Konusunu Oylayın.: Bilmeden kıraat hatası yaptım.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bilmeden kıraat hatası yaptım.
  1. 07.Mart.2014, 12:18
    1
    khrmn87
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Temmuz.2013
    Üye No: 101876
    Mesaj Sayısı: 108
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Bilmeden kıraat hatası yaptım.






    Bilmeden kıraat hatası yaptım. Mumsema Merhaba ben 1 Haziranda namaza başladım 2014 ' de o zaman dan bu zamana kadar kıraatı hep zihnimden okuyordum . Sonradan farkına vardım yani bilmiyordum . O namazlarım kazaya mı kaldı yoksa bilgisizlikten dolayı sorumlu değil miyim. Bundan sonra dili kıpırdatarak yapmaya özen gösterceğm.


  2. 07.Mart.2014, 12:18
    1
    khrmn87 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Merhaba ben 1 Haziranda namaza başladım 2014 ' de o zaman dan bu zamana kadar kıraatı hep zihnimden okuyordum . Sonradan farkına vardım yani bilmiyordum . O namazlarım kazaya mı kaldı yoksa bilgisizlikten dolayı sorumlu değil miyim. Bundan sonra dili kıpırdatarak yapmaya özen gösterceğm.


    Benzer Konular

    - Gusül abdesti bilmeden yanlış yaptım kabul olacak mı

    - İmam Cuma Namazında Kıraat Hatası Yaparsa

    - Namazda kıraat hatası

    - Orucu bozduğunu bilmeden mastürbasyon yaptım

    - Bilmeden gıybet yaptım bu kul hakkına girermi

  3. 08.Mart.2014, 04:16
    2
    mecnun025
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Şubat.2014
    Üye No: 103196
    Mesaj Sayısı: 21
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: fazla uzak

    Cevap: Bilmeden kıraat hatası yaptım.




    Yalnız başına namaz kılan kimse sabah, akşam ve yatsı namazlarını dilerse aşikare bir okuyuşla ve dilerse gizli bir okuyuşla kılar. Geceleyin kılacağı nafile namazlarda da hüküm böyledir. Fakat öğle ve ikindi namazlarında ve gündüz kılacağı nafile namazlarda gizli okuması vaciptir.

    Fatiha ve diğer sureleri, namazda dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın zihinden tekrarlama okuma (kıraat) sayılmaz, yani böyle yapmakla namazın rüknü olan kıraat yerine getirilmiş olmaz. Kişinin kendi duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi, harfleri yerlerinden çıkartarak ve eğer yanında başkaları varsa onları namazda rahatsız etmeyecek bir şekilde okuması gerekir. Kıraatte dilin oynaması şarttır.

    Öğle ve ikindi namazları tek başına da kılınsa, cemaatle de kılınsa kıraatin gizli yapılması vaciptir. Tek başına kılan kimse veya imam kendi işiteceği kadar bir ses çıkararak Fatiha ve sûreyi okur. Gündüz kılınan nafile namazlarda da gizli okumak aynı şekilde vaciptir.

    Cemaatle kılınan sabah, cuma, bayram, teravih ve vitir namazlarının bütün rekâtlarında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekâtında kıraatı cehrî yapmak, yani sesli okumak vaciptir. Akşam namazının üçüncü rekâtında, yatsı namazının da son iki rekâtında gizli okumak vaciptir. Ancak, tek başına sabah, akşam ve yatsı namazını kılan kimse, isterse kıraati sesli yapar, dilerse gizli olarak okur.

    Bu kıraat şekillerinin gündüz namazlarında gizli, gece namazlarında, cuma ve bayram namazlarında açıktan okunmasının hikmeti de tefsirlerimizde şöyle anlatılmaktadır:

    Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) İslâma dâvetin ilk yıllarında tebliğ vazifesini gizli olarak yapıyordu. Sahabîlere namaz kıldırdığı zaman da kıraatte sesini yükseltir, namazları cehri kıldırırdı. Müşrikler Peygamberimizin (asm) sesli kıraatini duyunca şiirlerle ve uydurdukları sözlerle karıştırmaya başladılar. Peygamberimize de hakaret ederek işi alay etmeye kadar vardırdılar. Müşriklerin bu çirkin hareketine meydan verilmemesi ve Müslümanların eziyetlere maruz kalmamaları için bir âyet-i kerime nazil oldu:

    “Namazında sesini ne çok yükselt, ne de fazlaca kıs; ikisi ortasında bir yol tut.”. İsrâ Sûresi, 110.

