [2]
    Yine pek çok ayette “tefekkür etmez misiniz, hala düşünmez misiniz, akletmez misiniz, hatırlamaz mısınız, ibret almaz mısınız, araştırmaz mısınız ?” denilmekte, insanoğlunun akıl ve düşünme melekelerini kullanarak doğru yolu bulması, tekâmül etmesi (ilerlemesi), yeni icatlarda ve keşiflerde bulunması teşvik edilmektedir.


    Kalp ve kafayı karıştıran şeylerin başında anlamsız ihtilaflar, dünya meta`ına rağbet, nefsâni arzulara düşkünlük gelir. Bunlar, insan zekasını donuklaştıran, kalbini karartıp karıştıran şeylerdir. Tefekkürle zihin basîrete kavuşur. Basîret güçlendikçe kişi Kur`an’ın ifâdesiyle "ülü`l-elbâb" yani akıl ve idrak sahibi olur. Tefekküre dayanan bir iman; insanı taklitçilikten ve nefse dayalı boş bir hayat yaşamaktan kurtarır. Her şey anlam bulur.
    Derin bir tefekkür sonucu iman eden, bilinçli hareket eder. Dünyadaki asıl amacın Allah’a kulluk olduğunu hiç unutmaz. Nefsini her zaman iyi, doğru ve güzel şeyler yapmak için eğitir. Böylece kötü, hayâsız ve ahlaksızca olandan korunmuş olur. Mümin tefekkür ederek feraset sahibi olur. Olayların veya toplumsal sorunların arka planını kavrar, hiçbir şeyin, her zaman göründüğü gibi olmadığını bilir. Bu açıdan dünya hayatındaki adımlarını güvenle atar. Neyin gerçekten doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Daima Rabbinin gözetiminde olduğunu aklından çıkarmaz.
    Canâb-ı Hakk bizleri, Rabbini gerçek manada tanıyan mümin, muvvahit kullarından eylesin.
    Hatice BAHACAN



  5. 23.Mayıs.2014, 01:54
    3
    find
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Mayıs.2007
    Üye No: 802
    Mesaj Sayısı: 732
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Tefekkür nasıl yapılır? Tefekkürün faydaları nelerdir

    tefekkür nasıl yapılır


    Tefekkür Ne Demektir ve Nasıl Yapılır ?

    Tefekkere fiili, üç harfli olan “fekere” fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir.
    Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, ALLAH’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat ALLAH’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü ALLAH hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).
    Hz. Muhammed (s.a.s)’e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.s)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:
    “Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden
    akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen
    Hz. Bilâl (r.a):
    “Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, o: “Bu gece Yüce ALLAH bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu:

    “Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).

    Ondan sonra Resulullah (s.a.s): “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun” dedi.

    Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:

    “Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken ALLAH’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191).

    İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, bazı insanlar ALLAH’ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu:

    “ALLAH’ın yarattıkları hakkında düşünün. ALLAH’ın zatını düşünmeyin. ALLAH’ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz”

    Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde bulunurdu. Kendisine: “Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette bulunsan, daha iyi olmaz mı?” diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir: “Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder”

    Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: “Yüce ALLAH’ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir”.

    İmâm Şafiî de: “Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın” diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)

    Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce ALLAH Kur’an’da çeşitli hususları dile getirdikten sonra “… Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için ibretler vardır” (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu ifade Kur’an’da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra’d, 13/3; en-Nahl, 16/69; er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).

    Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur’an’da onsekiz yerde geçmektedir.

    Kur’an’da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktadır.

    Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı ayetlerin meâli şöyledir:

    “O’dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır” (er-Ra’d, 13/3)

    “O’dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır” (en-Nahl, 16/10,11).

    “Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, ALLAH’ın korkusundan onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye insanlara veriyoruz” (el-Haşr, 59/21) İslâm’ın bu kadar önem verdiği olumlu tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, “dünya hayatı geçicidir; ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha iyidir” şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi, her zaman için daha kârlı çıkar.
    Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi başkalarına yol gösterir. ”



    BU YAZIYI ALLAH RIZASI İÇİN ARKADAŞLARINIZLA PAYLAŞIN, ONLARINDA İSTİFADE ETMESİNE VESİLE OLUN


  6. 23.Mayıs.2014, 01:54
    3
    Devamlı Üye
    tefekkür nasıl yapılır


    Tefekkür Ne Demektir ve Nasıl Yapılır ?

    Tefekkere fiili, üç harfli olan “fekere” fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir.
    Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, ALLAH’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat ALLAH’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü ALLAH hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).
    Hz. Muhammed (s.a.s)’e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.s)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:
    “Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden
    akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen
    Hz. Bilâl (r.a):
    “Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, o: “Bu gece Yüce ALLAH bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu:

    “Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).

    Ondan sonra Resulullah (s.a.s): “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun” dedi.

    Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:

    “Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken ALLAH’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191).

    İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, bazı insanlar ALLAH’ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu:

    “ALLAH’ın yarattıkları hakkında düşünün. ALLAH’ın zatını düşünmeyin. ALLAH’ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz”

    Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde bulunurdu. Kendisine: “Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette bulunsan, daha iyi olmaz mı?” diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir: “Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder”

    Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: “Yüce ALLAH’ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir”.

    İmâm Şafiî de: “Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın” diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)

    Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce ALLAH Kur’an’da çeşitli hususları dile getirdikten sonra “… Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için ibretler vardır” (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu ifade Kur’an’da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra’d, 13/3; en-Nahl, 16/69; er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).

    Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur’an’da onsekiz yerde geçmektedir.

    Kur’an’da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktadır.

    Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı ayetlerin meâli şöyledir:

    “O’dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır” (er-Ra’d, 13/3)

    “O’dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır” (en-Nahl, 16/10,11).

    “Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, ALLAH’ın korkusundan onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye insanlara veriyoruz” (el-Haşr, 59/21) İslâm’ın bu kadar önem verdiği olumlu tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, “dünya hayatı geçicidir; ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha iyidir” şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi, her zaman için daha kârlı çıkar.
    Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi başkalarına yol gösterir. ”



    BU YAZIYI ALLAH RIZASI İÇİN ARKADAŞLARINIZLA PAYLAŞIN, ONLARINDA İSTİFADE ETMESİNE VESİLE OLUN





+ Yorum Gönder