    Âyette, müşriklerin duymalarına mâni olmak için Peygamberimizin sesini yükseltmemesi isteniyordu.2

    Bundan sonra Peygamberimiz (asm), öğle ve ikindi namazlarında, müşriklerin eziyetiyle muhatap olamamak için kıraatı gizli yaptı. Akşam namazı vakit ise onların yemek saati, yatsı ve sabah da uyku saatleri olduğundan, bu namazlardaki kıraati açıktan yaptı. Cuma ve bayram namazları da zaten Hicret'ten sonra farz ve vacip kılındığından, müşriklerin de bir zararı olmayacağından kıraatler cehrî oldu.

    Kaynaklar:


    2. İmam ez-Zemahşerî. Tefsîrü’l-Keşşâf. (Kahire: Dârü’l-Mushaf, 1397-1977), 3:196.

    (Mehmed Paksu, İbadet Hayatımız)



  4. 08.Mart.2014, 04:16
    2
    mecnun025 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Yalnız başına namaz kılan kimse sabah, akşam ve yatsı namazlarını dilerse aşikare bir okuyuşla ve dilerse gizli bir okuyuşla kılar. Geceleyin kılacağı nafile namazlarda da hüküm böyledir. Fakat öğle ve ikindi namazlarında ve gündüz kılacağı nafile namazlarda gizli okuması vaciptir.

    Fatiha ve diğer sureleri, namazda dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın zihinden tekrarlama okuma (kıraat) sayılmaz, yani böyle yapmakla namazın rüknü olan kıraat yerine getirilmiş olmaz. Kişinin kendi duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi, harfleri yerlerinden çıkartarak ve eğer yanında başkaları varsa onları namazda rahatsız etmeyecek bir şekilde okuması gerekir. Kıraatte dilin oynaması şarttır.

    Öğle ve ikindi namazları tek başına da kılınsa, cemaatle de kılınsa kıraatin gizli yapılması vaciptir. Tek başına kılan kimse veya imam kendi işiteceği kadar bir ses çıkararak Fatiha ve sûreyi okur. Gündüz kılınan nafile namazlarda da gizli okumak aynı şekilde vaciptir.

    Cemaatle kılınan sabah, cuma, bayram, teravih ve vitir namazlarının bütün rekâtlarında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekâtında kıraatı cehrî yapmak, yani sesli okumak vaciptir. Akşam namazının üçüncü rekâtında, yatsı namazının da son iki rekâtında gizli okumak vaciptir. Ancak, tek başına sabah, akşam ve yatsı namazını kılan kimse, isterse kıraati sesli yapar, dilerse gizli olarak okur.

    Bu kıraat şekillerinin gündüz namazlarında gizli, gece namazlarında, cuma ve bayram namazlarında açıktan okunmasının hikmeti de tefsirlerimizde şöyle anlatılmaktadır:

    Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) İslâma dâvetin ilk yıllarında tebliğ vazifesini gizli olarak yapıyordu. Sahabîlere namaz kıldırdığı zaman da kıraatte sesini yükseltir, namazları cehri kıldırırdı. Müşrikler Peygamberimizin (asm) sesli kıraatini duyunca şiirlerle ve uydurdukları sözlerle karıştırmaya başladılar. Peygamberimize de hakaret ederek işi alay etmeye kadar vardırdılar. Müşriklerin bu çirkin hareketine meydan verilmemesi ve Müslümanların eziyetlere maruz kalmamaları için bir âyet-i kerime nazil oldu:

    “Namazında sesini ne çok yükselt, ne de fazlaca kıs; ikisi ortasında bir yol tut.”. İsrâ Sûresi, 110.

    Âyette, müşriklerin duymalarına mâni olmak için Peygamberimizin sesini yükseltmemesi isteniyordu.2

    Bundan sonra Peygamberimiz (asm), öğle ve ikindi namazlarında, müşriklerin eziyetiyle muhatap olamamak için kıraatı gizli yaptı. Akşam namazı vakit ise onların yemek saati, yatsı ve sabah da uyku saatleri olduğundan, bu namazlardaki kıraati açıktan yaptı. Cuma ve bayram namazları da zaten Hicret'ten sonra farz ve vacip kılındığından, müşriklerin de bir zararı olmayacağından kıraatler cehrî oldu.

    Kaynaklar:


    2. İmam ez-Zemahşerî. Tefsîrü’l-Keşşâf. (Kahire: Dârü’l-Mushaf, 1397-1977), 3:196.

    (Mehmed Paksu, İbadet Hayatımız)






+ Yorum Gönder